Libyalılar, Dibeybe hükümetinin performansını ve başarılarını nasıl görüyorlar?

Dibeybe hükümetinin performansının ‘beklentilerin altında olduğunu’ savunanlar da var, ‘harcama konusunda ileriye gittiğini’ söyleyenler de.

UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe. (UBH)
UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe. (UBH)
TT

Libyalılar, Dibeybe hükümetinin performansını ve başarılarını nasıl görüyorlar?

UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe. (UBH)
UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe. (UBH)

Libya’da geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Libya halkının yeni yılını kutlarken, hükümetinin geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği projelere dikkat ekti. Dibeybe, ödenekler ve çeşitli sektörlere maaş ve hibe ödemeleri gibi ‘vatandaşın yaşam standardının yükseltilmesiyle ilgili alınan bir takım kararların’ altını çizdi.
Buna karşın Libyalıların büyük çoğunluğu, geçtiğimiz yıl boyunca elektrik kesintileri, likidite eksikliği ve sağlık hizmetlerindeki aksamalar gibi birçok büyük krizle birlikte süregelen sıkıntılar olduğunu vurgulayarak bu başarıların ne kadar yararlı olduğu ve hayat şartlarının iyileştirilmesine ne ölçüde katkı sağladığı konusundaki şüphelerini dile getirdiler.
Libya Ulusal Kongre Partisi lideri Esad Muhsizn Zehiv, UBH’nin ‘halka yansımaları sınırlı olan başarıları’ hakkında açıklamalarda bulundu. Bu başarıların yansımalarının sınırlı olmasının nedeninin sadece vatandaşların kriz nedeniyle tekrar tekrar sıkıntılar yaşamasından değil, aynı zamanda bu başarıların rastgele olmasından ve yüksek maliyetlerinden kaynaklandığını söyledi.
Zehiv, Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmede bulundu:
“Libyalılar, başkent Trablus’un semtlerinden birinde bir caddenin genişletilmesinden ya da bir yolun asfaltlanmasından büyük bir mutluluk duymaktan vazgeçmeyecekler. Çünkü özellikle kırsal bölgelerde çok sayıda hastane ve okul inşa ederken hizmet düzeyinin artırılmasının yanı sıra büyük krizlere, güneydeki şehirlerdeki yakıt kıtlığına ve Batı Dağları'ndaki su kıtlığına çare bulunmasını da sabırsızlıkla bekliyorlar.”
Vatandaşların UBH’nin başarılarını beklentilerinin altında ve ihtiyaçlarından uzak olduğu için hissetmediğini savunan Zehiv, özellikle kalkınma alanında yapılan harcamalardaki artış ve sonuncusu Arap sanatçıların Bağımsızlık Günü töreninde sahne almaları gibi düzenlediği bazı etkinliklere yapılan abartılı harcamalara dikkat çekti. Hükümetin harcamaları doğru yönde yaptığı şeklinde ki açıklamalarının Libyalılar arasında şüphe uyandırdığını söyledi.
Komşu ülkelerdeki hastanelerin ‘hükümetin tedavi masraflarını ödememesi nedeniyle Libyalı onkoloji hastalarına hizmet vermeyi durdurduğuna’ dikkat çeken Zehiv, bunların vatandaşlar için sıradan haklar olmadığını, dikkate alınması gereken büyük bir başarı olarak hükümetin harcamaları ele almasına, çalışanlara maaşların ödenmesine ve aileler ve çocuklar için ayrılan ödeneklerin yapılmasına ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Teknokrat Libya Partisi Başkanı Dr. Eşref Bilha da resmi açıklamaların halk arasında heyecan yaratmamasının nedenini, daha iyi bir yaşam arayışıyla 2011 yılında Şubat Devrimi'ni gerçekleştiren Libya halkının ülkedeki istikrarsızlık, güvensizlik ve sağlık gibi önemli sektörlerdeki hizmet eksikliği nedeniyle tekrar eden hayal kırıklıklarına bağladı. Ardı ardına göreve gelen hükümetlerin, maaşları düzenli ödememelerinin yanı sıra bu tür hizmetlerin asgari düzeyde sağlamakla yetindiğine işaret eden Dr. Bilha, halkın beklentilerini karşılamayan küçük projelerden bahsedildiğini vurguladı.
Ülkenin içinde bulunduğu durumun değişmesi için Libyalılarla bağların yeniden kurulması ve çeşitli hükümetlerin projeleriyle etkileşimleri, sahnenin ön saflarında yer alan isimlerin ve liderlerin inandırıcı ve harika hizmetler sunma yeteneklerine bağlı belirten Teknokrat Libya Partisi Başkanı, halkın müreffeh, demokratik bir ülke inşa etme isteğini vurguladı. Ancak bunu, belirli vasıflara sahip kişilerin karşılayabileceğinin altını çizdi.
Diğer yandan Libyalı siyasi analist Ahmed el-Mehdevi, Libyalıların temel gıda maddelerinin yüksek fiyatları nedeniyle çektikleri sıkıntıya ve onların ve çocuklarının gücünü korumak için verdikleri günlük mücadeleye dikkati çekerek bu durumun herkesin sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü projeleri hayata geçiren UBH’nin çabalarını övmelerine izin vermediğini kaydetti.
Mehdevi, Şarku’l Avsat’a şu açıklamalarda bulundu:
 “Fiyatlardaki artışın kontrol altına alınamaması nedeniyle vatandaşlar bunun sorumluluğun büyük bir kısmını devlete yüklüyor. Devletin açıkladığı bazı kararları, yaşam koşullarını iyileştirmeye katkıda bulunmadığından karşılık bulmuyor.”
Hükümetin, birleşik maaş skalasından ve maaş artışına nasıl katkıda bulunduğu konusunda açıklamalarda bulunan Mehdevi, ancak fiyat artışının, özellikle piyasalarda kontrol mekanizmalarının yokluğunda, maaşlara yapılan zamları erittiğini söyledi. Mehdevi bunun yanında UBH’nin, doğrudan projelerle ilgilenmesi nedeniyle sık sık yapılan yolsuzluk uyarılarını göz ardı ettiğini de sözlerine ekledi.
Türk siyasi analist ve yazar Dr. Muhannad Hafızoğlu, Libyalıların, ülkedeki siyasi çıkmaz ve taraflar arasında devam eden rekabetin yanı sıra Batılı ve bölge ülkelerinin çıkar ve özellikle Libya seçimlerinin yapılması krizini çözmenin yollarına ilişkin vizyon çatışmaları gölgesinde kendilerine sunulan her türlü başarıyı değerlendirmekten uzak olduklarını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Hafızoğlu’nun değerlendirmesi şöyle oldu:
“Libyalılar, seçimler yapılmadan mevcut hükümet ve devlet kurumları arasındaki bölünmeyi çözmenin mümkün olmadığının farkındalar. Dolayısıyla seçimler yapılmadan büyük krizlerin ele alınması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi mümkün değil.”
Dr. Hafızoğlu ayrıca Libya’nın eski istihbarat görevlisi Ebu Acile Mesud'un ABD'ye teslim edilmesinin ve geçtiğimiz ağustos ayının sonlarında başkentte meydana gelen çatışmaların, Libyalıların büyük bir kesiminin hükümetin performansına ilişkin görüşlerini olumsuz etkilemiş olabileceğinin de altını çizdi.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.