ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu… Dronelar ile mücadelede entegre sistem kurmaya yönelik Suudi-ABD iş birliği gelişiyor

ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu; “İran tehditlerine karşı müttefiklerimizin güvenliğini güçlendirmeye kararlıyız”

ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
TT

ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu… Dronelar ile mücadelede entegre sistem kurmaya yönelik Suudi-ABD iş birliği gelişiyor

ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)

ABD ordusunda Ulaştırma Sektörü Komutanı General Jacqueline Van Ovost, ABD’nin Suudi Arabistan’la ilişkilerinin sağlam olduğunu ve on yıllarca sürdüğünü söylerken, Ortadoğu’da sürekli güvenlik ve istikrarın köşe taşını temsil ettiğini açıkladı.
Ovost, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, ABD Merkez Komutanlığının şu anda diğer teknolojik girişimlerin yanı sıra füzelere ve insansız hava araçlarına karşı entegre bir hava savunma sistemi kurmak için Suudi Arabistan Krallığı ile birlikte çalıştığını belirtti.
Bu pozisyonda ilk kez Riyad’a ziyarette bulunan yetkili, ziyaretinin Suudi Arabistan ve ABD’nin ulusal çıkarlarının yanı sıra güvenlik hedefleri doğrultusunda Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile güçlü ilişkileri güçlendirmeye odaklandığını ifade etti. General Ovost ayrıca, ortak tedbirleri caydırmaktan, gelecekteki savaşlarla mücadele etmenin yollarından ve diğer konulardan bahsetti.

İşte röportajın ayrıntıları;

Ortak zorluklar görüşüldü
General Jacqueline Van Ovost, ABD Ordusu Ulaştırma Komutanı olarak bölgeye ve Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaretin ortak zorlukları ele almaya odaklandığını belirtti. Ovost, “Önce Suudi mevkidaşlarıma misafirperverlikleri için teşekkür etmeme izin verin. Bu, ABD Lojistik Komutanlığı komutanı olarak bölgeye ve Suudi Arabistan’a ilk ziyaretim. Gerçekten büyük bir onur. Birlikte oturup ortak sorunlarımızı tartıştığımızda ve ardından sorunu karşılıklı şekilde anlayarak harekete geçtiğimizde ilerleme kaydedildiğini biliyorum. Başta lojistik hizmetlerin önemi olmak üzere bu önemli bölgesel güvenlik görüşmeleri, birbirini desteklemeye devam etmek için ortak bir zemin sağlıyor” dedi.
General Ovost, “Ziyarette, ABD Ulaştırma Komutanlığı ile Suudi Savunma Bakanlığı arasındaki güçlü ilişki, Suudi Arabistan ve ABD’nin çıkarları ve güvenlik hedefleri doğrultusunda anlaşmaların yürürlükte kalması sağlanarak güçlendirildi. ABD ile Suudi Arabistan arasında bölgede uzun süredir devam eden güçlü ortaklık, iki ülkemiz için de faydalı olmuştur ve olmaya devam edecektir” açıklamasında bulundu.

Hava savunma sistemi
General Jacqueline Van Ovost, ABD’nin Suudi Arabistan ile onlarca yıllık askeri ilişkilerini ‘sağlam’ olarak tanımlarken, “Doksanların başındaki Birinci Körfez Savaşı’nda yan yana savaştık. Ortaklığımız Ortadoğu’da sürekli güvenlik ve istikrarın köşe taşı olduğu için ilişkimiz, bugün de eskisi kadar önemli” dedi.
Ovost, “ABD Merkez Komutanlığı’ndan stratejik planlamacılar sık ​​sık Suudi Arabistan’a seyahat ediyor ve Suudi askeri liderleriyle düzenli olarak çalışıyor. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ayrıca, Suudi halkının savunma gereksinimlerini karşılayan modern ve yenilikçi bir askeri güç oluşturmaya odaklanıyor” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan’daki sivil ve hayati tesisler, balistik füzeler ve İran yapımı dronlar aracılığıyla yüzlerce Husi saldırısına maruz kaldı.
ABD’li General, “ABD Merkez Komutanlığı, şu anda diğer teknolojik girişimlerin yanı sıra füzelere ve insansız hava araçlarına karşı entegre bir hava savunma sistemi oluşturmak için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyor” dedi.
İran’ın insansız hava araçları geliştirmesi, Tahran’ı Lübnan Hizbullah’ı, Gazze Şeridi’ndeki Filistin gruplar ve Yemen’deki Husi isyancılar gibi Ortadoğu’daki müttefiklerine bu insansız hava araçları sağlamakla ve onları Körfez’deki ABD güçlerini ve nakliye trafiğini hedef almak için kullanmakla suçlayan ABD ve İsrail’i endişelendiriyor.
Bu çerçevede General Jacqueline, “Suudi liderliğinin katılımı, bölgedeki farklı ortaklarla tüm savaş alanlarında çeşitli çok taraflı tatbikatlar planlamak, bunlara ev sahipliği yapmak ve katılmak için her zaman gerekli olmuştur. Aynı şekilde Prens Sultan Hava Üssü, ABD Lojistik Komutanlığı için de önemli bir yerdir” dedi.
General Jacqueline Van Ovost ayrıca, Suudi Arabistan Krallığı ile genişlemeye devam eden, daha fazla çeşitlendirmeye, lojistik esnekliğe ve artan ekonomik büyümeye olanak tanıyan lojistik iş birliğine minnettarlığını ifade ederken, “Askeri ortaklıklarımız için geleceğin neler getireceğini görmekten heyecan duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Tehditlere ve fırsatlara ilişkin daha doğru ortak anlayış
Ortadoğu’da artan tehditler ve bunun ABD müttefikleri üzerindeki etkisi çerçevesinde General, “Şu anda yaptığım ziyaretler, her iki ülkenin ulusal güvenlik çıkarlarına fayda sağlayan kalıcı ilişkiler kuruyor. ABD Ulusal Savunma Stratejisi, maksimum etkiyi elde etmek için güçlerimizi geliştirmeyi ve bütünleştirmeyi gerektiren entegre caydırıcılık üzerine odaklanmaktadır. Müttefiklerimiz ve ortaklarımız, ortak yeteneklerimizi kullanarak ortak hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan kalıcı bir güç olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
ABD’nin müttefiklerinin güvenliğine olan bağlılığını dile getiren General Ovost, “Müttefiklerimizin ve ortaklarımızın güvenliğini, İran’dan gelenler gibi dış tehditlere karşı güçlendirmeye kararlıyız. ABD Merkez Komutanlığı, yakın zamanda tehdit ve fırsatların daha doğru olarak ortak bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için insanlı ve insansız kara, hava ve deniz sensör sistemlerinden toplanan verilerden yararlanmak üzere müttefikler ve bölgesel ortaklarla entegre çok sayıda görev gücü oluşturdu. Birlikte çalışarak, bu tür tehditleri caydırmak ve üstesinden gelmek için harika yeteneklerimizi ve yenilikçi yöntemlerimizi birleştirebiliriz” dedi.

Bölgesel güvenliği sağlamak için ortaklık
ABD Ordusu Ulaştırma Komutanı, ülkesinin ortaklıklarının bölgesel istikrara ulaşmak için gerekli olduğunu söylerken, “ABD ordusunun, dronların oluşturduğu artan tehditlere karşı koymak için bölgedeki ortaklarımızla yakın işbirliği içinde çalışan çok sayıda görev gücü var. Veri toplama ve yenilikçi yöntemlerle kullanma, ABD ordusu ile ortak ülkelerimiz arasında güçlendirilen birçok öncelikten sadece birkaçıdır. Yapılacak daha çok iş var. Güçlü ilişkilerimizi geliştirmeyi ve bölgesel istikrarı sağlamak için ivmeyi hızlandırmayı dört gözle bekliyoruz. Böylece bölgesel tehditleri ve zorlukları birlikte aşabiliriz” dedi.

Hızlı ve etkin bir şekilde hareket etmek için lojistik anlaşmalar
General Ovost, herhangi bir küresel krize hızla yanıt verme yeteneğinin, müttefikler ve ortaklarla olan güçlü ilişkilere bağlı olduğuna inanıyor. Bu çerçevede yetkili, “Ülkelerinde kalkış ve iniş yapabilmek, deniz limanlarından ve kara ulaşım ağlarından faydalanabilmek, kuvvet konuşlandırma ve sürdürme yeteneğimiz açısından kritik önem taşıyor. ABD’nin dünya genelinde oluşturduğu müttefikler ve ortaklar ağına ve ortaya çıkan herhangi bir acil duruma yanıt vermek üzere bu ağı etkili ve topluca kullanma yeteneğimize güveniyorum. Bu tür ziyaretler, bu ağı destekleyen ilişkilerin güçlendirilmesine yardımcı olur” dedi.
General Jacqueline Van Ovost, “Orta Doğu bölgesindeki birçok ortakla olan güçlü ilişkilerden de faydalanıyoruz. Bölgesel ve küresel tehditlerin ortaya çıkardığı zorlukların üstesinden gelmek ve ülkelerimizi bu tehditlere karşı etkili bir şekilde ele alıp koruyabilmek için birlikte çalışıyoruz. Ortaklıklarımızı geliştirmeye devam etmemiz ve birlikte daha esnek çalışabileceğimiz yollar bulmamız gerekiyor. Önemli ortaklarımızla lojistik anlaşmaların imzalanması ve uygulanması, yeteneklerimizi ve birlikte çalışabilirliğimizi artırıyor” şeklinde konuştu.
“Bölgesel ulaşım bağlantılarını geliştirmeye yönelik Suudi-ABD girişimi, İran ve vekillerinden gelen artan tehdide karşı koymaya yardımcı oluyor” diyen General, Suudi Arabistan’ın Körfez İşbirliği Konseyi’ne (KİK) verdiği desteği ve ortak bir ağ kurma konusundaki cömert mali desteğini takdirle karşıladıklarını vurguladı.

Gelecekteki savaş tehditleriyle mücadele için inovasyon
General Jacqueline Van Ovost, geleceğin farklı ve alışılmadık görünen savaşlarında, bölgedeki karmaşıklığın çok boyutlu ve çok ortaklı çözümler gerektirdiğine dikkati çekti. General, “Ancak kesin olan bir şey var ki, birlikte çalıştığımızda daha güçlüyüz. Bu nedenle ana müttefiklerimiz ve ortaklarımızla ilişkilerimizi ve yeteneklerimizi derinleştirmeye devam etmeliyiz. Teknolojik icatlardan ve düşünce, kavram ve süreçlerdeki icatlardan yararlanmak için birlikte çalışmaya devam edersek, tüm operasyon yelpazesinde daha hızlı ve daha verimli hareket edebileceğiz ve rakiplerin ortaya koyduğu zorlukların üstesinden gelebileceğiz” dedi.
Ovost, “ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, insana, ortaklara ve yeniliklere odaklanıyor. Yakın zamanda, uygulama için liderliğe yeni fikirlerin sunulduğu ‘İcat Vahası’ adlı bir icat yarışması düzenlediler. Kazanan Prens Sultan Hava Üssü’nde görevlendirilen ve insansız hava araçlarıyla mücadele için uygulama aşamasında olan küresel bir eğitim sistemi geliştiren genç bir subay oldu” ifadelerini kullandı.
General ayrıca, “Ülkelerimizde, bir araya geldiklerinde Ortadoğu’nun güvenliğine fayda sağlayacak pek çok yenilikçi fikir olduğuna eminim. Savaşın geleceği, siber alanın birçok yönünün yanı sıra ülkelerimizin bu alanda üstünlük sağlama yeteneğini de içeriyor. Ancak gördüğüm kadarıyla, son derece yetenekli personelimizin bu zorlukların üstesinden geleceğinden eminim” açıklamasında bulundu.



Suudi Arabistan’ın ‘koruyucu önlemleri’ ekonomisini savaşın ateşinden korumayı nasıl başardı?

Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın ‘koruyucu önlemleri’ ekonomisini savaşın ateşinden korumayı nasıl başardı?

Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)

ABD ile İran arasındaki savaşın bölgeyi son yılların en şiddetli gerilim dalgalarından birine sürüklediği, Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapanmasına yol açtığı; petrol, nakliye ve sigorta fiyatlarını tırmandırdığı bir dönemde, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Suudi Arabistan’ın kredi notunu ‘A+’ olarak teyit etmesi ve görünümünü ‘durağan’ olarak belirlemesi, temel bir soruyu gündeme getirdi: Suudi Arabistan ekonomisi, krizin tam merkezinde mali sağlamlığını korumayı nasıl başardı?

Söz konusu başarının arkasında yalnızca petrol fiyatlarındaki artışın bulunmadığı; mali ve lojistik tamponların oluşturulması, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji altyapısının geliştirilmesi ve özel sektörün rolünün güçlendirilmesi gibi dış şokları absorbe etme kapasitesini artıran ve yıllar içinde biriken kapsamlı bir reform paketinin yer aldığı belirtiliyor.

Uluslararası finans ve iş dünyası, Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Kurulu’nun Suudi Arabistan ile gerçekleştirdiği 2026 yılı Madde 4 konsültasyonlarına ilişkin bu ay yayınlanacak kapsamlı raporunu beklerken; IMF heyetinin verileri, Suudi Arabistan Merkez Bankası rakamları ve ödemeler dengesi raporları, ülke ekonomisinin son yılların en zorlu jeopolitik sınavlarından birini nasıl başarıyla atlattığını ortaya koyuyor.

Alternatif arterler

Tahran’ın, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapattığını açıklamasıyla, birçok kesim Körfez’deki petrol ihracatının büyük ölçüde felce uğrayacağını öngörmüştü. Ancak Suudi Arabistan, petrolünü boğazdan uzak güzergahlardan güvenli bir şekilde ihraç etmesini sağlayacak entegre bir sistemi onlarca yıl öncesinden inşa ederek bu senaryoya hazırlıklı olduğunu gösterdi.

FVTBY
Suudi Arabistan’ın başkentinin havadan görünümü (Reuters)

Bu strateji kapsamında, petrolü Kızıldeniz’deki Yanbu limanlarına taşıyan Doğu-Batı boru hattının geliştirilip kapasitesinin artırılmasının yanı sıra, dünya genelindeki kilit pazarlarda stratejik depolama merkezleri kuruldu ve küresel ölçekte en büyük yedek üretim kapasitesi muhafaza edildi.

Kriz patlak verdiğinde ise bu sistem, Saudi Aramco’nun ihracat taahhütlerini eksiksiz yerine getirmeye devam etmesini sağladı. Boru hattı üzerinden sevkiyatı destekleyen, yurt dışı stoklardan yararlanan ve yedek üretim kapasitesinin bir kısmını devreye sokan şirket; sevkiyatlardaki düşüşü sınırlandırarak boğazın kapatılmasının Suudi petrol akışı üzerindeki etkisini asgariye indirdi.

Enflasyon neden düşük seviyede kaldı?

Savaşın küresel ölçekte petrol, nakliye ve deniz sigortası fiyatlarını artırmasına rağmen, bu şokun yerel ekonomiye yansıması diğer birçok ülkeye kıyasla sınırlı kaldı.

Bu durumun; tedarik zincirlerinin etkinliği, riyalin dolara çıpalı döviz kurunun istikrarlı seyri, temel mallardaki yüksek stratejik stoklar ve piyasa istikrarını koruyan mali ve parasal politikalardan kaynaklandığı belirtiliyor.

Bu doğrultuda IMF, 2026 yılı boyunca ortalama enflasyonun yalnızca yüzde 2,3 civarında gerçekleşmesini bekliyor. Bu oran, gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ekonomiye kıyasla oldukça düşük bir seviyeyi temsil ediyor.

Cari hesap fazlası

İlk bakışta savaşın ülkenin dış dengelerine zarar vermesi beklense de, ilk çeyrek verileri bunun aksini ortaya koydu. Cari işlemler hesabı, 2025 yılının son çeyreğindeki 8,2 milyar dolarlık açığa kıyasla, yaklaşık iki yıllık açığın ardından kaydedilen ilk fazla olarak 4,1 milyar dolar fazla verdi.

Söz konusu dönüşüm, iki yönlü bir dengenin sonucu olarak gerçekleşti. Yaşanan aksaklıklar nedeniyle ihraç edilen petrol miktarı gerilerken, yükselen fiyatlar bu düşüşün büyük bir kısmını telafi etti. Bu süreçte, nakliye kesintileri sebebiyle ithalat yavaşlarken, ülke içindeki ziyaretçi harcamalarının artmasıyla seyahat dengesi de iyileşme gösterdi.

İstikrarı güçlendiren araçlar

Ekonominin dayanıklılığını artıran tek unsur cari işlemler fazlası olmadı; aynı zamanda Suudi Arabistan’ın krize hazırlıklı girmesini sağlayan bir dizi mali araç da bu süreci destekledi. Veriler, ülkenin kriz dönemine istikrarı korumaya yardımcı olan güçlü finansal enstrümanlar ve faktörlerle girdiğini gösteriyor. Bu faktörler şu şekilde sıralanıyor:

- Dış varlıkların yeniden yapılandırılması: Kamu kurumlarının ve Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) yatırım faaliyetleri, 2026’nın ilk çeyreğinde yabancı varlıkların nakde çevrilmesinde tarihi bir artışa sahne oldu. Satılan ve transfer edilen varlıkların değeri, 2025’in son çeyreğindeki 4 milyar dolarlık seviyeye kıyasla yüzde 460’lık bir artışla yaklaşık 22,6 milyar dolara ulaştı. Bu keskin büyüme, dış likiditenin yurt içine yönlendirilmesinde hızlanan bir tempoya işaret ediyor.

- Rezerv varlıkların istikrarı: Kamu kurumlarının dış varlıklarını nakde çevirme oranındaki sıçramaya karşılık, Suudi Arabistan Merkez Bankası nezdindeki rezerv varlıklar güçlü ve dengeli seviyesini korudu. İlk çeyrek sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 9,32 artışla 1,862 trilyon riyale (yaklaşık 496,5 milyar dolar) ulaşan bu rezervler, finansman rollerinin etkin dağılımını gözler önüne serdi. Kamu kurumları, yerel projeleri finanse etmek için resmi döviz rezervlerinden doğrudan çekim yapmak yerine, yatırım portföylerini döndürmeyi ve dış varlıklarının bir kısmını nakde çevirmeyi tercih ederek ülkenin mali güvenlik kalkanını ve küresel kredi itibarını güçlendirdi.

- Kredi değerliliği: Ödemeler dengesi ve rezerv varlık hacmindeki bu göstergeler, doğrudan ülkenin egemen kredi notuna yansıdı. Önde gelen küresel kredi derecelendirme kuruluşları, 2026 yılı değerlendirmelerinde Suudi Arabistan ekonomisinin yapısal gücünü ve bölgesel jeopolitik şoklara karşı yüksek direncini teyit etti. Fitch ve S&P, ülkenin kredi notunu ‘A+’ seviyesinde ve görünümünü ‘durağan’ olarak teyit ederken, Moody’s yüksek notu olan ‘Aa3’ü korudu. Yayınlanan raporlara göre bu değerlendirmeler; dış ödemeleri benzer nota sahip ülkelerin ortalamasının üzerinde, uzun süreler boyunca karşılayabilen güçlü net egemen dış varlıklara, rezervlere, petrol dışı faaliyetlerin proaktif esnekliğine ve Vizyon 2030 projelerini temel rezerv korumasına zarar vermeden fonlayabilme kabiliyetine dayanıyor.

- Proaktif finansman: Hükümet, kriz tırmanmadan önce, ocak ayında Ulusal Borç Yönetimi Merkezi tarafından açıklandığı üzere, güçlü kredi pozisyonunu ve düşük kamu borcu seviyesini (GSYİH’nin yüzde 34,4’ü) kullanarak ilk çeyrekte 13 milyar dolarlık dış finansman sağladı. Ayrıca, ülkenin yüksek kredi tavanından yararlanan büyük Suudi bankaları, ticari krediler ve tahviller aracılığıyla yaklaşık 14 milyar dolarlık ek kaynak güvence altına alındı. Böylece yerleşiklerin yurt dışından toplam borçlanması 27 milyar dolara yükseldi.

- Yatırım akışları: Yatırım sektöründe, küresel kurumların güveni yabancı yatırım akışının sürmesiyle tescillendi. Jeopolitik gerilim dönemlerinde ekonomilerde genellikle görülen sermaye çıkışının aksine, Suudi finans piyasasında yabancı sermaye kaçışı yaşanmadı. Yerleşik olmayan yatırımcılar, 2026’nın ilk yarısında Suudi hisse senetlerinde net 2,4 milyar dolarlık alım gerçekleştirmeye devam etti ve toplam hisse sahiplikleri 110 milyar dolar sınırının üzerinde seyretti. Bu duruma, ilk çeyrekte net 1,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen ve Vizyon 2030’un reformlarına yönelik artan piyasa güveniyle desteklenen doğrudan yabancı yatırım akışlarındaki olağanüstü esneklik eşlik etti.

- Bankacılık sektörü: Bankacılık sektörünün sağlamlığı, ekonominin gerilim sürecini atlatma kabiliyetini pekiştirdi. Suudi bankaları yüksek sermaye ve likidite seviyelerini korurken, özel sektöre yönelik kredi büyümesinin devam etmesi, küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen şirketler ve projeler için gerekli finansmanı sağladı. IMF, finansal sektörün sıhhatinin kriz sırasında ekonomik istikrarı destekleyen temel sütunlardan birini oluşturduğunu belirtiyor.

Vizyon 2030 neleri değiştirdi?

Reformların başarısını ölçmenin belki de en iyi yolu, varsayımsal bir soru ortaya koymaktır: Mevcut kriz, Vizyon 2030 hamlesi başlatılmadan önce yaşansaydı ne olurdu? O dönemde ekonomi büyük ölçüde petrol gelirlerine bağımlı durumdaydı; finansman ve likidite yönetimi araçları çok daha sınırlı seviyedeydi ve petrol dışı faaliyetlerin katkısı bugünküne kıyasla oldukça düşüktü. Bugün ise ekonomi; petrol dışı gelirler, yerel ve uluslararası borç piyasaları, bankacılık sektörü, PIF gibi unsurların yanı sıra yüksek nakit rezervleri ve gelişmiş lojistik altyapıyı içeren çok daha çeşitli bir sisteme dayanıyor. Bu entegre yapı, Suudi Arabistan’a küresel şokları büyük bir sarsıntı yaşamadan absorbe etmesini sağlayan güçlü bir güvenlik ağı sunuyor.

IMF’nin değerlendirmesi

IMF’nin 2026 yılı heyet kapanış açıklaması, Suudi Arabistan ekonomisinin olumlu göstergelerini tescilledi. IMF, ülke ekonomisinin dışsal değişkenler karşısında yüksek bir uyum esnekliği ve net bir direnç sergilediğini vurguladı. Açıklamada bu istikrar; ulusal ekonominin yapısal gücüne, lojistik altyapının gelişimine, üretim tabanının ve petrol dışı faaliyetlerin sürekli çeşitlenmesine bağlandı.

DFRGTHY
Suudi Arabistan Maliye Bakanı, IMF Bahar Toplantıları’nda IMF Genel Direktörü ile bir araya geldi. (IMF)

Diğer taraftan IMF, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026 yılı büyüme tahminini bir önceki öngörüsüne kıyasla 0,3 puan düşürerek yüzde 1,7’ye çekerken, 2027 yılı beklentisini ise yüzde 5,5’e yükseltti.

Bu aşağı yönlü revizyonun ekonomideki bir zayıflıktan ziyade bölgesel konjonktürün etkilerini yansıttığı belirtiliyor. Öyle ki, ekonomi 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 3 büyüme kaydetmiş olsa da, jeopolitik gerilimlerin sürmesi ile nakliye ve sigorta maliyetlerindeki artışın yılın geri kalanında faaliyet hızını etkileyebileceği öngörülüyor.

Devam eden zorluklar

Mali ve lojistik tamponların gücüne rağmen, bölgesel gerilimlerin uzun süre devam etmesinin beraberinde ek zorluklar getirebileceği belirtiliyor. Bu zorluklar arasında nakliye ve sigorta maliyetlerinin artması, küresel ticaretin yavaşlaması ve bazı yatırımların ertelenme olasılığı yer alıyor. Ayrıca, enerji ve lojistik maliyetlerinin yüksek seviyelerde seyretmeye devam etmesi halinde, büyük ölçekli projeler üzerinde de baskı oluşabileceği öngörülüyor. Bu gerekçelerle IMF, önümüzdeki yıllarda büyümenin sürdürülebilmesi için yapısal reformlara devam edilmesinin, özel sektörün katkısının artırılmasının ve verimliliğin güçlendirilmesinin temel faktörler olmaya devam edeceğini vurguluyor.

Esneklik bir ekonomi politikası haline geldi

Geçtiğimiz aylarda yaşanan deneyim, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya kaldığı durumun yalnızca bir petrol krizi ya da geçici bir jeopolitik sınav olmadığını, aksine ekonominin şokları yönetme kabiliyetine yönelik kapsamlı bir test olduğunu ortaya koyuyor. Cari işlemler dengesinde fazla verilmesi, dış varlıkların yeniden yapılandırılması, güçlü rezervlerin korunması, düşük maliyetli finansman temini ve yatırım akışlarının kesintisiz sürmesi gibi gelişmelerin eş zamanlı gerçekleşmesi; egemen likidite yönetiminin krizlere verilen geçici bir tepki olmaktan çıkıp entegre bir ekonomik stratejinin parçası haline geldiğini gösteriyor.

SDCFRGTH
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Riyad’da Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde düzenlediği konferansa katılan bir kişi (Turki el-Ukayli)

IMF’nin nihai raporu beklenirken, Suudi Arabistan’ın bu deneyimden çıkardığı mesaj oldukça net: Ekonomik esnekliğe yapılan yatırımlar, jeopolitik ve ekonomik şokların giderek arttığı günümüz dünyasında ülkenin en önemli ve belki de en değerli egemen varlıklarından biri haline gelmiş durumda.


Suudi Arabistan-İtalya görüşmelerinde son gelişmeler, seyrüsefer özgürlüğü ve iki devletli çözüm ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan-İtalya görüşmelerinde son gelişmeler, seyrüsefer özgürlüğü ve iki devletli çözüm ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, dün yaptıkları görüşmede bölgedeki son gelişmeleri ve deniz ulaşımının güvenliği ile serbest dolaşımın önemini ele aldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Prens Faysal bin Ferhan'ın Tajani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde iki bakan, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve adil, kalıcı bir barışa ulaşılması için yürütülen uluslararası çabaları da değerlendirdi.

Görüşmede ayrıca Riyad ile Roma arasındaki ikili ilişkiler ve bu ilişkilerin geliştirilmesine yönelik adımlar ele alındı.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Şeyh Hamad bin Halife'nin vefatı nedeniyle Katar Emiri'ne taziyelerini iletti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Şeyh Hamad bin Halife'nin vefatı nedeniyle Katar Emiri'ne taziyelerini iletti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, bugün (pazartesi) Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile telefonda görüştü.

Veliaht Prens, görüşmede Şeyh Hamad bin Halife Al Sani'nin vefatı dolayısıyla Katar Emiri'ne taziye ve başsağlığı dileklerini iletti.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ise, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a samimi kardeşlik duygularını yansıtan taziye mesajı ve destekleri dolayısıyla teşekkür etti.