Efsanevi Ümmü Gülsüm müzikali Suudi Arabistan’da

“Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ” müzikali ilk kez Suudi Arabistan'da sergileniyor

Londra’da sergilenmesi esnasında "Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ" adlı tiyatro gösterisinden bir kesit (Şarku’l Avsat)
Londra’da sergilenmesi esnasında "Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ" adlı tiyatro gösterisinden bir kesit (Şarku’l Avsat)
TT

Efsanevi Ümmü Gülsüm müzikali Suudi Arabistan’da

Londra’da sergilenmesi esnasında "Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ" adlı tiyatro gösterisinden bir kesit (Şarku’l Avsat)
Londra’da sergilenmesi esnasında "Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ" adlı tiyatro gösterisinden bir kesit (Şarku’l Avsat)

Londra'nın West End bölgesindeki Palladium tiyatro sahnesi 2020’de olağanüstü bir Arap gecesine, muazzam etkileşim sağlayan bir müzikale şahit olmuştu. O gece salon, Suudi yapımcı Mona Khashoggi’nin (Muna Kaşıkçı) rüyası olan "Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ" müzikalinin doğuşuna tanık oldu. Londra'nın en prestijli tiyatrolarından birinde müzikal performansın yalnız bir gece sahnelenmesi, gösterinin başarısını ortaya koymak için yeterliydi. Bu başarı Kaşıkçı’yı, oyunu Arap dünyasında göstermek için çabalamaya sevk etti. Bu çaba neticesinde geçen yıl Dubai Operası'nda Ramazan Bayramı'nda müzikal sergilendi.
Bu hafta Kaşıkçı’nın bir başka hayali daha gerçek oluyor; müzikalin ülkesi Suudi Arabistan'da sergilenmesi. Dahran’daki Kral Abdülaziz Dünya Kültürü Merkezi (İsra), 7 Mart'tan 17 Mart'a kadar yeni görünümüyle gösteriye ev sahipliği yapacak.


Muna Kaşıkçı (en solda) Londra'daki provalar sırasında "Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ" oyununun oyuncu kadrosuyla (Yapımcı)

Yeni elbise
Kaşıkçı ile bir Londra gecesini Ümmü Gülsüm gecesine çeviren gösteri hakkında  kendisine yeni müzikali, kahramanları ve müzikalde ne gibi değişiklikler olacağını sordum. Gösteri için provalar ve hazırlıklar yapan Kaşıkçı, "kelimenin tam anlamıyla bir müze" olarak gördüğü İsra’daki gösteri için heyecanlı görünüyordu ve gösteriyi ilk kez Suudi halkına sunacak olan çalışma ekibini övdü. Ayrıca Suudi Arabistan’daki tiyatronun "herhangi bir tiyatro oyununa tamamen hazır olduğunu" da sözlerine ekledi.
Kaşıkçı, gösterisi ve hayali hakkında konuştu. Yapımcı, Dubai'deki ve Suudi Arabistan’daki gösterimi için müzikalde farklı farklı değişiklikler yaptığını belirtti. Müzikalin Suudi Arabistan’daki sunumu için yapılan en önemli değişiklikler arasında, Ümmü Gülsüm’ün olgunluk dönemini tanıtan şarkıcıdaki değişiklik yer alıyor.  Daha önce ana şarkıcı rolünü Lubana Kantar üstlenmişti. Kaşıkçı, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Ancak bu sefer ekip farklı. Ümmü Gülsüm’ün olgunluk dönemini Mısırlı şarkıcı Acfan Afifi canlandıracak. Ayrıca Kur’ân tilaveti ve klasik Arapça eğitimi almış ABD’li Müslüman şarkıcı Jennifer Grout, daha önce şarkıcı Münira el-Mehdiyye’nin canlandırdığı rolü alacak ve Ümmü Gülsün’ün bazı şarkılarını seslendirecek. Maha Halifi, Ümmü Gülsüm’ün annesi rolünü canlandırmak üzere ekibe katılıyor.” Ürdünlü aktör Hani Dehşan ise Muhammed el-Kasabcı, Ümmü Gülsüm’ün kocası Doktor el-Hafnavi ve müzisyen Muhammed Abdulvehhab rollerini canlandırmak için ekipte yer alacak. Aktör Velid Hamad da Ahmet Rami ve Şeyh Ebu el-Ala Muhammed rollerini canlandıracak.
Kaşıkçı, çeşitli detayların doğruluğunu ve bunların tarihi dönemlere uygunluğunu belirlemeye gayret eden yönetmeni ve yardımcısını övdü. Bununla ilgili olarak şunları söyledi: “Yönetmen ve yardımcısı, müzikalin tarihi yönüne çok dikkat ettiler ve karakterlerin, kıyafetlerin ve birçok detayın tarihe uygun olması için çaba gösterdiler. Her şey düşünülmüş, hareket, kıyafet, şiir, dans… her şey.”
Kaşıkçı, bazı karakterleri birleştirmekten, birden çok karakteri canlandırma işini tek bir oyuncuya vermekten bahsetti. “Londra prömiyeri ile bir sonraki şov olan Dahran’daki şov arasındaki farklar” sorusuna ise Kaşıkçı şöyle yanıt verdi: “İsra’daki gösteri daha küçük bir ekiple olacak. Londra'da şarkıcılar, dansçılar ve aktörler dahil yaklaşık 25 kişiydik. Dubai'de ise 10 kişiydik ancak, özellikle müzikal doğası gereği gösterişli olduğu ve şarkıcılara, dansçılara ve oyunculara ihtiyaç duyulduğu için İsra’da daha büyük bir sayıya ihtiyacımız olacağını gördük ve bu nedenle ekibe iki profesyonel oyuncu ekledik. Orkestra hususunda ise Londra şovunda 14 müzisyen varken şu anda on müzisyenimiz var. Sahneler ve dekorasyon konusunda ise Kaşıkçı, İsra’da yapılacak olan gösteride devasa ekranlarda sahnelerin arka planlarının ve olayların geçtiği yerlerin gösterileceğini ve bunun gibi bazı eklemeler olduğunu belirtti. Kaşıkçı, "Dekor biraz değişti ve bence bu daha iyi, bana daha güzel görünüyor" açıklamasında bulundu.
Kaşıkçı’ya, daha önceki gösterilerde yer alan, Ümmü Gülsüm’ün kız kardeşinin torunu, şarkıcı Sana Nebil sorulduğunda kendisi şöyle yanıtladı: “Bu sefer bizimle gelemeyecek. Konuk olarak şovun bir bölümünde yer alıyordu ve Ümmü Gülsüm'ün birkaç şarkısını seslendirdi. Ama üniversite eğitimi nedeniyle affını istedi ve onun yerine Jennifer Grout ve Maha Halifi’yi koyduk. Londra ve Dubai gösterilerinde Ümmü Gülsüm’ün olgunluk dönemini canlandıran Lubana Kantar da aynı durumda. O da meşgul olduğu için özür diledi.”
Daha önce gösteride sunulan şarkılar ile Dahran’da sunulacak olanlar aynı. Bunlar, Ümmü Gülsüm'ün ünlü şarkılarından oluşan bir seçki. Ümmü Gülsüm'ün, mevlitlerde babasına şarkı söylemek için eşlik eden bir çocuktan ‘Arap Divası’na dönüşmesine kadarki yükselişini konu alan hikayesinin ayrıntıları ise değişmeyecek.


Oyun afişi – Dahran’daki İsra Tiyatrosu'ndaki provalar sırasında Ümmü Gülsüm'ü canlandıran şarkıcı Acfan (yapımcı) FDahran’daki İsra Tiyatrosu'ndaki provalardan bir kesit (yapımcı)

Klasik bir başarı hikayesi
Kaşıkçı konuşmasında, yazdığı gösterinin sadece zamansız müzik ve şarkılar içermediğinin altını çizerek şunları söyledi: “Gösteriye Ümmü Gülsüm ve Altın Çağ adını vermemin önemli bir nedeni var. Müzikal aracılığıyla Muhammed el-Kasabcı, Muhammed Abdulvehhab ve döneminin sosyal ve politik hayatında rolü olan güçlü bir kadın olarak karşımıza çıkan Tahiyye Karioka gibi devleri kutlamak istedim. Aynı şekilde şarkıcı Münira el-Mehdiyye’ye de yer verdim. O sadece bir şarkıcı değil, aynı zamanda güçlü bir kişiliğe sahip, kendi tiyatrosunu kurdu ve evinde politikacılar, önemli şahsiyetler ve gazeteciler için bir meclis vardı. Onlar güçlü kadınlar ve benim için o dönemin ilham verici ve güçlü olan kadınlarına gösteride yer verdim. Tahiyye Karioka bir aktris ve aktivistti. Mısır'ın kamusal yaşamında önemli bir rolü vardı. Müzikalin kadınların güçlenmesinden ve büyük kadınların mücadelesinden de bahsettiğini düşünüyorum.” Kaşıkçı, Londra ve Dahran arasındaki farka geri dönerek şunları söyledi: “Bir sonraki şovda, tüm karakterleri elimde tutamayacağım. Örneğin Riyad es-Sunbati ve Zekeriya Ahmed karakterlerini daha önce canlandıran oyunculardan vazgeçmek zorunda kaldık. Ancak bestelediğimiz şarkıları koruduk ve o dönemin büyük bestecilerine bir tür saygı duruşu niteliğinde şarkılar sunduk. Esas olarak iki şahsiyet üzerine odaklandım: Müzik hayatının başlangıcında Ümmü Gülsüm’e yardım eden Muhammed el-Kasabcı ve Sorbonne'daki Fransızca çalışmalarında ona fayda sağlayan şair Ahmed Rami.”

Daha uzak bir etki
Ümmü Gülsüm'ün kendi döneminde, giyim ve zarafet tarzıyla ilgili kadınlar üzerinde başka bir etkisi vardı. Bununla ilgili Kaşıkçı, “O çok zarifti ve hanımlar onun elbisesinden ve tavrından büyük ölçüde etkilendiler. Konuşma, giyim ve Ümmü Gülsüm'ün zamanının kadınlarının onu taklit ettiği benzersiz tarzı açısından tüm bu tiyatralliği vurgulamak istiyordum. Ümmü Gülsüm'ün hikayesi, zamanının en büyük kadını olduğu için sıfırdan zirveye klasik bir başarı öyküsü ve elbette bu, erkeklerin yardımıyla oldu. Ama asıl faktör zekasıydı. Güçlü bir kişiliği ve güçlü katkıları vardı. Müzisyenler Sendikası'nın başkanlığını üstlendi. Uygun sözleri ve melodileri seçebilen maharetli bir kulağı vardı. Kendine özel bir yer edindiğini ve saygın biri olarak görüldüğünü de belirtmeliyiz. Gittiği her ülkede önemli şahsiyetler tarafından karşılandı, krallar ve cumhurbaşkanları onu kutladı.”
Kaşıkçı sözlerine şöyle devam etti: “Çalıştığım yabancıların çoğu bana şunu söyledi ‘Batı dünyasında Diva olarak kabul edilen ve müziği hala sevilen benzer bir şahsiyet yok.’ Dünya çapında belirlenen 200 efsane arasından 53. sırada seçildi ve uluslararası müzisyenler tarafından övüldü.” Kaşıkçı geçen yıl Al-Ula'da konser veren Amerikalı şarkıcı Alicia Keys ile tanışmıştı. Onunla müzikal hakkında konuştu ve Ümmü Gülsüm adı, şarkıcı Keys ve kocasının hayranlığını uyandırdı. Çift, "Ümmü Gülsüm'e ve dinleyicilerini kontrol etme yeteneğine olan hayranlıklarını dile getirdiler ve dinleyicilerini büyülediğini söyleyerek güçlü sesini övdüler."



Çin Devlet Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prens ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlaması gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
TT

Çin Devlet Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prens ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlaması gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bugün Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin normal seyrinin korunmasının önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Çin devlet televizyonu CCTV’den aktardığına göre Şi görüşmede, ‘Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açık kalması gerektiğini, bunun bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun ortak çıkarına hizmet ettiğini’ ifade etti.

Haberde ayrıca Şi’nin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile yaptığı görüşmede Çin’in ‘derhal ve kapsamlı ateşkes’ çağrısını yinelediği belirtildi.


Mekke Yolu... Kutsal topraklara yolculuğu kısaltan bir Suudi modeli

Mekke Yolu Projesi, seyahat işlemlerini kolaylaştırıyor ve hacı adaylarının varışını hızlandırıyor. (SPA)
Mekke Yolu Projesi, seyahat işlemlerini kolaylaştırıyor ve hacı adaylarının varışını hızlandırıyor. (SPA)
TT

Mekke Yolu... Kutsal topraklara yolculuğu kısaltan bir Suudi modeli

Mekke Yolu Projesi, seyahat işlemlerini kolaylaştırıyor ve hacı adaylarının varışını hızlandırıyor. (SPA)
Mekke Yolu Projesi, seyahat işlemlerini kolaylaştırıyor ve hacı adaylarının varışını hızlandırıyor. (SPA)

Her yıl tekrarlanan ancak her seferinde daha da olgunlaşan ve genişleyen bir tablo içinde, hac yolculuğu artık yalnızca coğrafi bir hareket olmaktan çıkıp, yararlanıcı ülkelerin havalimanlarından başlayan bütüncül bir insani deneyime dönüşüyor. Bu süreçte mesafeler kısaltılırken, bürokratik zorluklar ortadan kaldırılıyor ve yerini, hacı adaylarına sunulan gelişmiş bir hizmet sistemi alıyor. Bu çerçevede Mekke Yolu Projesi, hac yolculuğunu ilk andan itibaren yeniden tanımlayan özgün modelini güçlendirmeyi sürdürüyor. Akıcılığı temel ilke haline getiren, insan onurunu önceliklendiren ve teknolojiyi sürecin her aşamasında etkin bir unsur olarak kullanan bu yaklaşım, hac deneyimini daha düzenli ve erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyor.

fbfb
Ankara’dan gelen hacı adaylarının, Mekke Yolu Projesi’nin belirlediği güzergâhlarda yolculukları başladı. (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Rahman’ın Misafirlerine Hizmet Programı kapsamında yer alan ve Vizyon 2030 projelerinden biri olan Mekke Yolu Projesi’ni sekizinci yıl üst üste uygulamayı sürdürüyor. Program, 10 ülkede yer alan 17 noktada hayata geçiriliyor. Bu ülkeler arasında Fas, Endonezya, Malezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye, Fildişi Sahili ve Maldivler’in yanı sıra, bu yıl ilk kez katılan Senegal ve Brunei de bulunuyor.

Proje, hac yolculuğunu kolaylaştırmayı hedefleyen entegre ve yüksek standartlı hizmetler sunuyor. Bu kapsamda süreç, hac vizelerinin elektronik ortamda düzenlenmesiyle başlıyor. Ardından, yolcuların çıkış yaptıkları ülkelerdeki havalimanlarında pasaport işlemleri tamamlanıyor; sağlık şartları kontrol ediliyor, biyometrik veriler alınıyor ve bagajlar Suudi Arabistan’daki ulaşım ve konaklama planlarına göre etiketlenip ayrıştırılıyor. Hacı adayları Suudi Arabistan’a ulaştıklarında ise özel güzergâhlardan doğrudan otobüslere yönlendirilerek Mekke ve Medine’deki konaklama yerlerine taşınıyor. Bagajların teslimi ise ilgili kurumlar tarafından organize edilerek hacı adaylarının kaldıkları yerlere ulaştırılıyor.

fbf
Suudi Arabistan devlet kurumları, hacı adaylarına gelişmiş hizmetler sunmak için çabalarını birleştiriyor. (SPA)

Bu yılki hac sezonunun başlamasıyla birlikte, girişimden yararlanan ilk kafileler çeşitli ülkelerden yola çıktı. İlk uçaklardan biri, Bangladeş’te Dakka’daki Hazrat Şah Celal Uluslararası Havalimanı’nda bulunan özel terminalden kalkarak Cidde’deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’na ulaştı. Uğurlama törenine çok sayıda yetkili katılırken, bu adım hazırlık düzeyinin yüksekliğini ve kurumlar arası koordinasyonu yansıttı.

Pakistan’ın Karaçi kentinde de Cinnah Uluslararası Havalimanı’ndan hareket eden ilk uçak, Medine’deki Prens Muhammed bin Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’na yöneldi. Aynı şekilde Malezya’da Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’ndan kalkan ilk kafileler de Medine’ye doğru yola çıktı. Bu uçuşlar, girişimin hacı adaylarının seyahat deneyimini geliştirmedeki rolünü ortaya koyan resmi katılımla gerçekleşti.

Uygulama Türkiye’yi de kapsarken, Ankara’daki Esenboğa Uluslararası Havalimanı’ndan kalkan ilk uçaklar Medine’ye ulaştı. Tüm bu operasyonların, ilgili kurumlar arasında sağlanan koordinasyonla yürütülen entegre bir sistem çerçevesinde gerçekleştirildiği belirtildi.

sdvdfv
Entegre teknik ve lojistik hizmetler, hacı adaylarının kalkıştan itibaren deneyimlerini geliştiriyor. (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Mekke Yolu Projesi’ni; Dışişleri, Sağlık, Hac ve Umre ile Enformasyon bakanlıklarının yanı sıra Sivil Havacılık Genel Otoritesi, Zekât, Vergi ve Gümrük Otoritesi, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), Vakıflar Genel Müdürlüğü, Rahman’ın Misafirlerine Hizmet Programı ve Pasaport Genel Müdürlüğü ile iş birliği içinde yürütüyor. Uygulama ayrıca dijital ortak olarak stc Grubu ile entegre şekilde hayata geçiriliyor.

Mekke Yolu Projesi, 2017 yılında başlatılmasından bu yana, 1,25 milyondan fazla hacı adayına hizmet sundu. Bu rakam, projenin hedeflerine ulaşmadaki başarısını ortaya koyarken, Suudi Arabistan’ın hac organizasyonunda sunduğu hizmet kalitesini artırma vizyonuyla uyumlu bir gelişim sürecine işaret ediyor. Projenin, hac ibadetinin daha düzenli, erişilebilir ve yüksek standartlarda gerçekleştirilmesini sağlarken, kalabalık yönetimi ve lojistik hizmetlerde modern ve küresel ölçekte bir model sunduğu değerlendiriliyor.


Dünya Bankası, Suudi Arabistan’ın bütçe açığının yarı yarıya azalacağını ve 2026 yılında yüzde 3,3’lük bir ‘cari fazla’ elde edeceğini öngörüyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Dünya Bankası, Suudi Arabistan’ın bütçe açığının yarı yarıya azalacağını ve 2026 yılında yüzde 3,3’lük bir ‘cari fazla’ elde edeceğini öngörüyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Bölgede jeopolitik belirsizlik ve karmaşa nedeniyle ekonomiler sarsılırken, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması ve artan gerilimlerin yarattığı baskılar arasında, Dünya Bankası’nın en son raporu Suudi Arabistan için dikkat çekici ekonomik göstergeler ortaya koydu. Veriler, ülkenin krizlere karşı yapısal olarak uyum sağlama kapasitesini yansıtıyor. Dünya Bankası verilerine göre Suudi Arabistan ekonomisi, devletin mali konumunu güçlendirmeyi amaçlayan düzeltici bir seyir izliyor. Rapor, kamu maliyesi açığının yarıya inmesini öngörürken, cari işlemler dengesinin negatiften belirgin bir fazlaya geçtiğine işaret ediyor.

Nisan ayı rakamları, Suudi Arabistan’ın yalnızca sağlam ‘ekonomik bariyerler’ inşa etmekle kalmadığını, mevcut jeopolitik zorlukları yapısal düzeltme sürecini hızlandırmak için bir fırsata çevirdiğini gösteriyor. Bölgede çoğu ülke ağır mali baskılar ve negatif büyüme oranlarıyla mücadele ederken, Suudi Arabistan istikrarlı adımlarla ilerleyerek bölgesindeki en yüksek büyüme seviyelerini kaydediyor ve ekonomik istikrarın vazgeçilmez bir merkezi olduğunu dünyaya kanıtlıyor.

Dünya Bankası verileri, Suudi Arabistan’ın bölgesel olarak en iyi performans gösteren ekonomi olduğunu ortaya koyuyor. Bölgedeki birçok ülke, mali baskılar ve sert revizyonlar nedeniyle büyüme beklentilerini yüzde 1,8’e düşürürken, Suudi Arabistan yüzde 3,1’lik büyüme ile bölgesel lider konumunu koruyor.

Cari fazla yüzde 3,3

Dünya Bankası verileri, Suudi Arabistan’ın cari işlemler dengesinde stratejik bir yeniden konumlanmayı ortaya koydu. Daha önce 2025 yılı için gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2,7’si oranında bir açık öngörülürken, 2026 yılına yönelik resmi tahminler bu dengenin yüzde 3,3’lük bir fazlaya yükselmesini işaret ediyor.

Peki cari fazla ne anlama geliyor?

Ekonomik açıdan cari fazla, ülkenin mal ve hizmet ihracatının ithalatını aşması anlamına geliyor ve bu durum ödemeler dengesi üzerinde olumlu etki yaratıyor. Bu fazla, Suudi Arabistan’ın net yabancı varlıklarının artışına ve finansman kapasitesinin güçlenmesine işaret ediyor; ihracattaki güçlü performans ile iç talebin etkin yönetiminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Stratejik açıdan ise bu dönüşüm derin anlamlar taşıyor. Cari işlemler dengesi, Suudi Arabistan’ın dünya ülkeleriyle ticari ve finansal alışverişteki etkinliğinin gerçek bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Açık durumundan fazla durumuna geçiş, Suudi Arabistan’ın resmi olarak küresel ekonomi için net bir kredi verici konumuna ulaştığını gösteriyor. Petrol ihracat gelirleri, hızla büyüyen petrol dışı sektörler ve dış yatırımlardan elde edilen büyük kazançlar, toplam ithalat ve hizmet harcamalarını geride bırakıyor.

Bu fazlaya sadece bir muhasebe rakamı olarak bakılamaz. Zira bu fazla aynı zamanda ulusal para biriminin güç ve istikrarını artıran stratejik bir nakit kalkanı işlevi görüyor. Fazla, finans kurumlarına ve devletin varlık fonlarına büyük likidite akışı sağlayarak, kalkınma projelerine yatırımların sürdürülmesine esneklik kazandırıyor. Böylece Suudi Arabistan, küresel tedarik zincirlerinde veya uluslararası deniz yollarında meydana gelebilecek herhangi bir aksaklığa rağmen nakit akışını koruma ve ekonomik ivmesini sürdürme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Mali düzenlemeler, bütçe açığını yarı yarıya azalttı

Kamu maliyesi cephesinde, rakamlar devletin harcamaları kontrol etme ve gelirleri artırma kapasitesinde önemli bir iyileşme gösteriyor. Dünya Bankası’na göre, 2025’te yüzde 6,4 açık olarak öngörülen mali açık, 2026’da yüzde 3,0’e gerileyerek yarı yarıya düşecek. Bu oran, Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı’nın bu yıl için açıkladığı yüzde 3,3’lük tahminin biraz altında kalıyor.

dbgfr
Riyad’daki et-Tahliye Ticaret Caddesi’nde bir kafenin önünde duran gençler (AFP)

Bu gelişme, Suudi hükümetinin ‘mali pusulayı doğru yönlendirme’ başarısını yansıtıyor. Bölgesel krizlere rağmen, ülke bir yıl içinde gelir ve gider arasındaki farkı yüzde 50 oranında azaltmayı başardı. Gelir-gider açığını bu ölçüde kısa bir sürede daraltabilmesi, birkaç ekonomik gerçeği ortaya koyuyor:

- Mali politikaların başarısı: Vergi toplama etkinliği ve finansal sistemlerin geliştirilmesi.

- Petrol dışı gelirin artışı: Artan petrol dışı gelir, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara olan bağımlılığı azaltan temel bir dayanak haline geldi.

- Devlet harcamalarının etkinliği: Kaynaklar, yüksek kalkınma getirisi sağlayan projelere yönlendirilerek dış borçlanma ihtiyacı azaltılıyor ve mali denge gelecek nesiller için korunuyor.

Suudi Arabistan, kişi başına düşen büyüme artışında bölgede lider konumda

Nisan 2026 raporunda öne çıkan bir diğer bilgi, kişi başına düşen büyüme açısından Suudi Arabistan ile kriz bölgelerindeki komşuları arasındaki keskin fark oldu. Dünya Bankası verilerine göre, Kuveyt’te kişi başına büyüme yüzde 7,7 oranında, Katar’da ise yüzde 7,4 oranında sert daralma öngörülürken, Suudi Arabistan olumlu bir istisna olarak öne çıkıyor ve kişi başına düşen büyümenin yüzde 1,4 olması bekleniyor.

Veriler ayrıca, Suudi Arabistan’ın enflasyonu kontrol altında tutma ve yüzde 2,8 seviyesinde istikrarlı bir düzeyde tutma kabiliyetini gösteriyor. Bu durum, enerji fiyatlarındaki ve nakliye maliyetlerindeki küresel artışa rağmen vatandaşların alım gücünü koruyor ve ekonomiyi ithal enflasyonun olumsuz etkilerinden koruyor.