G20’den tüm İslami mezheplerin bir araya geleceği R20 Dinler Zirvesi

R20 Zirvesi’nin açılışı, Doğu ile Batı arasında köprüler kurulması amacıyla düzenlenecek forum ile yapılacak. (Şarku’l Avsat)
R20 Zirvesi’nin açılışı, Doğu ile Batı arasında köprüler kurulması amacıyla düzenlenecek forum ile yapılacak. (Şarku’l Avsat)
TT

G20’den tüm İslami mezheplerin bir araya geleceği R20 Dinler Zirvesi

R20 Zirvesi’nin açılışı, Doğu ile Batı arasında köprüler kurulması amacıyla düzenlenecek forum ile yapılacak. (Şarku’l Avsat)
R20 Zirvesi’nin açılışı, Doğu ile Batı arasında köprüler kurulması amacıyla düzenlenecek forum ile yapılacak. (Şarku’l Avsat)

Bu yıl Endonezya başkanlığındaki G20 ülkeleri grubun resmi sitesinde, G20 liderlerinin başkanlar yıllık zirvesi öncesinde resmi etkinlik olarak ilk R20 Zirvesi'nin başlatılmasına onay verildiğini duyurdu.
Endonezya'nın 120 milyon takipçili en büyük İslami örgütü Nahdlatul Ulema (NU), Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Şeyh Dr. Muhammed bin Abdulkerim el-İsa’nın G20 çalışmaları kapsamındaki ilk dini zirveye eş başkanlık etmesi kararını aldı. Aynı zamanda Rabıta’nın, R20 Dinler Zirvesi’ni düzenlemek ve ev sahipliğini yapmak üzere belirlendiği bildirildi. Söz konusu zirve, 2 - 3 Kasım tarihlerinde Endonezya’nın Bali şehrinde dini ve entelektüel diyalog öncülerinin katılımıyla gerçekleştirilecek.
Mekke merkezli Rabıta, tüm İslami mezhepleri ve düşünce ekollerini bir araya getiren bir şemsiye kuruluş olarak biliniyor. Şeyh Dr. Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, G20 üye devletlerinden dini liderlerinin bir araya geleceği R20 Zirvesi’nde, NU Başkanı Şeyh Yahya Halil’e eşlik edecek. Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo, Bali'deki G20 Zirvesi'nde konuşmasını yaptıktan sonra R20 zirvesinin de açılış konuşmasını gerçekleştirecek.
Zirve başkanlığından yapılan açıklamaya göre R20 kapsamında anlayışlı ve barışçıl bir dünya, bir arada var olabilen çeşitli dini, entelektüel, kültürel ve (politik) tartışmaları incelemeye odaklanan uyumlu toplumlar ve Doğu ile Batı arasında köprüler kurulması üzerine forumlar düzenlenecek. Aynı zamanda entegrasyon ve mültecilerle ilgili çeşitli konuların ele alınacağı toplantılara dini, entelektüel, kültürel, toplumsal veya siyasi alanlardan üst düzey uzmanlar, siyasi partiler ve ilgili meclis komisyonları katılacak. Bu "nitelikli ve etkili" topluluk sayesinde, Doğu ve Batı arasında köprüler kurmaya ilişkin tüm konular, özellikle zorlukların ve fırsatların, kültürel ortak noktaların gözden geçirilmesi ve birçok uzman tarafından sunulan ve tartışılan girişimler ile deneyimler üzerinde durulacak. Bu sayede forum ile birlikte daha güvenli ve sürdürülebilir çözümlere ulaşılması bekleniyor.
R20 Zirvesi kapsamında doğu ve batı üniversitelerinde bilimsel kürsüler kurulmasına yönelik kararlar alınması, forum fikri çerçevesinde birbirleri ile pozitif iletişimi sağlayacak yönetişimin oluşturulmasına yönelik kararlar bekleniyor. Bu önemli etkinliğe katılacak akademik kurum, araştırma ve öngörü merkezlerinin yanı sıra Harvard Üniversitesi'nden bazı kıdemli akademisyenler, birçok oryantalist, "Medeniyetler Çatışması" tezinin yazarı Profesör Dr. Samuel Huntington’un meslektaşları da bulunuyor.
R20 Zirvesi’ne desteğini teyit eden Şeyh Dr. Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Rabıta, İslam toplumunda ve dünya çapında dini ve entelektüel farkındalığı teşvik etmek ve her türlü radikalizm karşısında ılımlılık değerlerini pekiştirmek için dinlerin ve kültürlerin takipçileri arasında diyalog ve iş birliği köprüleri kurmak amacıyla durmadan çalışıyor. Bu bağlamda, Rabıta ile yüksek idealleri paylaşan NU ile kardeşçe ve verimli iş birliği kaydediliyor. Büyük bir etkisi bulunan NU ile yapacağımız iş birliği, misyonumuzu pekiştirecektir. R20 Zirvesi başkanlığındaki işbirliğimiz, diyalogu teşvik etme yönünde etkili bir platformu temsil edecek ve asil misyonumuzu vurgulayacaktır.”
NU Başkanı Şeyh Yahya Halil de şu açıklamada bulundu:
“Rabıta ile iş birliğimiz sayesinde, her din ve milletten iyi niyetli kimseleri R20 Zirvesi’ne davet eden küresel bir hareketin ortaya çıkmasını sağlamayı, böylece tüm insanlık adına jeopolitik ve ekonomik güç yapılarının en yüksek ahlaki ve manevi değerlere uygun hale getirilmesine yardımcı olmayı umuyoruz.”
Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Rabıta ve NU arasındaki ortaklığın, üç yıl süreyle devam etmesi planlanıyor. Söz konusu iki kuruluş, farklı toplumlar arasında bir arada yaşama ve uyumun temeli konumundaki ortak değerleri teşvik etmek için çalışacak. Rabıta’dan üst düzey bir temsilci, Endonezya'da NU liderleri tarafından kurulan ve R20’nin daimi sekreterliğini temsil eden Ortak Medeniyet Değerleri Merkezi Danışmanlar Konseyi’ne katılacak.



Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
TT

Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)

Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasına Körfez ülkeleri ve İslam dünyasından art arda kınama açıklamaları geldi. Açıklamalarda, İslam’ın kutsal mekânlarına yönelik saldırıların bu mekânların dokunulmazlığını ihlal ettiği ve sivillerin güvenliğini tehdit ettiği vurgulanırken, saldırıların durdurulması için uluslararası topluma kararlı tutum alma çağrısı yapıldı.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Mekke’nin bu saldırıların oluşturduğu risklere maruz bırakılmasının son derece tehlikeli bir eylem olduğunu ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini belirten el-Budeyvi, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. El-Budeyvi, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın yanında tek bir saf hâlinde durduğunu ve ülkenin topraklarını korumak, vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediğini ifade etti.

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi Din İşleri Başkanı, aynı zamanda Mescid-i Haram İmamı ve Hatibi olan Şeyh Dr. Abdurrahman es-Südeys de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almaya devam etmesini kınadı. Südeys, saldırıların tekrarlanmasının, Husilerin saldırgan tutumunu ve iki kutsal mescidin dokunulmazlığına ve Müslümanlar nezdindeki konumuna yönelik kayıtsızlığını ortaya koyduğunu belirtti.

Kutsal mekânların, sivillerin ve tesislerin hedef alınmasının dinen haram, insani açıdan ise kınanması gereken bir suç olduğunu vurgulayan Südeys, bu saldırıların uluslararası sözleşmelere ve teamüllere de aykırı olduğunu kaydetti. Südeys ayrıca, Suudi Arabistan’ın iki kutsal mescidi korumak, güvenliklerini sağlamak ve ziyaretçilerin emniyetini temin etmek için yürüttüğü çalışmaları takdir etti.

Dünya İslam Birliği de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasını sert bir dille kınadı. Birlik, saldırılar sırasında füzelerin bazı parçalarının ve hava savunma müdahaleleri sonucu oluşan şarapnellerin Mekke bölgesi ile Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara düştüğünü bildirdi.

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Dr. Muhammed bin Abdülkerim el-İsa, kutsal mekânların hedef alınmasının 2 milyardan fazla Müslümanın duygularını ciddi biçimde provoke ettiğini, dinî değerlere ve insani ilkelere aykırı olduğunu ifade etti. El-İsa, Suudi Arabistan’ın saldırıları caydırmak, kutsal mekânların dokunulmazlığını korumak ve sivillerin hayatını güvence altına almak amacıyla aldığı tedbirlere tam destek verdiklerini yineledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed de Husilerin Mekke ve Medine’nin yanı sıra Taif ve Cidde vilayetlerine yönelik saldırılarını kınadı. Saldırıların sürmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan eş-Şeyh Ahmed, İslam ülkelerine Husileri caydırmak ve bu uygulamalara son vermek amacıyla ortak hareket etme ve kararlı bir tutum sergileme çağrısında bulundu.

Eş-Şeyh Ahmed, teşkilatın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tüm tedbirleri desteklediğini belirtti. İslam’ın kutsal mekânlarının dokunulmazlığının ihlal edilmesinin bütün İslam ümmetine yönelik bir saldırı anlamına geldiğini vurgulayan eş-Şeyh Ahmed, sorumluların hesap vermesini sağlamak için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.

Öte yandan, iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından füze parçalarının Mekke bölgesindeki Vadi el-Muğammas’a düştüğü, önleme operasyonları sırasında oluşan şarapnel parçalarının da Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara isabet ettiği bildirildi.


Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi
TT

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, pazar gününden itibaren operasyonların kısmen yeniden başlayacağını duyurdu. Bu kapsamda, 1 numaralı terminalin iç hat uçuşlarına, 2 numaralı terminalin ise ulusal hava yolu şirketlerinin uluslararası uçuşlarına tahsis edildiği belirtildi.

Havalimanı yönetimi, kesinleşmiş rezervasyonu bulunan yolculara, havalimanına gitmeden önce rezervasyon ve uçuş durumlarını teyit etmek için hava yolu şirketleriyle iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.

Riyad Havalimanı’ndaki uçuşlar, son dönemde havalimanı çevresini hedef alan Husilere ait terör saldırılarının ardından tesislerin güvenliğini doğrulamaya yönelik gerekli işlemlerin tamamlanması amacıyla askıya alınmıştı.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, bugün daha erken saatlerde yaptığı açıklamada, Husilerin Mekke ve Medine yönüne fırlattığı iki balistik füzenin havada önlenmesi sırasında düşen şarapnel parçalarının yere düştüğünü bildirdi.

Öte yandan, Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husilerin Suudi Arabistan’ın batısındaki Taif ve Yanbu kentlerine doğru fırlattığı iki balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon ayrıca Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentine doğru fırlatılan iki balistik füze ile Riyad’ı hedef alan bir başka füzenin de imha edildiğini duyurdu.

Sahadaki gelişmelerde ise Yemen’in Taiz kentinin cephe hatlarında Husilerin saldırıları, yoğun bombardımana, kuşatmaya ve aralıksız takviyelere rağmen sert direnişle karşılaştı. Hükümete bağlı güçler karşı saldırılarını yoğunlaştırırken savaş uçakları da vilayetin kırsal kesimlerindeki ve kuşatma altındaki kentin çevresindeki Husi mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırdı.


İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.