Yemen Meclis Başkanlığı, hükümetin ekonomik önlemlerini eleştirdi

Yemen Meclis Başkanlığı, hükümetin ekonomik önlemlerini eleştirdi ve harçların kaldırılması çağrısı yaptı

Sana’daki bir döviz bürosundaki bir işçi, Yemen banknotlarını sayıyor (EPA)
Sana’daki bir döviz bürosundaki bir işçi, Yemen banknotlarını sayıyor (EPA)
TT

Yemen Meclis Başkanlığı, hükümetin ekonomik önlemlerini eleştirdi

Sana’daki bir döviz bürosundaki bir işçi, Yemen banknotlarını sayıyor (EPA)
Sana’daki bir döviz bürosundaki bir işçi, Yemen banknotlarını sayıyor (EPA)

Yemen Meclis Başkanlığı, temel olmayan ürünlerin ithalatında gümrük fiyatının yüzde 50 artırılması da dahil hükümetin son ekonomik uygulamalarını eleştirdi. Başkanlık, yaptığı yazılı açıklamada vilayetlerdeki akaryakıt fiyatlarının birleştirilmesi ve yasa dışı olarak nitelendirdiği vergilerin kaldırılması çağrısında bulundu.
Yemen hükümeti, geçen hafta kaynakları en üst düzeye çıkarma çabaları çerçevesinde temel olmayan malların gümrük dolar fiyatını yüzde 50 artırarak 500 riyalden 750 riyale yükseltmeyi onayladı. Hükümet tarafından kontrol edilen bölgelerde ABD doları yaklaşık bin 200 riyal.
Ekonomi çevreleri Yemenliler için ekonomik sonuçları kat kat artıracağı gerekçesiyle kararı eleştirdi. Hükümet, özellikle buğday, pirinç ve ilaçlar gibi temel mallar gümrükten muaf tutulduğu için, bu önlemin gelirlerini artırmak açısından önemli olduğuna inanıyor.
Husi milislerin geçen Ekim ayından itibaren ihracat sürecini kesintiye uğratan bir dizi saldırı düzenliyor ve Hadramut ve Şebve’deki ihracat limanlarına düzenlediği saldırıları tekrarlama tehdidinde bulunuyor. Bu çerçevede Yemen hükümeti, petrol ihracatından elde edemediği gelirleri telafi etmek için aldığı ekonomik önlemlerle durumla mücadele etmeye çalışıyor.
Yapılan açıklamada Yemen Temsilciler Meclisi başkanlığının, meclis başkanı Sultan el-Barkani başkanlığında ve Başkanlık Konseyi üyeleri Muhammed eş-Şadadi ve Muhsin Basra’nın katılımıyla ülkedeki son gelişmeleri ele almak üzere bir toplantı düzenlediği belirtildi.
Yapılan açıklamaya göre toplantıda, ulusal ve ekonomik arenadaki genel koşullar, vatandaşların yaşam koşulları ve Ekonomi Konseyi tarafından alınan ve hükümet tarafından onaylanan tedbirler görüşüldü.
Yemen Parlamento Başkanlığı ise kararların vatandaşların yaşam koşullarını ve devlet çalışanları için gerekli alternatifleri dikkate almadığını göz önünde bulundurarak, ‘petrol türevlerinin fiyatlarının birleştirilmesinin önemli olduğunu’ vurguladı.
Toplantıda bazı vilayetlerde toplanan ve vatandaşlara, mal ve hizmet fiyatlarına yük getiren yasa dışı vergiler olarak nitelendirilen hususlar görüşüldü. Ayrıca tüm gelirlerin devletin kamu hazinesine sağlanması ve hiçbir miktarın kamu hazinesi dışında tutulmaması gerektiği belirtilirken, böylelikle askeri ve sivil sektör çalışanları ile emeklilerin maaşlarının düzenli olarak ödenmesinin sağlanacağı belirtildi. Yemen hükümetinin gümrük dolarının fiyatını artırma kararı, Yemenli tüccarların düşündüğünün aksine, özellikle temel malları etkilemediği için ekonomistler tarafından gerekli bir önlem olarak görülüyor.
Yemenli ekonomist Abdulhamid el-Masacdi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada hükümetin önceki dönemlerde ‘devletin kamu gelirlerini artırmak’ için gümrük dolarını Yemen para biriminin değerindeki bozulmayla orantılı olarak hareket ettirdiğini söyledi.
Masacdi, “Devleti petrol ve gaz ihracatının durdurulması, hibe ve sübvansiyonların durdurulması ile tehdit eden ciddi gelişmeler ve tehditler çerçevesinde alınan birçok önlem arasında kamu kaynaklarının seferber edilmesi de gerekliydi. Bu noktada gümrük dolarının düşüklüğünden ve ilk yararlananın tüketici değil tüccar olduğundan bahsetmeye gerek yok” dedi.
Abdulhamid el-Masacdi, “Tüccarlar, ikinci Suudi mevduatı döneminde veya müzayede sistemi sırasında Merkez Bankası’ndan tercihli oranlarda mal ithal etmek için faturaları güvence altına almak üzere döviz temin etse de emtia fiyatları hala yüksek” ifadelerini kullandı. Ekonomist, “Devlet için daha fazla kamu kaynağı seferber etmek üzere gümrük dolarının fiyatını yükseltmek gereklidir. Ancak buna, şeffaflığın artırılması ve gümrük dolarının değerindeki artışla gümrük tahvilindeki büyüme oranının belirlenmesi de dahil birkaç prosedür eşlik etmelidir. Devletin vatandaşlara karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak, çalışanların maaşlarının zamanında ve düzenli olarak ödenmesini ve devlet kurumlarının çalışmasını sağlamak için kaynakların seferberliği ile harcamaların rasyonelleştirilmesini dengelemek amacıyla hepsi, devlet için bir genel bütçe ve tüm gelir ve gider kalemlerini gösteren bir kesin hesabın kabul edilmesiyle gelişir” dedi.
“Emtia fiyatlarını izlemek ve abartı veya tekel olmadığından emin olmak için bu prosedüre sıkı piyasa denetimi eşlik etmelidir” diyen Masacdi, “Gümrük dolarının tek başına yükseltilmemesi ve diğer prosedürlerin uygulanması için tüm bunların birleşik bir çalışma sistemi içinde olması gerekir” ifadelerini kullandı.
Yemen Başkanlık Konseyi, daha önce hükümetin mali sistemdeki reformlarına övgüde bulunmuş ve “Yakın zamanda hükümetin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve çeşitli alanlarda uluslararası ortaklar başta olmak üzere Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ülkelerinden gelecek tüm ekonomik taahhütleri karşılamasını sağlayacak” demişti.
Konsey, ‘spekülasyonun durdurulması, döviz rezervlerinin tüketilmesi ve son dönemde göreceli istikrar sağlayan ulusal para biriminin değerinin kontrol edilmesi dahil olmak üzere döviz kurlarındaki parasal bozulmaların sona erdirilmesi’ gerektiğini vurguladı.
Başkanlık Konseyi, ekonomik, mali ve parasal gelişmeleri takip etmek ve bu konuda acil çarelere başvurmak amacıyla başbakan liderliğinde, bir dizi ilgili bakanın ve Merkez Bankası başkanının üye olduğu bir kriz hücresinin kurulması gerektiğini söylerken, hükümet politikalarına verdiği desteği dile getirdi.
Öte yandan geçen cumartesi günü ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), Yemen'deki insani ihtiyaçları karşılamak ve 2023 yılında gıda güvensizliği kriziyle mücadele etmek için yaklaşık 88 milyon dolar değerinde yeni fon sağlayacağını duyurdu.
USAID, 47 milyon 791 bin dolar ile en büyük payın Yemen’de yardım alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarından ortaklar aracılığıyla 16 vilayette gıda, sağlık ve su yardımı gibi hususlara ayrılacağını bildirdi. Yemen’deki faaliyetlerini desteklemek için Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) 600 bin dolar, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) 300 bin dolar tahsis edilmesinin yanı sıra, Dünya Gıda Programı’na da destek olarak 36.370 milyon dolardan fazla tahsis edilecek.



Uluslararası Af Örgütü'nden İsrail’in Suriye’nin güneyindeki ev yıkımlarına ilişkin "Savaş Suçu" soruşturması çağrısı

Golan Tepeleri'nde Suriye ile İsrail arasındaki kuvvetlerin ayrılması bölgesi (Arşiv - Reuters)
Golan Tepeleri'nde Suriye ile İsrail arasındaki kuvvetlerin ayrılması bölgesi (Arşiv - Reuters)
TT

Uluslararası Af Örgütü'nden İsrail’in Suriye’nin güneyindeki ev yıkımlarına ilişkin "Savaş Suçu" soruşturması çağrısı

Golan Tepeleri'nde Suriye ile İsrail arasındaki kuvvetlerin ayrılması bölgesi (Arşiv - Reuters)
Golan Tepeleri'nde Suriye ile İsrail arasındaki kuvvetlerin ayrılması bölgesi (Arşiv - Reuters)

Uluslararası Af Örgütü bugün yaptığı açıklamada, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana İsrail ordusunun Suriye'nin güneyindeki sivil konutları yıkmasının "savaş suçu" kapsamında soruşturulması gerektiğini belirtti.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Aralık 2024’te devrilmesinin ardından İsrail, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması uyarınca Golan Tepeleri'nde İsrail ve Suriye güçlerini ayıran ve Birleşmiş Milletler (BM) denetiminde olan tampon bölgeye asker konuşlandırdı.

İsrail, işgal altındaki Golan Tepeleri'ne komşu Kuneytra vilayeti başta olmak üzere Suriye topraklarına defalarca sızdı ve ülkenin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturmayı hedeflediğini ilan etti.

Uluslararası Af Örgütü tarafından yayımlanan bildiride, "İsrail ordusunun Aralık 2024'ten bu yana Suriye'nin güneyindeki Kuneytra vilayetinde, mutlak bir askeri gereklilik olmaksızın sivil evleri kasıtlı olarak yıkması, savaş suçu olarak soruşturulmalıdır" denildi. Açıklamada ayrıca, "İsrail, uluslararası insancıl hukukun bu ağır ihlalleri için tazminat ödemekle yükümlüdür" ifadelerine yer verildi.

Örgüt, "8 Aralık 2024’te -Beşşar Esed liderliğindeki eski Suriye hükümetinin düştüğü gün- İsrail askeri güçlerinin, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden geçerek Kuneytra’da BM tarafından belirlenen silahsızlandırılmış bölge içindeki üç köy ve kasabaya girdiğini, evlere baskın düzenleyerek sakinlerine tahliye emri verdiğini" belirtti.

Açıklamanın devamında, "Takip eden altı ay boyunca İsrail ordusu, görgü tanıklarının kendilerine ve komşularına ait olduğunu belirttiği en az 23 sivil binayı yıktı veya hasar verdi" denildi. Uluslararası Af Örgütü, söz konusu köylerdeki 23 binada meydana gelen hasar ve yıkımı uydu görüntüleri aracılığıyla teyit ettiğini bildirdi.

Uluslararası Af Örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Ofisi Başkan Yardımcısı Kristine Beckerle, "İsrail'in sınır güvenliğini sağlama gerekçesi, başka bir ülkenin topraklarındaki insanların evlerini ve köylerini yerle bir etmek veya havaya uçurmak için bir mazeret olarak kullanılamaz" dedi.

İsrail'in Suriye'nin güneyindeki operasyonları, Şam'daki yeni yetkililerin son aylarda İsrailli yetkililerle onlarca yıl süren düşmanlığın ardından bir güvenlik anlaşmasına yaklaşan görüşmeler yürüttüğü sırada dahi devam etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, 1967 savaşında Golan Tepeleri'nin bir kısmını işgal etti ve ardından 1981 yılında burayı ilhak etti. İsrail’in bu adımı, ABD dışındaki uluslararası toplum tarafından tanınmamaktadır.


İşgal altındaki Batı Şeria’da İsrail ateşi sonucu bir Filistinli hayatını kaybetti

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Huvara kasabasında silahlı yerleşimciler ve İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Huvara kasabasında silahlı yerleşimciler ve İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
TT

İşgal altındaki Batı Şeria’da İsrail ateşi sonucu bir Filistinli hayatını kaybetti

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Huvara kasabasında silahlı yerleşimciler ve İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Huvara kasabasında silahlı yerleşimciler ve İsrail askerleri (Arşiv – AFP)

Filistin Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, işgal altında bulunan Batı Şeria’nın Ramallah kentinin kuzeyindeki Cilcilya köyü yakınlarında yerleşimcilerin düzenlediği bir saldırı sırasında Filistinli bir çocuk hayatını kaybetti.

Bakanlık tarafından bugün yapılan açıklamada, “Cilcilya köyü yakınlarında işgal güçlerinin açtığı ateş sonucu 16 yaşındaki Yusuf Ali Yusuf Kaabane şehit oldu” denildi.

Filistin Kızılayı daha önce yaptığı açıklamada, ekiplerinin ‘15 yaşında bir çocuğun göğsünden gerçek mermiyle ağır yaralandığı’ bilgisini verdiğini aktarmıştı.

Bakanlık ve Filistin Kızılayı, AFP’ye yaptıkları açıklamada, merminin kaynağının kesin olarak belirlenemediğini, saldırı sırasında İsrail ordusunun yerleşimcilerle birlikte bölgede bulunduğunu ve her iki tarafın da Filistinlilere doğru ateş açtığını belirtti.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise yerleşimci saldırısının Ramallah’ın kuzeyindeki Sincil, Abvin ve Cilcilya köylerini hedef aldığını bildirdi.

WAFA, yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde “çok sayıda silahlı yerleşimcinin söz konusu köylerdeki evlere saldırdığı, çobanları kovalayarak koyunlarını çaldığı ve bölge sakinlerinin saldırılara karşı koyduğu” bilgisini paylaştı.

dfbgrhty
Ramallah’ın kuzeydoğusundaki bir İsrail yerleşimi, 12 Mart 2026 (AFP)

Filistin Kızılayı daha sonra yayımladığı kısa bir açıklamada, ekiplerinin Sincil ve Cilcilya’ya yönelik yerleşimci saldırısı sırasında ‘4 yaralanmayla ilgilendiğini’ bildirdi. Açıklamada, yaralananlardan ikisinin plastik mermiyle, ikisinin ise darp sonucu yaralandığı ve hastaneye sevk işlemlerinin sürdüğü belirtildi.

İsrail ordusu ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da günlük şiddet olayları yaşanıyor. AFP’nin Filistin Yönetimi verilerine dayandırdığı bilgilere göre, 2023’te Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından en az bin 71 Filistinli öldürüldü; bunlar arasında çocuklar ve bazı silahlı kişiler de bulunuyor.

Öte yandan İsrail resmî verilerine göre, aynı dönemde Filistinli saldırılarında veya İsrail’in askeri operasyonları sırasında en az 46 İsrailli sivil ve asker hayatını kaybetti.


İsrail, İran ateşkesinden sonra Gazze’ye saldırılarını şiddetlendirdi

İsrail'in Gazze şehrine yönelik iki yıllık saldırısı sırasında yıkılan konut binalarının kalıntıları yakınında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (Reuters)
İsrail'in Gazze şehrine yönelik iki yıllık saldırısı sırasında yıkılan konut binalarının kalıntıları yakınında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (Reuters)
TT

İsrail, İran ateşkesinden sonra Gazze’ye saldırılarını şiddetlendirdi

İsrail'in Gazze şehrine yönelik iki yıllık saldırısı sırasında yıkılan konut binalarının kalıntıları yakınında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (Reuters)
İsrail'in Gazze şehrine yönelik iki yıllık saldırısı sırasında yıkılan konut binalarının kalıntıları yakınında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (Reuters)

İsrail’in ABD ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü savaşta varılan ateşkesin üzerinden geçen beş haftalık süreçte, Gazze’ye yönelik saldırılarında ciddi bir artış yaşandı. İsrail ordusu, Filistinli direniş grubu Hamas’ın yıkıma uğramış bölgede gücünü pekiştirdiği gerekçesiyle saldırılarını yoğunlaştırırken, sivil kayıplar artmaya devam ediyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, İran savaşında ateşkesin başladığı 8 Nisan’dan bu yana Gazze’de 8’i kadın, 13’ü çocuk olmak üzere toplam 120 Filistinli hayatını kaybetti. Bu rakam, İsrail’in hava saldırılarını İran’a odakladığı önceki beş haftalık döneme göre %20’lik bir artışa tekabül ediyor. Çatışma izleme örgütü ACLED’in nisan ayı raporu da bu tabloyu doğrulayarak, İsrail’in Gazze’deki saldırılarının mart ayına oranla %35 arttığını ortaya koydu.

Trump’ın planı sekteye mi uğruyor?

Saldırılardaki bu artış, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı durdurma ve yeniden imar sürecini başlatma planındaki ilerlemenin aksadığının yeni bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Han Yunus’taki enkazların arasında ailesiyle birlikte yaşayan ve 28 Nisan’daki saldırıda bir oğlunu kaybeden görme engelli Lavi el-Neccar (36), durumu şu sözlerle özetliyor: “Savaş hâlâ devam ediyor. Sadece kâğıt üzerinde, ilanlarda durdu; ama sahada, gerçek hayatta savaş hiç bitmedi.”

Ordu: Hamas yeniden silahlanıyor

İsrail ordusu saldırıların yoğunlaşma sebebi hakkında resmi bir açıklama yapmasa da Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten aktardığına göre dört savunma yetkilisi, ordunun son haftalarda Binyamin Netanyahu hükümetini uyardığını belirtti. Yetkililer, Hamas’ın bölgedeki hakimiyetini sıkılaştırdığını, güçlerini yeniden organize ettiğini ve silah üretimine başladığını ileri sürüyor.

İsmini vermeyen bir askeri yetkili ise Gazze’deki ateşkesin İsrail’e "yakın tehditlerle ilgilenme imkânı" sunduğunu belirterek, henüz resmi bir emir gelmese de ordunun Gazze’de yeniden kapsamlı bir çatışmaya dönmek için operasyonel planlarını hazır tuttuğunu ifade etti.

Ufukta çözüm gözükmüyor

Ekim ayında varılan anlaşma, yaklaşık iki yıl süren savaşın ardından büyük çaplı çatışmaları sınırlamayı hedefliyordu. Ancak İsrail birliklerinin çekilmesi, militanların silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden inşasını öngören kalıcı bir barış formülüne henüz ulaşılamadı.

İsrail güçleri halen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını işgal altında tutarken, binaların çoğunu yıktı ve bölge sakinlerine tahliye emirleri verdi. Şu an iki milyondan fazla insan, kıyı şeridindeki dar bir alanda, hasarlı binalarda veya Hamas’ın fiilen kontrolü elinde tuttuğu bölgelerdeki çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Ekim ayındaki ateşkesten bu yana düzenlenen saldırılarda toplamda yaklaşık 850 Filistinli hayatını kaybetti. Aynı dönemde 4 İsrail askeri silahlı gruplar tarafından öldürüldü. İsrail’in son dönemdeki hedefleri arasında, Hamas’a bağlı polis güçleri ve güvenlik noktaları da bulunuyor; 14 Nisan’dan bu yana en az 14 polisin öldüğü bildirildi.

İsrail, ABD ile koordineli olarak İran’ı bombalamaya başladığından bu yana askeri operasyonlarının hızını artırırken, Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürüttüğü kara ve hava harekâtı da ABD arabuluculuğundaki ayrı bir ateşkese rağmen düşük yoğunluklu da olsa devam ediyor.