Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, prensleri, din alimlerini ve çok sayıda vatandaşı kabul etti

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’deki Selam Sarayı’nda prensleri, din alimlerini, bakanları ve çok sayıda vatandaşı ağırladı (SPA)
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’deki Selam Sarayı’nda prensleri, din alimlerini, bakanları ve çok sayıda vatandaşı ağırladı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, prensleri, din alimlerini ve çok sayıda vatandaşı kabul etti

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’deki Selam Sarayı’nda prensleri, din alimlerini, bakanları ve çok sayıda vatandaşı ağırladı (SPA)
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’deki Selam Sarayı’nda prensleri, din alimlerini, bakanları ve çok sayıda vatandaşı ağırladı (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, dün, Cidde'deki Selam Sarayı'nda kendisini selamlamak üzere gelen prensleri, din alimlerini, bakanları ve çok sayıda vatandaşı kabul etti.

Kabulde Prens Meşal bin Suud bin Abdülaziz, Prens Mansur bin Suud bin Abdülaziz, Prens Faysal bin Musaid bin Abdurrahman, Prens Halid bin Saad bin Fahd, Prens Velid bin Talal bin Abdülaziz, Prens Nevvaf bin Muhammed bin Abdullah bin Abdurrahman, Prens Dr. Suud bin Selman bin Muhammed, Prens Nevvaf bin Suud bin Saad bin Abdurrahman, Prens Suud bin Sad bin Muhammed, Prens Halid bin Muhammed bin Suud el-Kebir, Prens Nevvaf bin Nasır bin Abdülaziz, Prens Mansur bin Nasır bin Abdülaziz, Prens Dr. Bender bin Selman bin Muhammed, Prens Abdülaziz bin Ahmed bin Abdülaziz, Prens Türki bin Abdullah bin Abdülaziz bin Musaid, Prens Faysal bin Suud bin Musaid bin Abdülaziz, Prens Faysal bin Türki bin Faysal bin Türki bin Abdülaziz, Prens Fahd bin Faysal bin Selman bin Muhammed, Prens Naif bin Memduh bin Abdülaziz, Prens Muhammed bin Abdullah bin Halid bin Abdülaziz, Prens Abdülaziz bin Fahd bin Abdülaziz, Prens Faysal bin Abdullah bin Faysal bin Abdülaziz, Prens Suud bin Abdullah bin Abdülaziz, Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Prens Halid bin Bender bin Sultan bin Abdülaziz, Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Meşal bin Abdülaziz, Prens Naif bin Sultan bin Abdülaziz, Prens Abdurrahman bin Türki bin Abdülaziz, Kraliyet Divanı Danışmanı Prens Bender bin Mukrin bin Abdülaziz, Prens Halid bin Bender bin Musaid bin Abdülaziz, Prens Faysal bin Halid bin Faysal bin Türki bin Abdülaziz, Cidde Valisi Prens Suud bin Abdullah bin Ciluvi, Prens Halid bin Suud bin Halid bin Türki, Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Türki bin Faysal bin Abdülaziz, İçişleri Bakanı Prens Abdülaziz bin Suud bin Naif bin Abdülaziz, Prens Abdullah bin Sad bin Abdülaziz, Prens Suud bin Muhammed bin Saad bin Muhammed, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender bin Abdülaziz, Prens Sultan bin Muhammed bin Saad bin Muhammed, Prens Suud bin Faysal bin Musaid bin Abdurrahman, Prens Sultan bin Saad bin Abdülaziz, Prens Muhammed bin Abdülaziz bin Meşal bin Abdülaziz, Prens Abdülaziz bin Faysal bin Abdülmecid bin Abdülaziz, Prens Sad bin Abdullah bin Abdülaziz, Prens Meşhur bin Abdullah bin Abdülaziz, Prens Abdullah bin Halid bin Saad bin Fehd bin Abdurrahman, Prens Türki bin Faysal bin Abdülmecid bin Abdülaziz, Taif Valisi Prens Fevaz bin Sultan bin Abdülaziz, Prens Sultan bin Abdullah bin Abdülaziz, Prens Sultan bin Abdülaziz bin Hatlul bin Abdülaziz, Prens Dr. Halid bin Abdullah bin Mukrin bin Mişari, Prens Dr. Naif bin Tanyan bin Muhammed, Prens Dr. Memduh bin Suud bin Tanyan ve Prens Suud bin Nasır bin Suud bin Ferhan hazır bulundu.


Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.

Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.

Daha fazla güven

Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.

FGBHJU
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)

Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.

Yenilenebilir enerji

Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.

Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.

Savunma iş birliği

Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.

Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.

Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.

İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.

İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Turizm ve mevsimsel entegrasyon

Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.

WDEFRGT
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)

Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.

Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.

Daha fazla büyüme

İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.

Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.


Limanlar ve lojistik, yılın ilk yarısında Suudi Arabistan’ın ulaştırma sektöründeki büyüme ivmesine öncülük etti

Cidde İslam Limanı (SPA)
Cidde İslam Limanı (SPA)
TT

Limanlar ve lojistik, yılın ilk yarısında Suudi Arabistan’ın ulaştırma sektöründeki büyüme ivmesine öncülük etti

Cidde İslam Limanı (SPA)
Cidde İslam Limanı (SPA)

Suudi Arabistan ulaştırma sektörü, 2026 yılının ilk yarısında operasyonel faaliyetlerin genişlemesi ile lojistik, liman ve taşımacılık alanlarında faaliyet gösteren halka açık şirketlerin performansındaki iyileşmeye bağlı olarak finansal ivmesini artırdı. Sektördeki şirketlerin toplam net kârı, 2025 yılının aynı döneminde kaydedilen 254,4 milyon riyalden (67,8 milyon dolar) yüzde 155,5 artışla yaklaşık 395,6 milyon riyal yükselerek 650 milyon riyale (173,3 milyon dolar) ulaştı.

Söz konusu finansal toparlanmada ikinci çeyrekte sergilenen güçlü performans etkili oldu. Sektörde yer alan dokuz şirketin toplam gelirleri yıllık bazda yüzde 13,1 artarak yaklaşık 6,21 milyar riyale çıkarken, 2025'in ikinci çeyreğinde kaydedilen 341,4 milyon riyallik zarar, bu yılın aynı döneminde 156,1 milyon riyal net kâra dönüştü.

İkinci çeyrek sonuçlarındaki bu kayda değer dönüşüm, kiralama ile havacılık bağlantılı bazı faaliyetlerdeki baskıların sürmesine rağmen lojistik, liman ve taşımacılık şirketlerinin performansındaki artışı yansıttı.

Sektörde SAL Saudi Logistics, Saudi Ground Services, Budget Saudi, Theeb, Lumi, SAPTCO, SISCO Holding, Flynas ve Sharey olmak üzere toplam dokuz şirket yer alıyor.

SAL kârda lider konumda

SAL Saudi Logistics, ilk yarıda net kârını 2025'in aynı dönemine göre yüzde 10,4 artışla 315,3 milyon riyalden yaklaşık 348 milyon riyale çıkararak sektörün toplam kârının yaklaşık yüzde 53,5'ini elde etti.

Şirket, kâr artışını kargo yer hizmetleri ve lojistik sektörlerindeki operasyonel performansın iyileşmesine ve gelir büyümesine bağladı.

United International Transportation Company (Budget Saudi) ise ilk yarıda kaydettiği 127,8 milyon riyal net kâr ile kârlılıkta ikinci sırada yer aldı. Bir önceki yılın aynı döneminde 168,4 milyon riyal kâr açıklayan şirketin kârı yüzde 24 oranında geriledi.

DFGB HNM
SAL Saudi Logistics binası (Şirketin internet sitesi)

Şirket, kâr düşüşünün jeopolitik koşullar nedeniyle kısa süreli kiralama faaliyetlerindeki doluluk oranlarının azalması, sigorta maliyetlerinin artması ve daha ihtiyatlı bir politika kapsamında alacak karşılıklarının yükselmesinden kaynaklandığını belirtti.

Üçüncü sırada yer alan SISCO Holding’in net kârı; liman ve lojistik sektörlerindeki gelir büyümesi ile güçlü performansın etkisiyle 2025'in ilk yarısındaki 44,7 milyon riyalden yüzde 91 artarak 85,4 milyon riyale yükseldi.

Sektör yeniden kârlılığa dönüyor

Sektör şirketleri ikinci çeyrekte finansal performanslarında büyük bir dönüşüme imza atarak 2025'in aynı çeyreğinde kaydedilen 341 milyon riyallik zarara kıyasla yaklaşık 156 milyon riyal net kâr açıkladı.

Aynı dönemde toplam gelirler, geçen yılın aynı dönemindeki 5,5 milyar riyale kıyasla yüzde 13 artış göstererek 6,213 milyar riyale ulaştı.

Söz konusu dönüşüm, faaliyetlerdeki büyümenin artık yalnızca gelirlere yansımakla kalmayıp, kârlılık ve operasyonel verimlilikte de gözle görülür bir iyileşmeye dönüştüğünü göstermesi bakımından kritik önem taşıyor.

Lojistik talebi büyümeyi destekliyor

Şarku'l Avsat'a değerlendirmelerde bulunan finans ve ekonomi uzmanı Dr. Süleyman Al Humeyd el-Halidi; Suudi ulaştırma ve lojistik sektörünün 2026'nın ilk yarısında güçlü bir finansal performans sergilediğini belirtti. El-Halidi, bu gelişmede lojistik hizmetlere yönelik talebin artması, kargo ve taşımacılık trafiğindeki büyüme ile dev projeler ve Vizyon 2030 ile bağlantılı ekonomik faaliyetlerin genişlemesinin etkili olduğunu ifade etti.

Söz konusu etkenlerin, Suudi ekonomisinin kollarından biri olan ulaştırma ve lojistik alanında krallığın gelişmiş ülkeler arasındaki konumunu pekiştirdiğini aktaran el-Halidi, operasyonel verimliliğin artması ve kâr marjlarındaki iyileşmenin sonuçları desteklediğini kaydetti.

El-Halidi, katma değerli hizmetlerdeki genişleme ile dijital dönüşümün verimliliği artırmaya, filo ve tedarik zinciri yönetimini geliştirmeye yardımcı olduğunu dile getirdi.

Gelirlerdeki büyümenin kârlılığa dönüşmesinin geçici bir iyileşme değil, talebin gücü ve sürdürülebilirliğinin olumlu bir göstergesi olduğunu vurgulayan el-Halidi; sanayi, ticaret, turizm, perakende ve altyapı projelerindeki genişlemenin taşımacılık, depolama ve tedarik hizmetlerine olan talebi artırdığını ifade etti.

İlk yarı sonuçlarındaki en önemli unsurun yalnızca gelir artışı olmadığını, şirketlerin bu büyümeyi daha iyi kâr marjlarına dönüştürme yeteneği olduğunu belirten el-Halidi, bunun büyüme kalitesini ve operasyonel verimliliği yansıttığını kaydetti.

El-Halidi ayrıca, altyapı yatırımları ile liman, havalimanı ve lojistik bölgelerin geliştirilmesinin yanı sıra krallığın üç kıtayı birbirine bağlayan bölgesel bir lojistik merkezi olma konumunun güçlenmesiyle sektörün önümüzdeki dönemde büyük büyüme fırsatlarıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Rakamlarla sektör verileri:

- 650 milyon riyal: Ulaştırma sektörü şirketlerinin ilk yarı net kârı.

- %155,5: Kârlılıkta yıllık bazda yaşanan artış oranı.

- 173,3 milyon dolar: Sektörün toplam konsolide kâr değeri.

- 6,21 milyar riyal: Şirketlerin ikinci çeyrekteki toplam geliri.

- %13,1: Gelirlerde yıllık bazda kaydedilen büyüme oranı.