Suriye-Türkiye normalleşme treni Halep-Lazkiye yolunda

Süreçten uzaklaştırılan Tahran huzursuz. SDG, endişeleri nedeniyle Şam'a gitmek zorunda kaldı.

Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de yerinden edilenlerin kaldığı bir kamp, 14 Ocak (EPA)
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de yerinden edilenlerin kaldığı bir kamp, 14 Ocak (EPA)
TT

Suriye-Türkiye normalleşme treni Halep-Lazkiye yolunda

Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de yerinden edilenlerin kaldığı bir kamp, 14 Ocak (EPA)
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de yerinden edilenlerin kaldığı bir kamp, 14 Ocak (EPA)

Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Halep yolunu açması amacıyla Lazkiye kırsalında yapılan Türkiye-Suriye güvenlik toplantıları ve Kamışlı'dan Şam’a Suriye-Türkiye normalleşmesinin sınırlarını anlamak amacıyla bir Kürt heyetinin yaptığı ziyaret de dahil olmak üzere Şam'la yeni bir normalleşme olasılığını test eden gizli ve açık güvenlik ve siyasi görüşmelerin kapsamı genişledi. Tüm bunlara Türkiye’nin Fırat'ın doğusuna olası bir askeri harekat başlatmasını önlemek amacıyla ABD tarafından Ankara ile Kürt taraflar arasında başlatılan arabuluculuk çabaları ve Rusya tarafından Şam ile Ankara arasında başlatılan arabuluculuğa İran'ın girme çabası eşlik ediyor.

Rusya’nın arabuluculuğu
Rusya’nın hem eski hem de yeni sayılabilecek çabaları söz konusu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önümüzdeki Mayıs ayında Türkiye'de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in bir araya gelmesine zemin hazırlamakta kararlı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Suriye Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan arasında gerçekleştirilen güvenlik konulu görüşmeler ve ardından Suriye, Türkiye ve Rusya’nın savunma bakanları arasında Moskova’da yapılan üçlü toplantı sonrası üç ülkenin dışişleri bakanları arasında bir toplantı yapılması planlandı.
Moskova, dışişleri bakanları toplantısı için 11 Ocak tarihine işaret etmişti, ancak ABD'nin, söz konusu toplantının Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 18 Ocak’ta Washington'a yaptığı ziyaret öncesinde yapılmaması yönündeki tavsiyesiyle Ankara bu toplantıya hazır değildi. Aynı durum Şam için de geçerliydi. Şam, bunun yerine ‘bir program planlanması ve bu programdan net sonuçları alınmasını’ istiyordu.
Bu zincirleme gelişmeler ek bağlantılar doğurdu. Rusya Devlet Başkanı Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev Şam'ı ziyaret ederek Esed ile görüştü. Rusya, Esed ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında bir görüşme yapılması arzusunu bir kez daha dile getirdi. Buna karşın Esed, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinden çekilmesini yahut bu geri çekilme için bir takvim belirlenmesini şart koştu. Şam'ın, Esed-Erdoğan görüşmesi öncesi  ‘sembolik bir başarı’ elde etmek istediği apaçık ortada.
Ankara ise muhataplarına, geri çekilmesi için 2011 yılından sonra Suriye'ye giren tüm yabancı güçlerin çıkışını ve siyasi çözümü şart koşan önceki tutumunun aksine ABD güçleri Suriye’den çekilse bile ordusunun hiçbir koşulda Suriye'den çekilmeyeceğini söyledi. Ankara burada başka bir noktadaki bir atılıma, 'M4' adıyla bilinen Halep-Lazkiye uluslararası karayolunun açılmasına odaklanıyor. Çünkü bu yol, Moskova ve Ankara arasında imzalanan, Rus ve Türk güçlerinin M4 üzerinde devriye düzenlemeleri ve yolun her iki tarafında güvenli bir bölge oluşturulması da dahil olmak üzere İdlib’te gerginliği azaltmayı amaçlayan anlaşmaların kapsamına giriyor.
Moskova, 2020 yılının Mart ayında imzalanan anlaşmanın ardından devriyeleri dururken yolu açma çabaları üç yıl süreyle askıya alındı. Moskova, Ukrayna'daki savaş da dahil olmak üzere birçok dosyada muhtaç olduğu Ankara'ya artık baskı yapamıyor.
Türkiye ile Suriye arasında PKK’ya karşı iş birliğinin yeniden başlaması, Adana Anlaşması'nın değiştirilmiş halinin yeniden canlandırılması ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü olarak geri dönüşleri tartışmasına şimdi M4’ün açılması için yapılan ciddi görüşmelerin yeniden başlaması eklendi. Bir yanda Türkiye, bölgedeki kontrolüyle birlikte yolun kontrolünü de devralma konusundaki esneklik gösterirken diğer yanda Suriye, egemenliğine ve kontrolüne bağlılığını korurken M4’ün açılması için Lazkiye kırsalındaki Burc el Kasab Tepesi’nde Suriye ve Türkiye arasında güvenlik konulu görüşmeler yapıldı.

SDG’nin endişesi
Suriye-Türkiye normalleşme sürecinin etkisiyle Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında iletişim kanalları yeniden açıldı. Normalleşme rüzgârlarının ardından her iki taraf da diğerinin nabzını tutmak istiyor. Öyle ki birkaç gün önce bir SDG heyeti başkent Şam’ı ziyaret etti.
Daha önce de Rusya’nın arabuluculuğunda müzakere turları yapılmış, komiteler oluşturulmuş, toplantılar gerçekleşmişti. Ancak bir süre sonra bu süreç donduruldu. Şam artık ‘ABD’nin müttefiklerinin’ son haftalardaki ruh halini öğrenmek isterken SDG, Ankara ile normalleşmenin sınırlarını anmak istiyorlar.


Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de yerinden edilenlerin kaldığı bir kamp, 14 Ocak (EPA)

Görüşmeler, ABD'nin 2019 yılı sonlarında eski Başkan Donald Trump tarafından onaylanan ve Suriye düzenli güçlerinin Fırat'ın doğusuna konuşlandırılmasını öngören sürpriz bir şekilde geri çekilmesinin ardından her iki taraf arasında imzalanan mutabakat zaptının yeniden uygulanması amacıyla yapılıyor. SDG, Türkiye’nin olası bir askeri operasyon tehdidini savuşturma umuduyla görüşmeler konusunda daha istekli davranırken Şam, zayıf konumuna rağmen SDG başa çıkmaya daha istekli görünüyor.

ABD’nin arabuluculuğu
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk ile Ankara arasındaki ilişkinin çok kötü olduğu biliniyor. Ancak McGurk ile Fidan arasında Körfez ülkelerinden birinde durumu yatıştırmak amacıyla gizli bir görüşme yapılması yeni bir gelişme. Amerikalılar, “Türkiye’nin Fırat'ın doğusunda olası bir askeri harekatını önlemek için ne yapılabilir? Türkiye’nin taleplerinin bir kısmının karşılanması için neler yapılabilir? Uluslararası Koalisyon ortağı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ ile mücadele çabalarında olası bir felaketi önlemek için neler yapılabilir?” şeklinde mesajları vardı. McGurk-Fidan görüşmesinin ardından ABD'li yetkili Nicholas Grainger, Ankara ile Kamışlı arasında gizli bir görüşme turu gerçekleştirdi. SDG iç güvenlik güçlerinin (Asayiş) Türkiye’nin güney sınırlarından Suriye’nin 30 kilo metre derinliğe çekilmesinin ve silahlarını geri çekmesinin yanı sıra yerel meclislerin yeniden kurulması ve Suriyeli mültecilerin bu bölgelere geri dönüşü, Grainger’in çabalarının başlıca gündem maddesini oluşturuyordu.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmek üzere Washington'a gitmeden önce, Suriye'de siyasi bir çözümle ilgilendiklerini göstermek amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile görüşmeyi istese de herhangi bir açıklamada bulunulmadı. Türkiye defalarca kez ‘yeter artık’ diyerek tek taraflı tedbirler alacağını söylerken ABD, teröre karşı mücadeleyi etkileyecek ve SDG'yi ortadan kaldıracak herhangi bir adımın atılması konusunda uyarıyor.

İran’ın huzursuzluğu
İran, Rusya'nın Şam ile Ankara arasındaki arabuluculuğundan rahatsız ve bunun birkaç nedeni var. Bunlardan birincisi, söz konusu arabuluculuğun onun arkasından yapılması. Öyle ki İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan birkaç gün önce Şam'dan yaptığı açıklamada, Suriye-Türkiye görüşmelerini basından öğrenmelerinden ötürü şikayet etti. İkinci neden, bu arabuluculukta herhangi bir ilerleme kaydedilmesinin, İran'ın Suriye'deki askeri ve askeri olmayan rolünü baltalayacağı düşüncesi. Üçü neden ise arabuluculuk çabalarına girme konusunda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) sıraya girmiş olması. BAE, yakında yapılması planlanan bir üçlü zirve de dahil olmak üzere Suriye-Türkiye-Rusya toplantılarına ev sahipliği yapmayı yahut bu toplantılara katılmayı teklif etti. Buna İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin geçtiğimiz yılın sonlarında yapılması planlanan Şam ziyaretinin ertelenmesine neden olan engeller eklendi. Şam bir yandan müttefikleri; Moskova ve Tahran arasındaki rekabet kartlarını oynamak isterken diğer yandan Şam Uluslararası Havalimanı'na silah sevkiyatının devam etmesinden ve İsrail’in durmaksızın bombardımanlarını sürdürmesinden oldukça rahatsız. Bunun yanında İran'dan ayrılan üç petrol tankerinin gelişinin gecikmesiyle birlikte ekonomik konularda ‘egemenliğinden tavizler vermesini’ ve Suriye'deki İranlılara Suriyeliler gibi davranılmasını öngören anlaşma taslakları da Şam’ı huzursuz ediyor.
Bu konular, İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın ziyareti sırasında gündeme taşındı. Ziyaret, bazı atılımlarla sonuçlandı. Abdullahiyan, Tahran’ın petrol tankerlerini göndereceğine söz verdi. Şam, Ankara ile normalleşme konusunda Tahran ile koordinasyon sözü verdi. Şam’a büyük bir ziyaret için hazırlıklar yeniden başladı. Ayrıca İran yanlısı gruplar, Fırat'ın doğusundaki ‘ABD’nin müttefikleri’ bölgesini bombaladı.
Açıktan ve gizliden yapılan tüm bu görüşmelerin bazılarının sonuçları, M4 uluslararası kara yolunda, Suriye'nin kuzeyinde ve doğusundaki çatışma bölgelerinde ve hava saldırılarının kapsama alanında, evlerinde ve çadırlarında bekleyen Suriyelilerin, insani ve ekonomik durumlarının iyileşmesine yansımasıyla ortaya çıkacak.



İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
TT

İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)

İsrail yönetimi, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan komitedeki Filistinli teknokratların Gazze'ye girişine izin vermiyor.

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla Haaretz'e konuşan Filistinli yetkililer, İsrail yönetiminin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini engellediğini söylüyor.

Komite üyelerinin, Gazze'nin Mısır sınırındaki Refah kapısından geçerek bölgeye girmek istediği ancak Tel Aviv yönetiminin buna izin vermediği aktarılıyor. İsrail, tüm taleplere rağmen sınır kapısını da henüz açmadı.

Kaynaklar, komite üyelerinin Mısır'ın başkenti Kahire'de bir araya gelip görüşmeleri sürdürdüğünü ifade ediyor.

Mısır yönetimi, ABD'yle ortak çalışarak Filistinli teknokratların ay sonuna kadar Gazze'ye girmesini sağlamak istiyor.  

Gazete, İsrail Başbakanlık Ofisi ve İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü'nün (COGAT) yorum taleplerine yanıt vermediğini aktarıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını 14 Ocak'ta duyurmuştu.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nde Witkoff'un yanı sıra Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, girişimci Marc Rowan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem el-Haşimi, Katarlı diplomat Ali el-Havadi, Mısır Genel İstihbarat Servisi Direktörü Hasan Reşad, Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu elçisi Nickolay Mladenov, İsrailli girişimci Yakir Gabay ve BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Sigrid Kaag var.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Ocak'ta sosyal medyada yaptığı paylaşımda Trump'ın resmi mektup göndererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'na kurucu üye olarak davet ettiğini de bildirmişti.

Trump, Witkoff, Kushner Blair ve Rowan'ın yanı sıra Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı Robert Gabriel'ın yer aldığı Barış Kurulu ise Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin faaliyetlerini denetleyecek.

Diğer yandan Tel Aviv yönetimi, Türkiye ve Katar'ın bu oluşumlardan çıkarılmasını, bu ülkelerin Gazze'de güvenliği sağlamak üzere konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) katılmasına yönelik planların da iptal edilmesini istiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında "Gazze Şeridi'nde Türk ya da Katarlı askerlere yer yok” demişti.

New Arab'ın aktardığına göre Netanyahu yönetimi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini, bu gelişmelere karşı bir hamle olarak kullanıyor.

Yahudi yerleşimcilerin saldırıları artıyor

Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve İsrail iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in verilerine göre Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları 2025'te, bir önceki yıla göre yüzde 25 arttı.

Times of Israel'in derlediği verilere göre radikal sağcı Yahudi yerleşimciler geçen yıl 867 ırkçı suç işledi. Bu rakamın 2024'te 682 olduğu belirtiliyor. Hamas'ın 7 Ekim'de düzenlediği Aksa Tufanı operasyonuyla Gazze savaşını başlattığı 2023 yılındaysa 1045 saldırı kaydedilmişti.

2025'teki saldırılarda toplamda 300 ırkçı Yahudi yerleşimcinin yer aldığı aktarılıyor. Bu kişilerin çoğu Batı Şeria'daki 42 yasadışı yerleşim bölgesinde yaşıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te konuşlandırılan askeri birimlerden sorumlu İsrail Merkez Komutanlığı'ndaki (Pikud Merkaz) yetkililerin, şiddet olaylarının azaltılamamasından rahatsızlık duyduğu savunuluyor.  

ndependent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, New Arab


Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak
TT

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu bugün, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte el-Hol kampına girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurdu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili bugün Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.

Bu arada, Suriye Savunma Bakanlığı Rakka'daki El-Aktan cezaevi civarında çatışmalar olduğuna dair haberleri yalanladı.


Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
TT

Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, "Diyalog Ruhu" temasıyla 19-23 Ocak tarihleri ​​arasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere bugün İsviçre'nin Davos kentine hareket ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed el-Şennavi bugün yaptığı basın açıklamasında, forumun gündeminde devlet başkanları, uluslararası ve bölgesel örgüt başkanları ve büyük özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir dizi etkinlik bulunduğunu belirtti.

El-Şennavi, forum oturumlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, küresel refah yollarının desteklenmesi, büyümenin itici gücü olarak teknoloji ve inovasyona olan bağımlılığın artırılması ve insan sermayesine yatırım yapılması gibi konuların ele alınacağını ifade etti.

Sözcü, Mısır Cumhurbaşkanı'nın forumun oturum aralarında Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya gelerek, ortak ilgi alanlarına giren son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşeceğini belirtti. Liderler, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ve bölgesel ve uluslararası istikrarı teşvik edecek şekilde Mısır ile Amerika Birleşik Devletleri arasında iş birliği ve koordinasyonu artırmanın yollarını ele alacaklar.