ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu… Dronelar ile mücadelede entegre sistem kurmaya yönelik Suudi-ABD iş birliği gelişiyor

ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu; “İran tehditlerine karşı müttefiklerimizin güvenliğini güçlendirmeye kararlıyız”

ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
TT

ABD’li General Ovost, Şarku’l Avsat’a konuştu… Dronelar ile mücadelede entegre sistem kurmaya yönelik Suudi-ABD iş birliği gelişiyor

ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)
ABD’li General Jacqueline Van Ovost (Şarku’l Avsat)

ABD ordusunda Ulaştırma Sektörü Komutanı General Jacqueline Van Ovost, ABD’nin Suudi Arabistan’la ilişkilerinin sağlam olduğunu ve on yıllarca sürdüğünü söylerken, Ortadoğu’da sürekli güvenlik ve istikrarın köşe taşını temsil ettiğini açıkladı.
Ovost, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, ABD Merkez Komutanlığının şu anda diğer teknolojik girişimlerin yanı sıra füzelere ve insansız hava araçlarına karşı entegre bir hava savunma sistemi kurmak için Suudi Arabistan Krallığı ile birlikte çalıştığını belirtti.
Bu pozisyonda ilk kez Riyad’a ziyarette bulunan yetkili, ziyaretinin Suudi Arabistan ve ABD’nin ulusal çıkarlarının yanı sıra güvenlik hedefleri doğrultusunda Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile güçlü ilişkileri güçlendirmeye odaklandığını ifade etti. General Ovost ayrıca, ortak tedbirleri caydırmaktan, gelecekteki savaşlarla mücadele etmenin yollarından ve diğer konulardan bahsetti.

İşte röportajın ayrıntıları;

Ortak zorluklar görüşüldü
General Jacqueline Van Ovost, ABD Ordusu Ulaştırma Komutanı olarak bölgeye ve Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaretin ortak zorlukları ele almaya odaklandığını belirtti. Ovost, “Önce Suudi mevkidaşlarıma misafirperverlikleri için teşekkür etmeme izin verin. Bu, ABD Lojistik Komutanlığı komutanı olarak bölgeye ve Suudi Arabistan’a ilk ziyaretim. Gerçekten büyük bir onur. Birlikte oturup ortak sorunlarımızı tartıştığımızda ve ardından sorunu karşılıklı şekilde anlayarak harekete geçtiğimizde ilerleme kaydedildiğini biliyorum. Başta lojistik hizmetlerin önemi olmak üzere bu önemli bölgesel güvenlik görüşmeleri, birbirini desteklemeye devam etmek için ortak bir zemin sağlıyor” dedi.
General Ovost, “Ziyarette, ABD Ulaştırma Komutanlığı ile Suudi Savunma Bakanlığı arasındaki güçlü ilişki, Suudi Arabistan ve ABD’nin çıkarları ve güvenlik hedefleri doğrultusunda anlaşmaların yürürlükte kalması sağlanarak güçlendirildi. ABD ile Suudi Arabistan arasında bölgede uzun süredir devam eden güçlü ortaklık, iki ülkemiz için de faydalı olmuştur ve olmaya devam edecektir” açıklamasında bulundu.

Hava savunma sistemi
General Jacqueline Van Ovost, ABD’nin Suudi Arabistan ile onlarca yıllık askeri ilişkilerini ‘sağlam’ olarak tanımlarken, “Doksanların başındaki Birinci Körfez Savaşı’nda yan yana savaştık. Ortaklığımız Ortadoğu’da sürekli güvenlik ve istikrarın köşe taşı olduğu için ilişkimiz, bugün de eskisi kadar önemli” dedi.
Ovost, “ABD Merkez Komutanlığı’ndan stratejik planlamacılar sık ​​sık Suudi Arabistan’a seyahat ediyor ve Suudi askeri liderleriyle düzenli olarak çalışıyor. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ayrıca, Suudi halkının savunma gereksinimlerini karşılayan modern ve yenilikçi bir askeri güç oluşturmaya odaklanıyor” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan’daki sivil ve hayati tesisler, balistik füzeler ve İran yapımı dronlar aracılığıyla yüzlerce Husi saldırısına maruz kaldı.
ABD’li General, “ABD Merkez Komutanlığı, şu anda diğer teknolojik girişimlerin yanı sıra füzelere ve insansız hava araçlarına karşı entegre bir hava savunma sistemi oluşturmak için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyor” dedi.
İran’ın insansız hava araçları geliştirmesi, Tahran’ı Lübnan Hizbullah’ı, Gazze Şeridi’ndeki Filistin gruplar ve Yemen’deki Husi isyancılar gibi Ortadoğu’daki müttefiklerine bu insansız hava araçları sağlamakla ve onları Körfez’deki ABD güçlerini ve nakliye trafiğini hedef almak için kullanmakla suçlayan ABD ve İsrail’i endişelendiriyor.
Bu çerçevede General Jacqueline, “Suudi liderliğinin katılımı, bölgedeki farklı ortaklarla tüm savaş alanlarında çeşitli çok taraflı tatbikatlar planlamak, bunlara ev sahipliği yapmak ve katılmak için her zaman gerekli olmuştur. Aynı şekilde Prens Sultan Hava Üssü, ABD Lojistik Komutanlığı için de önemli bir yerdir” dedi.
General Jacqueline Van Ovost ayrıca, Suudi Arabistan Krallığı ile genişlemeye devam eden, daha fazla çeşitlendirmeye, lojistik esnekliğe ve artan ekonomik büyümeye olanak tanıyan lojistik iş birliğine minnettarlığını ifade ederken, “Askeri ortaklıklarımız için geleceğin neler getireceğini görmekten heyecan duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Tehditlere ve fırsatlara ilişkin daha doğru ortak anlayış
Ortadoğu’da artan tehditler ve bunun ABD müttefikleri üzerindeki etkisi çerçevesinde General, “Şu anda yaptığım ziyaretler, her iki ülkenin ulusal güvenlik çıkarlarına fayda sağlayan kalıcı ilişkiler kuruyor. ABD Ulusal Savunma Stratejisi, maksimum etkiyi elde etmek için güçlerimizi geliştirmeyi ve bütünleştirmeyi gerektiren entegre caydırıcılık üzerine odaklanmaktadır. Müttefiklerimiz ve ortaklarımız, ortak yeteneklerimizi kullanarak ortak hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan kalıcı bir güç olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
ABD’nin müttefiklerinin güvenliğine olan bağlılığını dile getiren General Ovost, “Müttefiklerimizin ve ortaklarımızın güvenliğini, İran’dan gelenler gibi dış tehditlere karşı güçlendirmeye kararlıyız. ABD Merkez Komutanlığı, yakın zamanda tehdit ve fırsatların daha doğru olarak ortak bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için insanlı ve insansız kara, hava ve deniz sensör sistemlerinden toplanan verilerden yararlanmak üzere müttefikler ve bölgesel ortaklarla entegre çok sayıda görev gücü oluşturdu. Birlikte çalışarak, bu tür tehditleri caydırmak ve üstesinden gelmek için harika yeteneklerimizi ve yenilikçi yöntemlerimizi birleştirebiliriz” dedi.

Bölgesel güvenliği sağlamak için ortaklık
ABD Ordusu Ulaştırma Komutanı, ülkesinin ortaklıklarının bölgesel istikrara ulaşmak için gerekli olduğunu söylerken, “ABD ordusunun, dronların oluşturduğu artan tehditlere karşı koymak için bölgedeki ortaklarımızla yakın işbirliği içinde çalışan çok sayıda görev gücü var. Veri toplama ve yenilikçi yöntemlerle kullanma, ABD ordusu ile ortak ülkelerimiz arasında güçlendirilen birçok öncelikten sadece birkaçıdır. Yapılacak daha çok iş var. Güçlü ilişkilerimizi geliştirmeyi ve bölgesel istikrarı sağlamak için ivmeyi hızlandırmayı dört gözle bekliyoruz. Böylece bölgesel tehditleri ve zorlukları birlikte aşabiliriz” dedi.

Hızlı ve etkin bir şekilde hareket etmek için lojistik anlaşmalar
General Ovost, herhangi bir küresel krize hızla yanıt verme yeteneğinin, müttefikler ve ortaklarla olan güçlü ilişkilere bağlı olduğuna inanıyor. Bu çerçevede yetkili, “Ülkelerinde kalkış ve iniş yapabilmek, deniz limanlarından ve kara ulaşım ağlarından faydalanabilmek, kuvvet konuşlandırma ve sürdürme yeteneğimiz açısından kritik önem taşıyor. ABD’nin dünya genelinde oluşturduğu müttefikler ve ortaklar ağına ve ortaya çıkan herhangi bir acil duruma yanıt vermek üzere bu ağı etkili ve topluca kullanma yeteneğimize güveniyorum. Bu tür ziyaretler, bu ağı destekleyen ilişkilerin güçlendirilmesine yardımcı olur” dedi.
General Jacqueline Van Ovost, “Orta Doğu bölgesindeki birçok ortakla olan güçlü ilişkilerden de faydalanıyoruz. Bölgesel ve küresel tehditlerin ortaya çıkardığı zorlukların üstesinden gelmek ve ülkelerimizi bu tehditlere karşı etkili bir şekilde ele alıp koruyabilmek için birlikte çalışıyoruz. Ortaklıklarımızı geliştirmeye devam etmemiz ve birlikte daha esnek çalışabileceğimiz yollar bulmamız gerekiyor. Önemli ortaklarımızla lojistik anlaşmaların imzalanması ve uygulanması, yeteneklerimizi ve birlikte çalışabilirliğimizi artırıyor” şeklinde konuştu.
“Bölgesel ulaşım bağlantılarını geliştirmeye yönelik Suudi-ABD girişimi, İran ve vekillerinden gelen artan tehdide karşı koymaya yardımcı oluyor” diyen General, Suudi Arabistan’ın Körfez İşbirliği Konseyi’ne (KİK) verdiği desteği ve ortak bir ağ kurma konusundaki cömert mali desteğini takdirle karşıladıklarını vurguladı.

Gelecekteki savaş tehditleriyle mücadele için inovasyon
General Jacqueline Van Ovost, geleceğin farklı ve alışılmadık görünen savaşlarında, bölgedeki karmaşıklığın çok boyutlu ve çok ortaklı çözümler gerektirdiğine dikkati çekti. General, “Ancak kesin olan bir şey var ki, birlikte çalıştığımızda daha güçlüyüz. Bu nedenle ana müttefiklerimiz ve ortaklarımızla ilişkilerimizi ve yeteneklerimizi derinleştirmeye devam etmeliyiz. Teknolojik icatlardan ve düşünce, kavram ve süreçlerdeki icatlardan yararlanmak için birlikte çalışmaya devam edersek, tüm operasyon yelpazesinde daha hızlı ve daha verimli hareket edebileceğiz ve rakiplerin ortaya koyduğu zorlukların üstesinden gelebileceğiz” dedi.
Ovost, “ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, insana, ortaklara ve yeniliklere odaklanıyor. Yakın zamanda, uygulama için liderliğe yeni fikirlerin sunulduğu ‘İcat Vahası’ adlı bir icat yarışması düzenlediler. Kazanan Prens Sultan Hava Üssü’nde görevlendirilen ve insansız hava araçlarıyla mücadele için uygulama aşamasında olan küresel bir eğitim sistemi geliştiren genç bir subay oldu” ifadelerini kullandı.
General ayrıca, “Ülkelerimizde, bir araya geldiklerinde Ortadoğu’nun güvenliğine fayda sağlayacak pek çok yenilikçi fikir olduğuna eminim. Savaşın geleceği, siber alanın birçok yönünün yanı sıra ülkelerimizin bu alanda üstünlük sağlama yeteneğini de içeriyor. Ancak gördüğüm kadarıyla, son derece yetenekli personelimizin bu zorlukların üstesinden geleceğinden eminim” açıklamasında bulundu.



Suudi Arabistan ve Rusya: ‘Petrol varilinin’ ötesine geçen ve küresel ekonomik dengeyi kuran stratejik ortaklık

Suudi Arabistan ve Rusya: ‘Petrol varilinin’ ötesine geçen ve küresel ekonomik dengeyi kuran stratejik ortaklık
TT

Suudi Arabistan ve Rusya: ‘Petrol varilinin’ ötesine geçen ve küresel ekonomik dengeyi kuran stratejik ortaklık

Suudi Arabistan ve Rusya: ‘Petrol varilinin’ ötesine geçen ve küresel ekonomik dengeyi kuran stratejik ortaklık

Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler, enerji piyasalarındaki geleneksel iş birliği çerçevesini aşarak yatırım, teknoloji, sanayi ve uzay alanlarını da kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa doğru ilerleyen stratejik bir dönüşüm sürecine girdi. Bu gelişme, iki ülke arasında artan koordinasyonun küresel ekonomi dengeleri içindeki etkisini güçlendirirken, son derece dalgalı bir jeopolitik ortamda enerji piyasalarına daha fazla istikrar kazandırıyor.

İkili ilişkilerdeki bu ivme, Suudi Arabistan’ın St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda ana onur konuğu olarak öne çıktığı bir döneme denk geldi. Bu durum, Riyad’ın büyük uluslararası ekonomik etkinliklerdeki güçlü varlığını ortaya koyarken, aynı zamanda Riyad ile Moskova arasındaki karşılıklı güven düzeyini de teyit etti. Forum, yatırım, teknoloji ve sanayi alanlarında iş birliğini daha da genişletecek çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptının imzalanmasına zemin hazırlayarak, ortaklığın daha stratejik bir seviyeye taşınmasına katkı sağladı.

Ekonomi uzmanlarına göre Suudi-Rus ortaklığı artık yalnızca iki ülke arasındaki sınırlı bir ilişki olmaktan çıkmış durumda. Bu ortaklık, özellikle enerji piyasalarında sağladığı istikrar ve ekonomik çeşitlendirme çabalarına verdiği destekle, uluslararası ekonomik sistemde dengeleyici bir unsur haline geldi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu şekilde petrol dışı sektörlerin payını artırma ve bilgi transferini yerelleştirme hedeflerine de katkı sunuyor.

Bu bağlamda, Suudi Arabistan Şura Meclisi üyesi Fadl bin Saad el-Buaynin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın son yıllarda ekonomik ilişkilerini denge ve farklı küresel ekonomik güçlere açıklık ilkeleri temelinde yeniden şekillendirdiğini belirtti. El-Buaynin, Rusya’nın enerji piyasalarındaki ağırlığı nedeniyle önemli bir ortak olduğunu, bu nedenle Moskova ile iş birliğinin güçlendirilmesinin iki ülkenin çıkarlarına hizmet eden ve küresel piyasa istikrarını artıran stratejik bir tercih olduğunu ifade etti.

El-Buaynin, Riyad ile Moskova arasındaki koordinasyonun gerek ikili düzeyde gerekse OPEC+ ittifakı çerçevesinde petrol piyasalarında belirgin bir denge sağladığını ve jeopolitik gerilimlerin yol açtığı sert dalgalanmaları azalttığını vurguladı. Bu iş birliği modelinin yalnızca enerji sektöründe değil, daha geniş ekonomik ve kalkınma alanlarında da etkinliğini kanıtladığını söyledi.

Son dönemde St. Petersburg Ekonomi Forumu kapsamında üzerinde uzlaşılan başlıca iş birliği alanlarının ekonomi, enerji, gıda güvenliği, savunma sanayii ve teknoloji olduğunu belirten el-Buaynin, ayrıca iki ülke arasında seyahat ve hareketliliğin kolaylaştırılmasına yönelik önemli anlaşmaların da hayata geçirildiğini kaydetti.

Madencilik, teknoloji ve uzay alanlarının ikili iş birliğinde temel sütunlar olduğuna dikkat çeken el-Buaynin, bu alanların her iki taraf için de stratejik önem taşıdığını ifade etti. Madencilik sektörünün Suudi Arabistan’da en gelecek vaat eden alanlardan biri olduğunu ve ekonomik çeşitlendirme hedefleri kapsamında öncelik taşıdığını belirterek, bu alanın Rusya ile ortak çalışma için önemli bir kesişim noktası oluşturduğunu söyledi. Ayrıca yapay zekâ, dijital dönüşüm ve uzay teknolojileri gibi teknik iş birliği alanlarının da Vizyon 2030 çerçevesinde yüksek değerli geleceğin sektörleri arasında yer aldığını vurguladı.

El-Buaynin, anlaşmalar aşamasından uygulama sürecine geçişin önemine dikkat çekerek, bu mutabakatların hayata geçirilmesindeki kararlılığın somut ekonomik etkiler yaratacağını ve önümüzdeki dönemde iş birliğine daha fazla ivme kazandıracağını, bunun da iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendireceğini ifade etti.

Nitelikli ikili iş birliği

Suudi Arabistan’ın güneyindeki Cizan’da bulunan eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başen, Suudi Arabistan ile Rusya arasında ikili iş birliğinin mümkün olan en üst seviyeye çıkarılmasına yönelik giderek artan bir eğilim bulunduğunu belirterek, bunun nitelikli bir ekonomi ve sanayi entegrasyonu için sağlam bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Başen, bu sürecin aynı zamanda bölgede ve Avrupa’da yaşanan jeopolitik zorluklara karşı ortak bir yol haritası oluşturduğunu, bunun da bölgesel ve küresel düzeyde daha fazla ekonomik istikrarın korunmasına katkı sağladığını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Başen, Riyad ile Moskova arasındaki ilişkilerin son dönemde çeşitli alanlarda hızlanan bir ivme kazandığını, bunun da geçmiş yıllarda imzalanan bir dizi anlaşmanın devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Ayrıca iki ülke arasındaki OPEC+ ittifakı çerçevesindeki düzenli koordinasyonun, küresel enerji piyasalarının istikrarına katkı sunduğunu, özellikle ABD-İran savaşı gibi jeopolitik gerilimlerin etkilerinin hissedildiği bir dönemde bu iş birliğinin öneminin arttığını belirtti. Başen, teknoloji, sanayi, uzay ve uydu teknolojileri alanlarında da iş birliğine yönelik eğilimin güçlendiğini vurguladı.

 cfvcfv
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak ile birlikte St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda (St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu)

Başen’e göre, Vizyon 2030 kapsamında yer alan birçok program, Rusya ile kurulan ortaklıklarla geniş bir uyum ve entegrasyon imkânı buldu. İkili iş birliğinin artık uzun vadeli stratejik bir çizgiye oturduğunu belirten Başen, bunun hem siyasi hem ekonomik boyut taşıdığını ve hızla değişen jeopolitik koşullar içinde yeni bir gerçeklik oluşturduğunu söyledi. Bu sürecin ekonomik çeşitlendirme ve siyasi istikrar açısından daha geniş bir alan açtığını da ifade etti.

Ayrıca Başen, Suudi-Rus Ortak Hükümet Komitesi’nin bugüne kadar toplam değeri 70 milyar doları aşan 70’ten fazla ortak projenin hayata geçirilmesine katkı sağladığını belirtti. St. Petersburg Ekonomi Forumu kapsamında iki ülke arasında imzalanan 13 anlaşma ve mutabakat zaptının, ekonomik çeşitliliği artırma, ortak yatırımları genişletme ve ileri teknoloji transferini yerelleştirme yönünde net bir iradeyi ortaya koyduğunu ifade etti. Başen, bu gelişmelerin iki ülkenin küresel ve bölgesel düzeyde daha güçlü bir konum elde etmesine yardımcı olacağını ve siyasi istikrarı destekleyen daha dengeli uluslararası ilişkilerin inşasına katkı sağlayacağını söyledi.

Riyad ve Moskova ekonomik istikrarı sağlıyor

Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu eski başkanı Mühendis Abdullah el-Mebti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ile Rusya arasında piyasadaki arz-talep dengesini düzenlemek amacıyla üretimin artırılması veya azaltılmasına ilişkin ortak kararlar üzerinden tam ve sürekli bir koordinasyon bulunduğunu, bunun hem üreticilerin hem de tüketicilerin çıkarına uygun adil fiyatların oluşmasını sağladığını ifade etti. El-Mebti, bu iş birliğinin öneminin, iki ülkenin dünyanın en büyük petrol üreticileri ve ihracatçıları arasında yer almasından kaynaklandığını belirtti. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında ekonomik çeşitlendirme, yatırım çekme ve teknoloji transferini yerelleştirme hedeflerinin, Rusya’yı Krallık için uluslararası ilişkilerde dengeli bir yapı kurma çabasında hayati bir ortak haline getirdiğini söyledi.

El-Mebti ayrıca, Suudi-Rus uyumunun petrol fiyatlarında çöküşü ya da ‘kontrolsüz yükselişleri’ önleyen bir güvenlik şemsiyesi oluşturduğunu, iki ülkenin birlikte hareket etmesinin küresel ekonomik durgunluğu engelleyerek enerji arzının güvenli biçimde sürmesini sağladığını ifade etti. Bu koordinasyonun yalnızca enerjiyle sınırlı kalmadığını, küresel ekonomik istikrarı hedefleyen çeşitli ekonomik anlaşmalar yoluyla daha geniş bir çerçeveye yayıldığını da sözlerine ekledi.

Madencilik, teknoloji ve uzay

El-Mebti, madencilik, teknoloji ve uzay alanlarının bugün Suudi-Rus iş birliğinin geleceğini şekillendiren temel sütunlar haline geldiğini belirterek, iki ülkenin ekonomik çeşitlendirmeyi güçlendirmeyi amaçlayan ortak yatırım anlaşmalarını hayata geçirmek için yoğun bir şekilde çalıştığını ifade etti. Bu süreçte bilgi transferine yönelik mutabakatların uygulanması ve iki taraf arasında tedarik zincirlerinin esnekliğinin artırılması da eş zamanlı olarak ilerliyor.

Madencilik sektörüne ilişkin olarak el-Mebti, Rusya’nın özellikle jeolojik etüt ve maden arama faaliyetlerindeki tarihi birikimi ve ileri düzey tecrübesi sayesinde Suudi Arabistan için geniş fırsatlar sunduğunu söyledi. Moskova ile kurulacak ortaklığın, Krallık’taki maden kaynaklarının değerlendirilmesine önemli katkı sağlayacağını ve nadir metaller alanında ortak yatırım imkânlarını genişleteceğini vurguladı. Suudi Arabistan’ın sunduğu büyük ölçekli yatırım fırsatlarının, büyük Rus madencilik şirketleri için de önemli bir çekim merkezi haline geldiğini ifade etti.

Teknoloji alanında ise son gelişmelerin iki ülke arasında özellikle yapay zekâ ve dijital dönüşüm teknolojilerinin entegrasyonuna odaklanan umut verici iş birliği fırsatları oluşturduğunu belirtti. Bu iş birliğinin, Suudi Arabistan’da sanayi ve madencilik sektörlerinin operasyonel verimliliğini ve rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini söyledi. Bu bağlamda el-Mebti, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Rusya Doğrudan Yatırım Fonu arasındaki stratejik ortaklığın önemine dikkat çekerek, bu yapının ileri teknoloji alanlarına yatırım yapmak ve bu teknolojileri yerelleştirmek amacıyla oluşturulmuş özel yatırım fonları aracılığıyla somutlaştığını ifade etti.

Uzay sektörüne ilişkin olarak da el-Mebti, iki ülke arasındaki tarihi iş birliğinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, uzay araştırmalarına yönelik imzalanan anlaşmaların ortak çalışmanın yeni bir çerçevesini oluşturduğunu söyledi. Bu kapsamda Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) ile yürütülen koordinasyonun sürdüğünü, Suudi personelin uzay görevleri için eğitildiğini ve uydu navigasyon sistemlerinin geliştirilmesi ve işletilmesinde teknik ortaklığın devam ettiğini kaydetti.

Yatırımlar ve ticaret

El-Mebti, Riyad ile Moskova arasındaki mevcut ticaret hacminin yaklaşık 4 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın önümüzdeki yıllarda Rusya’dan doğrudan yatırımlar kapsamında yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir sermaye çekmesinin beklendiğini ifade etti. El-Mebti, iki ülkenin bu rakamları yeni ortak projeler aracılığıyla sürekli bir büyüme eğilimine taşımayı hedeflediğini, Suudi-Rus İş Konseyi’nin ise ikili ticaret hacmini önümüzdeki yıllarda 12 milyar dolara çıkarma yönünde stratejik bir hedef belirlediğini söyledi.

El-Mebti değerlendirmesinin sonunda, Riyad ile Moskova arasındaki güçlü iş birliğinin küresel ekonomi ve enerji piyasalarının istikrarı açısından vazgeçilmez bir temel oluşturduğunu vurguladı. Bu koordinasyonun arz ve talep dengesini hassas biçimde koruduğunu belirten el-Mebti, ortaklığın genişletilmesinin gıda güvenliğini güçlendirdiğini, teknoloji ve tarım gibi kritik sektörlerde yatırımların çeşitlenmesine katkı sağladığını ifade etti. Ayrıca bu sürecin, jeopolitik dalgalanmaların iki ülkenin ekonomik büyümesine etkisini azalttığını söyledi. El-Mebti, bu iş birliğinin önemini üç ana başlıkta özetleyerek; bunların ‘enerji piyasalarında istikrarın sağlanması, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi ve petrol dışı yatırımların belirgin şekilde artırılması’ olduğunu kaydetti.

Köklü bir ortaklık

Suudi ekonomist Dr. İbrahim el-Ömer de yaptığı açıklamada, “Riyad ile Moskova arasındaki ortaklık, petrolden öte küresel ekonomik istikrara uzanan bir çerçeveye sahip. Suudi-Rus ilişkisi artık yalnızca petrol variline bağımlı değil, ancak petrol hâlâ bu ilişkinin omurgasını oluşturmakta” ifadelerini kullandı.

El-Ömer, bu ortaklığın operasyonel boyutuna ilişkin değerlendirmesinde, Suudi Arabistan ve Rusya’nın OPEC+ ittifakının iki temel sütunu olarak sekizli grup kararlarını yönlendirdiğini belirtti. 2025 yılı içinde alınan kararlarla üretim kotalarının günlük yaklaşık 3 milyon varil artırıldığını, bunun küresel talebin yaklaşık yüzde 3’üne denk geldiğini ifade eden el-Ömer, bu artışların kademeli, kontrollü ve gerektiğinde durdurulabilir ya da tersine çevrilebilir nitelikte olduğunu söyledi.

Son dönemdeki krizlere de değinen el-Ömer, ABD-İran savaşı sırasında gerilimin arttığını ve mayıs ayında Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik akışlarının bozulduğunu hatırlatarak, üzerinde uzlaşılan üretim artışlarının büyük kısmının Suudi Arabistan ve Rusya tarafından karşılandığını belirtti. Buna göre iki ülke arasındaki koordinasyonun, piyasa dalgalanmalarını sınırlayan, enflasyon baskılarını azaltan ve enerjiye bağımlı ekonomileri jeopolitik şoklardan koruyan bir güvenlik mekanizması işlevi gördüğünü ifade etti.

El-Ömer’e göre bu iş birliğinde ağırlık merkezi giderek klasik emtia ticaretinden sanayi, teknoloji transferi ve bilgi paylaşımına kaymakta. El-Ömer, enerji sektörünün -geleneksel, yenilenebilir ve nükleer tüm boyutlarıyla- halen ön planda olduğunu ancak artık sanayi, madencilik, dijital ekonomi, yapay zekâ ve uzay bilimleri gibi alanlara geniş bir alan açtığını söyledi. Bu çerçevede, Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı’nın Rusya ziyaretinde, 50 bin kilometrekarelik bir alanda maden arama fırsatlarının ele alındığını, ayrıca 1 milyar dolarlık ortak teknoloji platformu kurulması ve Rusya’nın uzay alanındaki tecrübesinden yararlanılarak ortak uzay iş birliğinin geliştirilmesinin gündeme geldiğini aktardı.

El-Ömer, bu gelişmelerin, Suudi-Rus Ortak Hükümet Komitesi tarafından yürütülen kurumsal bir sürecin sonucu olduğunu, komitenin son olarak geçen yıl aralık ayında Riyad’da dokuzuncu toplantısını gerçekleştirdiğini belirtti. İki ülke arasında 70’ten fazla ortak projenin toplam değerinin 70 milyar doları aştığını, petrol dışı ticaret hacminin ise 2016’da 1,84 milyar riyalden (yaklaşık 490,6 milyon dolar) 2024’te 12,5 milyar riyale (yaklaşık 3,3 milyar dolar) yükseldiğini ifade etti. Ayrıca St. Petersburg Ekonomi Forumu kapsamında imzalanan 13 yeni anlaşmanın da bu ivmeyi desteklediğini söyledi.

Değerlendirmesinin sonunda el-Ömer, Riyad ile Moskova arasındaki stratejik iş birliğinin artık yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren ikili bir mesele olmaktan çıktığını, küresel sistemde dengeleyici bir unsur haline geldiğini vurguladı. Bu ortaklığın Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerine katkı sunduğunu, petrol dışı sektörlerin payını artırdığını ve bilgi ekonomisinin yerelleştirilmesini desteklediğini belirterek, bunun yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte ekonomik istikrara katkı sağlayan bir yapı oluşturduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan, ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında askeri operasyonların sona erdirilmesi ve kalıcı bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla 60 gün sürecek ayrıntılı müzakerelerin başlatılmasını öngören anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından pazartesi günü yayımlanan açıklamada, Pakistan ve Katar’ın yürüttüğü arabuluculuk çabalarının takdir edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, ABD ve İran’ın bu girişimlere olumlu yaklaşım göstermesinin anlaşmaya varılmasında önemli rol oynadığı vurgulandı.

Bakanlık, Hürmüz Boğazı’nda güvenlik ve seyrüsefer serbestisinin 28 Şubat öncesindeki seviyesine yeniden kavuşturulmasının önemine dikkat çekerek, bunun bölgesel istikrarın güçlendirilmesi ve küresel ticaret ile enerji akışının kesintisiz sürdürülmesi açısından temel bir unsur olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan ayrıca, başlaması beklenen müzakerelerin bölge ve dünya güvenliğini güçlendirecek kalıcı bir barışla sonuçlanmasını temenni etti. Açıklamada, bölge ülkelerinin güvenlik çıkarlarını gözeten, devletlerin egemenliğine saygıyı ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesini pekiştiren kapsamlı uzlaşıların önemine vurgu yapıldı.


Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)

Suudi Arabistan, 2026 Oslo Forumu’nun ana oturumunda yaptığı açıklamada, savaşlar, işgaller ve ülkelerin iç işlerine yönelik müdahalelerin yol açtığı ağır insani bedelin artık kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, bunun Gazze Şeridi, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkeler için de geçerli olduğunu belirtti. Açıklamada, bölge halklarının sürekli çatışmalar ve tekrarlanan şiddet döngüleri yerine barış, kalkınma ve iş birliğine dayalı bir geleceği hak ettiği ifade edildi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan Dr. Menal Rıdvan, ülkesini temsilen ‘Çalkantılı Bir Ortadoğu’da Arabuluculuk’ başlıklı ana oturumda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın kardeş ve dost ülkelerle yürüttüğü stratejik ortaklıklar ile bölgesel ve uluslararası düzeydeki merkezi konumu çerçevesinde güvenlik ve kalıcı barışın sağlanması için hiçbir çabadan kaçınmayacağını söyledi.

Rıdvan, Suudi Arabistan’ın arabuluculuk ve kalıcı barışın tesisine yönelik tarihî rolünü ve bölgedeki temel meselelerde sürdürdüğü desteği hatırlatarak, Riyad’ın barış inşasına yönelik yaklaşımının haklara saygı, insan onurunun korunması ve istisnasız herkes için güvenliğin sağlanması ilkelerine dayandığını belirtti.

Suudi yetkili, bölgede onlarca yıldır görülen hegemonya girişimlerinin başarısızlığını kanıtladığını, bu girişimlerin bölge halkları üzerinde insani, siyasi ve ekonomik açıdan son derece ağır maliyetler doğurduğunu ifade etti.

Kalıcı istikrarın güç üstünlüğü veya dayatılmış fiilî durumlar üzerine kurulamayacağını kaydeden Rıdvan, bunun ancak ortaklık ve iş birliğine dayalı bir kolektif güvenlik sistemiyle mümkün olacağını söyledi. Bu sistemin devletlerin egemenliğine ve ulusal kurumlarına saygı gösterilmesini, güç kullanımının devlet tekelinde tutulmasını, meşru kurumlar dışındaki silahlı yapıların faaliyetleriyle mücadele edilmesini ve her tür işgalin sona erdirilmesini gerektirdiğini belirtti. Rıdvan ayrıca, gerçek anlamda bir barış sürecinin başarısının bağımsız Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve Filistin halkının meşru haklarını elde etmesiyle başlayacağını vurgulayarak, bunun daha istikrarlı, açık ve bütünleşmiş bir bölgesel ortamın oluşturulması için temel şart olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede konuşan Rıdvan, Suudi Arabistan’ın iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik New York Bildirgesi kapsamında yürüttüğü girişimlere dikkat çekerek, söz konusu mekanizmanın barışçıl çözüm sürecini ilerletmeye yönelik pratik bir çerçeve ve kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıdığını belirtti. Rıdvan, Riyad’ın Gazze’de savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaları, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının uygulanmasını ve 20 maddelik kapsamlı barış planını desteklediğini vurgulayarak, güvenlik ve istikrarın halkların egemenliği veya meşru hakları pahasına sağlanamayacağını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) bölgesel güvenlik vizyonunun şekillendirilmesine katkı sunduğunu hatırlatan Rıdvan, Krallığın uluslararası ortakların, bölge ülkelerinin öncülüğünde geliştirilen bölgesel yaklaşımları desteklemesinin önemine inandığını söyledi. Bu yaklaşımların kapsayıcılık, iş birliği, uluslararası hukuka ve devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallara saygı esasına dayanması gerektiğini belirten Rıdvan, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı politikalardan uzak durulması çağrısında bulundu.

Rıdvan ayrıca, İran ile yakınlaşma sürecine verdikleri destek nedeniyle Çin, Umman ve Irak’ın oynadığı rolü takdirle karşıladıklarını ifade ederek, bu çabaların bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesinde önemli bir dayanak oluşturduğunu, aynı zamanda diyalog ve gerilimin azaltılmasına daha elverişli bir ortamın oluşmasına katkı sağladığını söyledi.

Rıdvan, bazı bölgesel aktörlerin iş birliğine dayalı bölgesel güvenlik yaklaşımlarına uyum sağlama ve diyalog ile ortak çalışma mekanizmalarına katılma konusunda artan bir kapasite ortaya koyduğunu belirtirken, İsrail’in ise güvenliği askerî üstünlük, güç kullanımı ve sahada fiilî durum yaratma politikaları üzerinden yönetmeye devam ettiğini dile getirdi.

İşgalin sürmesi ile ilhak ve yerleşim politikalarının kalıcı bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulması ihtimalini zayıflattığını kaydeden Rıdvan, bunun eşitlik, haklara saygı, egemenlik ve uluslararası hukuk temelinde gerçek bir bölgesel entegrasyonun önünde engel teşkil ettiğini ifade etti.

Norveç Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde düzenlenen forumun ana oturumuna, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Çin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi Zhai Jun ve Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Macid el-Ensari de katıldı.