Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan: Tehditleri çözebileceğimiz İHA’larımız var

Sudanlı yetkililer ‘ordunun imajını karalama’ konusunda uyardı ve silahlı kuvvetleri birleştirme sözü verdi

Burhan, 15 Mart’ta ‘Azm el-Rical’ tatbikatının kapanış belgelerini teslim ederken (SUNA)
Burhan, 15 Mart’ta ‘Azm el-Rical’ tatbikatının kapanış belgelerini teslim ederken (SUNA)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan: Tehditleri çözebileceğimiz İHA’larımız var

Burhan, 15 Mart’ta ‘Azm el-Rical’ tatbikatının kapanış belgelerini teslim ederken (SUNA)
Burhan, 15 Mart’ta ‘Azm el-Rical’ tatbikatının kapanış belgelerini teslim ederken (SUNA)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Sudan ordusunun modern silahlanma teknolojisine ve insansız hava araçlarına (İHA) sahip olduğunu açıklarken, bu sayede ‘iç ve dış’ her türlü tehdidi çözebileceklerini söyledi. Burhan ayrıca, kimsenin ülkenin imajını karalamasını kabul etmeyeceğini dile getirirken, ülkenin birliğini koruma sözü verdi.
Burhan, birkaç gün önce Hızlı Destek Güçleri komutanı Muhammed Hamideti ile arasında ‘5 Aralık 2022’de sivillerle imzalanan çerçeve anlaşma ile ilgili verdikleri sözlerden dönüldüğü’ yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından yaşanan ‘sakinleşme’ sonrasında açıklamada bulundu. Çerçevede anlaşma, iktidarın sivil bir geçiş hükümetine devredilmesini, askeri güçlerin geri çekilmesini ve güçlerin belirli programlara göre birleştirilmesini şart koşuyor.
Siyasi konumu nedeniyle Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı görevini de yürüten Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan, 15 Mart’ta el-Marhiyat askeri bölgesindeki güçlere hitaben yaptığı açıklamada “Ordunun birlik ve beraberliğini ihmal etmeyeceğiz” diyerek, ordu hakkında dolaşan söylentileri dinlememe konusunda da uyarı yaptı. Abdulfettah el-Burhan, “İnsanların ordu hakkında söylediği birçok söze kulak asmayın. Orduya sarılıp onu savunacağız, birlik ve beraberliğini ihmal etmeyeceğiz. Hiçbir şey ona zarar veremez” dedi.
Burhan, adını zikretmediği taraflara yönelik uyarılarda bulunarak, kimsenin orduya yönelik herhangi bir hakaretini de kabul etmeyecekleri sözü verdi ve “Herkesin övdüğü profesyonel silahlı kuvvetler olacağız” ifadelerini kullandı. Abdulfettah el-Burhan, “Güçlerin birliklere yeterli dikkat ve özeni göstereceklerini temin ederim” diyerek, bu durumun onları, (Başkomutan olarak kendi kişisel himayesi altında) savaş teknolojisine sahip vurucu güçler yaptığına dikkati çekti. Ordunun modern askeri teknolojiye ve İHA’lara sahip olmaya çalıştığını dile getiren Egemenlik Konseyi Başkanı, “Artık bu teknolojinin sancağına sahip olabiliriz. Artık keşif veya savaş için iyi bir İHA olasılığımız var” diyerek, İHA’ların sayısını ikiye katlama sözü verdi. Burhan ayrıca, “Böylece her türlü iç ve dış tehdide karşı koyabilecek bir vurucu güce sahip olacağız” şeklinde konuştu.
Modern birimleri ‘stratejik silah birimleri’ olarak nitelendiren Abdulfettah el-Burhan, “Özel Kuvvetler, düzenli bir savaş birimi değil, stratejik bir savaş birimidir. Bu nedenle ordunun en yüksek otoritesi olan başkomutanın doğrudan himayesi altında ayırt edilebilecektir. Çünkü savaşı ve çatışmayı çözmek ve ordunun inisiyatifi yeniden ele geçirmesini sağlamak için kullanılabilecek en son şey budur” açıklamasında bulundu.
Silahlı Kuvvetler Dairesi Sözcüsü, düzenlediği basın açıklamasında Burhan’ın 15 Mart’ta el-Marhiyat askeri bölgesinde, biri Özel Kuvvetler’de, diğeri Genelkurmay’da olmak üzere iki eğitim için düzenlenen ‘Azm el-Rical (İnsanların azmi)’ adlı askeri tatbikat faaliyetlerini sona erdirdiğini söyledi.
Sudan savunma sanayi sistemi, ‘Kamin-25’ modeline ait ‘Kamkazi’ intihar insansız hava aracı ve ‘Z3-M’ insansız hava aracının fırlatıldığını açıklamıştı. ‘Military Africa’ internet sitesinin Askeri Sanayileşme Kurumu’ndan bir yetkiliden aktardığına göre Kamin-25 uçağı, 5 kg’lık tanksavar ve 7 kg ağırlığında anti-personel harp başlığı olmak üzere toplamda 25 kg ağırlık taşıyabiliyor.
Şarku’l Avsat’ın internet sitesinden aktardığı habere göre bataryasına bağlı olarak 45 ila 60 dakika arasında uçabilen Sudan İHA’sının menzili 50 kilometre. Gece ve gündüz görüş kamerası ile donatılmış olup, yer istasyonundan kontrol ediliyor ve başarılı bir şekilde hedef alana kadar hedefi otomatik olarak takip edebiliyor. Ayrıca önceden belirlenmiş bir güvenli bölgeye gittiği ve gücü azaldığında savaş başlığını patlattığı kendi kendini yok etme mekanizmasına sahip.



Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Suriye, İran'daki savaştan kazançlı mı çıkıyor, yoksa kayıp mı veriyor? Şam, kendini yeni bir sınavın eşiğinde buldu. Batı sınırında Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında süren çatışmalar ve doğuda Irak'ta milisler ile devlet arasında tırmanan gerginlik arasında sıkışmış durumda. Hava sahasında ise İsrail uçakları ile İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) arasında çatışmalar yaşanıyor.

Kayıplar açısından bakıldığında, Suriye’nin yeniden inşası projeleri ve ülkeye yönelik yatırım akışı askıya alınmış görünüyor. Yeniden inşanın temel dayanağını oluşturan müttefik ülkeler, artık kendi güvenlik ve ekonomik öncelikleri ile meşgul. İyileşme sürecinde vazgeçilmez bir ortak olan Avrupa ülkeleri ise, artan savaş masraflarının yol açtığı sonuçlarla boğuşuyor. Tüm bunlar, Suriye'deki ekonomik krizi ve bunun sosyal ve güvenlik alanındaki etkilerini daha da şiddetlendirirken radikalizm ve DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışına zemin hazırlar.

İran'ın, İHA’lar, sızmalar ve milisler yoluyla Suriye'yi savaşa sürüklemeye ve kaos yaratmaya çalışması ise diğer bir zorluk. İran, ‘Esed Suriye’sini’ kaybetmesini ve bunun ‘Direniş Ekseni’nin nüfuzunun azalmasına olan etkisini henüz kabullenebilmiş değil.

Eğer Savaş Tel Aviv'in zaferiyle sonuçlanırsa, bu durum İsrail'i bölgede hâkim bir güç olarak konumunu pekiştirecek ve ona Şam üzerinde ek baskı araçları kazandıracak. Ayrıca bölgeyi Tel Aviv ile Suriye'nin yeni müttefiki Ankara arasında bir çatışma sahnesine dönüştürecek. Bu da İsrail’in 2024 yılı sonlarında Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yönündeki baskıyı üzerinden kaldıracak ve Suriye'nin güneyindeki müdahalesini artıracak. İsrail, birkaç gün önce savaş sırasında Suveyda’yı bombalamıştı.

Savaşın başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’yi bölgesel çatışmanın dışında tutmayı ve Arap eksenine yakın durmayı tercih etti. Yangının yayılmasını önlemek için orduyu batı sınırlarına konuşlandırdı. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Şara’dan Lübnan'a müdahale etmesini istedi, ancak o ‘beklemeyi’ tercih etti. Çünkü Suriye hâlâ kendi yaralarını sarmaya ve kurumlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Böyle bir müdahale, vesayet döneminin hayaletlerini canlandıracak ve ‘Esed'in Suriye'si’ ile dolu anıları akıllara geri getirecekti. Ayrıca Sünniler ve Şiiler arasında mezhepsel gerginliği alevlendirerek, Hizbullah'ın Suriye'deki kanlı olaylara karıştığı imajını yeniden canlandıracaktı. Daha da tehlikelisi, Suriye güçlerini sanki İsrail'in kara koluymuş gibi gösterecekti ki bu, ne bugün ne de gelecekte Suriye'nin çıkarlarına hizmet etmez.

İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin, Tahran ve milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan’daki durumun kötüye gitmesi ve bölgesel sahnede Arap ve Müslüman ülkelerin altında buluştuğu bir şemsiyenin oluşması, hesapları değiştirebilir. Ancak bu sefer, önceki vesayet döneminden farklı bir mantıkla. Doğu’da ise Şam, Iraklı milislerin Arap komşularına yönelik tehditlerini frenlemede ve devlete bir Suriye penceresi açmada rol oynayabilir. Bu rol, onu doğrudan çatışmanın ortasına sürüklemeden bölgesel ağırlık kazandırır. Güneydoğuda ise Ürdün ile koordinasyon için ‘operasyon odaları’ kurulması, milislerin, silahların ve uyuşturucu ticaretinin Ürdün ve Körfez sınırlarına akınını durdurur.

İran savaşı, pek çok denklemi değiştirirken göz ardı edilmemesi gereken fırsatlar ve riskler ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’na yönelik tehdit, enerji ve ticaret haritasını yeniden çizdi. Petrol ve doğal gaz ihracatı ile tedarik zincirlerinde bu iki noktaya olan bağımlılığın yarattığı açıkları ortaya çıkardı. İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin öncelikle İran'ın saldırganlığını durdurmayı ve Tahran ile milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal. Bu noktada Suriye, Körfez'den Ürdün üzerinden Türkiye ve Akdeniz'e uzanan ve dünyanın dört bir yanına ulaşan boru hatları, iletişim ve demiryolu projeleriyle olası bir coğrafi seçenek olarak öne çıkıyor.

Suriye, birçok ülke gibi, bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın tarafı değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Asıl zorluk, bunu bir itici güce dönüştürmekte yatıyor.

Bu gelişmeler gerçekleşirse, Suriye’ye yeni jeopolitik konumu sayesinde küresel sistemde bir rol kazandıracak ve yıpranmış ekonomisine hayati önem taşıyan ekonomik getiriler sağlar.

Kabloların ana hatları Kızıldeniz'den geçtiği için, savaş Suudi Arabistan ile Suriye arasında Ürdün üzerinden hatları birbirine bağlayacak bir projeyi güçlendirdi; bu da mevcut duruma kıyasla çok daha hızlı iletişim imkânı sunacak ve dijital istikrar için güvenli bir alternatif sunar. Bu seçeneklerin ve senaryoların artık fiilen gündeme geldiğine ve fikir sandıklarından karar masalarına taşındığına şüphe yok.

Suriye, birçok ülke gibi bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın taraflarından biri değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Öncelik, zorlu sınavlar ve bölünmelerle uyanmakta olan iç düzeni sağlamlaştırıyor. Asıl zorluk, iç güvenliği sağlamlaştırmak ve dış gelişmeleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor. Çünkü bölge, bu savaşın ritmine göre yeniden şekilleniyor.


Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
TT

Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)

Irak Savunma Bakanlığı, «Şehit Muhammed Alâ» Hava Üssü'nün roket saldırısına uğradığını ve bu saldırı sonucunda bir uçağın imha edildiğini, ancak can kaybı yaşanmadığını duyurdu.

Bakanlık, bugün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Gece yarısını 01:55'te, Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü, başkent Bağdat'ın dış mahallelerinden fırlatılan 122 mm'lik Grad füzeleriyle saldırıya uğradı. Bu saldırı sonucunda Irak Hava Kuvvetlerine ait bir Antonov-132 uçağı imha edildi, ancak can kaybı yaşanmadı" denildi.

Bakanlık, “Yetkili makamlar, hasarı değerlendirmek ve füzelerin atıldığı yerleri tespit etmek için gerekli önlemleri almaya başladı” ifadelerini kullandı.

Bakanlık, «ülkenin mülklerine zarar vermenin yıkıcı bir eylem ve güvenliği sarsma girişimi olarak değerlendirildiğini» vurgulayarak, «Irak’ın güvenliğini ve egemenliğini ihlal etmeye cüret eden herkesi takip etmekten geri durmayacağını» ifade etti.


İsrail, Hermon Dağı'ndan Lübnan üzerindeki kontrolünü artırıyor

Lübnan'ın güneyinde artan çatışmalarda İsrail'in hava saldırısı sonrasında duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde artan çatışmalarda İsrail'in hava saldırısı sonrasında duman yükseliyor (Reuters)
TT

İsrail, Hermon Dağı'ndan Lübnan üzerindeki kontrolünü artırıyor

Lübnan'ın güneyinde artan çatışmalarda İsrail'in hava saldırısı sonrasında duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde artan çatışmalarda İsrail'in hava saldırısı sonrasında duman yükseliyor (Reuters)

Üniversitelere yönelik tehditler, Beyrut’taki “Amerikan” topluluğunu tedirgin ediyor. İsrail’in Cebel el-Şeyh ekseni üzerinden yaptığı ilerleme, Lübnan’la süren savaşa sahada farklı bir ritim kazandırıyor; bu da çatışma hatlarını yeniden çiziyor ve çatışma kurallarını değiştiriyor.

İsrail ordusu, operasyonların kapsamını daha karmaşık arazilere doğru genişletmek amacıyla, Cebel el-Şeyh'in Suriye tarafından başlayıp Lübnan'ın Şeba Çiftlikleri'ne kadar uzanan bir sınır ötesi operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu. Ancak bu operasyon, geniş alanları kontrol etmesine olanak tanıyan coğrafi bir avantaj sağlıyor ve geleneksel temas hatlarını aşan yan yollar açıyor.

Ayrıca İsrail, dün yoğun hava saldırıları düzenleyerek, “Hizbullah”ın doğudaki Batı Bekaa'dan gelen tek kalan ikmal hattını keserek bölgenin tecrit edilmesi sürecini sürdürdü. İsrail, bu stratejiyi, Sur şehrinin eteklerine kadar uzanan kara harekatı yoluyla deniz kıyısında da uygulamaktadır.

Diplomatik alanda ise siyasi baskı ile askeri tırmanışın sonuçlarına dair uyarı arasında denge kurmaya çalışan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, “Hizbullah”ı Lübnan'ı savaşa sürüklemekle suçladı ve İsrail'i “herhangi bir kara harekatı başlatmaktan veya sivil altyapıyı ve özellikle Beyrut gibi yoğun nüfuslu bölgeleri hedef almaktan kaçınmaya” çağırdı.