2023'te Suriye'nin geleceğini şekillendirecek olan 10 mesele

30 Aralık 2022'de Şam ile Ankara arasındaki normalleşmeye karşı İdlib'deki Suriyeli muhaliflerin düzenlediği protesto gösterisinden bir kare (EPA)
30 Aralık 2022'de Şam ile Ankara arasındaki normalleşmeye karşı İdlib'deki Suriyeli muhaliflerin düzenlediği protesto gösterisinden bir kare (EPA)
TT

2023'te Suriye'nin geleceğini şekillendirecek olan 10 mesele

30 Aralık 2022'de Şam ile Ankara arasındaki normalleşmeye karşı İdlib'deki Suriyeli muhaliflerin düzenlediği protesto gösterisinden bir kare (EPA)
30 Aralık 2022'de Şam ile Ankara arasındaki normalleşmeye karşı İdlib'deki Suriyeli muhaliflerin düzenlediği protesto gösterisinden bir kare (EPA)

2023 yılında Suriye'de ve yurtdışında takip edilmesi gereken, farklı düzeylerde büyük etkileri olacak, sonuçları ve yansımaları yıllar, hatta on yıllar sonra netleşecek 10 mesele, dış bölgesel ve uluslararası anlayışlar sayesinde üç yıldır devam eden istikrarlı sürecin ardından Suriye'deki üç mini devlet arasındaki temas hatlarının kaderini de belirleyecek.
1- Türkiye normalleşmesi: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad’ın son haftalarda askeri ve güvenlik alanlarında gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarını tamamlamak ve Suriye’nin kuzeyinde Fırat'ın doğusundaki ‘ABD bölgesinden’ başlayarak Rusya himayesinde ortak düzenlemelere varmak amacıyla bu ayın ortalarında bir araya gelmeleri bekleniyor.
Haziran ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri öncesi, Moskova'nın Şam ve Ankara için hazırladığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'i bir araya getirecek yol haritasındaki adımları takip etmek gerekiyor. Bu adımların uygulanacağı sınırlara, derinliğe ve hıza bağlı olarak Suriye ve çevresinde büyük siyasi ve ekonomik sonuçları olacağına şüphe yok. Peki siyasetteki ve ekonomideki kazanımlar karşılığında coğrafyada bir takım tavizler mi veriliyor?
2- Kürt kaygısı: Şam, Ankara, Moskova (ve Tahran) arasındaki ana kesişme noktalarından biri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt varlığının ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin zayıflamasıdır. Kürt oluşumları Suriye’nin ve Türkiye’nin bekasına yönelik bir tehdit olarak görülüyor. Suriye ve Türkiye arasında olası ortak askeri operasyon planları var ve Rusya, tüm Kürt oluşumlarının Türkiye sınırından Suriye’nin 30 kilometre derinliğine çekilmesi yönünde baskı yapıyor.
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ve Suriye Demokratik Konseyi’nin (SDK) konumunu ve bu gelişmelere nasıl tepki verdikleri takip edilmeli. SDG, 2019 yılı sonlarında Rusya ve Türkiye arasında imzalanan Soçi Anlaşması’na göre ağır silahlarını ve Halk Koruma Birlikleri’ni (YPG) 30 kilometre derinliğe çektiğini söylese de iç güvenlik güçlerini (Asayiş) ve yerel meclisleri geri çekmeyi reddediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimleri kaybetmesine, ABD’nin kendisini desteklemesine ve askeri varlığına güvenerek direniyor. Ankara ise SDG’ye bağlı tüm yapıların 30 kilometre derinliğe çekilmesinde ısrar ederken Suriye rejimine bağlı kurumların, Suriye bayrağının ve sınır muhafızlarının söz konusu bölgelerdeki varlığına itiraz etmiyor.
ABD eski Başkanı Donald Trump yönetiminin 2019 yılında aniden ABD askerlerini Suriye’den geri çekme kararı alması ve Türkiye’nin askeri harekatına kapıyı aralaması, mevcut ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin ABD kuvvetlerinin Suriye’de kalmaya devam etmesi kararı almasını sağladı. Ancak Ukrayna meselesine müdahil olan ABD’nin Türkiye’nin ve NATO’nun Ukrayna savaşında oynadıkları role ihtiyacı olduğuna ve Kürtler yüzünden Ankara ile bir çekişmeye girmeyeceğine dair bir takım göstergeler var.
Suriye-Türkiye normalleşmesinin başlamasından sonra, ABD’nin tutumundaki gelişmeleri ve Suriye'nin kuzeydoğusunda Ankara ile Washington arasındaki askeri anlaşmaların sınırlarını takip etmek gerekiyor.

Suriye’nin Arap ülkeleri arasına dönüşü
4- Arap ülkeleriyle normalleşme: Arap ülkelerinin başkentleri ve Arap Birliği (AL) ile Şam arasındaki normalleşmeye yönelik ortak adımlar 2022 yılında sessizce atılmaya başlandı. Suriye, Cezayir’in ev sahipliği yaptığı AL Zirvesi’ne önde gelen Arap ülkelerinin itirazları nedeniyle katılamadı. Ayrıca Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Şam ile normalleşmeye başlayan ülkeler de geçtiğimiz yıl Şam'ın sınırları kontrol etme ve uyuşturucu kaçakçılığını durdurma konusunda yetersiz kalmasından ötürü yaşadıkları acı deneyimin yanı sıra ABD Kongresi’nin Şam'a karşı ekonomik desteği ve harap olmuş haldeki ülkenin yeniden inşasını sınırlayan yeni kararlar çıkarması, ABD ve Batı ülkelerinin normalleşmeyi durdurmaya yönelik baskısı gibi çeşitli nedenlerle diğer ülkeler gibi normalleşme konusundan uzaklaştılar.
Suriye’nin 2023 yılında Arap ülkeleri arasına dönmesinin sonucunu ve önümüzdeki baharda yapılması planlanan AL Zirvesi’nde sergilenecek tutumu, bir yanda Arap ülkeleri, ABD, Çin ve Rusya ilişkilerinde yaşanan değişimler, diğer yanda Ankara ve Şam arasındaki normalleşme adımları, Şam'ın bölgesel dosyalardaki tutumu ve öte yanda İran ile ilişkileri çerçevesinde takip etmek oldukça önemli.
5- Ukrayna’daki savaş: Rusya’nın Ukranya’ya savaş açmasının Suriye üzerindeki etkisi hem çeşitli yönlerde hem de büyük oldu. Savaş, Ankara ile Moskova ve Putin ile Erdoğan arasındaki iş birliğini güçlendirdi. Putin’in Erdoğan’a ihtiyacı var. Çünkü Türkiye, Rusya için ekonomik ve siyasi bir kapı haline geldi. Putin'in Erdoğan’a ve Esed'e görüşmeleri için baskı yapması, geçmişi unutmaları ve Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasını sağlamak için çabalaması Putin’in Erdoğan’a ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Ayrıca bu savaşın ekonomik ve siyasi yansımaları da oldu. Suriye uluslararası koridorlarda unutulan bir konu haline geldi ve bağış parası Suriye yerine Ukrayna'ya gidiyor. Bu, Suriye'deki ekonomik krizin derinleşmesinde açıkça ortaya çıktı.
6- İsrail’in düzenlediği hava saldırıları: İsrail’de göreve gelen Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı hükümeti, yeni yıla Şam Uluslararası Havalimanı'ndaki ‘İran’a ait hedefleri’ bombalayarak ve havalimanının saatlerce hizmet dışı kalmasına yol açarak başladı.  İsrail, geçtiğimiz yıllarda İran’ın Suriye'deki mevzilerine yüzlerce bombardıman düzenledi. Son bir yılda gerçekleştirdiği hava saldırılarının kapsamı, Suriye'nin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine doğru genişledi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre İsrail’in 2022 yılında düzenlediği 32 bombardıman sonucunda binalar, silah depoları, karargahlar, merkezler ve araçlar dahil olmak üzere yaklaşık 91 hedef imha edildi, 88 unsur öldü, 121 unsur yaralandı.
2023'te Netanyahu'nun sağcı bir hükümetle iktidara geri dönüşünün Suriye'deki yansımalarını takip edilmeliyiz. Netanyahu hükümeti, İran'ın nükleer dosyasını nasıl ele alacak? Putin ile daha önce varılan anlaşmaların ve Rusya’nın Suriye’deki birliklerinin kullandığı Hmeymim Hava Üssü ile Tel Aviv arasındaki askeri koordinasyonu nasıl bir gelecek bekliyor? Yeni hükümetin politikaları, Suriye'ye, Tel Aviv'in Ukrayna savaşına ilişkin tutumuna ve Moskova ile Tahran’ın Suriye’deki askeri iş birliğine nasıl yansıyacak?

Suriye ile İran ‘evliliğinin sona ermesi’
7- İran ittifakı: İran’ın 2012 yılı sonunda Suriye’ye müdahalesinden bu yana ‘rejimin kurtarılmasına’ katkıda bulunduğuna ve çok sayıda askeri, ekonomik, güvenlik ve mali destek sağladığına inanan Tahran, tüm bunların karşılığını istiyor. Rejimi ekonomik krizlerden bedavaya kurtarma niyetinde olmadığından bunu erteliyor. Kalıcı askeri üslerin kurulması, petrol, doğalgaz ve fosfatla ilgili ekonomik anlaşmalar ve suç işlemeleri halinde Suriye’deki mahkemelere çıkarılmaları dışında İranlılara Suriyeli gibi muamele edilmesi gibi anlaşmaları içeren bir takım tavizlerle yaptıklarının bedelinin ödenmesini istiyor.
Tahran, Suriye'de büyük tavizler elde etmek için ülkede kötüleşen ekonomik krizden, Moskova'nın Ukrayna'yla meşgul olmasından, Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme rüzgârlarından ve İsrail’in düzenlediği hava saldırılarından faydalanıyor.
Bu sürecin detaylarını, Şam’ın konumunu ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin geçtiğimiz hafta gerçekleşmesi planlanan ziyaretin ertelendiği tarihin takip edilmesi ve Suriye-İran ‘evliliğinin sona ermesi’ ya da aralarındaki ilişkinin yeniden tanımlanması gerekiyor.
8- Ekonomik kriz: Yaklaşık 12 yıl süren savaş sırasında Suriye adeta yok edildi. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre Suriyelilerin yarısı (12 milyon) evlerini terk ettiler. Üçte biri (7 milyon) yurtdışında mülteci oldu. Yaklaşık yüzde 90'ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yüzde 80'i gıda güvensizliği ile karşı karşıya. Yaklaşık 14,6 milyon kişi yardıma muhtaç halde. Gıda ürünlerinin maliyeti geçtiğimiz yıl yüzde 85 artarken Suriye lirası değerinin yüzde 80'inden fazlasını kaybetti.
Suriye büyük bir trajediye dönüştü. Suriye'ye sınır ötesi insani yardımlar için BM Güvenlik Konseyi'nin(BMKG)  ilgili kararının süresi 10 Ocak'ta bitiyor. Özellikle karar, ülkenin kuzeyindeki yaklaşık 4 milyon Suriyelinin can damarı olduğu ve Şam’ın harcamalarının yükünü hafiflettiği için kararın süresinin uzatılması meselesi ve Rusya'nın bu konudaki tutumu takip edilmeli.
9- Suriye'nin çöküşü: Rejimin kontrolündeki bölgelerde yaşayan Suriyeliler, 2022'nin (savaşın başladığı) 2011'den bu yana geçen en kötü bir yıl olduğunu söylüyorlar. Şam yönetiminin, ekonomik maliyeti azaltmak için tatilleri uzattığı, devlet kurumlarındaki ve hastanelerdeki çalışmaları durdurduğu kaydedildi.
Ekonominin felce uğradığından söz ediliyor ve ülkenin tamamen iflas etmesinden korkuluyor. Mevcut ekonomik krizin sonuçlarını ve hükümetin, ordunun ve güvenlik kurumlarının çalışmalarını ve egemenliğini nasıl etkileyeceğini izlemek gerekiyor. Ayrıca, Suriye-Türkiye normalleşmesinin ekonomik kriz üzerindeki yansımaları da takip edilmeli. Kriz, Şam'ı siyasi alanda tavizler vermeye ve BMGK’nın 2254 sayılı kararını uygulamaya mı itecek yoksa İran'la ilişkilerini gevşeterek jeopolitik alanda tavizler vermeye mi itecek?
10- Adıma adım yaklaşımı: BM'nin Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, geçtiğimiz yıllarda 2254 sayılı BMGK kararının uygulanması için bir giriş noktası olarak Suriye Anayasa Komitesi toplantıları yapmaya önem veriyordu. Suriye Anasa Komitesi, Astana Süreci çerçevesinde Rusya, Türkiye ve İran uzlaşı sonucunda kurulmuştu. Rusya, Ukrayna savaşının ardından geçtiğimiz aylarda çalışmalarını donduran Suriye Anayasa Komitesi'nin Cenevre’deki toplantılarının başka bir yerde yapılmasını talep etti.
Pedersen, Batılı ülkelerin teşvikler ve istisnalar sunması karşılığında Şam'ı önlem almaya çağıran ‘adıma adım yaklaşımı’ adlı eski bir öneriyi yeniden hayata geçirdi. Öneri eski olsa da Şam'ın adıma adım yaklaşımıyla ilgilenmeye başlaması yeniydi. Yapılan teklifleri ve bu teklifleri sunan ülkeleri öğrenmek isteyen Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad ve Pedersen'in Şam'daki son görüşmeleri Suriye rejiminin bu yaklaşımla ilgilendiğinin göstergesiydi.
Küçük ve basit şeylere gelince Batılı ülkeler elektrik sorununu çözmek için adım atarken bir yandan Şam'ın tutuklular, af ve mülkiyet prosedürlerine ilişkin adımları karşılığında Suriyeli diplomatlara vize sağlıyor.
Mikdad ve Pedersen arasında kısa bir süre sonra yapılması planlanan görüşmenin Ankara-Şam arasındaki normalleşmeden ne ölçüde etkilendiğini ve Şam'ın BM Suriye Özel Temsilcisinin girişimleri çerçevesinde adımlarını atmakta ne kadar kararlı olduğunu bu bağlamda takip etmek gerekiyor.
 



Suveyda’da “Hicri'nin adamları” İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne baskın düzenleyerek müdürü kaçırdı

Suveyda’da Ulusal Muhafız üyelerinin askeri geçit töreni, 26 Eylül 2025 (sosyal medya)
Suveyda’da Ulusal Muhafız üyelerinin askeri geçit töreni, 26 Eylül 2025 (sosyal medya)
TT

Suveyda’da “Hicri'nin adamları” İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne baskın düzenleyerek müdürü kaçırdı

Suveyda’da Ulusal Muhafız üyelerinin askeri geçit töreni, 26 Eylül 2025 (sosyal medya)
Suveyda’da Ulusal Muhafız üyelerinin askeri geçit töreni, 26 Eylül 2025 (sosyal medya)

Suriye’nin güneyindeki Suveyda ilinde silahlı bir grubun İl Milli Eğitim Müdürlüğü basmasından birkaç saat sonra, Suriye hükümeti tarafından kısa süre önce Suveyda İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atanan Safvan Bilan, ‘Şeyh Hikmet el-Hicri’nin kararına uyarak ve onun rızasıyla Suveyda’da iç bölünmeyi önlemek amacıyla’ müdürlüğün yönetim görevlerini üstlenemeyeceğini belirterek görevden affını istedi.

Ulusal Muhafızlar'a bağlı Güvenlik Bürosu'ndan silahlı bir grup dün İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne baskın düzenleyerek içerideki sivil personele saldırdı. Bunun üzerine ilde tansiyon yeniden yükseldi.

Suveyda’daki yerel basın kaynakları, 6 kişilik silahlı saldırgan grubunun, eski İl Milli Eğitim Müdürü'nün görevden alınması ve yerine Safvan Bilan'ın atanmasına protesto etmek amacıyla devlet binasına ateş açtığını ve personelini ofisleri kapatmaya zorladığını bildirdi. Yerel haber platformu Suwayda24, Facebook sayfası üzerinden, havaya ateş açılırken çalışanların İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden çıkışını belgeleyen bir video yayınladı. Çeşitli yerel kaynaklara göre bir grup çalışan, saldırganlar hakkında resmi şikayette bulunmak üzere Yüksek Hukuk Komitesi'ne bağlı Polis Komutanlığı’na (İç Güvenlik Güçleri) gitti.

Yüksek Hukuk Komitesi, Şeyh Hikmet el-Hicri’nin liderliğindeki Dürzi mezhebinin manevi liderliğine bağlı ve 2025 yılının temmuz ve ağustos aylarında ilde yaşanan çatışmaların ardından, Suriye hükümetinden bağımsız olarak ilin idari ve güvenlik işlerini yönetmek üzere kuruldu. Suriye Eğitim Bakanı'nın 4 Nisan'da önceki müdür Leyla Fadlullah Cehcah'ın yerine Safvan Bilan'ı eğitim müdürü olarak atama kararına protesto etmek amacıyla dün İl Milli Eğitim Müdürlüğü basıldı.

Baskın ve Safvan Bilan'ın kaçırıldığına dair haberlerin ardından, Bilan İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden affını istedi. Bilan, Facebook hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Şeyh Hikmet el-Hicri'nin kararına uyarak ve onun rızasıyla, Suveyda'da iç bölünmeyi önlemek amacıyla, İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevini üstlenemeyeceğini belirtti.

Suriye’deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri (Getty)Suriye’deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri (Getty)

Yerel haber platformu ‘Al-Rased’in haberine göre Bilan, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde yaşanan gerginliğin ardından İç Güvenlik Komutanlığı binasında istifasını açıkladı. Al Rased’in haberine göre müdürlük personeli ofislere girip onlardan Mili Eğitim Müdürlüğü binasını terk etmelerini isteyen kişilerin gelmesi üzerine şaşkına döndü. Bina önündeki kaos şiddetlenince bu kişilerden biri silahıyla havaya ateş açtı ve toplanan kalabalığı dağıttı.

Suriye hükümetine yakınlığıyla bilinen Dürzi lider Leys el-Balus ise ayrılıkçı girişimlerin ve silah zoruyla fiili durum yaratma girişimlerinin oluşturduğu tehlikenin büyüklüğüne dikkati çekti.

Balus, olayla ilgili yaptığı açıklamada, “Eğitim Müdürlüğü binasında yaşananlar ve buna eşlik eden memurlara ve sivillere yönelik sindirme girişimleri, münferit bir olay değil, devlet kurumlarını ve istikrarı sarsmayı amaçlayan bir kampanyanın parçasıdır” ifadelerini kullandı.

Suveyda İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Husam el-Tahhan, Suveyda İç Güvenlik müdürlerinin de hazır bulunduğu ve Şeyh Leys el-Balus'un eşlik ettiği bir ziyaret kapsamında, Suveydalı tutukluları ziyaret etti (El-İhbariye)Suveyda İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Husam el-Tahhan, Suveyda İç Güvenlik müdürlerinin de hazır bulunduğu ve Şeyh Leys el-Balus'un eşlik ettiği bir ziyaret kapsamında, Suveydalı tutukluları ziyaret etti (El-İhbariye)

Balus, Ulusal Muhafızlar ve Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı silahlı gruba atıfla, bu yaklaşımı benimseyen tüm kesimlerin bütün sorumluluğu üstleneceğini ve kendisini sadece devletin değil, tüm toplumun iradesine karşı konumlandıracağını belirtti.

Suveydalıları ‘Suveyda’yı, bugünü ve çocuklarının geleceğini tehdit eden uygulamalara karşı’ kararlı bir tutum sergilemeye çağıran Balus, toplumun sessiz kalmasının artık bir seçenek olmadığını vurgulayarak sivil barışı korumak ve insanların ve resmi kurumların onurunu korumak için, herhangi bir slogan altında ilin güvenliğini bozmaya çalışanlara son verecek sorumlu bir tutum sergilenmesi gerektiğini belirtti.

Ulusal Muhafızlar, Suriye ordusuna katılmayı reddeden birçok yerel milis grubunun Suveyda’da oluşturduğu silahlı bir yapı ve bu yapı, İsrail'in desteğiyle Suveyda’da özerk bir yönetim kurulmasını talep eden Şeyh Hikmet el-Hicri'ye bağlı.

Suveyda, Suriye hükümetine karşı tutum konusunda devam eden bölünmüşlüğün de etkisiyle, içinde bulunduğu tedirgin siyasi ve güvenlik ortamının bir sonucu olarak birçok yaşam, hizmet ve güvenlik sorunlarıyla boğuşuyor.


Iraklı silahlı gruplar saldırılarının kapsamını genişletti, Peşmerge komutanlığını vuruldu

Suriye sınırında Irak askeri devriyesi (INA)
Suriye sınırında Irak askeri devriyesi (INA)
TT

Iraklı silahlı gruplar saldırılarının kapsamını genişletti, Peşmerge komutanlığını vuruldu

Suriye sınırında Irak askeri devriyesi (INA)
Suriye sınırında Irak askeri devriyesi (INA)

İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar, bölgedeki ABD’ye ve ABD’nin çıkarlarına yönelik saldırılarının kapsamını genişletirken ABD Hava Kuvvetleri, DEAŞ hedeflerini vurdu.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Peşmerge Bakanlığı, ‘son günlerde bölgenin çeşitli bölgelerini vuran sistematik terör saldırıları’ kapsamında, Peşmerge Kuvvetleri Komutanlığı karargahının 4 insansız hava aracı (İHA) ile saldırıya uğradığını duyurdu.

Süleymaniye ilindeki Bahtiyari bölgesinde, ‘Bozka’ ticaret caddesi yakınlarındaki bir eve İHA’lı iki saldırı düzenleyen silahlı gruplar, bundan önce ABD’nin Bağdat Uluslararası Havaalanı’ndaki büyükelçiliğinin lojistik destek üssüne saldırmıştı.

Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi güçleri içindeki siyasi kaynaklar, Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri'nin, milis grupları ile Washington arasındaki gerginliği durdurmak için girişimlerde bulunduğundan bahsetti.

Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden sorumlu bir kaynak, Amiri veya başkalarının Washington ile silahlı gruplar arasında bir anlaşma formülü üretebileceklerini düşünmediğini belirtti.


Burhan, Sudan ordusunun liderliğindeki yardımcısını ve danışmanlarını görevden aldı

Burhan'ın yardımcıları ve Sudan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ile birlikte görüldüğü bir fotoğraf.
Burhan'ın yardımcıları ve Sudan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ile birlikte görüldüğü bir fotoğraf.
TT

Burhan, Sudan ordusunun liderliğindeki yardımcısını ve danışmanlarını görevden aldı

Burhan'ın yardımcıları ve Sudan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ile birlikte görüldüğü bir fotoğraf.
Burhan'ın yardımcıları ve Sudan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ile birlikte görüldüğü bir fotoğraf.

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan, dün Başkomutan Yardımcısı ve Başkomutan Asistanlarının atanmasına ilişkin 2023 tarihli 164 numaralı Kararı iptal etme kararı yayınladı.

Sudan ordu komutanının yardımcısı ve yardımcılarının görevden alınması kararı (Silahlı Kuvvetler Resmi Sözcülüğü Ofisi)Sudan ordu komutanının yardımcısı ve yardımcılarının görevden alınması kararı (Silahlı Kuvvetler Resmi Sözcülüğü Ofisi)

Korgeneral Şemseddin Kabaşi, Sudan Silahlı Kuvvetleri Başkomutan Yardımcısı olarak görev yaparken, Korgeneral Yasir el-Atta ve Korgeneral İbrahim Cabir ise Ordu Komutan Yardımcıları ve Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleriydi.

Silahlı Kuvvetler Sözcülüğü'ne göre, kararda ilgili kişilerin Silahlı Kuvvetler Komutanlığı'nda görevlerine devam edecekleri belirtildi.

Bu karar, Konsey üyesi Yasir el-Atta'nın Genelkurmay Başkanı olarak atanmasından sadece birkaç gün sonra geldi.

Burhan, daha sonra Başkomutanın yardımcılarını atayan bir kararname yayınladı; bunlar arasında Korgeneral Şemseddin Kabaşi İnşaat ve Stratejik Planlama Yardımcısı, Korgeneral Mirgani İdris Süleyman İdris Askeri Sanayi Yardımcısı ve Korgeneral İbrahim Cebe İbrahim Kerima Uluslararası İlişkiler ve Askeri İşbirliği Yardımcısı olarak yer alıyor.

Sudan ordusu komutanı Abdülfettah el-Burhan'a yardımcı atama kararı (Silahlı kuvvetler resmi sözcüsünün ofisi)Sudan ordusu komutanı Abdülfettah el-Burhan'a yardımcı atama kararı (Silahlı kuvvetler resmi sözcüsünün ofisi)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu değişiklikler, Nisan 2023'te ordu ile "Hızlı Destek Kuvvetleri" (HDK) arasında savaşın başlamasından bu yana Sudan ordusunda ve ülkenin en yüksek egemen otoritesi olan "Egemenlik Konseyi"nde yaşanan en önemli değişikliklerdir.