İran ABD Başkanı’na suikast planlıyor

DMO: Süleymani’nin intikamı birincil hedefimiz

2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)
2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)
TT

İran ABD Başkanı’na suikast planlıyor

2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)
2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızâde, Eski ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo için yapılan suikast planlarının Kasım Süleymani'nin öldürülmesine misilleme olduğunu ve bunun hala kuvvetleri için ‘birincil hedef olduğunu’ söyledi.
Hacızade bir televizyon röportajında “Allah'ın izniyle Trump'ı, Pompeo'yu ve ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Kenneth McKenzie'yi öldürmeyi başaracağız” ifadelerini kullandı.
Joe Biden yönetimi, geçen ay Eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Eski İran Özel Temsilcisi Brian Hook’a verilen devlet korumasının süresini uzattığına dair Kongre'ye ayrı ayrı bildiriler göndermişti. Bildirilerde Pompeo ve Hook'a yönelik tehditlerin hala ‘ciddi ve inandırıcı olduğu’ belirtilmişti. Bu kararla ABD Dışişleri Bakanlığı, Ocak 2021'de görevden ayrılmasından bu yana Hook’un korunma süresini onuncu kez, Pompeo’nunkini ise yedinci kez uzatmış olmuştu.

Sert bir intikam
DMO komutanları da dahil olmak üzere üst düzey İranlı yetkililer, pek çok defa Süleymani’nin intikamının sert bir şekilde alınacağına dair söz verdiler. DMO’nun istihbarat ve askeri operasyonlarının dış kolu Kudüs Gücü’nü yıllarca yöneten Süleymani, Ocak 2020'de Bağdat'a gelişinden birkaç dakika sonra eski ABD Başkanı Donald Trump'ın emrettiği bir ABD hava saldırısıyla öldürülmüştü.
İran günler sonra, Irak'ta ABD kuvvetlerinin bulunduğu Aynu’l Esed Askeri Hava Üssü’ne füze ateşleyerek misilleme yapmıştı. Olay sonucu kimse hayatını kaybetmese de Washington, onlarca askerinin beyin sarsıntısı geçirdiğini söylemişti. Aynu’l Esed Askeri Hava Üssü’ne füze fırlatıldığı gece, DMO hava savunma sistemleri, güney Tahran'da bir Ukrayna yolcu uçağını havalandıktan birkaç dakika sonra düşürmüş, çoğunun İranlı olduğu 176 yolcunun tamamı hayatını kaybetmişti. Üç günlük inkarın ardından Hacızade, uçağın düşmesinden kuvvetlerinin sorumlu olduğunu itiraf etmişti. O dönem İranlı yetkililer, uçağın düşürülmesiyle ilgili farklı açıklamalar yapmıştı. Örneğin bunun ‘insani bir hata’ olduğu ve DMO güçlerinin uçağı seyir füzesi sandıkları öne sürülmüştü. Kurbanların aileleri bağımsız bir uluslararası soruşturma yürütülmesini istiyor. Aktivistler ve kurbanların yakınları hala, Tahran'daki hükümeti askeri bir operasyon yaptığını gizlemekle suçluyorlar.
Ekim 2009'dan bu yana Hava-Uzay Kuvvetleri’ne komutanlık eden Hacızade (60), kurban ailelerinin düşürülen uçağın sır perdesinin aralanması için kovuşturulması çağrısında bulunduğu en önemli isimlerden biri.

Gerilimin düşürülmesi reddediliyor
ABD, Nisan 2019'dan bu yana DMO’yu terör listesinde tutuyor. Nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya yönelik tıkanan müzakerelerde DMO’nun terör örgütleri listesinden çıkarılması konusu İran'ın talepleri arasında yer almasına rağmen Biden yönetimi, eski Başkan Donald Trump'ın hamlesini geri çekmeyi reddetmişti.
Pek çok kaynağın belirttiği üzere ABD ve İran, mart ayında bir çıkmaza girmeden önce nükleer anlaşmayı canlandırmaya yönelik müzakereler kapsamında Süleymani’nin intikamı meselesini tartışmışlardı. Washington’un DMO’nun yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılmasının temel şartlarından biri olarak bölgesel gerilimin düşürülmesi ve Süleymani’nin intikamına yönelik gelecek tüm girişimlerden vazgeçilmesini öne sürdüğüne dair ABD basınında haberlerin çıkmasının ardından İran DMO’nun listeden çıkarılması talebinden vazgeçtiğini duyurmuştu.
Geçen nisan ayında, DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri, İran'ın Süleymani'nin intikamı ile ilgili planlarından vazgeçmesi karşılığında ayrıcalık kazanma tekliflerini reddettiğini söylemişti. Bundan birkaç gün önce ise DMO Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur “Tüm ABD liderlerinin öldürülmesi, Süleymani'nin kanının intikamını almak için yeterli olmaz. Süleymani'nin izinden gitmeli ve ölümünün intikamını başka yollarla almalıyız” ifadelerini kullanmıştı.
İran’ın aşırı muhafazakar Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin hükümeti, Süleymani davasının ‘sorumlulardan hesap sormak için dış politikalarının ana ilkesi’ olduğunu söylüyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan Bağdat’a yaptığı ziyaret sırasında, İran’ın Irak’ın Süleymani’nin ölümünden sorumlu olanlar hakkında şikayette bulunmasına yönelik talebini gündeme getirdi. Tahran Süleymani’nin öldürüldüğü sırada ‘resmi bir misafir’ olduğuna dair Irak’tan resmi bir itiraf almaya çalışıyor.

DMO’nun terör örgütü olarak sınıflandırılması
Hacızade’nin tehdidi, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price'nin İngiliz The Telegraph gazetesinin haberini yalanlamasının ardından geldi. Söz konusu haber Joe Biden yönetimindeki diplomatların, İngiltere'nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma planlarını engellemek için baskı uyguladığını öne sürmüştü.
Geçtiğimiz çarşamba günü The Daily Telegraph, sallantıda olan nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, İngiltere'nin ‘müzakere taraflarından biri olarak önemli bir rol oynayabileceğine inandığını ve DMO’nun terör örgütleri listesine alınmasıyla bu rolün baltalanacağından endişe ettiğini’ belirtmişti.

Bu habere yanıt olarak Price, Amerika’nın Sesi Radyosu’nun (VOA News) Farsça yayınına verdiği röportajda “Biden yönetiminin DMO konusundaki tavrı net. Bu kurum, dünyadaki diğer tüm kurumların maruz kalmadığı kadar ABD yaptırımına maruz kalmıştır. Ayrıca, DMO komutanlarına terörizm ve insan hakları ihlalleriyle ilgili olarak düzenli yaptırımlar uyguladık” ifadelerini kullandı.
Price, İran’da başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle Ahlak Polisi tarafından gözaltına alındığı sırada hayatını kaybeden Mahsa Amini adlı genç kızın ölümünün ardından patlak veren protestoları bastırmadaki rollerinden ötürü bir dizi DMO liderine İngiltere tarafından uygulanan son yaptırımlardan Washington’un memnun olduğunu belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Bazı kişilerin ve medya kuruluşlarının tamamen asılsız hikayeler yayarak ABD yetkililerini küçük düşürme girişimi utanç verici” dedi.
Aynı zamanda Price “DMO’ya bakış açımız hiç değişmedi. Müttefiklerimizi ve ortaklarımızı DMO’ya baskı yapmak için tüm uygun araçları kullanmaya teşvik ediyoruz. Şimdi karar vermek her ülkenin veya ülkeler bloğunun kendisine kalmış” dedi.

Uzun menzilli seyir füzesi
Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre Hacızade, bin 650 kilometre menzilli bir seyir füzesi geliştirdiklerini duyurdu. Bu adımın, Rusya'nın Ukrayna savaşında İran yapımı insansız hava araçlarını (İHA) kullanmasının ardından Batı'yı daha da endişelendirmesi muhtemel.
Hacızade konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Bin 650 kilometre menzilli seyir füzemiz İran İslam Cumhuriyeti'nin füze cephaneliğine eklenmiştir” dedi.
Devlet televizyonu IRIB, Paveh adlı yeni seyir füzesinin ilk görüntülerini verdi. İran en son Şubat 2019’da bin 350 kilometre azami menzile sahip Huveyze adlı seyir füzesini tanıtmıştı.
Fransız haber Ajansı’na AFP göre Hacızâde açıklamasının devamında İran’ın ‘artık 2 bin kilometre uzaktan ABD gemilerini vurabileceğini’ belirterek “Avrupalılara saygımızdan bu sınırı 2 bin kilometre olarak belirledik. Umarız Avrupalılar bu saygıya layık oldukları gösterirler” dedi.
İran, ABD'nin itirazlarına ve Avrupa ülkelerinin endişe ifadelerine rağmen özellikle balistik füze programını genişletti. Tahran, programının tamamen savunmacı ve caydırıcı olduğunu söylüyor.
İran, İHA’larını Ukrayna'daki savaş başlamadan önce Moskova'ya tedarik ettiğini söylüyor. Rusya, Ukrayna’nın elektrik santrallerini ve sivil altyapısını hedef almak için İran İHA’larını kullanmıştı.
Kasım ayında ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Washington’un, Hacızade’nin İran'ın hipersonik bir balistik füze geliştirdiğini söylediğini aktaran haberler hakkında şüpheleri olduğunu söylemişti.

Tahran’a Rus savaş uçakları
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby cuma günü yaptığı açıklamada, Beyaz Saray'ın İran'ın Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına verdiği geniş destek karşılığında Moskova'nın İran'a savaş uçakları ve diğer askeri teçhizatlar sağlayabileceğine inandığını söyledi.
Reuters Haber Ajansı’na göre Kirby basın mensuplarına verdiği demeçte, ABD’nin elinde, İran'ın Kasım ayında Rusya'ya top ve tank sevk ettiğine ve bunun karşılığında Rusya'nın füzeler, elektronik cihazlar ve savaş uçakları da dahil olmak üzere ‘benzeri görülmemiş bir savunma iş birliği’ gösterdiğine dair bilgiler olduğunu söyledi. İran'ın ayrıca hücum helikopterleri, radarlar ve savaş eğitim uçakları satın almaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
Kirby, Rusya ile İran arasında bir savaş uçağı anlaşması olasılığından ilk kez bahsetmiyor. Kasım ayında Kirby, Rusya'da İranlı pilotların eğitildiğine dair istihbarat değerlendirmelerinden bahsetmişti.
Daha önce İran’ın Suhoy Su-35 uçakları satın almaya çalıştığı basına yansımıştı. Geçen ocak ayında İran parlamentosundaki Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Şehriyar Haydari, İran'ın yeni yıl başında yani 21 Mart'a denk gelen Nevruz bayramından sonra Rusya'dan Suhoy Su-35 savaş uçakları alacağını duyurmuştu.
Bu ayın başlarında İran Hava Kuvvetleri, dağların altında bilinmeyen bir yerde 'Ukab 44' (Kartal 44) adlı bir yer altı hava üssü olduğunu kamuoyuna açıklamıştı.
İran ordusu tarafından yapılan açıklamada, yeni üssün ‘İran Hava Kuvvetleri'nin yeni savaşçı uçaklarını barındırma ve operasyonel hale getirme gücüne sahip olduğu’ belirtilmiş, ancak daha fazla ayrıntı verilmemişti.



İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
TT

İran Dışişleri Bakanı: Cenevre’de ABD ile nükleer görüşmelerde ilerleme sağlandı

Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)
Bu fotoğraf, 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde İran ile ABD arasında dolaylı nükleer müzakereler öncesinde Umman Başkonsolosluğu’nu gösteren bir kare (AFP)

İran ile ABD, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan görüşmelerde salı günü temel “yol gösterici ilkeler” üzerinde bir anlayışa vardı. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bunun yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Arakçi’nin açıklamalarının ardından petrol vadeli işlemleri gerilerken, gösterge Brent ham petrol yüzde 1’den fazla düştü. Açıklamalar, ABD’nin Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla askeri güç konuşlandırdığı bölgede çatışma endişelerini bir miktar azalttı.

Cenevre’deki temasların ardından İran medyasına konuşan Arakçi, “Farklı fikirler ortaya kondu ve bu fikirler ciddi şekilde tartışıldı. Sonuçta bazı yol gösterici ilkeler üzerinde genel bir mutabakata varmayı başardık” dedi.

Her iki tarafın da “net sonraki adımları” var

ABD’nin Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arakçi ile birlikte yürüttüğü dolaylı görüşmelere Umman arabuluculuk etti. Beyaz Saray, toplantıya ilişkin e-posta yoluyla yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda “yapılacak çok iş olduğunu”, ancak İran ile ABD’nin “net sonraki adımlarla” masadan ayrıldığını ifade etti.

Görüşmelerin başladığı sırada İran devlet medyası, İran Devrim Muhafızları’nın bölgede askeri tatbikat gerçekleştirmesi nedeniyle, küresel petrol arzı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın bir bölümünün “güvenlik tedbirleri” kapsamında geçici olarak kapatılacağını duyurdu.

Tahran daha önce, saldırıya uğraması halinde ticari gemilere boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir adım, küresel petrol akışının beşte birini kesintiye uğratabilir ve ham petrol fiyatlarını yukarı çekebilir.

Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin” en iyi seçenek olabileceğine yönelik sözlerine yanıt veren İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney (86), ABD’nin yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısız olacağı uyarısında bulundu.

İran medyasına yansıyan açıklamalarında Hamaney, “ABD Başkanı ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor; ancak dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki ayağa kalkamaz” dedi.

Arakçi, görüşmelerin ardından Cenevre’de düzenlenen bir silahsızlanma konferansında yaptığı konuşmada ise “yeni bir fırsat penceresinin” açıldığını belirterek, müzakerelerin İran’ın meşru haklarının tam olarak tanınmasını sağlayacak “sürdürülebilir” bir çözüme ulaşmasını umduğunu ifade etti.

Trump daha önce yaptığı açıklamada, Cenevre’deki görüşmelere “dolaylı olarak” kendisinin de dahil olacağını söylemiş ve Tahran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtmişti.

Trump, pazartesi günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum. Nükleer kapasitelerini ortadan kaldırmak için B-2’leri göndermek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık” demişti.

ABD, geçen haziran ayında İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı. Washington ve Tel Aviv, İran’ın İsrail’in varlığını tehdit edebilecek bir nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğine inanıyor. Tahran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunuyor. Ancak İran, elektrik üretimi için gereken saflığın çok ötesinde ve silah yapımı için gerekli seviyeye yakın oranda uranyum zenginleştirmiş durumda.

İran: Sadece nükleer program konuşulur

Söz konusu saldırıların ardından İran’daki İslami yönetim, kısmen uluslararası yaptırımların petrol gelirlerini kısıtlamasının tetiklediği hayat pahalılığı krizine karşı düzenlenen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği sokak protestolarıyla zayıfladı.

Washington, görüşmelerin kapsamını İran’ın füze stokları gibi nükleer dışı konuları da içerecek şekilde genişletmek istiyor. Tahran ise yalnızca nükleer programına yönelik kısıtlamaları — yaptırımların kaldırılması karşılığında — müzakere etmeye hazır olduğunu, uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini ve füze programını masaya getirmeyeceğini belirtiyor.

Hamaney, İran’ın geniş füze stokunun müzakereye açık olmadığını yineleyerek, füze türü ve menzilinin ABD ile hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Cenevre görüşmelerinin başarısının ABD’nin gerçekçi olmayan talepler ileri sürmemesine ve İran’a yönelik ağır yaptırımları kaldırma konusunda ciddi davranmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ABD B-2 bombardıman uçakları nükleer hedefleri vurdu

Tahran ile Washington’un, geçen yıl haziran ayında altıncı tur görüşmeleri yapması planlanıyordu. Ancak Washington’un müttefiki İsrail’in İran’a yönelik bombardıman kampanyası başlatması ve ardından ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının nükleer hedefleri vurması üzerine süreç kesintiye uğradı. Tahran, o tarihten bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bulunuyor. Anlaşma, ülkelere sivil nükleer enerji geliştirme hakkı tanırken, atom silahından vazgeçmelerini ve Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği yapmalarını şart koşuyor.

İsrail ise NPT’yi imzalamadı. Tel Aviv, çevresindeki düşmanları caydırmayı amaçlayan onlarca yıllık “belirsizlik politikası” çerçevesinde nükleer silaha sahip olduğunu ne doğruluyor ne de yalanlıyor. Ancak akademisyenler İsrail’in nükleer silaha sahip olduğuna inanıyor.


IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
TT

IISS raporu: Çin nükleer denizaltı üretiminde ABD'yi geçti

Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)
Çin donanması, nükleer denizaltılarını geçit törenlerinde kamuoyuna sergiliyor (Reuters)

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies/IISS) yeni yayımladığı raporda Çin'in nükleer enerjili denizaltılarını ele aldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu, son 5 yılda bu konudaki yeteneklerini çok artıran Çin'in artık nükleer denizaltıları ABD'den daha hızlı üretebildiğini bildirdi.

Bu gelişmeyle birlikte Washington'ın uzun süredir devam eden deniz hakimiyetinin tehlike altına girdiği uyarısı yapıldı. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin hem nükleer balistik füze denizaltılarına hem de nükleer saldırı denizaltılarına sahip olduğu hatırlatıldı. 

IISS, 2021-2025'te Çin'in 10, ABD'nin ise 7 denizaltı ürettiğini vurguladı. 

2016-2020'de ise ABD'nin üçe karşı 7 denizaltıyla Çin'e üstünlük kurduğuna işaret edildi. 

Pekin rakam vermediği için IISS uydu görüntülerinden yola çıkarak bu tahminleri yaptı. 

Diğer yandan IISS raporunda "Çin tasarımları kalite açısından ABD ve Avrupa'nın gerisinde" de dendi. Amerikan denizaltılarının daha sessiz çalışmasının tespit edilme ihtimalini azalttığı belirtildi. 

Genel rakamlara bakıldığında da ABD'nin avantajı sürüyor.

2025 başı itibarıyla Çin'in 6 nükleer balistik füze denizaltısı ve 6 nükleer saldırı denizaltısından oluşan bir filoyla dikkat çekiyor. 

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri, nükleer enerjiyle çalışmayan 46 denizaltıyı daha bünyesinde bulunduruyor. 

Eski tip denizaltıları filosunda barındırmayan ABD Donanması'nda ise 14'ü nükleer balistik füze denizaltısı olmak üzere 65 nükleer denizaltı var. 

Washington, Çin'in denizaltı filosunu büyüterek tartışmalı Güney Çin Denizi'nde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurguluyor. 

Çin destroyer ve fırkateyn gibi suüstü gemilerinde dünyanın en büyük filosuna sahip.

Independent Türkçe, CNN, IISS


İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
TT

İran protestoları: Güvenlik güçleri, eylemcileri öldürmek kastıyla hedef alıyor

Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)
Protestocularla güvenlik güçleri arasında özellikle geçen ay sert çatışmalar yaşanmıştı (Reuters)

İran'da güvenlik güçleri, eylemcilerin "hayati organlarını kasıtlı olarak" hedef almış.

Guardian'la İranlı teyit platformu Factnameh'nin ortak çalışmasında, 75'ten fazla röntgen ve tomografi görüntüsü incelendi.

Ocak ayına ait görüntülerde yüz, kafa, göğüs ve genital bölgelere isabet eden mermiler ve metal saçmalarla oluşmuş ağır yaralanmalar ortaya konuyor.

Adı Anahita olarak değiştirilen bir eylemcinin, yüz ve göz çukurları etrafına dağılmış, her biri 2 ila 5 milimetre büyüklüğünde çok sayıda saçma izi var. Protestocunun en az bir gözünü kaybettiği, diğerinin de kullanılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kimliği Ali diye değiştirilen bir hastanın göğüs röntgeninde de 174'ten fazla metal saçma görüldü. Saçmaların sıkışık dağılımı, çok yakın mesafeden ateş edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, kapsamlı ve acil cerrahi müdahaleye rağmen eylemcinin ölüm riski çok yüksek.

Kayıtlara göre 29 eylemci daha benzer şekilde metal saçmalı pompalı tüfekle vurulmuş

Bazı röntgen ve tomografi görüntülerinde, protestocuların omurga, akciğer ve kafataslarında yüksek kalibreli mermiler de tespit edildi.

En az 9 hastanın genital ya da pelvik bölgeden vurulduğu, bunların üçünde yüksek kalibreli tüfekler kullanıldığı belirtiliyor. Orta yaşlı bir kadının kasık bölgesine 200 metal parçanın isabet ettiği görülüyor. 35 yaşındaki bir erkekte de benzer şekilde kasık bölgesine dağılmış saçmalar mevcut.

Silah analiz firması Silahlanma Araştırma Hizmetleri'nden (ARES) N.R. Jenzen-Jones, bu mermilerin “tam metal kaplama” olduğuna dikkat çekerek, “Bunlar öldürme amaçlı silahlar” diyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tıbbi analist de şunları söylüyor:

Bunlar savaş zamanında görebileceğiniz türden, biri askeri silahla göğüsten vurulduğunda meydana gelecek yaralanmalar. Bu tür silahlarla insanlara ateş ediyorsanız, onları öldürmeye çalışıyorsunuz demektir.

İran'da Kapalıçarşı esnafı, riyalin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta greve giderek protestoların fitilini ateşlemişti. 

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta paylaşmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda en az 7 bin kişinin hayatını kaybettiğini savunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer müzakereler devam ederken, Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırmayı sürdürüyor.

Amerikan medyasında analizlerde İran'daki ekonomik durumun gittikçe kötüleştiği ve halkın geleceğe dair belirsizlikten şikayetçi olduğu yazılıyor.

New York Times'ın irtibata geçtiği 54 yaşındaki Meryem şunları söylüyor:

Böylesine toplu bir keder ve istikrarsızlık havasını hiç yaşamamıştım. Kendimizi çok kötü hissediyoruz. Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Wall Street Journal'ın görüştüğü İranlılar ise ülkeyi terk etmenin yollarını aradıklarını söylüyor. Bankalardan paralarını çekmeye çalışanlar, döviz erişimini kısıtlayan kontroller nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. 
Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Wall Street Journal