Rusya: Donbass’ta ilerliyoruz

Rusya NATO’nun doğrudan çatışmaya girmesinin “ciddi sonuçları” konusunda uyarıda bulundu

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (Reuters)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (Reuters)
TT

Rusya: Donbass’ta ilerliyoruz

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (Reuters)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (Reuters)

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna’nın Donbass bölgesinde süren Rus saldırısının gidişatından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Şoygu komutanlarla yaptığı toplantıda, Rus kuvvetlerinin bazı cephelerde ilerlemeye devam ettiğini söyledi. Bakan, Donetsk, Luhansk ve Zaporijya cephelerinde artan saldırıların sonuçlarını özetleyerek Rus güçlerinin “Soledar şehrini ve Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Zaporijya bölgesindeki bir dizi kasabayı kurtarabildiğini” söyledi.
Rusya Savunma Bakanı Şoygu, “Güçlerimizin Donetsk ve Zaporijya cephesine yönelik saldırıları sonucu Soledar, Klichevka, Podgornoye, Krasnopolye, Blagodatnoye, Lubkovoy ve Nikolaevka kurtarıldı. Şu anda Oglidar ve Artyomovsk (Bahmut) bölgelerinde askeri operasyonlar başarıyla devam ediyor” dedi.
Luhansk bölgesinde savaşan Moskova’ya bağlı Çeçen güçleri Ukrayna ordusunun bölgede büyük çapta geri çekildiğini iddia etti. Ahmed Özel Kuvvetleri Komutanı Abdi Alaaddinov, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, olası bir geri çekilmeden önce Luhansk'taki ikinci bir savunma hattında yeniden konumlanmaya hazırlanıyor. Geri çekilmek zorunda kalacaklar. Mevziler kuruyorlar. İkinci bir savunma hattında trenleri hazırlıyorlar. Geri çekilmek zorunda kalacaklarını anladıklarını düşünüyorum. Düşman, ikinci seviye savunma hattının inşasına aktif olarak katıldı” dedi.
Alaaddinov’a göre Ukrayna güçleri Harkiv ve Herson tarafından da olmak üzere yeni takviye güçler aktarıyor. Şarku’l Avsat’ın Rusya resmi haber ajansı RIA Novosti’den aktardığına göre Alaaddinov, ajansa verdiği röportajda şunları söyledi: “Mevcut mevzilerini koruma girişimleri sırasında Ukrayna kuvvetleri ağır kayıplar veriyor. Sorumluluk alanımızda durum çok olumlu gelişiyor. Donetsk gibi biz de ilerliyoruz. Önceki gün çok tehlikeli bir kale ele geçirildi.”
Askeri uzmanlar Rus ajansına Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Rus kuvvetlerinin ilerlediği yer olan Kremena bölgesinden çekilme sürecini başlattığını söyledi.
Donetsk'e Moskova tarafından atanan sözde Bölge Başkanı Denis Puşilin, Rus birliklerinin Seversk şehri çevresinde ilerlemeyi başardığını duyurdu. “Seversk'in kurtuluşu, Krasni Lyman'ın kurtuluşuna yaklaşmak için stratejik olarak önemlidir. Wagner grubunun bu yönde elde ettiği başarılar var. Hala banliyölerde ama bu yönde özgürleştirilen her köy önemlidir” diyen Puşilin’e göre “Rus birlikleri, Donetsk Halk Cumhuriyeti'ndeki tüm cephe hattı boyunca ilerliyor.”
Öte yandan askeri toplantıda Şoygu, Batı'nın Ukrayna'ya yaptığı askeri yardımın hacmini “benzeri görülmemiş” olarak nitelendirerek ABD ve müttefiklerinin “Ukrayna'ya ağır silahlar sağlayarak çatışmayı uzatmaya çalıştığını” ifade etti. “NATO ülkelerini çatışmanın içine çekmenin, sonuçları tahmin edilemeyecek bir tırmanmaya yol açacağı” konusunda uyarıda bulunan Şoygu, “ABD ve müttefikleri çatışmayı mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışıyor. Bunun için ağır saldırı silahları sağlamaya başladılar ve Ukrayna'yı açıkça topraklarımızı ele geçirmeye çağırdılar. Aslında bu tür adımlar NATO ülkelerini çatışmaya sürüklemekte ve sonuçları tahmin edilemeyen bir tırmanışa yol açabilmektedir” dedi.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev ise ülkesinin Ukrayna'yı Kore senaryosuna göre ikiye bölme seçeneğini tartışmayı reddettiğini vurguladı. Telegram'daki kanalında, Ukrayna'daki “Kore senaryosundan” bahsetmenin “yerel tüketim tezinden” başka bir şey olmadığını yazdı.
Medvedev, “Kore senaryosu hakkında konuşmanın bir dilek listesinden başka bir şey olmadığı açık. Ayrıca Ukrayna'dan geriye kalanlar Batı'nın kontrolü ve koruması altında kalacaksa, o zaman Güney Kore Cumhuriyeti seviyesine ulaşacağız ve eski topraklarla yeniden birleşmek için bir miktar umut var. Bu yerel tüketim için bir tezden başka bir şey değil” dedi.
“Bu hipotezin savunucuları, 38. paraleldeki bölünmenin iki bağımsız ülkenin ortaya çıkmasına yol açtığını, Donbass ve diğer toprakların ise tam egemenliğe ve en güçlü silahlara sahip büyük ülke olan Rusya'nın bir parçası haline geldiğini görmezden geliyor” diyen Medvedev, Ukrayna'da Kore senaryosuyla ilgili konuşmaların tekrarlanmasının “Kiev'in utanç verici bir şekilde zafer hipotezinden vazgeçmesinin bir göstergesi olduğuna inanıyor. “Ukrayna tarafı zafere değil, en iyi ihtimalle bölünmeye ulaşılabileceğinin farkına vardı. Ancak aslında bu, yeryüzünde ortaya çıkan gerçekleri belirlemeye yönelik ilk adımdır.”
Öte yandan  Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, yaklaşık bir yıl önce çatışmanın başlamasından bu yana yaklaşık 8 milyon insanın Ukrayna'dan kaçtığını söyledi. Griffiths pazartesi günü BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı açıklamada, yaklaşık 8 milyon kişinin Ukrayna'dan komşu ülkelere kaçtığını, 5,3 milyon kişinin ise ülke içinde yerinden edildiğini ekledi. 17.6 milyon kişinin yani Ukrayna nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ının insani yardıma ihtiyacı olduğunu açıkladı.
Ukrayna'ya yönelik yaklaşık 3,9 milyar dolar gerektiren bu yılki insani müdahale planını bu ayın sonlarında Cenevre'de sunmayı planladığını belirten Martin Griffiths “Bu şiddet yatışma ve sakinleşme belirtisi göstermiyor” dedi.
Resmi BM tahminleri, savaşın başladığı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana 7 binden fazla sivilin öldürüldüğünü gösteriyor. Griffiths, “Gerçek ölü sayısı kesinlikle ifade edilen sayılardan daha yüksek” dedi.



İsrail, tanıdığı Somaliland’a ilk üst düzey ziyareti gerçekleştirdi

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv – DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv – DPA)
TT

İsrail, tanıdığı Somaliland’a ilk üst düzey ziyareti gerçekleştirdi

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv – DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv – DPA)

İsrail basınında bugün (Salı) yer alan haberlere göre, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İsrail’in bölgeyi tanımasının ardından Somaliland’a ilk resmî ziyaretini gerçekleştirdi.

İsrail, geçen ay Somaliland Cumhuriyeti’ni resmen tanıyarak, tek taraflı bağımsızlık ilan eden bu yapıyı tanıyan ilk ülke olmuştu. Söz konusu kararın, Somali’nin ayrılmaya yönelik uzun süredir devam eden itirazlarını sınayacağı, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebileceği ve Tel Aviv’e Afrika Boynuzu gibi hassas bir bölgede stratejik bir nüfuz alanı kazandırabileceği değerlendiriliyor. Bölge, Afrika kıtasının en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip ülkelerden biri konumunda bulunuyor.

İsrail’in bu kararına bazı Arap ülkeleri tepki göstererek kınama açıklamaları yaptı.

Somali’nin 1991 yılında iç savaşa sürüklenmesinden bu yana fiilî özerk yönetime sahip olan Somaliland, görece istikrar ve güvenlik ortamıyla öne çıkmasına rağmen, bugüne kadar İsrail dışında hiçbir devlet tarafından resmen tanınmamıştı.


Krizi yatıştırma çabaları… Somali Cumhurbaşkanı muhalefet lideriyle görüştü

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)
TT

Krizi yatıştırma çabaları… Somali Cumhurbaşkanı muhalefet lideriyle görüştü

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed ile bir araya geldi. (Alsomal.net internet sitesi)

Somali’nin başkenti Mogadişu’da, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile eski cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet lideri Şerif Şeyh Ahmed’in başkanlığını yaptığı Kurtuluş Forumu arasında daha önce görülmemiş bir görüşme gerçekleşti. Görüşme, federal hükümet ile muhalefet arasındaki gerilimler ve aralık ayı sonunda İsrail’in tanıdığı Somaliland bölgesinde artan kriz ortamında yapıldı.

Afrika ve Somali konularında uzman bir isim, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, görüşmenin, muhalefet ile hükümet arasındaki seçim anlaşmazlıkları ve İsrail’in Somaliland’ı tanıması gibi konuların yarattığı iç krizleri ‘yatıştırma’ amacı taşıdığını belirtti. Uzman, ‘ciddi bir diyalog başlatılırsa yakın zamanda iç huzurun sağlanabileceği’ öngörüsünde bulundu.

Alsomal.net internet sitesinin dün aktardığına göre, kapalı kapılar ardında gerçekleşen görüşmenin amacı, ülkedeki siyasi gerilimi hafifletmek olarak açıklandı.

Şerif Şeyh Ahmed liderliğindeki Himilo Qaran Partisi’nden yapılan açıklamada, görüşmelerin ‘ülkenin genel durumu ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar’ üzerine odaklandığı belirtilirken, ulusal diyaloğun önemine vurgu yapıldı.

Şeyh Ahmed, Somali halkını birleştirmek ve siyasi krizleri çözmek amacıyla yürütülecek herhangi bir girişime katılmaya hazır olduğunu ifade ederek, “Birlik, uzlaşma ve ciddi diyalog, ülkeyi sarsan krizlerin aşılması için temel unsurlar” dedi.

Görüşmede muhalefet lideri, Cumhurbaşkanı’nı ‘özellikle Cubaland ve Puntland başkanlarıyla barış sağlama’ konusunda teşvik ederken, yerel raporlarda Şeyh Mahmud’un ‘esnek bir yaklaşım sergilediği ve ülkenin birliğiyle ilgili durumun kötüleşmesi nedeniyle kapsamlı bir anlaşmaya hazır olduğunu’ belirttiği aktarıldı.

Şeyh Mahmud, tüm siyasi tarafların katılacağı ulusal bir danışma toplantısı düzenleme niyetinde olduğunu açıklayarak, Kurtuluş Forumu Başkanı’nın bu konferansın başarısını sağlamak ve mevcut sorunlara ulusal bir uzlaşma oluşturmak için merkezi bir rol üstlenmesini istedi.

Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü ve Afrika uzmanı Abdullah Ahmed İbrahim’e göre, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ardından Şeyh Mahmud, muhalefet üzerindeki baskıyı azaltmayı ve uzun süredir aralarında gerginlik bulunan Cubaland ve Puntland hükümet başkanlarıyla yaşanan ayrılıklara rağmen ülke birliğinin korunmasının öncelikli olduğunu muhalefete kabul ettirmeyi amaçlıyor. Şu anda Cubaland ve Puntland liderleri, Somali Ulusal Meclisi’nin 2026 başkanlık seçimlerini düzenleme planına katılmıyor.

İbrahim, Somali’nin karşı karşıya olduğu siyasi, güvenlik ve kuraklık kaynaklı ciddi çevresel zorluklar nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın ‘krizleri yatıştırması ve çözülebilecek sorunları çözmeye başlaması, özellikle iç siyasi krizi ele alarak ülkenin birliğini güçlendirmesi gerektiğini’ belirtti.

İsrail’in Somaliland’ı tanımasından önce, Somali muhalefetinin liderleri 17-20 Aralık tarihleri arasında Kismayo’da bir araya gelerek Cubaland ve Puntland yönetimlerinin katılımıyla hükümetle yaşanan siyasi anlaşmazlıkları tartıştı.

Öte yandan yaklaşık 10 gün önce Cubaland Parlamentosu Başkanı Abdi Muhammed Abdurrahman, Cubaland’ın bölgesel bir eyaletten bağımsız bir devlet haline geçtiğini ilan etmişti. Bu adım, Kasım 2024’te tek taraflı olarak yapılan ve Cubaland’ı 2012’den bu yana yöneten Ahmed Madobe’yi yeniden iktidara taşıyan seçimlerin ardından, federal hükümet ile eyalet arasındaki siyasi gerilimi artırdı. Federal hükümet, mevcut Cubaland yönetimini yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Bu gelişmeler, 1968’den bu yana 57 yıl sonra ilk kez 2026’da yapılacak doğrudan başkanlık seçimleriyle ilgili tartışmaların da yoğunlaştığı bir ortamda yaşanıyor. Önceki seçimler 2000 yılında dolaylı olarak yapılmış ve ülkenin beş eyaletinde kabile temsiline dayalı bir sistemle yürütülmüştü. Bu sistem, ‘darbeler ve iç savaşlar’ sonrasında dört büyük kabile arasında güç paylaşımına dayalı olarak uygulanmıştı.

Yaklaşık bir yıldır siyasi kriz belirgin biçimde tırmanırken, 2012 geçici anayasasının tamamlanmasına dönük girişimler, federal hükümet ile Puntland ve Cubaland eyaletleri arasındaki, bir yandan da Somali Kurtuluş Forumu arasındaki anlaşmazlıkların daha da derinleşmesine yol açtı.

Afrika uzmanı Abdullah İbrahim’e göre, hükümet ile muhalefet arasında ciddi bir diyalog başlatılması durumunda bu anlaşmazlıklar çözülebilir. Böylece ülke içindeki cephe güçlenir ve İsrail’in Somaliland’ı tanımasının yaratabileceği ayrılık veya istikrarsızlık tehdidine karşı ortak bir tutum geliştirilebilir.


Trump'ın tehdidi, İran'ın protestoları sona erdirme girişimlerini zorlaştırıyor

Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)
TT

Trump'ın tehdidi, İran'ın protestoları sona erdirme girişimlerini zorlaştırıyor

Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocuların bir hükümet binasına saldırdığı görülüyor (AFP)

Yetkililer ve bilgili kaynaklar dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın protestocuları desteklemek için müdahale etme tehdidinin, Washington'un Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklama kararının ardından daha da ağırlık kazanmasıyla, İran'ın hükümet karşıtı protestoları bastırma çabalarının daha da karmaşık hale geldiğini belirttiler.

ABD özel kuvvetlerinin 3 Ocak'ta Maduro ve eşini yakalayarak New York'a nakletmesinden bir gün önce Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Tahran yönetiminin 28 Aralık'tan bu yana sokaklara dökülen göstericileri öldürmesi halinde, ABD'nin İranlı göstericilerin “yardımına koşacağı” konusunda uyardı. İnsan hakları grupları, şu ana kadar en az 17 kişinin öldürüldüğünü belirtti.

dcfgthyju
Tahran'ın kuzeydoğusundaki Nizamabad’da gece protestoları (X)

Tahran’ın, ABD'nin tutumu ve İsrail'in haziran ayında 12 gün süren savaş sırasında İran'daki nükleer ve askeri tesisleri hedef alan saldırıları (ABD da bu saldırılara katıldı) sonrasında daha da kötüleşen uzun süreli ekonomik kriz nedeniyle hareket alanı sınırlıdır.

Bir sonraki kurban

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre İranlı bir yetkili şunları söyledi: “Bu çifte baskı, liderlerin seçeneklerini daraltıyor ve onları bir yandan halkın öfkesi, diğer yandan Washington'un sert tehditleri arasında sıkıştırarak her yönden yüksek riskler doğuruyor.” Bu değerlendirme, karar alma çevrelerine yakın olan iki başka yetkili ve eski bir İranlı yetkili tarafından da yinelendi. Hepsi de isimlerinin açıklanmamasını istedi.

İkinci bir yetkili, bazı iktidar çevrelerinin, ABD'nin Venezuela'daki son hamlesinin ardından İran'ın “Trump'ın agresif dış politikasının bir sonraki kurbanı” olabileceğinden endişe ettiğini söyledi.

İran ekonomisi yıllardır ABD'nin yaptırımlarından muzdarip iken, riyal, Batı'nın Tahran'ın nükleer silah geliştirmek için kullandığını iddia ettiği nükleer programla bağlantılı tesisleri hedef alan geçen yılki İsrail-ABD saldırılarından bu yana keskin düşüşünü sürdürüyor. İran ise nükleer silah iddiasını reddediyor.

Mevcut protestolar, Mahsa Amini'nin ahlak polisi gözetimindeyken ölümünün ardından 2022 ve 2023 yıllarında ülkeyi kasıp kavuran yaygın ayaklanmaların ölçeğine ulaşmasa da kısa sürede ekonomik taleplerin ötesine geçerek, daha geniş bir siyasi boyut kazandı. Protestocular, devlet işlerinde son sözü söyleyen Yüksek Lider Ali Hamaney'e atıfta bulunarak “İslam Cumhuriyeti'ne ölüm” ve “Diktatöre ölüm” gibi sloganlar attılar.

Bu, İsrail-Amerika saldırılarından beri hakim olan ulusal birlik retoriğini sürdürmeye çalışan yetkililer için ilave bir zorluk teşkil ediyor. Üçüncü bir yetkili, Tahran'da Trump veya İsrail'in “Haziran ayında olanlara benzer” yeni bir askeri harekete başvurabileceğine dair endişelerin arttığını söyledi.

İran, Venezuela'nın uzun süredir müttefiki

Venezuela'nın uzun süredir müttefiki olan İran, Washington'un Karakas'taki hamlesini kınadı ve Trump'ın protestolarla ilgili uyarılarını reddetti.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin “İran'ın iç işleri” hakkındaki açıklamalarının uluslararası normlara göre “şiddet, terörizm ve cinayete teşvik” teşkil ettiğini söyledi.

Trump cuma günü, İranlı protestocuların şiddetle karşı karşıya kalması halinde, müdahale etme tehdidini yineledi ve “Harekete geçmeye hazırız” dedi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Protestolar, Hamaney'in rejimi ne pahasına olursa olsun korumak şeklindeki temel önceliğine doğrudan bir meydan okuma. Resmi endişenin bir göstergesi olarak, cumartesi günü Yüksek Lider, “İslam Cumhuriyeti'nin düşmanlarının” ayaklanmanın arkasında olduğunu iddia ederek, “ayaklanmacılar yerlerine oturtulmalıdır” uyarısında bulundu.

Son üç yılın en kötü karışıklığı

Yetkililer, yaşam koşullarına ilişkin protestoların meşru olduğunu ve diyalog yoluyla çözülebileceğini savunurken, bazı bölgelerdeki şiddetli çatışmalar sırasında göz yaşartıcı gaz kullanarak toplantıları dağıtmak gibi ikili bir yaklaşım izliyorlar.

İnsan hakları grupları bir hafta içinde 17 kişinin öldürüldüğünü söylerken, yetkililer güvenlik güçlerinden 2 kişinin öldürüldüğünü ve 10’dan fazlasının yaralandığını açıkladı.

Bu gelişmeler, iktidar kesiminin 2025 yılında gerçekleştirilen İsrail-Amerika saldırılarının sonuçlarını hala sindirmeye çalıştığı bir dönemde meydana geldi. Bu saldırılarda Devrim Muhafızları liderleri ve nükleer bilim adamları öldürüldü. Saldırılar, Washington ile altıncı tur nükleer müzakerelerin başlamasından sadece bir gün önce gerçekleşti ve müzakereler o günden beri askıya alındı.

Her iki taraf da müzakerelere geri dönme isteğini teyit etmesine rağmen, ABD ve müttefikleri İran'ı nükleer programını silah geliştirme için bir paravan olarak kullanmakla suçluyor, ancak Tahran bu suçlamayı reddediyor.

Çözümü olmayan bir kriz

Ekonomik kriz, geniş ayrıcalıklara sahip siyasi ve güvenlik elitleri ile sıradan vatandaşlar arasındaki uçurumun genişlemesiyle birlikte protestoların ana nedeni olmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon, kötü yönetim ve yolsuzluk öfkeyi körükledi; bu faktörler resmi medya tarafından bile kabul edildi.

Görgü tanıkları, Tahran, Meşhed ve Tebriz'de yoğun güvenlik önlemleri alındığını bildirdi. Tahran'ın Büyük Çarşısı'nda halı satıcısı olan Emir Rıza, “Ortam gergin, ancak hayat neredeyse normal şekilde devam ediyor” ifadelerini kulalndı.

cdfvghyju
Geçtiğimiz aralık ayının sonlarında İran'ın güneyindeki Fasa şehrinde protestocular bir hükümet binasına saldırdı (AFP)

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan diyalog çağrısında bulunarak, parasal ve bankacılık istikrarını sağlamak ve satın alma gücünü korumak için reformlar yapma sözü verdi. Şarku’l Avsat’ın Tesnim haber ajansından aktardığına göre 10 Ocak'tan itibaren hükümet, gıda alımları için ayrılmış elektronik kredi bakiyesi şeklinde kişi başına aylık 10 milyon riyal yardım sağlayacak.

Aylık maaşları 150 doları geçmeyen düşük gelirli aileler için bu adım, riyalin 2025 yılında değerinin yaklaşık yarısını kaybettiği ve resmi enflasyonun aralık ayında yüzde 42,5'e ulaştığı bir dönemde sınırlı ama önemli bir destek anlamına geliyor.