İstiklal Caddesi saldırısı dünya basınında geniş yer buldu

NYT saldırının turizme etkisine dikkat çekti, Haaretz seçimler öncesinde güvenlik kaygısının artacağını yazdı

Fransız haber ajansı AFP, İstiklal Caddesi'nde 13 Kasım'da meydana gelen patlama yerinin ertesi günkü görüntüsünü servis etti (AFP)
Fransız haber ajansı AFP, İstiklal Caddesi'nde 13 Kasım'da meydana gelen patlama yerinin ertesi günkü görüntüsünü servis etti (AFP)
TT

İstiklal Caddesi saldırısı dünya basınında geniş yer buldu

Fransız haber ajansı AFP, İstiklal Caddesi'nde 13 Kasım'da meydana gelen patlama yerinin ertesi günkü görüntüsünü servis etti (AFP)
Fransız haber ajansı AFP, İstiklal Caddesi'nde 13 Kasım'da meydana gelen patlama yerinin ertesi günkü görüntüsünü servis etti (AFP)

İstiklal Caddesi'ndeki saldırıyı uluslararası ajanslar ve dünya medyası "Son dakika" anonsuyla duyururken, birçoğu görgü tanığı ifadelerine başvurarak olayın İstanbul'un göbeğinde meydana geldiğine dikkat çekti.
Associated Press haberi "Bomba İstanbul'un kalbindeki bulvarı sarstı" başlığıyla duyurdu ve devlet yetkililerinin açıklamalarını aktardı.  
Reuters, adını açıklamayan üst düzey Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde, saldırganın ülkeye Suriye'den girdiğini, büyük ihtimalle PKK bağlantılı olsa bile, DEAŞ bağlantısının da araştırıldığını belirtti. 
AFP, "İstanbul'un patlamayla sarsılan ünlü bölgesinde öfke ve direngenlik" başlıklı haberinde, birçok görgü tanığının ifadesine başvurdu. 

Amerikan basını
CNN International: 
ABD'nin ünlü kanalının haber sitesi, "Yetkililer, 6 kişinin ölümüne 81 kişinin yaralanmasına neden olan İstanbul patlamasıyla ilgili olarak bir şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı" başlığıyla haberi gördü. 
Diğer yayın organlarından farklı olarak, Lübnanlı Tariq Keblaoui'nin olaya tanıklığına yer verildi. Tatilinin son gününde alışveriş yaparken, kendisinden 10 metre uzaklıkta patlamanın gerçekleştiğini söyleyen gazeteci, şu ifadeleri kullandı:
"Etraftakiler hemen kaçıştı. Çok kısa bir süre sonra kaç kişinin yerde yaralı yattığını görebiliyordum. Bir dükkanda kulaklarından ve bacaklarından kan gelen bir adam vardı ve arkadaşları onun etrafında ağlıyordu. Turistlerle dolu çok kalabalık bir caddede yaşanan çok huzurlu bir pazar gününden, bir savaş alanının sonrası gibi görüntülere geçiş çok hızlı oldu."
Haber Fransa, Avrupa Konseyi, NATO, ABD ve Ukrayna'dan gelen kınama ve taziye mesajlarıyla sona erdi.

New York Times: "İstanbul'daki ölümcül bombalama, terör saldırısı olarak soruşturuluyor" başlığını kullanan gazete, habere şu ifadelerle başladı:
Saldırı 6 kişinin ölümüne ve 81 kişinin yaralanmasına neden olurken, koronavirüs pandemisinin turizm endüstrisini atlatmaya çalıştığı Türkiye'de yıllardır süren huzur hissini paramparça etti.
PKK ve DEAŞ'ın benzer saldırılarının hatırlatıldığı haberde, pandeminin etkilerinin azalması ve Türk lirasının değersizleşmesiyle birlikte turizmin yeniden canlandığı belirtildi. 
NYT'nin canlı blogundaki "Saldırı bölgesi, restoran ve dükkanlarla dolu ikonik bir bulvar" başlıklı haberi Twitter'da turizm vurgusuyla paylaşması, Türkiye'den pek çok kullanıcının tepkisini çekti. 
Bu haberde, her yıl 10 milyonlarca turistin Türkiye'yi ziyaret ettiği ve bunların çoğunun patlamanın olduğu yerde vakit geçirdiği belirtildi. İstiklal Caddesi'nin geçmişi ve bugünüyle kısaca anlatıldığı haberde, bombalamayla turizmde normale dönüşün sekteye uğradığı vurgulandı

Wall Street Journal: Ekonomi odaklı gazetenin başlığı "Ölümcül patlama, trafiğe kapalı caddeyi vurdu" oldu. 
Turist kalabalığının can havliyle kaçtığı belirtilen haberde saldırıyı henüz kimsenin üstlenmediği bildirildi. PKK ve DEAŞ'in saldırıları hatırlatılarak yıllardır böylesi bir eylemin görülmediği vurgulandı. DEAŞ'ın en önemli yöneticilerinden  "Abu Zeyd/Üstad Zeyd" kod adlı Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai'nin İstanbul'da yakalanmasının eylülde duyurulduğu aktarıldı.
Bu saldırılarla birlikte 2016'daki darbe girişiminin ülkenin turizmine ve dolayısıyla ekonomisine verdiği zararın altı çizildi. Türkiye'nin dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından mustarip olmasına da haberde yer verildi. 
Twitter, Instagram, YouTube ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının kısıtlanması ve RTÜK'ün yayın yasağı da bildirildi.

Washington Post: ABD'nin önde gelen gazetelerinden WP, olayla ilgili haberde "Erdoğan, İstanbul'ın alışveriş bölgesine yapılan 'saldırıda' 6 kişinin öldüğünü söyledi" başlığını kullandı.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "Eylemin talimatının Kobani’den geldiği konusunda bir değerlendirmemiz var. Eylemi yapanın Afrin’den geçtiği konusunda bir değerlendirmemiz var" sözleriyle saldırının faili olarak PKK'yı işaret ettiği bildirildi.
WP de turizmin canlandığı sırada bu saldırının gerçekleşmesine dikkat çekti. Haber, RTÜK'ün yayın yasağı ve internet kısıtlamasıyla bitti.
Gazete, ayrıca fotogaleri formatında bir haber daha yaptı.  


Britanya gazetesi Guardian, İstiklal Caddesi saldırısıyla ilgili haberinde bölgenin haritasını yayımladı (Guardian)

Avrupa basını
BBC News:
 Olay yeri yakınlarındaki uluslararası haberler muhabiri Orla Guerin'in izlenimlerini ve görgü şahitleriyle konuşmasını aktaran Britanya kamusal yayın kuruluşu, ülke liderlerinin Türkiye'ye yolladığı taziye mesajlarını aktardı. 

Daily Mirror: İtalyan vatandaşı Massimo D'Angelo (30), arkadaşlarıyla Taksim Meydanı'ndan Galata semtine giderken patlamayı gördüğünü anlattı:
"Kokuyu aldım, galiba baruttu. Bir şey yanıyor gibiydi, sahiden garipti. Kokuyu iyi hatırlıyorum. Sonra yüzlerce, belki binlerce kişinin bağırıp koştuğunu gördüm. Gerisi bulanık, güvenli olacağını düşündüğümden denize doğru koşmaktan başa bir şey hatırlamıyorum."

Britanya gazetesi Daily Mirror, İtalyan doktora öğrencisi Massimo D'Angelo'nun görgü tanıklığına başvurdu (Daily Mirror)

Guardian: Saldırı bölgesini gösteren harita yayımlayan gazete, geçmişteki bombalı saldırılarından PKK ve DEAŞ'in sorumlu tutulduğunu hatırlatarak, PKK'nın Batı ülkeleri tarafından "terör örgütü" kabul edilmesine rağmen, Suriye'deki YPG'nin ABD desteğine sahip olduğunu hatırlatarak, Türkiye İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un, "Uluslararası toplum bilmelidir ki sivillerimize yönelik terör saldırıları, bazı ülkelerin terör örgütlerine verdiği desteğin doğrudan ve dolaylı sonuçlarıdır" sözünü aktardı.

The Independent: İstanbul'daki uluslararası haberler muhabiri Borzou Daragahi ve Zoe Tidman, saldırının arkasında kim olursa olsun, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesinde ülke güvenliğinin en iyi nasıl sağlanacağı konusunu gündemin üst sıralarına taşıyacağına dikkat çekti.

Deutsche Welle: İstiklal Caddesi'nin İstanbul'un toplumsal hayatının en merkezi yeri olduğunu vurgulayan gazete, gelişmeleri yerel basına dayanarak okuycularına sundu.

France 24: Fransız medya kuruluşu, tutuklanan kişinin Suriye uyruklu olduğunu başlığa taşırken, Taksim'deki esnafın görüşlerine de yer verdi.

RT: Moskova merkezli devlet televizyonu, Rusya Başkonsolosluğu'nun da İstiklal Caddesi üzerinde yer aldığını hatırlatarak, olayda üç Rus vatandaşının hafifçe yaralandığını aktardı.

New Izvestia: Rus gazetesi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun olayın ardından ABD'ye tepkisini öne çıkardı. Washington'ın taziye mesajını reddeden Soylu'nun ABD'yi, "terör örgütlerine desteği" nedeniyle "sözde müttefik" diye tanımladığını yazan gazete şu cümleyi alıntıladı: 
"Bugün Amerika tarafından yapılan taziye mesajını da katilin olay yerine ilk gelenlerden birisi olduğu gibi değerlendirmenin esas olduğunu ben düşünüyorum." 

Kathimerini: Atina'da yayımlanan gazete, Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu, Başbakan Kiriakos Miçotakis ve Dışişleri Bakanlığı'nın Türk halkına gönderdiği taziye mesajlarına yer verdi.

Ortadoğu basını
Gulf Today: Olayla ilgili üç ayrı haber yayımlayan haber portalı, olay yerinden video görüntülerini ve bombayı yerleştirdiği belirtilen biriyle 21 kişinin gözaltına alındığını aktardı. Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı'nın kınama ve taziye mesajlarını haberleştiren Gulf Today, ayrıca ülkenin İstanbul'daki konsolosluğunun Taksim Meydanı civarında uzak kalınması ve Türk yetkililerin güvenlik uyarılarına kulak verilmesi için yaptığı duyuruyu da iletti.

Haaretz: İsrail gazetesi, Zvi Bar'el imzalı analize yer verdi. Bar'el, "İstanbul patlaması Erdoğan'ın siyasi pozisyonunu ve popülaritesini tehdit ediyor" başlıklı analizde şöyle dedi:
"Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şimdi ihtiyacı olan tek şey, Türk Lirası'nın çöküşüne ve enflasyon oranının yüzde 85'in üzerine çıkışına sebep olan ekonomik krizin üzerine bir de ülkenin güvenlik durumu üzerindeki kontrolü kaybetmiş gözükmektir."

Şarku'l Avsat: Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Prens Muhammed bin Selman'ın taziye ve dayanışma mesajlarını ileten gazete, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha ve Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Dr. Nayef el Hacraf'ın da terörizmi kınadığını duyurdu.

Times of Israel: Patlamanın meydana geldiği yerin, 2003'te terör saldırısına hedef olan Neve Şalom Sinagogu'na ve İsrailli turistlerin de uğradığı restoranlara yakın olduğuna dikkat çeken gazete, İsrail güvenlik güçlerinin ülke vatandaşlarını İstanbul'daysalar şehirde dolaşmamaları ve zorunlu olmadıkça Türkiye'yi ziyaretten kaçınmaları için uyardığını yazdı.

Asya basını
Asian News International: 
Yeni Delhi merkezli haber ajansı, Hindistan'ın Türkiye hükümetine taziye mesajını ilettiği gelişmeleri Anadolu Ajansı ve Türk medyasına dayandırarak haberleştirdi.

Firstpost: Hindistan'ın en zengin kişisi Mukesh Ambani'ye ait haber portalı, Hindistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Arindam Bagchi'nin Türkiye'ye başsağlığı mesajını aktardı.

Globalink: Çin haber ajansı Şinhua'nın dünya haberleri servisi İstanbul'daki saldırıyı Türkiye Devlet Başkan Yardımcısı Fuat Oktay'ın ağzından duyurdu.

South China Morning Post: Hong Kong merkezli haber kuruluşu, sosyal medyadan derlenen iki dakikalık video görüntülerine yer verdi.
Independent Türkçe, CNN, New York Times, Washington Post, Wall Street Journal, BBC, Guardian, The Independent, Haaretz, New Izvestiya



Erdoğan, İran'la savaşın sonuçları konusunda uyarıda bulunarak Türkiye'nin tarafsızlığını teyit etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan, İran'la savaşın sonuçları konusunda uyarıda bulunarak Türkiye'nin tarafsızlığını teyit etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün, İran'da savaşın genişlemesine karşı uyarıda bulunarak, hükümetinin önceliğinin bölgedeki mevcut aşamayı zarar görmeden atlatmak ve ülkeyi gerilimin ateşinden uzak tutmak olduğunu hatırlattı.

Erdoğan, “gayrimeşru” olarak nitelendirdiği bu savaşın ana sorumluluğunu İsrail hükümetine yükleyerek, “bu savaşın sadece bölgeyi bir çatışma alanına dönüştürmekle kalmayıp, tüm insanlığı ekonomik yükler altında ezdiğini” söyledi.

Erdoğan, “Bu savaşta dökülen her damla kanın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iktidarını uzatacağını unutmamalıyız” ifadesini kullandı.

fdbfdb
Erdoğan, dün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmada (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmada, bölgenin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden birinin sadece savaşın devam etmesi değil, aynı zamanda bunun daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya dönüşme riski olduğunu belirtti; zira enerji, ulaşım ve sivil altyapıyı hedef alan misilleme saldırıları ne yazık ki bu olasılığı artırmaktadır.

Erdoğan, 28 Şubat'ta bölgede başlayan ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmanın ilk ayını geride bıraktığını ve tehdit ve tehlike düzeyinin giderek daha da artarak devam ettiğini belirtti.

İran ile savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediğini, aksine onu baltaladığını belirten Erdoğan, diplomasi, diyalog ve uzlaşmanın bu çıkmazdan kurtulmak için mevcut en iyi araçlar olduğunu vurguladı ve aşırı taleplere sarılmak yerine ortak bir zemin aranması gerektiğini ifade etti.

Barış Yolu

Cumhurbaşkanı, daha fazla kan dökülmeden barış yolunun açılacağına dair umudunu dile getirerek, "Bu nedenle, kendimizi tehlikeye atmamız gerekse bile elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarıyla yapılan dörtlü toplantıya katıldığını ve toplantıda İran savaşıyla ilgili endişeler ile savaşı sona erdirme adımlarının müzakere edildiğini belirtti.

Ayrıca, Savunma Bakanı Yaşar Güler, İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ve diğer yetkililerin kendi alanlarında yoğun çaba sarf ettiklerini belirterek, “Kan dökülmesini durdurmak, silahları susturmak ve sorunları diplomatik yollarla çözmek için bir umut ışığı varsa, bu fırsatı değerlendirmek bizim görevimizdir” dedi.

İncirlik'in kullanımı

Aynı bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan çarşamba günü Mısır, Ürdün, Katar ve Japonya'daki mevkidaşlarıyla bölgedeki savaşın son gelişmelerini ve savaşı sona erdirmek için gösterilen çabaları görüştü.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Direktörlüğü'ne bağlı “Medya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi”, X hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Adana'daki İncirlik Hava Üssü'nün ABD'nin “B-1 B Lancer” bombardıman uçakları tarafından kullanıldığı iddialarını yalanladı.

Açıklamada, bu iddiaların yanıltıcı bilgiler içerdiği, bu konuda dolaşan fotoğraf ve videoların eski olduğu, daha önceki rutin eğitim faaliyetlerine ait olduğu ve güncel olmadığı, ayrıca mevcut bölgesel çatışmalarla hiçbir şekilde bağlantılı olmadığı belirtildi.

Açıklamada, kaynağı belirsiz iddialara veya resmi olmayan kaynaklardan gelen kışkırtıcı içeriklere itibar edilmemesi çağrısında bulunuldu.


Türkiye’den Kürt gruplara uyarı: İran’da savaşırsanız müdahale ederiz

PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)
PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)
TT

Türkiye’den Kürt gruplara uyarı: İran’da savaşırsanız müdahale ederiz

PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)
PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)

Türk yetkililer, İran’a yönelik bazı cephelerde PKK’nın İran uzantısı PJAK aktif rol alması halinde, Ankara’nın Suriye tecrübesini referans göstererek Kuzey Irak’a müdahale tehdidinde bulunduğunu açıkladı.

Kaynaklar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının 28 Şubat’tan bu yana başlamasıyla birlikte Türkiye’nin, PKK ve PJAK unsurlarının Batı İran’da operasyonlar düzenlemesine yönelik planlar konusunda tüm taraflara uyarılarda bulunduğunu belirtti.

Hükûmete yakın Türkiye gazetesine göre kaynaklar isim vermeden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Savaşı’nın hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştüğünü ve Türkiye’nin “saldırı için ‘terör örgütlerinin’ kullanılmasına izin vermeyeceğini” vurguladığını aktardı. Erdoğan’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğü konusundaki tutumunun açık ve net olduğu ifade edildi.

Ankara’nın hamlesi ve Öcalan’dan uyarı

Kaynaklar, bu görüşmenin ardından Türkiye Dışişleri ve İstihbarat teşkilatlarından heyetlerin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi yetkilileri ile görüşmeler gerçekleştirdiğini ve onlara “Suriye’de yaptığımız gibi müdahale edeceğiz” mesajını ilettiğini belirtti.

Ayrıca, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Türkiye’deki İmralı cezaevinden, Kuzey Irak’taki Kandil Dağı’ndaki parti yöneticilerine iletilen bir uyarıda bulunduğu ve İsrail’in oyununa kanmayın dediği aktarıldı. Bu uyarının bölgedeki güç dengelerini değiştirdiği ifade edildi.

Trump ve Türkiye’nin tutumu

Analistler, Türkiye’nin İsrail destekli Kürt örgütlerinin herhangi bir hareketine karşı tutumunu, Trump’ın bir ay sonra Miami’deki “Gelecek Yatırım Girişimi” zirvesinde yaptığı konuşmada Türkiye’ye övgüde bulunmasıyla ilişkilendirdi. Trump, “Bence Türkiye harikaydı, gerçekten etkileyiciydiler ve bizden beklenen alanların dışında kaldılar” ifadelerini kullanarak Erdoğan’ı “muhteşem lider” olarak nitelendirdi.

Yazar ve siyasi analist Murat Yetkin, bu övgünün, başka koşullarda Türkiye’de büyük tartışmalara yol açabileceğini belirterek, övgünün Türkiye’nin İran Savaşı sırasında attığı adımlar ve İsrail ile NATO arasında doğrudan çatışmayı önlemedeki rolüne duyulan takdiri gösterdiğini belirtti.

Yetkin, NATO’nun İran’dan Türkiye hava sahasına yönelen üç füzeyi püskürttüğünü, Türkiye’nin hava savunmasının “Patriot” sistemleriyle güçlendirildiğini ve Adana’daki İncirlik üssünde, altıncı tümen komutasında çok uluslu bir tugay kurulması projesinin açıklanmasının, İran Savaşı’nın Türkiye-NATO ilişkilerini yeni bir düzeye taşıdığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Yetkin, bunun, Türkiye’ye yönelik herhangi bir saldırıya cevabın önce NATO’dan geleceği, Türkiye’nin doğrudan çatışmaya girmeden, güney ve doğudaki tehditlere karşı koruma sağlanacağı anlamına geldiğini ve bunun İsrail’in herhangi bir provokatif adımını da kapsadığını belirtti.

Analiste göre, Trump’ın Erdoğan’a övgüde bulunarak amaçladığı şey, Türkiye’yi İsrail ile doğrudan çatışmadan uzak tutmak ve olası felaket senaryolarının NATO’nun tarafı olmasını önlemekti.


İran'ın ardından Türkiye'yi ‘bir sonraki düşman’ olarak gören İsrail neden korkuyor?

Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)
Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)
TT

İran'ın ardından Türkiye'yi ‘bir sonraki düşman’ olarak gören İsrail neden korkuyor?

Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)
Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)

Ragida Atme

Ortadoğu’nun tamamının, bölgedeki güvenlik ve siyasi dengeleri yeniden şekillendirebilecek açık bir çatışmaya sürükleneceğine dair endişeler artarken Türkiye, ulusal güvenliğini etkileyebilecek her türlü gelişmeye karşı askeri hazırlık seviyesini yükseltti. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) askeri varlığını altı adet F-16 savaş uçağı konuşlandırarak güçlendirirken Milli Savunma Bakanlığı, gerginliğin tırmanmasıyla hava sahasını etkileyebilecek olası tehditlere karşı hava ve füze savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla güneyde Malatya'ya gelişmiş uzun menzilli Patriot Hava Savunma Füze Sistemi konuşlandırdığını duyurdu. Türkiye'nin askeri hazırlık düzeyini artırmaya yönelik açık eğilimleri, NATO ile koordinasyon çerçevesinde gerçekleşmiş olsa da İsrail nezdinde ciddi güvenlik ve askeri imalar taşıyor. Onlarca İsrailli bakan, yetkili ve analist, Türkiye'yi İran'ın ardından ‘bir sonraki düşman’ olarak görmeye başladı. Ancak insansız hava araçlarından (İHA) tanklara ve deniz toplarına kadar çeşitli alanlardaki gelişmiş savunma yetenekleri, Türkiye'yi son yıllarda küresel silah pazarının başlıca aktörlerinden biri haline getirdi.

İsrail hükümetine bağlı Ulusal Güvenlik Riskleri Değerlendirme Danışma Kurulu (Nagel Komitesi) raporunda, Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etmeye yönelik politikasının İsrail için ‘artan bir stratejik tehlike’ oluşturduğu uyarısında bulunuldu. Raporda, Tel Aviv hükümeti, Türkiye ile doğrudan bir çatışma çıkma olasılığına hazırlıklı olması uyarısı yapıldı. Sosyal araştırmalar şirketi Areda Survey tarafından ‘Dış Politika ve Savunma Sanayii’ başlığı altında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre katılımcıların yüzde 60,1'i İsrail'in bir gün Türkiye'ye saldırabileceğini düşünürken, yüzde 54,7'si geçtiğimiz yıl İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nın kendilerine dış tehditlere karşı güven verdiğini belirtti.

Gerginliklerin tırmanması

İsrail'in eski Başbakanı Naftali Bennett'in, Türkiye'nin bölgede “yeni bir İran” haline geldiğini söylediği ve Ankara'nın, kendi ifadesiyle ‘İsrail'i kuşatmayı amaçlayan düşmanca bir Sünni eksen oluşturma’ çabalarına karşı uyarıda bulunduğu tartışmalı açıklamalarına rağmen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma çıkma olasılığının son derece düşük olduğunu vurguladı. Güler, özellikle herhangi bir tırmanışın veya istenmeyen bir durumun ortaya çıkmasının önlenmesi amacıyla İsrail tarafıyla iletişim ve koordinasyon kanalları oluşturulduğunu belirtti.

Olası gerginliklerin veya çatışmaların, doğrudan bir çatışmaya yol açabilecek herhangi bir tırmanışı önlemek amacıyla diplomatik ve askeri kanallar aracılığıyla son derece dikkatli bir şekilde ele alındığını belirten Güler, son yıllarda Ortadoğu’da tırmanan gerginliklerin Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkilediğinin altını çizdi. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’na (SETA) göre Ankara, Batı ile ilişkileri ile bölgesel çıkarları arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, uygun koşullar sağlandığında diplomatik arabulucu rolünü üstlenme olasılığını da açık tutuyor.

dfrvfdv
Türkiye, askeri bağımsızlığını sağlama konusunda olağanüstü bir yetenek sergiledi ve dünya pazarında en önemli silah ihracatçılarından biri haline geldi (TSK)

İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden (INSS) İsrailli araştırmacı Gallia Lindenstrauss, bu ayın başlarında kaleme aldığı bir makalede, bazı bölgesel alanlarda İsrail'in stratejik rakibi olarak görülen Türkiye'nin, İran'a karşı doğrudan askeri müdahaleye ya da rejimin devrilmesine, Kürt sorununun tırmanmasına ya da bölgesel dengelerin bozulmasına yol açabilecek olası güvenlik sonuçlarından korktuğu için istekli olmadığını belirtti.

İsrail gazetesi Yediot Aharonot tarafından yayınlanan karamsar İsrail tahminlerine göre Türkiye'nin söylemi Tel Aviv'e yönelik sert eleştirilerle dolu olmaya devam ediyor. Türk yetkililer İsrail'i bölgedeki istikrarı bozmakla suçlamaya devam ederken, İran’dan Türkiye topraklarına atılan 3 füze düşürüldü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da NATO'nun devam eden savaş sırasında İran'dan fırlatılan üçüncü bir füzeyi önlemesinin ardından, savaşa karışmaktan kaçınacağını ve kendi ifadesiyle ‘provokasyonlara ve komplolara kapılmayacağını’ taahhüt etmekle yetindi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ABD merkezli Hudson Enstitüsü'nden araştırmacı Zeynep Rabee, İran'a karşı bir savaşın Türkiye'nin konumunu şüphesiz büyük ölçüde değiştireceğini düşünüyor. Rabee’ye göre İran'ın gücünün azalması, Ankara'ya bölgesel ve uluslararası nüfuzunu güçlendirmek için geniş bir alan açacak ve bu da İsrail'de, Türkiye'nin çeşitli bölgelerdeki varlığını genişletmesi konusunda gerçek endişeler yaratacak.

Stratejik ortaklar

Türkiye’nin askeri kapasitesini gözden geçirip hava savunma, füze ve siber güvenlik alanlarını güçlendirmesinin ardından, ileri düzey caydırıcılık kapasitelerine sahip olmak için çaba sarf etmesiyle, güç dengesini İsrail’in lehine yeniden ayarlamak amacıyla Tel Aviv, Türkiye’nin rakiplerini sadece sınırlı ortaklardan stratejik ortaklara dönüştürmeye çalışıyor.

İsrail'in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan ile son dönemde yaptığı iş birliği, sadece Akdeniz'de üçlü ortaklığı güçlendirmek ve Türkiye'nin nüfuz alanını daraltmak amacıyla değil, aynı zamanda bu iki ülkenin İsrail'e Türkiye kıyılarına yakın bir askeri varlık kurma fırsatı sunması amacını da taşıyor. Ankara ile Washington arasında son aylarda olumlu bir ilişki olmasına rağmen İsrail, ABD nezdindeki nüfuzunu kullanarak Türkiye'nin silahlanma programlarını ve siyasi ve ekonomik projelerini engellemeye çalışıyor. Türkiye'nin 2016 yılında Rus yapımı S-400 Hava Savunma Sistemi’ni satın almasının ardından Tel Aviv, Ankara'nın ilk altı savaş uçağının bedelini zaten ödemiş olduğu ABD'nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılması için çabaladı.

Dersler ve çıkarımlar

İsrail ile İran arasında geçtiğimiz yılın haziran ayında başlayan ve 12 gün süren savaşla ilgili kapsamlı analizlerin ardından, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bünyesinde kurulan Millî İstihbarat Akademisi (MİA), Türk hükümeti için önemli bir çalışma yayınladı. Çalışmada, İsrail'in son savaşta mutlak hava üstünlüğü sergilemesi üzerine çok katmanlı bir hava savunma sistemi kurulmasının gerektiği belirtildi. Çalışma, Türkiye'nin balistik ve hipersonik füzelere yönelik yatırımlarını artırmasını ve hızlandırmasını, savunma silahı üretiminde bunlara en yüksek önceliği vermesini tavsiye etti. Bu öneri, İran'ın 12 günlük savaşta gösterdiği, çok sayıda olmasına rağmen İran'ın ‘hipersonik’ füzelerine karşı koymaya yetmeyen İsrail hava savunma sistemlerini delme gücünden kaynaklanıyor.

vfdvfd
Türk savunma ve havacılık sanayisi, geçen yılın sonunda eşi benzeri görülmemiş tarihi bir sıçrama kaydetti (İsrail Ordusu)

İran ile İsrail arasındaki 12 günlük savaşta İran'ın geleneksel savunmasının İsrail'in elektronik savaşına karşı koyamadığının ortaya çıkmasının ardından, insansız sistemlere ve elektronik savaş teknolojilerine öncelik verilmesi gerektiğini tavsiye eden çalışma, Türk hükümetinin dikkatini, olası hava saldırılarına karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması ve stratejik tesislerde gerekli teknik donanıma sahip sığınaklar ile özellikle büyük şehirlerde erişimi kolay toplu sığınaklar inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti. İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında iç kaynaklı unsurların önceki savaşta büyük rol oynaması nedeniyle çalışma, Türkiye'nin iç güvenliğini etkileyebilecek ekonomik, siyasi ve sosyal faktörlere özel önem vererek, benzer operasyonların önünü kesmenin önemini vurguladı. Çalışmada geçtiğimiz yıl yaşanan 12 günlük savaş, kara, hava ve deniz ile siber ve elektromanyetik alanları bir araya getiren ve sivil teknolojinin yoğun kullanımıyla geleneksel olmayan savaş yönetimi yöntemlerinin uygulandığı karmaşık bir ‘çok boyutlu operasyon’ örneği oluşturduğu belirtildi.

Büyük bir gelişme

İsrail’deki araştırma merkezleri, medya kuruluşları ve yetkililer, son on yıldır, Türkiye’nin savunma sanayi alanında kaydettiği dikkat çekici gelişmeyle ilgili ciddi endişelerini gizlemediler. Türkiye, askeri bağımsızlık konusunda üstün bir yetkinlik sergilemiş ve dünya pazarında en önemli silah ihracatçılarından biri haline geldi.

Türkiye Savunma Sanayii Kurumu Başkanı Haluk Görgün'ün açıklamasına göre Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisi, geçtiğimiz yılın sonlarında eşi benzeri görülmemiş tarihi bir sıçrama kaydetti.

İhracat değeri tarihinde ilk kez 10 milyar dolar barajını aşan sektör, 2024 yılında 7,1 milyar dolar olan ihracatına kıyasla yüzde 48'lik muazzam bir büyüme kaydetti. Gözlemcilere göre bu durum, Ankara'nın silah pazarında güvenilir bir küresel tedarikçi olarak konumunu pekiştiriyor.  Resmi verilere göre savunma sektörünün Türkiye'nin toplam ihracatındaki payı 2022'de yüzde 1,7'den 2025'te yüzde 3,7'ye sıçradı. Bu sıçrama, sektörün Türk ekonomisinin temel bir ayağı olarak artan stratejik önemini yansıtıyor. Gözlemcilere göre toplam ihracatın yüzde 56'sını NATO, AB ülkeleri ve ABD'nin oluşturması, büyük askeri güçlerin Türk savunma teknolojisine duyduğu güveni teyit ediyor. Türk savunma sanayisinin kaydettiği hızlı ilerlemeyi yansıtan dikkat çekici açıklamalardan biri de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından yapıldı. Bir televizyon röportajında, Türkiye’nin dünya çapında askeri insansız hava aracı pazarının yüzde 65'ini tekelinde tuttuğunu açıklayan Kacır, bu konumun Türkiye'yi, dünya çapında ilginin giderek arttığı insansız sistemlerin geliştirilmesi ve üretimi alanında en deneyimli ve öne çıkan ülkeler arasına yerleştirdiğini vurguladı.

Analistler, mevcut savaşın sonuçlarının bir yandan İsrail ve ABD ile diğer yandan İran arasındaki güç dengesi ile sınırlı kalmayacağını, aksine bu savaşın gidişatını izleyen tüm bölgesel güçlerin ve ülkelerin tutumlarına da yansıyacağını düşünüyor. Bu yüzden Tel Aviv’in, başta Türkiye olmak üzere söz konusu ülkelerin tutumlarını ve çevresindeki ve çatışmalardan etkilenen bölgesel aktörleri dikkate alarak, siyasi ve güvenlik hesaplamalarını yeniden gözden geçiren uzun vadeli analizlere girişeceğine şüphe yok.