Başörtüsüz yarışan İranlı satranççı Hadım: Özür dilemeye zorlandım

25 yaşındaki satranç oyuncusu, sürgünle tehdit edildiğini savundu

Hadım, Kadın Büyüküsta ve Uluslararası Usta unvanlarına sahip (Reuters)
Hadım, Kadın Büyüküsta ve Uluslararası Usta unvanlarına sahip (Reuters)
TT

Başörtüsüz yarışan İranlı satranççı Hadım: Özür dilemeye zorlandım

Hadım, Kadın Büyüküsta ve Uluslararası Usta unvanlarına sahip (Reuters)
Hadım, Kadın Büyüküsta ve Uluslararası Usta unvanlarına sahip (Reuters)

Uluslararası yarışmaya başörtüsü takmadan katılarak gündem olan İranlı kadın satranç oyuncusu Sara Hadım, Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Telegraph'a konuştu.
25 yaşındaki satranççı, müsabakaya başörtüsüz katıldığı için özür dileyerek olaydan ötürü Batı'yı suçladığı bir video çekmesini İranlı yetkililerin kendisinden istediğini öne sürdü.
Hadım, bunu yapmaması halinde İran'a dönmesine izin verilmeyeceğinin söylendiğini savundu.
Kendisine baskı uyguladığını iddia eden yetkililerin kimliklerini paylaşmayan satranç oyuncusu, talebi reddettiğini söyledi.
Hadım, Kazakistan'ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası'na başörtüsüz katılmasıyla gündem olmuştu.
Sporcu, turnuvanın ardından İran'a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 11 aylık oğluyla İspanya'ya yerleşmişti. Ailenin İspanya'da bir evi olduğu ve bu sayede oturma izni aldığı bildirilmişti.
İran'daki ailesini görmek istediğini belirten Hadım, şunları söyledi:
"İspanya'da çok iyi ağırlandığımızı düşünüyoruz ama hayatımızdaki en önemli şeylerden bazılarını İran'da bıraktık. Dolayısıyla karışık duygular içindeyiz."
Genç satranç oyuncusunun müsabakaya başörtüsüz çıkması, İran'ı ayağa kaldıran Mahsa Emini protestolarıyla ilişkilendirilmişti.
Hadım, söyleşisinde 8 yaşından beri satrançla ilgilendiğini ve kendisi için önceliğin bu spor olduğunu söyledi:
"Ben satranç oyuncusuyum. Politik figür değilim. Satranç oyuncusu olarak etrafımda olup bitenlere karşı bazı sorumluluklarım var ama hayatımda önceliği satranca veriyorum. Kendimi bir aktivist olarak görmüyorum."
Öte yandan Hadım, BK'nin tanınmış gazetelerinden Guardian'a bu hafta verdiği söyleşide, "Başörtüsü taksam, halka sadakatsizlik edermişim gibi düşündüm. Bana doğru gelmedi" demişti.
İran'ın başkenti Tahran'da 13 Eylül'de "ahlak polisi" olarak bilinen İrşad devriyeleri tarafından gözaltına alındıktan sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Emini'nin 16 Eylül'de yaşamını yitirmesi, ülkede yönetime karşı büyük protestolara yol açmıştı.
Polis, Emini'nin sorgu sırasında sağlık sorunları nedeniyle fenalaştığını iddia etmiş, muhaliflerse genç kadının işkence görerek öldüğünü savunmuştu.
ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'na göre 26 Ocak itibarıyla gösterilerde yaşamını yitiren eylemci sayısı 527'ye yükselirken, 19 bin 571 kişi de gözaltına alındı. 4 kişiyse protestolardaki rolü nedeniyle idam edildi.

Independent Türkçe, Telegraph, Guardian



Irak, Suriye'den getirilen DEAŞ mahkumlarını yargılayacak

Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen DEAŞ mahkumlarını yargılayacak

Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)

Irak yargısı, uluslararası koalisyonla koordineli olarak yürütülen bir operasyonla Suriye'nin kuzeydoğusundan transfer edilen DEAŞ üyelerinin ilk grubuna yönelik soruşturmaya başladı.

Yüksek Yargı Konseyi dün yaptığı açıklamada, tutukluların Adalet Bakanlığına bağlı cezaevlerine yerleştirildiğini ve mağdurların haklarının güvence altına alınması amacıyla anayasa ve ilgili yasalara uygun olarak yargı süreçlerine tabi tutulduklarını vurguladı.

Resmi kaynaklar, ilk grubun yaklaşık 150 Iraklı ve yabancı uyruklu kişiden oluştuğunu, sonraki grupların ise güvenlik değerlendirmelerine göre belirleneceğini ifade etti.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, tüm sanıkların "sadece Irak yargısının yetkisine tabi olacağını, ailelerinin savaşçılardan ayrı tutulmasına ve şehirlerden uzakta, tam adli gözetim altında, özel kamplar ve merkezlerde barındırılmalarına karar verildiğini, böylece onaylanmış insani ve güvenlik standartlarına uyularak hesap vermekten kaçmalarının önleneceğini" belirtti.


Lübnan yargısı, Hizbullah'ın Avn'a karşı yürüttüğü kampanyayla yüzleşiyor

Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
TT

Lübnan yargısı, Hizbullah'ın Avn'a karşı yürüttüğü kampanyayla yüzleşiyor

Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)

Lübnan yargısı dün, Hizbullah destekçilerinin Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a karşı yürüttüğü kampanyaya karşılık olarak, çarşamba günü İsrail'in güneydeki kasabaları bombalamasının ardından, Avn'a hakaret ve iftira atmakla suçlanan aktivistlere celp gönderdi.

Avn'ın silahlanmayı sınırlama konusundaki tutumu ve devlet otoritesini tüm topraklarına yayma kararlılığı zemininde, çarşamba günkü bombalamanın ardından Avn'a karşı yürütülen kampanya artarken, parti, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin "İsrail saldırganlığına" "ulusal birlik" ile karşı koyma çağrısıyla çelişen bu kampanyalara karşı herhangi bir açıklama yapmadı.

Ayrıca Maliye Bakanı Yasin Cabir, Lübnan'ın geçen aralık ayında harap olmuş güney bölgesini ekonomik bölgeye dönüştürme yönündeki Amerikan teklifini reddettiğini ve bu teklifin "daha doğmadan öldüğünü" söyledi.


Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi dün yaptığı açıklamada, "gerçek bir entegrasyonu sağlamak ve mevcut ateşkesi korumak için tüm mevcut araçlarla ve ciddiyetle çalışacağını" söyledi.

Abdi, X platformunda yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan bir telefon aldığını ve Macron'un "bizim ve Suriye'de ateşkesin sağlanması ile diyalog ve müzakerelere geri dönülmesi için çalışan tarafların çabalarına destek verdiğini, bunun amacının tüm bölgenin çıkarlarına hizmet eden kalıcı bir çözüm bulmak olduğunu" ifade ettiğini belirtti.

Abdi, "X" platformundaki bir başka paylaşımında, Irak Kürdistan'ında ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile görüştüğünü ifade etti.

“ABD’nin ve Başkan Trump’ın ateşkes sürecine yönelik politikasının yanı sıra Büyükelçi Barrack’ın Suriye hükümeti ile aramızdaki diyaloğu ve müzakereleri yeniden başlatma çabaları da ciddi, önemli ve memnuniyet vericidir” ifadelerini kullandı.

Suriye Savunma Bakanlığı salı günü, devlet tarafından açıklanan mutabakatlar doğrultusunda ve “yapılan ulusal çabaların başarısına duyulan endişe nedeniyle” SDG ile dört günlük bir ateşkes ilan etti.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, pazar günü SDG ile ateşkesi ve hükümet ile SDG arasında tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşma imzaladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma, "gerekli güvenlik incelemelerinin ardından, SDG'nin tüm askeri ve güvenlik unsurlarının Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına bireysel olarak entegre edilmesini, askeri rütbelerin verilmesini, mali hakların ve gerektiği gibi lojistik desteğin sağlanmasını ve Kürt bölgelerinin özerkliğinin korunmasını" öngörüyor.