Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



İtalyan yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’la birlikte üçüncü ülke pazarlarına gireceğiz

Suudi Ticaret Odaları Federasyonu ile İtalyan Ulusal Tanıtım ve Kalkınma Ajansı arasında bir iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında (X)
Suudi Ticaret Odaları Federasyonu ile İtalyan Ulusal Tanıtım ve Kalkınma Ajansı arasında bir iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında (X)
TT

İtalyan yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’la birlikte üçüncü ülke pazarlarına gireceğiz

Suudi Ticaret Odaları Federasyonu ile İtalyan Ulusal Tanıtım ve Kalkınma Ajansı arasında bir iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında (X)
Suudi Ticaret Odaları Federasyonu ile İtalyan Ulusal Tanıtım ve Kalkınma Ajansı arasında bir iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında (X)

Riyad ve Roma ekonomik ilişkilerini daha somut bir iş birliği zeminine taşımaya hazırlanırken iki ülkenin üçüncü ülke pazarlarında birlikte çalışması ve Suudi ve İtalyan şirketleri, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmeler arasındaki iş birliği kanallarının genişletilmesi hedefleniyor.

Bu gelişme, İtalya'nın ulusal kalkınma finansmanı kuruluşu Cassa Depositi e Prestiti'nin (CDP) Riyad'da iki anlaşmaya imza atmasıyla yaşandı. Anlaşmalardan biri Suudi Arabistan Ulusal Kalkınma Fonu, diğeri ise Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu ile imzalandı. Anlaşmalar, finansman ve yatırım alanındaki iş birliğinin genişletilmesini ve şirketlerin iki ülkedeki fırsatlara erişiminin kolaylaştırılmasını amaçlıyor.

Üst düzey bir İtalyan yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Riyad-Roma iş birliğinin yalnızca Suudi Arabistan ve İtalya pazarlarıyla sınırlı olmadığını, iki ülkenin birlikte üçüncü ülke pazarlarında da faaliyet gösterebileceğini söyledi. Yetkili, Suudi ekonomisinin çeşitlendirilmesinin İtalyan şirketleri için geniş fırsatlar sunduğuna dikkati çekerek İtalya'nın çok çeşitli sektörlerde güçlü bir sanayi tabanına ve uzmanlığa sahip olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu ile CDP, çarşamba günü Riyad'da, Ula'da başlatılan Suudi-İtalyan stratejik ortaklığını hayata geçirmeyi, ortak projeler için finansman kanalları açmayı ve küçük ve orta ölçekli şirketleri iki ülke arasındaki iş birliğine dahil etmeyi amaçlayan bir anlaşma imzaladı. Anlaşma aynı zamanda federasyonun, İtalyan tarafıyla iş birliğinde Suudi özel sektörünün kurumsal temsilcisi olarak rolünü güçlendirmeyi hedefliyor.

Anlaşma, iki ülkenin iş dünyaları arasındaki ortaklıkları güçlendirmek için pratik bir çerçeve sunuyor. Bu kapsamda Suudi şirketleri İtalyan muadilleriyle buluşturan bir iş eşleştirme platformunun desteklenmesi, projeler ve yatırım fırsatları hakkında bilgilendirme yapılması ve İtalyan şirketlerinin Suudi pazarını keşfetmesine ve pazara giriş süreçlerini kolaylaştırmasına yardımcı olacak iletişim kanallarının oluşturulması öngörülüyor.

CDP, Ula'da başlatılan Suudi-İtalyan stratejik ortaklığının bir parçası olurken anlaşma, Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu ile federasyona bağlı Suudi-İtalyan İş Konseyi'nin iki ülkenin özel sektörleri arasındaki iş birliğini hayata geçirmede ve ortaklık fırsatlarını somut projelere ve işlere dönüştürmede daha büyük rol üstlenmesine imkân tanıyor.

Stratejik ortaklıkta iş birliği

İtalya'nın ulusal kalkınma finansmanı kuruluşu CDP'nin Başkanı Dario Scannapieco, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin iki ülke arasındaki yakınlaşmayı güçlendirmek veya Suudi pazarında faaliyet göstermekle sınırlı olmadığını, başka ülkelerde ve üçüncü ülke pazarlarında iş birliğini de kapsadığını söyledi.

İtalyan heyetinin Riyad ziyaretinin birden fazla hedefi olduğunu belirten Scannapieco, bunların başında yatırımcılarla bir araya gelmek ve Suudi kurumlarıyla iş birliğini güçlendirmenin geldiğini ifade etti. Ulusal Kalkınma Fonu ile gerçekleştirilen görüşmenin son derece verimli olduğunu belirten Scannapieco, görüşmenin çeşitli alanlarda geniş kapsamlı iş birliğinin önünü açtığını kaydetti.

afgthyjudcs
İtalya Ulusal Kalkınma Finansmanı Kuruluşu Başkanı ile Suudi-İtalyan İş Konseyi Başkanı (X)

Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu ile imzalanan anlaşmanın kurumsal iş birliğinden daha somut bir iş birliğine geçiş yönünde ilave bir adım olduğunu belirten Scannapieco, anlaşmanın Suudi pazarındaki fırsatları araştırmak isteyen İtalyan küçük ve orta ölçekli şirketlerine yardımcı olmayı, doğrudan iletişim kanalları oluşturmayı ve bu şirketlerin pazara erişimini kolaylaştırmayı amaçladığını söyledi.

Scannapieco, CDP'nin İtalyan küçük ve orta ölçekli şirketlerini Suudi muadilleriyle buluşturmayı amaçlayan bir iş eşleştirme platformunu hayata geçirmek ve güncellemek için çalıştığını belirtti. Platformun yeni ticari fırsatların ve ortaklıkların keşfedilmesine imkân sağlayacağını ifade etti.

Anlaşmanın üç temel başlığa odaklandığını belirten Scannapieco, bunlardan ilkinin iş eşleştirme platformunun güçlendirilmesi olduğunu söyledi. Bu sayede iki ülkedeki küçük ve orta ölçekli şirketlerin birbirleriyle bağlantı kurabileceğini ve potansiyel ortaklarını tanıyabileceğini kaydetti.

İkinci başlığın Suudi Arabistan'daki seçilmiş projelerin belirlenmesi ve İtalyan şirketlerine bu projeleri tanıma ve projelere katılım fırsatlarını araştırma imkânı sağlanması olduğunu belirten Scannapieco, Riyad Expo 2030'un İtalyan şirketlerinin yer alabileceği alanlardan biri olduğunu ifade etti.

Üçüncü başlığın ise iş birliğini ilerletmek ve Suudi pazarına girmek isteyen İtalyan şirketlerine pratik destek sunmak amacıyla iki kurum arasında doğrudan bir iletişim noktası oluşturulması olduğunu söyledi. Bu kapsamda şirketlerin gerekli izin ve prosedürleri öğrenmesine yardımcı olunacağını belirtti.

Scannapieco, amaçlarının İtalyan şirketlerinin Suudi Arabistan'a erişimini kolaylaştırmak ve iki taraf arasındaki iş birliğini şirketlerin fırsatları keşfetmesine ve pazara daha etkin şekilde girmesine imkân tanıyan pratik bir sürece dönüştürmek olduğunu ifade etti.

İtalya'nın ulusal kalkınma ve ekonomiyi destekleme kuruluşu Cassa Depositi e Prestiti aracılığıyla iki ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi için geniş fırsatlar bulunduğunu belirten Scannapieco, CDP'nin bu ortaklıkları güçlendirmek ve kapsamını genişletmek için çalıştığını söyledi.

Bölgedeki ortaya çıkabilecek zorluklar karşısında Suudi-İtalyan iş birliğinin kritik sektörlerdeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Scannapieco, İtalya'nın son derece çeşitlendirilmiş bir sanayi tabanına sahip olduğunu ve çok çeşitli ürünler ürettiğini söyledi. Scannapieco, atıfta bulunduğu bir sıralamaya göre İtalya'nın sanayi sektörünün çeşitliliği bakımından Çin ve ABD'nin ardından dünyada üçüncü sırada yer aldığını belirtti.

Bu çeşitliliğin İtalyan şirketlerine uzmanlaşmış teknik bilgi sunma ve Suudi ekonomisinin çeşitlendirilmesine yönelik çabalara ortak olma imkânı verdiğini belirten Scannapieco, İtalyan şirketlerinin bu süreçte yüksek değerli bir ortak olabileceğini söyledi.

Önümüzdeki dönemde İtalyan iş dünyasının Suudi Arabistan'daki varlığının genişletilmesi gerektiğini belirten Scannapieco, çok sayıda büyük İtalyan şirketinin hâlihazırda Krallık'ta faaliyet gösterdiğini, bir sonraki adımın ise küçük ve orta ölçekli şirketlerin İtalya dışına açılarak bölge pazarlarına girmesinin önünü açmak olduğunu söyledi. Bunun iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin tabanını genişleteceğini ifade etti.

Suudi-İtalyan ortaklığı uygulama aşamasına geçiyor

Suudi-İtalyan İş Konseyi Başkanı Kamil el-Müncid ise Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada anlaşmanın, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında Ocak 2025'te Ula'da gerçekleştirilen toplantının doğrudan devamı niteliğinde olduğunu söyledi. El-Müncid, söz konusu toplantının iki ülke ilişkilerini stratejik ortaklık seviyesine taşıdığını ve ekonomik ilişkileri bu ortaklığın temel başlıklarından biri haline getirdiğini belirtti.

El-Müncid, çarşamba günü CDP ile Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu arasında imzalanan anlaşmanın iki ülkenin iş dünyaları arasındaki iş birliğini güçlendirmek için pratik bir adım olduğunu ve mevcut ilişkilerin ticari ve yatırım ortaklıklarına ve projelere dönüştürülmesi için yeni bir kanal sunduğunu ifade etti.

Anlaşmanın Suudi-İtalyan İş Konseyi'nin İtalya Sanayi Konfederasyonu (Confindustria) ve Ulusal El Sanatları ve Küçük İşletmeler Konfederasyonu (CNA) ile heyet ziyaretleri, forumlar ve doğrudan iş görüşmeleri aracılığıyla kurduğu ortaklıkları güçlendirdiğini belirten El-Müncid, CDP'nin imkânları ile Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu'nun kapsamının bu bağlantıların daha sürdürülebilir iş fırsatlarına dönüştürülmesine katkı sağlayacağını söyledi.

Anlaşmanın iki temel avantaj sunduğunu belirten El-Müncid, bunlardan ilkinin CDP'nin iş eşleştirme platformu olduğunu ifade etti. Bu platform sayesinde Suudi ve İtalyan şirketlerinin yetenekleri ve ticari ilgi alanları hakkında bilgi girebileceğini, ardından ihtiyaçlarıyla bu yetenekler örtüşen potansiyel ortakları tespit edebileceğini söyledi.

Platformun şirketlerin uygun ortaklara ulaşma sürecini kısaltabileceğini belirten El-Müncid, örneğin İtalyan teknolojisi arayan Suudi bir sanayi şirketinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek şirketleri tespit edebileceğini, Suudi pazarına girmek isteyen İtalyan bir şirketin ise yerel bir ortak arayabileceğini ifade etti. Federasyon ve İş Konseyi'nin şirketleri platformu kullanmaya teşvik edeceğini ve platform üzerinden ortaya çıkan iş birliği fırsatlarını takip edeceğini söyledi.

El-Müncid'e göre ikinci avantaj ise CDP Grubu'na bağlı SIMEST ile iş birliğinin güçlendirilmesi. SIMEST'in Riyad'daki varlığı ve İtalyan şirketlerinin uluslararası ölçekte büyümesine verdiği desteğin, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler olmak üzere daha fazla şirketin Suudi Arabistan'da iş kurmasına ve faaliyetlerini genişletmesine yardımcı olabileceğini belirtti.

Anlaşmanın oluşturduğu ortak kanalın, İtalya'da ticaret yapmak, yatırım gerçekleştirmek veya faaliyet göstermek isteyen Suudi şirketlerinin uygun İtalyan ortaklara ulaşmasına ve yeni fırsatları keşfetmesine imkân sağlayacağını belirten El-Müncid, Suudi iş dünyasına bu ortaklıktan yararlanma ve iş birliğini sürdürülebilir projelere ve ortak büyüme fırsatlarına dönüştürme çağrısında bulundu.

İtalyan şirketlerinin mühendislik, teknoloji ve imalat alanlarında uzmanlığa sahip olduğunu, Suudi şirketlerinin ise yerel pazar bilgisi ve büyüme kapasitesi sunduğunu belirten El-Müncid, iş birliği fırsatlarının ticaret, altyapı, iletişim, sanayi, enerji ve turizm gibi sektörlere uzandığını söyledi.

El-Müncid, Riyad Expo 2030'un bu kabiliyetleri bir araya getirmek ve iki ülkenin şirketleri için yeni alanlar açmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek önceliğin artık uygulama aşamasına geçmek olduğunu vurguladı. Bu kapsamda şirketlerin platforma çekilmesi, öncelikli sektörlerin belirlenmesi, net iletişim noktalarının oluşturulması ve gelecek vadeden fırsatların somut projelere dönüşene kadar takip edilmesi gerektiğini ifade etti.


Flydubai uçağı olayı: Şirket olayın nedenini araştırıyor... İsrail ise olayı terör olarak nitelendiriyor

Bir Flydubai uçağı (X)
Bir Flydubai uçağı (X)
TT

Flydubai uçağı olayı: Şirket olayın nedenini araştırıyor... İsrail ise olayı terör olarak nitelendiriyor

Bir Flydubai uçağı (X)
Bir Flydubai uçağı (X)

Suudi Arabistan’ın Tebük Havalimanı’na yönlendirilerek acil iniş yapan “Flydubai” uçağında meydana gelen olayın nedenine ilişkin açıklamalarda görüş ayrılığı yaşandı. BAE merkezli şirket, “bu ilk aşamada olayın nedenleri ve arkasındaki saiklerin henüz bilinmediğini” ve konunun soruşturulduğunu belirtirken, İsrailli yetkililer olayı “terör” olarak nitelendirdi.

“Flydubai” sözcüsü yaptığı açıklamada, Dubai Uluslararası Havalimanı’ndan Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’na giden FZ 1073 sefer sayılı uçakta kokpitte bir tartışma yaşandığını belirtti. Uçuş ekibinin durumu kontrol altına almayı başardığını, uçağın rotasını değiştirerek Suudi Arabistan’daki Tebük Havalimanı’na güvenli şekilde iniş yaptığını belirten sözcü, bütün yolcu ve mürettebatın durumunun iyi olduğunu ifade etti.

Sözcü, şirketin yolcuların taşınmasına ve Tel Aviv’e olan yolculuklarının tamamlanmasına öncelik vermek üzere Tebük’e iki alternatif uçuş düzenlediğini belirtti. Havayolunun diğer uçuşlarının ise normal tarifelerine göre devam ettiğini kaydetti.

Olayın ayrıntılarına ilişkin olarak sözcü, “olayın nedenleri ve arkasındaki saikler bu ilk aşamada henüz bilinmiyor ve resmî soruşturmaya tabi” dedi. Yetkili makamlar gerçekleri ortaya çıkarıp olayın koşullarını belirleyene kadar spekülasyonlardan kaçınılması çağrısında bulundu.

Sözcü, şirket açısından mevcut aşamada en büyük önceliğin olayla bağlantılı yolcu ve mürettebatın güvenliğini sağlamak, kendilerine gerekli desteği vermek ve resmî soruşturmada yetkili makamlarla iş birliği yapmak olduğunu vurguladı.

Tebük Havalimanı acil çağrı aldı

Tebük’teki Prens Sultan bin Abdülaziz Havalimanı, dün erken saatlerde yaptığı açıklamada, hava trafik kontrol merkezinin yerel saatle 08.44’te uçaktan acil durum çağrısı aldığını bildirdi. Uçak, Prens Sultan bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’na acil iniş talebinde bulundu.

Acil çağrının ardından havalimanında alarm ilan edilerek uçağın inişiyle birlikte gerekli yardımın sağlanabilmesi için hazırlık seviyesi yükseltildi. Çağrının alınmasından yaklaşık bir saat sonra uçak, yerel saatle 09.45’te havalimanına güvenli şekilde indi. İnişin ardından uçağın kaptan pilotu ile yardımcı pilotunun yaralandığı tespit edildi ve ikisi de gerekli tıbbi müdahalenin yapılması için hastaneye sevk edildi.

Bu sırada ilgili birimler, yolculara yolcu salonunda gerekli desteği sağladı ve hava yolu şirketiyle koordinasyon içinde yolcular için alternatif bir uçak temin edildi.

Prens Sultan bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı, hava seyrüseferinin, yolcuların ve kabin ekiplerinin güvenliğine ilişkin uluslararası anlaşma ve sözleşmeler doğrultusunda Suudi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan düzenleme ve talimatlara uyulduğunu vurguladı. Havalimanı, yetkili birimlerin olayın ayrıntılarını aydınlatmak üzere gerekli soruşturmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Tebük Havalimanı yönetimi dün akşam yaptığı ikinci açıklamada, “Flydubai” uçuşundaki tüm yolcuların saat 17.40’ta alternatif bir uçakla nihai varış noktalarına hareket ettiğini duyurdu.

Havalimanı ayrıca, Suudi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan düzenleme ve talimatlara, hava seyrüseferinin, yolcuların ve kabin ekiplerinin güvenliğine ilişkin uluslararası anlaşma ve sözleşmeler doğrultusunda bağlılığını yineledi.

Suudi Arabistan Ulaştırma Güvenliği Merkezi ise yaptığı açıklamada, söz konusu uçuşla ilgili ihbar aldığını ve güvenlik soruşturma ekibinin çalışmalarına başladığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Merkez, olayın koşullarını ortaya çıkarmak, uçuş güvenliğiyle ilgili hususları incelemek ve ilgili bilgi ve delilleri toplamak üzere yetkili makamlarla koordinasyon içinde çalıştığını belirtti.

Trump, Netanyahu ile olayı görüştü

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede “Flydubai” uçuşunda yaşanan olayı ele aldığını söyledi. Trump, kendisine İsrailli bir tesisatçının uçağın düşmesini önlemeye yardımcı olduğunun aktarıldığını belirtti.

Hindistan Büyükelçiliği pilotun sağlık durumunu takip ediyor

Hindistan’ın Suudi Arabistan Büyükelçiliği, uçuşta görev yapan Hintli pilot Samit Matchar’ın sağlık durumunu takip ettiğini açıkladı. Pilotun Tebük’teki hastanelerden birinde gerekli tıbbi tedaviyi gördüğü ve ilk bilgilere göre durumunun stabil olduğu belirtildi.

Büyükelçilik yaptığı açıklamada, pilotun en kısa sürede iyileşmesini umduğunu ifade etti. Ayrıca ailesiyle iletişim halinde olduğunu ve Suudi makamlarıyla koordinasyon içinde sağlık durumunu takip etmeyi sürdürdüğünü, güvenliği ve sağlığı için mümkün olan tüm desteğin sağlanacağını bildirdi.

Netanyahu: Yolcular büyük bir felaketi önledi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise uçaktaki yolcuların “saldırganı etkisiz hale getirerek büyük bir felakete yol açmasını engellediğini” söyledi.

Netanyahu, pilotlardan birinin diğer pilotu bıçaklayarak uçağı düşürmeye çalıştığını öne sürdü. Televizyonda yayımlanan konuşmasında, “Uçuş sırasında, ülkemize yaklaşırken pilotlardan biri meslektaşını bıçakladı ve görünüşe göre içindeki herkesle birlikte uçağı düşürmeye çalıştı” dedi. Netanyahu, saldırganı kontrol altına almak için müdahale eden ve “çok sayıda kişinin hayatını kurtaran”, böylece “büyük bir felaketin önlenmesini sağlayan” kişileri övdü.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise olayın “cihatçı bir saldırı girişimi” olduğunu kesin bir dille savundu. Katz, “Saldırganın tek bir amacı vardı: uçağı düşürmek” ifadelerini kullandı.


Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz

Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz
TT

Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz

Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkesinin gerilimi düşürmek ve diplomatik çözümleri desteklemek için mümkün olan tüm çabayı gösterdiğini ancak güvenliğini koruma konusunda en küçük bir taviz vermeyeceğini söyledi. Veliaht Prens, ülkesini hedef alan herhangi bir tehdit veya saldırıya kararlılıkla karşılık vermekten çekinmeyeceklerini vurguladı.

Veliaht Prens bu açıklamaları, Kral Selman bin Abdülaziz adına Şura Meclisi’nin 9. döneminin 3. yasama yılının açılışını gerçekleştirerek yıllık Kraliyet konuşmasını yaptığı sırada dile getirdi. Suudi Veliaht Prensi, ülkesinin yüksek nitelikli insan kaynağı ve askeri kapasitelere sahip olduğunu ve Allah’ın izniyle kaynağı ne olursa olsun tehditlerle tamamen mücadele edebilecek ve onları caydırabilecek güçte bulunduğunu söyledi.

Veliaht Prens, ülkenin güvenliğinin korunması için tüm tehditlere karşı koyan ve sürekli teyakkuz halinde bulunan güvenlik ve savunma personeliyle gurur duyduğunu belirterek güvenliğin ülkenin çatısı, istikrarın kalkanı ve refahın da yol haritası olarak kalacağını ifade etti.

Veliaht Prens, “Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki tüm ülkelere yönelik saldırılar, Körfez güvenliği ve istikrarının bölünmez bir bütün olduğunu teyit ediyor” dedi.

Güvenliğin korunması

Veliaht Prens, “Kardeşlerimizle birlikte Körfez güvenliğini korumak, stratejik iş birliği ve ekonomik entegrasyonu geliştirmek ve Kral’ın ortak çalışmayı güçlendirme vizyonunu uygulamaya devam etmek için çalışıyoruz. Böylece Konsey’in hedeflerine ulaşmasını ve vatandaşlarının beklentilerini karşılamasını sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi

Veliaht Prens konuşmasında, “Bölgenin istikrarını güçlendirme, gerilim ve çatışmaların sonuçlarından uzak tutma ve çabaları koordine etme yönündeki katkılarımız kapsamında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke Savunma İttifakı’nı oluşturduk. Bu girişim, bölgenin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesinde üzerimize düşen rolü yerine getirme yönündeki ortak çabalarımızdan kaynaklanıyor” dedi.

Veliaht Prens, kardeş ve dost ülkelerin Suudi Arabistan’ın yanında durmasını ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yaptıkları katkıları takdir etti.

Veliaht Prens, dünyanın bugün öngörüleri aşan bir enerji kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek Suudi Arabistan’ın gerilime rağmen uluslararası piyasalara petrol tedarikini sürdürebilme kapasitesi sayesinde küresel enerji güvenliğinin “sigortası” konumunda olduğunu söyledi.

Veliaht Prens ayrıca Suudi Arabistan’ın uluslararası deniz geçişlerinde güvenliği ve ortak çıkarları korumak, deniz yollarının siyasi veya ekonomik baskı aracı olarak kullanılmasını reddetmek amacıyla “Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı”nı kurma girişiminde bulunduğunu belirtti.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ortaklarıyla birlikte güvenliğin korunması, gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların önlenmesi amacıyla uluslararası iş birliğini güçlendirmek için tüm çabayı gösterdiğini söyledi.

Veliaht Prens, temel ürünler ile insani yardımların güvenli biçimde ulaştırılmasını güvence altına almak için uluslararası toplumun sorumluluklarını hızla yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

Gazze ve Yemen

Muhammed bin Selman, İsrail yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik saldırılarının ve Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerinin devam etmesini şiddetle kınadı.

Uluslararası topluma ve özellikle Barış Konseyi’ne çağrıda bulunan Veliaht Prens, kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılması için beklenen rolün üstlenilmesini istedi.

Suudi Arabistan’ın Filistin halkının haklarına ilişkin tutumunun değişmez olduğunu vurgulayan Veliaht Prens, Filistinlilerin uluslararası referanslar doğrultusunda bağımsız bir devlet kurma hakkı da dahil olmak üzere meşru haklarına kavuşana kadar Riyad’ın çabalarının süreceğini söyledi.

Veliaht Prens ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen hükümetine, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu aracılığıyla ülkenin tamamında otoritesini tesis etmesi ve istikrarı yeniden sağlaması için kapsamlı destek verdiğini belirtti.

ghyj
Riyad’da çarşamba günü Şura Meclisi’nin 9. döneminin üçüncü çalışma yılının açılışında (SPA)

Veliaht Prens, Yemen’de kaos ve yıkımı, Yemen halkı ile bölgeyi tehdit etmeyi yöntem olarak benimsemekle suçladığı Husilerin saldırılarına karşı koyacaklarını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın Sudan’ın birliği ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını destekleyen değişmez tutumunu da yineleyen Veliaht Prens Sudan halkının savaş ve yıkımın acılarından korunması gerektiğini söyledi.

Tevhid ve adalet vurgusu

Muhammed bin Selman, “Mübarek devletimiz kuruluşunun gelecek yıl 300. yılını tamamlayacak. Devletimiz tüm aşamalarında Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünneti üzerine yükseldi. Tevhid ve adalete bağlı kaldı ve bu, vazgeçmeyeceğimiz bir yol” dedi.

Suudi Arabistan’ın mirasına ve köklü değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Veliaht Prens, bu değerlerin zamanla daha da kökleştiğini ve güçlendiğini söyledi. Bunun vatandaşların inançlarına ve sağlam ulusal kimliklerine bağlılığını artırdığını ifade etti.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın İki Kutsal Cami’ye hizmet etme, onları imar etme ve ziyaretçilerine sahip çıkma şerefine nail olduğunu belirterek bunun ülkenin nesillerden devraldığı bir sorumluluğun devamı olduğunu söyledi.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” kapsamında geçirdiği 10 yılın sonuçlarına da değindi. Vizyon kapsamındaki program ve stratejilerin performans göstergelerinin hedeflerin yüzde 93’üne ulaştığını belirten Veliaht Prens, bunda Suudi erkek ve kadın vatandaşların performansı ve yetkinliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.

Petrol dışı ihracatın 2016’ya kıyasla yüzde 155 arttığını belirten Veliaht Prens, bunun sektör ürünlerinin uluslararası pazarlardaki varlığının güçlendiğini gösterdiğini söyledi.

Özel sektörün ekonomideki payının yüzde 51’e yükseldiğini belirten Veliaht Prens, ulaştırma ve lojistik hizmetleri sisteminin tedarik zincirlerindeki değişimlere uyum sağlama ve mal ve hizmet akışını sürdürme kapasitesini kanıtladığını ifade etti.

Rekabetçi ekonomik yapılar

Bin Selman, Kamu Yatırım Fonu’nun önümüzdeki beş yıla yönelik stratejisini uygulamaya başladığını belirterek fonun yüksek rekabet gücüne sahip yerel ekonomik yapılar oluşturulmasına odaklandığını söyledi.

Veliaht Prens, özel sektörle stratejik ortaklığın güçlendirilmesi, ekonomik dönüşümün sağlanması amacıyla yerel içeriğin artırılması ve aynı zamanda sürdürülebilir finansal getirilerin elde edilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Ulusal Kalkınma Fonu’nun da çok sayıda sektörün geliştirilmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Veliaht Prens, fonun hedeflerine ulaşmasını sağlayacak yıllık finansmanla desteklendiğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın birçok küresel göstergede ilerleme kaydettiğini belirten Veliaht Prens, ülkenin dijital hazırlık, telekomünikasyon ve teknoloji gelişimi ile siber güvenlik göstergelerinde dünyada birinci sırada yer aldığını söyledi.

Suudi Arabistan’ın dijital hükümet olgunluğu endeksinde ikinci sırada bulunduğunu belirten Veliaht Prens, ülkenin madencilik yatırımları açısından en cazip 10 ülke arasına girdiğini ifade etti.

“2026 yılını Yapay Zekâ Yılı olarak adlandırdık” diyen Veliaht Prens, bunun Suudi Arabistan’ın yapay zekâ uygulamaları ve çözümlerinin geliştirilmesinde küresel ölçekte öncü olma, verimliliği artırma, hizmetlerin kalitesini yükseltme ve Suudi yetenekleri eğitme konusundaki kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.

Veliaht Prens, bölgede yaşanan gelişmelerin uzun vadeli planlamanın değişmezlik ve durağanlık anlamına gelmediğini, aksine değişimlere uyum sağlama kapasitesini ifade ettiğini söyledi.

Dünyanın art arda yaşanan dönüşümlerden geçtiğini belirten Bin Selman, ekonominin çeşitlendirilmesini güçlendiren reformların öneminin mevcut koşullarda daha fazla ortaya çıktığını ifade etti.

Bu reformların Suudi Arabistan’ın krizlerle başa çıkma kapasitesini artırdığını ve tehditleri ülkenin konumunu güçlendirecek fırsatlara dönüştürmesine katkı sağladığını ifade eden Veliaht, kalkınma önceliklerini etkin ve sürdürülebilir biçimde sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.

Ulusal ekonominin dayanıklılığı

Muhammed bin Selman, “Mevcut koşullar, belki de ulusal ekonominin dayanıklılığının, işletmelerinin kapasitesindeki olgunluğun, devlet kurumlarının gücünün ve mali sürdürülebilirliğin bir göstergesidir” dedi.

Suudi Arabistan’ın ekonomik politikalarının temelinde ulusal kapasite ve imkânların geliştirilmesinin bulunduğunu belirten Bin Selman, gelecek vadeden sektörlerin güçlendirilmesi, yerli ve uluslararası yatırımların çekilmesi ve kaynakların ekonomik ve toplumsal etkisi en yüksek alanlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu yaklaşımın kalkınma önceliklerinin finanse edilme kapasitesini korumayı ve gelecek nesiller için kazanımların sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçladığını belirtti.

Veliaht Prens, “Devletin attığı tüm adımların temel amacı ülkenin yükselmesi ve refaha kavuşması, yaşam kalitesinin artırılmasıdır” dedi.

Eğitim ve sağlık sektörlerinin sürekli öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Bin Selman, bu iki alanın devlet bütçesinde öncelikli konumda olduğunu söyledi.

Eğitim sistemine ilişkin düzenlemenin eğitim kalitesini küresel ölçekte üst sıralara taşımayı amaçladığını belirten Bin Selman, sağlık dönüşümünün de hızla ilerlediğini ve sağlık hizmetlerinin en yüksek standartlara ulaştırılarak vatandaşlara kapsamlı biçimde sunulmasının hedeflendiğini ifade etti.

İstihdam ve konut

Bin Selman, işsizlik oranının düşürülmesinde sağlanan başarıya dikkat çekerek insan sermayesine yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Bu yatırımların vatandaşların iş gücü piyasasına giriş fırsatlarını artıracağını ve onların tüm alanlarda rekabet edebilmesini ve öne çıkmasını sağlayacağını belirten Veliaht Prens, vatandaşların kalkınmanın itici gücü olacağını ifade etti.

Gayrimenkul sektöründeki reformlara da değinen Veliaht Prens, bu adımların vatandaşlara çeşitli seçenekler sunulmasını, gayrimenkul piyasasının verimliliğinin artırılmasını ve konut sahipliği oranının yükseltilmesini sağladığını söyledi.

Sektörün karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için çalışmaların sürdüğünü belirterek vatandaşların hayatının her alanında fayda sağlayacak adımların atılmaya devam edeceğini vurgulayan Veliaht Prens, bu adımların kalkınmayı ve gelecek nesillerin kaynaklarını olumsuz etkilememesi, aynı zamanda devletin mali ve ekonomik istikrarını güvence altına alması gerektiğini belirtti.