Suudi Arabistan’ın hibesi, Hadramut’taki tarihi Seiyun Sarayı’nın tarihi mirasını canlandıracak

Suudi Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, UNESCO ile Yemen’de uygulanacak projeyi finanse ediyor

Yemen Enformasyon Bakanı ve Suudi Arabistan Yemen Büyükelçisi dün Riyad’da proje başlatılırken (Şarku’l Avsat)
Yemen Enformasyon Bakanı ve Suudi Arabistan Yemen Büyükelçisi dün Riyad’da proje başlatılırken (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın hibesi, Hadramut’taki tarihi Seiyun Sarayı’nın tarihi mirasını canlandıracak

Yemen Enformasyon Bakanı ve Suudi Arabistan Yemen Büyükelçisi dün Riyad’da proje başlatılırken (Şarku’l Avsat)
Yemen Enformasyon Bakanı ve Suudi Arabistan Yemen Büyükelçisi dün Riyad’da proje başlatılırken (Şarku’l Avsat)

Yemen için Suudi Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı (SDRPY), Yemen hükümetinin dünya mirasının en önemli simge yapılarından biri olan Hadramut şehrindeki Seiyun Sarayı’nın kurtarılması ve ülkenin tanık olduğu krizler ve doğal afetlere karşı dayanıklığının ve toparlanmasının sağlanması talebine yanıt olarak, tarihi saraya hayat verecek bir restorasyon projesinin gerçekleştirilmesi için finasman sağladı.
Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, Hadramut şehrindeki Seiyun Sarayı’nın restorasyon projesinin başlatılmasının, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile ortaklaşa yapıldığını belirtti. Cabir, söz konusu projenin, Suudi Arabistan’ın Arap Yarımadası’nın tarihi eserlerini ve tarihini korumak ve Suudilerin kalplerinde değerli olan kardeş Yemen’deki maddi ve manevi mirasın, korunması ve muhafaza edilmesi konusundaki öncü rolünün ve Krallığın verdiği desteğinin bir uzantısı olarak geldiğini belirtti. Projenin aynı zamanda, Yemen’deki karmaşık koşulların gölgesinde, risk altındaki tarihi eserleri ve tarihi alanları koruma konusunda, Yemen hükümetine destek olarak geldiğini de vurguladı.
Al Cabir, sarayın kültürel ve medeniyetsel açıdan önemli bir yapı olarak restore edilmesi ve korunmasına yönelik tüm çalışmaların Yemenli işçiler tarafından gerçekleştirileceğine dikkat çekti. Bu projenin, diğer kültürel proje ve girişimler kapsamında geldiğini belirtti. SDRPY, Yemen’in Tarim şehrindeki tarihi el-Ahkaf Kütüphanesine yönelik proje gibi diğer projelere de katkıda bulunmuştu. El-Ahkaf Kütüphanesine yönelik projede, dijitalleştirme ve restorasyonun yanı sıra Yemen kurumlarının bu tarihi insani mirası korumak üzere kapasitelerini geliştirmek için çalışılmıştı.
Diğer yandan, Yemen Enformasyon Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani, Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı ve SDRPY’ye Yemen hükümetinin talebi üzerine, tarihi Seiyun Sarayı’nı restore etme projesini finanse etmelerine övgüde bulundu. Seiyun Sarayı, ülkenin en önemli tarihi eserlerinden ve dünya genelinde nadir bulunan çamurdan yapılmış saraylardan biri olarak tanınıyor. 7 katlı ve 40’tan fazla odaya sahip olan saray 500 yıldan uzun bir süredir ayakta duruyor.
İryani “Bu, istisnai ve şaşırtıcı olmayan bir çaba. Yemen’in tanık olduğu zor şartlar altında, Suudi Arabistan’ın kardeşçe olan samimi tutumlarının ve Yemen halkına karşı cömert liderliğinin bir uzantısı olarak geliyor. Diğer yandan Tahran’daki rejim, Yemenlileri tehdit etmek ve öldürmek için kaos yaratıp istikrarı bozmak üzere füzeler ve insansız hava araçları göndermeye devam ediyor. Söz konusu iki tutum arasında büyük bir fark bulunuyor” ifadelerini sözlerine ekledi.
UNESCO’nun Körfez Ülkeleri Ofisi Direktörü Dr. Salah Halid, projenin uygulanmasına yönelik sağlanan Suudi finansmanını, Suudi Arabistan’ın Yemen’in çeşitli kültürel mirasını ve Yemen kimliğini korumak için aralıksız ve daimi çabalarının bir uzantısı olarak değerlendirdi. Bunların sosyal uyumun, toparlanmanın ve barışçıl ve sağlam toplumlar inşa etmenin temelini oluşturduğunu belirtti.
Halid, tarihi bir değere sahip olan sarayın 1984 yılında, taş çağlarına ait tarihi eserlerin, tunç çağlarından kalma heykellerin ve tarihi el yazmalarının bulunduğu bir müze olarak kapılarını halka açtığını belirtti. Sarayın kerpiçten yapılmış en eski yapılardan biri ayrıca kerpiçten yapılmış en büyük yapı olduğunu ancak Yemen’de koşulların kötüleşmesi sebebiyle kapılarının kapatıldığını söyledi.
Projenin uygulanmasından sorumlu UNESCO Bölge Direktörü, sarayın restorasyona yönelik acil ihtiyacı olduğunu zira, Yemen’deki savaşın koşulları ve yağan muson yağmurlarının, yıllar boyunca dış duvarın ve zeminin bazı bölümlerinin tamamen çökmesine ve sarayın altyapısının ciddi derecede hasar görmesine neden olduğunu belirtti. Projenin amacının sadece restorasyon olmadığını, ülkedeki kriz ve doğal afetler gölgesinde uyum, dayanıklılık ve toparlanmayı desteklemek üzere sarayı bir müze ve yerel kültürel yaşam için medeni bir merkez olarak canlandırmak, Yemenli gençlere iş olanakları sağlamak, Yemen’de yerel imkanların oluşturulmasında kültürün rolünü artırmak olduğunu belirtti.



Adalet Bakanı Tunç, Suudi Arabistan heyetini kabul etti

(@yilmaztunc)
(@yilmaztunc)
TT

Adalet Bakanı Tunç, Suudi Arabistan heyetini kabul etti

(@yilmaztunc)
(@yilmaztunc)

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Suudi Arabistan Ankara Büyükelçisi Fahad bin Assaad Abu Al-Nasr ve Suudi Arabistan Başsavcısı Suud Bin Abdullah Almujib ile görüştü.

Adalet Bakanlığında gerçekleşen görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Tunç, "Adli işbirliğimiz başta olmak üzere ülkelerimiz arasındaki ilişkiler hakkında değerlendirmelerde bulunduk. Suudi Arabistan ile her alandaki ilişkilerimizi ve birlikteliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.


2034 Dünya Kupası'nda kullanılacak Prens Selman Stadı için sıradışı tasarım

Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)
Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)
TT

2034 Dünya Kupası'nda kullanılacak Prens Selman Stadı için sıradışı tasarım

Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)
Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)

Suudi Arabistan'da, 2034 Dünya Kupası için de kullanılması beklenen yeni Prens Muhammed bin Selman Stadyumu tanıtıldı.

Riyad'a 40 dakika uzaklıktaki Qiddiya'da inşa edilecek stadyum, birçok ileri teknolojiyle donatılacak ve spor, eğlence ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yapacak.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin ismi verilen stadyum, 200 metre yükseklikteki Tuwaiq Dağları'nın üstüne inşa edilecek.

Stadyumun çevresinin toplam uzunluğu 1,5 kilometreye kadar ulaşan dev ekranlarla kaplanacağı duyuruldu.

Bunun yanı sıra, stadyumun zemininin sökülüp birleştirilebilir şekilde yapılacağı ve futbol karşılaşmalarına ek olarak ragbi, boks, karma dövüş sanatları ve e-spor etkinliklerine de ev sahipliği yapabileceği kaydedildi.

Stadyumun yılın tüm aylarında kullanılabilmesi için çevre dostu bir klima sisteminin de bulunacağı belirtildi.

Yüksek miktarda enerji tüketimi yapılmaması için stadyumun altında yapay bir göl oluşturulacağı, bu gölde biriken yağmur sularının bir buz duvarının içine pompalanmasıyla elde edilen soğuk havanın stadyumu soğutmak için kullanılacağı ifade edildi.

Prens Muhammed bin Selman Stadyumu'na ilişkin planlar, veliaht prensin Qiddiya şehir planını duyurmasından birkaç hafta sonra geldi.

Suudi yönetimin açıkladığı en büyük mega projelerden biri olan Qiddiya şehri 360 kilometrekarelik alan üzerinde 60 bin binadan oluşacak ve 600 binden fazla kişiye ev sahipliği yapacak.

Qiddiya şehrinin 325 binden fazla istihdam yaratması, gayri safi yurt içi hasılada yaklaşık 135 milyar riyal artış elde etmeye yardımcı olması ve yılda 48 milyon ziyaretçi çekmesi bekleniyor.

Şehirde ilk tesislerin iki yıl içinde açılması bekleniyor.

Independent Türkçe


Suudi Arabistan, Türk müteahhitler için yıllık 10 milyar dolarlık iş potansiyeli taşıyor

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan, Türk müteahhitler için yıllık 10 milyar dolarlık iş potansiyeli taşıyor

(AA)
(AA)

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, farklı pazarlardaki zengin deneyimi, uluslararası standartlarda uygun maliyetli hizmeti, inisiyatif alma yeteneği, risk alma isteği ve kapsamlı ortaklık deneyimi ile "Türk Müteahhitliği"nin dünyanın her köşesinde aranılan bir marka haline geldiğini söyledi.

Eren, geleneksel pazarlardan olan Suudi Arabistan'ın ise yurt dışı müteahhitlik hizmetleri içinde Türk müteahhitlik firmaları tarafından gerçekleştirilen 27,8 milyar dolar tutarındaki 402 proje ile en çok proje üstlenilen 6'ncı ülke konumunda olduğunu dile getirdi.

Geçen yıl boyunca başta Suudi Arabistan olmak üzere siyasi ilişkilerde son derece olumlu gelişmelerin yaşanan Körfez ülkelerine ve Irak’a yönelik faaliyetlere odaklanıldığını aktaran Eren, "Yürütülen faaliyetlerin etkisiyle 2023 yılında Suudi Arabistan’da firmalarımızca 2,7 milyar dolar tutarında 16 proje üstlenilmiştir. Bu gerçekleşme ile 2018 yılı düzeyinin yeniden yakalanmış olması da sevindiricidir." diye konuştu.

Erdal Eren, mevcut ilişkilerin daha da geliştirilmesi amacıyla Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın başkanlığında Suudi Arabistan’a bu yıl da bir müteahhitlik heyeti ziyareti düzenlemeyi programlarına aldıklarını ifade etti.

Türk müteahhitlerin Suudi Arabistan’ın "Vizyon 2030" projesinde kilit rol oynayacağını ve büyük işlere imza atacağını belirten Eren, "Ülkemizin Suudi Arabistan ile mevcut ilişkilerinin gelişimi çerçevesinde, ülkenin Türk inşaat sektörü için yıllık 10 milyar dolarlık yeni iş potansiyeli taşıyan bir pazar konumuna geldiği görülmektedir." diye konuştu.

Eren, ilgili kuruluşların açıkladıkları çalışmalara göre gelecek dönemde Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yüzde 52’si üstyapı olmak üzere 3,9 trilyon dolar tutarında projenin hayata geçirilmesinin öngörüldüğünü ve en büyük yatırımı ise Suudi Arabistan’ın yapmasının beklendiğini ifade etti.

Geçen yıl gerçekleştirdikleri müteahhitlik heyeti ziyaretleri ve üst düzey temaslarla da ilk elden bilgi alma fırsatlarının olduğunu anımsatan Eren, "Bu vesileyle edindiğimiz bilgilerden Suudi Arabistan’da önümüzdeki 15 yılda 1,4 trilyon dolar tutarında alt ve üstyapı projesi gerçekleştirilmesinin planlanmakta olduğunu anlamış bulunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Neom, Suudi Arabistan’ın gündemindeki projelerden en büyüğü olarak dikkati çekiyor"

TMB Başkanı Eren, Türk müteahhitler olarak Suudi 2030 vizyonu ve Giga projeleri programı kapsamındaki Neom, Diriyah Gate, Qiddiya, Red Sea Global, Al’Ula projeleri ile ülkedeki diğer enerji, su, konut ve altyapı projelerinde yer almak istediklerini ve bu yönde çalışmaları ve girişimleri sürdürdüklerini ifade etti.

Eren, Neom'un Suudi Arabistan’ın gündemindeki projelerinden en büyüğü olarak dikkati çektiğini kaydederek, "Üye firmalarımız sadece bu projede değil ülkedeki tüm alt ve üst yapı projelerinde yer almak hususunda isteklidir. Bu amaçla firmalarımız Suudi Arabistan mevzuatının gerektirdiği kayıt ve sertifikasyon prosedürlerini tamamlamak amacıyla faaliyetlerini ve girişimlerini sürdürmektedir." dedi.

"Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri gibi yeni pazarları da yakından izliyoruz"

Yurt içinde mevcut verileri göz önünde bulundurarak 2024 yılında sektörün rotasının ağırlıklı biçimde yurt dışı projeler olacağına işaret eden Erdal Eren, en büyük potansiyeli taşıyan hedef ülke olarak da Suudi Arabistan'ın öne çıktığını belirtti.

Eren, Irak'ın da Kalkınma Yolu projesi ile ülkede gerçekleştirilmesi planlanan enerji, sağlık, konut, okul, hastane gibi projelerle diğer hedef ülke olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Türk müteahhitler olarak Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde çalışmakta ve Sahra Altı Afrika bölgesindeki faaliyetleri artırmakta olduklarına dikkati çeken Eren, "Bunun yanı sıra Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri gibi yeni pazarları da yakından izliyoruz. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde yurt dışında her yıl üstleneceğimiz yeni proje tutarı hedefimizi, kısa vadede 20 milyar dolar, orta vadede ise 50 milyar dolar olarak korumaktayız." ifadelerini kullandı.


Yargıtay Başkanı Akarca, Suudi Arabistan Başsavcısı Almujib'i kabul etti

(yargitay.gov.tr)
(yargitay.gov.tr)
TT

Yargıtay Başkanı Akarca, Suudi Arabistan Başsavcısı Almujib'i kabul etti

(yargitay.gov.tr)
(yargitay.gov.tr)

Yargıtay Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Akarca, resmi ziyaret kapsamında Türkiye'de bulunan Almujib ve beraberindeki heyeti Yargıtay'da ağırladı.

Kabulde, iki ülke arasında siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesinin yanı sıra yargı alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi konusunda da görüş alışverişinde bulunuldu.

Kabulde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili Rıdvan Gündoğdu, Yargıtay Genel Sekreteri Fevzi Yıldırım ve Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Fahad bin Assaad Abu Al-Nasr da yer aldı.


Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Türkiye ile 55 milyon dolarlık kredi anlaşması imzaladı

Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)
Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)
TT

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Türkiye ile 55 milyon dolarlık kredi anlaşması imzaladı

Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)
Kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulunun rehabilite edilmesi amaçlanıyor (AA)

SFD'nin açıklamasına göre, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, SFD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmed Al-Khateeb ve SFD İcra Kurulu Başkanı Sultan Al-Marshad'ın katılımıyla anlaşmaya yönelik imza töreni gerçekleştirildi.

Söz konusu kredinin "Devlet Okullarında Depreme Bağlı Riskin Azaltılması Projesi" kapsamında kullanılması hedefleniyor.

İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nda imzalanan anlaşma kapsamında alınacak kredi ile yaklaşık 55 bin metrekare büyüklüğe sahip 5 devlet okulu rehabilite edilecek.

Proje kapsamında belirlenen okulların, deprem sebebiyle oluşabilecek hasarlardan korunması hedefleniyor. Bu bağlamda, gerekli donanımın ve kaynakların okullara tahsis edilmesi, eğitim kalitesi ve verimliliklerinin sürekliliğinin devam etmesi sağlanacak.

SFD finansmanlığında yürütülen proje, Fon'un Türkiye ile olağan işbirliğini ilerletmesinde de yeni bir dönüm noktasını temsil ediyor.

Proje, öğrencilere kaliteli bir eğitim sağlamayı ve ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmayı teşvik etmeyi amaçlıyor. Proje aynı zamanda, "Kaliteli Eğitim" maddesi de dahil olmak üzere, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin gerçekleştirilmesini de destekliyor.

Türkiye'deki eğitim sektörünü destekleme ve ülkenin dünya standartlarında bir eğitim sunma hedefini güçlendirmeyi amaçlayan SDF, son 40 yılda Türkiye'de enerji, sağlık, tarım ve eğitim gibi alanlarda değeri 300 milyon doların üzerinde olan 9 kalkınma projesi ve programını finanse etti.


Suudi Arabistan, ABD'nin "Gazze'de ateşkes" vetosu üzerine BMGK'da reform çağrısı yaptı

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan, ABD'nin "Gazze'de ateşkes" vetosu üzerine BMGK'da reform çağrısı yaptı

(AA)
(AA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Cezayir'in Gazze'de acilen insani ateşkes sağlanması talebiyle sunduğu karar tasarısının ABD tarafından veto edilmesinin üzücü olduğu belirtildi.

BMGK'da reform yapılması çağrısında bulunulan açıklamada, "BMGK'nın uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesindeki sorumluluklarını güvenilir bir şekilde ve çifte standart olmaksızın yerine getirmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu" vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, "Gazze Şeridi ve çevresinde kötüleşen insani durumun yanı sıra uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden saldırıların artması" konusunda da uyarıda bulunuldu.

Cezayir'in karar tasarısı

Cezayir tarafından sunulan karar tasarısında, Gazze'de acilen insani ateşkes sağlanması talep ediliyordu.

Sivillere yönelik her türlü saldırının kınandığı tasarıda, aynı zamanda Filistin halkının zorla yerinden edilmesine karşı çıkılıyordu.

Karar tasarısında, tüm taraflara uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yapılırken, Gazze'nin tüm bölgelerine engelsiz insani yardım gerçekleşmesi talep ediliyordu.

Tüm esirlerin serbest bırakılması talep edilen karar tasarısında, Uluslararası Adalet Divanı'nın İsrail'e yönelik 26 Ocak'ta aldığı ihtiyati tedbir kararlarına da atıfta bulunuluyordu.

ABD daha önce de ateşkes çağrılarını veto etti

ABD daha önce 16, 18 ve 25 Ekim 2023 ile 8 Aralık 2023'te BMGK'da Gazze'ye ilişkin sunulan karar tasarılarını veto etmişti.

ABD, BM Genel Kurulu'nda 13 Aralık 2023'te 153 ülkenin "evet" oyu kullandığı Gazze'de acilen insani ateşkes talebinde bulunulan karar tasarısı için de "hayır" oyu kullanan 10 ülkeden biri olmuştu.


Suudi Arabistan'a göre, İsrail'in UAD'de kendisine yöneltilen "esaslı iddialara" cevabı yok

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan'a göre, İsrail'in UAD'de kendisine yöneltilen "esaslı iddialara" cevabı yok

(AA)
(AA)

Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'de, İsrail'in, işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar ikinci gününde sürüyor.

Suudi Arabistan Krallığı'nın Lahey Büyükelçisi Ziad Al Atiyah, burada yaptığı açıklamada, İsrail'in Divan'da sözlü beyanda bulunmamasını eleştirdi.

Atiyah, "Şüphesiz bunun nedeni, kendisine yöneltilen esaslı iddialar hakkında hiçbir şey söyleyememesidir." ifadelerini kullandı.

Atiyah, İsrail’in, Filistin'deki işgalinin hukukiliğine ilişkin beyanda bulunmak yerine Divan'ın bu konuda neden danışma görüşü vermemesi gerektiği yönünde beyanlar sunmasıyla ilgili ise "Tüm bunlardan çıkarılabilecek tek mantıklı sonuç, İsrail'in geniş Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının yasal olarak savunulamaz olduğudur." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in ilhak, evleri yıkma, toprak çalma gibi yöntemlerle Filistin'in bir devlet olmasını "neredeyse imkansız" hale getirdiğini belirten Atiyah, üstelik İsrail'in barışçıl çözüm yollarından da kaçındığını dile getirdi.

Atiyah, ülkesinin inisiyatifi ile Arap Ligi tarafından yapılan müzakere önerilerinin İsrail tarafından reddedildiğini hatırlattı.

İsrail'in kendi kaderini tayin hakkını sadece Yahudi halkına özgü gördüğüne işaret eden Atiyah, Filistin'in işgalinin, sadece İsrail-Filistin meselesi gibi görülmesine de karşı çıkarak, bunun çok taraflı bir sorun olduğunu savundu.

Atiyah, İsrail'in Filistin'de yaptığı hak ihlallerinin, sadece Filistin halkı için değil aynı zamanda uluslararası toplum için de yadsınamaz bir "endişe kaynağı" olduğunu dile getirerek, BM'yi İsrail’in ihlallerini sona erdirmek için adım atmaya çağırdı.

Bu bağlamda Atiyah, "Uluslararası toplum İsrail'in yasa dışı davranışlarını tanımamakla yükümlüdür. Tüm devletler İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerini sona erdirmek için işbirliği yapmalı ve İsrail'in ihlallerine yardım ve destek vermediklerinden emin olmalıdırlar.” ifadelerini kullandı.

Filistin'in uzun süredir işgal altında olması bugünkü yıkımın "temel nedeni"

Duruşmada Cezayir adına söz alan Cezayir'in BM Uluslararası Hukuk Komisyonu Üyesi ve İnsan Hakları Profesörü Ahmed Laraba, Filistin topraklarının uzun süredir işgal altında olmasının, bugün bu topraklarda yaşanan yıkımın "temel nedeni" olduğuna dikkati çekti.

İsrail'in Filistin topraklarında 1967'deki savaştan sonra başlattığı işgali bu zamana kadar sürdürdüğünü belirten Laraba, bu işgalin Filistin topraklarının ilhak edilmesine yol açmaması gerektiği konusunda uyardı.

Laraba, Refah'taki son durumun ve İsrail'in buraya geniş çaplı saldırı planlarının, işgalin vahametini ortaya koyduğunu ifade etti.

İsrail'in işgaline son vermesi ve "işgal gücü" olarak elinde bulundurduğu tüm yetkileri Filistinlilere devretmesi gerektiğini belirten Laraba ayrıca, İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerinden zarar görenlere karşı bu zararı karşılama yükümlüğü olduğunu hatırlattı.

Laraba, Divan'ın, 2004'te, İsrail'in Filistin topraklarında inşa ettiği duvarın hukuka aykırı olduğunu yönünde danışma görüşü verdiğini hatırlatarak, Divan'ın BM Genel Kurulu'ndan gelen yeni soruları da cevaplaması gerektiğini belirtti.

UAD'de İsrail'in Filistin'i işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin duruşmalar başladı

Duruşmalar kapsamında, aralarında Türkiye'nin de yer aldığı 52 devletin yanı sıra Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Afrika Birliği, 19-26 Şubat tarihlerinde, İsrail'in Doğu Kudüs dahil işgali altındaki Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki neticelerine ilişkin beyanlarda bulunacak.

Başta İsrail olmak üzere, işgalin devletler ve BM açısından sonuçlarının da ele alınacağı duruşmalarda her bir devlet ve kuruluş otuzar dakika sunum yapacak.

Filistin tarafının sunumuyla başlayan duruşmalarda, Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılacak sunumu, son gün olan 26 Şubat'ta TSİ 12.00'de gerçekleştirilecek.

Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'de halka açık yapılacak duruşmalar canlı yayınlanıyor.

Sözlü sunumlarda sadece Filistin'e 3 saat süre tanınıyor.

Sözlü beyanda bulunacak devletler arasında ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Almanya, İran, Kanada, Mısır, Güney Afrika, Japonya, İspanya, Suudi Arabistan, Malezya, Pakistan, Hollanda’nın yanı sıra AB, Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgesinden çok sayıda ülke bulunuyor.

Divan önünde danışma görüşünde ilk defa bu kadar çok sayıda devletin yazılı ve sözlü beyanda bulunduğu görülürken, yazılı beyanda bulunan İsrail’in sözlü duruşmalarda yer almaması dikkati çekiyor.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 57 ülke ve uluslararası kurum, danışma görüşü verilecek sorular hakkındaki kendi tutumlarını içeren yazılı beyanlarını UAD'ye sunmuştu.


Bakan Kacır, Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Al-Falih ile görüştü

(AA)
(AA)
TT

Bakan Kacır, Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Al-Falih ile görüştü

(AA)
(AA)

Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Al-Falih ile İstanbul'da görüştüklerini belirtti.

Görüşmede, ekonomik ilişkileri daha ileri noktaya taşıyacak adımları istişare ettiklerini bildiren Kacır, "Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile Milli Teknoloji Hamlemizin kesişim alanlarında karşılıklı yatırımların artırılması, sanayi sektörlerimizin entegrasyonu ve dijital ekonomi, girişimcilik ve inovasyon alanlarında iş birliğinin ilerletilmesi için çalışacağız." ifadesini kullandı.


Turizmciler Suudi Arabistan pazarının potansiyeline inanıyor

(AA)
(AA)
TT

Turizmciler Suudi Arabistan pazarının potansiyeline inanıyor

(AA)
(AA)

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nda Suudi Arabistan'ın çok iddialı turizm hedefleri bulunduğunu belirterek, "Türkiye, bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde yardımcı olabilir. Çünkü bizim mevsimler örtüşmüyor; onların turizm mevsimi kış, bizimki genelde yaz ve sonbahardır." ifadelerini kullanmıştı.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Turizmin gelişimi için seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin vazgeçilmez bir rolü bulunduğunu belirtti.

Bağlıkaya, Türkiye'nin turizmde ulaştığı başarının Türk menşeli seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin sayesinde gerçekleştiğini vurgulayarak, "Bu başarımız nedeniyle Türkiye örnek bir ülke olarak gösteriliyor. Türkiye ve özellikle de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin önemi konusundaki farkındalığı ve konuya vakıf olması da bizim açımızdan son derece mutluluk verici." diye konuştu.

Türkiye'nin sadece turist alan değil aynı zamanda turist gönderen de bir ülke olduğuna dikkati çeken Bağlıkaya, "Türkiye'den 2023 yılında yurt dışına gerçekleşen seyahat sayısı 11 milyonu aştı. Suudi Arabistan son dönemde inanç turizminin yanı sıra kültür, doğa ve macera turizmi gibi farklı segmentlerde de gelişim hedefleyen bir strateji benimsemiş durumda." dedi.

Bağlıkaya, Suudi Arabistan'ın daha fazla turist çekmek için vize süreçlerini de kolaylaştırdığını bildirerek, şunları kaydetti:

Türkiye'nin özellikle de seyahat acentelerinin destinasyon markalaştırılması ve pazarlaması konusunda çok önemli deneyimleri var. TÜRSAB olarak sektörün bilgi birikimini paylaşmak ve karşılıklı turizm hareketlerini geliştirmek amacıyla Suudi Arabistan Turizm Ajansı ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Bu çerçevede Suudi Arabistan'ın turizm potansiyeli, Birliğimiz ve Suudi Arabistan Turizm Ajansı Birliği koordinasyonunda İstanbul, Bursa, İzmir, Antalya ve Ankara'da geçtiğimiz aylarda düzenlenen tanıtım toplantılarıyla seyahat acentelerimize anlatıldı. Ayrıca TÜRSAB olarak geçtiğimiz günlerde de Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde düzenlenen Uluslararası Turizm Fuarı'na da katılım gösterdik.

"Mehmet Şimşek'in açıklamalarını destekliyoruz"

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamalarını desteklediklerini söyledi.

TTYD üyeleri olarak, son 40 yılda yaptıkları yatırımlarla Türkiye'nin güzelliklerini dünyaya tanıttıklarını, Türkiye'yi dünya sıralamasında dördüncü sıraya taşıyacak performansı gösterdiklerini dile getiren Narin, TTYD adına, bu hamlede 35 yıldır çok önemli rol oynadıklarını ifade etti.

Narin, "Yatırımcılarla birlikte, Suudi Turizm Bakanlığı ve Suudi Yatırım Bakanlığı yetkilileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, know-how transferi ve ortak işbirlikleri konusunda ilk adımları attık. Bu ve benzeri işbirlikleri ve gelişmeler çerçevesinde, operatörler, seyahat acenteleri, gastronomi firmaları gibi sektörler, önümüzdeki 5 yıl ve sonrasında dünyanın birçok yerinde başarılar elde edeceklerdir." değerlendirmesinde bulundu.

Jolly Üst Yöneticisi (CEO) Mert Vardar ise Suudi Arabistan'ın yakın gelecekte inanç turizm harici turizm gelirlerini artırmaya yönelik çalışmalarını ilgiyle takip ettiklerini söyledi.

Suudi Arabistan turizm otoritelerinin Türkiye pazarına yönelik ilgilerinin büyük olduğunu belirten Vardar, "Hedefleri doğrultusunda çalışmalara şimdiden başladılar ve bizlerle bağlantı kurdular. Ürün yaratma ve pazarlama konusunda kendileriyle istişarelerde bulunuyoruz. Tesisleşme yönünde daha yolun çok başındalar ama stratejilerini şimdiden net bir şekilde ortaya koymuş olmaları önemli. Vatandaşlarımız için de zaman içerisinde alternatif bir pazar olacağını düşünüyorum." dedi.


Suudi Arabistan: İsrail'le normalleşme için önce bağımsız Filistin devleti kurulmalı

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan: İsrail'le normalleşme için önce bağımsız Filistin devleti kurulmalı

(AA)
(AA)

Suudi Arabistan'ın El-İhbariyye kanalının haberine göre, Bin Ferhan, 60. Münih Güvenlik Konferansı kapsamındaki bir oturumda ülkesinin, Gazze'de yaşananlara ve Filistin meselesine dair tutumunu anlattı.

Bin Ferhan, bölgedeki sorunu çözecek tek ve güvenli yolun, ABD ile İsrail'in iki devletli çözüme olan bağlılığından geçtiğini kaydetti.

İsrail'in fiillerinin, Araplar ile Müslümanların duygularını tahrik ettiğini belirten Bin Ferhan, Gazze'de yaşananların İsrail'e her açıdan yansımaları olacağını savundu.

Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler mevzusuna da değinen Bin Ferhan, "İsrail'le ilişkimiz yok. Bizim önceliğimiz, Gazze'deki insani durumu çözüme kavuşturmak. Önceliğimiz Gazze'deki insani kriz ve İsrail'le normalleşmeden önce bağımsız Filistin devletinin kurulması." ifadesini kullandı.

Bin Ferhan, İsrail'le normalleşmenin, Arap Barış Planı'na bağlılıktan geçtiğini vurguladı.

Arap Birliği üyesi ülkeler, 2002'de Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta kabul edilen Arap Barış Planı bildirisiyle, "toprak karşılığı barışı" yani 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini kabul etmedikçe İsrail'le normalleşmeyi reddetmişti.

Suudi Arabistan daha önce birçok kez İsrail ile normalleşmenin bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması ve Filistin halkının meşru haklarını elde etmesinden geçtiğini belirtmişti.