ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu… Dronelar ile mücadelede entegre sistem kurmaya yönelik Suudi-ABD iş birliği gelişiyor

ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu; “İran tehditlerine karşı müttefiklerimizin güvenliğini güçlendirmeye kararlıyız”

ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
TT

ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu… Dronelar ile mücadelede entegre sistem kurmaya yönelik Suudi-ABD iş birliği gelişiyor

ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)

ABD ordusunda Ulaştırma Sektörü Komutanı General Jacqueline Van Ovost, ABD’nin Suudi Arabistan’la ilişkilerinin sağlam olduğunu ve on yıllarca sürdüğünü söylerken, Ortadoğu’da sürekli güvenlik ve istikrarın köşe taşını temsil ettiğini açıkladı.
Ovost, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, ABD Merkez Komutanlığının şu anda diğer teknolojik girişimlerin yanı sıra füzelere ve insansız hava araçlarına karşı entegre bir hava savunma sistemi kurmak için Suudi Arabistan Krallığı ile birlikte çalıştığını belirtti.
Bu pozisyonda ilk kez Riyad’a ziyarette bulunan yetkili, ziyaretinin Suudi Arabistan ve ABD’nin ulusal çıkarlarının yanı sıra güvenlik hedefleri doğrultusunda Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile güçlü ilişkileri güçlendirmeye odaklandığını ifade etti. General Ovost ayrıca, ortak tedbirleri caydırmaktan, gelecekteki savaşlarla mücadele etmenin yollarından ve diğer konulardan bahsetti.

İşte röportajın ayrıntıları;

Ortak zorluklar görüşüldü
General Jacqueline Van Ovost, ABD Ordusu Ulaştırma Komutanı olarak bölgeye ve Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaretin ortak zorlukları ele almaya odaklandığını belirtti. Ovost, “Önce Suudi mevkidaşlarıma misafirperverlikleri için teşekkür etmeme izin verin. Bu, ABD Lojistik Komutanlığı komutanı olarak bölgeye ve Suudi Arabistan’a ilk ziyaretim. Gerçekten büyük bir onur. Birlikte oturup ortak sorunlarımızı tartıştığımızda ve ardından sorunu karşılıklı şekilde anlayarak harekete geçtiğimizde ilerleme kaydedildiğini biliyorum. Başta lojistik hizmetlerin önemi olmak üzere bu önemli bölgesel güvenlik görüşmeleri, birbirini desteklemeye devam etmek için ortak bir zemin sağlıyor” dedi.
General Ovost, “Ziyarette, ABD Ulaştırma Komutanlığı ile Suudi Savunma Bakanlığı arasındaki güçlü ilişki, Suudi Arabistan ve ABD’nin çıkarları ve güvenlik hedefleri doğrultusunda anlaşmaların yürürlükte kalması sağlanarak güçlendirildi. ABD ile Suudi Arabistan arasında bölgede uzun süredir devam eden güçlü ortaklık, iki ülkemiz için de faydalı olmuştur ve olmaya devam edecektir” açıklamasında bulundu.

Hava savunma sistemi
General Jacqueline Van Ovost, ABD’nin Suudi Arabistan ile onlarca yıllık askeri ilişkilerini ‘sağlam’ olarak tanımlarken, “Doksanların başındaki Birinci Körfez Savaşı’nda yan yana savaştık. Ortaklığımız Ortadoğu’da sürekli güvenlik ve istikrarın köşe taşı olduğu için ilişkimiz, bugün de eskisi kadar önemli” dedi.
Ovost, “ABD Merkez Komutanlığı’ndan stratejik planlamacılar sık ​​sık Suudi Arabistan’a seyahat ediyor ve Suudi askeri liderleriyle düzenli olarak çalışıyor. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ayrıca, Suudi halkının savunma gereksinimlerini karşılayan modern ve yenilikçi bir askeri güç oluşturmaya odaklanıyor” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan’daki sivil ve hayati tesisler, balistik füzeler ve İran yapımı dronlar aracılığıyla yüzlerce Husi saldırısına maruz kaldı.
ABD’li General, “ABD Merkez Komutanlığı, şu anda diğer teknolojik girişimlerin yanı sıra füzelere ve insansız hava araçlarına karşı entegre bir hava savunma sistemi oluşturmak için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyor” dedi.
İran’ın insansız hava araçları geliştirmesi, Tahran’ı Lübnan Hizbullah’ı, Gazze Şeridi’ndeki Filistin gruplar ve Yemen’deki Husi isyancılar gibi Ortadoğu’daki müttefiklerine bu insansız hava araçları sağlamakla ve onları Körfez’deki ABD güçlerini ve nakliye trafiğini hedef almak için kullanmakla suçlayan ABD ve İsrail’i endişelendiriyor.
Bu çerçevede General Jacqueline, “Suudi liderliğinin katılımı, bölgedeki farklı ortaklarla tüm savaş alanlarında çeşitli çok taraflı tatbikatlar planlamak, bunlara ev sahipliği yapmak ve katılmak için her zaman gerekli olmuştur. Aynı şekilde Prens Sultan Hava Üssü, ABD Lojistik Komutanlığı için de önemli bir yerdir” dedi.
General Jacqueline Van Ovost ayrıca, Suudi Arabistan Krallığı ile genişlemeye devam eden, daha fazla çeşitlendirmeye, lojistik esnekliğe ve artan ekonomik büyümeye olanak tanıyan lojistik iş birliğine minnettarlığını ifade ederken, “Askeri ortaklıklarımız için geleceğin neler getireceğini görmekten heyecan duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Tehditlere ve fırsatlara ilişkin daha doğru ortak anlayış
Ortadoğu’da artan tehditler ve bunun ABD müttefikleri üzerindeki etkisi çerçevesinde General, “Şu anda yaptığım ziyaretler, her iki ülkenin ulusal güvenlik çıkarlarına fayda sağlayan kalıcı ilişkiler kuruyor. ABD Ulusal Savunma Stratejisi, maksimum etkiyi elde etmek için güçlerimizi geliştirmeyi ve bütünleştirmeyi gerektiren entegre caydırıcılık üzerine odaklanmaktadır. Müttefiklerimiz ve ortaklarımız, ortak yeteneklerimizi kullanarak ortak hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan kalıcı bir güç olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
ABD’nin müttefiklerinin güvenliğine olan bağlılığını dile getiren General Ovost, “Müttefiklerimizin ve ortaklarımızın güvenliğini, İran’dan gelenler gibi dış tehditlere karşı güçlendirmeye kararlıyız. ABD Merkez Komutanlığı, yakın zamanda tehdit ve fırsatların daha doğru olarak ortak bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için insanlı ve insansız kara, hava ve deniz sensör sistemlerinden toplanan verilerden yararlanmak üzere müttefikler ve bölgesel ortaklarla entegre çok sayıda görev gücü oluşturdu. Birlikte çalışarak, bu tür tehditleri caydırmak ve üstesinden gelmek için harika yeteneklerimizi ve yenilikçi yöntemlerimizi birleştirebiliriz” dedi.

Bölgesel güvenliği sağlamak için ortaklık
ABD Ordusu Ulaştırma Komutanı, ülkesinin ortaklıklarının bölgesel istikrara ulaşmak için gerekli olduğunu söylerken, “ABD ordusunun, dronların oluşturduğu artan tehditlere karşı koymak için bölgedeki ortaklarımızla yakın işbirliği içinde çalışan çok sayıda görev gücü var. Veri toplama ve yenilikçi yöntemlerle kullanma, ABD ordusu ile ortak ülkelerimiz arasında güçlendirilen birçok öncelikten sadece birkaçıdır. Yapılacak daha çok iş var. Güçlü ilişkilerimizi geliştirmeyi ve bölgesel istikrarı sağlamak için ivmeyi hızlandırmayı dört gözle bekliyoruz. Böylece bölgesel tehditleri ve zorlukları birlikte aşabiliriz” dedi.

Hızlı ve etkin bir şekilde hareket etmek için lojistik anlaşmalar
General Ovost, herhangi bir küresel krize hızla yanıt verme yeteneğinin, müttefikler ve ortaklarla olan güçlü ilişkilere bağlı olduğuna inanıyor. Bu çerçevede yetkili, “Ülkelerinde kalkış ve iniş yapabilmek, deniz limanlarından ve kara ulaşım ağlarından faydalanabilmek, kuvvet konuşlandırma ve sürdürme yeteneğimiz açısından kritik önem taşıyor. ABD’nin dünya genelinde oluşturduğu müttefikler ve ortaklar ağına ve ortaya çıkan herhangi bir acil duruma yanıt vermek üzere bu ağı etkili ve topluca kullanma yeteneğimize güveniyorum. Bu tür ziyaretler, bu ağı destekleyen ilişkilerin güçlendirilmesine yardımcı olur” dedi.
General Jacqueline Van Ovost, “Orta Doğu bölgesindeki birçok ortakla olan güçlü ilişkilerden de faydalanıyoruz. Bölgesel ve küresel tehditlerin ortaya çıkardığı zorlukların üstesinden gelmek ve ülkelerimizi bu tehditlere karşı etkili bir şekilde ele alıp koruyabilmek için birlikte çalışıyoruz. Ortaklıklarımızı geliştirmeye devam etmemiz ve birlikte daha esnek çalışabileceğimiz yollar bulmamız gerekiyor. Önemli ortaklarımızla lojistik anlaşmaların imzalanması ve uygulanması, yeteneklerimizi ve birlikte çalışabilirliğimizi artırıyor” şeklinde konuştu.
“Bölgesel ulaşım bağlantılarını geliştirmeye yönelik Suudi-ABD girişimi, İran ve vekillerinden gelen artan tehdide karşı koymaya yardımcı oluyor” diyen General, Suudi Arabistan’ın Körfez İşbirliği Konseyi’ne (KİK) verdiği desteği ve ortak bir ağ kurma konusundaki cömert mali desteğini takdirle karşıladıklarını vurguladı.

Gelecekteki savaş tehditleriyle mücadele için inovasyon
General Jacqueline Van Ovost, geleceğin farklı ve alışılmadık görünen savaşlarında, bölgedeki karmaşıklığın çok boyutlu ve çok ortaklı çözümler gerektirdiğine dikkati çekti. General, “Ancak kesin olan bir şey var ki, birlikte çalıştığımızda daha güçlüyüz. Bu nedenle ana müttefiklerimiz ve ortaklarımızla ilişkilerimizi ve yeteneklerimizi derinleştirmeye devam etmeliyiz. Teknolojik icatlardan ve düşünce, kavram ve süreçlerdeki icatlardan yararlanmak için birlikte çalışmaya devam edersek, tüm operasyon yelpazesinde daha hızlı ve daha verimli hareket edebileceğiz ve rakiplerin ortaya koyduğu zorlukların üstesinden gelebileceğiz” dedi.
Ovost, “ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, insana, ortaklara ve yeniliklere odaklanıyor. Yakın zamanda, uygulama için liderliğe yeni fikirlerin sunulduğu ‘İcat Vahası’ adlı bir icat yarışması düzenlediler. Kazanan Prens Sultan Hava Üssü’nde görevlendirilen ve insansız hava araçlarıyla mücadele için uygulama aşamasında olan küresel bir eğitim sistemi geliştiren genç bir subay oldu” ifadelerini kullandı.
General ayrıca, “Ülkelerimizde, bir araya geldiklerinde Ortadoğu’nun güvenliğine fayda sağlayacak pek çok yenilikçi fikir olduğuna eminim. Savaşın geleceği, siber alanın birçok yönünün yanı sıra ülkelerimizin bu alanda üstünlük sağlama yeteneğini de içeriyor. Ancak gördüğüm kadarıyla, son derece yetenekli personelimizin bu zorlukların üstesinden geleceğinden eminim” açıklamasında bulundu.



Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Hattar Ebu Diyab

Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un daveti üzerine, diplomatik ziyaretlerin en üst ve en prestijli seviyesi olan resmi ziyaret kapsamında 23-24 Ağustos tarihlerinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı ağırladı.

Hassas bir bölgesel ve uluslararası dönemde, zirvede özellikle Arap Körfez bölgesi ve Ortadoğu'daki güncel konular ve jeopolitik çatışmalar ele alındı. Üst düzey görüşmeler, ikili ilişkilerde niteliksel bir sıçrama ve iki taraf arasında istikrarlı bir stratejik yakınlaşma ile sonuçlandı.

Çağdaşlık ve süreklilik

Riyad ve Paris, 1926'da diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana iş birliklerinin kapsamını genişletmek için çalıştı. Köklü güven düzeyi ve ortaklıklarının gelişmesi ve çeşitlenmesi, bu sürekliliği açıkça ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Paris ziyaretine Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte katıldığı E-spor Dünya Kupası finali ile başladı. Etkinlik ilk kez Suudi Arabistan dışında düzenleniyor ve bu da, Krallığın 2030 Vizyonu kapsamındaki “yumuşak güç” stratejisini yansıtıyor.

Veliaht Prens, ziyaretine 1986'da Riyad Sergisi'ne ev sahipliği yapan aynı mekân olan Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası finaline katılarak başladı. Kırk yıl sonra, babası Kral Selman'ın izinden giderek aynı mekâna geri döndü ve Krallığın yumuşak güç başarılarını daha da pekiştirdi

Etkinlik, Fransa’nın başkentinin kalbindeki tarihi Grand Palais'de düzenlendi. “Riyad: Dün ve Bugün” sergisi daha önce aynı mekânda 1986 yılında, o zaman Riyad Valisi olan Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz ile dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın katılımıyla düzenlenmişti.

tbtrbt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası'nın kapanış törenine katıldı, 23 Ağustos 2026 (AFP)

Bahsedilen serginin büyük başarısı nedeniyle, Krallığın tüm bölgelerinin mirasını ve kültürünü kapsayacak şekilde adı “Krallık: Dün ve Bugün” olarak değiştirildi. Böylece, kırk yıl sonra, Prens Muhammed bin Selman, babasının izinden giderek, Suudi Arabistan'ın “yumuşak gücünün” başarılarını pekiştirmek ve Paris ile Riyad arasındaki ilişkide çağdaşlık ve süreklilik arasındaki bağı vurgulamak için aynı mekâna geri döndü.

Stratejik ortaklığın güçlendirilmesi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı arasında çok sayıda görüşme ve zirveye tanık olmuş ve bu da aralarındaki bağların güçlenmesini sağlamıştır. Suudi Arabistan ve Fransa, dış politikada karar alma süreçlerinde ve uluslararası ilişkilerin yönetiminde tam egemenlik ve bağımsızlığı korumaya dayalı net bir stratejik pozisyonu benimsiyor. Bu nedenle, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri, Avrupa ve Akdeniz'in kilit güçlerinden biri olan Fransa ile İslam ve Arap dünyasında önde gelen bir role sahip etkili bir uluslararası oyuncu olan Suudi Arabistan arasındaki etkileşim doğaldır. Bu siyasi, ekonomik ve diplomatik ağırlık, her iki tarafın da bölgesel ve uluslararası karar alma süreçlerine katkıda bulunmasına olanak tanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı'nın 2024 yılının sonunda Riyad'ı ziyareti sırasında kurulan Fransa-Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi'nin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Elysee Zirvesi'nde, iki lider jeopolitik krizleri, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile Fransa'nın 2030 Planı'nın sunduğu fırsatlardan yararlanarak ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür ve miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma, güvenlik gibi alanlarda ikili ekonomik ortaklıkların geliştirilmesini ele aldılar.

Ortak bildiri, önemli krizler konusunda yakın koordinasyonu yansıttı: Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik saldırıları kınamak, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve devlet dışı aktörlerin silahsızlandırılmasını talep etmek, Hamas'ın silahsızlandırılması anlaşmasını memnuniyetle karşılamak ve Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olma hakkını savunmak

İran'dan Lübnan'a, enerji ve savunmayı da kapsayan alanlarda Paris, Prens Muhammed bin Selman'ı Ortadoğu'da kilit bir figür olarak görüyor, bölgedeki etkisini sürdürmeyi ve Riyad ile özel, çok yönlü bir ilişki kurmayı amaçlıyor.

Böylece, Prens Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Macron, 2023 ve 2026 yılları arasındaki savaşlar serisinden sonra yeni bölgesel düzeni şekillendirmede temel taşı olması amaçlanan gerçek bir stratejik ortaklığın yeni bir aşamasını başlattılar.

Jeopolitik zorluklar ve gelişmeler

Bölgedeki ciddi jeopolitik zorluklara karşı Paris görüşmeleri, önemli bölgesel krizler konusunda yakın koordinasyonla sonuçlandı. Bu, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadığı ve İran nükleer sorununa diplomatik bir çözüm bulma taahhüdünü ifade ettiği kapsamlı ortak bildiriyle somutlaştı.

Lübnan meselesinde ise iki taraf, İsrail'in tüm Lübnan topraklarından çekilmesinin ve Lübnan devletine bağlı olmayan tüm örgütlerin silahsızlandırılmasının tamamlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Her iki taraf da Hamas'ın silahsızlandırılmasına ilişkin anlaşmanın duyurulmasını memnuniyetle karşıladı ve Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkını baltalama girişimlerini bir kez daha kesin bir şekilde reddetti.

İki taraf da Yemen Liderlik Konseyi'ne ve BM'nin çabalarına desteklerini yineledi ve Sudan'daki krizi sona erdirmeye, yabancı müdahaleyi durdurmaya yönelik çabaları yoğunlaştırmanın önemini vurguladı. Ayrıca Suriye'nin birliğine, istikrarına ve ekonomik iyileşmesine olan bağlılıklarını da yineledi.

dfvrgbthy
Paris'teki Elysee Sarayı'nda iki ülke arasında imzalanan ticaret anlaşmasının ardından, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan Al-Suud ve Fransa Ekonomi Bakanı, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Görüşlerdeki yakınlaşma, Suudi Arabistan ve Fransa'nın iki devletli çözümü yeniden canlandırmak için BM'ye sunduğu ortak girişim gibi pratik düzeyde de yansıma buluyor. Paris, bölgedeki belirsizliği, Suudi Arabistan'ın başlattığı iki büyük girişimin ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor. Bunlar Pakistan ve Türkiye ile imzalanan Mekke Savunma Anlaşması ile Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için kurulan deniz koalisyonudur.

Riyad, insansız hava aracı saldırılarını püskürten Fransız Thales Grubu’na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ediyor. Paris ise Mekke Savunma Anlaşması ve Kızıldeniz'deki deniz koalisyonunun ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor

Fransa-Suudi Arabistan savunma iş birliğinin, Riyad'a ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri ve savunma silahlarını sağlayacağına şüphe yok.

 Konuyla ilgili bilgi sahibi bir Fransız kaynak, Riyad'ın, Krallığı hedef alan insansız hava aracı saldırılarını püskürtmede hayati rol oynayan Fransız Thales Grubu'na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ettiğini açıkladı.

Enerji güvenliği konusunda ise ortak açıklamada, petrol ve petrokimya sektörlerinde stratejik iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda Paris, Krallığın tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini destekleme çabalarını övdü.

İkili ortaklığın kültür ve eğlence boyutu

Prens Muhammed bin Selman'ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan'ın yumuşak gücünü pekiştirdi ve gençler için geleceğin önünü açtı. Şüphesiz ki, e-spor da dahil olmak üzere tüm sporlar, kültür, spor, turizm ve eğlencenin tüm yönlerini kapsayan bir gelecek vizyonu için temel bir yapı taşıdır.

İki ülke arasındaki yeni yakınlaşma alanları, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 çerçevesinde geçirdiği dönüşüme ve Fransa'nın enerji, altyapı, kültür, inovasyon, yapay zeka, eğitim ve yaratıcı endüstriler gibi sektörlerdeki güçlü yönlerine dayanıyor.

Bu bağlamda, ortak açıklamada kültürel konulara da yer verildi. El-Ula'nın 21. yüzyılda önemli bir kültür ve miras merkezi olarak sunduğu fırsatlar göz önünde bulundurularak, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığının 2035 yılına kadar uzatılması kararı alındı.

Her iki taraf da Suudi Arabistan için tarihi bir olay olan Riyad Expo'ya Fransa'nın katılımını memnuniyetle karşıladı ve Expo'nun Fransa-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olması konusunda mutabık kaldı.

Eğlence alanında ise iki ülke, özellikle Île-de-France bölgesindeki Cergy-Pontoise'da üç eğlence tesisinin geliştirilmesini içeren ve toplamda 6 milyar Euro'ya ulaşan Suudi yatırımlarını kapsayan Qiddiya Yatırım Şirketi projesi başta olmak üzere, ekonomik bağlarını ve karşılıklı yatırımlarını güçlendirme konusunda anlaştı.

cdvfgt
Suudi Arabistan Spor Bakanı Prens Abdulaziz bin Türki el-Faysal ve Fransa Spor Bakanı Marina Ferrari, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenecek E-spor Dünya Kupası finali öncesinde bir spor iş birliği anlaşması imzaladı, 23 Ağustos 2026 (Reuters)

Daha önce, Île-de-France Bölgesi Başkanı Valérie Pécresse, popüler Japon manga serisi “Dragon Ball”dan esinlenen bir tema parkı projesi üzerinde 18 aydır çalıştığını duyurmuştu. Pécresse, “Bu, Île-de-France'ın turizm destinasyonu olarak çekiciliğini önemli ölçüde artıracak Disney büyüklüğünde bir proje” diye de eklemişti. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan'ın “dünyanın önde gelen turizm destinasyonu” olan Fransa'ya duyduğu güven için Veliaht Prense teşekkürlerini ifade etti.

Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti, çok güçlü ikili Fransa-Suudi Arabistan ortaklığından, kriz zamanlarında güçlendirilen kapsamlı bir stratejik ortaklığa geçişi vurguladı. İki taraf, yüzyılı aşkın süredir gelişen tarihi derin bir ilişki sayesinde yapıcı mutabakatlara vardı. Saygı, bağımsızlık, istikrar ve kalkınmaya yönelik çalışma ve uluslararası hukuka saygı temelinde müreffeh bir geleceğe umutla bakıyorlar.


Güneş ve rüzgârın ötesinde... Suudi Arabistan ‘depolanmış enerjiye’ yatırım yapıyor

Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
TT

Güneş ve rüzgârın ötesinde... Suudi Arabistan ‘depolanmış enerjiye’ yatırım yapıyor

Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Suudi Arabistan’da enerji haritasını yeniden şekillendiren güneş ve rüzgâr projelerinin arkasında, elektrik depolama odaklı yeni bir pazar oluşuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan bağımlılığın artmasıyla birlikte bataryalar, elektriği bol olduğu anlarda muhafaza eden ve ihtiyaç duyulduğunda sisteme geri veren temel bir unsur olarak sistemde öne çıkıyor.

Söz konusu dönüşüm, elektrik sektörüne yalnızca yeni bir teknolojinin eklenmesinden ibaret kalmayıp bataryaların yenilenebilir enerji projelerine destekleyici bir çözüm olmaktan çıkıp elektrik yönetimi ile şebeke esnekliği ve güvenilirliğini artırmak için gerekli altyapının bir parçasına dönüştüğü bağımsız bir yatırım faaliyetinin kademeli olarak temelini atıyor.

Suudi Arabistan, Suudi Enerji Tedarik Şirketi’nin (SPPC), Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman’ın katılımıyla, bağımsız batarya enerji depolama projelerine yönelik 4 anlaşma imzalamasıyla bu yolda yeni bir adım atıyor. Toplam 4 saat süreyle 2000 megavat kapasiteye sahip projelerin yatırım tutarının 4,35 milyar riyali (1,16 milyar dolar) aştığı bildirildi.

Depolama pazarını şekillendiren 4 proje

İlk grup; Mekke bölgesinde yer alan Al-Muwayh ve Haden ile Ha'il bölgesindeki Al-Kahfah projelerini kapsıyor. Her biri 4 saat süreyle 500 megavat kapasiteye sahip bu üç projenin anlaşmaları, Saudi Energy Company, ACWA Power ve Al Sharif Group for Contracting & Trading ortak girişim grubuyla imzalandı.

Aynı kapasiteye sahip Al-Khushaybi projesini içeren ikinci grup ise el-Kasım bölgesinde yer alıyor. Bu projenin anlaşması ENGIE ve Haji Abdullah Alireza & Co. Ltd. ortak girişimi ile yapıldı.

Söz konusu projeler, Suudi Arabistan’daki elektrik üretiminin güvenilirliğini ve verimliliğini artırmayı hedefleyen enerji sektörü çalışmaları kapsamında; Yap-Sahip Ol-İşlet (BOO) modeliyle hayata geçirilen ilk enerji depolama projeleri grubunu oluşturuyor.

sgrftg
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, anlaşmaların imzalanması sırasında (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

‘Depolama’ yenilenebilir enerjiyi geliştiriyor

Projenin analitik bir değerlendirmesini yapan Suudi Arabistan Petrol Bakanı Eski Kıdemli Danışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, bu yönelimin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki hızlı genişleme ışığında enerji sektörünün önümüzdeki döneme ilişkin ihtiyaçlarının merkezinde yer aldığını belirtti.

Es-Sabban, batarya enerji depolama projesinin, Suudi Arabistan’daki elektrik üretim sistemi içinde başta güneş ve rüzgâr olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının konumunu güçlendirmek için temel bir kaldıraç sunduğunu açıkladı.

Depolamanın öneminin yenilenebilir enerji kaynaklarının doğasından kaynaklandığını vurgulayan es-Sabban, bu kaynaklardan üretilen enerjiden yararlanmanın genellikle 4 saati aşmayan sınırlı bir zaman aralığında yoğunlaştığını; bu nedenle enerjinin bataryalarda depolanmasının, kullanım süresini uzatmak ve ilerleyen saatlerde elektrik sektörünün ihtiyaçlarını karşılamak adına kritik bir unsur olduğunu ifade etti.

Es-Sabban; mevcut kapasitenin, önemine rağmen hava koşullarındaki dalgalanmalar ve özellikle gün batımından sonra güneş enerjisinden yararlanılabilecek sürenin kısalığı göz önüne alındığında tek başına henüz yeterli olmadığını belirterek, bu durumun yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma verimliliğini artırmak adına önümüzdeki dönemde bu tür projelerin önemini daha da pekiştirdiğini kaydetti.

‘Depolama’, elektrik sistemini yeniden şekillendiriyor

Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu anlaşmaların eş zamanlı olarak imzalanmasının önemli bir gösterge taşıdığına dikkat çekti. El-Attas, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerjiyi artık yalnızca yeni üretim kapasiteleri eklemek olarak görmediğini, aksine üretim, depolama, yük yönetimi ve şebeke güvenilirliğini artırmayı içeren entegre bir elektrik sistemi kurma aşamasına geçtiğini vurguladı.

Depolamanın, güneş ve rüzgâr enerjisini kesintili kaynaklar olmaktan çıkarıp yönetilebilir ve ihtiyaç anında yararlanılabilir kaynaklara dönüştüren kilit unsur olduğunu belirten el-Attas, bu durumun, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarında hedeflenen büyük genişleme göz önüne alındığında, elektrik sektöründe daha olgun bir aşamayı yansıttığını ifade etti.

Söz konusu projelerin ekonomik açıdan elektrik varlıklarının kullanım verimliliğini artırmaya ve yalnızca puant (zirve) saatlerde çalışan geleneksel kapasitelerin inşasına duyulan ihtiyacı azaltmaya katkı sağladığını ekleyen el-Attas, şebeke istikrarının da güçlendirildiğini belirtti. Katma değerin yalnızca bataryalarda değil, bunların tüm elektrik sistemine kazandırdığı esneklikte yattığının altını çizdi.

Milyarlar... Yerel içerik için bir fırsat

El-Attas, ‘sözleşme değerlerinin yerli katkı (yerli içerik) adına iyi bir fırsat sunduğunu, ancak bataryaların üretimi ile değer zincirinin diğer bileşenleri arasında ayrım yapılması gerektiğini’ ifade etti. Bu fırsatların ilk aşamada; sivil ve elektrik işleri, inşaat, kurulum, işletme ve bakımın yanı sıra bazı montaj işleri ile destekleyici sistemlerde yoğunlaşmasını beklediğini kaydetti. Buna karşın, gelişmiş batarya teknolojileri ve hücrelerin başlangıçta daha çok ithalata bağımlı kalacağını belirtti.

Ekonomik açıdan en önemli unsurun gelecekteki pazarın büyüklüğü olduğunu vurgulayan el-Attas, Suudi Arabistan’ın depolama projeleri için büyük ve istikrarlı bir pazara dönüşmesinin, montaj fabrikalarının, ardından bazı bileşenlerin ve ilerleyen süreçte belki de daha geniş kapsamlı bir üretimin yerlileştirilmesi adına gerçek bir teşvik oluşturabileceğine dikkat çekti. Sanayinin yalnızca bir veya iki projenin varlığıyla bir pazara taşınmayacağını, ancak sürdürülebilir bir talep ve net bir ekonomik ölçek gördüğünde bunun gerçekleşeceğini belirterek, Suudi Arabistan’daki depolama programının kesintisiz devam etmesinin önemini vurguladı.

Bağımsız bir yatırım kaynağı

El-Attas, bu projelerin enerji depolamayı yalnızca bir güneş veya rüzgâr santraline bağlı bir bileşen olarak değil, bağımsız bir yatırım varlık sınıfı olarak ele alma yolunda önemli bir adım oluşturduğunu düşünüyor. 15 yıllık uzun vadeli sözleşmelerin, net bir sözleşme yapısının ve öngörülebilir nakit akışlarının mevcudiyetinin, bu tür varlıkları yatırımcılar ve proje finansörleri için daha cazip hâle getirdiğini açıklıyor.

sxdcvdfd
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Geleneksel üretim santrallerine kıyasla depolamanın cazibesinin esneklik sunması ve ihtiyaç anında enerji sağlaması gibi farklı bir hizmetten kaynaklandığına dikkat çeken el-Attas, yenilenebilir enerji projeleriyle karşılaştırıldığında ise bunların en büyük sorunlarından biri olan üretim zamanı ile talep zamanının uyuşmaması durumunu çözüme kavuşturduğunu belirtti.

ACWA Power, enerji altyapısındaki varlığını genişletiyor

Mekke ve Ha'il’deki üç projede yaklaşık yüzde 35’lik payıyla ana aktörlerden biri olarak öne çıkan ACWA Power’ın bu konumunu değerlendiren el-Attas, bunun yalnızca elektrik üretim projeleriyle sınırlı kalmayıp daha geniş bir enerji altyapısı varlıkları portföyü oluşturmaya yönelik bir eğilimi yansıttığını belirtti.

Suudi Arabistan bu projelerle, artan elektrik talebine paralel olarak enerji karması içindeki yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin payını 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 50’ye çıkarmayı; böylelikle sistemin güvenilirliğini, verimliliğini ve operasyonel esnekliğini artırmayı hedefliyor.

‘Ana alıcı’ sıfatıyla SPPC, ön çalışmaları yürütme, elektrik üretimi ve enerji depolama projelerini ihaleye çıkarma görevlerinin yanı sıra geliştirici konsorsiyumlarla elektrik alım anlaşmaları ve enerji depolama hizmet anlaşmaları imzalanmasını üstleniyor.

Elektrik sisteminin yeniden şekillendirilmesi yalnızca depolama kapasitelerinin eklenmesiyle sınırlı kalmayıp yeni üretim kaynaklarında beklenen genişlemeye ayak uydurmak adına şebeke altyapısının güçlendirilmesine yönelik eş zamanlı bir adımla da destekleniyor. Nitekim Saudi Energy Company, elektrik şebekesini geliştirme ve genişletme projelerini finanse etmenin yanı sıra şirketin yürüttüğü satın alma ve projeler için finansman çözümleri sağlamak amacıyla Bpifrance ile bir iş birliği anlaşması imzaladı.

Söz konusu anlaşma, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’ya resmi ziyaretiyle eş zamanlı olarak Paris’te düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı sırasında imzalandı.

Anlaşma, şebeke istikrarıyla ilgili ekipmanlar da dâhil olmak üzere satın alma programını ve elektrik altyapı projelerini desteklemek amacıyla değeri 3 milyar dolara ulaşan bir finansman kolaylığı tesis edilmesine yönelik daha önceki bir mutabakat zaptına dayanıyor.

Sonuç olarak, bugün şekillenen tablo yalnızca bataryalarla ilgili olmayıp Suudi elektrik sisteminin önümüzdeki yıllarda gelebileceği noktayı gözler önüne seriyor: Elektrik üreten güneş ve rüzgâr, bunu muhafaza eden bataryalar ve ihtiyaç anında bu enerjiyi iletme ve yönetme kapasitesi daha yüksek bir şebeke. Bu halkalar arasında, önümüzdeki dönemde enerji sektöründeki en öne çıkan yatırım hikâyelerinden biri olabilecek yeni bir pazar oluşuyor.


Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü
TT

Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Katar ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerde, bölgesel gerilimin azaltılması için yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmelerde, bölgenin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesi amacıyla sürdürülen koordinasyon ve ortak çabaların birleştirilmesi değerlendirildi.

Görüşmeler, Suudi Dışişleri Bakanı'nın Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan ayrı ayrı aldığı telefon görüşmeleri sırasında gerçekleştirildi.