Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Tahran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Riyad ile yapılan anlaşmadan yararlanmak için bölgedeki rolünü gözden geçirmeli

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
TT

Suudi Arabistan-İran anlaşması: Yansımalar ve gereklilikler

Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)
Anlaşma, tarafların şartlara uymasıyla sürerse bu, bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etki yaratır. (AFP)

Hüda Rauf
Önce Irak ve Umman Sultanlığı gözetiminde birkaç diyalog turunun, sonra da Çin’in aracılığıyla yapılan görüşmelerin ardından 10 Mart’ta Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için bir anlaşma yapıldığı duyuruldu. Hiç şüphesiz anlaşma ilanı, Ortadoğu bölgesi ve dışında büyük bir yankı uyandırdı. İki ülkenin bu bölgedeki bölgesel güçleri temsil etmesi itibarıyla anlaşmanın etkilerine dair çok sayıda analiz yapılabilir.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’a göre Suudi Arabistan, anlaşmanın iki ülke arasında mevcut anlaşmazlıkların çözümü anlamına gelmediğini, daha ziyade bir diyalog, sakinleşme ve anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde halledilmesi yolunu izleme arzusunu yansıttığını açıkladı. Diğer bazı bölgesel sistemler gibi Ortadoğu’daki ortamın da işbirlikçi değil rekabetçi ve çatışmacı karakterini göz önüne getirerek şu soruyu soralım: Suudi Arabistan-İran anlaşmasının bölgesel güvenliğe etkisi nedir? Anlaşmanın başarılı ve sürekli olması için ne gerekir?
Birçok ülke, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını övgüyle karşıladı. Anlaşma BAE, Umman, Katar, Irak, Mısır, Bahreyn ve Türkiye gibi birçok bölge ülkesi tarafından olumlu karşılandı. Hizbullah, Husiler ve Filistin Yönetimi de anlaşmaya dair iyimserliklerini ifade ettiler.
Anlaşma tarafların şartlara bağlı kalmasıyla sürerse, Yemen savaşı gibi bölgesel çekişmeler başta olmak üzere bölgesel güvenlik ve istikrar için olumlu bir etkisi olacak. İran’ın BM Daimi Temsilcisi, ‘İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Yemen’de bir ateşkes sağlanmasına yardımcı olacağını’ dile getirdi. Görünüşe bakılırsa İran ve Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Yemen’de bir ateşkesin sağlanmasını, halk diyalogunun başlamasını ve ulusal bir hükümetin kurulmasını hızlandıracak. Anlaşma ayrıca, Suriye’nin Araplara dönüşünü kolaylaştırmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ya da tüm deniz koridorlarında seyrüsefer tehdidine son vererek Körfez’in güvenlik sorununu yatıştırmak üzere bir adım atacak.
Bir sonraki aşamada Çin’in, çekişmeleri çözmek için mekanizmalar bulmak adına bölgesel bir güvenlik forumu çağrısı yaptığına tanık olmak mümkün. Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin, bölge ülkelerine yeni değişim ve İran’a ayak uydurma fırsatı verdiği de söylenebilir.
Anlaşmanın İran nükleer dosyası üzerindeki etkisine gelince; anlaşmanın İran’ı, bir arada barış içinde yaşamak için komşularının endişelerini gidermeye, dolayısıyla nükleer yeteneklerini geliştirmeyi bırakmaya sevk edip etmeyeceği belli değil. Birtakım sorular var ve cevaplamak için beklemek gerek; zaman, önümüzdeki günlerde neler yaşanabileceğini gösterecek.
Bu anlaşma, etkin bir dış politika takip eden birçok bölgesel taraf olması itibarıyla bölgesel çoğulculuğa işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisiyle bağlantılı dış tarafların çokluğu ile öne çıkan Ortadoğu’da değişen manzaraya da ışık tutuyor. Bölge artık Asya’ya yönelme politikası doğrultusunda bölgeden çekildiği görülen ABD varlığıyla sınırlı değil. Bugün Çin’i, bölge ülkeleriyle ilişkileri olan önemli bir ekonomik taraf ve en önemli iki taraf arasındaki en mühim anlaşmanın garantörü olarak görüyoruz. Rusya’nın da bölgenin birçok dosyasındaki rolü malum…
Güven inşası, kolay gerçekleşebilecek bir şey olmadığından anlaşmanın başarılı bir şekilde devam etmesi için birtakım şartların karşılanması gerekir. Mesela İran, uluslararası ve bölgesel yalnızlıktan kurtulmak ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmadan istifade etmek için bölgedeki rolünü, çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiğini anlamalı. Zaten birçok İranlı yetkili de şiddetli siyasi ve mali yalnızlık döneminde Suudi Arabistan’la yakınlaşmadan ekonomik fayda beklediklerini belirtti.
Anlaşma aynı zamanda İran rejiminin ülke içindeki imajını düzeltecek ve barış içinde bir arada yaşama niyetini ve bölgesel kaynakların İranlılar da dahil olmak üzere herkesin yararına geliştirilmesi için işbirliğine yönelik eğilimi gösterecektir. Pekin’in açıklamasından bir gün sonra İran Petrol Bakanı Cevad Avci, İran’ın Çin’le birçok büyük ekonomik proje belirlediğini, büyük Çinli şirketlerle iyi anlaşmalara varıldığını ve bunların ileride duyurulacağını açıkladı.
Suudi Arabistan, çatışma ve gerilim yerine İran’la diyalog kurarak diplomasi yolunu izleme şeklindeki son adımı onaylamayı tercih etti. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İran’la diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek üzere yapılan anlaşmanın, iki ülkenin aralarındaki tüm anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdukları anlamına gelmediğini belirtti. Açıklamasın devamında anlaşmanın, iki tarafın da anlaşmazlıkları iletişim ve diyalog yoluyla çözme arzusunu teyit ettiğinin altını çizdi ve ülkesinin, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumluluk duygusundan dolayı seçtiği sükunet yolunda ilerlediğini yineledi.
Anlaşma, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi gerekliliğini de vurguladı. Dolayısıyla anlaşmanın devamını sağlamak için Körfez ülkelerinin Körfez güvenliğine yönelik tehdit olarak gördüğü faaliyetlerin durması gerekir. Etkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri içinse anlaşmazlıkları çözmek ve çatışmayı önlemek için güven inşa eden adımlar atılmalıdır.
Anlaşma, bazı bölge ülkelerinde uzun süredir kargaşa, çatışma ve iç savaş yaşayan bir bölgede yeni bir yol açtı. Dolayısı ile bölgeyi, bir yapılanma ve  kalkınma aşamasına taşımaya devam edeceğini umuyoruz.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Suudi Arabistan-Mısır görüşmelerinde bölgesel gelişmeler ve deniz güvenliği ele alındı

Görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunların geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı (SPA)
Görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunların geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Mısır görüşmelerinde bölgesel gelişmeler ve deniz güvenliği ele alındı

Görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunların geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı (SPA)
Görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunların geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi-Mısır ilişkilerini ve bu ilişkilerin geliştirilmesi yollarını ele alırken bölgedeki gelişmeleri, Ortadoğu'nun güvenlik ve istikrarıyla bağlantılı dosyaları, özellikle deniz ulaşımının güvenliği ve serbestisi ile bu konudaki çabaların koordinasyonunu görüştü.

Veliaht Prens, salı günü Kahire'deki İttihadiye Sarayı'nda Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile bir araya geldi. İki lider önce baş başa görüşme gerçekleştirdi, ardından genişletilmiş müzakerelere geçti.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'dan aktardığı habere göre taraflar, iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ve bunların çeşitli alanlarda güçlendirilip geliştirilmesi için atılabilecek adımları değerlendirdi. Görüşmelerde ayrıca Arap ve İslam dünyasında ortak ilgi alanına giren bazı konular ile Ortadoğu'daki gelişmeler ele alındı.

dvfghy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (SPA)

Müzakerelerde, bölgenin güvenlik ve istikrarıyla ilgili dosyaların yanı sıra deniz ulaşımının güvenliği ve serbestisi de gündeme geldi. Bölgenin tanık olduğu gelişmeler ışığında bu konularda çabaların koordinasyonunun önemine vurgu yapıldı.

Prens Muhammed bin Selman, Kahire'den ayrılmasının ardından Sisi'ye bir teşekkür telgrafı gönderdi. Veliaht Prens, ziyaret ve görüşmelerin Riyad ile Kahire arasındaki kardeşlik ilişkilerinin sağlamlığını teyit ettiğini, iki ülkenin her alanda işbirliğini güçlendirme yönündeki ortak iradesini ortaya koyduğunu belirtti. Ayrıca Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Mısır Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde, ortak ilgi alanına giren konularda koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesi ve iki ülkenin ve halklarının çıkarlarının gözetilmesi hedefiyle çalışmaya devam edileceğini ifade etti.

Kalıcı mutabakat

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed eş-Şinnavi, görüşmede Mısır Cumhurbaşkanı ile Suudi Veliaht Prensi'nin iki ülke ilişkilerinin Arap çerçevesinde mümkün olan en üst düzeyde olması gerektiği konusunda mutabık kaldığını açıkladı.

Eş-Şinnavi, Suudi Arabistan'ın ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır'ın ulusal güvenliğinin bir parçası olduğunu belirterek Mısır'ın, Krallığın egemenliğini, istikrarını, toprak bütünlüğünü veya uluslararası deniz koridorlarında seyrüsefer özgürlüğünü hedef alan her türlü saldırı ya da tehdide yönelik çekincesini, reddini ve tam kınamasını yineledi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, mevcut koşulların iki ülke arasında daha fazla dayanışma ve koordinasyonu gerektirdiğini belirterek, iki ülkenin çıkarlarının ve hedeflerinin ortak olduğunu ve aralarında tam bir anlayış bulunduğunu söyledi. Veliaht Prens'in ziyaretinin Mısır, Suudi Arabistan ve tüm Körfez ülkeleri arasındaki tam dayanışma ve kardeşliği teyit ettiğini kaydetti.

Eş-Şinnavi ayrıca görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve mevcut sorunların ele alındığını, Cumhurbaşkanı Sisi'nin mevcut bölgesel koşullar karşısında Suudi Arabistan ve tüm Arap ülkelerini desteklemeye yönelik Mısır'ın değişmez tutumunu yinelediğini aktardı.

Sözcü, görüşmede Mısır ve Suudi Arabistan'ın Filistin meselesine ilişkin tutumlarının örtüştüğünün de teyit edildiğini belirtti. Filistin meselesinde iki devletli çözüm ve uluslararası meşruiyet kararlarına dayanan adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca Mısır ve Suudi Arabistan'ın Sudan'ın güvenlik ve istikrarını desteklemeyi sürdüreceği teyit edildi.

Şarku’l Avsat'a konuşan gözlemciler, Kızıldeniz'de güvenliğin sağlanması ve uluslararası deniz taşımacılığı hatlarının güvence altına alınmasının, özellikle bölgesel gerilimler ve küresel tedarik zincirlerine yönelik devam eden tehditler nedeniyle iki ülke arasındaki işbirliğinin öne çıkan başlıklarından biri olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan ve Mısır, iki ülkenin deniz kuvvetleri arasındaki askeri işbirliğini güçlendirme çabaları kapsamında, deniz güvenliği alanındaki çalışmaları desteklemek amacıyla Eylül 2025'te bir işbirliği protokolü imzalamıştı.

3 temel değerlendirme

Uluslararası ve bölgesel ilişkiler uzmanı Hani el-Cemel, ziyaretin "istisnai bir dönemde" gerçekleştiğini söyledi. Ziyaretin bölgesel gerilimlerin tırmandığı, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'in güvenliğine yönelik tehditlerin arttığı ve Gazze, Yemen, Sudan, Suriye ile diğer bölgelerdeki krizlerin sürdüğü bir döneme denk geldiğine dikkat çekti.

El-Cemel, ziyaretin arkasında üç temel değerlendirme bulunduğunu belirtti.

Bunlardan ilki, bölgedeki tehditlerin niteliğinin değişmesi ve bunun deniz koridorlarının yanı sıra tedarik zincirleri, enerji ve uluslararası ticaretin güvenliğine de yansıması.

İkinci olarak, iki ülkenin sahip olduğu imkanlar dikkate alındığında, Arap çıkarlarının korunması için koordinasyonun "zorunlu" hale geldiğini ifade eden El-Cemel, üçüncü olarak ise ziyaretin ilişkilerin yalnızca resmi temaslar veya dönemsel koordinasyonla sınırlı olmadığını, yeni gelişmeler ışığında sürekli güncellenmesi gereken stratejik bir ortaklığa dayandığı mesajını taşıdığını söyledi.

Siyasi analist Ahmed el-İbrahim ise iki ülkenin çok sayıda dosyada tutumlarının örtüştüğünü ve bunun zaman zaman bütünleşmeye ulaştığını belirtti.

El-İbrahim, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'in güvenliğinin stratejik bir tartışma alanı oluşturduğunu ve bu ziyaretin, özellikle gemi trafiğine ve deniz ulaşımının serbestisine yönelik tehditlerin artması karşısında iki ülke arasındaki işbirliğinin bu alanda güçlenmesine katkı sağlamasının beklendiğini söyledi.

El-İbrahim, söz konusu tehditlerin Yemen'in batı kıyısında ve Bab el-Mendeb'e yakın El-Meha kentinde yaşanan gelişmelerle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Kahire’de

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Kahire’ye ulaşan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşılarken (SPA)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Kahire’ye ulaşan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşılarken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Kahire’de

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Kahire’ye ulaşan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşılarken (SPA)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Kahire’ye ulaşan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşılarken (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Kral Selman bin Abdülaziz’in talimatı doğrultusunda salı günü çalışma ziyareti için Mısır’a geldi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı karşıladı.

Suudi Veliaht Prensi ile Mısır Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin güçlendirilmesinin yanı sıra ortak ilgi alanına giren meseleleri ele alacak.

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada Sisi’nin Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır’ın ulusal güvenliğinin bir parçası olduğunu vurguladığı belirtildi. Sisi ayrıca Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a, Suudi Arabistan’a yönelik her türlü saldırıyı kesin bir şekilde kınadığını ve Krallığın güvenliğini korumaya yönelik aldığı tedbirleri desteklediğini ifade etti.

İki ülke ayrıca bölgedeki gerilimin tırmandığı bir dönemde Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te seyrüsefer özgürlüğünün korunması konusunda mutabık kaldı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı, Mısır ile Suudi Arabistan’ın çıkarlarının örtüştüğünü ve iki ülkenin ortak hedeflere sahip olduğunu bildirdi.

Sisi ile Muhammed bin Selman, bölgesel gelişmeler ve ikili iş birliğinin ele alındığı genişletilmiş görüşmeler öncesinde baş başa bir görüşme gerçekleştirdi.

Muhammed bin Selman, resmi ziyaret kapsamında daha önce Kahire’ye gelirken Mısır Cumhurbaşkanı Sisi tarafından Kahire Uluslararası Havalimanı’nda karşılandı.


Suudi Arabistan, kendini savunma ve egemenliğini koruma konusundaki meşru hakkını vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan, kendini savunma ve egemenliğini koruma konusundaki meşru hakkını vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan, Husilerin Krallık’taki sivil yerleşimlere ve sivillere yönelik saldırılarını sürdürmesini en sert ifadelerle kınadı. Riyad, ülkenin güvenliği, toprak bütünlüğü ve sahip olduğu imkânların dokunulmazlığının taviz verilemez, yerleşik bir ilke olduğunu vurgularken, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı ve uluslararası hukuk hükümleri uyarınca kendisini savunma, egemenliğini, vatandaşlarını, ülkede yaşayanları ve hayati çıkarlarını koruma hakkının bulunduğunu belirtti.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bugün Cidde’de gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmesinin içeriği ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper ile gerçekleştirdiği görüşmenin sonuçları hakkında kurula bilgi verdi. Görüşmelerde, bölgedeki güncel gelişmeler ele alındı.

dvfgthyju
Bakanlar Kurulu, bölgedeki gelişmeleri ve Suudi Arabistan’ın güvenlik ve barışı sağlamaya yönelik çabalarını ele aldı. (SPA)

Oturumun ardından Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, Bakanlar Kurulu’nun bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri takip ettiğini belirtti. Dusari, Suudi Arabistan’ın uluslararası meselelerin yönetiminde diyalog yaklaşımını esas alarak güvenlik ve barışın pekiştirilmesi, uluslararası toplumun kurum ve kuruluşlarıyla iş birliği imkânlarının geliştirilmesi ve ortak küresel tehditlerle mücadelede kolektif kapasitenin güçlendirilmesi için yürüttüğü çabaların ele alındığını söyledi.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan’ın davetli ülke sıfatıyla Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen 18. BRICS Liderler Zirvesi’ne katılımının sonuçlarını da değerlendirdi. Toplantıda, karşılıklı iş birliği alanlarında dünyanın farklı ülkeleriyle iletişimin güçlendirilmesine verilen önem vurgulanırken, kalkınma, istikrar ve refaha hizmet eden ve uluslararası çalışma mekanizmalarının sorumluluklarını yerine getirme kapasitesini destekleyen girişimlere dikkat çekildi.

Kurul ayrıca Suudi Arabistan’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) 70. Genel Konferansı’nda yaptığı açıklamalara değindi. Riyad, onlarca yıl boyunca güvenilir bir enerji kaynağı olarak konumunu pekiştirdiğini ve küresel enerji piyasalarının istikrarında etkin bir ortak haline geldiğini vurguladı. Bununla eş zamanlı olarak ülkenin, farklı enerji kaynaklarından oluşan daha çeşitli ve sürdürülebilir bir ulusal enerji portföyü oluşturma çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Bu kapsamda nükleer enerjinin de uluslararası yükümlülüklerle uyumlu, sağlam bir düzenleyici çerçeve içerisinde enerji kaynakları bileşimine dahil edilmesinin planlandığı ifade edildi.

cdvfgbh
Bakanlar Kurulu, gündeminde yer alan bir dizi konu hakkında gerekli talimatları verdi (SPA)

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen UNESCO Küresel Yapay Zekâ Etiği Forumu’nun dördüncüsüne katılanları memnuniyetle karşıladı. Kurul, bunun ülkenin yeni teknolojiler konusunda çok taraflı uluslararası diyaloğu destekleme, yapay zekânın sorumlu ve etik kullanımını teşvik etme ve insanî değerleri koruma yönündeki kararlı çabalarının bir parçası olduğunu belirtti. Bu çalışmaların kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dijital geleceğin inşasına katkı sağlamasının hedeflendiği ifade edildi.

Bakanlar Kurulu, gündeminde yer alan konuları ele aldı. Bunlar arasında Şura Konseyi’nin ortaklaşa incelediği başlıkların yanı sıra Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi, Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi, Bakanlar Kurulu Genel Komitesi ve Bakanlar Kurulu’na bağlı Uzmanlar Kurulu tarafından incelenen konulara ilişkin sonuçlar da yer aldı.

Kurul toplantısında, Yatırım Bakanı veya yetkilendireceği kişinin, Suudi Arabistan ile İrlanda hükümeti arasında doğrudan yatırımların teşvik edilmesi alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı taslağı konusunda İrlanda tarafıyla görüşmeler yürütmesi ve anlaşmayı imzalaması için yetkilendirilmesine karar verildi. Ayrıca Suudi Arabistan ile Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü arasındaki merkez anlaşması ile Suudi Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı ile Kazakistan Sanayi ve İnşaat Bakanlığı arasında maden kaynakları alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı onaylandı.

Kurul ayrıca Kral Fahd Ulusal Kütüphanesi Mütevelli Heyeti Başkanı veya yetkilendireceği kişinin, kütüphane ile Bahreyn Stratejik, Uluslararası ve Enerji Çalışmaları Merkezi arasında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı taslağı konusunda Bahreyn tarafıyla görüşmeler yürütmesi ve anlaşmayı imzalaması için yetkilendirilmesine karar verdi. Sigorta Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı veya yetkilendireceği kişi de kurum ile Kuveyt Sigorta Düzenleme Birimi arasında sigorta ve reasürans alanında iş birliği ve bilgi alışverişine ilişkin mutabakat zaptı taslağı konusunda Kuveyt tarafıyla görüşmeler yürütmek ve anlaşmayı imzalamak üzere yetkilendirildi.

Bakanlar Kurulu, Ulusal Girişimcilik ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Stratejisi’ni onayladı. Ayrıca Yatırım Bakanlığı’nın Kara Para Aklamayla Mücadele Daimî Komitesi’ne üyeliğe dahil edilmesine ve Kral Abdülaziz Üniversitesi’nin önceki mali yıla ait kesin hesabının onaylanmasına karar verildi.

Kurul, Bakanlar Kurulu’nun gündeminde yer alan bazı konularla ilgili gerekli işlemlerin yapılması talimatını da verdi. Bunlar arasında Harcama ve Hükümet Projeleri Verimliliği Kurumu, İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma Genel Başkanlığı, Premium İkamet Merkezi ile Ulusal Hurma ve Hurma Ürünleri Merkezi’nin yıllık raporları da bulunuyor.