Arap ünlüler, enkazdan çıkarılan çocukları evlat edinmek için harekete geçti

Ebeveynlerin depremde yaşamını yitirmesi Suriye'yi adeta büyük bir yetimhaneye çevirdi.

Enkazın altında doğan bir çocuk. (DPA) Joelle Mardinian ve evlatlık oğlu Natha. (Instagram)
Enkazın altında doğan bir çocuk. (DPA) Joelle Mardinian ve evlatlık oğlu Natha. (Instagram)
TT

Arap ünlüler, enkazdan çıkarılan çocukları evlat edinmek için harekete geçti

Enkazın altında doğan bir çocuk. (DPA) Joelle Mardinian ve evlatlık oğlu Natha. (Instagram)
Enkazın altında doğan bir çocuk. (DPA) Joelle Mardinian ve evlatlık oğlu Natha. (Instagram)

Türkiye ve Suriye'yi vuran ölümcül depremin ardından enkaz altından çıkarılan çocuklardan yürekleri burkan görüntüler hızla yayılıyor. Bir çocuğun enkazın altında 20 saatten uzun süre kaldıktan sonra çıkarılması gönüllüler tarafından büyük bir mutluluk ve alkışla karşılanırken, taş yığınının dışında kendilerini neyin beklediğini bilmeyen bu çocukların geleceğine dair büyük bir üzüntü duyuluyor. Sağ kurtulan çocuklardan bazıları öksüz kaldıklarını, babalarının, annelerinin, ninelerinin, dedelerinin, teyzelerinin öldüğün henüz bilmiyor.  Arap bölgesinin acı tarihinin ayrılmaz bir parçası haline gelen bu çocuk görüntüleri, bir daha hafızalardan sinmeyecek…
Depremi atlatmayı başaran Suriyeli çocukların son 12 yılda savaşlarla parçalanan ülkesi, tüm dünyanın yüreğini derinden burkan büyük bir mezarlık haline geldi. Hayatta kalan ailelerin ve çocukların barınmasına yardım etme konusunda çaresizlik sürüyor...
Enkaz altında dünyaya gelen ve kurtarma ekipleri tarafından bulunduğunda halen ölü annesine göbek bağıyla bağlı olan kız bebeğin fotoğrafı, Arap dünyasında evlat edinme konusunun hızla yayılmasına neden oldu. Arap bölgesindeki pek çok kişi konuyu dini, sosyal ve yasal birçok nedenden dolayı halen tabu ve çetrefilli bir mesele olarak görüyor.
Afrin Hastanesi'ndeki bir kuvözde halen yaşam mücadelesi veren ve şiddetli soğuk algınlığının ardından tedavi gören bu kız çocuğu, başına gelenlerden habersiz. Arap dünyasının önde gelen isimleri, onu ve depremden sağ kurtulan diğer çocukları evlat edinmek için harekete geçtiler. Bu isimler arasında bir çocuğu evlat edinmeye tamamen hazır olduğunu açıklayan Faslı gazeteci Hind Boumchamar da var. Boumchamar, bir kız veya erkek çocuğu büyütmeye tamamen hazır olduğunu ve tüm sorumluluğu üstlenebileceğini belirtti. Boumchamar, kucağında oyuncak bebek büyüklüğünde, suyla karışık tozla kaplı göbek bağı sarkan çıplak bir kız bebekle koşan bir gönüllünün sosyal medyada dolaşan videosunu paylaştı. Boumchamar sosyal medya sayfasında şu açıklamayı yaptı:
“Suriye'deki yasal prosedürler izin verirse, bu çocuğu Allah'tan başka kimsesi olmadığı için evlat edinmeye hazırım…  Lütfen beni yetkililere ulaştırın ve bilgilendirin.”
Evlat edinme niyetini dile getiren ünlüler arasında, Emirlik sanatçısı Ahlam da vardı.

Henüz 20 günlük olan Kerim enkazın altından sağ çıkarıldı. (Reuters)
Gazeteci Halima Boland da evlat edinme niyetini açıklamış, depremde tüm ailesini kaybetmiş Suriyeli bir çocuğu evlat edinmek istediğini ısrarla dile getirmişti. Boland, hastane yatağında yatan yaralı bir çocuğun videosunu gördükten sonra bu arzusunu tekrar dile getirdi. Şu an onunla ilgilenen hayırsever ekip, bu çocuğun ailesini kaybettiğini ve kimsesi olmadığını bildirdi.
Instagram platformundaki Jaadnista sayfasının sahibi komedyen Nathalie Hajaig, Suriye'deki depremde ailesini kaybeden bir çocuğu evlat edinmeyi ciddi şekilde istediğini ifade ettiği bir video çekti. Hajaig bu çocuğu küçük ailesine dahil etmeye hazır olduğunu vurguladı ve takipçilerinden, evlat edinme sürecini kolaylaştıran yetkili makamlara bir an önce ulaşması için yardımcı olmalarını istedi.
Evlat edinme konusu birçok Arap ülkesinde çok karmaşık ve bazı hükümetler evlat edinmeyi yasaklayarak yetimhanedeki çocuklarla toplum arasına devasa bir duvar örüyor. Lübnanlı iş kadını ve sosyal medyada oldukça ünlü olan Joelle Mardinian, anavatanı Lübnan'da yasalara meydan okuduğunda bu duvar yıkıldı. 2019'da çocuğu Nathan'ı evlat edindikten sonra sosyal medya platformlarında toplumun ve milyonlarca takipçisinin eleştirilerine karşı dimdik durdu.
Dolayısıyla evlat edinme hakkında konuşabilecek ve Arap dünyasındaki ünlü isimlerin evlat edinme konusundaki niyetini yorumlayabilecek en iyi kişi Mardinian olabilir. Şarku’l Avsat, bazı Arap toplumlarımızda tabu olarak kabul edilen evlat edinme konusunu görüşmek için Joelle ile temasa geçti. Mardinian konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamasında başına gelen en güzel şeyin ve hayatındaki en mutlu anın Nathan'ı evlat edindiği gün olduğunu kaydetti.
Mardinian, oğlu Nathan'dan (Mardinian’ın bir oğlu ve bir kızı var) tarifsiz bir şefkatle, ancak annelerin anlayabileceği bir aşkla bahsediyor. Joelle, evlatlık oğlu Nathan, oğlu Billy veya kızı Ella arasında ayrım yapmıyor. Aksine, kalbinin bir parçası olarak tanımladığı Nathan'ı bulduğunda hayatındaki gerçek mutluluğu tattığını söylüyor.
Mardinian, evlat edinmenin bir insanın yapabileceği en yüce şeylerden biri olduğunu söylüyor ve Lübnan gibi bazı Arap ülkelerindeki halen evlat edinme meselesini kötü olarak ele alan, zamanın gerisinde kalmış yasaları suçluyor.
Mardinian, küçüklüğünden beri evlat edinmenin hayalini kurduğunu, bu konuyu eşi Kemal'le tartıştığını belirtti. Evlat edinmek istediğini ifade ettiğini ve eşinin de bunu kabul ettiğini aktardı. Daha sonra Lübnan'daki yetimhaneden bir çocuğu evlat edinmek üzere çıktığı ıstırap dolu yolculuğu başladı. Bu yolculuk dört yıl sürdü. Çünkü Lübnan'da hukuk yetimleri ötekileştiriyor ve onları seven, onlar için sorumluluk alan bir ailede rahat bir yaşam sürmelerini engelliyor. Ancak önce Allah’ın nasip etmesi ve ardından avukat Mark Habaka ve Yargıç Nazik el- Hatib sayesinde Dubai'deki işini ve ailesini bırakıp 13 yaşında terk ettiği Beyrut'ta yaşamasına neden olan engelleri aşabildiğini vurguluyor. Mardinian oğluna, kendisiyle birlikte Birleşik Arap Emirlikleri'nde yaşayan ailenin geri kalanına katılması için seyahat etmesine izin verecek bir pasaport vereceği günü bekliyor.
Joelle'nin sesi, evlat edinmeden ve yetimhanelerin duvarları arasında sanki toplum için bir yükmüş gibi, başlarına gelenlerin sebebi onlarmış gibi büyüyen çocuklardan bahsederken değişiyor. Joelle, Suriye ve Türkiye'deki çocukların başına gelenlerden duyduğu derin üzüntüyü de dile getirirken hiçbir gücü olmayan masum bir çocuğa daha iyi bir yaşam sağlamak için kendisinin izinden gitmeye niyetli ünlü Arap isimler olduğunu duymaktan mutlu olduğunu vurguluyor.
Joelle, Nathan'ı evlat edinmesine izin verilmediğini ve onu bulduktan beş hafta sonra Beyrut'taki geçici evinde, birlikte yaşaması için yetimhaneden almasına nasıl izin verildiğini anlatarak evlat edinmenin yasal prosedürleri konusunda uyarıda bulunuyor.
Kendisi, Nathan’ı yasal olarak evlat edinene kadar altı ay beklemiş ve bu süre boyunca Nathan'ı evlat edinmesine değil, koruyucu anne olmasına izin verilmiş. Joelle bunun hayatındaki en zor aşamalardan biri olduğunu ve buna da evlat edinme yasasının neden olduğunu vurguluyor.
Joelle yasayla mücadele edip çocuğunu kazandıktan ve BAE’ye götürdükten sonra yanlış inançlar ve fikirler üzerine büyümüş bir toplum sorunuyla karşı karşıya kalmış. Toplum, yetim çocuğun imajını karalayıp onu kötü bir figür olarak sunuyor... Joelle çocuğuyla ilk fotoğrafını Instagram'da yayınladıktan sonra birçok takipçisinin tepki gösterdiğini belirterek hislerin şu kelimleler ile anlatıyor:
"İnsanların neden benimsemekten çekindiğini anlıyorum. Çünkü bu aşkın sözlükte yeni bir tanımına ihtiyaç var."
Joelle'nin arzusu, Lübnan'daki evlat edinme yasasını değiştirecek ve bazı önlemler alarak sorunları çözülebilecek bir kampanya başlatmak. Bu önlemler arasında; çocuğu evlat edinecek kişinin verilerinin doğrulanması, herhangi bir suçtan mahkum olmaması ve çocuk yetiştirme sorumluluğunu üstlenecek akıl sağlığına sahip olması yer alıyor.
Joelle evlat edinme konusunu destekliyor. Çünkü böylece masum bir çocuğa onu seven ve iyi davranan bir ailede güzel bir hayat veriliyor.
Joelle açıklamalarını evlat edinmeyi teşvik ettiğini, basının da evlat edinme konusunu aydınlatmak için kendisini destekleyeceği günün geleceğini, kendilerini zor bir hayat bekleyen çocuklara daha iyi bir yaşam sağlanması ve özel prosedürlerin kolaylaştırılması gerektiğini belirterek sonlandırdı. "Nathan, Allah’ın bir armağanı. Hayatımı değiştiren ve yaşamıma mutluluk katan gerçek bir mucize” dedi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.