Yatırıma dönüştürülemeyen ve potansiyelinden tam olarak yararlanılamayan zenginlik: Irak’ın madenleri

Bu kanunlardan yararlanmaya katkı sağlayacak kanunların çıkarılması ve yabancı şirketlerin bunları çıkarmaya ve ihraç etmeye teşvik edilmesinin gerekliliği konusunda çağrılar

Irak petrol zenginliğine ek olarak muazzam maden zenginliğine sahip (AFP)
Irak petrol zenginliğine ek olarak muazzam maden zenginliğine sahip (AFP)
TT

Yatırıma dönüştürülemeyen ve potansiyelinden tam olarak yararlanılamayan zenginlik: Irak’ın madenleri

Irak petrol zenginliğine ek olarak muazzam maden zenginliğine sahip (AFP)
Irak petrol zenginliğine ek olarak muazzam maden zenginliğine sahip (AFP)

Irak, Mezopotamya'nın genel bütçesinin büyük bir bölümünü karşılayan petrol zenginliğinin yanı sıra birçok maden zenginliğine de sahip. Bu zenginlik, madencilik ve inşaat sektörleri için yatırım fırsatları oluşturuyor. Ancak birçok engelle karşılaşıyor.
Bugün Irak'ın bu servete yatırım yapması ve ulusal ekonominin önemli bir kolu olmak için gelecek planları geliştirmesi gerekiyor. Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Komitesi geçtiğimiz Perşembe günü Yatırım ve Kalkınma Komitesi ile Sanayi ve Maden Bakanlığı'nın üst düzey kadrosunun da katılımı ile yaptığı ortak toplantıda maden yatırım kanunu taslağını ele aldı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Temsilciler Meclisi'ndeki Medya Departmanı tarafından yapılan açıklamada, "Oturum Başkanı Milletvekili Muhammed Abdu Rabbu, komite merkezinde gerçekleştirilen toplantıda, Irak'ta sanayi gerçekliğine uygun bir şekilde yasanın düzenlenmesini ve sanayiyi geliştirecek değişiklikleri gündeme getirdiklerini vurguladı. Toplantıda kanun taslağının en önemli maddeleri görüşüldü. Sanayi Bakanlığı'nın temsil ettiği hükümet tarafının yanı sıra sanayiciler ve fabrika sahipleri de dahil olmak üzere özel sektörün önerilerinin alınması kararlaştırıldı. Toplantı sırasında, ilk okuma için yasanın bazı paragraflarında değişiklik yapıldı” dedi.  
Açıklamada, katılımcıların, taş ocakları ve madenler de dahil olmak üzere maden yatırımlarının geliştirilmesine katkıda bulunmak ve yabancı ve Iraklı şirketleri bu hayati sektöre yatırım yapmaya teşvik etmek için bu tür yasaların çıkarılması gerektiğini vurguladığına işaret edildi.

Henüz yatırım yapılmadı
Uluslararası İktisat Profesörü Nevvar es-Saadi konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Irak, petrol zenginliğine ek olarak muazzam bir maden zenginliğine sahip. Ancak bu zenginlik henüz yatırıma dönüştürülmedi ve potansiyelinden tam olarak yararlanılmadı. Irak için 1981 yılında hazırlanan gelecek planına göre ülkedeki tüm maden ve gaz kaynaklarının yatırımı 2050'den sonraki kuşağa ait olacak. Bu karara karşı çıkan pek çok ekonomist var fakat bana göre bu servete geçmişte yatırım yapılmış olsaydı, tıpkı son 20 yılda petrol gelirlerinin çarçur edilmesi gibi şimdiye çarçur edilmiş olurdu” ifadelerini kullandı.
Saadi, Irak'taki bu madenlerin petrolün tükenmesinden sonra önemli bir kaynak olabileceğini, ancak bunları çıkarmak ve ihraç etmek için uluslararası şirketlere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Ayrıca bu madenlerin ülke geneline dağılmış olması nedeniyle petrolden daha adil gelir sağlayacağını ifade ediyor. Irak Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun Tikrit, Babil ve Anbar üniversiteleri ile işbirliği içinde yaptığı son araştırma, Irak'ın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine yayılmış durumda uranyum, altın, gümüş, kırmızı cıva ve serbest kükürt gibi bazı nadir minerallerin yanı sıra demir, bakır, kalay, krom, nikel, alüminyum ve diğer mineraller de dahil olmak üzere büyük miktarlarda birçok madene sahip olduğunu ortaya koydu.
Saadi, son araştırmanın o zamanlar Irak'taki en büyük arama kampanyasının İngiliz şirketlerine verildiği 1966 yılındaki verilere dayandığını ve o sırada Bağdat'ın ‘petrolün tükenmesinden sonra nesillerin geleceğini güvence altına almak’ şiarı ile şirketlerin yatırıma başlama tekliflerini reddettiğini açıkladı. Ayrıca, altın, cıva, uranyum ve bakır gibi ülkenin minerallerinin yaklaşık yüzde 80'ine yatırım yapılmadığına da dikkati çeken Saadi, Irak'ın güneyinde çeteler tarafından gerçekleştirilen ve komşu bir ülkeye kaçırılan cıva hırsızlığı operasyonlarından bahsetti.
Irak’ın şu an gelecek planlarını geliştirmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Uluslararası İktisat Profesörü, “Bu nedenle devlet, 1988 tarihli 91 sayılı Maden Yatırım Kanunu’nun değiştirilmesini denetlemeli ve bu alanda düşüncenin gelişimi ve ülkenin ekonomik yönelimi doğrultusunda maden ve madenciliği canlandırmaya imkân verecek şekilde yeni bir kanun hazırlamalıdır. Sektör gelecekte ülke ekonomisinin önemli bir kolu haline gelecektir” dedi. Ayrıca Sanayi ve Maden Bakanlığı'na bağlı laboratuvarların kurulması ve mevcut laboratuvarların korunması için çalışmalar yürütülmesinin gerekliliğine işaret etti. Saadi, Irak'taki bazı vilayetlerde özel sektörü dahil etmenin ve ofisler açmanın önemine ek olarak, bu ofislerin, yatırımlarını nasıl ele alacakları konusunda onlara rehberlik etmenin yanı sıra, her ildeki yerel yönetimlere danışmanlık hizmeti de vermenin önemli olduğuna inanıyor.
Irak'taki çeşitli maden zenginliklerine, ülke için büyük mali kaynaklara ulaşılmasını garanti edecek şekilde yatırım yapılmadığını düşünen Saadi, “Ancak mali ve idari yolsuzluğun yaygınlaşması, kota yaklaşımının benimsenmesi, ekonomik bir stratejinin olmaması, siyasi ve güvenlik istikrarsızlığı; maden arama ve maden zenginliği yatırımını engelleyen faktörlerdir. Bununla birlikte kükürt, fosfat ve yüksek saflıkta silika yatırımı, devlet hazinesine yılda 4 ila 6 milyar dolar arasında gelir sağlayabilir. Bu nedenle, Irak'taki ilgili makamların maden yatırımı için bir yol haritası çıkarması, bu konuda bilgi vermesi ve maden yatırımı konusunda saygın uluslararası şirketlere yatırım fırsatları sunması gerekmektedir. Ulusal ekonomik sektörleri yabancı sermayenin egemenliğinden korurken, devletin ülkenin stratejik madencilik politikalarını belirlemesi, devlet ve özel sektör tarafından uygun şekilde uygulanmasını izlemesi ile ulusal servetin kontrol edilmesini engelleyen, her iki tarafın da çıkarlarını garanti eden yatırım yasasına göre bu bağlamda birçok şirket bulunuyor” şeklinde konuştu.
Irak'taki madenlerin birçoğunun hala yerinde olduğunu ve iyi yatırım yapılmadığını kaydeden Saadi, ayrıca maden yatırımı için paraya ve entegre bir yasaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Ancak bahsedilenlerin tümünün, siyasi istikrar, devletin ve hukukun gücünü ister yatırımcılara ister yerel ve uluslararası şirketlere kontrol edip dayatabilecek güçlü bir hükümet olduğunda uygulanabileceğine dikkati çekti.

Yatırım fırsatları
Öte yandan Ekonomi Araştırmacısı Bessam Raad, Irak'ın topraklarının farklı bölgelerinde fosfat, serbest kükürt, silis kumu ve diğerleri gibi endüstriyel metalik ve metalik olmayan birçok mineral cevherine sahip olduğunu ve bunların madencilik ve inşaat sektörleri için yatırım fırsatları oluşturduklarını söyledi. Ancak mevzuat eskiliği ve buna yatırım yapma konusundaki ilgisizliği, bu alanda çıkarılan son yasanın 1988 tarihli 91 Sayılı kanun olması nedeniyle çeşitli engellerle karşı karşıya olduğuna işaret etti. Bu yasanın, maden sektöründeki yatırımların genel hatlarını ve kurallarını tanımladığını söyleyen Raad, söz konusu yasanın, ham minerallerin ihracatına izin vermediğini ancak imalat sanayileri alanındaki fabrikaların bunlara dayanmasına ve mamul maddelerin yurtdışına ihraç edilmesine olanak sağladığını ifade etti.
Raad, geçtiğimiz dönemde finansal yatırımların bu kaynakları en iyi şekilde kullanmaya yönelik yapılmadığını, bu nedenle de bu servetin yatırımıyla uyumlu bir kanunun çıkarılmasının gerekliliğinin altını çizdi. “Yeni mevzuat, üretim ve geliştirme felsefesine dayanmalı” diyen Raad, madencilik sektörü ve ilgili imalat sanayilerinin ekonomik çeşitlendirme için en önemli seçeneklerden birini temsil ettiğinden devletin kalkınma planlarında bu sektöre odaklanmasının zaruri olduğunu savundu.



Uluslararası Enerji Ajansı’nın planı... ‘Rezerv’ variller petrol fiyatlarının yükselişini durdurmada başarılı olacak mı?

Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı’nın planı... ‘Rezerv’ variller petrol fiyatlarının yükselişini durdurmada başarılı olacak mı?

Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)

Wall Street Journal, konuya vakıf yetkililere dayandırdığı haberinde, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tarihindeki en büyük petrol rezervi açılımını değerlendirdiğini duyurdu. Söz konusu adım, mevcut çatışmanın yol açtığı piyasa dalgalanmalarını yatıştırmayı amaçlayan önleyici bir girişim olarak öne çıkıyor. Önerilen miktarın 182 milyon varili aştığı, bu rakamın 2022’deki Ukrayna krizinde gündeme gelen rezerv açılımıyla eşdeğer olduğu belirtiliyor; bu da uluslararası endişenin boyutunu yansıtıyor. G7 enerji bakanlarının ise planı hemen uygulama konusunda anlaşamadığı, IEA’nın durumu daha derinlemesine değerlendirmesini talep ettiği kaydedildi. Ancak planın sızması, Brent ve WTI ham petrol vadeli işlemlerinde geçici bir düşüşe yol açtı. Beyaz Saray’ın, savaşın sanki ‘son bulmuş’ gibi gösterilmesiyle piyasa aktörlerinin paniğini hafifletmeye çalıştığı ifade edildi.

Planın sızmasının ardından fiyatlarda yaşanan geçici düşüş, stratejik olarak bu rezerv açılımının sahadaki jeopolitik gerçeklerle ne kadar etkili olacağı sorusunu gündeme getirdi. Bu noktada, ‘Depolardaki variller, Hürmüz Boğazı’ndaki küresel petrol akışını telafi edebilir mi? Batılı ülkeler, deniz yollarının haftalarca veya aylarca tıkanması durumunda gerekli dayanıklılığı gösterebilir mi?’ soruları önem kazanıyor.

Acil durum rezervleri: Tarihle yüzleşmek için yeterli mi?

IEA’nın 32 üye ülkesi, ajansın koordine ettiği acil durum rezervlerinde toplam 1,2 milyar varil petrol bulunduruyor. Paris merkezli IEA, bugüne kadar beş kez bu tür rezerv açılımı müdahaleleri gerçekleştirdi: 1991 Birinci Körfez Savaşı öncesi, 2005’te Rita ve Katrina kasırgalarının ardından, 2011’de Libya iç savaşı sırasında ve 2022’de Ukrayna savaşının yol açtığı piyasa dalgalanmalarına karşı iki kez.

sdfhy
Kaliforniya’nın McKittrick kentindeki Belridge petrol sahasında bazı petrol pompaları çalışırken bazıları atıl durumda (AFP)

IEA üyeleri arasında en büyük rezerv ABD’de bulunuyor. Ülke, Meksika Körfezi kıyısı boyunca dört yüksek güvenlikli tesiste 700 milyon varilden fazla petrol depolayabiliyor. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, bu depolar şu anda yaklaşık 415 milyon varil ile dolu; yani kapasitenin sadece yüzde 60’ı kullanılıyor. Bu durum, eski Başkan Joe Biden döneminde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından yapılan rekor çekimlerle oluşmuştu.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin ise son yıllarda stratejik rezerv kapasitesini artırmış görünüyor. Columbia Üniversitesi’ne bağlı Küresel Enerji Politikası Merkezi tahminlerine göre, Çin’in stratejik stoklarında yaklaşık 1,4 milyar varil ham petrol bulunuyor.

Uluslararası bölünme: Geri çekilme bir zorunluluk mu yoksa bir kumar mı?

Diplomatik açıdan planın hayata geçirilmesi kolay ilerlemedi. G7 enerji bakanları dün yaptıkları toplantıda rezervlerin serbest bırakılması konusunda hemen anlaşamadı ve IEA’dan önce durumu kapsamlı şekilde değerlendirmesini talep etti. Fransa, grup içinde aceleci adımlara karşı çıkan başlıca ülkelerden biri olarak öne çıktı; Fransa Maliye Bakanı, grubun henüz rezervlerin çekilmesini gerektiren noktaya ulaşmadığını belirterek, diğer bazı ülkelerin koordineli serbest bırakma önerilerini desteklemesine rağmen temkinli olmayı tercih etti.

Pazartesi günü yapılan G7 maliye bakanları toplantısında da, stratejik petrol rezervlerinden çekim kararı için henüz uygun bir aşamaya gelinmediği vurgulandı; ancak bakanlar bu konuda hazır olduklarını ifade etti.

78o
Kaliforniya’daki Belridge petrol sahasında bulunan bir petrol pompası (AFP)

ABD cephesinde ise Başkan Donald Trump, Amerikan rezervlerinden petrol serbest bırakma konusunda tereddüt gösterdi. Trump ve Enerji Bakanı Chris Wright, yüksek enerji fiyatlarını geçici olarak değerlendirdi.

Diğer yandan Japonya petrol stoklarını çekime hazırlamak için depolama talimatları verdi; Nikkei gazetesi bu adımı, ülkenin bağımsız hareket edebileceğine işaret olarak yorumladı, ancak Japon hükümeti henüz resmi bir karar alınmadığını belirtti. Hindistan ise 9 Mart’ta yaptığı açıklamada, stratejik rezervlerinden çekim yapmayı planlamadığını duyurdu.

Rezervler krizi çözebilir mi?

EuroIntelligence sitesi, ABD yönetiminin bu savaşta asıl ‘rakiplerinin’ Brent ve WTI ham petrol fiyatları olduğunu belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın EuroIntelligence’ten aktardığı analize göre esas sorun Hürmüz Boğazı’nda yatıyor; buradan günde yaklaşık 20 milyon varil, yani deniz yoluyla taşınan küresel ham petrol tüketiminin beşte biri geçiyor. Analiz, stratejik rezervlerden müdahale girişimlerinin büyük bir krizle karşılaşacağını vurguluyor. IEA üyesi ülkelerin toplam rezervleri, esasen deprem, büyük savaş veya benzeri acil durumlar için ayrılmış olup, petrol fiyatlarının 100 doları geçmesi durumunda sınırlı bir fiyat baskısı oluşturmak için kullanılmak üzere tasarlanmamış durumda. Hürmüz Boğazı’ndan tam bir arz kesintisi yaşanması halinde, mevcut rezervler dünya için yalnızca 120 gün yeterli olacak; bu süre sonunda Batının enerji ‘silahı’ tamamen tükenmiş olacak.

Durum, rezervlerin yapısal özellikleri göz önüne alındığında daha da karmaşıklaşıyor. EuroIntelligence, ülkeler arasında rezerv yönetiminde büyük farklılıklar bulunduğunu belirtiyor. Örneğin Fransa hükümetinin stoklar üzerinde tam kontrolü bulunurken, İngiltere’de hükümet doğrudan rezerv sahibi değil ve özel sektörün stoklarına bağımlı. Ayrıca rezervlerin önemli bir kısmı, operasyonların istikrarını korumak için boru hatları içinde bulunuyor; bu da rezervlerin hemen çekilmesini pratikte imkânsız kılıyor.

Buna ek olarak ‘yeniden doldurma’ sorunu da gündemde. Bugün çekilen her miktar için Batılı ülkeler daha sonra piyasadan petrol satın almak zorunda kalacak; bu da Körfez ülkeleri üretimlerini tekrar devreye sokarken piyasada ciddi bir satın alma baskısı yaratacak ve piyasayı teknik olarak ‘mat pozisyonuna’ sokarak kolay bir çıkış yolu bırakmayacak.

Lojistik ikilemi

Stratejik rezervlerin serbest bırakılmasının etkinliği tartışılırken, zaman faktörü ‘gizli fiziksel bir kısıt’ olarak öne çıkıyor. Rezervlerin açılması, yalnızca siyasi bir karar alınıp düğmeye basılmasıyla gerçekleşen bir işlem değil; lojistik açıdan karmaşık bir süreç ve petrolün piyasalara ulaşması en az iki-üç hafta sürüyor. Karar alındıktan sonra, tesislerin pompalama için hazırlanması gerekiyor, ardından boru hatlarıyla limanlara taşınması ve oradan rafinerilere sevk edilmesi aşamaları geliyor.

ABD Stratejik Petrol Rezervi’nden günlük maksimum çekim kapasitesi yaklaşık 4,4 milyon varil. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, başkanlık kararının ardından petrolün depolardan açık piyasaya ulaşması 13 gün sürüyor. Ayrıca lojistik engeller de bulunuyor. Trump yönetimi, rezervleri tekrar doldurma çabası içindeydi ve başkan stokları ‘tam kapasite’ ile dolduracağını taahhüt etmişti; ancak rezervler, aynı anda hem petrol alıp hem çıkarmak üzere tasarlanmamış durumda. Eski Başkan Biden döneminde başlatılan çekimlerin tesislere zarar verdiği ve onarım çalışmalarının halen sürdüğü de bildirildi.

fgthyjuı
ABD’nin Shoreline kentindeki bir benzin istasyonunda benzin ve dizel fiyatlarını gösteren bir tabela (DPA)

Bu zaman farkı, piyasaların birkaç hafta boyunca ani dalgalanmalara karşı savunmasız kalacağı anlamına geliyor. Tüketiciler arz artışının somut etkisini hissetmeden önce geçen süre, stratejik rezervlerin daha çok ‘psikolojik bir caydırıcı’ işlevi görmesini sağlıyor; ani fiyat yangınlarını teknik olarak söndürmekten ziyade piyasaya güven verme aracına dönüşüyor.

Fiyatı belirleyen üç kısıtlama

Oil Price sitesi, fiyatları yalnızca masa başı kararlarla kontrol etmenin önünde üç temel engel bulunduğunu vurguluyor. Birincisi, Hürmüz Boğazı’ndan kaybedilen akışın yalnızca küçük bir kısmını telafi edebilen ‘fazla kapasitenin’ aşınması. İkincisi, talep esnekliği; ham petrol fiyatları varil başına yaklaşık 120 dolara yaklaşmış durumda ve tarihsel olarak bu seviye ‘resesyon tetikleyici’ olarak kabul ediliyor, şirketler ve tüketiciler faaliyetlerini zorunlu olarak kısıyor. Üçüncü engel ise ABD Stratejik Petrol Rezervi’nin 415 milyon varile düşmesi; bu, yirmi yıl önceki gücünü kaybettiği anlamına geliyor ve Washington’un uzun vadeli manevra kapasitesini sınırlıyor.

Analistler, diplomatik çözümler başarısız olursa ve yapısal tıkanıklık devam ederse karamsar senaryoların gündeme geleceğini belirtiyor. Bölgedeki petrol işleme altyapısı zarar görürse fiyatların varil başına 140 doları aşabileceği öngörülüyor. Bu durumda sorun yalnızca fiyat artışı değil; aynı zamanda ulaşım ve tarım sektörlerinin tamamen dizel gibi rafine ürünlere bağımlı olması nedeniyle küresel ölçekte varil sıkıntısı da yaşanacak. Bu bağlamda IEA’nın planı, analistlere göre piyasaya zaman kazandırmaya yönelik bir girişim gibi görünüyor. Zira kriz, deniz yolları sürekli güvence altına alınmadığı sürece ülkelerin kontrol kapasitesini aşıyor.


Enerji Ajansı: Üye ülkeler rezervlerden 400 milyon varil petrolün serbest bırakılması konusunda anlaştılar

İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)
İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)
TT

Enerji Ajansı: Üye ülkeler rezervlerden 400 milyon varil petrolün serbest bırakılması konusunda anlaştılar

İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)
İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)

Uluslararası Enerji Ajansı, 32 üye ülkesinin stratejik rezervlerinden 400 milyon varil petrolü piyasaya sürme konusunda oybirliğiyle anlaştığını duyurdu.

Bu hamle, kurumun tarihindeki en büyük stratejik rezerv salınımını temsil ediyor.

Kurumun icra direktörü Fatih Birol, Ortadoğu'daki devam eden çatışmaların küresel enerji piyasaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu belirterek, doğalgaz arzı açısından en çok etkilenen bölgenin Asya olduğunu vurguladı.


Petrol fiyatları bugün yüzde 25’in üzerinde artış gösterdi... Yeni bir günlük rekora doğru ilerliyor

Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)
Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)
TT

Petrol fiyatları bugün yüzde 25’in üzerinde artış gösterdi... Yeni bir günlük rekora doğru ilerliyor

Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)
Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)

Petrol fiyatları bugün yüzde 25’in üzerinde artış göstererek 2022 ortalarından bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı. Artış, bazı büyük üreticilerin arzı kısması ve ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmanın tırmanmasının deniz taşımacılığında uzun süreli aksamalara yol açabileceği endişeleriyle şekillendi.

Enerji piyasaları, özellikle dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz nedeniyle ciddi bir gerilim yaşıyor.

Petrol tankerlerindeki aksaklıklar ve artan güvenlik riskleri, nakliye faaliyetlerini yavaşlattı ve bu durum, Ortadoğu’dan petrol tedarikine yüksek bağımlılığı bulunan Asyalı alıcıları daha savunmasız hale getirdi.

Brent ham petrol vadeli işlemleri 24,96 dolar artışla yüzde 27 yükselerek varil başına 117,65 dolara ulaştı ve tarihteki en büyük günlük sıçramayı kaydetti. Amerikan Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) ise 25,72 dolar artışla yüzde 28,3 yükselerek varil başına 116,62 dolara çıktı.

Bugün erken saatlerde WTI yüzde 31,4 artışla 119,48 doları görürken, Brent ham petrol yüzde 29 yükselerek 119,50 dolara ulaştı. Pazartesi öncesinde, geçen hafta Brent ham petrol yüzde 27, WTI ise yüzde 35,6 oranında yükselmişti.

Singapur merkezli OCBC Bank’ın Yatırım Stratejisi Genel Müdürü Vasu Menon, “Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışı yakın zamanda yeniden başlamaz ve bölgesel gerilimler hafiflemezse, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskının devam etmesi muhtemel” dedi.

Irak ve Kuveyt üretimlerini azaltmaya başladı; önceden doğal gaz üretimini kısmış olan Katar da arzını kısıtlama kararı aldı. Bu adımlar, savaş nedeniyle Ortadoğu’dan yapılan sevkiyatların durmasının bir sonucu olarak fiyatları destekledi.

Fiyatlardaki yükselişe bir diğer etken olarak, İran’da merhum Dini Lider Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in atanması gösterildi. Bu gelişme, ABD ve İsrail ile çatışmanın başlamasının ardından bir hafta geçmesine rağmen, İran’da sert kanatların hâlâ güçlü şekilde kontrolü elinde tuttuğunu işaret ediyor.

Rakuten Securities’te emtia analisti olan Satoru Yoshida, “Merhum Dini Lider’in oğlu İran’ın yeni Dini Lideri olarak atanmış durumda. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran rejimini değiştirme hedefini daha da zorlaştırıyor” şeklinde konuştu.

Yoshida, “Bu gelişme, alımları hızlandırdı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve petrol üreten ülkelerin tesislerine saldırılar düzenlemeye devam etmesi bekleniyor; geçtiğimiz hafta da buna şahit olduk” ifadelerini kullandı.

Yoshida, WTI fiyatının kısa süre içinde varil başına 120 dolara, ardından 130 dolara yükselmesini öngördü.

Savaş, tüketicileri ve şirketleri, çatışma kısa sürse bile haftalar veya aylar süren yüksek yakıt fiyatlarıyla karşı karşıya bırakabilir. Bunun nedeni, üreticilerin zarar görmüş tesisler, lojistik aksaklıklar ve taşımacılıkta artan risklerle mücadele etmesi olarak gösteriliyor.

ANZ Bank’ta kıdemli emtia stratejisti olan Daniel Hines, “Bir sonraki kritik gösterge, durumun İran’ı petrol kuyularını kapatmaya zorlayıp zorlamayacağıdır. Bu yalnızca üretimi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda çatışma sona erdikten sonra yanıt süresini de geciktirir. Bu da fiyatların uzun süre yüksek kalmasına yol açar” dedi.

Üç petrol sektörü kaynağı, dün Irak’ın güneyde bulunan ana petrol sahalarındaki üretiminin yüzde 70 düşerek günde yalnızca 1,3 milyon varile gerilediğini bildirdi. Bunun nedeni, İran ile yaşanan savaş nedeniyle ülkenin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihraç edememesi olarak açıklandı. Basra Devlet Petrol Şirketi’nden bir yetkili, ham petrol depolama kapasitesinin maksimuma ulaştığını belirtti.

Kuveyt Petrol Şirketi de cumartesi günü üretimi azaltmaya başladı ve sevkiyatlar için mücbir sebep ilan etti, ancak durdurulacak üretim miktarını açıklamadı.

ABD petrol rezervleri

Petrol fiyatlarındaki yükselişle birlikte ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Başkan Donald Trump’a Stratejik Petrol Rezervi’nden petrol salması çağrısında bulundu.

Schumer yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, piyasaları istikrara kavuşturmak, fiyatları düşürmek ve Amerikalı ailelerin zaten aşina olduğu fiyat şoklarını durdurmak için Stratejik Petrol Rezervi’nden derhal petrol salmalıdır. Bu fiyat artışlarının sorumlusu onun pervasız savaşıdır” ifadelerini kullandı.