‘Kıbrıs senaryosu’ Libya sahnesini karıştırıyor

Dibeybe hükümeti ile Ankara hükümeti arasında bir dizi mutabakat muhtırası imzalanması tartışılmaya devam ediyor.

Libya’nın batı bölgesinin Türk etkisi altına girmesinden korkan Libya halkının endişeleri, 2020'den itibaren artmaya başladı. 2020 yılında Erdoğan açıklamaları ile ‘Libya'daki Osmanlı etkisini yeniden sağlama sürecinde olduğunu’ göstermişti (AFP)
Libya’nın batı bölgesinin Türk etkisi altına girmesinden korkan Libya halkının endişeleri, 2020'den itibaren artmaya başladı. 2020 yılında Erdoğan açıklamaları ile ‘Libya'daki Osmanlı etkisini yeniden sağlama sürecinde olduğunu’ göstermişti (AFP)
TT

‘Kıbrıs senaryosu’ Libya sahnesini karıştırıyor

Libya’nın batı bölgesinin Türk etkisi altına girmesinden korkan Libya halkının endişeleri, 2020'den itibaren artmaya başladı. 2020 yılında Erdoğan açıklamaları ile ‘Libya'daki Osmanlı etkisini yeniden sağlama sürecinde olduğunu’ göstermişti (AFP)
Libya’nın batı bölgesinin Türk etkisi altına girmesinden korkan Libya halkının endişeleri, 2020'den itibaren artmaya başladı. 2020 yılında Erdoğan açıklamaları ile ‘Libya'daki Osmanlı etkisini yeniden sağlama sürecinde olduğunu’ göstermişti (AFP)

Kerime Naci
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, özellikle 2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinden bu yana Libya'nın Batı kutbuna ilgi göstermesi, yerel ve uluslararası düzeyde batı bölgesini bir Türk bölgesine dönüştüreceğine ilişkin korkuları artırdı. Erdoğan, 4 Nisan 2019 tarihinde Libya'nın doğusundaki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter tarafından Trablus'a açılan savaş sırasında Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac’ı desteklemişti. Buna karşılık Türkiye ile UMH iki mutabakat muhtırası imzalamıştı. Bunu, ayın başında Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile imzalanan başka bir mutabakat muhtırası izledi. Anlaşma, Türkiye'nin batı Libya'daki silahlı kuvvetlere güvenlik eğitimi vermesinin yanı sıra deniz kıyılarında ve Libya çölünde petrol ve gaz araması yapmasının önünü açıyor.
Türkiye'nin Libya'ya duyduğu aşırı ilgi, bir korku dalgasının patlak vermesine sebep oldu. Bu korkuların başında da özellikle Yunanistan'ın bu mutabakat muhtırasına karşı olduğunu duyurması göz önüne alındığında, Kıbrıs senaryosunun Libya'da tekrarlanması geliyor. Nitekim Kıbrıs daha önce 1976'da bir Türk-Yunan çatışmasına sahne olmuştu. Çatışmalar 1983'te adanın kuzeyinin Türkiye lehine ayrılıp orta bölge ve güney kısmının Yunanistan'a tabi kalmasıyla sona ermişti.
Libya’nın batı bölgesinin Türk etkisi altına girmesinden korkan Libya halkının endişeleri, 2020'den itibaren artmaya başladı. 2020 yılında Erdoğan, açıklamaları ile ‘Libya'daki Osmanlı etkisini yeniden sağlama sürecinde olduğunu’ göstermişti.
26 Eylül Pazartesi günü Libya-Türkiye mutabakat muhtırasının imzalanmasının ardından ülkenin egemenliğine ve ulusal güvenliğine yönelik tehlikeye ilişkin endişeler zirve noktasına ulaştı. Libya meseleleri ile ilgilenen birçok araştırmacı, ülkede Kıbrıs senaryosunun tekrar etme olasılığını düşük görürken, Libya'nın akıbetinin Kıbrıs'ın maruz kaldığından daha tehlikeli olacağını ve ülkenin özellikle Rusya-Ukrayna krizinden ötürü Avrupa'yı etkisi altına alan enerji kıtlığı çerçevesinde maden kaynakları üzerinde bölgesel çatışmaların yapılması için verimli bir sahaya dönüşeceğini vurguladı.

Doğu Akdeniz ihtilafının alevlenmesi
Akademisyen ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Ahmed Abud konuya ilişkin yaptığı açıklamada:
“Libya'yı bekleyen şey, Kıbrıs senaryosundan çok daha tehlikeli. Türkiye'nin hem Serrac hükümeti hem de Dibeybe hükümeti ile imzaladığı bu mutabakat muhtıraları, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlığın yeniden alevlenmesine yol açacak. 2011 yılından öncesine dayanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) -balıkçılık- konusundaki Türk-Yunan anlaşmazlığı, günümüzde gaz ve petrol arama anlaşmazlığına dönüşmüş durumda. Kaddafi döneminde Libya Dışişleri Bakanlığı, MEB sınırlarını çizmek konusunda çok tereddüt etmişti. Türkiye, 1982 yılında imzalanan ve 1994'te Libya tarafından imzalanan Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne henüz taraf değil. Doğu Akdeniz kıyılarını Libya ile paylaşan Yunanistan ve Mısır gibi ülkeler, özellikle de Libya'nın bir numaralı deniz komşusu İtalya anlaşmaya sessiz kalmayacak. Hele de Türkiye'nin gaz ve petrol sondajına başlayacağı deniz bölgeleri, gaz ve petrol açısından en zengin bölgeler arasında yer alırken. Dolayısıyla Libya, daha önce Kıbrıs adası nedeniyle Türkiye ile Yunanistan arasında patlak veren Doğu Akdeniz ihtilafını yeniden alevlendirmeye sebep olacak.” Değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı “Türkiye, 'mavi vatan' projesini hayata geçirmeye çalışıyor. Ancak, MEB’in çizilmesi konusunda tüm Doğu Akdeniz ülkeleriyle ihtilaf yaşaması bunun olmasını engelledi. Bu yüzden özellikle Mısır, Yunanistan ve İsrail'in yer aldığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu ile karşı karşıya olması bakımından Türkiye, güçlü bir konumda (Libya petrolü ve gazı) olmasına yardımcı olacak kazanımlar elde etmek için hem Serrac’ın hem de Dibeybe’nin siyasi kırılganlığından faydalandı” dedi. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşından ve son dönemde bir sabotaj eylemi ile Libya ve İtalya arasındaki doğal gaz boru hattı akışının aksaması sonucu Avrupa’ya giden gaz arzının kesilmesinden ötürü sert bir kış geçirecek olan Avrupa ülkelerinin karşı karşıya olduğu enerji kıtlığı ışığında, Libya-Türkiye mutabakatı yüzünden bir savaşın patlak vereceği konusunda uyarıda bulundu. Abud, “Tüm bu işaretler, bölgenin, yakıtı Türk-Libya anlaşması olacak bölgesel bir yangının eşiğinde olduğunu gösteriyor. Anlaşma özellikle Türkiye Libya kıyılarında yer alacağı ve karada askeri bir güce sahip olacağı için batı bölgesinin Ankara’nın kontrolüne girmesiyle sonuçlanabilir” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs senaryosu pek olası değil
Mağrip Medya ve Araştırmalar Merkezi’nden araştırmacı İzzeddin Akil, Libya'nın durumu Kıbrıs'ınkinden tamamen farklı olduğu için bu senaryonun gerçekleşebileceğine ihtimal vermiyor. Akil’e göre Yunanistan ve Türkiye arasındaki çatışmanın odak noktası topraktı. Çatışma, Kıbrıs topraklarının, Türkiye’ye bağlı özerk bir bölge olan Kuzey Kıbrıs ile Yunanistan'a bağlı Güney Kıbrıs olarak ikiye bölünmesiyle sona erdi. Güney Kıbrıs neredeyse tam bir devlettir ve Kuzey Kıbrıs'tan daha bağımsızdır. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Akil, “Libya'da Türkler ile Yunanlılar arasında bir çatışmaya tanık olmamız zor. Ancak Libya ile birlikte her ülkenin kendi haklarını ilan ettiği Akdeniz'in doğusu da dahil olmak üzere diğer bölgeler üzerinde doğrudan bir çatışma patlak verebilir” ifadelerini kullandı.
Akil “Yunanistan, deniz haritalama standartlarını belirleyen 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne tabidir. Türkiye ise 1982 sözleşmesinden önce üzerinde anlaşmaya varılan daha eski deniz haritalama standartlarını benimsemektedir. Libya ve Türkiye'nin haklı olduklarının en büyük kanıtı, BM tarafından 2019'da Serrac hükümeti döneminde Libya ve Türkiye arasında deniz haritalaması ile ilgili ilk mutabakat muhtırasının kabul edilmesidir. Dolayısıyla Kıbrıs senaryosunun Libya'da tekrarlanması pek de söz konusu değil” değerlendirmesinde bulundu.

Savaş
Yunanistan ile Türkiye arasında Libya'da bir savaş çıkması ihtimaline ilişkin olarak Akil:
“Böyle bir şey akıllıca olmaz çünkü aralarında bir güç dengesi yok. Yunanistan'ın Libya'da güvenlik gücü bulunmazken, Türkiye'nin Vatiyye’de (Libya-Tunus sınırı yakınlarındaki batı sınırının sonunda) tam teşekküllü bir askeri üssü var. Türkiye Libya kıyılarında petrol ve gaz aramak için konuşlanacak ve tesislerini korumak için deniz güvenlik güçlerini getirecek. Libya'nın Türkiye ile Yunanistan arasında ikiye bölünmesi mantıksız çünkü son anlaşma meşruiyet takası için yapıldı. Başka bir deyişle, bu, Erdoğan tarafından Dibeybe’ye sağlanan bir oportünizm örneğidir. Nitekim Dibeybe bu anlaşmayla uluslararası alanda meşruiyetinin tanınmasını sağlarken, Türkiye ekonomik faydalar elde etmiş oluyor. Türk adımları her zaman büyük güçler tarafından desteklendiği için bu anlaşma Başağa aleyhine Dibeybe’ye yasal bir boyut kazandırdı.” şeklinde konuştu.
Akil sözlerini sonlandırırken, “Libya için savaşan İtalya ve Fransa, Erdoğan'ın Libya kıyılarında elde ettiği bu ayrıcalıklara sessiz kalmayacaktır. Dolayısıyla Libya sahili Avrupa’nın dördüncü sahili olarak kabul edildiği için Erdoğan'a karşı bir İtalyan-Fransız mücadelesi görebiliriz” ifadelerini kullanarak, ‘Erdoğan’ın Libya çölünde petrol arama yönelimine’ karşı uyarıda bulunup bunun ‘Libya’yı uluslararası bir çatışmaya sürükleyeceğini ve Fransa ile İtalya’nın sessiz kalmayacağını’ söyledi.

Libya’nın doğu cephesi Dibeybe hükümetinin Türkiye ile imzaladığı mutabakat muhtırasını sorguluyor

Türkiye Libya'ya yeni bir grup ‘paralı asker’ gönderdi

Trablus, Ankara ile imzalanan mutabakat anlaşmasının şartlarını açıkladı



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
TT

Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Danışman Türki Al eş-Şeyh, Riyad Sezonu’nun geleneksel sporların yer aldığı Etnospor Festivali’nin 2026 edisyonuna ev sahipliği yapacağını açıkladı. Kasım ayında başkent Riyad’da düzenlenmesi planlanan festivalin ardından Riyad Sezonu, 2027 yılında İstanbul’da düzenlenecek festival edisyonuna da sponsor olacak. İstanbul’daki organizasyonun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklama, Al eş-Şeyh ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla perşembe günü İstanbul’da düzenlenen imza töreninde yapıldı. Törende Riyad’ın 2026 edisyonuna ev sahipliği yapmasına ve Riyad Sezonu’nun İstanbul’da düzenlenecek bir sonraki edisyona sponsor olmasına ilişkin anlaşmalar imzalandı.

Al eş-Şeyh, Etnospor Festivali’nin gelecek kasım ayında Riyad’da düzenlenecek edisyonunun izleyiciler için “büyük bir sürpriz” barındıracağını açıkladı. Al eş-Şeyh ayrıca gelecek yıl Bilal Erdoğan ve Dünya Etnospor Konfederasyonu ile işbirliğinin sürdürüleceğini ve Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacağını belirtti.

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı, anlaşmanın önümüzdeki dönemde daha fazla işbirliğinin önünü açacağını ifade etti. Al eş-Şeyh, kısa sürede elde edilen sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken ortaklığın başarıya ulaşmasına katkı sağlayan çalışmaları övdü.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen festival, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımcıları geleneksel spor dallarına ilişkin farklı müsabaka ve deneyimlerde buluşturuyor. Uluslararası organizasyon, farklı yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesini kendine çekiyor.

Etnospor kapsamında çeşitli halkların kültürlerinde tarihsel köklere sahip geleneksel spor ve uygulamalar yer alıyor. Geleneksel okçuluk, binicilik sporları, güreş ve atlı sporların yanı sıra zamanla uluslararası etkinlik ve şampiyonalara dönüşen farklı müsabakalar da festival programında bulunuyor.

Bu spor dalları, son yıllarda uluslararası katılımla çeşitli Etnospor etkinliklerine ev sahipliği yapan Türkiye’de geniş bir ilgi görüyor. Riyad’da düzenlenecek 2026 edisyonu, Riyad Sezonu’nun ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler listesine yeni bir organizasyon eklerken Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olması da etkinliğin Suudi Arabistan dışındaki varlığını genişletmesini sağlayacak.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olacağını ve cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin normal takvimi olan 7 Mayıs 2028 olan tarihinin aynı yılın 16 Nisan'ına çekilebileceğini ifade etti.

Türkiye Basın Federasyonu'nca düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum,  “Mecliste 600 milletvekilinin 360'ının, yani milletvekillerinin beşte üç çoğunluğunun seçimlerin yenilenmesi yönünde karar vermesi halinde seçimler 16 Nisan 2028'de yapılabilir” dedi.

 Yeni dönem için adaylık

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2018'de uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında son kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını söyledi.

Uçum'un açıklaması, “erken seçim” yapılmasından ziyade “seçimlerin yenilenmesine” işaret ediyor. Buna göre Erdoğan, cumhurbaşkanı ve Meclisin beş yıllık görev süresi dolmadan önce, 360 milletvekilinin imzasıyla seçimlerin yenilenmesini talep edebiliyor.

dfgthy
Erdoğan’ın başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum (X hesabı)

Seçimlerin yenilenmesi, Erdoğan'ın anayasal olarak iki dönemle sınırlı olan cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkını tüketmesi nedeniyle yeniden aday olabilmesinin iki yolundan biri olarak değerlendiriliyor. Diğer yol ise anayasa değişikliği yapılması veya yeni bir anayasa hazırlanması ve bunun Mecliste üçte iki çoğunlukla, yani 600 milletvekilinden 400'ünün oyuyla kabul edilmesi ya da halkoyuna sunulması.

Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) bu çoğunluğa sahip olmaması ve iktidar partisinin kamuoyu yoklamalarında gerileyen desteği dikkate alındığında, yeni anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edilmemesine ilişkin ihtimallerin de bulunduğu belirtiliyor.

Uçum, daha önce 25 Haziran'da X hesabından yayımladığı açıklamada da seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmiş ve “erken seçim” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkarak “seçimlerin yenilenmesi” senaryosundan söz etmişti.

frgthy
Erdoğan, 14 Eylül'de Türkiye'nin kuzeyindeki Samsun'da gençlerle bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan anayasa referandumunun gerçekleştirildiği tarih olması nedeniyle sembolik önem taşıyor. Söz konusu sistem, 2018'de yapılan erken seçimlerin ardından uygulanmaya başlanmış ve Erdoğan seçimi kazanmıştı.

Gerçekte Erdoğan üç cumhurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Bunlardan ilki 2014'te, parlamenter sistem döneminde başladı. O dönemde cumhurbaşkanlarının tek bir yedi yıllık dönem için seçilmesi ve siyasi partileriyle ilişkilerini kesmeleri öngörülüyordu.

Erdoğan, anayasa değişikliği ve 2018'de seçimlerin yapılması nedeniyle bu dönemi tamamlamadı. Böylece 2018 ve 2023'te olmak üzere iki dönem için aday olma hakkı elde etti. Eğer 360 milletvekilinin onayıyla seçimlerin yenilenmesine karar verilirse bu, Erdoğan'ın Mayıs 2028'e kadar sürmesi öngörülen mevcut ikinci dönemini tamamlamamış olması anlamına gelecek ve yeni bir dönem için adaylığının önünü açacak.

En uygun senaryo

Gözlemciler, seçimlerin normal tarihinden üç hafta önce yapılmasını öngören “seçimlerin yenilenmesi” senaryosunun, Erdoğan'ın mevcut görev süresinin uzun bir bölümünün kaybedilmesini önlemek amacıyla seçildiğini belirtiyor.

Bu değerlendirmelere göre Erdoğan, kabul edilmeme endişesi veya yeniden aday olmasına imkân verecek kadar zaman kalmaması nedeniyle yeni anayasanın gündeme getirilmesini ertelemeyi tercih etti.

Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekiline sahip olmamasına rağmen muhalefet ve bazı gözlemciler, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakmasını öngören “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesi sırasında ortaya çıkan siyasi ivmeye güvenildiğini belirtiyor.

gthyjukı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine 360 milletvekilinin onay vermesi şartıyla seçimleri yenileyebilir (TBMM'nin X hesabı)

Bu kapsamda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) ya da muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), yaşanan bölünmenin ardından destek verecek milletvekillerinin çıkabileceği ifade ediliyor. CHP'de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geçici olarak yeniden genel başkanlık görevine dönmesi ve partide 44 milletvekilinin Özgür Özel'in CHP'den geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından kurduğu “yeni partiye” geçmemiş olması da bu senaryonun unsurları arasında gösteriliyor.

Yoğun mesaj trafiği

Son günlerde seçimlerin öne çekilmesi ve Erdoğan'ın yeniden adaylığına işaret eden mesajlar artarken, bunun “erken seçim” olarak nitelendirilmemesine özellikle dikkat çekiliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın siyasi tarzını bilenler için, bir sonraki seçime hazırlandığımızı söylediğinde bunun erken seçimle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır” dedi.

6yjı7
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamalarında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada bir sonraki seçimlerde aday olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Erdoğan, partisinin 2071 yılına kadar uzanan gelecek planları hazırladığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hayatta olduğum sürece Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceğim” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Ben Tayyip Erdoğan'ım. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet etmek için mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Bu bedende ruh olduğu müddetçe bu sevda sönmeyecek.”

dfgthy
Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda ısrarcı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın en yakın müttefiki olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çarşamba günü yaptığı açıklamada yeniden adaylık konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı üç adımın ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasının ardından önünde sadece üçüncü ve son aşamayı tamamlamak kaldı. İnşallah üçüncü zaferi de tamamlanacaktır.”