Blinken, Türkiye'ye F-16 satışının NATO için önemli olduğunu söyledihttps://turkish.aawsat.com/home/article/4230291/blinken-t%C3%BCrkiyeye-f-16-sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n-nato-i%C3%A7in-%C3%B6nemli-oldu%C4%9Funu-s%C3%B6yledi
Blinken, Türkiye'ye F-16 satışının NATO için önemli olduğunu söyledi
Fotoğraf: AA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Türkiye'nin yeni F-16 savaş uçaklarını ve mevcut F-16 filosu için modernizasyon kitlerini alması gerektiğini, bunun NATO için önemli olduğunu belirtti.
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde konuşan Blinken'a, F-16 uçaklarının Türkiye'ye satışı ve Joe Biden yönetiminin Türkiye'nin bu F-16'ları "ABD'nin müttefikleri ve ortaklarına karşı kullanılmadığından emin olmak için attığı adımlar" soruldu.
Blinken, "Türkiye'nin, yenilenmiş F-16'ları ve mevcut F-16'lar için modernizasyon paketini alması gerektiğine inanıyoruz. Bunun NATO için, ittifak için önemli olduğunu düşünüyoruz." cevabını verdi.
Öte yandan, NATO müttefikleri arasındaki gerilimlerin azaltılması ve gerilime neden olacak eylem veya retorikten kaçınılması için çalıştıklarını ifade eden ABD'li Bakan, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye, Yunanistan veya başka bir NATO müttefikiyle ilgili çabalarımızın odak noktası, tam olarak birbirleriyle uyumlu olmaları için ihtiyaçları olan ekipman ve teknolojiye sahip olmalarını sağlamaktır. Aynı zamanda, tabii ki aralarındaki herhangi bir anlaşmazlık varsa, sağladığımız herhangi bir ekipman veya teknolojinin bu anlaşmazlıklarda kullanılmamasını sağlıyoruz."
Humeyni’nin gölgesinden çıkan Dini Lider: Hamaneyhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5246201-humeyni%E2%80%99nin-g%C3%B6lgesinden-%C3%A7%C4%B1kan-dini-lider-hamaney
(foto altı) İran Dini Lideri Ali Hamaney (Reuters)
İran devlet televizyonu bugün, dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybettiğini doğruladı. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın saatler önce Hamaney’in öldüğünü duyurmasının ardından geldi.
İran hükümeti ülkede 40 gün süreyle genel yas ilan ederken, resmî kurumların 7 gün boyunca kapalı olacağını bildirdi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise yaptığı açıklamada, “Dini Lider Ali Hamaney’in şehadeti, dünya zalimlerine karşı büyük bir ayaklanmanın başlangıcı olacaktır” ifadesini kullandı.
Hamaney’in ölümü, 1989 yılından bu yana liderliğini yürüttüğü İran İslam Cumhuriyeti için ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. Hamaney, şah rejimini deviren devrimin ardından en üst makama yükselmişti.
Hamaney yönetiminin en ciddi krizi
86 yaşındaki Hamaney, daha önce de dış baskılardan kurtulmayı başarmıştı. Ancak dünkü saldırıdan önce dahi, 36 yılı bulan iktidarının en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıyaydı ve İran’ın nükleer programına ilişkin ABD ile yürütülen müzakereleri uzatmaya çalışıyordu.
Hamaney bu yıl ayrıca, 1979’daki devrimden bu yana en kanlı baskı dalgası olarak nitelendirilen protestolara yönelik sert bir müdahale talimatı vermişti. “Kışkırtıcıların eylemlerine son verilmeli” diyen Hamaney’in açıklamasının ardından güvenlik güçleri, “Diktatöre ölüm!” sloganları atan göstericilere ateş açmıştı.
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Kasım 2023'te Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) için düzenlenen bir tören sırasında silahlı kuvvetlerin liderleriyle bir araya geldi. (AP)
Hamaney, haziran ayında aralarında yakın çevresinden isimler ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanlarının da bulunduğu kişilerin hayatını kaybettiği hava saldırıları nedeniyle 12 gün boyunca güvenli bir yerde saklanmak zorunda kalmıştı. Söz konusu bombardıman, İran destekli Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırının dolaylı sonuçları arasında gösterilmişti. Bu saldırının ardından yalnızca Gazze Şeridi’nde yeni bir savaş başlamamış, İsrail bölgedeki Tahran yanlısı diğer gruplara yönelik operasyonlarını da artırmıştı.
İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik saldırıları ve Suriye’de Beşşar Esed’in devrilmesiyle birlikte, Hamaney’in Ortadoğu’daki nüfuzunun zayıfladığı değerlendiriliyor. ABD ise İran’dan, elindeki son stratejik baskı unsuru olarak görülen balistik füze cephaneliğinden vazgeçmesini talep etmişti.
Tahran yönetiminin olası bir İsrail saldırısına karşı elinde kalan tek caydırıcılık aracı olarak gördüğü füze programını bırakmayı tartışmayı dahi reddeden Hamaney’in bu tutumunun, İran’a yönelik son hava saldırılarının nedenleri arasında yer almış olabileceği ifade ediliyor.
Tahran’da Dini Lider Ali Hamaney’in resminin bulunduğu bir pankartın önünden geçen İranlı kadınlar (AFP)
ABD’nin askeri yığınağını artırmasıyla birlikte Hamaney’in hesapları; devrim süreci, iç karışıklık yılları, Irak’la savaş ve Washington ile on yıllara yayılan gerilimler içinde şekillenen bir liderlik profiline dayanıyor. Tüm temel yetki ve otoriteleri elinde toplayan Hamaney’in yaklaşımı, bu tarihsel deneyimlerin izlerini taşıyor.
Günlük idari işlerin seçilmiş yetkililer tarafından yürütülmesine rağmen, özellikle ABD ile ilgili olanlar başta olmak üzere temel siyasi konularda nihai söz Hamaney’e ait. İran’daki karmaşık din adamları yönetim sistemi ile sınırlı demokratik yapıyı sıkı biçimde kontrol altında tutan Hamaney, kararlarının başka herhangi bir merci tarafından sorgulanmasının önüne geçiyor.
Dini Lider’in konumu
Göreve geldiği ilk yıllarda Hamaney, İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu ve geniş halk desteğine sahip Humeyni’nin halefi olmaya yeterli görülmeyen, zayıf bir lider olarak değerlendiriliyordu.
Atandığı sırada henüz ‘Ayetullah’ unvanını taşımaması, din adamları yönetim sisteminde dini merci üzerinden otorite kullanmasını zorlaştırdı. Bu durum, liderliğinin ilk döneminde önemli bir meşruiyet tartışmasına yol açtı.
İran Dini Lideri Ali Hamaney, 1989 yılında Tahran’da Cuma namazı sırasında kalabalığı selamlıyor. (Reuters)
Uzun süren bir güç mücadelesinin ardından Hamaney, hocasının gölgesinden çıkarak yalnızca kendisine bağlı güçlü bir güvenlik aygıtı inşa etti ve konumunu sağlamlaştırdı. Batı’ya, özellikle de kendisini devirmeye çalışmakla suçladığı ABD’ye karşı derin bir güvensizlik besliyor.
Ocak ayındaki protestoların ardından yaptığı sert bir konuşmada ABD Başkanı Donald Trump’ı hedef alan Hamaney, “ABD Başkanı’nı, İran ulusuna verdiği can kayıpları, zararlar ve iftiralar nedeniyle suçlu görüyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte ideolojik sertliğine rağmen, rejimin bekası söz konusu olduğunda geri adım atabileceğinin sinyallerini de verdi. Hamaney’in 2013’te ilk kez dile getirdiği ‘kahramanca esneklik’ kavramı, taktiksel tavizlerle stratejik hedeflere ulaşmayı öngörüyor. Bu yaklaşım, Humeyni’nin 1988’de İran-Irak Savaşı’nın yaklaşık sekiz yıl sürmesinin ardından ateşkesi kabul etmesine benzetiliyor.
Hamaney’in 2015’te altı dünya gücüyle imzalanan İran nükleer anlaşmasına temkinli desteği de benzer bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Bu süreçte yaptırımların hafifletilmesini, ekonomik istikrarın sağlanması ve iktidar üzerindeki kontrolünü pekiştirmesi açısından gerekli gördü. Ancak Trump, 2018’de ilk başkanlık döneminde söz konusu anlaşmadan çekildi ve İran’a yönelik ağır yaptırımları yeniden devreye soktu. Tahran yönetimi ise buna karşılık olarak nükleer programına getirilen kısıtlamaları aşamalı biçimde ihlal etti.
Gücün anahtarı
Hamaney, artan baskı dönemlerinde muhalefeti bastırmak için sık sık DMO ile yüz binlerce gönüllüden oluşan Besic güçlerine başvurdu. Söz konusu güçler, 2009’da Mahmud Ahmedinejad’ın oy hilesi iddiaları gölgesinde yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından patlak veren protestoları sert şekilde bastırdı.
2022’de de Hamaney’in talimatları benzer bir sertlik taşıdı. Gözaltında hayatını kaybeden Kürt genç kadın Mahsa Amini’nin ölümü üzerine başlayan gösteriler sırasında çok sayıda protestocu gözaltına alındı, hapsedildi ve idam edildi. DMO ile Besic güçleri, ocak ayında düzenlenen son protesto dalgasını da dağıttı.
Hamaney’in gücünün önemli bir bölümü, doğrudan kontrolü altındaki ‘Setad’ olarak bilinen yarı resmî dev finans kurumundan kaynaklanıyor. Değeri on milyarlarca doları bulan bu yapı, Hamaney döneminde büyük ölçüde büyüdü ve DMO’ya milyarlarca dolarlık yatırım yaptı.
İran dışındaki araştırmacılar, Hamaney’i belirli bir ideolojiye sıkı sıkıya bağlı, gizliliği tercih eden ve ihanet korkusu taşıyan bir lider olarak tanımlıyor. Bu kaygının, Haziran 1981’de bir teyp cihazına yerleştirilen bombayla düzenlenen suikast girişiminde sağ kolunun felç kalmasıyla daha da derinleştiği belirtiliyor.
Resmî biyografisine göre Hamaney, 1963’te 24 yaşındayken, Şah dönemindeki siyasi faaliyetleri nedeniyle ilk hapis cezasını çektiği sırada ağır işkenceye maruz kaldı.
Devrimin ardından savunma bakan yardımcısı olarak görev yapan Hamaney, 1980-1988 yılları arasında Irak’la yürütülen ve yaklaşık bir milyon kişinin hayatını kaybettiği savaş sırasında DMO’ya yakınlaştı. Humeyni’nin desteğiyle cumhurbaşkanı seçilen Hamaney’in, dini yeterlilik ve halk desteği açısından sınırlı görülmesine rağmen, Dini Lider’in ölümü sonrası halef olarak belirlenmesi birçok çevre için sürpriz oldu.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Karim Sadjadpour ise bu süreci “tarihsel bir tesadüfün, zayıf bir cumhurbaşkanını önce başlangıçta zayıf bir Dini Lider’e, ardından da son yüz yılın en güçlü beş İranlısından birine dönüştürmesi” sözleriyle değerlendirdi.
İran’da Dini Lider nasıl seçiliyor... Hamaney’in yerine geçmesi muhtemel adaylar kimler?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5246198-i%CC%87ran%E2%80%99da-dini-lider-nas%C4%B1l-se%C3%A7iliyor-hamaney%E2%80%99-yerine-ge%C3%A7mesi-muhtemel-adaylar-kimler
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Tahran’da yanında duran Hasan Humeyni ile birlikte destekçilerini selamlıyor. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)
İran’da Dini Lider nasıl seçiliyor... Hamaney’in yerine geçmesi muhtemel adaylar kimler?
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Tahran’da yanında duran Hasan Humeyni ile birlikte destekçilerini selamlıyor. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in yaklaşık 37 yıllık iktidarının ardından öldürülmesi, ülkenin geleceğiyle ilgili önemli soruları gündeme getirdi. Hamaney suikastının ertesi sabahı, karmaşık bir halefiyet sürecinin ilk işaretleri ortaya çıkmaya başladı.
Hamaney’in öldüğünün doğrulanmasının ardından İran bugün anayasaya uygun olarak ülkeyi yönetmek ve liderlik görevlerini üstlenmek üzere bir konsey oluşturdu.
Bu konsey, mevcut İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Anayasayı Koruyucular Konseyi üyesi olarak, İran Dini Lideri’ne bağlı en yüksek danışma organı olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi tarafından seçilen bir üyeden oluşuyor. Konsey, hükümet ile parlamento arasındaki anlaşmazlıkları çözme yetkisine de sahip.
Konsey, geçici olarak ‘tüm liderlik görevlerini’ üstlenecek.
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, kendisi 21 Eylül 2024’te Tahran’da Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ile birlikte görülüyor.
Hamaney ölmeden önce, İran’da üçüncü liderlik için resmi olarak tanınmış bir aday bulunmuyordu; ancak konu yıllardır İran siyaset çevrelerinde tartışılıyordu.
Geçiş döneminde liderliği konsey üstlenecek olsa da, İran yasalarına göre, 88 üyeden oluşan ve Uzmanlar Meclisi olarak bilinen etkili bir kurul, mümkün olan en kısa sürede yeni bir Dini Lider seçmekle yükümlü.
Konseyin tamamı Şii din adamlarından oluşuyor ve üyeler her 8 yılda bir halk tarafından seçiliyor. Aday listeleri, İran’daki anayasal denetim organı olan Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından onaylanıyor. Anayasayı Koruyucular Konseyi, İran’daki çeşitli seçimlerde adayları elemesiyle biliniyor ve Uzmanlar Meclisi seçimleri de bundan muaf değil.
Örneğin, Anayasayı Koruyucular Konseyi Mart 2024’te, İran’ın ilk lideri Ayetullah Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni ile nispeten ılımlı olarak bilinen eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Uzmanlar Meclisi seçimlerine katılmasını engellemişti.
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Şubat 2023’te Uzmanlar Meclisi üyeleriyle bir araya geldi. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)
Hamaney’in halefini belirleme süreci, haziran ayındaki savaştan sonra hız kazandı. İlk İsrail saldırılarında çok sayıda askeri lider ve nükleer program yetkilisi hayatını kaybetmişti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Hamaney’in iki yıl önce atadığı ve halefini belirlemekle görevli üç kişilik Uzmanlar Meclisi alt komitesi, haziran ayındaki savaş sırasında planlarını hızlandırdı.
Komite, Hamaney’in halefi olarak iki isim üzerinde yoğunlaştı. Bunlar, 56 yaşındaki oğlu Mücteba Hamaney ve İran’ın ilk lideri Ayetullah Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni.
Hamaney’in oğlu potansiyel aday
Din adamları arasındaki halefiyet tartışmaları ve buna bağlı siyasi düzenlemeler, halktan uzak şekilde yürütülüyor; bu durum, en güçlü adayın kim olabileceğini tahmin etmeyi zorlaştırıyor.
Daha önce, Hamaney’in müttefiki ve sert görüşlü Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin bu görevi üstlenebileceği düşünülüyordu. Ancak Reisi, Mayıs 2024’te meydana gelen bir helikopter kazasında hayatını kaybetti.
Bu gelişme, Hamaney’in 56 yaşındaki oğlu Mücteba’yı potansiyel bir aday olarak öne çıkardı. Mücteba daha önce herhangi bir devlet görevinde bulunmamış olsa da, babasının politikalarını sıkı bir şekilde sürdürmeye kararlı.
Mücteba Hamaney (solda) kardeşleri Mesud ve Meysam ile birlikte dini bir tören sırasında (Jamaran)
Ancak liderlik makamının babadan oğula geçmesi, sadece din adamlarının yönetimini eleştiren İranlılar arasında değil, aynı zamanda rejim yanlıları arasında da tepki yaratabilir. Bazıları bunu, iktidarın miras yoluyla geçişine hazırlık olarak görebilir.
Hamaney, halefini seçmiş herhangi bir kişiyi resmi olarak açıklamadı ve geçmişteki halefiyet tartışmalarında oğlunun görevi devralması fikrine defalarca karşı çıktı.
ABD Hazine Bakanlığı, Mücteba Hamaney’e 2019 yılında yaptırım uyguladı. Bakanlık, Mücteba’nın resmen seçilmemiş veya atanmış olmasa da babasının ofisinde çalışıyor olmasının ötesinde, Dini Lider’i ‘resmen temsil ettiğini’ belirtti.
Eylül 2024’te, Mücteba Hamaney’in bir dersini internet üzerinden yayımladığı video sosyal medyada yayıldı. Videoda, Fıkhu’l Haric derslerini vermeyi bıraktığını açıklıyordu; bu, Şii din okullarındaki en yüksek mertebe olan ictihad seviyesine ulaşmasının ardından, olası halefiyet sinyali olarak yorumlandı.
Mücteba, dersleri bırakma kararını ‘kişisel bir tercih’ olarak nitelendirdi ve bunun ‘politik meselelerle ilgisi olmadığını’ vurguladı. “Bu sadece ben ve Allah arasındaki bir konu” dedi ve babasının kararından haberdar olduğunu ifade etti.
Uzmanlar Meclisi Üyesi Mahmud Muhammedi Irakî, Şubat 2024’te, Hamaney’in ‘oğullarından birinin liderlik makamına atanması değerlendirmesine karşı çıktığını; böylece iktidarın miras yoluyla geçmesi şüphesini önlemek istediğini’ iddia etti. Aynı yıl temmuz ayında sert görüşlü Uzmanlar Meclisi Üyesi Ahmed Hatemî, kasım ayı sonunda liderin halefinin belirlendiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Hamaney, oğlunun görev üstlenmesini sağlama çabalarıyla suçlandı. 8 Ağustos 2023’te, Şubat 2011’den beri ev hapsinde bulunan reformist lider Mir Hüseyin Musevi, ‘halefiyet komplosu’ konusunda uyarıda bulundu. Musevi, resmi blogunda bazı çevrelerin ‘Şii liderin ölümünden sonra oğullarının görevi devralabileceğini’ söylediklerini aktardı. Musevi, yakın zamanda Hamaney yanlısı sitelerin, imametin babadan oğula geçmesiyle ilgili anlatıları öne çıkardığına dikkat çekti.
Yaklaşık üç hafta sonra Musevi’nin uyarısı daha ciddi bir boyut kazandı. Kum’daki bir dini eğitim kurumunun resmî sitesinde, Mücteba Hamaney’in adından önce ilk kez ‘Ayetullah’ unvanı kullanıldı. İran’da bu unvan, din adamlarının en yüksek mertebesine verilen dini bir sıfat olarak kabul ediliyor. Bu durum, Hamaney’in makamın miras yoluyla geçmesi ihtimaline işaret olarak yorumlandı.
Mücteba Hamaney, İran Dini Lideri’nin Kültür Danışmanı Gulam Ali Haddad Adil’in kızıyla evli. Babasının ofisindeki en etkili isim olarak biliniyor ve özellikle liderin ofisindeki özel koruma ekibi aracılığıyla Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderleriyle yakın ilişkilere sahip. Kasım 2019’da ABD, Mücteba Hamaney’e, Hamaney’in dar çevresinden dokuz kişi ile birlikte yaptırım uyguladı.
Mücteba’nın babasının ofisindeki rolü, 2005 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ön plana çıktı. O dönemde reformist lider Mehdi Kerrubi, Hamaney’e Mücteba’nın seçimlere müdahale ederek belirli bir adayı desteklediği uyarısında bulunmuş, bu durum özellikle Mahmud Ahmedinejad’a yönelik olarak yorumlanmıştı.
2009 seçimlerinde Mücteba Hamaney daha geniş çapta tartışmaya girdi; bu kez protestoların bastırılması ve seçimlere müdahale ettiği iddiaları gündeme geldi. Yeşil Hareket protestolarına katılanlar, onun aleyhine sert sloganlar attı.
Aralık 2018’de Mehdi Kerrubi, Hamaney’e yönelik sert bir mektup yazarak 30 yıllık icraatlarından sorumlu olması gerektiğini belirtti. Mektubunda, “Oğlunun önünü kesmeni istedim ama engellemedin. 2009’da devrimci akımı destekleyerek ne yaptığını gördün, sistem ve devrim açısından neler yaptığı ortada” ifadelerini kullandı.
İlk Dini Lider’in torunu
53 yaşındaki Hasan Humeyni, sosyal ve siyasi kısıtlamaların hafifletilmesini savunan reformist kanadın yakın müttefiki olarak biliniyor. Bununla birlikte, devrim kurucusunun torunu olması nedeniyle üst düzey din adamları ve DMO arasında da saygı görüyor.
Uzun süredir Hasan Humeyni, reformistler tarafından üçüncü liderlik makamı için tercih edilen aday olarak değerlendiriliyor.
Ruhani’nin internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi ve eski Meclis Başkanı Ali Ekber Natık Nuri’nin, 11 Ocak 2024’te eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin yedinci ölüm yıldönümü töreninde Hasan Humeyni’nin yanında durdukları görülüyor.
Hasan Humeyni, 2016’da Uzmanlar Meclisi üyeliğine aday olmaktan menedildi ve 2021’de Hamaney tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmaması yönünde uyarıldı.
Hasan’ın yıllardır Necef’te yaşayan kardeşi Ali Humeyni de olası adaylar arasında değerlendiriliyor.
Hamaney’in üçüncü oğlu Mesud Hamaney de babasının ofisindeki rolü nedeniyle potansiyel bir aday olarak görülüyor. Mesud, eski Dışişleri Bakanı Kemal Harazi’nin ağabeyinin kızıyla evli.
Hamaney’in çocukları ve Humeyni’nin torunlarının yanı sıra, yükselen bazı din adamlarının isimleri de öne çıkıyor. Bunların başında, ‘Ayetullah’ unvanına sahip 67 yaşındaki Ali Rıza Arafi geliyor. Arafi, İran’daki din eğitimi okullarının yöneticisi ve Uzmanlar Meclisi’nin başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.
Benzer bir geçiş daha önce sadece bir kez gerçekleşti
İran’da 1979 devriminden bu yana son sözü söyleyen Dini Liderlik makamında yalnızca bir kez iktidar değişimi yaşandı.
1989 yılında, İran’ın ilk Dini Lideri Ayetullah Humeyni, 86 yaşında hayatını kaybetti.
Mevcut güç geçişi, Haziran 2025’te İsrail’in İran’a karşı 12 gün süren saldırılar düzenlemesinin ardından gerçekleşti.
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Haziran 2013’te ilk Dini Lider Humeyni’nin vefatını anmak için bir konuşma yaparken, oğlu Mesud da onu izliyor. (Arşiv – Tabnak)
Hamaney’in potansiyel halefleri arasında uzun süredir öne çıkan birçok kişi yaşamını yitirdi.
Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani 2017’de, eski Yargı Erki Başkanı Mahmud Haşimi Şahrudi doğal sebeplerle 2018’de, eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise 2024’te bir helikopter kazasında öldü. Ayrıca, bir diğer yüksek rütbeli din adamı Sadık Amoli Laricani de dışlandı.
Dini Lider’in geniş yetkileri
Dini Liderlik makamı, İran’daki güç paylaşımı ve görev dağılımına dayalı karmaşık Velayet-i Fakih sisteminin kalbini oluşturuyor.
Dini Lider, İran Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı olarak görev yapıyor. Bu kuvvetler arasında, düzenli orduya paralel yapıdaki DMO da bulunuyor. ABD, 2019 yılında DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmıştı. Hamaney, iktidarı süresince DMO’ya geniş yetkiler ve nüfuz sağladı.
DMO, ABD ve İsrail’e karşı mücadele amacıyla Ortadoğu’da faaliyet gösteren silahlı gruplar ve müttefiklerden oluşan ‘direniş eksenini’ yönetiyor. Ayrıca İran içinde geniş servet, varlık ve mülklere sahip.
ABD-İsrail'in İran'a saldırısı: Geri dönüşü olmayan bir noktahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5246190-abd-i%CC%87srailin-i%CC%87rana-sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1-geri-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC-olmayan-bir-nokta
ABD-İsrail'in İran'a saldırısı: Geri dönüşü olmayan bir nokta
Fotoğraf: Majalla/Reuters
Michael Horowitz
28 Şubat 2026 sabahı, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail İran'a karşı koordineli bir askeri saldırı başlattı. ABD tarafı saldırı için “Destansı Öfke Operasyonu” kod adını kullanırken, İsrail tarafı “Kükreyen Aslan Operasyonu” adını kullandı. Saldırı, Tahran, İsfahan, Kum, Karac ve Kirmanşah'taki çeşitli noktaları hedef aldı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, operasyonu “İsrail Devleti'ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmayı” amaçlayan “önleyici bir saldırı” olarak tanımladı. Başkan Trump ise Truth Social platformundan yayınladığı bir videoda, operasyonu İran'ın füze gücünü yok etmeyi ve rejimin nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan “büyük ve devam eden bir operasyon” olarak tanımladı.
Bu sınırlı bir operasyon değil ve her iki hükümet de bunun günlerce, hatta daha uzun sürebileceğine işaret etti.
Başkan Trump konuşmasında bunun sınırlı bir operasyon olmadığını açıkça belirtti ve İranlıları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik etti
Bu sabahki operasyon, geçen yılki “Gece Yarısı Çekici Operasyonu”ndan önemli ölçüde farklı. Haziran 2025’teki saldırılar nükleer tesisleri hedef alırken, bugünkü operasyon füze fırlatma rampalarını, balistik füze altyapısını ve askeri komuta merkezini ve en önemlisi, ülkenin siyasi kalbini hedef alıyor.
Başkan Trump konuşmasında bunun sınırlı bir operasyon olmadığını açıkça belirtti ve İranlıları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik ederek şunları söyledi: “Biz işimizi bitirdiğimizde gidin ve iktidarı alın. Ondan sonra İran'ın kaderini İranlılar çizecektir. Bu, muhtemelen nesiller boyunca tek şansınız.” Sekiz dakikalık videosu açıkça rejim değişikliği çağrısında bulundu ve İran Devrim Muhafızları üyelerine “silahlarını bırakmaları halinde tam dokunulmazlık elde edeceklerini, aksi takdirde kesin ölümle karşı karşıya kalacaklarını” söyledi. Bu, rejim saflarında iç bölünmeler yaratma girişimi gibi görünüyor. Şimdiye kadar, 30 bine ulaşan bir can kaybına neden olmuş olabilecek protestoların büyük bir baskıyla bastırılmasının ardından rejim içinde ciddi bir iç bölünme yaşanmadı, ancak ABD Başkanı bunun değişebileceğine inanıyor gibi görünüyor.
Netanyahu, Trump ile aynı pozisyonu benimseyerek, ABD-İsrail operasyonunun İran halkının “kendi kaderini eline almasını” sağlayacak koşulları yaratacağını söyledi. Başkan Trump'ın Amerikalıların da can kayıpları yaşayabileceğinden bahsetmesi, bunun sınırlı bir saldırı değil, daha geniş bir operasyonun başlangıcı olduğunu gösteriyor.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İlk saldırı dalgası İran'ın misilleme yapma kabiliyetlerine odaklanırken, Tahran'a yönelik saldırılar daha geniş bir yelpazedeki hedefleri hedef almış gibi görünüyor. Tahran'da, Dini Liderin ofislerinin bulunduğu, ağır şekilde tahkim edilmiş bir bölgede çok sayıda patlama yaşandığına dair haberler gelirken, Hameney'in başkentin dışında olduğu düşünülüyor. Ayrıca İran parlamentosu, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve İstihbarat Bakanlığı da dahil olmak üzere hükümet binalarının yakınlarında da patlamalar kaydedildi. İsrail'de kaynaklar, rejime ait herhangi bir yerin meşru bir hedef olduğunu vurguladı.
İran'ın yanıtı
Öte yandan İran’ın yanıtı çatışmanın sınırlı olmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. ABD-İsrail ortak saldırısından sadece birkaç saat sonra, İran, BAE, Bahreyn, Katar ve Kuveyt de dahil olmak üzere Körfez ülkelerine bir dizi füze saldırısı düzenledi. Bahreyn'de muhtemel hedef, büyük bir ABD deniz üssüydü.
İran, en güçlü kozlarından birini oynuyor. Körfez'i hedef alarak, çatışmanın alanını genişletiyor ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilecek bir enerji şoku tehdidinde bulunuyor. Körfez'i kapatmaya yönelik daha uzun süreli herhangi bir çaba, ABD doğalgaz fiyatları da dahil olmak üzere küresel ekonomi üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır. Saldırıdan sadece bir gün önce, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Başkan Trump'ın fiyatları düşük tutma gücünü övüyordu.
İran'ın misilleme yapma gücü ortadan kalkarsa, ABD ve İsrail, haftalar sürse bile, rejimin daha geniş çaplı çöküşü için daha fazla hareket alanı bulacaktır
Husiler, Kızıldeniz'deki saldırılarına yeniden başlayacaklarını zaten duyurdular; bu da İran ve vekillerinin daha geniş çaplı bir ekonomik şok yaratmaya çalıştığının ve operasyonlarını askıya almaları için İsrail ile ABD üzerindeki baskıyı artırmayı umduklarının bir başka göstergesi.
Trump, Hamaney ve Netanyahu'yu bir araya getiren bir fotoğraf (AFP)
ABD ve İsrail de bu olasılığı dikkate aldı. Ortak saldırının ilk saatlerinde, ABD ve İsrail saldırıları, muhtemelen denizden saldırılar için kullanılacak İran deniz üslerini hedef aldı. Başkan Trump, ABD saldırılarının amaçlarından birinin İran donanmasını “yok etmek” olduğunu vurguladı. İran'ın önemli deniz varlıkları da dahil olmak üzere bir dizi önemli hedef vurulmuş olsa da, İran hızlı saldırı botları, deniz mayınları, füzeler ve insansız hava araçları gibi izlenmesi daha zor olacak bir dizi asimetrik gücü halen koruyor. Körfez tamamen kapanmasa bile, seyrüseferi aksatacak herhangi bir sürekli saldırı durumu dünyayı etkileyecektir.
Hedefler
İran'ın hedefi nispeten açık görünüyor: ABD-İsrail harekatının mümkün olduğunca kısa sürmesini sağlarken, Amerikan kayıpları ve ekonomik acı yoluyla ağır bedeller ödetmek. Trump, operasyonun planlanan süresinin ne kadar olduğunu veya nihai biçimini belirtmedi. 14 Şubat tarihinden beri, ABD’li yetkililer Reuters'e, ordunun sadece nükleer ve füze tesislerini değil, aynı zamanda daha geniş devlet ve güvenlik altyapısını da hedef alan “haftalarca sürecek sürekli operasyonlar” için hazırlandığını söylemişti. Bu dil, tek bir cezalandırıcı saldırıdan ziyade stratejik bir harekata daha yakın bir şeye işaret ediyor; bu da uzun süreli bir çatışmaya dönüşme riskini taşıyor ve ABD'li üst düzey askeri liderler özel konuşmalarda bu riske karşı uyarıda bulunmuşlardı.
En önemli soru şu: İran, İsrail'e, Körfez'e ve bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik devam eden füze saldırılarını sürdürebilecek mi? Yetkililere yönelik saldırılara ek olarak, büyük ihtimalle ABD ve İsrail İran'ın füze ve insansız hava aracı cephaneliğine ve deniz kuvvetlerine odaklanacak, İran'ı mümkün olan en kısa sürede susturmayı hedefleyecektir. Bu, ABD-İsrail operasyonlarının başarısını veya başarısızlığını belirleyecektir. İran yüksek maliyete sebep verecek misillemelerde bulunma gücünü korursa, ABD ve İsrail hedeflerini küçültmek zorunda kalabilir. Ancak, İran'ın misilleme yapma gücü ortadan kalkarsa, ABD ve İsrail, haftalar sürse bile, rejimin daha geniş çaplı çöküşü için daha fazla hareket alanı bulacaktır.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة