Dışardan destek ve içerideki gerilim arasında Irak

Irak Başbakanı Sudani ve BM Genel Sekreteri Guterres’in 1 Mart’ta Bağdat'ta düzenledikleri ortak basın toplantısından bir kare (AFP)
Irak Başbakanı Sudani ve BM Genel Sekreteri Guterres’in 1 Mart’ta Bağdat'ta düzenledikleri ortak basın toplantısından bir kare (AFP)
TT

Dışardan destek ve içerideki gerilim arasında Irak

Irak Başbakanı Sudani ve BM Genel Sekreteri Guterres’in 1 Mart’ta Bağdat'ta düzenledikleri ortak basın toplantısından bir kare (AFP)
Irak Başbakanı Sudani ve BM Genel Sekreteri Guterres’in 1 Mart’ta Bağdat'ta düzenledikleri ortak basın toplantısından bir kare (AFP)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Mısır ziyaretinden döndükten bir gün sonra, hükümetinin reform açısından desteklenmesi amacıyla Dünya Bankası'ndan bir heyet ile görüştü. Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi'nin de katılımıyla gerçekleştirilen görüşmeden sonra yapılan açıklamaya göre görüşmede Irak ile Dünya Bankası arasındaki iş birliğinin çeşitli yönleri, Irak ekonomisindeki büyümeyi destekleme yolları ve hükümetin bu konudaki çabaları ele alınırken hükümet tarafından kabul edilen bankacılık reformu alanındaki iş birliğine ve hizmet önceliklerini ele almada ilerlemeyi artırma alanlarına ve hükümet programı tarafından izlenen reforma vurgu yapıldı.
Başbakan Sudani, Mısır'a yaptığı son ziyarette Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile iki ülke arasında tüm alanlarda iş birliği yollarını görüştü. Görüşmede, Irak, Mısır ve Ürdün arasında daha önce yapılan anlaşmaların önemi bir kez daha vurgulandı. Bu da Sudani'nin iç sorunlar ve anlaşmazlıklar çıkmazından tek çıkış yolu olarak Irak'ın dış ilişkilerini derinleştirmek istediği anlamına geliyor. Irak, siyasi güçleri arasında devam eden çekişmeler nedeniyle son yirmi yıldır kalkınma ve yatırım alanlarında atılıma tanık olamadı. Bunun yanında büyük petrol ülkesi Irak, ayda yaklaşık 7 milyar dolar olan petrol ithalatından da yararlanamadı.
Bu gelirin yaklaşık yüzde 70'i, yatırımlara değil, sayıları 6 milyon civarı olan çalışanların maaşlarına ve faaliyetlere harcanıyor. Ancak ekonomistler, bu gelirlerin kalan yüzde 30'luk kısmının yabancı sermayeye ihtiyaç duymadan özel sektöre ayrılarak yatırım düzeyinde büyük bir ivme yakalayabileceğini düşünüyorlar. Uzmanlar, sorunun öncelikle devlet bünyesini etkisi altına alan ve onu büyük ölçüde felç eden mali ve idari yolsuzlukta, ikinci olarak ise devletin kimliği ve kamu sektörüne mi yoksa piyasa ekonomisine mi dayandığı konusunda netliğin olmamasında yattığını ekliyorlar.

Dış ilişkilerin güçlendirilmesi
Başbakan Sudani, hükümetinin iddialı programı kapsamında ülkesinin dış ilişkilerini, yeni bir terim olan ‘üretken diplomasi’ kullanarak, kendisini Arap ülkeleri ya da diğer ülkelerle olan ortak çıkarlar ilkesi çerçevesinde güçlendirmeye odaklandı. Sudani, bir yandan özellikle yatırım, kalkınma ve enerji sektörleri açısından dışarıdaki adımlarının içeriye yansımasını isterken diğer yandan tarım ve sanayi sektörlerinde de bir geçiş sağlıyor. Ancak Sudani’nin karşılaştığı sorun, kendisini destekleyen (Şii siyasi güçlerin yer aldığı) Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu ve (Şii, Kürt ve Sünni siyasi güçlerin yer aldı) Devlet Yönetimi Koalisyonu dahil olmak üzere siyasi sınıf ile arasındaki öncelikler arasındaki fark.
Hükümetinin hedeflerinden biri erken seçimlerin düzenlenmesi olan Başbakan Sudani, erken seçimler için belirli bir takvim belirlemedi. Sadr Hareketi’nin ve bazı sivil güçlerin taleplerinin aksine Hükümeti destekleyen siyasi güçlerin de aralarında bulunduğu Temsilciler Meclisi’ndeki büyük geleneksel güçlerin köklü değişiklikler yaptığı kanunla ilgili sorunlar da söz konusu. Başbakan Sudani, Irak'a dışarıdan destek getirerek, içeride çalışarak hizmet projeleri başlatarak, hükümetinin attığı adımlara toplumdan destek bulmaya çalışıyor.
Devlet Yönetimi Koalisyonu ve Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu güçleri, hükümetin adımlarını desteklediklerini açıklasalar da milletvekilliği seçimleri yasasıyla birleştirilmesi planlanan il seçim yasasının önündeki engeller de ortaya çıkmaya başladı. Gerginliğin belirtileri, halen dar bir çerçevede devam eden protesto gösterileri, sokağın öfkesiyle ilgili uyarılar ve sessizliğini sürdüren Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr’ı kazanmaya yönelik girişimlerle görülmeye başladı. Başbakan Sudani, resmi borsa ile kara borsadaki dolar kurları arasındaki büyük marj aralığı devam ederken gerek ülkenin mali sistemi için çalışarak gerekse vatandaşların ilgisini çekecek hizmet projeleri başlatarak, hükümetin programında belirlediği yapısal reform adımlarıyla ilerlemeye çalışıyor.

Seçim tabanının korunması
Ancak, her siyasi partinin, ne şekilde olursa olsun seçmen tabanını koruma isteğine dayanan önceliklerinin farklı olması, tüm tarafları dış ilişkilerde elde edilebilecekleri feda etmeye hazır hale getiriyor. Irak’ın tüm düzeylerde desteklenmesi konusunda bir mutabakat olduğu biliniyor. Ayrıca siyasi güçler açısından reform adımları hatta hizmetler, artık Dava Partisi'nin bir üyesi olmayan ve şu an Temsilciler Meclisi’nde iki sandalyesi bulunan ‘el-Fırateyn Akımı’ adlı bir siyasi oluşumunun lideri olan Başbakanı Sudani’nin çıkarına olduğu kadar, partili eski yoldaşlarının çıkarına olmayacaktır. Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden destekçileri de dahil olmak üzere diğerleri Sudani'nin yaklaşan herhangi bir seçimde başbakan olmasından yararlanacağına inanıyorlar.
Iraklı siyasi güçlerin, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen, devletin çıkarları ve siyasi sisteminin kimliği için değil, halen kendi çıkarları için çalışıyor olması, bu bağlamda belki de dikkate alınması gereken en önemli çelişki.
Ulusal Koalisyon lideri ve eski Başbakan İyad Allavi, bu durumu, Sudani'ye ‘partizan iktidar ile kimliğini henüz tanımlayamamış devlet arasındaki mevcut ilişki sorunu’ olarak özetlediği açık bir mektup gönderdi.
Allavi, dün Başbakan Sudani'ye yazdığı açık mektupta, şunları yazdı:
“Diktatörlük rejimini devirmek ve adil bir siyasi sistem kurmak için gösterdiğimiz yorulmak bilmez çabanın ardından, demokrasi, adalet ilkeleri ve eşitlik temelinde vatandaşlık haklarının kutsal kabul edildiği, güvenli ve istikrarlı bir Irak'ta yaşamayı arzuladık. Ancak bugün ne yazık ki iyi yönetilen bir devlet inşa edeceği, engellerin aşılacağı, vatandaşlar için eşitlik ve ulus için prestij sağlayacağı, hukukun üstünlüğünü ve yargının bağımsızlığını destekleyeceği düşünülen siyasi sürecin devam etmesinin önündeki birçok engel nedeniyle neredeyse çıkmaza girmiş durumdayız. Önceki bakanlıklarınız sırasında dürüstlüğünüz ve verimli yönetiminizle tanındığınızı biliyor, sizi destekliyor ve zorlu koşullar içerisinde olduğunuzu takdir ediyoruz.”
Allavi’nin mektubu her ne kadar Sudani’yi destekleyen ifadeler içerse de devlet-iktidar ayrımı yapmadığı için, Irak'ın bölgede önemli bir ülke olarak büyük destek gören statüsüyle Irak siyasi sınıfının yaşadığı ikilemler arasındaki bağlantı açısından bir çözüm üretemedi.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.