Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Yemen’de temel hizmetleri güçlendirmek için 300 Suudi projesi

Yemen’de eğitim ve sağlık sektörlerini destekleyen yüzlerce Suudi projesi (Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı)
Yemen’de eğitim ve sağlık sektörlerini destekleyen yüzlerce Suudi projesi (Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı)
TT

Yemen’de temel hizmetleri güçlendirmek için 300 Suudi projesi

Yemen’de eğitim ve sağlık sektörlerini destekleyen yüzlerce Suudi projesi (Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı)
Yemen’de eğitim ve sağlık sektörlerini destekleyen yüzlerce Suudi projesi (Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı)

Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü kalkınma ve insani yardım faaliyetleri genişlemeye devam ediyor. Sağlık ve eğitim hizmetlerinin geliştirilmesini, suya erişimin iyileştirilmesini, yerinden edilmiş kişilere gıda ve barınma yardımı sağlanmasını hedefleyen projeler, ülkenin farklı vilayetlerindeki onlarca eğitim ve sağlık kuruluşunu kapsıyor.

Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı tarafından paylaşılan verilere göre, program kapsamında 16 vilayette toplam 300 kalkınma projesi ve girişimi hayata geçirildi. Eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, tarım, balıkçılık, kalkınma programları ve Yemen hükümetinin kapasitesinin desteklenmesi olmak üzere sekiz temel sektörü kapsayan çalışmalar yürütülüyor.

Sağlık sektöründe 40’tan fazla proje ve girişim gerçekleştirilirken, 13 vilayetteki 30 sağlık kuruluşuna destek sağlandı. Çalışmalar kapsamında sağlık tesislerinin inşası, donatılması ve işletilmesinin yanı sıra sağlık personelinin eğitilmesi ve uzmanlık kapasitelerinin geliştirilmesi de yer alıyor.

Aden’deki Prens Muhammed bin Selman Hastanesi, öne çıkan başlıca projeler arasında bulunuyor. Hastane, 270 yatak kapasitesi, 14 uzmanlık polikliniği, bir kalp merkezi ve 2 binden fazla tıbbi cihaz ve ekipmanla hizmet veriyor.

Açıklanan verilere göre hastane, Ocak 2023’te faaliyete geçmesinden Ekim 2026’ya kadar yaklaşık 5 milyon sağlık hizmeti sundu. Bu hizmetler arasında 31 bin ameliyatın yanı sıra 11 binden fazla kalp ameliyatı ve kalp kateterizasyonu işlemi bulunuyor.

xsdcfrgt
Suudi Arabistan, Yemen’de eğitim sektörünün desteklenmesine özel önem verdi (Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı)

Projeler arasında ayrıca Mehri vilayetindeki Kral Selman Tıp ve Eğitim Kenti de yer alıyor. Bünyesinde 110 yataklı bir hastane bulunan projeye ek olarak vilayetteki diyaliz merkezine de destek veriliyor. Söz konusu merkezde, 22 binden fazlası diyaliz seansı olmak üzere 100 binden fazla uzmanlık gerektiren sağlık hizmeti sunuldu.

Suudi Arabistan’ın müdahaleleri Sokotra’daki sağlık merkezlerinin rehabilitasyonunu, Marib’deki çeşitli hastanelere tıbbi ekipman sağlanmasını ve Sokotra ile Şebve’deki sağlık tesislerinin işletilmesini de kapsıyor.

Eğitim alanında 60 proje ve girişim

Eğitim sektöründe ise 11 vilayette yaklaşık 60 proje ve girişim gerçekleştirildi. Bu kapsamda 40’tan fazla örnek okul inşa edilerek donatılırken üniversitelerin ve laboratuvarların altyapısı geliştirildi, teknik ve mesleki eğitim desteklendi. Ayrıca öğretmenlerin yeterliliklerini artırmaya ve kırsal bölgelerde eğitime erişim olanaklarını genişletmeye yönelik programlar yürütüldü.

Projeler arasında Aden Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde 28 laboratuvarın donatılması ve Hukuk Fakültesi bünyesinde bir kriminal inceleme laboratuvarının kurulması da bulunuyor. Marib’deki Sebe Bölgesi Üniversitesi’nin geliştirilmesi kapsamında ise 16 derslikten oluşan iki bina ile bir idari bina inşa edildi ve üniversiteye ulaşım hizmeti sağlandı.

Kadın öğretmenlerin yetiştirilmesine yönelik girişimler, kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitime erişim olanaklarını artırmayı hedefliyor. Kırsal Eğitime Erişim Projesi’nin ilk aşamasında 150 genç kadın, öğretmenlik diploması almak üzere eğitim gördü. Projenin ikinci aşamasında ise altı vilayetin kırsal bölgelerinde lise mezunu 450 genç kadının eğitilmesi hedefleniyor.

Programlar ayrıca Uluslararası Mesleki Öğretmenlik Sertifikaları Projesi kapsamında 200 kadın ve erkek öğretmenin yetiştirilmesini de içeriyor.

Yerinden edilmiş kişilere insani yardım

Kalkınma projelerine paralel olarak Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi, Yemen’in çeşitli vilayetlerinde yerinden edilmiş kişilere su, gıda ve barınma desteği sağlamak amacıyla müdahalelerini sürdürüyor.

Taiz ve Lahic vilayetlerinde su temini ve çevre sağlığı alanlarında yürütülen acil müdahale anlaşmaları kapsamında 90 gün boyunca günlük su tedariki sağlanması, su dağıtım noktalarının kurulması, su depolama kaplarının temin edilmesi ve su kalitesinin denetlenmesi öngörülüyor.

Taiz’deki proje, doğrudan 3 bin 500, dolaylı olarak ise 700 kişiye ulaşmayı hedefliyor. Lahic’teki projenin hedef kitlesi ise doğrudan 2 bin 163, dolaylı olarak 1.050 kişiden oluşuyor.

Gıda güvenliği alanında merkez, Ebyen vilayetinin Hanfır ilçesinde yerinden edilmiş ailelere 510, Aden’in Mansura ilçesinde 350 ve Şebve vilayetinin Nisab ilçesinde 1.100 gıda kolisi dağıttı. Şebve’deki yardımlardan 7 bin 700 kişi yararlandı.

Barınma yardımları kapsamında ise Hacce vilayetinin Harad ve Midi ilçelerinde 94 çadır ve 94 barınma malzemesi çantası dağıtıldı. Yardımlardan toplam 564 kişi faydalandı.

Bu müdahaleler, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik destek faaliyetlerinin bir parçasını oluşturuyor. Söz konusu faaliyetler, temel hizmetlerin geliştirilmesini ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesini eğitim alanındaki çalışmalarla bir araya getirirken yerinden edilmiş kişilerin ve yerel toplulukların insani ihtiyaçlarına yanıt vermeyi de amaçlıyor.


Koalisyon, bir balistik füze ve 9 İHA’yı imha etti

Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı (SPA)
Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı (SPA)
TT

Koalisyon, bir balistik füze ve 9 İHA’yı imha etti

Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı (SPA)
Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı (SPA)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, perşembe günü Suudi Arabistan’ın Necran kentine yönelen bir balistik füze ile Doğu Bölgesi, Riyad ve Medine’yi hedef alan 9 insansız hava aracını (İHA) imha etti. Öte yandan, çarşamba günü Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 2’ye, yaralı sayısı ise 8’e yükseldi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, hava savunma sistemlerinin Doğu Bölgesi’ne doğru fırlatılan 4 İHA’yı önleyerek imha ettiğini, Riyad ve Medine bölgelerini hedef alan 5 İHA’nın da etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

El-Maliki, terör örgütü Husiler tarafından perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneybatısındaki Necran kentine doğru fırlatılan bir balistik füzenin de önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Dammam Havalimanı’na saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, perşembe günü yaptığı açıklamada, Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 2’ye yükseldiğini duyurdu. Hayatını kaybedenlerin Suudi Arabistan vatandaşı bir kişi ile Hindistan vatandaşı bir yerleşik olduğu belirtildi.

Saldırıda Suudi Arabistan, Yemen, Nepal ve Hindistan uyruklu 8 kişi de yaralandı.

Kurum, havalimanındaki operasyonların yeniden başladığını ve hava trafiğinin normale döndüğünü bildirdi. Yaralıların durumlarının hafif ile ağır arasında değiştiği, yaralılara gerekli sağlık hizmetlerinin sunulması amacıyla derhal hastaneye sevk edildikleri kaydedildi. Açıklamada ayrıca saldırının maddi hasara yol açtığı ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

Şeybe petrol sahasındaki tesis hedef alındı

Öte yandan, Suudi Arabistan hava savunma sistemleri çarşamba günü, ülkenin doğusundaki Aramco’ya ait Şeybe petrol sahasında bulunan tesislerden birini hedef almaya çalışan bir İHA’yı önledi.

cdvfgbhyj
Suudi Aramco’ya ait Şeybe petrol sahası (Şarku’l Avsat)

Enerji Bakanlığından bir yetkili, olayın tesisin çevre duvarlarının dışında, sahada faaliyet gösteren yüklenici firmalardan birine ait araçta yangına yol açtığını, ancak operasyonların etkilenmediğini bildirdi. Yetkili, ilgili kurumların olaya müdahale ettiğini ve gerekli önlemleri aldığını belirtti.

Söz konusu saldırı girişiminde Filipinler ve Nepal uyruklu iki kişinin hayatını kaybettiği, Pakistan ve Hindistan uyruklu iki kişinin ise yaralandığı açıklandı.

Enerji Bakanlığı yetkilisi, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve taziye dileklerini iletirken yaralılara acil şifa temennisinde bulundu.


IMF: Petrol dışı faaliyetler, Suudi ekonomisinin dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
TT

IMF: Petrol dışı faaliyetler, Suudi ekonomisinin dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Suudi Arabistan ekonomisine ilişkin öngörüleri, bölgesel huzursuzlukların enerji üretimi, ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı baskılara rağmen iyileşme ve büyüme açısından olumlu bir tabloya işaret etti. Krallığın gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) 2026 yılında petrol ve doğal gaz sektöründeki yavaşlamadan etkilenmesi beklenirken, petrol dışı faaliyetlerin daha dayanıklı bir seyir izlediği belirtildi. Ekonominin, enerji üretiminin kademeli olarak normale dönmesi ve ticaret koşullarının iyileşmesiyle birlikte 2027 yılında güçlü bir toparlanma kaydetmesi öngörülüyor.

IMF tarafından Ekim 2026’da yayımlanan Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Suudi Arabistan; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan bölgesinin, çatışmaların yanı sıra küresel ticaret ve enerji arzındaki aksamalarla mücadele ettiği bir dönemde öne çıkan ana ekonomiler arasında gösterildi.

Büyümede geçici bir gerileme ve petrol dışı faaliyetlerin dayanıklılığı

Rapor, bölgesel enerji üretimi, deniz taşımacılığı ve özellikle Hürmüz ile Babu’l Mendeb boğazlarıyla bağlantılı tedarik zincirlerini etkileyen aksamalar neticesinde hidrokarbon sektörünün ilk yarıda gerilemesine bağlı olarak, Suudi Arabistan’ın reel GSYİH’sinin 2026 yılında yüzde 3,3 oranında küçüleceğini öngörüyor.

Buna karşılık, Krallık’taki petrol dışı faaliyetlerin, yatırım ivmesinin sürdürülmesi ve Vizyon 2030 kapsamındaki ekonomik çeşitlendirme programlarının desteğiyle enerji sektörlerine kıyasla daha dirençli bir seyir izlediği ve görece daha iyi bir performans sergilediği kaydedildi.

Turizm sektöründe ise Suudi Arabistan, bölgesel gerilimlerden doğrudan etkilenen diğer ülkelere kıyasla otel doluluk oranlarında en düşük düşüşü kaydederek, mevcut şartlar altında turizm hizmetleri hareketliliğini koruma konusunda nispi bir başarı ortaya koydu.

2027’de güçlü bir toparlanma bekleniyor

2026 yılında beklenen küçülmeye rağmen IMF, Suudi Arabistan ekonomisinin bir sonraki yıl güçlü bir toparlanma kaydetmesini ve reel GSYİH’sinin 2027 yılında yüzde 7,9 oranında büyümesini öngörüyor.

Söz konusu toparlanmanın; enerji üretiminin kademeli olarak normal seviyelerine dönmesi, güvenlik ve ticaret koşullarının istikrara kavuşması ve küresel tedarik zinciri akışının iyileşmesiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Raporun orta vadeli öngörülerinde ise Krallık’ın reel GSYİH büyümesinin 2031 yılı itibarıyla yüzde 3,6 civarında dengeleneceği ve mevcut dönemde beklenen dalgalanmaların ardından ekonominin daha istikrarlı bir büyüme patikasına gireceği belirtiliyor.

Enflasyon ve para politikası

Suudi Arabistan’da ortalama enflasyonun 2026 yılında yüzde 2,7 civarında gerçekleşmesi, takip eden yıllarda ise yüzde 2 seviyesinde istikrar kazanması bekleniyor.

Sübvansiyonlar, fiyat kontrolleri ve mali disiplini içeren etkenler, enflasyonist baskıların dizginlenmesine ve bölgedeki birçok ekonomiye kıyasla fiyatların görece istikrarlı seyretmesine katkı sağladı.

Para politikası tarafında ise Suudi Arabistan Merkez Bankası yetkililerinin de aralarında bulunduğu Körfez ülkeleri merkez bankaları, finansal piyasaların istikrarını desteklemek ve olası enflasyonist baskıları sınırlamak amacıyla ABD Merkez Bankası’nın (FED) hamleleriyle uyumlu adımlar attı.

Mali esneklik ve şokları absorbe etme kapasitesi

2026 yılında Suudi Arabistan’ın mali politikası; altyapının geliştirilmesi, harcama verimliliğinin artırılması ve uzun vadeli yapısal reformların desteklenmesi dahil olmak üzere harcamaların stratejik önceliklere yönlendirilmesine imkan tanıyacak şekilde, disiplin ve ihtiyatla nitelendiriliyor.

Rapora göre Krallık, bölgesel huzursuzluk sürecine, cari denge ve resmi rezervler üzerinde oluşabilecek geçici şokların emilmesine yardımcı olan konforlu rezervler ve mali pozisyonlarla girdi.

Bölgesel ve küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı bir dönemde söz konusu mali marjlar, ekonomik önceliklere yatırım yapılmaya devam edilirken dalgalanmalara karşı direncin artırılması açısından kritik önem taşıyor.

Yapay zekâ

Teknoloji ve yapay zekâya yapılan yatırımlar, Suudi Arabistan’ın diğer Körfez ülkeleriyle birlikte varlığını genişletmeye çalıştığı alanlardan birini oluşturuyor. Rapor, yapay zekâ altyapısına ve veri merkezlerine yönelik açıklanan ve raporda yer alan verilere göre GSYİH’nin yüzde 5’ini aşan yatırımlara dikkat çekerken, bu yatırımların orta vadede verimliliği ve büyümeyi artırmasının beklendiğini belirtiyor.

Aynı zamanda yapısal reformlar; iş gücü piyasalarının esnekliğinin artırılması, beşerî sermayeye yatırım yapılması ve petrol dışı ihracatın çeşitlendirilmesi yoluyla ekonominin dış şoklara karşı direncini artırmada önemli bir unsur olmayı sürdürüyor.

Rapor ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin son yirmi yılda mal ihracatını çeşitlendirme konusunda kaydettiği ilerlemeye işaret ederek, üretim ile ticaret tabanını genişletmeye ve geleneksel gelir kaynaklarına olan bağımlılığı azaltmaya yönelik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguluyor.

Söz konusu eğilimler bir arada değerlendirildiğinde; ekonomik çeşitlendirmenin ve yeni sektörlere yapılan yatırımların, Suudi Arabistan’ın mevcut huzursuzlukların etkilerini aşma ve orta vadeli büyüme beklentilerini koruma kapasitesini desteklemedeki kritik rolünü ortaya koyuyor.