Putin ve Esed görüşmesinde ‘ortaklığı güçlendirme ve yeni zorluklarla mücadeleye’ odaklanıldı

Şam ve Ankara arasındaki normalleşme iki liderin gündeminde yer aldı

Esed, Moskova’daki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk bıraktı (AFP)
Esed, Moskova’daki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk bıraktı (AFP)
TT

Putin ve Esed görüşmesinde ‘ortaklığı güçlendirme ve yeni zorluklarla mücadeleye’ odaklanıldı

Esed, Moskova’daki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk bıraktı (AFP)
Esed, Moskova’daki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk bıraktı (AFP)

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, iki yıl sonra Rusya’ya yaptığı ilk ziyarette Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’a göre, Putin ve Esed iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşme düzenledi ve ardından ikili kapalı bir toplantı yaptı.
Putin görüşmeye, iki ülke arasındaki yakın temaslar ve ilişkileri geliştirme çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Rus lider, “Rus silahlı kuvvetlerinin çabaları sayesinde Suriye’deki küresel terörizm tehdidi ortadan kaldırıldı. Bu da, siyasi bir çözüm için umutları artırmaya, ekonomik ve yaşam seviyelerinde daha fazla iç istikrara odaklanılmasına izin verdi” dedi.
Suriye’nin deprem felaketiyle karşılaşmasına değinen Putin, Rus kuvvetleri ile Acil Durumlar Bakanlığı’nın afetin etkilerine karşı oynadığı role dikkat çekti.
Geçen yıl karşılıklı ticaretin gelişmesine vurgu yapan Putin, bu gelişmenin bu yılda devam edeceğini söyledi.

Esed’den teşekkür
Esed ise Putin’e daveti için teşekkür ederek, “Çeşitli düzeylerdeki görüşmelere ara verilmemiş olsa da, son bir yılda meydana gelen büyük değişiklikler nedeniyle liderler düzeyindeki toplantı ayrı bir önem taşıyor ve artık bir sonraki aşama için bir araya gelmemizi ve ortak algılar geliştirmemizi gerektiriyor” dedi.
Rusya’nın deprem felaketinde Suriye’ye verdiği destek nedeniyle teşekkür eden Esed, “Suriye’nin egemenliği ve birliğini koruma, terörizmi ve topraklarımızdaki yabancı askeri varlığını reddetmeyi içeren Rus tutumu için minnettarız. Moskova şu anda savaş durumunda olmasına rağmen tavrını değiştirmedi ve sağlamlığını korudu” diye konuştu.
Esed, Ukrayna’daki savaştan sonraki Moskova’ya gerçekleştirdiği ilk ziyarette, Neo-Nazizm karşısında Rusya’yı desteklediklerini teyit ettiklerini söyleyerek, “Şam’ın konumu, dünyanın dengeyi yeniden sağlama ihtiyacından kaynaklanıyor, aksi takdirde dünya yıkıma gidecek” dedi.
Suriye Devlet Başkanı, Suriye-Rusya ortak hükümet komitesinin son toplantılarının sonuçlarından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Toplantının sonuçları, ekonomik işbirliğinde yeni bir aşamanın yolunu açıyor. Sadece veri değil, pratik fikirler de taşıyor” ifadelerini kullandı.
Esed, bu ziyaretinde ‘bir sonraki aşamada üzerine inşa edebilecek gerçek sonuçlar’ üretme arzusunu da belirtti.

Esed’in bu ziyareti öncekilerden çok farklıydı
Esed’in yaptığı çalışma ziyaretinin düzenlemeleri, biçim ve içerik olarak Rusya’ya yaptığı önceki ziyaretlerden farklıydı.
Son ziyaret, resmi protokoller uygulanan ve kamuya açıklanan ilk ziyaret oldu.
Daha önceki ziyaretlerinde Esed, Rus savaş uçaklarına binerek Moskova’ya gitmiş ve ziyareti ancak bittikten sonra duyurulmuştu.
Esed bu kez, Vnukovo Uluslararası Havaalanı’nda Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov tarafından karşılandı. Törende iki ülkenin milli marşı çalındı ​​ve şeref kıtası geçit töreni yaptı.
Esed de yabancı liderlerin ziyaret protokollerine uyarak, Çarşamba sabahı Kızıl Meydan yakınlarındaki Meçhul Asker Anıtı’na çelenk koydu ve ziyaret faaliyetlerine başladı.
Ayrıca Esed, kendisine eşlik eden kişisel tercüman dışında, Rusya’ya önceki dört ziyaretinde yalnızdı. Hiçbirinde devlet amblemi ve toplantı odasında dalgalanan Suriye bayrağı yoktu.
Suriyeli lidere son ziyaretinde, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Faysal Mikdad, Devlet Başkanlığı İşlerinden Sorumlu Bakan Mansur Azzam, Ekonomi ve Dış ticaret Bakanı Muhammed Samir Halil, Savunma Bakanı Ali Abbas ve Suriye’nin Moskova Büyükelçisi Beşar el-Caferi gibi isimler eşlik etti.
Peskov: Suriye-Türkiye ilişkileri, muhakkak gündemin bir parçası olacak
Kremlin’in iki liderin görüşmesine yönelik geniş gündeme odaklanması da dikkat çekti.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov görüşmeden önce yaptığı açıklamada, iki liderin Suriye ve çevresindeki durumun kapsamlı bir şekilde çözülmesine yönelik umutların yanı sıra siyasi, ticari, ekonomik ve insani alanlarda Rusya-Suriye işbirliğinin daha da geliştirilmesi çerçevesinde ikili ilişkileri ele alacağını bildirdi.
Peskov ayrıca, “Suriye-Türkiye ilişkileri, muhakkak gündemin bir parçası olacak” ifadelerini kullandı.
Rus kaynaklar ise, Putin’in görüşmeye özel ilgi göstereceğini ve Esed’i Türkiye ile ilişkileri normalleştirme konusunda yeterli derecede esneklik göstermeye çağıracağını vurgulamıştı.
Şarku’l Avsat’a konuşan diplomatik kaynaklar, “Moskova, siyasi çözüm yolunun olgunlaşması için koşulların iyileştirilmesine yönelik çalışmalar çerçevesinde, iki ülke arasındaki yakınlaşma yolunun ilerlemesine büyük önem veriyor” ifadelerini kullanmıştı.
Son günlerde, Suriye’nin Türkiye ile yakınlaşma konusuna ilişkin tereddüdünün olduğu iddia edilmişti.
Medyada yer alan haberlere göre, Şam, Türkiye’nin Suriye topraklarından çekilmesi için bir takvim belirlemek ve yakınlaşma yolunda ilerlemeden önce Suriye muhalefetine desteği durdurması da dahil olmak üzere koşullar belirledi.
Öte yandan Moskova, Suriye’deki Türk varlığının geçici olduğuna ve 1998’de imzalanan Adana Anlaşması’na bağlı olduğuna ve işgal olarak görülmediğine inanıyor.
Ayrıca Ankara, Astana grubunun garantileri çerçevesinde, siyasi çözüm yolu netleşir netleşmez ve sınır bölgelerindeki güvenlik çıkarları için garantiler alır almaz güçlerini geri çekme taahhüdünde bulundu.

Lavrov ve Mikdad görüşmesi
Putin-Esed görüşmesi öncesinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad ile bir araya geldi.
Lavrov, görüşmenin başında “Bu görüşme çok uygun bir zamanda yapılıyor ve iki liderin zirvesinin ayrı bir önemi var” dedi.
Lavrov, iki tarafın geçmiş toplantılarda varılan anlaşmaların uygulanmasına ilişkin birçok sorusu olduğunu belirtti.
İkili işbirliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuların görüşmelerde önemli yer tuttuğunu söyleyen Lavrov şu ifadelerle devam etti;
“Başta Suriye’nin Arap Birliği’ndeki haklarının dönüşü olmak üzere bölgedeki durumun nasıl değiştiğini görüyoruz. Arap dünyasındaki bu olumlu gidişatı ve olumlu duyguları önümüzdeki aylarda düzenlemeyi planladığımız Arap Birliği ile Rusya arasındaki bakanlar düzeyindeki toplantıda da desteklemeye devam edeceğiz.”
Lavrov, bölgesel atmosfere de değinerek, Mikdad’a hitaben şunları söyledi;
“Biliyorsunuz ki, yıllardır Suriyeli dostlarımız ve diğer Arap ülkelerinin desteğiyle yürüttüğümüz girişimlerimiz, Körfez bölgesinde ve bu kilit bölgeye komşu daha geniş bölgede toplu güvenliğin sağlanması içindir. İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda Çinli dostlarımızın da desteğiyle varılan mutabakatlar bu konu bağlamında önemli bir olaydır. Bütün bunlar, Suriye konusunda siyasi bir çözüme doğru ilerlemek için daha uygun koşulları olgunlaştırıyor. Moskova, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde adil anlaşmalara varmaya çalışıyor. Bu, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi ve terör tehdidinin ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Tüm bu alanlarda aktif olarak sizinle işbirliği yapıyoruz.”
Lavrov daha sonra, Ukrayna’daki çatışmanın arka planında uluslararası duruma değinerek, “Rusya ve Suriye’nin yanı sıra Birleşmiş Milletler’in diğer üyelerinin ezici çoğunluğunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul tarafından alınan kararları uygulama çabaları, dayandığımız ilkeleri savunmak ortak ve daha geniş çalışmamızın bir parçasıdır” dedi.
Lavrov son olarak, Suriye ve Rusya’da yapılan görüşmelerin, ikili stratejik ortaklığı yeni bir düzeye taşıyacağına olan güveni de dile getirdi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.