El-Mecelle, mirasını gelişmiş dijital platformlarla birleştiriyor

SRMG CEO'su Cumana er-Raşid: El-Mecelle’nin mirası bize onu koruma ve etkisini sürdürme sorumluluğu yüklüyor.

El-Mecelle’nin Arapça yayın yapan internet sitesi. (Şarku’l Avsat)
El-Mecelle’nin Arapça yayın yapan internet sitesi. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mecelle, mirasını gelişmiş dijital platformlarla birleştiriyor

El-Mecelle’nin Arapça yayın yapan internet sitesi. (Şarku’l Avsat)
El-Mecelle’nin Arapça yayın yapan internet sitesi. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Araştırma ve Pazarlama Grubu'na (SRMG) ait platformlarda El-Mecelle, kalkınma stratejisinin uygulanmasının ardından yolculuğunun yeni bir aşamasını başlatıyor. Strateji kapsamında, el-Mecelle’nin basılı Arapça versiyonun ve hem Arapça hem de İngilizce olarak yenilikçi interaktif dijital platformların yeniden lansmanı da dahil olmak üzere editoryal, sanatsal ve teknik çalışmaların tüm yönleri ele alındı.
El-Mecelle’nin lansmanı dün yapıldı. Geliştirme planı ise, platformun yeni stratejisi doğrultusunda ve yenilenen dağıtım ve yayım sistemlerini tamamlayacak şekilde sürekli güncellenerek devam edecek.
El-Mecelle okuma zevkini, bilgi derinliğini ve bilgilerin doğruluğunu birleştirerek uluslararası çapta en iyi uygulamalar doğrultusunda değerli içerik sağlamak için internet sitesini kapsamlı bir şekilde geliştirdi. Platform ayrıca görsel alanında özel bir bölüm geliştirmek ve yakında piyasaya sürülecek olan ses çalışmaları için de ayrı bir bölüm oluşturmak gibi basın alanında yenilikçi şablonlarla sunacak yeni ürünler geliştirdi.
Geliştirme stratejisi, El-Mecelle’nin kırk yıllık mirası dikkate alınarak yapıldı. Bu süre zarfında platform yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde başlıca yazarların, düşünürlerin, politikacıların ve karar merkezlerinin bazılarının manşetleri ve röportajları ile analizlerinin yanı sıra önemli bazı başlıklara da yer ayırdı. Platform bunu, ileriye dönük araştırma raporları hazırlayarak ve siyaset, ekonomi, kültür alanlarındaki seçkin kişiler ve toplumun ileri gelenleriyle özel röportajlar gerçekleştirerek sağladı. Derginin arşivi, eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, eski ABD Başkanı Ronald Reagan, eski Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, boksör Muhammed Ali ve şair Nizar Kabbani gibi önemli isimlerle yapılan seçkin ve özel röportajlar da yer alıyor.

El-Mecelle’nin güncellenmiş baskısının ilk sayısının kapağı İran dosyasına ayrıldı.
El-Mecelle, derginin zengin tarihinin devamı olarak önde gelen isimlerden oluşan bir grup tarafından yönetilen üst düzey editör ekipleri ile bölgeden ve dünyadan seçkin yazar, düşünür ve uzmanları kendine çekerek liderliğini sürdürmeyi amaçlıyor. Bu üst düzey editör ekip arasında, Osman Umeyr, Abdurrahman Raşid ve Adil et-Tarafi yer alıyor. El-Mecelle’de, gazeteciler entelektüeller ve Mısırlı romancı Necip Mahfuz gibi önde gelen yazarlar, ortaya çıkan yenilikleri geliştirmek için yürütülen çalışmalar da bulunuyor.
El-Mecelle, yeni görünümüyle okuyucular, araştırmacılar ve ilgililer için bir referans kaynağı olmak üzere güvenilir sunumu ve özel röportajları ile inandırıcılığa dayalı ölçülü bir gazetecilik çalışmasını esas alacak. Platform ayrıca, olayların tüm yönleriyle derinlemesine analizine, verilerle ve ileriye dönük analitikle desteklenen raporlara da ter verecek.
El-Mecelle, ürettiği içeriği başta Arap dünyası olmak üzere uluslararası alandan aydınları, düşünürleri, siyasetçileri, kadınları, iş inanlarını, araştırmacıları ve karar mercilerini okurlarının beğenisine sunuyor. El-Mecelle, Körfez ve Ortadoğu'nun ötesindeki kitlelere ve küresel öneme sahip bölgelere odaklanmakla birlikte büyük başkentlere de ulaşmayı amaçlıyor.
SRMG CEO'su Cumana er-Raşid konuyla ilgili şu açıklamada bulundu:
“Modern gazeteciliğin temel direkleri, modern platformlar veya uygulamalar geliştirmekten ibaret değil. Hedeflenen sektör ve alanları belirlemek, platformun takipçilerini ve ona ilgi duyanları araştırmak ve editoryal çalışma ilkelerini modern gereksinimler doğrultusunda geliştirmek için ayrıntılı bir çalışmanın da yapılması gerekir. Böyle bir çalışma basın materyallerinin hazırlanma mekanizması, bunların sunulma yöntemi ile yazılı, görsel ve işitsel yayın kanallarının belirlenmesinden başlamalı. Bu materyalleri değerlendirmek, geliştirmeye ve güncellemeye devam etmek ile son bulmalı. Bu, organizasyon yapılarının, prosedürel politikaların, değişen düzenlemelerin ve editoryal programların geliştirilmesi ve gazetecilik ve medya yeteneklerini iyileştirilmesi gerekti. Tüm bunlar, El-Mecelle’nin uzun süredir devam eden mirasına ve sağlam temellerine halel getirmeksizin yapılıyor. El-Mecelle’nin mirası bize onu koruma ve etkisini sürdürme sorumluluğu yüklüyor. El-Mecelle dergisi son kırk yılda, güvenilir bir medya ve bilgi kaynağı oldu. Platform, güvenilirlik ve doğruluğa dayalı yaklaşımı sayesinde Arap Körfezi ve Ortadoğu bölgesi için bir medya referansı haline gelene kadar siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel farkındalıkta etkili bir faktör konumunda. Bugün, dünyanın dört bir yanındaki okuyucular tarafından takip edilmesi ve beklentileri karşılaması umuduyla El-Mecelle’nin ilk sayısını yeni versiyonuyla sunuyoruz.”
El-Mecelle, güncellenmiş baskısının ilk sayısının kapak hikayesini İran dosyasına, Tahran'daki değişime ve bunun bölge üzerindeki yansımalarına ayırıyor. Bu ilk sayıda aynı zamanda Arap ve uluslararası kanaat önderleri ve aydınlarla yapılan özel röportajlar, ekonomi ve teknolojideki son gelişmeleri ele alan tarihi resmi belgeler ve raporlar da sunuluyor. Ayrıca Arap bölgesinden ve dünyadan kültürel makalelere de bu sayıda yer veriliyor.
SRMG platformları, El-Mecelle ile birlikte, çatısı altında 30'dan fazla medya platformunu içeriyor. Söz konusu medya platformlarından bazıları araında Şarku’l Avsat, Asharq News, Arab News, Independent Arabia, Sayidaty, El-İktisadiye ve Er-Riyadiyye bulunuyor. SRMG ayrıca en önde gelen küresel medya platformları ile yenilikçi ve uzun vadeli medya ortaklıklarına da yatırım yapıyor.



Suudi Arabistan, 2027 yılına güçlü bir toparlanma ve büyüme motorlarında daha fazla çeşitlilikle giriyor

Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)
Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)
TT

Suudi Arabistan, 2027 yılına güçlü bir toparlanma ve büyüme motorlarında daha fazla çeşitlilikle giriyor

Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)
Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)

Suudi Arabistan kamu maliyesinin, petrol üretimindeki düşüşe bağlı küçülmenin ardından petrol dışı sektörün sağladığı dirençle birlikte 2027 yılına yeni bir dinamikle girmesi bekleniyor. Yayımlanan ön bütçe açıklamasına göre, kademeli bütçe açığını azaltma hedefi doğrultusunda yatırım harcamaları ve ekonomik çeşitlendirme odaklı stratejinin sürdürüldüğü bildirildi.

Ön bütçe verilerine göre, 2026 yılında yaşanması beklenen yüzde 3,6’lık daralmanın ardından Suudi Arabistan reel gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) 2027 yılında yüzde 12,8 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Bütçe açığının ise GSYİH’ye oranla yüzde 3,6 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu süreçte petrol dışı gelirler, özel sektörün artan rolü ve ekonomik dönüşüm yatırımları vasıtasıyla petrol dışı sektörün ekonomideki payının genişlemeyi sürdürdüğü kaydedildi.

Uzmanlar, söz konusu göstergelerin büyüme ve gelir kaynaklarında kademeli bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti. Petrolün kamu maliyesi ve ihracattaki temel rolünü koruduğu, ancak ekonominin gelir ve büyüme üreten daha geniş bir faaliyet tabanına kavuştuğu ifade edildi.

2027 yılı bütçe öngörülerinde kamu harcamalarının 1,392 trilyon riyal (371 milyar dolar), bütçe gelirlerinin ise 1,202 trilyon riyal (320,5 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bütçe açığının ise 190 milyar riyal (50,5 milyar dolar) olacağı tahmin ediliyor.

Üç gelir senaryosu

2027 yılı bütçe öngörülerinde, devlet harcamalarının yıllık yaklaşık 1,392 trilyon riyal seviyesinde sabit tutulduğu 2027-2029 dönemine ilişkin üç ayrı gelir senaryosuna yer verildi. Bu durum, gelirlerin izleyeceği seyre bağlı olarak ortaya çıkabilecek farklı mali sonuçları göz önüne seriyor.

Temel senaryoya göre bütçe gelirlerinin 1,202 trilyon riyal, bütçe açığının ise yaklaşık 191 milyar riyal seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Yüksek gelir senaryosunda gelirlerin 1,261 trilyon riyale yükselmesi ve bütçe açığının yaklaşık 132 milyar riyale gerilemesi varsayılıyor. Düşük gelir senaryosunda ise gelirlerin 1,134 trilyon riyale düşmesiyle birlikte bütçe açığının yaklaşık 259 milyar riyale çıkacağı tahmin ediliyor.

Söz konusu senaryolar, gelirlerin bir kısmının petrol piyasalarındaki gelişmeler ve küresel ekonomiye bağlı olması nedeniyle kamu maliyesinin karşı karşıya bulunduğu olasılık yelpazesini yansıtırken; hükümetin harcamaları belirli seviyeler dahlinde planlamayı sürdürdüğünü gösteriyor. Bu yaklaşım ayrıca, maliye politikasının harcamaları kısa vadeli gelir dalgalanmalarına doğrudan bağlamak yerine, bütçe açığı seviyesindeki değişimler vasıtasıyla gelir farklılıklarını absorbe etme kapasitesini ortaya koyuyor.

Harcamalar ve bütçe açığı

Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah el-Mir, 2027 bütçesinde açık verilmesine rağmen harcamaların yüksek seviyelerde sürdürülmesinin, maliye politikasının büyümeyi destekleme ve ekonomideki yapısal dönüşümü finanse etme amacıyla kullanıldığını gösterdiğini belirtti.

GSYİH’nin yaklaşık yüzde 3,6’sı olarak öngörülen bütçe açığının, ekonomik faaliyeti desteklemek ile mali sürdürülebilirliği korumak arasında denge kurmayı hedefleyen bir maliye politikasının sonucu olduğunu ifade eden el-Mir, açık seviyesinin değerlendirilmesinde finansman sağlanan harcamanın niteliğinin belirleyici olduğuna dikkat çekti.

Harcamaların altyapı, kalkınma ve ekonomik dönüşüm projelerine yönlendirilmesinin büyümeyi destekleyebileceğini ve petrol dışı faaliyet tabanını genişletebileceğini vurgulayan el-Mir, üretken olmayan cari harcamalardaki artışın ise borç yükünü ve finansman maliyetlerini yükselterek rezervler üzerinde baskı oluşturabileceğini kaydetti.

El-Mir ayrıca, Suudi Arabistan’da kamu borcunun GSYİH’ye oranının mevcut tahminlere göre yüzde 30 ila 33 arasında seyrettiğini, hükümetin ise sukuk ve tahvil dâhil olmak üzere yerel ve uluslararası finansman araçlarını kullanmaya devam ettiğini bildirdi.

Petrol dışı gelirler

El-Mir, gelir yapısındaki dönüşümün ekonomik tabanın genişlemesi ve kamu maliyesinin petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hassasiyetinin azalması açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Bu doğrultuda, petrol dışı gelirlerin toplam harcamaları karşılama oranının 2015 yılındaki yaklaşık yüzde 17 seviyesinden 2025 yılı itibarıyla yaklaşık yüzde 36’ya yükseldiğine dikkat çekti.

Söz konusu dönüşümün Suudi Arabistan ekonomisinin büyümesi, özel sektör katkısı ve yatırımlardaki artışla eş zamanlı gerçekleştiğini ifade eden el-Mir, bu gelişmenin altyapı, turizm ve dijital dönüşümün de aralarında bulunduğu sektörlerdeki petrol dışı faaliyetlerin genişlemesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir ayrıca, Ulusal Yatırım Stratejisi kapsamındaki yatırımların, Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) genişleme adımlarının ve Bölgesel Merkez Ofis Programı’nın petrol dışı sektörleri canlandırdığını kaydetti. Tahminlerine göre, 700’den fazla uluslararası şirketin bölgesel merkez ofislerini Riyad’a taşıdığı bilgisini paylaştı.

Dış riskler

El-Mir, 2027 bütçesinin karşı karşıya kalabileceği risklere ilişkin olarak, bölgedeki ve dünyadaki jeopolitik gelişmelerin petrol ve emtia piyasaları ile navlun süreçlerini etkileyen en önemli unsurlar arasında yer almayı sürdürdüğünü belirtti.

Küresel ekonomideki yavaşlamanın enerji fiyatlarındaki artışla eş zamanlı seyretmesinin Suudi Arabistan’ın petrol ve petrol dışı ihracat talebine yansıyabileceğini ifade eden el-Mir, küresel enflasyonun devam etmesi ve yüksek faiz oranlarının ise özel sektörün finansman maliyetlerini artırabileceğini kaydetti.

El-Mir ayrıca, küresel enflasyonist baskıların bir kısmının mal, hizmet ve navlun maliyetlerindeki artış yoluyla iç piyasa fiyatlarına yansıma ihtimaline dikkat çekerek, Suudi Arabistan’da enflasyonun 2026 yılında yüzde 2,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini aktardı.

Petrol dışı ekonomi endeksi

El-Mir, petrol dışı faaliyetlerin reel GSYİH büyümesinin, ekonomik çeşitlendirmenin sürdürülebilirliği ve petrole olan nispi bağımlılığın azalmasının bir göstergesi olarak 2027 yılında Suudi Arabistan ekonomisinin performansını takip etmedeki en önemli kriter olacağını belirtti.

Petrol dışı faaliyetlerdeki büyümenin petrol dışı gelirler, kamu maliyesinin sürdürülebilirliği ve istihdam piyasasına olumlu yansıdığını ifade eden el-Mir, enflasyon, petrol dışı gelirlerin harcamaları karşılama oranı, Suudi vatandaşları arasındaki işsizlik oranı, özel sektörün GSYİH’ye katkısı ve borcun GSYİH’ye oranı gibi göstergelerin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurguladı.

Ekonomik dönüşüm

Finans Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, 2027 bütçe rakamlarının maliye politikasının yalnızca harcamaları denetleme veya bütçe açığını kısma odaklı olmadığını; mali sürdürülebilirlikle eş zamanlı olarak ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine odaklandığını ortaya koyduğunu ifade etti.

fvgrbthyjukılo
Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)

Bütçenin ekonomik dönüşümü destekleyen projelere ve sektörlere harcama yapmaya devam etmeyi, özel sektörün rolünü güçlendirmeyi ve petrol dışı faaliyetlerin katkısını artırmayı hedeflediğini belirten el-Attas; aynı zamanda büyüme ve yatırımları destekleyecek harcama seviyelerinin korunduğunu aktardı.

El-Attas, bu durumun maliye politikasının petrol gelirlerini yönetme odaklı anlayıştan, daha çeşitli bir ekonomiyi yönetme ve kamu maliyesini sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir araç olarak kullanma yaklaşımına evrildiğini gösterdiğini kaydetti.

Petrol dışı gelir artışı

El-Attas, son on yıldaki en göze çarpan dönüşümün petrol dışı gelirlerdeki büyük artış olduğuna dikkat çekerek, bu gelirlerin 2015 yılındaki yaklaşık 166 milyar riyal seviyesinden 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 505 milyar riyale yükseldiğini belirtti. Bu büyümenin yalnızca gelirlerdeki geçici bir artıştan ibaret olmadığını, ekonomideki yapısal dönüşümü yansıttığını vurguladı.

Petrol dışı ekonomik faaliyet tabanının genişlemesinin; özel sektörün, turizmin, hizmetlerin, sanayinin, teknolojinin ve yatırımların artan rolüyle birlikte Suudi Arabistan ekonomisine büyüme ve gelir üretme noktasında daha geniş bir zemin kazandırdığını da sözlerine ekledi.

Petrol hâlâ temel unsur

El-Attas’a göre, Vizyon 2030’un hayata geçirilmesinin ardından geçen yaklaşık on yıllık süreçteki en belirgin ekonomik başarı, ekonomik çeşitlendirmenin planlama ve girişim aşamasından çıkarak ekonomide ve kamu maliyesinde somut etkilerini göstermeye başlaması oldu. Bu doğrultuda petrol dışı gelirlerin kamu maliyesi için kritik bir kaynak haline geldiği ifade edildi.

Suudi Arabistan ekonomisinin petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hassasiyetinin azalmasının ham petrolün etkisinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirten el-Attas, petrolün gelirler ve ihracat içindeki ana bileşen konumunu koruduğunu, bu nedenle fiyat ve üretim değişimlerinin kamu maliyesi üzerindeki etkisinin sürdüğünü kaydetti.

Bununla birlikte el-Attas, günümüzdeki temel farkın petrol dışı ekonominin genişlemesi ile büyüme ve gelir üretme kapasitesi olduğuna dikkat çekti. Bu durumun, petrol ana sütun olarak kalmaya devam ederken Suudi Arabistan ekonomisinin büyüme motorlarını çok yönlü hale getirdiğini vurguladı.

Ekonomik dönüşümün özünün petrolden vazgeçmek olmadığını dile getiren el-Attas, amacın petrol piyasasındaki değişen koşullara rağmen büyümeyi ve genişlemeyi sürdürebilen bir ekonomi inşa etmek olduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan’ın açıklaması... İstikrar, caydırıcılık ve hızlanan ekonomik reformlar

(foto altı) Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman kraliyet konuşmasını yaparken (SPA)
(foto altı) Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman kraliyet konuşmasını yaparken (SPA)
TT

Suudi Arabistan’ın açıklaması... İstikrar, caydırıcılık ve hızlanan ekonomik reformlar

(foto altı) Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman kraliyet konuşmasını yaparken (SPA)
(foto altı) Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman kraliyet konuşmasını yaparken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Kral Selman bin Abdulaziz adına çarşamba günü Şura Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın bölgesel krizlere yaklaşımına ilişkin bir dizi mesaj yer aldı.

Analistlere göre söz konusu mesajlar, istikrarın ve siyasi çözüm yollarının desteklenmesi, egemenlik ve çıkarların korunması ile Vizyon 2030 programları kapsamında hız kazanan ekonomik reformların sürdürülmesine vurgu yaptı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi konuşmasında, ülkesinin uluslararası iş birliğini güçlendirmek, gerilimi azaltmak ve gerginliklerin önüne geçmek için çalıştığını belirterek, kendisine yönelik herhangi bir tehdit veya saldırıya karşı kararlı şekilde karşılık vermekten çekinmeyeceğini vurguladı. Muhammed bin Selman ayrıca ülkesinin, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu aracılığıyla Yemen hükümetini desteklediğini belirterek, bunun amacının ‘ülke genelinde otoritesini tesis etmek, istikrarı yeniden sağlamak ve kaos ve yıkımı, Yemen halkını ve bölgeyi tehdit etmeyi kendisine yol edinmiş terörist Husilerin saldırılarına karşı koymak’ olduğunu ifade etti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın konuşmasında, tüm Körfez ülkelerini hedef alan saldırıların bölgenin güvenliği ve istikrarının bölünmez bir bütün olduğunu teyit ettiğini belirterek, “Kardeşlerimizle birlikte Körfez güvenliğini korumak, stratejik iş birliği ve ekonomik bütünleşme için çalışıyoruz” dedi. Muhammed bin Selman ayrıca, Suudi Arabistan’ın Filistin halkının haklarına bağlılığının köklü bir tutum olduğunu ve Filistin halkı meşru haklarına kavuşana kadar devam edecek kesintisiz bir çaba niteliği taşıdığını vurguladı.

6 önemli nokta

Siyasi analist Münif el-Harbi, Kral’ın konuşmasının altı temel noktayı içerdiğini belirtti. Bunların başında, Yemen hükümetinin meşru otoritesinin ülke topraklarının tamamında hakimiyet kurabilmesi için desteklenmesine yapılan vurgu geldiğini ifade eden el-Harbi, bunun siyasi bir çözüme ulaşılabilmesi için ‘sahada Yemen hükümetinin meşru otoritesi lehine etkili bir değişim’ gerektiğine işaret ettiğini söyledi.

Mekke İttifakı

El-Harbi, Veliaht Prens’in Mekke İttifakı olarak adlandırdığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda Türkiye ve Pakistan’ın üstlendiği rollere yönelik Suudi Arabistan’ın ‘açık memnuniyetine’ de dikkat çekti. Ayrıca çok uluslu savunma amaçlı deniz ittifakının, deniz ulaşımının serbestisinin ve uluslararası toplumun bu konudaki sorumluluğunun önemine vurgu yapıldığını belirtti.

Filistin meselesi, Suudi Arabistan’ın dış politika öncelikleri arasında yer alıyor

El-Harbi’ye göre, bölgedeki art arda yaşanan krizlere rağmen Filistin meselesinin konuşmada yer alması, konunun Suudi Arabistan’ın dış politika öncelikleri arasındaki yerini koruduğunu gösteriyor. Bunun, Ortadoğu’da barışın sağlanmasının 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasına bağlı olduğunun vurgulanmasıyla ortaya konulduğunu belirtti.

İç politikaya ilişkin olarak ise el-Harbi, konuşmada siyasi ve güvenlik koşullarıyla mücadele ile Vizyon 2030’un uygulanmasının sürdürülmesi arasında bağlantı kurulduğuna dikkat çekti. Veliaht Prens’in, vizyon kapsamındaki programların hedeflerinin yüzde 93’üne ulaşıldığını belirttiğini aktaran el-Harbi, kalkınma, ülkenin güçlendirilmesi ve refahın artırılması ile yaşam kalitesinin iyileştirilmesine odaklanılmaya devam edildiğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın beşerî ve askeri yetenekleri hakkında bir mesaj

El-Harbi, konuşmanın Suudi Arabistan’ın beşerî ve askeri kapasitesine ve tehditlerle başa çıkma kabiliyetine ilişkin de bir mesaj içerdiğini belirtti. Bunun yanı sıra, krallığın karşı karşıya olduğu zorluklarla mücadele etmesini ve bunları fırsatlara dönüştürmesini sağlayan ‘nitelikli caydırıcılık kapasitesine’ dikkat çekildiğini ifade etti.

Siyasi araştırmacı Faysal eş-Şemri ise konuşmanın, Suudi Arabistan’ın ‘kendine güvenen, çıkarlarını bilen ve bölgesel meseleleri istikrar ve sorumlu güç anlayışıyla ele alan bir devlet’ konumundan hareket ettiğini yansıttığını değerlendirdi.

Eş-Şemri, konuşmanın siyasi boyutunda Körfez güvenliğinin birbiriyle bağlantılı olduğuna ve bölgesel sorunların birbirinden bağımsız meseleler olarak değil, bölgenin güvenlik ve istikrarına yansıyan tek bir sistemin parçaları olarak ele alınması gerektiğine vurgu yapıldığını söyledi.

Konuşmanın, bir yandan diplomatik çözümlerin desteklenmesi ve gerilimin azaltılması, diğer yandan egemenliğin ve ulusal çıkarların korunmasına yönelik vurgular arasında bir denge ortaya koyduğunu belirten eş-Şemri, değerlendirmesini bu yönde sürdürdü.

Stratejik bir boşluk bırakmamak

Eş-Şemri, Filistin meselesi, Kızıldeniz ve Körfez’in güvenliği ile Yemen’in istikrarına ilişkin tutumların, Suudi Arabistan’ın bu konulardaki dış politika ilkelerinin devam ettiğini gösterdiğini belirtti. Konuşmanın genel mesajının ise krallığın gerilimi tırmandırmayı amaçlamadığı, ancak aynı zamanda çevresinde ‘stratejik bir boşluk’ oluşmasına da izin vermediği yönünde olduğunu ifade etti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı araştırmacı Ahmed el-İbrahim ise konuşmanın, Suudi Arabistan’ın diplomatik girişimlerle ulusal çıkarlarını koruma kapasitesini bir arada sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti. El-İbrahim, bölgenin istikrarının devlet kurumlarının desteklenmesi ve krizlerin uzun vadeli tehdit kaynaklarına dönüşmesinin önlenmesiyle bağlantılı olduğunun vurgulandığını kaydetti.

El-İbrahim, bölgesel gelişmeler ile Vizyon 2030’un uygulanmasının sürdürülmesi arasında kurulan bağlantının, Riyad’ın kalkınmayı krizlerle birlikte kesintiye uğramayan stratejik bir süreç olarak gördüğüne işaret ettiğini söyledi. Bölgesel meseleler açısından ise Yemen, deniz ulaşımının güvenliği ve Filistin meselesinin, siyasi çözümlerin önemini vurgulayan bir çerçevede öne çıktığını belirten el-İbrahim, bunun yanı sıra Suudi Arabistan’ın kendi güvenliğini ve bölgenin istikrarını tehdit eden unsurlarla mücadele etmeye hazır olduğunun ortaya konulduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan: Flydubai pilotu ve yardımcısı güvenlik ekibi eşliğinde BAE'ye gitti

Flydubai'ye ait Boeing 737-8 MAX tipi uçak (Reuters)
Flydubai'ye ait Boeing 737-8 MAX tipi uçak (Reuters)
TT

Suudi Arabistan: Flydubai pilotu ve yardımcısı güvenlik ekibi eşliğinde BAE'ye gitti

Flydubai'ye ait Boeing 737-8 MAX tipi uçak (Reuters)
Flydubai'ye ait Boeing 737-8 MAX tipi uçak (Reuters)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Flydubai uçağında yaşanan olayla ilgili Suudi Arabistan'daki yetkili makamların Birleşik Arap Emirlikleri'nden bir güvenlik ekibinin katılımıyla yürüttüğü ilk soruşturmanın, uçak kaptanına yardımcısı tarafından saldırıda bulunulduğuna işaret ettiğini bildirdi. Olay sonucunda pilot ve yardımcısının çeşitli yerlerinden yaralandığı belirtildi.

Bakanlıktaki yetkili bir kaynak, perşembe günü yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'daki ilgili birimlerin Flydubai'nin FZ1073 seferinde ilan edilen acil durumla ilgili gerekli işlemleri başlattığını ve uçağa çarşamba günü Tebük'teki Prens Sultan bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'na acil iniş izni verildiğini belirtti.

Kaynak, uçağın saat 09.45'te güvenli şekilde iniş yaptığını ve uçakta 174 yolcunun yanı sıra 8 kişilik mürettebat bulunduğunu aktardı. Uçaktaki herkesin gerekli sağlık hizmetinden yararlandığını belirten kaynak, tüm yolcuların saat 17.40'ta Flydubai'ye ait alternatif bir uçakla yolculuklarına devam ettiğini kaydetti.

Açıklamada, uçuş ekibinin aynı şirkete ait başka bir uçakla Dubai'ye döndüğü, kaptan pilot ile yardımcısının ise sağlık durumlarının değerlendirilmesinin ardından gerekli tedavinin uygulanması amacıyla hastaneye sevk edildiği belirtildi.

Yetkili kaynak, kaptan pilot ve yardımcısının sağlık durumlarının düzelmesinin ve sağlık ekibinin uçuşlarına izin vermesinin ardından perşembe sabahı BAE'nin güvenlik ekibi eşliğinde Suudi Arabistan'dan ayrılarak Abu Dabi'ye gittiklerini bildirdi.

Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan'ın acil durumlarla uluslararası yükümlülükleri ve insani sorumlulukları doğrultusunda, ilgili makamların yürürlükteki mevzuat ve talimatlarına uygun şekilde müdahale ettiği vurgulandı. Bu yaklaşımın hava seyrüseferinin güvenliğini sağlamak, ülkenin havacılık ve güvenlik sistemlerinin hazırlık düzeyini korumak ve olağanüstü durumlara hızlı ve etkin müdahale kapasitesini güvence altına almak amacı taşıdığı belirtildi.