İran’da SU-22 savaş uçağı düştü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İran’da SU-22 savaş uçağı düştü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İran’ın güneyinde yer alan Hürmüzgan eyaletinde Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Havacılık Kuvvetleri'ne ait SU-22 tipi savaş uçağının teknik bir arıza nedeniyle düştüğü bildirildi.
İran’ın resmi ajansı İRNA’nın haberine göre, DMO Halkla İlişkiler biriminden yapılan açıklamada, Havacılık Kuvvetlerine ait SU-22 tipi savaş uçağının görev esnasında teknik arıza yaşadığı ve pilotun uçağı yerleşim alanı dışına yönlendirdiği aktarıldı.
Açıklamada uçağın düştüğü, pilotun fırlatma koltuğu sistemini kullanarak güvenli bir şekilde iniş yaptığı ve herhangi bir can kaybının yaşanmadığı belirtildi.



Irak'ta Koordinasyon Çerçevesi’nin birliğini sarsan derin ayrışmalar

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin önceki toplantısı (Irak Haber Ajansı)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin önceki toplantısı (Irak Haber Ajansı)
TT

Irak'ta Koordinasyon Çerçevesi’nin birliğini sarsan derin ayrışmalar

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin önceki toplantısı (Irak Haber Ajansı)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin önceki toplantısı (Irak Haber Ajansı)

Geçtiğimiz perşembe günü Irak parlamentosunun Başbakan Ali ez-Zeydi hükümetine güven oyu için toplandığı oturum, Koordinasyon Çerçevesi bünyesindeki güçlerin içindeki derin ayrışmaların boyutunu gözler önüne serdi.

Pek çok gözlemci ve analistin değerlendirmesine göre oturum, aylardır hatta uzun yıllardır var olan bu ayrışmayı bir kez daha doğruladı. Ancak parti ve siyasi çıkarların dengesi, söz konusu ayrışmanın geçici uzlaşı ve yatıştırmaların külü altında gizli kalmasına izin vermişti.

Bu çıkarların başında, bu güçlerin Şii tabanı içinde Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'ın nüfuzunu sınırlama ve ona parlamento ile hükümette sağlam bir yer edinme fırsatı tanımama çabası geliyor. Ne var ki Sadr'ın hareketinin mecliste çoğunluk kazandığı (73 sandalye) 2022 seçimlerinin ardından tam olarak bu yaşanmıştı.

fnytyum
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, yeni hükümetin oylama sürecini izlerken (Başbakanlık Basın Ofisi)

Gözlemcilere göre ayrışma, hükümet kabinesinin onaylanma sürecinde açıkça ortaya çıktı. Meclis, Zeydi'nin 23 bakanlık portfolyosundan oluşan kabinesinden 14 bakanlığı salt çoğunlukla onaylarken Nuri el-Maliki liderliğindeki Hukuk Devleti Koalisyonu'nun adaylarını koalisyonun iddialarına göre ‘kasıtlı olarak’ dışarıda bıraktı.

Bu dışlanma, Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasındaki ayrışmanın yönünü belirgin biçimde ortaya koydu. Maliki ve müttefiklerini bir cepheye, Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki İmar ve Kalkınma Koalisyonu ile Kays el-Hazali'nin yönetimindeki Asaib Ehlil Hak ise karşı cepheye yerleştirdi.

Mevcut ayrışmanın Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin bizzat belirlediği Zeydi hükümetinin işleyişini nasıl etkileyeceği henüz netlik kazanmadı. Ancak ortaya çıkan spekülasyonlar, Hukuk Devleti Koalisyonu gibi ‘öfkeli’ güçlerin, özellikle Zeydi ve parlamentonun ilk güven oylamasında yaşandığı gibi İçişleri ve Yükseköğretim bakanlıklarına kendi tercih ettiği adayların geçirilmesi konusundaki ısrarını sürdürmesi halinde hükümetin önüne çok sayıda engel çıkarabileceğine işaret ediyor.

Bazı gözlemcilerse, Sadr'ın Zeydi'ye verdiği desteğin, Sadr ile Koordinasyon Çerçevesi grupları arasındaki derin siyasi husumetle birleşerek Koordinasyon Çerçevesi güçleri içindeki bölünmeyi daha da derinleştirebileceğine dikkati çekiyor.

Gözlemciler, Başbakan Zeydi’nin Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin düzenli toplantılarına katılmama ihtimalini de göz önünde bulunduruyor. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde Koordinasyon Çerçevesi üyeleri siyasi karar alma sürecinin dışında kalacak ve bu da parlamentodaki ağırlıklarının azalmasına ve siyasi etkilerinin zayıflamasına yol açacak.

Bazı çevrelere göre ise genç yüzleri bünyesinde barındıran yeni hükümet, zamanla eski simaların siyasi sahneden silinmesinin habercisi niteliğindeki bir ‘kuşak değişimini’ temsil ediyor. Bu öngörü, özellikle Koordinsyon Çerçevesi'nin çoğu liderinin son yirmi yılda siyasi sahneyi dolduran eski simalar olduğu düşünüldüğünde daha da anlam kazanıyor.

İç ayrışmalar

Derin ayrışmalar yalnızca Koordinasyon Çerçevesi'nin ana güçleri arasında değil, tek bir güç bünyesinde de kendini gösteriyor. Sudani liderliğindeki İmar ve Kalkınma Koalisyonu, koalisyondan yapılan geniş çaplı çekilmelerin ardından yaklaşık beş ayrı güce bölündü. Bu çekilmeler arasında mecliste 14 sandalyeye sahip Halk Seferberlik Güçleri Başkanı Falih el-Fayad liderliğindeki Ulusal Sözleşme bloğunun, eski Çalışma Bakanı Ahmed el-Esedi liderliğindeki 5 sandalyeli Hizmetler Topluluğu'nun, ABD tarafından aranan Haydar el-Garavi komutasındaki Ensarullah el-Evfiya Hareketi’nin siyasi kanadı ve bazı bağımsız milletvekillerinin çekilmesi öne çıkıyor.

Hukuk Devleti Koalisyonu bünyesinde de başka çatlaklar mevcut. Koalisyona bağlı İslami Fazilet Partisi, koalisyondaki diğer müttefikleriyle koordinasyon sağlamaksızın hükümetteki payına sahip çıkma konusunda ısrarcı davrandı.

"Beyin ölümü"

İmar ve Kalkınma Koalisyonu'nun önde gelen isimlerinden Abdulemir et-Tuayban, Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasındaki iç anlaşmazlıkların hükümetin önünde ciddi engeller oluşturacağını düşünüyor. Tuayban, mevcut koşullarda Koordinasyon Çerçevesi'nin yaşanan anlaşmazlıklar ve bunların yol açtığı bölünmeler nedeniyle artık ‘beyin ölümünün gerçekleştiğini’ vurguladı.

cdght
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Bağdat'ta düzenlenen iktidar devir teslim töreni sırasında, 16 Mayıs 2026 (Hükümet basın birimi)

Basına yaptığı açıklamalarda ‘Koordinasyon Çerçevesi'nin bünyesinden yeni ittifakların doğabileceğini’ ima eden Tuayban, “Koordinasyon Çerçevesi artık geçmişte kaldı. Bu deneyim yeniden yaşanmayacak. Bunun en somut kanıtı önümüzdeki günlerde oluşacak yapılanmalar olacak. Bugün bakanlıklar ve adaylar üzerinde anlaşmazlık yaşandı, fakat gelecekteki anlaşmazlıklar çok daha büyük olacak” ifadelerini kullandı.


HDK komutanlarından el Faşir Kasabı Ebu Lulu yeniden savaşa döndü

El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "HDK" tarafından yakalandı (AFP)
El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "HDK" tarafından yakalandı (AFP)
TT

HDK komutanlarından el Faşir Kasabı Ebu Lulu yeniden savaşa döndü

El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "HDK" tarafından yakalandı (AFP)
El Faşir'de terör estiren "Ebu Lulu" lakaplı kişi, "HDK" tarafından yakalandı (AFP)

Reuters’a konuşan dokuz kaynak, Sudan’daki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) komutanlarından birinin, El Faşir’de silahsız sivilleri infaz ettiği görüntülerin dünya çapında infiale yol açmasının ardından geçen yılın sonlarında gözaltına alındığını, ancak daha sonra serbest bırakılarak yeniden çatışmalara katıldığını söyledi.

Sudan istihbaratından bir yetkili ile HDK komutanlarından biri, “Ebu Lulu” lakabıyla bilinen HDK Tuğgenerali el Fatih Abdullah İdris’i mart ayında Kurdufan’daki çatışma sahasında bizzat gördüklerini belirtti. Çad ordusundan bir subay da Reuters’a, HDK yetkililerinin Kurdufan’daki şiddetli çatışmalarda savaşan birliklerin moralini yükseltmek amacıyla “Ebu Lulu”nun cepheye dönmesini talep ettiklerini söyledi.

Reuters, toplamda “Ebu Lulu”nun serbest bırakıldığını bildiklerini söyleyen 13 kaynakla görüştü. Bunlar arasında üç HDK komutanı, bir HDK subayı, “Ebu Lulu”nun bir akrabası, HDK yönetimiyle bağlantılı bir Çad ordusu subayı ile HDK liderliği veya saha operasyonlarına ilişkin istihbarat bilgilerine erişimi bulunan 7 başka kaynak da bulunuyor.

HDK öncülüğündeki koalisyon hükümetinin sözcüsü Ahmed Takad Lisan ise dün Reuters’ın sorularına verdiği yazılı yanıtta, “Ebu Lulu”nun serbest bırakıldığı iddialarını yalanladı. Açıklamada, el Faşir saldırısı sırasında ihlallerde bulunmakla suçlanan “Ebu Lulu” ve diğer kişilerin özel bir mahkemede yargılanacağı belirtildi.

Açıklamada, “Ebu Lulu’nun serbest bırakıldığı yönündeki iddialar asılsız, kötü niyetli ve gerçek dışıdır. Ebu Lulu ve el Faşir’in ele geçirilmesi sırasında ihlallerle suçlanan diğer kişiler, gözaltına alındıkları günden beri cezaevindedir ve hiçbir zaman serbest bırakılmamıştır” denildi.

Reuters, “Ebu Lulu”ya doğrudan iletişime geçemedi.

 "El Faşir Kasabı" olarak bilinen ve "Ebu Lulu"nun internette dolaşımdaki fotoğrafı."El Faşir Kasabı" olarak bilinen ve "Ebu Lulu"nun internette dolaşımdaki fotoğrafı.

Savaş suçları nedeniyle yaptırım

HDK, “Ebu Lulu”yu Ekim 2025’in sonlarında, Kuzey Darfur eyaletindeki büyük şehirlerden el Faşir’i kanlı bir operasyonla ele geçirmesinden birkaç gün sonra gözaltına aldı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, “Ebu Lulu”nun saldırı sırasında silahsız sivilleri infaz ettiği görülüyordu. Bu görüntülerin ardından “El Faşir Kasabı” lakabıyla anılmaya başlayan komutana, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 24 Şubat’ta insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırım uyguladı.

Sudan ordusu ile HDK arasında üç yılı aşkın süredir devam eden iç savaş, ülkenin yönetimi ve ekonomik kaynaklarının kontrolü için yürütülen kanlı bir iktidar mücadelesi olarak görülüyor. Yardım kuruluşları çatışmaları “dünyanın en büyük insani krizi” olarak tanımlıyor.

Birleşmiş Milletler’in bu yıl yayımladığı bağımsız soruşturmada, el Faşir’deki toplu katliamların soykırım belirtileri taşıdığı sonucuna varıldı. Ayrı bir BM soruşturması ise 25-27 Ekim tarihleri arasında HDK savaşçıları tarafından 6 binden fazla kişinin öldürüldüğünü ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajans tarafından doğrulanan dört videoda, “Ebu Lulu”nun 27 Ekim’de el Faşir’de en az 15 silahsız esiri vurduğu görülüyor. Kurbanların tamamının sivil kıyafetli olduğu belirtildi. Uluslararası hukuka göre, silahsız ve tehdit oluşturmayan kişilerin öldürülmesi savaş suçu sayılıyor.

Uluslararası tepkinin ardından HDK lideri Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti), el Faşir’de savaşçılarının ihlaller gerçekleştirdiğini kabul etti ve soruşturma komisyonu kurulacağını açıkladı. HDK, 30 Ekim’de yayımladığı videoda “Ebu Lulu”nun el Faşir’in güneybatısındaki Şalla Cezaevi’ne götürüldüğünü belirtti. Görüntülerde elleri kelepçeli şekilde cezaevine götürülen komutan için bir HDK sözcüsü, “adil bir yargılama yapılacağını” söylemişti.

Kasım ayında el Cezire televizyonu, sosyal medyada yayılan görüntülere dayanarak “Ebu Lulu”nun serbest bırakıldığını öne sürdü. Ancak HDK’nin oluşturduğu soruşturma komisyonunun başkanı 2 Aralık’ta Reuters’a yaptığı açıklamada, “Ebu Lulu”nun hâlâ gözaltında olduğunu ve soruşturmanın sürdüğünü söyledi.

Reuters’a konuşan dört kaynak, “Ebu Lulu”nun aralık ayında serbest bırakıldığını belirtti, ancak kesin tarih doğrulanamadı.

Yakınlarından biri, “Ebu Lulu”nun yeniden Kurdufan’daki göreve dönmeden önce kasım ayında altı üst düzey subayın yer aldığı disiplin kurulunun karşısına çıktığını söyledi. Kurulun, HDK’nin imajına zarar veren infaz videolarını değerlendirdiği belirtildi. Reuters bu toplantının yapıldığını veya sonucunu doğrulayamadı.

“Ebu Lulu”, HDK lideri Hamideti ile aynı kabileye mensup. Reuters’a konuşan üç kaynak, Hamideti’nin kardeşi ve HDK Komutan Yardımcısı Abdurrahim Dagalu’nun bizzat serbest bırakılması talimatını verdiğini söyledi.

Bir HDK subayı da disiplin kurulunun resmî olarak serbest bırakma kararı vermediğini, ancak komutan yardımcısının telsiz mesajıyla tahliye emri verdiğini ifade etti.

Komuta sorumluluğu

“Ebu Lulu”ya ait görüntüler, Reuters ile Centre for Information Resilience bünyesindeki Sudan Witness projesinin incelediği yaklaşık 300 videodan biri oldu.

Reuters’ın tespitine göre “Ebu Lulu”, videolarda silahsız sivillere ateş ederken kimliği belirlenebilen tek komutandı. Ancak soruşturma, üç üst düzey HDK komutanının da toplu infazların yaşandığı bölgede bulunduğunu ortaya koydu.

Reuters tarafından doğrulanan videolardan birinde, Kuzey Darfur’daki en üst düzey HDK komutanı Cedo Hamdan Ebu Neşuk’un, 27 Ekim sabahı “Ebu Lulu” ile birlikte yürüdüğü görüldü.

Videoların coğrafi konumunu inceleyen Reuters, Ebu Neşuk’un, “Ebu Lulu”nun silahsız erkekleri infaz ettiği diğer iki videonun çekildiği noktaya yaklaşık 40 metre mesafede bulunduğunu tespit etti. Gölge analizine göre görüntülerin iki saatlik aynı zaman diliminde kaydedildiği sonucuna varıldı.

ABD merkezli savaş suçlarını belgeleyen The Reckoning Project adlı kuruluşun Sudan direktörü ve insan hakları avukatı Jehan Henry, uluslararası hukuka göre komutanların, çatışma sırasında birliklerinin işlediği suçlardan cezai sorumluluk taşıyabileceğini söyledi.

HDK ise el Faşir saldırısı sırasında bölgede bulunan komutanların eylemlerine ilişkin sorulara yanıt vermedi. Hamideti, 29 Ekim’de yaptığı açıklamada, suç işleyen asker veya subayların gözaltına alınacağını ve soruşturma sonuçlarının açıklanacağını söyledi.

HDK sözcüsü Takad Lisan, ihlallerle suçlanan kişilerin yargılanmasının “devlet kurumlarının inşa sürecinde olunması ve zor koşullar” nedeniyle geciktiğini belirtti.

Lisan, “Adaletin sağlanmasına ve ihlalde bulunan herkesin hesap vermesine bağlıyız. Bunun dışındaki tüm iddialar kasıtlı dezenformasyondur” ifadesini kullandı.

Sessizlik talimatı

Reuters’a konuşan bir HDK komutanı, örgüt liderliğinin diğer subaylara “Ebu Lulu”nun yeniden cepheye dönmesi konusunda sessiz kalmaları talimatı verdiğini söyledi.

Başka bir HDK komutanı ile “Ebu Lulu”nun bir yakını ise serbest bırakılmasının, savaş alanında görüntülenmemesi ve görüntü çekmemesi şartına bağlı olduğunu ifade etti. Reuters, tahliyesinden sonra operasyonlara katıldığına dair herhangi bir görüntü bulamadı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir HDK komutanı, “Yaklaşık üç-dört aydır özgür ve birlikleriyle birlikte cephede bulunuyor” dedi.

Yakınına göre HDK, sahadaki zorluklar nedeniyle “Ebu Lulu”nun hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. El Faşir’de kontrolü sağlamasının ardından HDK, saldırılarını kendi kontrol bölgeleri ile ordu kontrolündeki alanlar arasında bulunan Kurdufan’a kaydırdı ve burada yoğun çatışmalar yaşandı.

Akrabası, “Savaşçılar arasında çok popüler ve bu moralleri yükseltiyor” ifadelerini kullandı.

Reuters ve Sudan Witness tarafından doğrulanan bazı videolarda, diğer HDK savaşçılarının “Ebu Lulu”yu ve gerçekleştirdiği infazları övdüğü görüldü. 1 Kasım 2025’te HDK savaşçısı Salah Abidin Muhammed Azzali tarafından kaydedilip internette yayımlanan bir videoda Azzali, birçok savaşçının “Ebu Lulu”nun yerini almaya hazır olduğunu söyledi.

Kamera karşısında konuşan Azzali, “Eğer Ebu Lulu kaybolursa, tutuklanırsa ya da yargılanırsa, hepimiz bin Ebu Lulu’yuz. Ben de bir Ebu Lulu’yum” dedi.


Lübnan iki ateşkes arasında: Ateşkes değil, gerilim yönetimi

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zebdin beldesine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zebdin beldesine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Lübnan iki ateşkes arasında: Ateşkes değil, gerilim yönetimi

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zebdin beldesine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zebdin beldesine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkes anlaşması süresinin 45 gün daha uzatılmasının Lübnan'da sahadaki duruma herhangi bir yansıması olmadı. Ülkenin güneyi ve doğudaki Bekaa Vadisi’nde yer alan Sur, Nebatiye ve Bint Cubeyl kazalarında yoğun topçu atışlarıyla İsrail'in saldırıları sürerken çok sayıda köy ve kasaba sakinlerine yeni ve acil tahliye uyarıları yayımlandı. Gözlemciler, tökezleyen ateşkesi gerçek bir ateşkesten ziyade ‘gerilim yönetimi’ mekanizmasına daha yakın buluyor.

Bombardımanın kapsamı doğuya genişleyerek Baalbek şehri ve çevresini de içine aldı. İsrail ordusunun bir Filistin ailesinin ikamet ettiği daireye güdümlü füzeyle düzenlediği saldırıda İslami Cihad Hareketi’nin üst düzey ismi Vail Abdulhalim ile 17 yaşındaki kızı Rama hayatını kaybetti.

Geçtiğimiz 17 Nisan’daki ateşkesten bugünkü ateşkese uzanan süreçte yıkımın bedeli ağırlaştı: 970 ev tamamen yıkılırken 545 ev büyük hasar gördü. Sağlık Bakanlığı ölü sayısının 694, yaralı sayısının ise bin 666'ya ulaştığını duyurdu.