Filistinli esirlerden İsrail cezaevlerinde 2017’den bu yana ilk açlık grevi

Filistinli esirlerden İsrail cezaevlerinde 2017’den bu yana ilk açlık grevi
TT

Filistinli esirlerden İsrail cezaevlerinde 2017’den bu yana ilk açlık grevi

Filistinli esirlerden İsrail cezaevlerinde 2017’den bu yana ilk açlık grevi

İki bin Filistinli mahkum, bugün Ramazan ayı ile birlikte süresi belirli olmayan toplu açlık grevine başlıyor. İsrail Hapishaneler İdaresi ise cezaevlerinde yeni bir gerilime sebep olması beklenen bu adımı açlık grevine öncülük eden mahkumları engellemeye çalışıyor.
Filistin Esir Hareketi, konuyla ilgili açıklamasında, “Esir Hareketi Acil Durum Yüksek Komitesi üyelerinin tecrit edilmesi aşaması eskisi gibi değil. Özgürlük ya da Şehitlik Volkanı adı altında artık fiilen hareket edeceğiz. Hedeflerimize tam olarak ulaşmadıkça, işgalcinin küstahlığını kırmadıkça bundan geri adım atmayacağız” ifadelerine başvurdu.
Hapishaneler İdaresi, Salı günü, açlık grevine başlayan bazı mahkumları diğer hapishanelere nakletmişti. İsrail’in mahkumların hareketine karşı attığı adımlar hususunda uyarıda bulunan Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Komisyonu, mahkumların hayatlarından bizzat İsrail hükümetini sorumlu tuttu.
Komisyon tarafından yapılan açıklamada, İsrail Hapishaneler İdaresi’nin mahkumları başka hapishanelere nakledip hücre hapsine tutarak Esir Hareketi’nin kararlılığını kırmak istediğine, grev hareketini engellemeye çalıştığına dikkat çekildi.
Bugün başlayacak olan açlık grevi, aşırı sağcı radikal hükümetteki Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in 14 Şubat'tan bu yana onayladığı kararlara karşı atılan itaatsizlik adımlarının zirve noktası sayılıyor. Tutsakların yaşam koşullarının değiştirilmesi, hapishaneler arasında nakillerin yapılması, bazı bölümlerin ve fırınların kapatılması, duş süresi ve su miktarının azaltılması, Knesset üyelerinin ziyaretleri hususunda tarafgir değişikliklerin getirilmesi, tedavi olma haklarından mahkum bırakılması gibi maddelerin yer aldığı bu kararlar, bu ayın başlarında İsrail Knesset Genel Kurulu tarafından ön okumada onaylanmıştı. Ayrıca bazı mahkumlara idam cezası verilmişti.
Filistinli esirler, baskın ve teftişlerin artırılması, kendilerine karşı ses bombaları ve polis köpeklerinin kullanılması, hücre hapsine daha fazla maruz kalmaları gibi gelişmelerden muzdarip.
Aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, göreve gelmeden önce yaptığı açıklamada, ‘Filistinli mahkumların refah içerisinde olduğunu ve buna bir son vereceğini’ öne sürmüş, mahkum infaz yasası üzerinde duracağı sözünü vermişti. Karşılığını isyan başlatarak veren Filistinli mahkumlar ise bazı bölümleri kapatıp sözde güvenlik kontrollerini engelleyerek ve Hapishaneler İdaresi’nin kendilerine dayattığı kahverengi üniformaları giymeyi reddederek hapishane düzenine karşı çıkmıştı.
İsrail güvenlik teşkilatı, mahkumların yürüteceği açlık grevinin Ramazan ayında gerilime neden olacağına inanıyor. Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, dün yaptığı açıklamada, İsrail'in Filistinli tutuklulara karşı aldığı kararların gerilimi artıracağı uyarısında bulundu. İsrail’in diğer ihlallerine ek Filistinlilerin açlık grevinin kimsenin kontrol edemeyeceği bir aşamanın patlak vermesine yol açacağını belirten Rudeyne, şöyle ekledi:
“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM İnsan Hakları Konseyi gibi ilgili bölgesel ve uluslararası kuruluşlar dahil olmak üzere uluslararası platformlar ve uluslararası toplum bu duruma derhal müdahale ederek tutuklularımıza karşı devam eden bu suçları çok geç olmadan durdurmalı. Filistinli esirler konusu, Filistin halkının ve liderliğinin ana meselesidir. Tüm Filistinliler, ırkçı gardiyanlara karşı verdikleri mücadelede bu kahramanları destekliyor.”
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın İsrail'in Filistin’li esirlere yönelik katı adımlarını durdurmak için ilgili tüm uluslararası taraflarla yoğun temas halinde olduğunu vurgulayan Rudeyne, radikal İsrail hükümetini esirler aleyhinde gerilimi körüklemek, gerilimi azaltmayı amaçlayan tüm uluslararası çabaları engellemek, imzalanan anlaşmalar uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmak ve tüm uluslararası yasal kararları ihlal eden tek taraflı adımlar atmakla suçladı.
Bugün İsrail hapishanelerinde 160’ı çocuk, 29’u kadın, 914’ü idari tutuklu olmak üzere yaklaşık 4 bin 780 tutuklu bulunuyor. Mahkumların İsrail hapishaneleri ve göz altı merkezlerinde daha önce 26 farklı kapsamlı grev gerçekleştirdiği biliniyor. 1970 ve 1976’da Aşkelon, 1980’de Nafha cezaevlerinde açlık grevleri yapılmış, 2000’de ise birden çok cezaevinde benzeri eylemler düzenlenmişti. En son 2017’de Özgürlük ve Haysiyet grevi kaydedilmiş, eylem 42 gün sürmüştü.



El-Alimi, Hadramut ve Mahra’da yeni bir dönemin sözünü verdi

Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
TT

El-Alimi, Hadramut ve Mahra’da yeni bir dönemin sözünü verdi

Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Hadramut ve Mahra vilayetlerinde güvenliğin tahkim edilmesi, toplumsal barışın pekiştirilmesi ve kalkınma ile yeniden imar sürecinin başlatılmasını esas alan yeni bir dönemin çerçevesini çizdi. Bu sürecin, Güney Geçiş Konseyi güçlerinin iki vilayetten geri püskürtülmesi ve hükümete bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin kontrolü ele almasının ardından şekillendiğini belirtti.

El-Alimi, askerî kampların devrinin beklentilerin ötesinde bir hız ve etkinlikle tamamlandığını vurgulayarak, bunun yalnızca sahadaki bir başarının takdiri değil; kriz yönetiminden sürdürülebilir istikrarın inşasına doğru, devlet ve hukuk temelli, kapsayıcı bir ulusal bağlamda planlı bir geçişin ilanı olduğunu ifade etti.

Hadramut ve Mahra halkını tebrik eden El-Alimi, bu başarının yerel toplumların devlet kurumları etrafında kenetlenmesini ve yerel liderliklerin kamu yararını önceleyen, sorumlu bir yaklaşımla süreci yönetmesini yansıttığını söyledi. Bu durumun, temel hizmetlerin yeniden başlatılmasının ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesinin önünü açtığını kaydetti.

Bu çerçevede El-Alimi, Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun ortak güçlerinin sürecin güvenliğini sağlama, gerilimi düşürme, sivilleri koruma ve teslim işlemlerini uluslararası hukuk ve teamüllere uygun biçimde tamamlama konusundaki belirleyici rolünü takdir etti. Krallık yönetimine, Yemen’in ve bölgenin güvenliği ile istikrarı yanında sergilediği merkezi duruş için yeniden teşekkür etti.

vfdgthy

El-Alimi ayrıca, tüm siyasi ve toplumsal bileşenlere yan çatışmaları geride bırakma ve ulusal, bölgesel ve uluslararası mutabakatlarla belirlenen referanslar doğrultusunda geçiş döneminin önceliklerine odaklanma çağrısı yaptı. Bu önceliklerin başında, askerî ve güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları şemsiyesi altında yeniden yapılandırılması ile devlet otoritesinin ve hukukun üstünlüğünün ülke genelinde tesis edilmesi geliyor.

Başkanlık Konseyi Başkanı, güney vilayetlerinin halkının bilincine ve ulusal duyarlılığına olan güvenini dile getirerek, onların devlet kurumlarının inşasında ve cumhuriyetçi düzenin savunulmasındaki tarihsel rolünü vurguladı. Güneyin, modern devlet projesinin temel bir dayanağı ve ülkenin geleceğinin inşasında asli bir ortak olmaya devam edeceğini belirtti.

El-Alimi, geçmişin mağduriyetlerini ele alan adil ve kapsamlı bir güney meselesi çözümüne olan devlet taahhüdünü de yineledi. Bu çözümün, normal koşullarda halk iradesine dayanan kurumsal ve ulusal bir süreç içinde hayata geçirilmesi; birlikte yaşamayı, güvenliği ve istikrarı güvence altına alması ve Yemen’in Arap kimliği ile toplumsal dokusunu koruması gerektiğini vurguladı.


Şebva'daki güvenlik komitesi, koalisyonun açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesinin gerekliliğini vurguladı

Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)
Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)
TT

Şebva'daki güvenlik komitesi, koalisyonun açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesinin gerekliliğini vurguladı

Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)
Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)

Şebva Valiliği Güvenlik Komitesi, valilikteki tüm askeri ve güvenlik birimlerinin, Güvenlik Komitesi başkanı olan Şebva Valisi'nin direktif ve emirlerine doğrudan tabi olduğunu doğruladı. Komite, güvenlik önceliğinin Husi terörist milisleriyle temas hatlarını korumak olduğunu belirtti.

Komite bugün, 3 Ocak 2026 tarihinde yayınlanan Arap Koalisyonu'nun, Şebva Valiliği'nin ve burada konuşlanmış güçlerin istikrarını koruma ve destekleme taahhüdünü içeren açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve Güvenlik Komitesi Başkanı olan Şebva Valisi ile önceden koordinasyon sağlanmadan hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Yemen'deki “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun müşterek kuvvetler komutanlığı, Şebva Valiliği'ndeki istikrarı desteklediğini teyit ederek, valiliğin yerel yetkilileri tarafından yapılan ve Şebva'nın güvenliğini sağlamak ve gerginliklerden uzak tutmak için koalisyonla koordinasyon ve ortak eylemde bulunulacağını teyit eden açıklamayı memnuniyetle karşıladı.

Koalisyon güçlerinin resmi sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şebva Valisi ve yerel konsey başkanı Şeyh Avad Muhammed el-Vezir'in, koalisyonun çabalarına desteğini ve eyaletteki güvenlik ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurgulayan açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

El-Maliki, “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun Şebva eyaletini korumaya, istikrarını desteklemeye ve bölgedeki yerleri güvence altına almaya kararlı olduğunu teyit ederek, devlet kurumlarına ve yerel otoriteye saygı çerçevesinde, Şebva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün eyalete girmeyeceğini vurguladı.

Komite yaptığı açıklamada, güvenlik ve askeri kurumların sürekli çabaları ve saha komutanlarının görevlerini yerine getirirken gösterdikleri uyanıklık sayesinde, vilayetin çeşitli bölgelerinde sağlanan güvenlik istikrarından dolayı Şebva'yı övdü.

Komite ayrıca, vilayetin güvenlik ve istikrarından memnun olmayan düşman tarafların “medya kuruluşları” aracılığıyla yaydığı bir dizi söylenti ve yanıltıcı haberlere de değindi ve bu girişimlerin iç cephenin bütünlüğünü veya güvenlik kurumlarının verimliliğini ve performansını etkilemeyeceğini vurguladı.

Güvenlik Komitesi, tüm askeri ve güvenlik birimleri arasında birlik ve tam entegrasyonu vurgulayarak, eyaletteki tüm askeri ve güvenlik oluşumlarının doğrudan Şebva Valisi'nin talimatlarına ve emirlerine tabi olduğunu teyit etti. Güvenlik Komitesi Başkanı, güvenlik önceliğinin, eyaletin el-Beyda ve Marib eyaletleri sınırlarında Husi terörist milisleriyle temas hatlarını korumak olduğunu belirtti.

thy6k6
Şebva Valiliği'nde konuşlanmış askeri birlikler (yerel yönetim)

Komite ayrıca, başta Bayhan bölgelerini Husi milislerinden kurtarma onuruna sahip olanlar olmak üzere, çeşitli askeri ve güvenlik birimlerinin, Şebva Savunma Tugayları, ordu kuvvetleri ve kamu güvenlik güçleriyle birlikte, valiliğin cephelerini ve sınırlarını Husi hareketlerinden koruma ve güvenlik ile istikrarı sağlama konusundaki kahramanca rollerini övdü.


Suriye ve İsrailli yetkililer Paris’te müzakereleri bugün yeniden başlatıyor

Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)
Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye ve İsrailli yetkililer Paris’te müzakereleri bugün yeniden başlatıyor

Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)
Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)

Suriye Arap Cumhuriyeti’ni temsilen Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Genel İstihbarat İdaresi Başkanı Hüseyin es-Selame’nin başkanlığındaki heyet, ABD’nin koordinasyonu ve arabuluculuğunda İsrail tarafıyla yürütülen mevcut müzakere turuna katılıyor.

Hükümet kaynağı, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Bu müzakerelerin yeniden başlaması, Suriye’nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri alma konusundaki sarsılmaz kararlılığının bir teyididir” dedi.

Kaynak, görüşmelerin esas olarak 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden işler hâle getirilmesine odaklandığını belirterek, bunun İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesini güvence altına alacağını; tam Suriye egemenliğini her şeyin üzerinde tutan, Suriye’nin iç işlerine her türlü müdahaleyi önlemeyi garanti eden eşitlikçi bir güvenlik anlaşması çerçevesinde ele alındığını vurguladı.

Görsel kaldırıldı.
Şara’ya Moskova ziyaretinde; Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Savunma Bakanı Tümgeneral Merhef Ebu Kasra, Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin es-Selame ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mahir Şara eşlik etti. (SANA)

Öte yandan, bir Suriyeli yetkili Pazartesi günü Associated Press’e yaptığı açıklamada, ABD arabuluculuğunda Suriyeli ve İsrailli yetkililerin Paris’te görüşmeleri yeniden başlatacağını, amaçlarının iki ülke arasındaki gerilimi azaltacak bir güvenlik anlaşmasına varmak olduğunu söyledi. Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkili, Suriye’nin temel hedefinin 1974’te imzalanan ve Güney Suriye’de BM gözetiminde bir tampon bölge oluşturan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı yeniden devreye sokmak ve İsrail güçlerinin bir yılı aşkın süredir kontrol ettiği bu tampon bölgeden çekilmesini sağlamak olduğunu kaydetti.

Suriye’de uzun yıllar iktidarda kalan Beşşar Esad’ın, mevcut Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki silahlı grupların hızlı bir saldırısıyla devrilmesinin ardından Şara, İsrail’le herhangi bir çatışma istemediğini açıklamıştı. Ancak İsrail, İslamcı eğilimli yeni liderlikten şüphe duyduğunu belirterek tampon bölgeyi hızla kontrol altına aldı; Suriye’deki askerî tesislere yüzlerce hava saldırısı düzenledi ve tampon bölge dışındaki köylere periyodik olarak girerek zaman zaman yerel halkla şiddetli çatışmalara yol açtı.

Görsel kaldırıldı.
İsrail güçlerinin, Suriye’nin güneyinde Kuneytra kırsalındaki Sayda beldesine yönelik ilerleyişi. (Arşiv – SANA)

İsrail, varlığının geçici olduğunu; Esad yanlılarının kalıntılarını ve silahlı unsurları temizleyerek ülkesini saldırılardan korumayı amaçladığını savundu. Buna karşın, güçlerini yakın zamanda geri çekmeye niyetli olduğuna dair bir işaret vermedi. Taraflar arasında bir güvenlik anlaşmasına yönelik görüşmeler geçen yıl durmuştu.

Görsel kaldırıldı.
Suriye’nin güneyinde, İsrail sınırı yakınındaki Kuneytra kentinde bir gözlem noktasında görev yapan Birleşmiş Milletler Ayrıştırma Gözlem Gücü (UNDOF) askeri. (AFP)

Yeni turda Suriyeli yetkili, Şam’ın “İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki temas hatlarına çekilmesini; tam Suriye egemenliğine öncelik veren ve ülkenin iç işlerine her türlü müdahaleyi engelleyen karşılıklı bir güvenlik anlaşması çerçevesinde” talep edeceğini ifade etti.

İsrailli yetkililer konuyla ilgili yorum yapmazken, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın sözcüsü de açıklama yapmaktan kaçındı.