Filistin, Avrupa Komisyonu-İsrail anlaşmasını reddediyor

Filistinliler Avrupa Komisyonu - İsrail anlaşma taslağını reddediyor: Bu uluslararası hukukun ihlali

Filistinliler ve işgal güçleri (AP)
Filistinliler ve işgal güçleri (AP)
TT

Filistin, Avrupa Komisyonu-İsrail anlaşmasını reddediyor

Filistinliler ve işgal güçleri (AP)
Filistinliler ve işgal güçleri (AP)

Filistinliler, İsrail’in Avrupa Komisyonu'yla Filistin Hükümeti tarafından yönetilen alanlardaki nüfus da dahil olmak üzere veri alışverişine izin veren müzakerelere katılmasını reddediyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Üyesi Ahmed Mecdelani, "Bu müzakereler, Filistin halkının haklarının ve uluslararası protokollerin ihlalini temsil ediyor" dedi. Olanları "tehlikeli bir siyasi emsal teşkil ediyor" diyerek nitelendiren Ahmed Mecdelani, Avrupa Birliği ülkelerini "bu müzakereleri durdurup kararları geri çekmeye" davet etti.
Majdalani, Alman dergisi Der Spiegel’de yayınlanan ve İsrail ile Avrupa Komisyonu'nun Filistin Yönetimi altında yaşayan nüfusun da dahil edilerek İsrail ile Avrupa Birliği arasında veri alışverişine izin veren bir anlaşmayı müzakere ettiğini bildiren haber hakkında konuşurken “anlaşma taslağının bundan önce gizli tutulduğunu ve geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği'nin bir iç toplantısında gündeme getirildiğini” ifade etti.
Taslağa göre, Avrupa ve İsrail makamları “istisnai olarak 5 Haziran 1967'den sonra İsrail Devleti'nin idaresine tabi olan coğrafi bölgelerdeki (işgal altındaki Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs) kişisel verileri kullanabilecek.
Şarku’l Avsat’ın  Der Spiegel’den aktardığı habere göre "27 Avrupa Birliği ülkesinden 13'ü, işgal altında bulunan topraklardaki kişisel verileri kullanmayı şiddetle reddetti." Toplantı tutanaklarında, Fransa, İrlanda ve Lüksemburg gibi bazı Avrupa ülkelerinin temsilcilerinin, bu anlaşmanın "büyük siyasi sonuçları olan tehlikeli bir girişim" oluşturacağına dair uyarıları da ortaya çıktı.
Avrupa Birliği Konseyi Hukuk Departmanı da bu karardan duyduğu korkuyu şu sözlerle dile getirdi: "İşgal atındaki bölgelerde AB polis verilerinin kullanılması, yalnızca çok büyük etkiye sahip siyasi bir emsal olmakla kalmaz, aynı zamanda uluslararası hukuku da ihlal eder."
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Spiegel'e verdiği röportajda, planlanan veri alışverişi anlaşmasını şiddetle eleştirerek, anlaşma taslağını "uluslararası hukuka saldırı" olarak nitelendirdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in, yetki alanı Filistin Devleti'nin işgal altındaki topraklarını da kapsayan İsrail ile veri alışverişi anlaşması müzakerelerini yürütmesiyse eşi benzeri görülmemiş bir skandal ve uluslararası hukukun alenen ihlalidir" diyen Bakan el-Meliki, "Şayet bu anlaşma uygulanırsa, Avrupa Birliği'nin bundan önceki politikasından bir kopuş” olacağını belirtti.
Filistinlilerin öfkesi, kendileriyle ilgili kararı verecek sorumlu tarafın Filistin Hükümeti değil de İsrail olmasından kaynaklanıyor. Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Kurulu üyesi Ahmed Mecdelani, "Filistin halkından sorumlu taraf, Filistin Kurtuluş Örgütü ve Filistin Devleti'dir" dedi.



Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.


Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
TT

Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)

Suriye hükümeti, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerlemesinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke vilayetinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeni bir anlaşmaya varıldığını ve 4 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı basın açıklamasında "Haseke Valiliği'nin geleceğiyle ilgili bir dizi konuda ortak bir anlayışa varıldığını" belirtti. Açıklamada, "bölgelerin pratik entegrasyonu için ayrıntılı bir plan geliştirmek amacıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) dört günlük istişare süresi tanınması" konusunda anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Bunun ardından Savunma Bakanlığı, dün akşam saat 20:00'den itibaren geçerli olmak üzere dört günlük ateşkes ilan etti.

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack, yeni anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "(Suriye Demokratik Güçleri'nin) (DEAŞ'la) mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini" belirterek, hükümet güçlerinin artık aşırılık yanlılarının ve aile üyelerinin tutulduğu hapishanelerin ve kampların güvenliğini devralmaya yetkili olduğunu kaydetti.

Barrack, mevcut durumun Kürtlere "tam vatandaşlık hakları, kültürel kimliğin korunması ve siyasi katılım da dahil olmak üzere, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunduğunu ve bu hakların Beşşar Esed yönetiminde uzun süredir Kürtlerden esirgenmiş olduğunu" ifade etti.


Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
TT

Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack dün yaptığı açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ’a karşı mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini söyledi. Barrack, hükümet güçlerinin artık radikal unsurların ve ailelerinin tutulduğu hapishaneler ve kamplarda güvenliği sağlamaya hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Barrack,  “DEAŞ ile mücadelede sahadaki ana güç olarak SDG’nin temel amacı büyük ölçüde sona ermiştir” diye yazdı.

ABD’li Özel Temsilci, Suriyeli yetkililerin, DEAŞ üyelerinin tutulduğu hapishaneler ve aile üyelerinin barındırıldığı kamplar da dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Washington yıllardır DEAŞ’la mücadelesinde Kürtlerin liderliğindeki SDG'nin önemli bir destekçisi oldu. Bu da 2019 yılında grubun son kontrol alanlarından da yenilgiye uğramasına yol açtı. Ancak yıllar süren çatışmaların ardından eski rejimin düşmesinden sonra Şam’daki yeni yetkililerin ve ülkenin birleştirilmesi çabalarının önemli bir destekçisi haline geldi.