Rusya’nın Suriye'deki boşluğunu doldurma yarışı ile savaş ve normalleşme mesajları

Rejim güçlerinin 8 Eylül'de İdlib kırsalına düzenlediği bombardıman sonucunda yıkılan binalar (AFP)
Rejim güçlerinin 8 Eylül'de İdlib kırsalına düzenlediği bombardıman sonucunda yıkılan binalar (AFP)
TT

Rusya’nın Suriye'deki boşluğunu doldurma yarışı ile savaş ve normalleşme mesajları

Rejim güçlerinin 8 Eylül'de İdlib kırsalına düzenlediği bombardıman sonucunda yıkılan binalar (AFP)
Rejim güçlerinin 8 Eylül'de İdlib kırsalına düzenlediği bombardıman sonucunda yıkılan binalar (AFP)

Şam ile Ankara arasındaki normalleşme işaretleri günden güne artarken İran'ın Suriye'ye sızma çabaları da her geçen gün çoğalıyor. Aynı şekilde İsrail'in Suriye’de İran’ın desteklediği milislerin ve rejim güçlerinin konuşlu olduğu bölgelere düzenlediği bombardımanların kapsamı da ABD’nin daha fazla katılımıyla birlikte genişliyor. Peki, bu üç gelişme arasında bir bağlantı var mı?
Moskova'nın S-300 sistemini geri çekmesi, seçkin pilotları, Wagner paralı askerlerini ve liderlerini nakletmesi ve onlarca Belarus askerini konuşlandırmasıyla birlikte Suriye'deki askeri varlığının azalması tüm bu gelişmeleri bir birine bağlayan merkez noktaydı. Ukrayna savaşı ve Rusya ordusunun Ukrayna’da karşılaştığı aksilikler nedeniyle Rusya’nın Suriye’de bir boşluk bıraktığı hissi söz konusu. Rusya’nın stratejik tutumu hala aynı olsa da, ‘yıpratma savaşının’ sürdürülebilirliğinin Suriye'de kaçınılmaz olarak büyük değişiklikler anlamına geldiğine dair bir değerlendirme de yapılıyor.
İran, Rusya’nın Suriye'deki boşluğunu, askeri varlığı artırarak değerlendirdi. Ülkenin doğusunda daha fazla milis silahlandıran Tahran, Lübnan'daki Hizbullah ve bölgedeki diğer müttefikleriyle Şam ile ve Şam aracılığıyla askeri iş birliğini derinleştirdi. İran, bu iş birliklerini kara koridorları aracılığıyla yapıyordu, deniz yoluyla da yapmaya çalıştı. Ancak son dönemde havalimanları üzerinden sevkiyatlarını ve çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Tahran, aynı zamanda Şam ve Ankara arasında uzlaşıya varılmasını istiyor. Çünkü Rusya'nın Suriye’deki askeri varlığının azalması durumunda, ‘müttefiki olan’ rejim güçleri üzerinde baskı kurmak için Türkiye’nin kendisine sadık Suriyeli muhalif grupların desteğiyle daha iyi bir askeri konumda olacağını değerlendiriyor. İran, Türkiye ve Suriye rejiminin Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) boğulması gibi ortak bir çıkar noktaları da söz konusu. Ayrıca Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD güçlerinin taciz edilmesiyle ilgili hem bu üçlünün (İran-Türkiye-Suriye rejimi) hem de Rusya’nın çıkarları var.
İkinci gelişme olan İsrail’in Suriye’ye yönelik bombardımanlarının artmasına gelince, İsrail geçtiğimiz yıllarda Suriye’nin çeşitli bölgelerine yüzlerce bombardıman düzenlendi. Fakat Tel Aviv, Moskova ile anlaşarak Rus güçlerinin, rejim güçlerinin ve Suriyeli sivil kuruluşlarının konuşlu olduğu noktaları hedef almaktan kaçınarak İran güçlerinin mevzilerini hedef almakla yetindi.
Ancak İsrail son haftalarda, Suriye’nin batısında yer alan Rusya’nın Askeri Üssü’nün yakınlarındaki Tartus kırsalınının yanı sıra Şam ve Halep havalimanlarını bir süre hizmet dışı kalmalarına neden olacak şekilde ikişer kez bombaladı ve Suriye Hava Kuvvetleri’ni hedef aldı.
Tel Aviv ve Tahran arasında ‘Rusya’nın Suriye’de bıraktığı boşluğu’ doldurmak için bir yarış başladığı ortada. İsrail, kuzey bölgelerde bir İran cephesinin oluşmasını önlerken Tel Aviv'deki bazı yetkililer, ‘konumlanmayı sona erdirme savaşının başladığını’ bile söylediler.
Bu gerilimin, Moskova ve Şam için utanç verici olduğuna şüphe yok. Tahran ve müttefikleri beklenti içinde, dolayısıyla Hamas ve Şam'ın İran ve Hizbullah'ın arabuluculuğuna ve baskılarına yanıt vermesi ve yeni bir sayfa açmak için zorlu bir sürece başlamayı kabul etmesi tesadüf değildi. Ayrıca, Tahran'daki Astana Formatında düzenlenen Suriye konulu Rusya-Türkiye-İran zirvesinden çıkan ortak açıklamada, çoğunlukla ABD’nin Suriye’deki askeri varlığının ‘ayrılıkçı gündemleri’ ve İsrail’in bombardımanlarının eleştirilmesi de tesadüf değildi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik eleştirileri, onları ‘normalleşmeyi’ başlatmaya ve geçmiş yıllardaki ‘sevgi bağını’ yeniden kurmaya itebilir. Putin, kafası ‘Ukrayna bataklığı’ ile meşgulken Suriye’nin içini düzene sokmak istiyor. Esed ve Erdoğan ise normalleşmeye sıcak bakmazken çıkarlarının aynı trende olduğu konusunda da hemfikirler. Normalleşme, Türkiye'nin Suriye muhalefetine verdiği desteğin yanı sıra Şam'ın Türkiye’nin ülkedeki askeri varlığını kabul etmesinde de köklü bir değişim yaratacak. İki tarafın ortak endişesi ise ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin  (SDG) Fırat'ın doğusunda artan rolü. YPG ve Suriyeli gruplar büyük olasılıkla bunun bedelini ödeyecekler.
Moskova, Şam, Lazkiye kırsalı ve Tahran'da Türk ve Suriyeli güvenlik yetkilileri arasında çok sayıda görüşmenin yapıldığını herkes biliyor. Suriye tarafı, geri çekilmek için önceden bir verilen açık bir taahhüd ve bu taahhüdün uygulanmasının gecikirse diye bir takvim belirlenmesini istiyor. Türkiye tarafı ise SDG’ye karşı Suriye’den bir darbe vurulmasını ve önümüzdeki yılın ortalarında yapılacak seçimlerden önce yüz binlerce mültecinin ülkelerine dönüşü için Suriye açılımının olmasını istiyor.
Her iki tarafın da güvenlik düzeyinden siyaset düzeyine geçmenin eşiğine geldiği ortada. Diplomatik olarak, tarafların her biri diğer başkentteki büyükelçiliğinde koordinasyon için bir güvenlik görevlisi atayabilir. Siyasi olarak ise New York, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında ya da onların yardımcıları arasında bir toplantıya ev sahipliği yapmaya yahut Astana Formatı’nın garantörleri Rusya, Türkiye ve İran’ın bakanları arasında yapılacak bir toplantıya ev sahipliği yapmaya aday görünüyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, önümüzdeki hafta başlayacak BM Genel Kurulu'nun oturum aralarında böyle bir toplantının gerçekleşmesi için baskı yapıyor.
Türk, Rus ve İranlı bakanlar düzeyindeki toplantı ve BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in görüşmelerinin, New York'taki Suriye ile ilgili tek organizasyon olması dikkati çekiyor. Çünkü Suriye, uluslararası koridorlarda siyasi ve insani olarak çoktan unutuldu bile. Fakat ABD, Rusya, Türkiye, İran ve İsrail orduları arasında hesaplaşmanın yanı sıra savaş ve normalleşme mesajları vermek amacıyla karada ve havada bir çatışma sahası olmaya devam ederken bu beş ordunun arsındaki ‘boşluğu doldurma’ yarışı hız kesmeden sürüyor.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Dışişleri Bakanı Fidan İsrail'i "daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla" suçladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)
TT

Dışişleri Bakanı Fidan İsrail'i "daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla" suçladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış töreninde konuştu (Reuters)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün İsrail'i, Ortadoğu'daki savaşı "daha fazla toprak işgal etmek" için bahane olarak kullanmakla suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı konuşmada, "İsrail güvenliğini sağlamayı değil, daha fazla toprak istiyor. (Binyamin) Netanyahu hükümeti, daha fazla toprak işgal etmek için güvenliği bahane olarak kullanıyor" ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarına (Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Doğu Kudüs) ilave olarak, şimdi de Lübnan ve Suriye'ye ait topraklarda kontrolünü genişletmeye çalıştığını belirtti.

Fidan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu bir işgal ve devam eden bir genişleme... durdurulmalı," ve "İsrail, yalnızca kendi güvenliğini korumaya çalıştığını göstererek dünyanın zihninde bir yanılsama yarattı" vurgusunda bulundu.


Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran ve ABD arasında ilan edilen geçici ateşkesin ülkesi adına memnuniyet duyduğunu ifade ederek, yapıcı diyalog ve diplomasinin barışa giden en kısa yol olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in 15 günlük bu anlaşmaya varılmasını sağlayan girişimini övdü ve ülkesinin Pakistan ve diğer taraflarla kalıcı bir ateşkes sağlamak ve İsrail'in provokasyonlarıyla başlayan İran'daki "saçma savaşı" sona erdirmek için gösterdiği çabaları vurguladı.

Erdoğan, Antalya’da beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da katıldı.

Bu görüşmeden önce Şerif ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında bir görüşme yapılmış ve bu görüşmeye Pakistanlı mevkidaşı da katılmıştı.

Her iki görüşmede de İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ateşkesle ilgili son gelişmelerin yanı sıra, geçen cumartesi günü yapılan ve somut bir anlaşmayla sonuçlanmayan ilk tur görüşmelerin ardından İslamabad'da yeni bir İran-Amerika müzakereleri turu düzenleme çabaları ele alındı.

Üçlü görüşme ve İran konulu toplantılar

Şerif ile görüşmesinin ardından Erdoğan, Pakistan Başbakanı'nın yanı sıra Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad al Sani'nin de katıldığı üçlü bir toplantı düzenleyerek ateşkesle ilgili gelişmeleri, İran-Amerika müzakerelerini ve İran'ın savaşa girmesinin bölge üzerindeki etkilerini ele aldı.

Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın katıldı.

k Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre bu görüşmeler, başta ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma olmak üzere bölgesel sorunlara "bölgesel sahiplenme" ilkesi çerçevesinde çözüm yolları bulmak amacıyla Antalya'da düzenlenen Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının üçüncü toplantısının ardından gerçekleşti.

Fidan ve mevkidaşları Faysal bin Ferhan, Bedr Abdülati ve Muhammed İshak Dar, İran savaşını durdurmak için dört ülkenin arabuluculuk çabalarının devamı olarak 18 Mart'ta Riyad'da, ardından 29 Mart'ta İslamabad'da ikinci bir toplantı gerçekleştirdiler.

Antalya Diplomasi Forumu'ndaki açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail-İran çatışması nedeniyle Körfez ülkelerinin uluslararası sulara erişimine kısıtlama getirilmesinden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

En önemli şeyin, yerleşik kurallara uygun olarak seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına almak ve Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere açık tutmak olduğunu ifade etti.

Savaşın, komşu bölgelerden uluslararası pazarlara enerji kaynaklarının taşınması için alternatif yolların aranmasını hızlandırdığı şeklinde algılandığını belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye temsilcisi olarak, “Kalkınma Yolu” gibi iddialı projeler aracılığıyla enerji ve bağlantı alanlarında komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzu duyurmak istediğini ifade etti.

Erdoğan, kalıcı barışı tesis etmek için mevcut ateşkes fırsatından en iyi şekilde yararlanmanın gerekliliğine inandıklarını ve çatışmalar ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, silahların diyaloğun, kanlı çatışmaların ise anlaşmazlıkların çözümünde müzakerenin yerini almaması gerektiğini söyledi. “Barışa giden en kısa yolun yapıcı diyalog ve diplomasi olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Erdoğan, "Sadece güçlülerin kanununa saygı duyan bir dünya düzeni, insanlığı daha derin ve daha ağır bir çatışma ve adaletsizlik çıkmazına sürükleyecektir ve bölgemizi kırk gün boyunca barut kokusuyla dolduran İran savaşı bunun son örneğidir" ifadesini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Beşinci Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden 20'den fazla devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 cumhurbaşkanı yardımcısı ve hükümet başkanı, 40'tan fazla dışişleri bakanı da dahil olmak üzere 50'den fazla bakan, 75 uluslararası kuruluş temsilcisi de dahil olmak üzere 460'tan fazla üst düzey yetkili, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Beşinci Antalya Diplomasi Forumu faaliyetlerini yarın tamamlayacak.