SDG, Rusya’nın ‘sınır bölgelerini rejim güçlerine bırak ve Türkiye sınırından 30 km uzağa çekil’ önerisini reddetti

Ankara’ya bağlı gruplar, beklenen operasyona hazır olduklarını açıkladı

SDG, Rusya’nın ‘sınır bölgelerini rejim güçlerine bırak ve Türkiye sınırından 30 km uzağa çekil’ önerisini reddetti
TT

SDG, Rusya’nın ‘sınır bölgelerini rejim güçlerine bırak ve Türkiye sınırından 30 km uzağa çekil’ önerisini reddetti

SDG, Rusya’nın ‘sınır bölgelerini rejim güçlerine bırak ve Türkiye sınırından 30 km uzağa çekil’ önerisini reddetti

Türk kuvvetleri, Haseke ve Rakka vilayeti kırsalındaki bombardımanlarının yanı sıra Halep kırsalındaki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mevzilerine yönelik hava ve topçu bombardımanını artırdı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerinin kontrol noktalarını hedef alan bir kara operasyonu başlatması beklentisiyle SDG ve koalisyon güçlerinden takviyeler gerçekleştirildi. Öte yandan Türk birlikleri, Ankara’ya sadık muhaliflerle birlikte, beklenen kara operasyonu için ortak operasyon odası hazırlıklarını sürdürüyor.
Pazar sabahı Türk kuvvetleri, Suriye sınırına askeri takviye gönderilmesiyle eş zamanlı olarak Halep kırsalında SDG ve rejim mevzilerine bir dizi hava saldırısı düzenledi ve ardından topçu bombardımanı gerçekleştirdi. Minak askeri havaalanı ile Halep kırsalında SDG kontrolünde bulunan Şavarga, el-Malikiyye, Maraanaz ve Maraş köylerine yoğun hava saldırıları düzenlendi.
Bu gelişmeler, Özerk Yönetim ve Kürt güçlerinin bölgelerine yönelik Türk hava saldırılarının durdurulmasından yaklaşık 3 gün sonra gerçekleşti. Öyle ki Türk savaş uçakları, Halep, Haseke ve Rakka’da araçları, askeri noktaları, askeri alanları ve farklı bazı noktaları hedef alan 50 saldırı düzenledi. Saldırı, 19 Kasım’da Kuzey Suriye ve Irak’ta ‘Pençe Kılıç’ hava operasyonunun başlatılmasının ardından 45 kişinin ölümüne ve 34 kişinin yaralanmasına neden oldu.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türk kuvvetlerinin Halep kırsalında SDG ve rejimin konuşlandığı bölgelere yönelik kara bombardımanının kapsamını genişlettiğini belirtti. SOHR’a göre eş-Şaale, Zvayan, Talal el-Anab, Şeyh İsa köylerine ve Tel Rıfat şehri civarına topçu saldırıları düzenlendi. Halep vilayetinin kuzeybatısındaki Afrin kırsalına bağlı Şaran kasabasında yer alan Tatamriş, el-Şavarga, el-Alkamiya, Maraanaz, Tanb ve el-Malikiyye bölgelerindeki SDG noktalarına da topçu bombardımanı gerçekleştirildi.
Azez kırsalındaki Talal eş-Şam köyünde konuşlu Türk kuvvetleri, Halep’in kuzey kırsalındaki Tel Rıfat ilçesi çevresini, Şeyh İsa ve Bayluniyeh köylerini ağır top atışlarıyla hedef aldı.
Halep’in kuzey kırsalındaki Kalcerbin üssünde konuşlu Türk kuvvetleri, Halep’in kuzey kırsalındaki Tel Rıfat kenti çevresini ve Şeyh İsa ve Harbel köylerini top atışlarıyla hedef aldı. Öte yandan SDG ve rejim güçleri, Halep’in kuzey kırsalına bağlı Dabık köyündeki bir Türk askeri üssünü hedef aldığını bildirdi
Pazar sabahı erken saatlerde de bir Türk savaş uçağı, Ayn el-Arab’ın (Kobani) batısındaki Tel Carakli’deki rejim güçlerinin askeri bölgelerine ve Safet köyünü bombaladı.
Türk kuvvetleri ayrıca, kendi toprakları içinden Ayn el-Arab’ın batı kırsalındaki Zor Mağar ve Harab Atto köylerindeki SDG mevzilerine de top atışları gerçekleştirdi. Ayrıca Haseke kırsalındaki ez-Zuhayriya ve Harab Rişk köylerine ve Semalka geçidine bir dizi top ve havan mermisi isabet etti. Saldırı, maddi hasara yol açtı. Ayrıca Türk kuvvetleri, Rakka’nın kuzeyindeki Tel Abyad’da bulunan el-Hoşan köyünü ve Halep- Lazkiye (M4) uluslararası otoyolunun çevresini bombaladı.
Türkiye Savunma Bakanlığı, devam eden operasyonlar kapsamında Cuma ve Cumartesi günü Suriye’nin kuzeyinde 12 SDG militanının ve kuzey Irak’ta 10 PKK’lının öldürüldüğünü duyurdu. Açıklamada, Türk ordusunun militanları nerede olurlarsa olsunlar takip edeceği, Suriye’nin kuzeyindeki ve Irak’taki ‘terör’ bölgelerini bombalamaya devam edeceği belirtildi. Twitter üzerinden yapılan açıklamada Suriye’nin kuzeyindeki ve Irak’ın kuzeyindeki bölgelere yönelik topçu bombardımanı görüntüleri de yayınlandı. Ayrıca teröristlerin sığınaklarının hedef alınma faaliyetlerinin devam ettiği de belirtildi. Türk ordusunun bombardımanı, Kuzey Irak’ta PKK’nın açtığı ateş sonucu 6 Türk askerinin ölmesi ve yaralanmasının ardından gelişti.

Takviye yarışı
Öte yandan Türkiye ordusu, Halep kırsalındaki Babusselam sınır kapısı aracılığıyla Suriye topraklarına doğru askeri takviyede bulunurken, kuzey ve doğu Suriye bölgeleri çeşitli taraflardan bir takviye yarışına tanık oldu.
Geçtiğimiz Cumartesi günü Kilis sakinleri, 7 gün boyunca sınır kapılarına ve şehirdeki bazı önemli alanlara yaklaşmamaları konusunda uyarıldı. Bu uyarı, kara harekatı başlatma veya Suriye’nin kuzeyindeki Türk operasyonunun kapsamını genişletme olasılığının bir göstergesi olarak kabul edildi.
Diğer taraftan SOHR, Uluslararası Koalisyon’a bağlı kuvvetlerin 100 tırın desteğiyle Irak Kürdistanı’ndaki el-Velid sınır kapısı üzerinden Suriye’nin kuzey ve doğusuna girdiğini ve Haseke’nin güneyindeki Tel Baydar ve Kasrak’taki ABD üslerine ulaştığını açıkladı. Bu çerçevede Suriye’nin kuzeyi ve Irak’taki ‘Pençe-Kılıç’ operasyonuyla bağlantılı olarak bu ay altıncı takviye gerçekleştirildi. SDG lideri Mazlum Abdi’nin Cumartesi günü Türkiye’nin SDG güçlerini hedef alan bir kara operasyonu başlatması halinde Türkiye-Suriye sınırını ateşe verme tehdidinin ardından Haseke vilayetindeki sınır şeridi bölgelerine de askeri takviyeler gönderildi.
SDG, Türk birliklerinin hava saldırılarını önlemek için yıllar önce kurduğu tünel ağıyla Haseke’deki sınır şeridinde bulunan kasaba ve şehirlere cephane, havan topları ve lojistik malzeme taşıdı. Mazlum Abdi, Cumartesi günü Türkiye’nin, Kobani, Münbiç ve Tel Rıfat’a operasyon başlatmaya hazırlandığını ve ABD’nin de bu operasyonu engellemeye yönelik çabalar ortaya koyduğunu dile getirmişti. ABD ve Rusya’nın Türk operasyonuna karşı olduğunu belirten Abdi, Türkiye’nin kararlılığı karşısında uluslararası tepkilerin daha güçlü olması çağrısı yaptı.

Rus önerisi reddedildi
Öte yandan Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Kürt kaynaklar, SDG’nin Cuma günü Kamışlı havaalanında gerçekleştirilen bir toplantıda Rusya’nın ‘Türkiye ile Suriye sınır bölgelerini rejim güçlerine teslim etme’ ve ‘Türkiye sınırından 30 km uzağa çekilme’ önerisini reddettiğini belirtti.
‘Basnews’ internet sitesinin haberine göre, SDG ve Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi (Yekiti) yönetimine yakın bir kaynak görüşmede herhangi bir anlaşmaya varılmadığını dile getirdi. Kaynak ayrıca, SDG’ye ‘kontrolündeki sınır bölgelerini Suriye rejimine devretmesi’ için baskı yapan bir Türk- Rus anlayışı olduğuna dikkati çekti.
Kaynak, SDG lideri Mazlum Abdi ile ABD’nin Kuzey ve Doğu Suriye Özel Temsilcisi Nicholas Grainger arasında bölgedeki son askeri gelişmeler hakkında bir görüşme yapıldığını dile getirdi. Aktarılana göre Grainger, ülkesinin Suriye’nin kuzeyindeki herhangi bir Türk askeri operasyonunu reddettiğini belirtirken, bilgi sahibi bir Kürt kaynağı da Türkiye’nin ABD tarafına bir mesaj ilettiğini ve Suriye’nin kuzeyinde SDG’ye karşı yürüttüğü askeri operasyonları durdurmak için bir dizi koşul öne sürdüğünü söyledi.
Türkiye, ABD ve Rusya’nın tavrını görmezden gelerek, Suriye’nin kuzeyinde kara harekâtını gerçekleştirmekte ısrar ediyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığı açıklamada ülkesinin en kısa sürede Suriye’de SDG’ye yönelik kara harekâtını da başlatacağını söyledi.
Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Suriye’deki gelişmeler hakkında Rusya ile Türkiye arasında görüş ayrılıkları olduğunu söyledi. Ancak iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeyi, bunların diyalog yoluyla çözülmesine izin veriyor. Peskov, 27 Kasım’da yaptığı açıklamada, Soçi’de anlaşma imzalanır imzalanmaz Türkiye ile Suriye konusundaki görüş ayrılıklarının azaldığına dikkati çekti. Peskov, “Türkiye’yle Suriye konusunda görüş ayrılıklarımız var. Daha önce onları Soçi’de çözmeyi ve ortadan kaldırmayı başardık. Hatırladığınız gibi, iki bakanın okuduğu bir belge imzalandı. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarını duyduk, bizim temsilcilerimiz de Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirme durumundan memnun olmadığımızı belirten açıklamalar yaptı” dedi. Kremlin Sözcü, “İlişkilerimizin düzeyi ve siyasi bilgelik, bu tür görüş ayrılıklarını cepheleşme yoluyla değil, uzun ve gergin de olsa müzakereler yoluyla çözmemize izin veriyor” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık iki yıl önce imzalanan Soçi Anlaşması, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib vilayetinde saha ve siyasi koşulların şekillenmesinin temelini oluşturdu ve neyin uygulanıp uygulanmadığına dair süregelen bir tartışmayı ateşledi.

Ankara: İzin almayız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümetinin sınır dışından başlayarak terörle mücadele operasyonları aracılığıyla Türkiye’nin her köşesini güvenli hale getirmeye kararlı olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumartesi günü Ankara’nın terörle mücadele operasyonları yürütmek için izin istemeyeceğini dile getirdi. Bir televizyon kanalına konuşan Kalın, “Ankara, meydan okumalar ve tehditler konusunu, bunları ortadan kaldıracak daha ortak önlemler almak ve adımlar atmak için müttefikleriyle görüşmeye hazırdır” dedi.
Kalın, terör saldırısı da dahil olmak üzere herhangi bir tehdit olması durumunda Türkiye’nin NATO’daki tüm müttefikleriyle durumu ele aldığını söylerken, “Ortaklardan ortak adımlar bekliyoruz ve bunun olmaması durumunda sorunu kendimiz çözmeye hazırız” şeklinde konuştu.

Ortak operasyon odası
Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif Suriyeli kaynaklar, Ankara yanlısı Suriye Millî Ordusu gruplarının, Suriye’nin kuzey ve kuzeybatısında SDG’ye karşı beklenen bir kara askeri operasyonu için bir ortak operasyon odası çerçevesinde Türk kuvvetleriyle birlikte tüm askeri ve muharebe hazırlıklarını tamamladığını bildirdi.
Türk kuvvetlerinin ve desteklediği Suriyeli muhalif grupların saha verileri ve askeri teçhizatı, Türkiye’nin beklenen kara askeri operasyonunun ilk aşamasının Halep’in kuzeybatısındaki Tel Rıfat ve çevresini, kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Münbiç bölgelerini hedef alacağını gösteriyor.
Fırak Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerindeki Türk birlikleri, Ankara’ya sadık Suriyeli muhalif gruplarla ortaklaşa kara harekatı için bir ortak operasyon odası hazırlıklarını sürdürüyor
Diğer taraftan Suriyeli muhalif gruplardan bir askeri kaynak, Pençe- Kılıç olarak adlandırılan hava harekatı kapsamında bir haftayı aşkın bir süredir Suriye topraklarında SDG mevzilerine yoğun hava saldırıları gerçekleştirildiğini belirtti. Harekatın amacının, öncelikle Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda Türkiye sınırındaki ‘güvenli bölgenin’ kapsamını genişletmek olduğu biliniyor.
Kaynak, “Geçtiğimiz günlerde Türk Hava Kuvvetleri, Pençe Kılıç Harekâtı kapsamında SDG’ye ait askeri noktalara yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Saldırıda, Tel Rıfat, Minak, el-Malikiyye bölgeleri, Deyri Zor kırsalı ve Haseke’de ondan fazla silah deposunun ve 40’tan fazla askeri tesisin imhasına ek olarak, onlarca örgüt lideri ve üye hayatını kaybetti. Bu yoğun saldırıların, beklenen operasyon sırasında SDG’nin Türk kara kuvvetleri ve Suriyeli muhalif gruplara karşı koyma kabiliyetini zayıflatacağına şüphe yok. Hava harekâtı, Türk Hava Kuvvetleri tarafından Suriye topraklarında gerçekleştirilen türünün ilk örneğidir. Tabi ki harekât, Türkiye ile Rusya arasında ‘Suriye topraklarının 70 kilometre derinliğine ulaşan SDG’ye karşı hava saldırıları düzenlemek üzere’ hava sahasının savaş uçaklarına açılması yönündeki mutabakattan sonra başladı” açıklamasında bulundu.



İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
TT

İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Arap diplomat George Deek’i “Hristiyan dünyaya özel temsilci” olarak atama kararı aldı. Saar, bu adımın “İsrail’in dünya genelindeki Hristiyan topluluklarla ilişkilerini derinleştirmeyi” amaçladığını belirtirken, söz konusu kararın, Hristiyan dini sembollere yönelik artan saldırılar nedeniyle zedelenen ülke imajını düzeltmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.

Son olarak Lübnan’ın güneyindeki Dibl köyünde bir Hristiyan heykelinin tahrip edilmesi uluslararası tepkilere yol açmıştı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan İtalyan birliğinin desteğiyle köydeki Hz. İsa heykeli yeniden dikildi.

Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Kudüs’te Paskalya yürüyüşünün yasaklanmasının ardından Hristiyan dünyasında İsrail’e yönelik öfke ve kınamanın zirveye ulaştığını belirtti. Vatikan ise Kudüs’te Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin ibadet özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek, din adamlarına ve rahibelere yönelik hakaretler, Batı Şeria’daki Tayibe kentinde bir kiliseyi yakma girişimi, çeşitli kilise ve mezarlıklarda tahribat ile Gazze’de üç kilisenin yıkılmasına dikkat çekti.

İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonları sırasında da yerel halk benzer saldırılardan şikâyet etti. Geçtiğimiz hafta Dibl köyünde bir İsrail askerinin bir heykelin başını çekiçle kırdığı anlara ait görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Başlangıçta sorumluluğu reddeden İsrail ordusu, askerlerin görüntüleri paylaşması ve övünmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. Sosyal medyada yaklaşık 10 milyon kişi tarafından izlenen görüntüler, küresel ölçekte tepki çekti. Pek çok kullanıcı, İsrailli yetkililerin “Hristiyanların ibadet özgürlüğüne sahip olduğu tek ülke” yönündeki açıklamalarıyla alay ederek, Hristiyan kutsallarına ve din adamlarına yönelik saldırıların yanı sıra Mescid-i Aksa’daki olaylara ait görüntüler paylaştı.

İsrail ordusu olayda sorumluluğu kabul ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Dışişleri Bakanı Saar kamuoyundan özür diledi ve sorumluların cezalandırılacağını açıkladı. Ordu, heykeli tahrip eden asker ile görüntüleri kaydedip paylaşan askerin yakalandığını, bir ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve ordudan ihraç edildiklerini bildirdi.

Olay sırasında müdahale etmeyen sekiz asker de cezalandırıldı. Ordu ayrıca heykelin yeniden inşa edilmesini sağladı ve kırılan haçın yerine yeni bir haç yerleştirdi. Ancak İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Dibl sakinlerinin bu tür bir saldırıyı affetmeyi reddettiğini yazdı.

Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre George Deek, 1948 Filistinlilerinden olup Yafa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 18 yıldır İsrail diplomasi teşkilatında görev yapan Deek, son olarak İsrail’in Azerbaycan Büyükelçisi olarak görev yapmış ve bu unvanla ilk Arap Hristiyan büyükelçi olmuştur.


Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

ABD’nin Irak üzerindeki baskısı, yeni hükümetin kurulma sürecindeki tıkanmayla eş zamanlı olarak artıyor. Konuya yakın kaynaklar, Washington’ın silahlı milisler dosyası üzerinden gelecek yönetimi erken bir sınavla karşı karşıya bırakabilecek ‘daha sert’ talepler için zemin hazırladığını belirtiyor.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bazı silahlı grup liderlerine önde gelen isimler hakkında bilgi vermeleri karşılığında mali ödüller teklif edilmesinin ‘yalnızca geleneksel bir istihbarat yöntemi olmadığını, aynı zamanda sonraki aşamada yeni hükümetten bu liderlerin tutuklanmasının talep edilebileceği bir sürecin hazırlığı’ olduğunu ifade etti. Bu taleplerin, ABD ile güvenlik iş birliğinin sürdürülmesine bağlanabileceği kaydedildi.

Aynı kaynaklara göre, şu aşamada Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi ile Seyyid eş-Şuheda Tugayları lideri Ebu Ala el-Velai’yi de kapsayan bu talepler, hedef alınan isimlerin siyasi ve askeri yapı içindeki hassas konumları nedeniyle herhangi bir yeni hükümet için ‘en zorlu sınavlardan biri’ olarak değerlendiriliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusuABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusu

Gözlemciler, bu yönelimin ABD’nin stratejisinde ‘çevreleme’ politikasından Bağdat ile yeni angajman kuralları dayatma girişimine doğru bir değişimi yansıttığını belirtiyor. Özellikle Washington ile Tahran arasındaki gerilimle bağlantılı bölgesel tansiyonun artması, çoğu zaman Irak sahasında silahlı gruplar üzerinden etkisini gösteriyor.

Bu çerçevede üst düzey bir güvenlik yetkilisi, ABD’nin Bağdat’ta düzenlenmesi planlanan uluslararası koalisyonun teknik toplantısını iptal ettiğini ve mevcut hükümetle rutin dışı tüm iletişim kanallarını, yeni hükümetin şeklinin netleşmesini bekleyerek askıya aldığını bildirdi.

Öte yandan Amerikan basınında daha önce yer alan haberlerde, Washington’ın Irak petrol gelirlerinden yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki bir mali transferin Bağdat’a ulaştırılmasını engellemiş olabileceği öne sürülmüştü. Bu adımın, Irak hükümetinin İran’a yakın grupları dağıtma yönündeki çabalarında yaşanan tıkanmayla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Kaynaklara göre ABD, başbakanlık için belirli bir adayı desteklemiyor; ancak daha geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik iş birliğini, silahlı milislerin etkisini sınırlamaya yönelik ‘somut ve ciddi’ adımların atılması şartına bağlıyor.

Özel düzenlemeler

Bu mesajlar, derinleşen iç siyasi krizle de örtüşüyor. Şii siyasi güçler, hükümeti kurmak için öngörülen anayasal süreleri uzlaşı sağlayamadan tüketirken, bu durum ülkeyi karmaşık senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Bu senaryolar arasında istisnai düzenlemelere başvurulması ya da mevcut geçici hükümetin daha uzun süre görevde kalması ihtimali yer alıyor. Ancak bu seçenek, Muhammed Şiya es-Sudani’nin muhalifleri tarafından reddediliyor.

Son günlerde Koordinasyon Çerçevesi toplantılarında da belirgin bir gerilim yaşandı. Özellikle Nuri el-Maliki ile Sudani arasındaki anlaşmazlık dikkat çekerken, taraflar başbakanlık için bir aday üzerinde uzlaşmaya varamadı. Siyasi kaynaklara göre, ihtilaflar artık yalnızca isimlerle sınırlı değil; aynı zamanda seçim mekanizması ve kurulacak hükümetin yapısı konusunda da derinleşmiş durumda. Taraflardan bazıları kapsamlı bir uzlaşıdan yana tavır alırken, diğerleri sürecin oylama yoluyla sonuçlandırılmasını savunuyor.

24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)

Müzakereler sırasında Haydar el-İbadi, Adnan ez-Zurfi ve Muhammed Sahib ed-Deraci gibi isimler gündeme gelirken, özellikle ABD ile İran arasındaki dengelerin gözetilmesi ihtiyacı çerçevesinde, iç ve dış kabul görebilecek ‘uzlaşı adayları’ üzerinde de duruluyor.

Analistler, ABD’nin baskısının başbakan seçimi sürecini dolaylı biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede bazı siyasi aktörlerin, söz konusu taleplerle başa çıkabilecek ve geniş siyasi ile askeri nüfuza sahip silahlı gruplarla iç çatışmaya sürüklenmeden süreci yönetebilecek bir ismi desteklemeye yönelebileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı gruplar, ABD’nin şartlarına tam uyum sağlanmasının iktidar ittifakının dağılmasına ya da iç gerilimlerin tırmanmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle alınacak adımların büyük siyasi güçlere yakın liderleri hedef alması halinde bu riskin artabileceği dile getiriliyor.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, yeni hükümetin önünde karmaşık bir denge arayışı bulunuyor. Artan uluslararası baskılarla başa çıkma zorunluluğu ile iç siyasi bütünlüğün korunması ihtiyacı arasında kurulacak denge, bölgesel gerilimlerin yoğun olduğu bir ortamda Irak’ı karşıt çıkarların kesiştiği bir alan haline getiriyor.


Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.