Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Suudi Arabistan hükümetinin aldığı önlemler, fiyatların yükselişini durdurdu ve emlak enflasyonunu sıfırın altına düşürdü

(foto altı) Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)
(foto altı) Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)
TT

Suudi Arabistan hükümetinin aldığı önlemler, fiyatların yükselişini durdurdu ve emlak enflasyonunu sıfırın altına düşürdü

(foto altı) Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)
(foto altı) Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)

Suudi Arabistan emlak piyasasında, arzın artırılması, stokçuluğun sınırlandırılması ve arz-talep dengesinin yeniden düzenlenmesini hedefleyen hükümet önlemlerinin etkisiyle enflasyonist baskıların azaldığına işaret eden belirgin göstergeler kaydedilmeye başlandı.

Bu yapısal dönüşüm, Suudi Arabistan’ın gayrimenkul sektörünü yeniden şekillendirme ve sektörün istikrarını güçlendirme yönündeki çabalarının, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda sürdüğünü ortaya koyuyor.

Koronavirüs pandemisinin ardından yaşanan farklı düzeylerdeki fiyat artışlarının ardından, Suudi Arabistan’da gayrimenkul enflasyonu 2025’in dördüncü çeyreğinde yüzde 3,6’dan eksi yüzde 0,7’ye geriledi. Vizyon 2030 yıllık raporuna göre bu düşüşte, piyasa verimliliğini artırmayı amaçlayan hükümet müdahaleleri etkili oldu. Gerileme eğilimi bu yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) son verileri, gayrimenkul fiyat endeksinin yıllık bazda yüzde 1,6 düştüğünü gösterdi. Bu düşüşte, konut sektöründeki fiyatların yıllık yüzde 3,6 gerilemesi belirleyici olurken, ticari gayrimenkul sektörü ise yıllık yüzde 3,4 büyüme kaydetti.

Piyasaya yeniden denge getiren yapısal reformlar

Bu fiyat düzeltmesi, piyasadaki dengesizlikleri gidermeyi amaçlayan bir dizi hükümet müdahalesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Söz konusu adımların başında arz yetersizliği ve spekülatif işlemlerdeki artışın kontrol altına alınması yer aldı. Fiyatları dengelemeye yönelik dikkat çeken bir hamle kapsamında hükümet, Riyad’ın kuzeyindeki toplam 81 kilometrekareyi aşan dört bölgede alım-satım ve gayrimenkul geliştirme faaliyetlerine izin verdi. Bu adım, önümüzdeki beş yıl boyunca vatandaşlara her yıl 40 bin adede kadar arsa sağlanmasını hedefleyen planın bir parçası olarak hayata geçirildi. Plan kapsamında metrekare fiyatlarının bin 500 riyali aşmaması amaçlanıyor.

frgfrg
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (Reuters)

Bu çerçevede, Menassat Gayrimenkul şirketinin CEO’su Halid el-Mubayyid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son reformların piyasayı düzensiz ve hızlı fiyat artışları döneminden daha dengeli ve sürdürülebilir bir aşamaya taşıdığını söyledi. El-Mubayyid, arzın artırılması, kira piyasasının düzenlenmesi ve üretken olmayan arazi stokçuluğunun sınırlandırılmasına yönelik adımların, özellikle talebin yüksek olduğu şehirlerde piyasa davranışları üzerinde somut etkiler göstermeye başladığını belirtti. Boş arazi ve kullanılmayan gayrimenkullere yönelik harç uygulamalarının, aktif olmayan mülk sahiplerini geliştirme, satış veya kiralama seçeneklerine yönelttiğini ifade eden el-Mubayyid, bunun da spekülatif faaliyetleri azalttığını ve gayrimenkul varlıklarının kullanım verimliliğini artırdığını kaydetti.

Öte yandan gayrimenkul uzmanı Ahmed Fakih, hükümet kararlarının piyasanın unsurlarına ilişkin kapsamlı incelemelerin ardından ‘ölçülü ve hesaplanmış tedavi dozları’ şeklinde uygulandığını söyledi. Konut sektörünün enflasyon sepetinde en yüksek ağırlığa sahip kalem olduğunu vurgulayan Fakih, bu alandaki fiyat baskılarının azaltılmasının genel enflasyon seviyelerine doğrudan yansıdığını belirtti. Fakih, alınan kararların etkilerinin önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde daha belirgin şekilde görülmeye devam edeceğini öngörürken, gerçek dışı talebin sınırlandırılması ve fiili arzın artırılması sayesinde bu sürecin şimdiden sonuç vermeye başladığını ifade etti.

Boş arazilere baskı uygulanıyor

Buna paralel olarak hükümet, geliştirilmemiş arazilere yönelik önlemlerini sıkılaştırdı. Bu kapsamda, boş arazilere uygulanan yıllık harç oranı yüzde 2,5’ten yüzde 10’a yükseltildi. Ayrıca ilk kez, 5 bin metrekareyi aşan boş gayrimenkuller de arazi ve bina harçları kapsamına alındı. Bu adımla, arazi ve gayrimenkul stokçuluğunun cazibesinin azaltılması ve daha fazla konut ile ticari birimin piyasaya kazandırılması hedefleniyor.

Fakih, spekülatif işlemlerin ağırlıklı olarak özellikle Riyad’daki şehir çeperlerinde yer alan imarlı araziler üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Fakih, boş arazi harçlarının artırılmasının ve hükümetin arazilerin artık spekülasyon değil geliştirme amacıyla kullanılacağı yönündeki net mesajlarının, yatırımcı ve spekülatörlerin davranışlarında önemli bir dönüşüm yarattığını ifade etti. Fakih ayrıca, boş tutulan gayrimenkullere getirilen harçların da özellikle daireler başta olmak üzere konut ürünlerindeki spekülasyonu azaltacağını, mülk sahiplerini kullanılmayan varlıkları piyasaya sunmaya teşvik ederek atıl durumdaki gayrimenkullerin ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.

Piyasadaki işlemleri düzenlemeye yönelik önemli bir adım olarak, Belediye, Köy ve İskân İşleri Bakanlığı tarafından boş gayrimenkullere uygulanacak yıllık harçlara ilişkin yönetmeliğin resmen yürürlüğe girmesiyle emlak piyasası da yeni düzenlemelere uyum sürecine girdi. Yönetmelik kapsamında, onaylı kentsel yerleşim alanları içinde bulunan ve kullanılmayan binaların değerinin yüzde 5’ine kadar yıllık harç uygulanması öngörülüyor. Bu uygulamanın, gayrimenkul varlıklarının kullanım verimliliğini artırması ve şehirlerdeki arzın büyümesini teşvik etmesi bekleniyor.

Kira dondurma

Düzenleyici politikalar kira piyasasını da kapsayacak şekilde genişletildi. Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, konut ve ticari gayrimenkul piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla Riyad’da mevcut ve yeni kira sözleşmelerindeki yıllık kira artışlarının beş yıl süreyle dondurulmasını onayladı. El-Mubayyid, söz konusu kararın yatırımcı davranışlarında önemli bir değişime yol açtığını belirterek, yatırımcıların yapay fiyat artışlarını beklemek yerine geliştirme faaliyetlerine, işletmeye ve sürdürülebilir getirilere odaklanmaya başladığını söyledi.

El-Mubayyid, alınan önlemlerin yatırımcıların yaklaşımını köklü biçimde değiştirdiğini ifade ederek, Riyad’da kira artışlarının dondurulmasının piyasanın enflasyonu kontrol altına alma ve mülk sahibi ile kiracı arasındaki dengeyi güçlendirme yönünde ilerlediğine dair açık bir mesaj verdiğini kaydetti. Öte yandan Fakih, son düzenleyici kararların geliştiriciler ve yatırımcılar açısından piyasada bir ‘yeniden konumlanma’ süreci başlatacağını değerlendirdi.

Fakih’e göre bu süreç, yatırımların arzı artırmaya ve mevcut düzenleyici dönüşümlerin oluşturduğu yeni fırsatlardan yararlanmaya yönelmesini sağlayacak.

sdvdvfd
Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)

Düzenleyici ve dijital dönüşüm alanlarında da emlak piyasasının altyapısında kayda değer ilerlemeler sağlandı. 2025 yılı sonu itibarıyla gayrimenkul ayni tescil sisteminde kayıt altına alınan taşınmaz sayısı 4 milyonu aşarken, 1,2 milyondan fazla güncellenmiş tapu senedi düzenlendi. Bunun yanı sıra, ‘İcar’ (Ejar) platformu üzerinden 3,2 milyondan fazla kira sözleşmesi kayıt altına alınırken, lisanslı emlak aracılarının sayısı da 106 binin üzerine çıktı.

El-Mubayyid, söz konusu verilerin şeffaflık düzeyinde önemli bir sıçramaya işaret ettiğini belirterek, verilerin daha açık ve erişilebilir hale gelmesi sayesinde bireysel yorumlara ve belirsizliklere dayalı uygulamaların azaldığını ifade etti. Fakih ise Suudi Arabistan’ın uluslararası gayrimenkul şeffaflığı endekslerinde 11 sıra yükseldiğine dikkat çekerek, bunun sektörün yabancı sermaye çekme kapasitesini ve yatırım cazibesini güçlendirdiğini söyledi.

Arz piyasanın gidişatını belirliyor

Finansman tarafında ise Vizyon 2030’un 2025 yılı raporu, bireysel konut finansmanı portföyündeki büyümenin sürdüğünü ortaya koydu. Buna göre, bireylere kullandırılan mevcut gayrimenkul kredilerinin toplam hacmi 2025 yılı sonunda 904 milyar riyale (241,1 milyar dolar) yükseldi. Bu rakam, 2020 yılında yaklaşık 420 milyar riyal (112 milyar dolar) seviyesindeydi.

sdfvfv
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki KAFD konutları (Kral Abdullah Finans Bölgesi internet sitesi)

Finansman hacmindeki bu güçlü artışa rağmen el-Mubayyid, piyasanın artık yalnızca kredi genişlemesinin etkisiyle hareket etmediğini belirtti. El-Mubayyid’e göre piyasa, arz düzeyi, düzenleyici çerçeve ve sunulan gayrimenkul ürünlerinin niteliği gibi faktörlerden daha fazla etkilenmeye başladı. Bu durum da kredi hacmi büyümeye devam ederken konut fiyatlarının gerilemesini açıklıyor. Fakih de bu değerlendirmeye katılarak, geçmişte sınırlı seçenekler nedeniyle finansmanın fiyat artışlarını besleyen temel unsur olduğunu ifade etti. Ancak günümüzde arzın artmasıyla birlikte, piyasanın arz ve talep arasında daha dengeli ve adil bir yapıya kavuştuğunu söyledi.

İstikrarlı bir gelecek ve uluslararası cazibe

Bu kapsamlı yapısal dönüşümler, konut sahibi olan Suudi ailelerin sayısında da belirgin bir artış sağladı. 2025 yılı sonu itibarıyla ev sahibi olan Suudi ailelerin sayısı 851 bini aşarken, bu rakam 2019’da yalnızca yaklaşık 63 bin seviyesindeydi.

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan el-Mubayyid, Suudi emlak piyasasının geçici bir düzeltme sürecinden ziyade, veri odaklı ve olgunlaşmış bir yapıya dayanan uzun vadeli bir istikrar dönemine girmesini beklediğini söyledi. El-Mubayyid, piyasa değerinin üzerine çıkan ve gerçek fiyat seviyelerinden uzaklaşan gayrimenkul ürünlerinde fiyat gerilemelerinin bir süre daha devam edebileceğini ifade etti.

Fakih ise yeni düzenleyici ve yatırım ekosisteminin, gayrimenkul yatırım araçlarını köklü biçimde dönüştüren ‘yenilikçi bir yatırım haritası’ oluşturduğunu belirtti. Fakih’e göre bu dönüşüm, Suudi Arabistan emlak piyasasını sürdürülebilir ve stratejik yatırımlar açısından bölgesel ve uluslararası düzeyde en cazip destinasyonlardan biri haline getirecek.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden, eski Yemen Cumhurbaşkanı'nın oğluna babasının vefatından ötürü başsağlığı mesajı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden, eski Yemen Cumhurbaşkanı'nın oğluna babasının vefatından ötürü başsağlığı mesajı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Nasır Abdurrabbu Hadi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, babası Yemen’in eski Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin vefatı nedeniyle en içten taziyelerini ve başsağlığı dileklerini iletti. Veliaht Prens, Allah-u Teala’dan merhuma rahmet etmesini ve cennetine kabul etmesini diledi.

Merhumun oğlu ise Prens Muhammed bin Selman'a taziyeleri ve başsağlığı dilekleri için derin şükranlarını dile getirerek, Allah'tan Veliaht Prens'i mükafatlandırmasını diledi.


Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, özel sektörün uluslararasılaşması ve yerel içeriğin küresel ölçekte güçlendirilmesi için harekete geçti

Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, özel sektörün uluslararasılaşması ve yerel içeriğin küresel ölçekte güçlendirilmesi için harekete geçti

Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu (SFD), yurt dışında finanse ettiği büyük ölçekli kalkınma projelerine ulusal özel sektörün katılımını sağlamak amacıyla yoğun ve stratejik girişimlerde bulunuyor. Bu adım, özellikle müteahhitlik ve mühendislik sektörlerinde faaliyet gösteren Suudi şirket ve kuruluşlarının uluslararası pazarlarda daha fazla pay elde etmesini hedefliyor. Böylece yerli katkı oranının en üst düzeye çıkarılması ve ulusal ürünlere ülke sınırları dışında da öncelik verilmesi amaçlanıyor. Söz konusu yaklaşım, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesini öngören Vizyon 2030 hedefleriyle de uyumlu bir politika olarak değerlendiriliyor.

Mevcut projeler ve fırsatlar haritası

Hâlihazırda ihaleye çıkarılan proje portföyü, farklı kıtalara yayılan kritik kalkınma projelerini kapsıyor. Bunların başında, Komorlar’daki Ulusal Kan Transfer Merkezi’nin inşası ve donatımı ile Uganda’da yürütülen Suudi Kuyu Açma ve Kırsal Kalkınma Programı’nın beşinci aşaması geliyor.

Portföyde ayrıca Tunus’ta hayata geçirilecek nitelikli tarım ve çevre projeleri de yer alıyor. Bunlar arasında Ghezala, Joumine ve Sejenane bölgelerinde uygulanacak Entegre Tarımsal Kalkınma Projesi’nin ikinci aşaması, Gammarth ile Kartaca arasındaki kıyı şeridinin deniz erozyonuna karşı korunması çalışmaları ve dağıtım şebekeleri için polietilen boru hatlarının döşenmesini kapsayan proje öne çıkıyor.

Akademik alanda ise SFD, Antigua ve Barbuda’daki Batı Hint Adaları Üniversitesi’nin Five Islands Kampüsü inşaat işlerini kapsayan ihaleye katılım fırsatı sunuyor.

Destek ve güçlendirme mekanizmaları

SFD, söz konusu uluslararası ihalelerle ilgilenen tüm yerli şirketleri, resmî internet sitesi üzerinden başvuru yapmaya çağırdı. Açıklamada, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından yerli yatırımcılara gerekli teknik ve lojistik desteğin sağlanması için ilgili kurumlarla doğrudan koordinasyon yürütüldüğü belirtildi.

Bu girişim, SFD’nin ihracat sektörünü teşvik etmek amacıyla kredi kolaylıkları ve çeşitli teminat mekanizmaları sunan Suudi İhracat Programı aracılığıyla özel sektöre verdiği desteğin devamı niteliğini taşıyor.

SFD, Suudi şirketlerinin kendi projelerindeki payını artırmayı ve Suudi pazarının imkânlarıyla gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları arasında uyum sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşımın, Vizyon 2030 hedefleriyle paralel olduğu ifade ediliyor.

SFD daha önce, yurt dışında yürütülen projelerde özel sektörün karşılaştığı başlıca zorlukları tespit etmek amacıyla kapsamlı bir çalışma gerçekleştirmişti. Bu kapsamda yerli yatırımcılardan, uluslararası projelerde faaliyet gösterirken karşılaştıkları engelleri ve bunların yerli katkı oranının artırılması ile ulusal ürünlere öncelik verilmesi üzerindeki etkilerini açıklamaları ve çözüm önerileri sunmaları istenmişti.

SFD, yurt dışında yürüttüğü projelerde danışmanlık hizmetlerinin ulusal mühendislik danışmanlık ofislerine verilmesi ve kalkınma projelerinin uygulanmasının takip edilmesi yoluyla Suudi özel sektörüne önemli katkılar sağladı. Ayrıca Suudi müteahhit ve tedarikçilerin fonun yurt dışındaki projelerindeki payı da son yıllarda arttı.

SFD’nin son 50 yılda 100’den fazla gelişmekte olan ülkede toplam değeri 81 milyar riyali (21,6 milyar dolar) aşan yaklaşık 800 kalkınma projesi ve programını finanse ettiği belirtiliyor. Bu tablo, Suudi danışmanlık şirketleri, müteahhitler ve tedarikçiler için küresel ölçekte yatırım faaliyetlerini genişletme konusunda önemli fırsatlar bulunduğunu ortaya koyuyor.