Ateşkes sonrası Yemen güçleri askeri hazırlık içerisinde

Yemen Başkanlık Konseyi milletvekillerinin Husileri caydırmak amacıyla attığı siyasi ve askeri adımlar

Marib Valisi Tümgeneral Sultan el-Arade, Japon diplomatla görüştü (Saba News)
Marib Valisi Tümgeneral Sultan el-Arade, Japon diplomatla görüştü (Saba News)
TT

Ateşkes sonrası Yemen güçleri askeri hazırlık içerisinde

Marib Valisi Tümgeneral Sultan el-Arade, Japon diplomatla görüştü (Saba News)
Marib Valisi Tümgeneral Sultan el-Arade, Japon diplomatla görüştü (Saba News)

Husi milislerin saldırılarına karşı sağlam ve güçlü bir caydırıcı misillemeler yapacaklarını belirten Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tümgeneral İdris ez-Zübeydi, savaş cephelerinde askeri hazırlığı artırdı.
Riyad’da Yemen Savunma Bakanı Muhsin ed-Dairi ile bir araya gelen Zübeydi, Husi milisleriyle çatışma cephelerinde kaydedilen son askeri gelişmelerden, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde imzalanan ateşkesin sona ermesi ardından milis saldırılarına karşı savaşa hazırlık düzeyinin detaylarını anlattı.
Başkan Yardımcısı; askeri teyakkuzun, tüm cephelerde konuşlu askeri güçlere yönelik herhangi bir saldırı girişimine güç ve kararlılıkla yanıt verilmesinin ve Husi milislerin temas bölgelerine yönelik herhangi bir sızıntı veya saldırı girişimine karşı tetikte bulunmanın önemini vurguladı.
Zübeydi, askeri bilimlerdeki ardışık gelişmelere ayak uydurabilmeleri için komutan ve personele yönelik eğitim ve yeterlilik programlarının yoğunlaştırılması çağrısında bulundu. Askerlerin performansını artıracak her şeyi seferber etmeye, tüm durumlarla etkin ve yetkin bir şekilde başa çıkılması için gerekli yetenekleri sağlamaya hazır olduğunu ifade etti.
Yemen Başkanlık Konseyi üyelerinden Abdurrahman el-Muharremi de Husilerin kontrol altında tuttuğu bölgelerde yakında Husi milislere karşı bir iç ayaklanmanın patlak verebileceği öngörüsünde bulundu. Şarku’l Avsat’ın Aden merkezli Saba Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Japonya'nın Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Kazuhiro Higashi ile bir araya gelen Muharremi, “Husi darbe milisleri, ateşkesi yanıtlamaları ve kabul etmeleri yönündeki tüm yerel, bölgesel ve uluslararası çağrıları reddediyor. Biz barışa tutkunuzdur. Ancak darbeci milis gruplarının Yemen halkının kaderini eline almasına izin vermeyeceğiz. Husilerin güney ve kuzey vilayetlerinde kuluçka görevi görmediğinin, ateş ve demirle hükmettiklerinin farkındayız. Bu illerin bir an önce kendi ayakları üzerinde durması, Husileri içeriden düşürmesi beklentisindeyiz” vurgusunda bulundu.
Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı ve Marib Valisi Tümgeneral Sultan el-Arade, Husi milislerin ateşkesin uzatılması girişimini reddetmesi karşısında konseyin ise eli boş durmayacağını yineledi. Aynı zamanda milislerin denizcilik ve petrol sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı ve yerel şirketlere yönelik tehditleriyle başa çıkılabileceğine işaret etti. Saba’nın haberine göre Japonya'nın Yemen Maslahatgüzarı ile bir araya gelen Arade, darbecilerin uzlaşmazlıklarına rağmen Başkanlık Konseyi ve Yemen hükümetinin barışı getirmek ve Yemen halkının acılarını hafifletecek tavizler vermek için sürekli çaba sarf ettiğini açıkça belirtti. Japonya'nın anayasal desteğine övgüde bulunan Başkanlık Konseyi, ortak çıkarlara hizmet etme yönünde iki dost ülke arasındaki ilişkiyi güçlendirme ve geliştirme arzusunu dile getirdi.
Diğer yandan ise Yemen ordusu güçleri, el-Beyda sınırındaki Yafa cephesinde Husi milislere ağır kayıplar verdirdi. Yafa cephesinde konuşlu ortak güçlerin Husi milisleriyle karşı karşıya geldiğini bildiran Yafa cephesi komutanı Tuğgeneral Abdulaziz el-Mansuri, çatışmaların milislerin sürekli düşmanca eylemleri ardından patlak verdiğini bildirdi.Nitekim çatışmalar neticesinde milislerin ağır kayıplar verdiği, meşru güçlerden ise iki askerin öldürüldüğü aktarıldı.
Husi milisleri Sana ve Aden'i birbirine bağlayan yolda bir atılım gerçekleştirmeyi hedefliyor. Zirâ Husilerin ellerinden henüz kurtarılmamış olan illerdeki Yemen halkı için her gün onlarca tanker ve gıda malzemesi buradan geçiyor.
Askeri kaynakların bildirdiğine göre Husi milisler; devriyeleri, araçları ve aralarında El Kaide ve DEAŞ radikal üyelerinin de bulunduğu onlarca unsuru Yafa ve Lahic cephesinin sınırlarındaki el-Beyda'da bulunan ez-Zahir bölgesine yöneltti.
Geçtiğimiz Çarşamba günü ordu güçleri, Yafa’daki geniş arazilere bakan stratejik nokta konumundaki Cebel el-Ar'a ulaşmayı amaçlayan Husi milislerin saldırılarını engelledi. İran'a bağlı Husi milisler, 2 Ekim'de sona eren ateşkesin yenilenmesini reddetmeleri ardından son birkaç gündür saldırılarını artırıyor. Bu saldırıları püskürten Ulusal Ordu güçleri ise milislere ağır kayıplar verdiriyor.
Ülkede ve uluslararası arenada çeşitli krizler kaydedilirken Yemen ise bir kez daha savaş döngüsüne sebebiyet verebilecek bir aşamaya girmiş gibi gözüküyor. Altı ay süren söz konusu ateşkes, 2 Ekim’de sona ermişti. Tarafların ateşkesi yenilemeyi başaramaması, askeri gerilimin artabileceği endişelerine neden oluyor.
Ateşkesin sona ermesinin hemen akabinde ülkenin farklı bölgelerinde çatışmalar patlak vermeye başlamıştı. Milisler ise askeri gerilimi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) doğru genişletmekle tehdit ediyor.
Taiz, ed-Dali ve Marib illerinde Yemen ordusu ile Husi milisleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Yemen ordusu, direnişçi taraflar ve çeşitli askeri oluşumlar, milislerin ateşkesin hemen ardından çeşitli saldırılarda bulunduğunu, ancak ilerleme kaydetmelerine izin vermeden geri püskürtüldüklerini aktardı.
Öte yandan, Sana’da kaydedilen sebebi belirsiz patlamalara dair açıklama yapılmıyor. Bölge sakinleri ise bu patlamaların milislerin ülkedeki petrol tesislerini ve şirketlerini hedef almak amacıyla doğudaki bazı valiliklere balistik füzeler fırlatma girişimleri kapsamında meydana geldiğini söylüyor.
Geçtiğimiz Cuma günü Yemen medyası, önde gelen Yemen askeri komutanlarından Albay Hizam es-Sayyadi'nin Husi milisleriyle yaşanan çatışmalarda öldürüldüğünü bildirdi. Sayyadi, aynı zamanda Beşinci Askeri Bölge’ye bağlı Birinci Tugay Başkanı sayılıyor.
Suudi Arabistan ve BAE’yi hedef almakla tehdit eden Husi milisler, aynı zamanda ülkedeki petrol tesislerini hedef alma tehdidinde bulunuyor. Husi lider Yahya Seri, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve BAE'de faaliyet gösteren petrol şirketlerine tehditler savurdu.
Gözlemcilerin ifade ettiğine göre, kendi amaçlarını elde etme niyetiyle küresel enerji krizini uluslararası topluma şantaj yapmak için kullanan Husi milisler, bu sebeple hayati önem taşıyan petrol tesislerini hedef alma tehdidinde bulunuyor.
Husilere bağlı Sözde Yüksek Siyasi Konsey üyesi Muhammed Ali el-Husi, milislere ait insansız hava araçlarına atıfla “Uçuşa yasak bölge olmasına rağmen gideceği yeri bilen uçaklarımız var” vurgusunda bulundu. Güvenlik Konseyi ise bu açıklamayı radikalizm ile suçladı.
İran medyasına verdiği demeçte, milislerin savaşın gidişatında aktif rol oynayacak deniz füzeleri alanında gelişme kaydettiğine değinen Husi lider Muhammed el-Bahiti, talepleri karşılanmadığı takdirde Suudi Arabistan Krallığı ve BAE’deki petrol tesislerini vurabilecek yetenek ve cesarete sahip olduğunu öne sürdü. Uçuş sayıları artırılmadıkça Hudeyde limanının açılmayacağını ve çalışanların maaşlarının ödenmeyeceğini öne süren Bahiti, milislerin talepleri karşılanmadığı taktirde Suudi ve BAE petrol tesislerine saldırma kabiliyetine ve cesaretine sahip olduklarını vurguladı.
Diğer yandan ise DPA’ya konuşan bir askeri kaynak, Abyan'ın el-Mahfad ilçesine bağlı Vadi Amran'ın girişinde El Kaide üyeleri tarafından yerleştirilen iki patlayıcının dün infilak etmesi neticesinde ülkenin güneyindeki Abyan ilinde 4 askerin şehit olduğunu, 3 askerin ise yaralandığını duyurdu. Aynı zamanda Abyan’daki diğer bölgelerin örgüt unsurlarından temizlendiğini bildirdi.
Söz konusu kaynak, Abyan eyaletinde El Kaide unsurlarının takip edildiği Doğu’nun Okları Operasyonu kapsamında geçtiğimiz günlerde Mahfad bölgesinin kurtarıldığını ve El Kaide unsurlarının buradan kovulduğunu açıkladı. Zirâ El Kaide, Yemen’de sekiz yıldır kaydedilen savaşın getirdiği güvenlik zafiyetini fırsat bilerek bu bölgelerde faaliyet gösteriyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.