TTB Başkanı Fincancı'ya verilen hapis cezasının gerekçesi açıklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

TTB Başkanı Fincancı'ya verilen hapis cezasının gerekçesi açıklandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı'ya, "silahlı terör örgütü propagandası yapmak" suçundan verilen hapis cezasının gerekçeli kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre Fincancı'nın PKK ile iltisaklı televizyon kanalında sarf ettiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği kaydedildi.
İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi, TTB Başkanı Fincancı'ya verilen 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasının gerekçesini açıkladı.
Mahkemenin 107 sayfalık gerekçeli kararında, cumhuriyet savcılığının iddianamesi, sanık ve avukatların savunmaları ile duruşma tutanakları ve delillere yer verildikten sonra mahkeme heyetinin kurduğu hükme ilişkin gerekçeler sıralandı.
Gerekçeli kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM kararlarından alıntılar yapılarak, şiddete, silahlı direnmeye veya isyana teşvik niteliği taşıyan yaklaşımlar ile azınlıklara yönelik nefret söylemi içeren açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine vurgu yapıldı.
Yargıtay kararlarından da örnekler verilen gerekçeli kararda, Türkiye, Irak, Suriye ve İran toprakları üzerinde birleşik bağımsız bir Kürdistan devleti kurmayı hedefleyen PKK/KCK terör örgütünün bu amacı gerçekleştirmek için 1984'ten itibaren yurt içinde çok sayıda öldürme, tehdit, yaralama, soygun, gasp, yol kesme, köy ve karakol basma, kişi hürriyetini yoksun kılma, kundaklama, mala zarar verme ve benzeri eylemleri gerçekleştiren silahlı bir terör örgütü olduğu anlatıldı.
Kararda, Şebnem Korur Fincancı'nın bu terör örgütü ile irtibatlı Medya Haber TV ile yaptığı canlı bağlantının ekran görüntülerinde PKK üyelerinin çok sayıda resminin bulunduğu, ekranda yer alan görüntülerde örgüt üyelerinin uzun namlulu silahları ile görüldüğü aktarıldı.
Fincancı'nın bağlandığı canlı yayında örgütsel saikle ve propaganda yapmak kastıyla "Zap'ta kimyasal silahla gerilla katledildi." şeklinde arka fon resmi kullanıldığına işaret edildi.

- "PKK'nın propagandasının yapılması eylemine aktif biçimde katılım sağladı"
Gerekçeli kararda, Fincancı'nın, gerçeği yansıtmayan, nerede ve ne zaman çekildiği belli olmayan ve örgüt tarafından servis edilen görüntüler üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terör örgütlerine yönelik mücadelesinin karalanması amacıyla örgüt tarafından ortaya atılan sözde kimyasal silah kullanımı propagandasına ilişkin söz konusu resim, yazı ve yapılan canlı bağlantı kapsamında PKK silahlı terör örgütünün propagandasının yapılması eylemine aktif biçimde katılım sağladığı kaydedildi.
Sanık Fincancı'nın söz konusu yayında, "Daha önceden de incelemiştim. Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik gazlardan, kimyasal gazlardan, zehirli gazlardan biri kullanılmış durumda. Çok çeşitli kimyasal silahlar var. Her ne kadar kullanılması yasak ise de ne yazık ki yasaklanmış silahların çatışmalarda kullanıldığını da görüyoruz." şeklinde açıklama yaptığı aktarıldı.
Gerekçeli kararda, "Sanığın Medya Haber TV üzerinden yapmış olduğu açıklamaların, canlı bağlantı şeklinde belli kitlelere ulaşabilecek ana haber bülteni ve uluslararası ölçekteki kapsamlı yayın kapsamında olduğu, sanığın söz konusu canlı bağlantıda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendisine yasal olarak vermiş olduğu resmi bir unvan olan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı unvanını da kullanmak suretiyle PKK silahlı terör örgütünün propagandası yapmak eylemini basın yayın araçlarından biri olan Medya Haber TV'de yaptığı." belirtildi.

- Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmedi
Gerekçeli kararda ayrıca şu değerlendirmeler yapıldı:
"Sanığın, PKK silahlı terör örgütü ile doğrudan irtibatı olan Medya Haber TV kanalının ana haber canlı bağlantısında sırası ile arka fonda leşker kıyafet ve uzun namlulu silahları bulunan PKK silahlı terör örgütü üyelerinin gerilla sıfatı ile gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ülkenin bölünmez bütünlüğüne yönelik yapmış olduğu meşru müdafaa ve koruma faaliyetlerini illegal bir eylem ve kimyasal silahlar kullanılmış gibi göstermek suretiyle, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da bölücü bir silahlı terör örgütü olarak kabul edilen PKK/KCK - PYD/YPG terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yaptığı, AİHM ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre söz konusu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve silahlı terör örgütünün propagandası yapmak suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır."
Kararda, sanığın suç ve cezadan kurutulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği belirtilerek, eylemine uyan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 7/2-1. cümle maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastının ağırlığı ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına hükmedildiği kaydedildi.
Sanık avukatı tarafından ileri sürülen Anayasaya aykırılık iddiasının ise Anayasa 152. maddesi kapsamında ciddi görülmediği ifade edildi.

- Davanın geçmişi
TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, terör örgütü PKK ile bağlantılı bir televizyonda, Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatılmıştı. İstanbul'da evinde gözaltına alınan Fincancı, 27 Ekim 2022'de Ankara'da sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin meşru müdafaa kapsamındaki legal faaliyetleri ile terör örgütünün illegal faaliyetlerini bağdaştırma suretiyle "terör örgütü propagandası" yaptığı belirtilen sanık Fincancı'nın 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Fincancı'nın ikamet yerinin İstanbul olması, soruşturmanın da burada yürütülmesi nedeniyle İstanbul'daki ağır ceza mahkemesinin yargılamaya yetkili olduğuna karar vermiş, dosyayı yetkisizlikle İstanbul'a göndermişti.
Fincancı'nın yargılanmasına başlanan 23 Aralık 2022'deki ilk duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcılık, "basın yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası talebinde bulunmuştu.
Mahkeme heyeti, Fincancı'nın "silahlı terör örgütü PKK propagandası yapmak" suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasına karar vermiş, Fincancı kararla birlikte tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edilmişti.



Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
TT

Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere yönelik saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaralandığı belirtildi. Ankara ayrıca Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemileri hedef almaya devam etmesini ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği, emniyeti ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmesini kınadı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan’ı hedef alan, sivillerin can ve mal güvenliğini hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi artıran Husi saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi yineliyoruz” denildi.

Bakanlık ayrıca saldırıların, Yemen’deki çatışmayı kalıcı bir siyasi çözüm yoluyla sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik çabalara da zarar verdiğini vurguladı.


Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.

Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.

Daha fazla güven

Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.

FGBHJU
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)

Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.

Yenilenebilir enerji

Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.

Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.

Savunma iş birliği

Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.

Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.

Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.

İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.

İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Turizm ve mevsimsel entegrasyon

Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.

WDEFRGT
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)

Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.

Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.

Daha fazla büyüme

İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.

Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.


Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla ifade verdi

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
TT

Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla ifade verdi

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği suçlamasıyla hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdi.

Davutoğlu, yaklaşık bir saat süren ifadesinin ardından yaptığı kısa açıklamada, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilktir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, yalnızca görüşünü ifade ettiği ve eleştirilerde bulunduğu için şüpheli sıfatıyla savcılığa çağrılıyor” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, gazetecilerin sorularını “Türkiye’nin itibarını korumak” gerekçesiyle yanıtlamadı. “Yargıya saygı duyuyorum; bu nedenle benden istenen ifadeyi verdim” diye konuştu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen perşembe günü Davutoğlu hakkında, 2021 yılına ait ve sosyal medya platformlarında yayımlanan bir video nedeniyle soruşturma başlatmıştı. Davutoğlu, videoda Erdoğan’ın adını doğrudan anmadan Cumhurbaşkanı’nı eleştirmişti.

“Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis. Suçun alenen işlenmesi halinde ise ceza altıda bir oranında artırılıyor.