Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu

Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu
TT

Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu

Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu

Mekke Emir Vekili Prens Suud bin Mişal bin Abdulaziz cuma günü yaptığı açıklamada, bu yılki hac sezonunun olağanüstü bir başarıyla tamamlandığını duyurdu. Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, sezon boyunca güvenlik, organizasyon ve hizmet alanlarında entegre bir sistemin uygulandığını, bunun da Rahman’ın misafirlerinin ibadetlerini tam bir kolaylık ve huzur içinde yerine getirmelerine imkân sağladığını belirtti.

Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, elde edilen bu olağanüstü başarının öncelikle Allah’ın yardımıyla, ardından Suudi liderliğinin sınırsız desteği ve isabetli talimatları sayesinde gerçekleştiğini vurguladı. Sağlanan imkânlar ve kaynakların yanı sıra hazırlık, uygulama ve icra süreçlerinin tüm aşamalarının titizlikle takip edildiğini ifade etti.

Prens Suud bin Mişal, bu yılki hac sezonunun, Rahman’ın misafirlerine hizmet etmek için samimiyet ve özveriyle çalışan bir ülke görüntüsü ortaya koyduğunu söyledi. Kutsal bölgelerin düzen ve uyum içinde göründüğünü belirten Prens, bunun farklı kurumlar arasındaki çabaların bütünleşmesini yansıtan bir tablo olduğunu ifade etti.

efvffrtb
Hacılar, teşrik günlerinin ikinci gününde şeytan taşlama ibadetini yerine getirirken (Fotoğraf: Ali Hamc)

Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, bu yılki hac organizasyonunun Suudi Arabistan’ın büyük kalabalıkları etkinlik ve yetkinlikle yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ettiğini belirterek, hacıların ibadetlerini güvenlik, huzur ve kutsal mekân ile zamanın değerine yakışır bir ilgi ortamında yerine getirdiğini kaydetti.

Prens Suud bin Mişal, hac sezonunda elde edilen başarıların, hacıya hizmeti bir şeref ve öncelik haline getiren liderlik anlayışının meyvesi olduğunu söyledi. Desteğin sürekli olduğunu, çalışmaların ise sorumluluk ve fedakârlık ruhuyla aralıksız sürdürüldüğünü vurgulayan Prens, sezonun başarısının bir son değil, yeni sorumlulukların başlangıcı ve Suudi Arabistan’ın güvenlik ve yardımın merkezi, İslam ve Müslümanlara hizmetin kıblesi olma konumunu korumak adına her yıl yenilenen bir ahit olduğunu ifade etti.

wegreg
Hacılar, şeytan taşlama ibadetini tamamladıktan sonra Mina’dan ayrılırken (Fotoğraf: Beşir Salih)

Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, açıklamasının sonunda Allah’tan Suudi Arabistan’ın güvenliğini, izzetini ve istikrarını daim kılmasını, liderliğini korumasını ve bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışanların emeklerini bereketlendirmesini diledi.

Öte yandan aceleci hacılar, teşrik günlerinin ikinci günü olan Zilhicce’nin 12’nci gününde şeytan taşlama ibadetini tamamladıktan sonra Mina’dan ayrıldı. Ardından huşu dolu kalpler ve dualarla dolu dillerle Veda Tavafı’nı yerine getirerek hac ibadetlerini tamamladı.

sdfr
Güvenlik, organizasyon ve hizmetlerden oluşan entegre sistem, hacıların ibadetlerini tam bir kolaylık ve huzur içinde yerine getirmesini sağladı (SPA)

Yüz binlerce Allah’ın misafiri, Mescid-i Nebevî’yi ziyaret etmek, Ravza-i Mutahhara’da bulunmak ve Hz. Muhammed’e (sav) ile iki sahabesine selam vermek amacıyla Medine’ye yöneldi. Bazı hacılar ise ibadetlerini tamamladıktan sonra havaalanları ve uluslararası sınır kapıları üzerinden ülkelerine döndü. Diğer bir grup ise üçüncü teşrik günündeki taşlama ibadetini tamamlamak için Mina’da kalmaya devam etti.

sdfer
Entegre hizmet sistemi, Allah’ın misafirlerinin Mescid-i Haram içindeki hareket akışını etkin şekilde güçlendirdi (SPA)

Mescid-i Haram, bu yılki hac sezonu için hazırlanan kapsamlı operasyon planı kapsamında “Haremeyn İşleri Başkanlığı” ve ilgili kurumların yüksek hazırlık seviyesiyle yoğun tavaf hareketliliğine sahne oldu.

İlgili kurumlar, aceleci hacıların sevk ve yönlendirilmesini kolaylaştırmak ve Mescid-i Haram içerisindeki hareket ve ulaşım akışını sağlamak amacıyla tüm imkânlarını seferber etti. Böylece hacılar ibadetlerini güvenlik, rahatlık ve huzurun hâkim olduğu bir atmosferde kolaylıkla yerine getirebildi. Bu çalışmalar, Suudi liderliğinin Allah’ın misafirlerine en iyi hizmeti sunma ve onlara kolaylık sağlama yönündeki talimatları doğrultusunda gerçekleştirildi.

Mina’daki hacı hareketliliği tam bir akıcılıkla gerçekleşti. Hacılar, güvenlik ve organizasyon planları çerçevesinde belirlenen güzergâhlarda kolaylıkla ilerledi. Bu planların, kutsal mekânlardaki geçişler ve ibadetler sırasında Allah’ın misafirlerine en üst düzey güvenlik ve rahatlığı sağlamayı hedeflediği belirtildi.

sd
Mescid-i Nebevî, hac ibadetlerini tamamlayan hacıları ağırlıyor (SPA)

“Haremeyn İşleri Başkanlığı”, Veda Tavafı sırasında hacı hareketini düzenlemek amacıyla operasyonel ve saha planlarını uygulamaya koydu. Entegre bir sistem çerçevesinde yürütülen çalışmalar, hareket akışını güçlendirmeyi ve Mescid-i Haram ile avlularındaki kalabalıkları etkin biçimde yönetmeyi hedefledi. Saha ekipleri koridorlar, avlular ve girişlerde konuşlandırılarak hacıları tavaf ve sa’y için ayrılan güzergâhlara yönlendirdi; ayrıca rehberlik hizmetleri sundu ve soruları yanıtladı.

Öte yandan kurum, hac ibadetini tamamladıktan sonra Mescid-i Nebevî’yi ziyaret edecek Allah’ın misafirlerini karşılamak için hazırlıklarını tamamladı. Bu hazırlıklar, hızlı Haremeyn Treni ve otobüslerle gelen ilk aceleci hacı kafilelerinin Medine’ye ulaşmasıyla eş zamanlı olarak devreye alındı.

Operasyon planı, ziyaretçi ve ibadet edenleri güvenli ve hazır bir ortamda karşılamak amacıyla Mescid-i Nebevî ve tüm tesislerinin hazırlanmasına odaklandı. Erkekler ve kadınlar bölümlerinde toplam 141 kapı açılırken, giriş hareketi mekânsal yönlendirme ve organizasyon uzmanlarının denetimindeki 100 koridor üzerinden düzenlendi. Ayrıca 25 binden fazla seccade serildi, farklı dillerde Kur’an-ı Kerim mushafları ve mealleri temin edildi, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri güçlendirildi.

Çalışmalar kapsamında yaşlılar ve engelliler için özel hizmetler de hazırlandı. Tekerlekli sandalye ve elektrikli araç dağıtım noktaları oluşturuldu, ibadet edenlere hizmet vermek amacıyla 194 yürüyen merdiven ve elektrikli asansör devreye alındı. Zemzem suyu hizmetleri ise günün her saati yoğun şekilde sürdürüldü ve 10 binden fazla su haznesi dağıtıldı.


Fintech ve bulut hizmetleri, Suudi teknoloji sektöründe kâr patlamasına öncülük ediyor

Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
TT

Fintech ve bulut hizmetleri, Suudi teknoloji sektöründe kâr patlamasına öncülük ediyor

Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)

Suudi teknoloji şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ait finansal sonuçları, iş yapış yapılarında köklü bir değişime işaret etti. Dijital gelirlerdeki artış ile operasyonel ve idari maliyetlerin etkin yönetimi bu dönemde bir araya geldi. Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören öncü şirketler, toplamda 285 milyon doları (1,07 milyar riyal) aşan kâr marjıyla; siber güvenlik, dijital kimlik ve yönetilen hizmetler gibi alanlarda gelir kanallarını çeşitlendirme yetkinliklerini kanıtladı.

Söz konusu güçlü finansal performans ve net kâr artışı; dijital dönüşüm programlarının kararlılıkla sürdürülmesi, finansal teknoloji (fintech) sektörünün hızla olgunlaşması, altyapı geliştirmeleri, bulut bilişim yatırımlarının genişlemesi ve iş dünyasından gelen yoğun talepten kaynaklandı. Uzmanlar, bu ivmenin yerel bilgi ve iletişim teknolojileri pazarını istikrarlı bir şekilde büyüteceğini ve sektör harcamalarının 2031 yılına kadar 100 milyar dolar barajını aşarak tarihi bir seviyeye ulaşacağını öngörüyor.

Borsada işlem gören Suudi uygulama ve teknoloji hizmetleri sektörü şirketlerinin toplam kârı, 2026'nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artış gösterdi. Geçtiğimiz yılın aynı çeyreğinde 919,98 milyon riyal (245 milyon dolar) olan toplam kâr, bu dönemde 1,07 milyar riyale (285 milyon dolar) yükseldi.

Sektörde faaliyet gösteren ve borsada işlem gören 5 şirketten 4’ü (Elm, Solutions, Perfect Presentation - 2P ve Al Moammar) net kâr açıklarken; Bahr Al Arab şirketi 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla çeyreklik dönem zararı kaydetmeye devam etti.

Kâr tablosu

Elm şirketi, yılın ilk üç ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artışla 656 milyon riyal net kâr elde ederek sektörün toplam kârının yaklaşık yüzde 61’ini tek başına sağladı. Şirket, geçtiğimiz yılın aynı döneminde 495 milyon riyal kâr açıklamıştı. Bu büyümede, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) giderlerinin azalması ve şirket gelirlerinin yüzde 31 artarak 2,47 milyar riyale ulaşması etkili oldu.

En yüksek kâr payına sahip ikinci şirket olan Solutions ise, faaliyet giderleri ile satış, dağıtım, genel ve idari giderlerdeki düşüşün yanı sıra şirket gelirlerinin yüzde 6,3 artışla 3 milyar riyale ulaşmasının desteğiyle yıllık yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Şirket, geçen yılın aynı dönemindeki 361 milyon riyallik kârına karşılık, bu çeyrekte 370 milyon riyal kâr elde etti.

sxdcvs
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Elm şirket binasının önünde dolaşan kadınlar (Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu-PIF)

Sektör şirketleri arasında en yüksek net kâr sıralamasında üçüncü olan Perfect Presentation (2P) şirketi de, başta çağrı merkezi hizmetleri olmak üzere çoğu operasyonel sektördeki olumlu performansın ve şirket gelirlerinin yüzde 14 artışla 330,08 milyon riyale yükselmesinin etkisiyle kârını yüzde 2,42 artırdı. Böylece şirketin kârı, önceki yılın aynı dönemindeki 32,28 milyon riyal seviyesinden 33,06 milyon riyale ulaştı.

Operasyonel atılımı yönlendiren 5 temel unsur

Çeyreklik sonuçları değerlendiren finans analisti Nasır er-Reşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi pazarında işlem gören uygulama ve teknoloji hizmetleri şirketlerinin 2026’nın ilk çeyreğindeki güçlü kâr büyümesinin, beş ana temel altında özetlenebilecek çeşitli operasyonel ve stratejik faktörlerin bir araya gelmesiyle gerçekleştiğini vurguladı:

- Birinci Temel: Sektörün en büyük itici gücü olan dijital dönüşüme yönelik kamu ve özel sektör harcamalarının devam etmesi. Kamu kurumları ve büyük şirketlerin hizmetleri otomatikleştirmesi ve dijital altyapı verimliliğini artırmasıyla; teknoloji çözümleri, veri yönetimi, siber güvenlik ve bulut hizmetlerine olan talep arttı. Bu durum, kamu sözleşmelerine ve büyük ulusal projelere sahip şirketler için istikrarlı ve uzun vadeli gelir akışları yarattı.

- İkinci Temel: Finansal teknoloji (fintech) sektörünün hızla olgunlaşması ve bunun dijital ödemelere, elektronik hizmetlere, dijital kimliğe ve akıllı iş platformlarına olan güvenin artmasına yansıması. Bu gelişme, uygulama ve teknoloji işletim şirketlerinin gelir büyümesine doğrudan katkıda bulunarak, sürdürülebilir gelir ve daha yüksek kâr marjları üreten tekrarlayan bir operasyonel faaliyete dönüştü.

- Üçüncü Temel: Operasyonel verimliliğin artması. Bu durum, bazı şirketlerin operasyonel ve idari giderleri ile satış ve dağıtım maliyetlerindeki düşüşle kendini gösterdi. Bu da şirketlerin yalnızca gelir artışına güvenmediğini, aynı zamanda maliyetleri kontrol etmede ve kâr marjlarını iyileştirmede başarılı olduğunu kanıtladı.

ascsdcd
Suudi Arabistan’daki Solutions şubelerinden biri (Solutions şirketi)

- Dördüncü Temel: En yüksek kârlılığa sahip teknoloji faaliyetlerinden biri olan bulut bilişim hizmetleri ve veri merkezlerinin genişlemesi. İş dünyasından bulut barındırma çözümlerine, veri analitiğine ve yönetilen hizmetlere gelen talebin artması, kurumların geleneksel altyapıya olan bağımlılığı azaltma eğilimiyle birleşince teknoloji sözleşmelerinin ortalama getirisini yükseltti.

- Beşinci Temel: Gelir kalitesinin yükselmesi ve çeşitlenmesi. Büyük şirketlerin artık tek bir gelir kaynağına bağımlı kalmayıp; teknolojik işletim, dijital hizmetler, iş platformları, çağrı merkezi hizmetleri, bulut çözümleri ve sistem yönetimi gibi alanlardan çeşitli gelirler elde etmeye başlaması, operasyonel dalgalanmaların etkisini hafifletti ve kâr sürdürülebilirliğini artırdı.

100 milyar dolara doğru ilerleyen sürdürülebilir büyüme

Finansal piyasalar analisti Tarık el-Atik ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Elm şirketinin sektörün toplam kârının yüzde 60’ından fazlasını tek başına sağlamasının; devlet dijital hizmetleri, veri ve özel çözümlere dayalı iş modelinin yenilikçi gücünü yansıttığını belirtti. El-Atik ayrıca, şirketin verimliliği artırma ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) gibi bazı giderleri kısma yoluyla gelirlerdeki güçlü büyümeyi fiili kâra dönüştürme konusundaki yüksek kabiliyetine dikkat çekti.

El-Atik, Suudi uygulama ve teknoloji sektörünün; Vizyon 2030, dijital ekonominin ivme kazanması ve teknolojik altyapı harcamalarındaki artışın desteğiyle resmen ‘sürdürülebilir operasyonel büyüme’ aşamasına girdiğini sözlerine ekledi. Analist, bu faktörlerin önümüzdeki yıllarda da sektörü Suudi pazarının en hızlı büyüyen alanlarından biri olarak tutmaya devam edeceğini öngördü.

Uygulama ve teknoloji hizmetleri şirketlerinin önümüzdeki çeyreklerde de gelir ve kârlılıkta güçlü büyümesini sürdüreceğini tahmin eden el-Atik, ancak bu büyümenin sektörün son yıllarda kaydettiği büyük sıçramalara kıyasla daha dengeli bir hızda gerçekleşeceğini belirtti. Konuşmasını tamamlayan analist, sektörün halihazırda üç ana itici güç tarafından desteklenen uzun vadeli bir büyüme döngüsü içinde hareket ettiğini vurguladı: Kamunun dijital dönüşüm harcamalarının sürmesi, bulut hizmetleri ile yapay zekanın büyük ölçekte yaygınlaşması ve özel sektörün otomasyona yönelik artan talebi. Bu durum, bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2031 yılına kadar 100 milyar doların üzerine çıkacağı öngörüleri eşliğinde, Suudi pazarında teknoloji harcamalarının hacminde yaşanan belirgin genişlemeyi de gözler önüne seriyor.


Hacılar, Teşrik günlerinin ilk gününde Cemerat’a taş atmaya başladı

Hacılar, giriş ve çıkış için ayrılmış yollar üzerinden Cemerat’a akın ederken her şey son derece düzenli bir şekilde ilerledi. (Fotoğraf: Ali Hamc)
Hacılar, giriş ve çıkış için ayrılmış yollar üzerinden Cemerat’a akın ederken her şey son derece düzenli bir şekilde ilerledi. (Fotoğraf: Ali Hamc)
TT

Hacılar, Teşrik günlerinin ilk gününde Cemerat’a taş atmaya başladı

Hacılar, giriş ve çıkış için ayrılmış yollar üzerinden Cemerat’a akın ederken her şey son derece düzenli bir şekilde ilerledi. (Fotoğraf: Ali Hamc)
Hacılar, giriş ve çıkış için ayrılmış yollar üzerinden Cemerat’a akın ederken her şey son derece düzenli bir şekilde ilerledi. (Fotoğraf: Ali Hamc)

Hacılar, Kurban Bayramı’nın ilk günü olan dün (çarşamba) Akabe cemresini taşladıktan sonra bu sabah erken saatlerde, Teşrik günlerinin ilk gününde Mina’daki Cemerat’a taş atmaya başladı.

Mina’daki Cemerat Köprüsü, hacıların güvenlik, emniyet ve konforunu sağlamak amacıyla önceden hazırlanan sistemli kalabalık yönetimi planları, prosedürleri ve mekanizmaları doğrultusunda, kendilerine tahsis edilen kulvarlardan gelen hacıların hareketinde tam bir akıcılığa sahne oldu.

Çeşitli güvenlik ve hizmet birimlerinin koordinasyonuyla yürütülen bu planlar, en üst düzeyde disiplin ve organizasyonun sağlanmasına katkıda bulundu. Modern teknolojik araçlara ve üzerinde çalışılmış operasyonel modellere dayanan bu sistem; hac ibadetlerini yerine getirmek üzere dünyanın dört bir yanından gelen Rahman’ın misafirlerinin insan yoğunluğunu, kültürel ve coğrafi çeşitliliğini göz önünde bulundurarak, kalabalık akışının ve hareketliliğinin tam bir sorunsuzluk ve güven içinde yönetilmesini sağladı.

(foto altı) Bu yıl hacılar arasında bulunmanın ve İslam’ın beşinci şartını yerine getirmenin verdiği mutluluk, bir Hacının yüzünde açıkça görülüyor. (Fotoğraf: Ali Hamc)

Hacılar, teşrik günlerinin ilki olan ve Yevmu’l Karr olarak adlandırılan bugünü, Mina topraklarında huzur içinde, hac ibadetlerini yerine getirmeyi kendilerine nasip eden Yüce Allah’a şükrederek karşıladı.

Bugüne Yevmu’l Karr denilmesinin sebebi; hacıların, Kurban Bayramı’nın ilk günü gerçekleştirdikleri şeytan taşlama, tıraş olma, kurban kesme ve İfada Tavafı gibi yoğun ibadetlerin ardından dinlenmek üzere Mina’da kalmaları ve buraya yerleşmeleridir. Bugünü de kapsayan günler, İslam dininde büyük fazilete sahip zaman dilimleri arasında yer alıyor.

Hacılar, Mina’da Zilhicce ayının 11, 12 ve 13. geceleri konaklıyor. Rahman’ın misafirleri, konfor ve huzurun hakim olduğu manevi bir atmosferde, çadırlarında tekbir, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla vakit geçirerek Yüce Allah’tan ibadetlerinin kabulünü niyaz ediyor.

Öte yandan hacılar, bu yılki hac ibadetinin en önemli rüknü olan ve 1,7 milyondan fazla hacının bir araya geldiği Arafat Vakfesi’nin tamamlanmasının ardından, Kurban Bayramı’nın ilk gününde Mina’da Akabe cemresini taşladı.