İran’da protestolar hız kesmeden devam ediyor

Dokuzuncu haftasına girmeye hazırlanılan protestolarda 328 kişi yaşamını yitirirken 15 bin kişi tutuklandı.

Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
TT

İran’da protestolar hız kesmeden devam ediyor

Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)

Tahran, Mahsa Amini’nin ‘kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle’ ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını yitirmesinden bu yana İran’ın her köşesini sarsan protestolara karşı uyguladığı baskı kampanyasına yönelik Avrupa’dan gelecek herhangi yaptırıma tepkisinin ‘orantılı ve kararlı’ olacağını bildirdi. Bu açıklama, sıkı güvenlik önlemlerine rağmen birçok şehirde rejim karşıtı yürüyüşlerin devam ettiği sırada yapıldı.
Aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu, 320’den fazla kişinin ölümüne neden olan güvenlik önlemlerine meydan okuyarak Tahran’da, Kürdistan eyaletindeki çeşitli şehirlerde ve kuzeydeki Reşt’te protestolar 55’inci gününde de devam etti.
İran’ın batısındaki Kürt şehirlerindeki insan hakları ihlallerini takip eden Hengaw İnsan Hakları Örgütü, Merivan’da perşembe günü güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ölen Erbain Muhtar Ahmedi’nin cenaze töreni sırasında geniş çaplı toplanmalar olduğunu bildirdi. Bölgeden yayınlanan videolarda, ‘Kadın, yaşam, özgürlük’ sloganlarının yanı sıra katılımcıların ‘Diktatöre ölüm’ sloganları duyuluyordu.
Mahabad halkı, Faik Kafri’nin cenazesi sırasında büyük bir yürüyüşe katıldı. İran güvenlik güçlerinin geçen hafta Mahabad protestoculara ateş açması sonucu başından ve gözünden ağır yaranan Kafri, Urmiye şehrindeki bir hastanede yaşamını yitirdi.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü Twitter’dan şu açıklamada bulundu:
“Yetkililer, Kürdistan vilayetinin merkezi olan Senendec şehrinde, protestoları kontrol altına almak için güvenlik kurumlarının gözetiminde kasıtlı olarak içme suyunu kesti.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Senendec Valisi, su kesintisinin ‘ana içme suyu borusunun kırılmasından kaynaklandığını’ bildirdi.

Pars Mimari Sanatlar Üniversitesi’nde bir öğrenci Zahidan ve Kürdistan’da ölenlerle dayanışmak için pankart açtı. (Öğrenci Koordinasyon Heyeti) Azadi Kulesi altında dans eden Beluc kıyafetleri giymiş bir genç kız. (Twitter)
İsfahan’a bağlı Kehderican şehri, göstericilerle güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmaların ardından ‘savaş’ alanına dönüştü. 1500 Photography’nin yayınladığı bir videoya göre Hürmüzgan’ın merkezi Bender Abbas şehrinde de bir grup kız başörtülerini çıkardı.
Bir otoyolda protestocular, Tahran’daki bir otoyoldaki köprüye asılan pankartta ABD karşıtı bir marşın sözlerinden alıntı yaptılar. Pankartta “Hamaney, kandırdığın için sana yazıklar olsun… Gençliğimizin kanı pençelerinden damlıyor” ifadeleri yer alıyordu.
İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'nın (HRANA) haberine göre, Mahsa Amini’nin ölümünden bu yana ülke genelindeki protestolara yapılan müdahalede 50’si çocuk en az 328 kişi yaşamını yitirdi. HRANA, protestolara tanık olan 137 şehir ve 136 üniversitede yaklaşık 15 bin kişinin tutuklandığını bildirdi. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise 41’i çocuk ve 24’ü kadın olmak üzere 304 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
İran’ın batısındaki şehirlerde çarşamba günü, güvenlik güçlerinin ülkenin güneydoğusundaki Belucistan’ın merkezi Zahidan’daki protestolara müdahalede bulunarak onlarca protestocuyu öldürmesinin 40’ıncı gününde protesto düzenlendi.
Güvenlik güçleri Zahidan’da, 30 Eylül’de cuma namazı sonrası başlatılan protestolara katılanlara ateş açtı. İran İnsan Hakları Örgütü’ne göre 15 yaşındaki bir kızın polis nezaretindeyken tecavüze uğradığına yönelik haberlerin ardından 30 Eylül’de çıkan protestolarda, güvenlik güçlerinin bastırma hamlesi Zahidan’da en az 92 kişinin ölümüne neden oldu. AFP’ye göre analistler, Mahsa Amini’nin ölümünün yol açtığı, başlangıçta kadın hakları açısından motive olan ancak zamanla diğer şikayetleri içerecek şekilde genişleyen protestoların Beluc azınlığına ilham olduğunu bildirdi.  
Birok İranlı, Hadanur Laaci adlı Beluci gence yönelik sempatisini ifade etti. Laaci’nin öldüğü duyurulurken, bir güvenlik merkezinde İran bayrağının çekildiği bir direğe zincirlenmiş halini gösteren fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.
Çarşamba günü, yurtiçinde ve yurt dışında bazı İranlılar yaşanan trajediye dikkat çekmek için sokaklarda kendilerini direklere kelepçelediler. Başkent Tahran’ın en önemli yapılarından Azadi Kulesi’nin altında Beluc geleneksel elbisesini giyen ve başörtüsünü çıkarıp dans eden İranlı bir genç kızın videosu hızla yayıldı. Genç kız, Hadanur Laaci’nin sosyal medyada dolaşan bir videosundaki dansını taklit ediyordu.
Yetkililer, Laaci’nin ‘Sadık Kebdani adlı bir Afgan göçmenin takma adı’ olduğunu bildirdi. İran Devrim Muhafızları’na bağlı haber ajansına göre Zahidan Başsavcısı, geçen yaz Laaci’nin ‘silahlı soygun suçlamasıyla tutuklandığını ve kefalet ödenmesi ile serbest bırakıldığını’ açıkladı.

Nevid Efkari’nin kız kardeşi suçlanıyor
İranlı yetkililer perşembe günü, 2020’de idam edilen güreş şampiyonu Nevid Efkari’nin kız kardeşini, bir televizyon kanalına bilgi aktarma iddiasıyla resmi olarak suçladı. Bu suçlama, Londra merkezli Farsça yayın yapan medyaya yönelik resmi makamların öfkesi ile eş zamanlı gerçekleşti.
Reuters’a göre Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı, güvenlik güçlerinin Elham Efkari’yi ‘ülkeden kaçmaya çalışırken’ tutukladığını ve Elham Efkari’nin ‘Iran International’ kanalının bir ajanı’ olduğunu belirtti.
İnsan hakları aktivistleri, Efkari’nin ülkeden kaçma girişiminde bulunduğunu yalanlayarak, ülkenin güneyindeki memleketi Şiraz’da tutuklandığını duyurdu. Said Efkari perşembe günü Twitter’da, kız kardeşinin tutuklandığını doğruladı. Şiraz’da suçlamaları yönelten savcılar tarafından ifade verdikten sonra kocası ve üç yaşındaki kızının serbest bırakıldığı aktarıldı.
İran’daki protestolara odaklanan ve 330 bin kişi tarafından takip edilen 1500 Photography isimli Twittter hesabı,, Elham’ın akrabalarının Şiraz’daki istihbarat servisinin önünde toplanıp Elham’ın durumu hakkında soru sorduğunu ancak yanıt alamadıklarını gösteren bir video yayınladı.
Elham, 2018 yılında hükümet karşıtı protestolar sırasında bir güvenlik görevlisini bıçaklayarak öldürmekten suçlu bulunduktan sonra, 2020 Eylül’de 27 yaşındayken yetkililer tarafından idam edilen güreş şampiyonu Nevid Efkari’nin kız kardeşi.
Efkari’nin ailesi ve aktivistler, Nevid’in işlemediği bir suçu itiraf etmesi için işkence gördüğünü aktardı. Bu iddialar, İran yargısı tarafından reddedildi. Nevid Efkari’nin idamından bu yana ailesi, 2018 protestolarına katılmakla ilgili birçok cezai davayla karşı karşıya kaldı. Habib Efkari, aylarca hücre hapsinde tutulduktan sonra Mart 2022’de serbest bırakılırken Vahid Efkari halen hücre hapsinde tutuluyor.
İranlı yetkililer, Londra merkezli ‘Iran International’, ‘BBC Farsça’ ve ‘Manoto’ kanallarının haberlerine tepki gösterdiler. İstihbarat Bakanı İsmail Hatib çarşamba günü İngiltere’ye İran’da ‘güvenliği sarsma’ girişimlerinin bedelini ödeyeceği konusunda uyarıda bulundu.
Aynı bağlamda, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Yahya Rahim Safevi, “Birinden birini seçmek zorunda oldukları iki seçenekle karşı karşıyalar. Güvenlik veya medya” açıklamasıyla bazı Körfez ülkelerini tehdit etti. İranlı KhabarOnline sitesine göre Safevi “İran’ın iç işlerine müdahale ederlerse, bedelini ödemeliler” ifadelerini kullandı. Ancak detay vermedi.

Tahran’dan tehdit
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Almanya’nın Tahran’ın protestolara yönelik sert uygulamalarını eleştirmesinin ardından Berlin yönetimine misilleme yapma tehdidinde bulundu.
DPA’ya göre Abdullahiyan perşembe günü Twitter’da yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Kışkırtıcı, müdahaleci ve aynı zamanda diplomatik olmayan pozisyonlar almak, entelektüel ve zeka işareti olarak kabul edilmez. Almanya, ortak zorluklara katılmak veya bizimle yüzleşmeyi seçerek kararını verebilir. Bu noktada cevabımız orantılı ve kararlı olacaktır.”
Bakan ayrıca tarihsel ilişkilere zarar vermenin uzun vadeli sonuçları olacağını vurguladı.
Bundan bir gün önce de İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, G7’nin son açıklamasında İran protestolarının bastırılmasını kınamasını eleştirdi. Kenani, grubun açıklamasının ‘Birleşmiş Milletler Antlaşması ile çeliştiğini’ ve ‘İran’daki huzursuzluk ve terör saldırılarının kışkırttığını ve teşvik ettiğini’ savundu. Sözcü ayrıca “Bu açıklamayı yapanlar, bu tutumlarından dolayı İran halkına karşı sorumlu davranmalıdır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın tehdidi, bakan olarak performansıyla ilgili yeniden ortaya çıkan şüphelerin ortasında geldi. Bakan çarşamba günü, kendisinden önce bu göreve gelen son dört diplomatla bir araya geldi. Bu isimler Dini Lider Ali Hamaney’in ofisine doğrudan bağlı olan Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harazi, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Mahmud Ahmedinejad döneminde görev yapan Ali Akbar Salehi ve Manuçehr Muttaki’ydi.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock çarşamba akşamı Avrupa Birliği’nin, protestoları bastırılmasına yanıt olarak önümüzdeki hafta İran’a karşı yeni yaptırımlar uygulamayı deneyeceğini duyurdu. Baerbock Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Durmayacağız. Sadece bugün değil, gerektiği sürece İranlı kadın ve erkekleri destekleyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Berlin ve Tahran arasındaki karşılıklı açıklamaların yoğunluğu son dönemde arttı. Almanya Federal Meclisi (Bundestag), iktidar koalisyonu partilerinin meclis bloğu tarafından sunulan bir talebini görüştü. Söz konusu talepte, Tahran’a ek yaptırımlar uygulayarak ve kaçan İranlı muhalifler için korumayı artırarak İran’daki protestoyu destekleme çağrısında bulunulmuştu.
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Güney Horasan’da bir grup yargıç önünde yaptığı konuşmada, yargı erkinin ‘hukuk ve adalet çerçevesinde ayaklanma konusunu, duygulardan etkilenmeksizin devam ettireceğini’ söyledi. Ayrıca “Protestolar sırasında masum insanların tutuklanması mümkün, ayaklanmalarda günah işlemeyen birçok insanı serbest bıraktık” ifadelerini kullandı.
Diğer yetkililer gibi Ejei de ‘düşmanları’ protestoları kışkırtmakla suçladı. Konuşmasında şunları söyledi:
“Zalimi mazlumla, gerçeği batıl ile değiştirdiler. Ülke içindeki zayıf noktaları büyüttüler. Düşmanların aldatmacasının, gençleri olumsuz etkilemesine ve gerçekleri çarpıtmasına izin vermemeliyiz. Protestocuları isyancılardan ayırıyoruz.”
Temel olarak İran Dini Lideri Ali Hamaney’in fotoğraflarını ve 2020’nin başlarında bir ABD saldırısında öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin bulunduğu pankart ve afişlerin yakılmasını eleştirdi. Son günlerde, protestocular, ‘Rejim için protestocuların sloganlarına el koyma girişimi’ olarak gördükleri yeni sloganları içeren reklam panolarını ateşe verdi.
Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri’ne bağlı bir birimin Komutanı Muhammed Bakbur, Belucistan’daki protestocuları ‘bölücülük’ ile suçladığı açıklamasında şunları söyledi:
“Belucistan’da tarafsızlık bulunmuyor ancak Beluciler İran topraklarını anneleri olarak görürler. Bir masumun burnun kanamasını dahi istemiyoruz ama milletin can güvenliğini tehdit edenlerle yüzleşeceğiz.”
İran ajanslarına göre Bakbur Beluci ileri gelenlerine Pakistan ve Afganistan ile sınır eyaletinin ‘imajının bozulmasına izin vermeme’ çağrısında bulundu. Bakbur “İran İslam Cumhuriyeti, Suriye ve Irak’taki hükümetleri devirmek için tüm dünyanın iradesiyle karşı karşıya kalan bir yönetimdir ancak Devrim Muhafızları buna izin vermedi” ifadelerini kullandı. Ayrıca Belucistan halkına eyalette ‘birliği’ koruma çağrısında bulundu.
Zahidan Cuma Vaizi ve İran’daki Sünnilerin Baş Müftüsü Abdulhamid İsmail Zahi, devlet kurumlarını Belucistan’daki protestoculara karşı ‘bölücülük’ suçlaması yapmasını eleştirdi. Pazartesi günü resmi internet sitesinde şu açıklamayı yaptı:
“Hepimiz İranlıyız ve kardeşlik duyuyoruz. İnsanlara bölücülük suçlamasında bulunmak, onları diğer taraflara bağlar ayrıca yanlış bir ithamdır. Devrimin üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen kadınlar, milliyetler, mezhepler ve azınlıklar ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalıyor.”
Iraklı Şiilerin dini lideri 92 yaşındaki Ayetullah Ali Sistani’nin ofisi, protestocuları ‘alçaklar’ olarak tanımlayan ofis şefi Cevad el-Şehristan’nin açıklamalarının Sistani’yi bağlamadığını bildirdi.
İranlı internet sitelerinin aktardığına göre, Şehristani çarşamba günü protestoların ‘halka dayalı olmadığını’ söyledi. Protestocuların ‘bir grup alçak olduğunu ve nereden geldiklerinin belli olmadığını’ kaydetti.
Sistani’nin ofisi, Farsça olarak yayınlanan kısa açıklamada, ‘siyasi konularda fikir ifade edecek bir temsilcisinin olmadığı’ bildirdi. Açıklamada, ‘herhangi bir siyasi tutumun’ yalnızca resmi internet sitesi üzerinden yapılacağını kaydetti.



Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."