Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan’dan iş birliği ve ortaklığı güçlendirme hamlesi

Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan’dan iş birliği ve ortaklığı güçlendirme hamlesi

Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire, Washington ile Tahran arasında şubat sonu başlayan savaşı durdurmaya yönelik mutabakat zaptının şekillenmesinden birkaç gün sonra; Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılacağı dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapıyor.

Mısır resmi haber ajansı MENA’nın Perşembe akşamı aktardığı bilgilere göre Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, Pazar günü Kahire’de Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirecek. Toplantının ardından ortak bir basın toplantısı düzenlenecek.

Şarku'l Avsat’a konuşan eski bir Mısırlı diplomat, zirvenin "bölgesel iş birliğini pekiştirme, ortaklığı derinleştirme ve bölgesel konularda koordinasyonu sağlama" amacını taşıdığını belirtti. Diplomata göre görüşmelerde, bölgede sükuneti kalıcı hale getirme çabalarının sürdürülmesi ve Washington ile Tahran arasında önümüzdeki 60 gün boyunca yürütülecek müzakerelerde ortak bir zemin oluşturulması hedefleniyor.

İran savaşını durduran dörtlü mekanizma

"Dörtlü mekanizma", birkaç gün önce Washington ile Tahran arasında varılan anlaşmada kritik bir rol oynadı. Grubun çalışmaları resmi olarak ilk kez geçtiğimiz Mart ayında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki toplantıyla başlamış, ardından İran’daki savaşı durdurma çabaları kapsamında İslamabad ve Antalya’da iki toplantı daha gerçekleştirilmişti.

Bu kritik zirve, İsviçre hükümetinin Cuma günü yapılması planlanan ABD-İran müzakerelerini, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in ziyaretinin iptal edilmesinin ardından süresiz olarak ertelediğini duyurmasından iki gün sonra gerçekleşiyor.

xvfbghy
Mısır Dışişleri Bakanı, Eylül 2025'te Kahire'de İranlı mevkidaşını ağırlarken. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, Perşembe günü yaptığı açıklamada, bazı çekinceleri olmasına rağmen Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptını onayladığını duyurdu. ABD güçleri de Çarşamba günü iki ülke başkanlarının mutabakatı imzalamasının ardından İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı.

Stratejik dönüşüm ve bölgesel güvenlik arayışı

Mısır Dışişleri Konseyi Üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Muhammed Hicazi, Şarku'l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu dörtlü toplantının Orta Doğu’da derin stratejik dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde bölgesel istişareler açısından oldukça önemli bir adım olduğunu vurguladı. Hicazi, özellikle ABD ile İran arasındaki askeri çatışmanın durdurulması, ateşkesin sağlanması, Gazze’deki savaşın sürmesi ve bunun bölgesel güvenlik üzerindeki yansımalarının masada olduğunu ifade etti.

Büyükelçi Hicazi, bölgenin etkin aktörlerinden oluşan bu "İstişari Dörtlü"nün, krizlerin çözümünde, bölge ülkeleri ve küresel güçlerle koordinasyon içinde gerilimi düşürmede etkili bir bölgesel ve uluslararası mekanizma olduğunu kanıtladığını belirtti.

Hicazi’ye göre zirvede; Washington-Tahran anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi, müzakerelerin tamamlanması, Gazze ve Lübnan dosyalarının ele alınarak bölgede sürdürülebilir bir barışın desteklenmesi planlanıyor.

Ortadoğu için yeni bir güvenlik mimarisi

Toplantının, Dörtlü arasındaki ortaklığı derinleştireceğini belirten Hicazi, gelecekte Ortadoğu’da Güvenlik ve İş Birliği başlığı altında bölgesel veya uluslararası bir konferans düzenlenmesinin önünün açılabileceğini ifade etti. Diğer bölgelerdeki başarılı örneklerden yola çıkılarak;

Bölgesel ilişkileri düzenleyecek bir ilkeler bildgesinin kaleme alınması,

Diyalog ve kurumsal uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının kurulması,

Ekonomik, güvenlik ve insani iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Yoğun diplomasi trafiği

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan Cuma günü yapılan açıklamada, Bakan Bedir Abdülati’nin, ABD-İran mutabakatının ardından bölgesel gelişmeleri ele almak üzere Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği bildirildi.

Resmi açıklamaya göre, Mısırlı ve Pakistanlı bakanlar, mutabakat zaptının uygulanmasını sağlamak ve tüm tarafların çıkarlarını gözeten, diplomatik çözümleri teşvik eden kalıcı bir nihai anlaşmaya varmak için önümüzdeki süreçte koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Bakan Abdülati, İranlı mevkidaşı Arakçi ile yaptığı görüşmede ise bu mutabakatın bölge güvenliği ve istikrarı için önemli bir dönüm noktası olmasını, tüm sorunların diyalog yoluyla çözülmesine katkı sağlamasını temenni ettiğini dile getirdi.

Kriz yönetiminden istikrarlı kalkınmaya

Büyükelçi Hicazi, bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri gelecekte yönetecek bölgesel sistemin şekli konusunda, ana bölgesel güçler arasında ciddi bir diyaloğun sürdürülmesinin şart olduğunu vurguladı. Hicazi, bölgenin sürekli tekrarlanan krizleri yönetme mantığından sıyrılarak; güvenlik, iş birliği ve kalkınmaya dayalı istikrarlı bir sisteme geçmesi gerektiğini belirtti.

Mevcut sürecin, Basra Körfezi’nin güvenliği konusunda İran ile karşılıklı anlayış birliğine varılmasını zorunlu kıldığını ifade eden Hicazi; bunun tüm taraflara güvence vereceğini, iyi komşuluk ilişkileri, ortak çıkarlar ve güç kullanmama ilkelerine dayalı normal ilişkilerin temelini atacağını sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan'dan bölgesel istikrar için kalıcı barış vurgusu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan'dan bölgesel istikrar için kalıcı barış vurgusu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Pakistan'ın arabuluculuk girişimleriyle ABD ile İran arasında askerî operasyonların sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Prens Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, bölgenin güvenlik ve istikrarını güçlendirecek kalıcı bir anlaşmaya ulaşılması yönündeki temennisini dile getirdi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise Suudi Veliaht Prensi'ne, ABD ile İran arasında mutabakat zaptına ulaşılmasını desteklemek amacıyla Krallığın gösterdiği çabalardan dolayı teşekkür etti.

Görüşmede ayrıca Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki ikili ilişkiler ve ortak iş birliğinin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Öte yandan Şahbaz Şerif, sosyal medya platformu X'teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, telefon görüşmesinin "samimi ve takdir dolu bir atmosferde" gerçekleştiğini belirterek, Prens Muhammed bin Selman'ı "İslamabad'ın tarihi barış anlaşmasının imzalanması" dolayısıyla tebrik ettiğini söyledi.

dfrg
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen nisan ayında Cidde'de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılarken (SPA)

Pakistan Başbakanı, Suudi Veliaht Prensi'nin liderliği ile Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'da güvenlik, istikrar ve barışı destekleme konusundaki kararlı tutumunun, bölgesel krizin aşılmasına yönelik çabalara önemli katkı sağladığını vurguladı.

Şahbaz Şerif açıklamasında, "Önümüzdeki dönemde diyalog ve diplomasinin temel yaklaşım olarak sürdürülmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık. Aynı zamanda barış sürecini baltalamayı veya varılan uzlaşmayı engellemeyi amaçlayan girişimlere karşı en üst düzeyde teyakkuzun korunmasının önemini de değerlendirdik. Pakistan-Suudi Arabistan ilişkilerinin ulaştığı seçkin düzeyden duyduğum memnuniyeti dile getirdim. Prens Muhammed bin Selman'ın vizyonu ve liderliği doğrultusunda iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın daha da güçlendirilmesi için birlikte çalışmayı sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyorum" ifadelerini kullandı.


Suudi Arabistan, savunma sanayisinde nitelikli yatırım fırsatlarının önünü açtı

Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, savunma sanayisinde nitelikli yatırım fırsatlarının önünü açtı

Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, Paris'te düzenlenen Eurosatory 2026 Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda sunduğu yatırım fırsatları ve yatırımcı dostu düzenleyici ortam sayesinde savunma sanayisinde nitelikli yatırım alanlarının önünü açmayı başardı. Bu kapsamda ülkenin savunma sanayisi daha cazip hale gelirken, yerelleştirme hedeflerini destekleyecek stratejik ortaklıklar kurmak isteyen dünyanın önde gelen şirketlerinin ilgisi de arttı.

15-19 Haziran tarihleri arasında Paris'te gerçekleştirilen fuarda yer alan Suudi Arabistan pavilyonu, ülkenin savunma sanayisinde öncü yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. Organizasyonu gerçekleştiren Askeri Sanayiler Genel Otoritesi (GAMI) ile birlikte fuarda 10 kamu ve özel sektör kuruluşu yer aldı.

Katılım, savunma sanayisine yatırım yapmak isteyen dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılara Suudi Arabistan'ın kapılarının açık olduğu mesajını verirken, 2030 yılına kadar askeri harcamaların yüzde 50'den fazlasının yerelleştirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar da tanıtıldı.

sdvdfev
Suudi Arabistan'ın fuara katılımı, savunma sanayisine yatırım yapmak isteyen dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılara ülkenin kapılarının açık olduğu mesajını verdi. (Şarku'l Avsat)

Fuar kapsamında GAMI Başkanı Mühendis Ahmed el-Ohali, Fransa Silahlanma Genel Müdürlüğü Genel Komiseri Patrick Baboulex ile dünyanın önde gelen savunma şirketlerinin temsilcileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde savunma sanayisinde ortak iş birliğinin geliştirilmesi ve bilgi birikiminin paylaşılması ele alındı. Taraflar, sürdürülebilir bir savunma sanayisi oluşturulması, askeri teçhizatın hazırlık seviyesinin yükseltilmesi, kendine yeterliliğin artırılması ve ulusal ekonomiye daha etkin katkı sağlanması konularını değerlendirdi.

Suudi Arabistan'ın fuara katılımı sırasında, savunma sanayisinin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve stratejik ortaklıkların desteklenmesi amacıyla çeşitli anlaşmalar ve mutabakat zabıtları imzalandı. Ayrıca "Savunma Sanayisinde Tedarik Zincirlerinin Geliştirilmesi" başlıklı bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayda, yerli ve yabancı yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı oluşturmanın sektörde çeşitlendirilmiş ve güçlü bir ekonomi inşa edilmesine sağlayacağı katkılar ele alındı.

Suudi Arabistan pavilyonunda kamu kurumları arasındaki koordinasyon çalışmaları, ülkenin sanayi ve hizmet alanındaki kabiliyetleri ile katılımcı Suudi şirketlerin geliştirdiği yenilikçi teknolojiler tanıtıldı. Ayrıca ülkedeki yatırım ortamının sunduğu avantajlar ve savunma sanayisinin kaydettiği hızlı gelişim vurgulandı.

rgthyu76j
Suudi Arabistan pavilyonu, yerelleştirme hedeflerini destekleyecek stratejik ortaklıklara yönelmeleri için dünyanın önde gelen şirketlerinin ilgisini çekmeyi başardı. (Şarku'l Avsat)

Savunma sanayisinin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 2021 yılında 2,2 milyar riyalden (yaklaşık 587 milyon dolar) 2024 yılında 6,6 milyar riyale (yaklaşık 1 milyar 760 milyon dolar) yükseldi. Aynı dönemde askeri harcamalarda yerlilik oranı da yaklaşık yüzde 25'e ulaşırken, 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 50'nin üzerine çıkarılması hedefleniyor.

Askeri Sanayiler Genel Otoritesi, Suudi Arabistan pavilyonunun fuardaki katılımının, ülkenin uluslararası alandaki güvenilir ortak konumunu güçlendirdiğini, küresel savunma şirketleriyle ilişkilerini genişlettiğini ve Suudi şirketlerine yeteneklerini sergileme, küresel pazarlarda büyüme ve yeni fırsatlar keşfetme imkânı sunduğunu belirtti.