Irak’ın güneyinde, Dicle ve Fırat nehirlerinin çekilmesi endişesi hakim

Nasıriye'de, Fırat Nehri'nin su seviyesinde belirgin bir düşüş görüldü. (AFP)
Nasıriye'de, Fırat Nehri'nin su seviyesinde belirgin bir düşüş görüldü. (AFP)
TT

Irak’ın güneyinde, Dicle ve Fırat nehirlerinin çekilmesi endişesi hakim

Nasıriye'de, Fırat Nehri'nin su seviyesinde belirgin bir düşüş görüldü. (AFP)
Nasıriye'de, Fırat Nehri'nin su seviyesinde belirgin bir düşüş görüldü. (AFP)

Irak’ta son üç kurak mevsime kıyasla bu kış  yaşanan yağışlara rağmen yetkililer, içme ve tarım için mevcut su kaynaklarının yetersiz olduğu konusundaki endişelerini gizlemiyor. Su Ürünleri Bakanlığı’ndan yetkililer, Irak, Türkiye, İran ve bir ölçüde de Suriye'nin uyguladığı politikalar nedeniyle su payının yüzde 70'ini kaybettiğini öne sürdü.
Son günlerde ülkenin orta ve güney valiliklerindeki çiftçilerin, Dicle ve Fırat nehirlerinin seviyelerinin düşmesiyle endişeleri artarken dün Su Kaynakları Bakanlığı Meysan ve Zikar valilikleri su oranlarının düştünü açıkladı.
Bakanlık, son günlerde güneydeki bazı vilayetlerdeki su kotasının azalmasının Dicle Barajı ve Fırat üzerindeki Haditha Barajı’nın su payının azlığından kaynaklandığını bildirdi.
Son günlerde kış mevsiminde tarımsal mahsullerin sulanmasını sağlamak için su talebinde artış görülürken ülkedeki yağmur eksikliği ile su rezervinde keskin bir düşüş yaşanıyor.
Bakanlık, çiftçilerin yüzey sularında onaylanan tarım planına göre belirlenen tarım alanlarına ve ortakçılık sistemine uymamasının güney valiliklerinde bazı alanların susuzluktan etkilenmesine neden olduğunu ancak barajlardaki mevcut miktarlar için önlemler alındığını açıkladı. Dicle ve Fırat nehirlerinde güvence altına alınan su miktarlarının başta  tarımsal ve içme suyu olmak üzere diğer tüm ihtiyaçları karşıladığına değinilen açıklamada, olası her ihmalin valiliklere aktarılan su miktarlarında azalmaya neden olacağı uyarısında bulunuldu.
Bakanlık, su kotaları, balık göllerinin aşılması veya mevcut kış için tarım planına göre belirlenen tarım alanlarındaki suistimallerin ortadan kaldırılması için operasyon liderleriyle koordineli olarak çeşitli önlemler alma niyetinde olduklarını açıkladı.
Irak Su Kaynakları Bakanlığı Sözcüsü Halid Şimal önceki gün yaptığı açıklamada, Dicle veya Fırat nehri gibi nehirlerdeki su seviyelerin düşmesinin bakanlığın sorumluluğunda olduğunu belirterek bununla ilgili önlemler alındığını söyledi.
Şimal, tarımsla ve içme suyunu güvence altına almak adına Türkiye ve İran’dan gelen suyun yüzde 30 olduğunu, bu oranın ihtiyaç olan yüzde 70’e ulaşmadığını vurguladı.



BM'nin "Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi", Filistin'in üyeliği konusunda mutabakat sağlayamadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

BM'nin "Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi", Filistin'in üyeliği konusunda mutabakat sağlayamadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Filistin'in Birleşmiş Milletlere (BM) tam üyeliği hakkında "Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi"nin mutabakat sağlayamadığı bildirildi.

BM Güvenlik Konseyinin nisandaki dönem başkanı Malta'nın Daimi Temsilciliğinden, AA muhabirine konuya ilişkin açıklamada bulunuldu.

Açıklamada, "Filistin'in üyeliğine dair tavsiyede bulunmak için mutabakat sağlanamadı." ifadesine yer verildi.

Malta'nın konuya ilişkin bir rapor hazırlayacağı aktarılan açıklamada, raporun Konsey üyelerine dağıtılacağı belirtildi.

Öte yandan, Malta'nın BM Daimi Temsilcisi Vanessa Frazier, gazetecilere yaptığı açıklamada, üyelik için koşullarla ilgili bir sıkıntı bulunmadığına işaret ederek, Komitenin üçte ikisinin üyeliği desteklediğini bildirdi.

- Filistin, tam üyeliğin yeniden değerlendirilmesini talep etti

Filistin, 2011'de de BM'ye tam üyelik başvurusu yapmış ancak bu müracaat, BM Güvenlik Konseyinde gereken desteği alamamıştı.

Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, 2 Nisan'da, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e mektup göndererek, üyelik başvurularının yeniden ele alınmasını talep etmişti.

Guterres, 3 Nisan'da BM Güvenlik Konseyine mektup yazıp, Filistin'in talebini gündeme alma çağrısında bulunmuştu.

BM Güvenlik Konseyi de 8 Nisan'da Filistin'in tam üyelik başvurusunu resmi olarak "Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi"ne ileteceklerini bildirmişti.

BM'ye yeni üye alma süreci önce Konseyde başlıyor. Görüşmelerin ardından Konsey, konuyu "Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi"ne sevk ediyor.

Komitenin olumlu dönüş yapması halinde BM Güvenlik Konseyinin oylama gerçekleştirmesi, olumlu karar için daimi üyelerin hiçbirinin veto yetkisini kullanmaması ve 15 üyeden 9'unun "evet" oyu vermesi gerekiyor.

Komitenin yanı sıra Konsey üyelerinin üyelik için karar tasarısı sunma yetkisi bulunuyor.

Konseyden olumlu karar çıkması durumunda, konu BM Genel Kuruluna sevk ediliyor. 193 üyeli BM Genel Kurulunda da üyeliğin onaylanması için oyların 3'te 2'sinin alınması gerekiyor.


İsrail ordusu Gazze'de bir evi bombaladı, 29 Filistinli hayatını kaybetti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail ordusu Gazze'de bir evi bombaladı, 29 Filistinli hayatını kaybetti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail ordusunun, Ramazan Bayramı'nın 3. gününde Gazze Şeridi'nde bir evi bombalaması sonucu en az 29 Filistinli yaşamını yitirdi.

Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail ordusu Gazze kentinin Sidra bölgesindeki Ed-Derec Mahallesi'nde Yafa Caddesi'nde bulunan Filistinli "Et-Tabatibi" ailesine ait evi bombaladı.

Saldırıda ilk belirlemelere göre 29 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

İsrail ordusuna ait helikopterlerin, Gazze kentinin Zeytun, Şucaiyye ve Rimal mahallelerinde en az 3 evi hedef alması sonucu çok sayıda Filistinli yaralandı.

Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nın kuzey bölgeleri de İsrail ordusuna ait helikopterlerle hedef alındı, kampın kuzeyindeki bazı binalar ise bombalanarak yerle bir edildi.

İsrail askerlerinin Nusayrat'taki El-Cedid Mülteci Kampı'nda yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı bir okulu hedef alması sonucu çok sayıda kişi yaralandı, yaralılar Deyr el-Belah'taki Aksa Şehitleri Hastanesi'ne götürüldü.

İsrail ordusunun denizden düzenlediği saldırılarla El-Cedid Mülteci Kampı'nda hedef aldığı bir ilkokuldan ise bir kişinin naaşı ile çok sayıda yaralı çıkarıldı.

Gazze Şeridi'nin güneyinde ise sivil savunma ekipleri, Han Yunus kentindeki El-Emel Mahallesi'nde yıkılan binaların enkazından 13 kişinin çürüyen cesetlerini çıkardı.


SOHR: Rus kuvvetleri Golan yakınında iki yeni gözlem noktası kurdu

Birleşmiş Milletler barışı koruma güçleri, İsrail kontrolündeki Golan bölgesinde, İsrail-Suriye sınırındaki bir bölgede, (Arşiv- Reuters)
Birleşmiş Milletler barışı koruma güçleri, İsrail kontrolündeki Golan bölgesinde, İsrail-Suriye sınırındaki bir bölgede, (Arşiv- Reuters)
TT

SOHR: Rus kuvvetleri Golan yakınında iki yeni gözlem noktası kurdu

Birleşmiş Milletler barışı koruma güçleri, İsrail kontrolündeki Golan bölgesinde, İsrail-Suriye sınırındaki bir bölgede, (Arşiv- Reuters)
Birleşmiş Milletler barışı koruma güçleri, İsrail kontrolündeki Golan bölgesinde, İsrail-Suriye sınırındaki bir bölgede, (Arşiv- Reuters)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) dün (Perşembe) Rus güçlerinin, İsrail güçlerinin bulunduğu Golan sınırında iki yeni gözlem noktası kurduğunu bildirdi.

Gözlemevi, Rus kuvvetlerinin Tel Mashara'daki Suriye rejim güçlerine ait bir askeri bölgede ve Suriye Kuneytra vilayetinin orta kırsalındaki Ceba kasabasının batısında yer alan Tel Al-Karam'da konuşlandırıldığını duyurdu.

Gözlemevi, iki yeni noktanın kurulmasının "bölgede Lübnan Hizbullahı ile İran’a bağlı gruplar ve İsrail arasındaki gerilimin azaltılması çerçevesinde" gerçekleştiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan aktardığı habere göre Rusya'nın Golan yakınındaki gözlem noktalarının sayısı 14’e çıktı.


Burhan ve Hamideti gerilimi artırırken, sivil muhalefet bunu eleştiriyor

Sudan Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (solda) ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (arşiv)
Sudan Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (solda) ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (arşiv)
TT

Burhan ve Hamideti gerilimi artırırken, sivil muhalefet bunu eleştiriyor

Sudan Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (solda) ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (arşiv)
Sudan Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (solda) ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (arşiv)

Sudan Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) Ramazan Bayramı vesilesiyle tehditkâr birer konuşma yaptı. Siyasi güçler ise bu tür tehditkâr konuşmaların ‘beyhude’ olduğunu ve silah zoruyla çözülemeyecek olan savaşı uzatabileceğini ifade etti.

Ramazan Bayramı konuşmasında Burhan, HDK isyanı sona erene kadar savaşın devam edeceğini yinelerken, Hamideti de tek seçeneğin zafere ulaşmak olduğunu vurguladı. Hamideti ayrıca, güçlerinin El Cezire, Batı Sennar ve Faw başta olmak üzere tüm savaş sahalarındaki ‘büyük zaferlerini’ kutladı.

Burhan ve Hamideti'nin konuşmaları, ordunun binlerce askerini ve kendisini destekleyen silahlı hareketleri HDK'den geri almak için seferber ettiği El Cezire eyaletinde birden fazla eksende güçleri arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde yapıldı.

Tekaddum eleştiriyor

Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) Sözcüsü Bekri el-Cak, “Burhan ve Hamideti'nin konuşmalarındaki trajedi, iki tarafın da Sudan halkının savaş nedeniyle ödediği bedel ve trajedilerin büyüklüğü konusunda olumlu bir vizyona ve takdire sahip olmadıklarını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

sdvfbr
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Berlin, 14 Şubat 2020 (Reuters)

El-Cak, “Korkutucu olan şu ki, bu savaşın kazanılma ihtimali yok. Kazanılsa bile bu milyonlarca insanın ölümü ve ülkenin tamamen çökmesi pahasına olacak” dedi. Şarku’l Avsat'a konuşan el-Cak, savaşın devam etmesinin toplumsal bölünmeyi, ırksal ve etnik ayrışmayı arttıracağını ve ülkeyi bölünmeye götüreceğini, bunun da Sudan halkına korkutucu bir mesaj olduğunu söyledi.

El-Cak, Tekaddum Koordinasyonu'nun savaşı durdurmak için her türlü çabayı göstereceğini ve istikrarı yeniden tesis etme konusunda uluslararası ve bölgesel ortaklarla birlikte çalışacağını vurguladı.

Federal Meclis Yürütme Ofisi Başkanı Babekir Faysal Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, gerilimin tırmanmasının müzakere pozisyonunu iyileştirmeye yönelik bir girişim olabileceğini söyledi. Faysal, “Geçen her gün milyonlarca Sudanlının çektiği acı daha da kötüleşiyor” ifadelerini kullandı.

Gerilimin artması umut kapılarını kapatıyor

Tekaddum'un bir bileşeni olan Sudan Kongre Partisi liderlerinden Halid Ömer Yusuf, Burhan ve Hamideti'nin ‘barışçıl çözümler için umut kapılarını kapattıkları’ değerlendirmesinde bulundu ve ‘savaşan tarafların iradesi olmadan savaşı sona erdirmenin mümkün olmadığını, şu anda bunun tamamen yok olduğunu’ belirtti. Yusuf, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda “Savaşan tarafların iradesi olmadan savaşı sona erdirmek mümkün değil, ki şu anda bu tamamen yok” dedi.

xcdvf
Sudan Kongre Partisi liderlerinden Halid Ömer Yusuf (SUNA)

Birleşmiş Milletler'in (BM) Sudan'daki araştırma misyonu dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, ordu ile HDK arasındaki savaş ikinci yılına girerken Sudan halkının yıkıcı çatışmalardan yorulduğunu belirtti. BM misyonu her iki tarafın da derhal ateşkes ilan etmesi, sivillere yönelik saldırılara son vermesi ve engelsiz insani yardım erişimini sağlaması gerektiğini vurguladı. Misyon Başkanı Muhammed Şandi Osman, “Bu yıkıcı savaşın sona ermesinin zamanı gelmiştir. Sudan halkı yeterince acı çekti. Savaşan taraflar barışa ve insan haklarına saygıya giden bir yol bulmalılar” ifadelerini kullandı.

Tanzanya Yüksek Mahkemesi'nin eski başyargıcı olan Osman, ‘Sudan ordusu ve HDK'nın sivilleri korumaya çok az ilgi gösterdiğini’ ve misyonun sivillere, okullara ve hastanelere yönelik tekrarlanan saldırı raporlarını araştırdığını söyledi. Misyon ayrıca yardım konvoylarına yönelik saldırı raporlarına da dikkat çekti.

Misyonun üç müfettişinden biri olan Mona Rişmavi ise şu ifadeleri kullandı: “İnsani yardım konvoylarına, insani yardım personeline ve insani yardım depolarına yönelik saldırılara ve yağmalamalara rağmen, yardım kuruluşları çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca diğer tarafın kontrolündeki bölgelerde sivillere yönelik insani yardımın kasıtlı olarak engellenmesini de araştırıyoruz.”

Misyon ayrıca kötü hasat, yüksek tahıl fiyatları ve bir gıda felaketi riski konusundaki endişelerini dile getirerek her iki tarafı da kapsayıcı bir barış sürecine bağlı kalmaya çağırdı. Misyon, Eylül ve Ekim aylarındaki oturumlarında BM İnsan Hakları Konseyi'ne kapsamlı bir rapor sunacak.


Oğullarının öldürülmesinin ardından İsmail Haniye: Hamas hâlâ anlaşma arayışında

Hamas hareketinin Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye (Reuters - arşiv)
Hamas hareketinin Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye (Reuters - arşiv)
TT

Oğullarının öldürülmesinin ardından İsmail Haniye: Hamas hâlâ anlaşma arayışında

Hamas hareketinin Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye (Reuters - arşiv)
Hamas hareketinin Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye (Reuters - arşiv)

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, dün (Perşembe) İsrail saldırısında öldürülen oğullarının hareketin savaşçıları olmadığını söyledi.

Heniyye, oğullarının öldürülmelerinin müzakereleri etkileyip etkilemeyeceği ile ilgili bir soruyu "Filistin halkımızın çıkarları her şeyin önündedir. Oğullarımız ve kızlarımız bu halkın ve bu sürecin bir parçasıdır" şeklinde cevapladı.

Heniyye Reuters haber ajansına şunları söyledi: Biz bunu (anlaşmayı) arıyoruz ama Siyonist düşman bu ana kadar anlaşmaya varmak için gerekli çabayı gösterme taleplerine yanıt vermekten kaçınıyor ve erteliyor.” Heniyye bu sözleriyle, Gazze'de ateşin kesilmesi ve tutukluların rehinelerle takas edilmesi yönünde devam eden görüşmelere atıfta bulunuyor.


“Kıtlığın başladığı”nın duyurulmasının ardından uluslararası düzeyde Gazze'ye yardım talebi

Dindar Yahudiler dün Kudüs'te Askerlik Hizmeti Yasasına karşı düzenlenen protesto etti (EPA)
Dindar Yahudiler dün Kudüs'te Askerlik Hizmeti Yasasına karşı düzenlenen protesto etti (EPA)
TT

“Kıtlığın başladığı”nın duyurulmasının ardından uluslararası düzeyde Gazze'ye yardım talebi

Dindar Yahudiler dün Kudüs'te Askerlik Hizmeti Yasasına karşı düzenlenen protesto etti (EPA)
Dindar Yahudiler dün Kudüs'te Askerlik Hizmeti Yasasına karşı düzenlenen protesto etti (EPA)

Güvenlik Konseyi dün yaptığı açıklamada, İsrail'in "Erez" kapısını açtığı ve Aşdod limanının Gazze'ye yardım amacıyla kullanılmasına izin vereceği yönündeki duyurusunu dikkate aldığını belirtti. Ancak "halk arasında yakın bir kıtlığın yayılması riskine ilişkin derin kaygıyı" ifade ederek, yardımların ulaştırılması için daha fazla çaba gösterilmesini talep etti.

Bu gelişme, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Direktörü Samantha Power'ın Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerine, Gazze'nin kuzeyinde kıtlığın çoktan başladığını bildirmesi sonrasında geldi. Power, Gazze'de kötüleşen açlık vakalarına ilişkin BM yardım kuruluşlarından aylarca tekrarlanan uyarıların ardından, Başkan Joe Biden'ın yönetiminde Gazze Şeridi'nde kıtlığın yayılması hakkında kamuoyuna konuşan ilk üst düzey yetkili oldu.

Diğer yandan Tel Aviv'deki güvenlik çevreleri, İsrail ordusunun perşembeyi cumaya bağlayan gece gerçekleşen Nuseyrat'a yönelik saldırısının, geçen ay suikasta kurban gitmesinin ardından bölgeyi terk eden El Kassam Tugayları Komutan Vekili Mervan İsa'nın arkadaşlarının tekrar görev bölgelerine dönmeye başladığının fark edilmesinden sonra, Bureyc ve Gazze'nin merkezindeki diğer bölgelere yayılacağını belirtti.

 Gazze Sağlık Bakanlığı, savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana ölü sayısının 33 bin 500 kişiyi aştığını duyurdu.


İsrail: Heniyye'nin oğullarının öldürülmesi konusunda Netanyahu'ya danışılmadı

İsrail'in Gazze Şehri'nin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında Hamas lideri İsmail Heniyye'nin üç oğlunun öldürüldüğü arabayı inceleyen insanlar (AFP)
İsrail'in Gazze Şehri'nin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında Hamas lideri İsmail Heniyye'nin üç oğlunun öldürüldüğü arabayı inceleyen insanlar (AFP)
TT

İsrail: Heniyye'nin oğullarının öldürülmesi konusunda Netanyahu'ya danışılmadı

İsrail'in Gazze Şehri'nin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında Hamas lideri İsmail Heniyye'nin üç oğlunun öldürüldüğü arabayı inceleyen insanlar (AFP)
İsrail'in Gazze Şehri'nin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında Hamas lideri İsmail Heniyye'nin üç oğlunun öldürüldüğü arabayı inceleyen insanlar (AFP)

İsrail medyası bugün (Perşembe) İsrail güçlerinin, başta Başbakan Binyamin Netanyahu olmak üzere üst düzey komutanlara ya da siyasi liderlere danışmadan düzenlediği bir hava saldırısında Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin üç oğlunu öldürdüğünü bildirdi.

İsrail merkezli Walla haber sitesi üst düzey İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın İsrail ordusu ve İç Güvenlik Teşkilatı (Şin-Bet) arasında koordine edilen hava saldırısı hakkında önceden bilgi sahibi olmadıklarını belirtti.

Sitede Emir, Muhammed ve Hazım Heniyye'nin Hamas liderinin oğulları oldukları için değil Hamas militanı oldukları için hedef alındıkları belirtildi. Ordu, Heniyye'nin dört torununun da aynı operasyonda öldürüldüğüne dair haberler hakkında yorum yapmadı.

Walla'nın haberiyle ilgili olarak ne İsrail Başbakanlığı ne de ordu henüz bir yorumda bulunmadı.

Heniyye'nin aile üyelerinin öldürülmesi, kuşatma altındaki bölgede tutulduğuna inanılan 133 esirin serbest bırakılması karşılığında Gazze Şeridi'nde çatışmaların durdurulmasını amaçlayan müzakereleri daha da karmaşık hale getirdi.

Heniyye, Hamas'ın herhangi bir ateşkesi kabul etmek için taleplerinin açık ve net olduğunu söyledi.

Heniyye dün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, “Düşman müzakerelerin zirvesinde, hareketin yanıtı gelmeden oğullarımı hedef almanın Hamas'ı tutumunu değiştirmeye iteceğini düşünüyorsa hayal görüyor” ifadesini kullandı.

Savaşın yedinci ayına girmesiyle ateşkes çağrıları arttı, ancak bu durum müzakerelerin gidişatını pek etkilemedi.

Hamas, İsrail saldırılarının sona ermesini, İsrail askerlerinin geri çekilmesini ve Gazze'den göç edenlerin evlerine dönmesine izin verilmesini talep ediyor.

İsrail ise esirlerin geri dönmesini sağlamak istiyor. Ancak Hamas'ın askeri gücü ortadan kaldırılmadan savaşı sona erdirmeyeceğini ve bir milyondan fazla sivilin barındığı Gazze'nin güneyindeki Refah kentini işgal etmeyi planladığını söylüyor.


İsrail ve Hamas taleplerine bağlı kalırken, İran'ın tehditlerinin ardından savaşın yayılmasından korkuluyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor. (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor. (EPA)
TT

İsrail ve Hamas taleplerine bağlı kalırken, İran'ın tehditlerinin ardından savaşın yayılmasından korkuluyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor. (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor. (EPA)

İran'ın Şam'daki konsolosluk binasının hedef alınmasına misilleme tehdidinde bulunmasıyla altı aydır devam eden savaşın bölgeye yayılması korkusu arttı. Diğer yandan İsrail ile Hamas'ın Gazze Şeridi'nde yeni bir ateşkes önerisi için taleplerine bağlı kaldıkları görülüyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre görgü tanıkları, arabulucuların savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'nde tutulan esirlerin serbest bırakılmasını da içeren son ateşkes önerilerine iki taraftan da yanıt beklediği perşembe günü (bugün) İsrail bombardımanının özellikle güneyde olmak üzere Gazze Şeridi'ni hedef aldığını söyledi.

İsrail ordusu, ordu tarafından toplanan istihbarata dayanarak ‘teröristleri ortadan kaldırmak için gece boyunca Gazze'nin merkezinde hassas bir operasyon’ gerçekleştirdiğini duyurdu. Operasyona deniz ve hava kuvvetlerinin de katıldığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dün (Çarşamba) Gazze'nin kuzeyine girmek için bekleyen araçlarından birinin gerçek mermiyle vurulduğunu bildirdi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, dün İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırısında üç oğlunun öldürülmesinin 2007'den bu yana Gazze'yi kontrol eden Hamas’ın müzakere tutumunu değiştirmeyeceğini söyledi.

Heniyye, “Bu zamanlama, yürütülmekte olan müzakerelerin zirve yaptığı bir döneme denk geliyor. Çok açık bir şekilde söyledik ki düşman, öldürme, yıkım, katliamlar ve yok etme savaşıyla almadığı şeyi müzakere masasında asla almayacaktır” dedi.

Heniyye sözlerini şöyle sürdürdü: “Taleplerimiz açık ve net. Uzlaşma söz konusu değil ve eğer düşman müzakerelerin zirvesinde, hareketin yanıtı gelmeden oğullarımı hedef almanın Hamas'ı tutumunu değiştirmeye iteceğini düşünüyorsa hayal görüyor. Tutumlarımız her halükarda sabittir; asla değişmez ve değiştirilemez.”

Hamas dün yaptığı açıklamada İsmail Heniyye'nin üç oğlu ve dört torununun Ramazan Bayramı'nın ilk günü akrabalarını ziyaret etmek üzere gittikleri Gazze'deki eş-Şati Mülteci Kampı’na düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü duyurdu.

İsrail, Heniyye'nin oğullarının öldürüldüğünü doğruladı. Ordudan yapılan açıklamada, Genel Güvenlik Servisi (Şin-Bet) ile birlikte ‘Gazze Şeridi'nin merkezinde Hamas'ın askeri kanadının üç üyesinin (Heniyye’nin oğulları) ortadan kaldırıldığı’ belirtildi.

Ateşkes görüşmeleri devam ederken, Gazze'deki savaşın bölgeye yayılabileceğine dair uluslararası korkular artıyor.

ABD Başkanı Joe Biden, dün, İran'ın Şam'daki konsolosluğuna yapılan saldırıya karşılık verme tehditleri karşısında İsrail'e verdiği ‘sarsılmaz’ desteği yineledi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney de dün yaptığı açıklamada, ‘İsrail'in 1 Nisan'da Suriye'de gerçekleştirdiği saldırının ardından cezalandırılacağını’ söyledi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre saldırı Şam'daki İran konsolosluğunu yerle bir etti ve 16 kişinin ölümüne neden oldu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) saldırıda ölen ve aralarında iki üst düzey subayın da bulunduğu yedi mensubu için yas tuttu.

Biden, “İsrail'in güvenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi ve Hamas'ı ateşkes önerisine yanıt vermeye çağırdı.

Bu gerilim karşısında Rusya bugün (perşembe) vatandaşlarına Ortadoğu'ya, özellikle de İsrail, Lübnan ve Filistin topraklarına seyahat etmekten kaçınmalarını şiddetle tavsiye ettiğini açıkladı.

Savaş 7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'in güneyine eşi benzeri görülmemiş bir saldırı başlatmasıyla patlak verdi. AFP'nin İsrail'in resmi makamlarından aktardığına göre çoğu sivil bin 170 kişi hayatını kaybetti.

Ayrıca, saldırı sırasında yaklaşık 250 kişi kaçırıldı. Bunlardan 129'u halen Gazze'de esir tutuluyor ve İsrail'in resmi tahminlerine göre 34'ünün öldüğüne inanılıyor.

Hamas'ı ‘ortadan kaldırma’ sözü veren İsrail, Gazze Şeridi'ne yoğun ve yıkıcı bir askeri harekât başlatarak Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'nın son bilançosuna göre çoğu kadın ve çocuk 33 bin 482 kişiyi öldürdü.

Bir Hamas kaynağına göre ateşkes teklifi başlangıçta 42 İsrailli esirin serbest bırakılması karşılığında İsrail tarafından gözaltına alınan 800 ila 900 Filistinlinin serbest bırakılmasını, günlük 400 ila 500 tır gıda yardımının bölgeye girişini ve Gazze'nin kuzeyinde yerlerinden edilen insanların memleketlerine geri dönmesini öngörüyordu.

Hamas ise kalıcı bir ateşkes, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerinden güçlerini çekmesi, yerinden edilmiş insanların geri dönmesi ve Birleşmiş Milletler’in (BM) 2,4 milyon insanın açlıktan öldüğünü söylediği bir dönemde yardım akışının arttırılmasını talep ediyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas yenilgiye uğratılana ve tüm esirler serbest bırakılana kadar savaşın devam edeceği konusundaki ısrarını sürdürüyor. Ayrıca Gazze Şeridi'nin güneyinde Mısır sınırında bulunan ve Hamas'ın son büyük kalesi olarak gördüğü Refah kentine kara saldırısı düzenleme planına da sadık kalıyor.

Bu plana başta ABD olmak üzere pek çok ülke karşı çıkıyor. Ayrıca BM'ye göre çoğunluğu Gazze Şeridi'nin kuzeyinden göç eden 1,5 milyon insanın sığınağı haline gelen bu kentte ağır sivil kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunuluyor.

İsrail 7 Nisan'da, aylarca süren çatışmaların ardından başta Han Yunus şehri olmak üzere Gazze Şeridi'nin güneyindeki güçlerini geri çektiğini duyurdu. Orduya göre şu anda Gazze Şeridi'nin merkezinde sadece bir tugay konuşlanmış durumda.

Savaşın başından bu yana Gazze Şeridi'ne abluka uygulayan İsrail, kıtlık tehdidi altındaki bölgeye daha fazla insani yardım girmesine izin vermesi için uluslararası baskıyla karşı karşıya.

Söz konusu baskılar karşısında İsrail Gazze Şeridi'ne giren insani yardım tırlarının sayısını arttırdı.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, “Geçen ay günlük ortalama 213 tır, ondan önce ise 170 tır Gazze Şeridi’ne giriş yapıyordu” dedi. Gallant, hedeflerinin Mısır, Aşdod Limanı ve Gazze'ye açılan yeni bir kara kapısı üzerinden günde ortalama 500 yardım tırına ulaşmak olduğunu ifade etti.


İsrail kısıtlamalarıyla Filistin'in ekonomisini de "abluka" altına alıyor

Fotoğraf: Mahmoud Issa - AA
Fotoğraf: Mahmoud Issa - AA
TT

İsrail kısıtlamalarıyla Filistin'in ekonomisini de "abluka" altına alıyor

Fotoğraf: Mahmoud Issa - AA
Fotoğraf: Mahmoud Issa - AA

İşgal altındaki Filistin, dış ticaretinde İsrail'e bağımlı kalmaya devam ederken, Filistinlilerin ithalat ve ihracatının neredeyse tamamı İsrail'den ya da İsrail kontrolündeki noktalardan yapılıyor.

Gergin siyasi durum, malların hareketine getirilen kısıtlamalar ve Gazze'ye uygulanan abluka, ticaretin önündeki temel engeller arasında yer alıyor.

Filistin, İsrail'in Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'te başlayan yıkıcı saldırıları sonrasında daha da sıkı kontrollere maruz kalıyor.

Gazze'nin mal tedarikinin, İsrail'den ya da İsrail kontrolündeki noktalardan yapılması zorunluluğu nedeniyle Gazze bu ülkeye bağımlı kalmaya devam ediyor.

Çoğu kadın ve çocuk 33 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybetmesi, Filistinlilerin kıtlığa sürüklenmesi ve her geçen gün artan insani krizlere rağmen İsrail'in gümrük noktalarındaki "güvenlik kontrolleri", başta gıda ve sağlık ürünleri olmak üzere Gazze'nin ihtiyaç duyduğu malzemelere erişimini kısıtlıyor.

İsrail gümrükleri ve rutin İsrail güvenlik kontrolleri ithalat işlemlerinde uzun gecikmelere neden oluyor.

Uluslararası Ticaret Merkezinin (ITC) verilerine göre, Filistin ithalatının yarısından fazlasını İsrail'den gerçekleştirirken, ihracatının ise neredeyse tamamını bu ülkeye yapıyor. Türkiye ile Çin, ülkenin en çok ithalat yaptığı diğer ülkeler olarak sıralanıyor.

ITC'nin son mevcut yıllık verisi olan 2022'de Filistin'in yıllık ithalatı, 9 milyar doların biraz üzerinde. İsrail'den 4,75 milyar dolarlık mal satın alan Filistin, Türkiye'den yaklaşık 1 milyar dolar, Çin'den de 700 milyon dolarlık ithalat yapıyor. Filistin, 1,5 milyar dolarlık ihracatının 1,3 milyar dolarlık kısmını İsrail'e gerçekleştiriyor.

- İsrail gümrük vergilerini de alıkoyuyor

İsrail yönetimi, Filistin Kurtuluş Örgütü ile 1994'te imzaladığı Paris Ekonomi Protokolü gereğince, kontrolü altındaki sınır kapılarından Filistin yönetimi adına vergi topluyor ve topladığı aylık yaklaşık 190 milyon doları Filistin hazinesine aktarıyordu. Yaklaşık 2 yıldır, Filistin yönetimi adına toplanan vergilerden kesinti yapılıyordu.

Kasım ayında da İsrail Bakanlar Kurulu, Filistin hükümeti adına topladığı vergi fonundan Gazze Şeridi'ne ve Filistinli tutuklulara ayrılan miktarın kesilmesine karar verdi.

Filistin yönetimi, karar sonrasında vergi fonunu almayı reddederken, Filistin Maliye Bakanlığı, İsrail'in ekim ayından itibaren Filistin hükümeti adına topladığı vergi fonunun çoğunu kestiğini, bu nedenle fonu almayı reddettiklerini açıkladı.

Bakanlık, kamu çalışanlarının aylık maaşlarının ödenmesinde birincil kaynağı Filistin vergi gelirlerinin oluşturduğunu ve maaşların ödenmesinde gecikme yaşanacağını belirtti.

Aralık ayında Filistin Devlet Başkanlığı, İsrail hükümetinin Filistin yönetimine ödemesi gereken vergi ve ithalat vergisi gelirlerini alıkoymayı sürdürmesini, "korsanlık ve Filistin halkının toplu cezalandırılmaya tabi tutulması" olarak değerlendirdi.

Geçen yıl sonunda, İsrail merkezli "Walla" haber sitesi, "ABD yönetiminin son haftalarda İsrail hükümetine, alıkoyduğu Filistin vergi gelirlerini serbest bırakması için baskı yaptığını" yazdı.

İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise sosyal medya hesabından, "ABD'ye ve İsrail'in gerçek dostu Başkan Joe Biden'a, büyük saygı duyuyoruz. Dünyadaki en iyi müttefikimiz. Ancak kaderimizi asla yabancıların eline bırakmayacağız." ifadesini kullandı.

Şubat ayında Norveç Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Filistin yönetimi adına topladığı vergi gelirlerinin Filistin'e transferini üstlendiğini bildirdi.

Sürecin, İsrail'in topladığı vergiyi Norveç'e transfer etmesi ve Norveç'in de Gazze için ayrılanın dışındaki miktarı Filistin yönetimine göndermesi şeklinde işleyeceği, bu geçici planın, Filistin yönetiminin mali açıdan çökmesini önlemede önemli bir rol oynayacağı aktarıldı.

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa da bu ay, İsrail'in kesinti yaptığı vergileri almak için uluslararası arabulucularla Tel Aviv'e baskı yapmaya başladıklarını söyledi.

- İsrail'in ekonomik kısıtlamaların maliyeti yılda 2,5 milyar dolar oldu

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) yayımladığı bir rapora göre, Batı Şeria'nın C Bölgesinde İsrail'in ekonomik faaliyetlere yönelik kısıtlamaları 2000-2020 yılları arasında Filistinlilere 50 milyar dolara mal oldu.

Filistinlilerin yılda 2,5 milyar dolar bedel ödediği kısıtlamaların kümülatif maliyetinin, 2020'deki Batı Şeria gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 3 katına eşdeğer ve Filistin'in GSYH'sinin 2,5 katından fazla olduğu görüldü.

İsrail, bölgedeki Yahudi yerleşimcilerin endüstri ve tarım girişimlerine tam destek vererek ekonomik cazibe yaratırken yüz binlerce İsrail vatandaşını bölgeye yerleşmeye teşvik etti.

C Bölgesi'nin yaklaşık yüzde 70'ini kontrolü altına alan İsrail, Filistinlileri bu bölgeye yaklaştırmayarak iş ve ekonomik kalkınma imkanlarından mahrum bıraktı, Filistinlilerin C Bölgesinin geri kalanına erişimi ciddi şekilde kısıtlı olmaya devam etti.

Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan "İkinci Oslo Anlaşması" çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria; A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.

Batı Şeria'nın yüzde 18'inin kapsayan "A Bölgesi"nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik "B Bölgesi"nin idari yönetimi Filistin'e ve güvenliği İsrail'e devredilirken yüzde 61'ini kapsayan "C Bölgesi"nin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.

- "Gazze ekonomisinin toparlanması onlarca yıl alabilir"

Ocak ayı sonunda, 7 Ekim 2023'ten sonra askeri operasyonun başlamasının ardından Gazze'deki sosyal ve ekonomik bozulmaya ilişkin de bir rapor yayımlayan UNCTAD, Gazze ekonomisinin 2023'ün ilk üç çeyreğinde yüzde 4,5 küçüldüğünü tahmin etti.

Askeri operasyonun bu düşüşü büyük ölçüde hızlandırdığı ve yıl genelinde GSYH'de yüzde 24'lük daralma beklendiği bildirilen raporda, mevcut askeri operasyon derhal sona erip yeniden yapılanma hemen başlarsa ve 2007-2022 büyüme trendi ortalama yüzde 0,4 büyüme oranıyla devam ederse, Gazze'nin kişi başına düşen GSYH'de 2022'deki seviyelerine geri dönmesinin 2092 yılına kadar sürebileceği vurgulandı.

GSYH'nin yıllık yüzde 10 büyüyebileceği yönündeki en iyimser senaryoda bile, Gazze'nin kişi başına düşen GSYH'sinin abluka öncesi 2006 seviyesine ulaşmasının 2035 yılını bulabileceği kaydedildi.

Raporda, çatışma öncesi sosyoekonomik koşulların yeniden sağlanmasına yönelik ortak bir uluslararası çabanın gerekliliği vurgulanırken, koşulların eski haline getirilmesinin on yıllar alacağının ve önemli miktarda dış yardım gerektirdiğinin altı çizildi.

- Gazze'deki kritik altyapılara verilen zararın maliyeti 18,5 milyar dolar civarında

Dünya Bankası ile BM'nin Avrupa Birliğinin (AB) mali desteğiyle hazırladığı "Gazze Geçici Hasar Tespit Raporu"na göre de Gazze'deki kritik altyapılara verilen zararın maliyetinin ocak sonu itibarıyla 18,5 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Bu tutar Batı Şeria ve Gazze'nin 2022'deki toplam GSYH'sinin yüzde 97'sine denk geliyor.

Maliyetin yüzde 72'sini konut hasarları, yüzde 19'unu su, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmeti altyapısının hasarları, yüzde 9'unu da ticari ve endüstriyel bina hasarları oluşturuyor.

Yıkımın ardından tahminen 26 milyon ton enkaz ve moloz kaldığı, bu miktarın kaldırılmasının yıllar alacağı öngörülüyor.

Gazze'de ana yolların yüzde 92'sinin tahrip olması veya hasar görmesi ile iletişim altyapısının ciddi şekilde zarara uğraması nedeniyle temel insani yardımların ulaştırılması oldukça zorlaşıyor.

Kapsamlı analiz aracılığıyla tahmin edilecek hasarların, kayıpların ve ihtiyaçların maliyetinin, Geçici Hasar Tespit Raporu'ndan önemli ölçüde yüksek çıkması bekleniyor.


İsrail'in Gazze'de gece boyu düzenlediği saldırılarda en az 5 sivil hayatını kaybetti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail'in Gazze'de gece boyu düzenlediği saldırılarda en az 5 sivil hayatını kaybetti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi'nin kuzeyi ve orta kesimlerini yoğun şekilde bombaladığı belirtildi.

İsrail savaş uçaklarının Gazze'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'ndaki bir evi bombalaması sonucu 5 sivil yaşamını yitirdi ve birçok kişi yaralandı.

Nuseyrat Mülteci Kampı'ndaki bazı noktaları bombardıman çemberine alarak yerle bir eden İsrail savaş uçakları, kamptaki Nü'n Nureyn Camisi ile Muaz bin Cebel Camisi'ni hedef aldı.

İsrail ordusu, savaş uçaklarıyla bombaladığı Nuseyrat Mülteci Kampı'nın bazı bölgelerine karadan da tanklarla girdi.

Haberde, İsrail ordusunun Gazze kentindeki Şati Mülteci Kampı'ndaki evleri denizden bombalaması sonucu çok sayıda kişinin öldüğü ancak sayılarının belirlenemediği vurgulandı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560'ı kadın olmak üzere 33 bin 482 Filistinli öldürüldü, 76 bin 49 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'da Filistinlilere ait ev ve aracı ateşe verdi
Batı Şeria'nın Nablus kentinde yer alan Lubben eş-Şarkiyye Köyü Yerel Meclis Başkanı Yakub Uveys, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fanatik Yahudi yerleşimcilerin köye saldırdıklarını belirtti.

Gece saatlerinde köye sızan fanatik Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere ait bir evi ve bir aracı ateşe verdiklerini ifade eden Uveys, saldırganların ayrıca Filistinlilerin evlerine İbranice sloganlar yazdıklarını kaydetti.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te İsrail askerleri ile Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik baskın ve saldırılarında artış yaşanıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail askerleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 460 Filistinli hayatını kaybetti.