Sudan’da nihai anlaşmaya yönelik atılan adımlar hız kazandı

İmzalayanların artırılmasına yönelik temaslar arttı.

Hartum 14 Mart'ta sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerine sahne oldu. (AFP)
Hartum 14 Mart'ta sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerine sahne oldu. (AFP)
TT

Sudan’da nihai anlaşmaya yönelik atılan adımlar hız kazandı

Hartum 14 Mart'ta sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerine sahne oldu. (AFP)
Hartum 14 Mart'ta sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerine sahne oldu. (AFP)

Sudan’da Çerçeve Anlaşması’nda uzlaşı sağlayan Sudanlı askeri ve sivil tarafların nihai siyasi anlaşmanın tam teşekküllü taslağını tamamlaması planlanıyor. Askeri ve Güvenlik Reformu Çalıştayı’nın çıktıları nihai anlaşmanın şartlarına dahil edildikten sonra, anlaşmanın 1 Nisan'da imzalanmasına hazırlanılıyor. Eşzamanlı olarak özel bir komisyon, siyasi anlaşmaya karşı çıkan tarafları, anlaşmayı imzalayanlara yetişmeye ve katılmaya ikna etmek için çalışıyor.
Başkent Hartum'da düzenlenen Askeri ve Güvenlik Reformu Çalıştayı üçüncü gününde, ordudaki askeri liderler ve Hızlı Destek Kuvvetleri’nin geniş katılımıyla dün de devam etti. Çalıştaya emekli subaylar, güvenlik ve askeri alanlarda uzmanların yanı sıra sivil güçlerin temsilcileri de katıldı.
Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere gre ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri dünkü oturumda, ayrı ayrı güvenlik ve askeri reform üzerine birer bildiri sundular. Çalıştayın tüm oturumları, güvenlik ve askeri nitelikteki konular tartışılırken, ülkedeki güvenlik sistemi hakkında dolaşacak bilgilerin gizliliğini korumak için dışarıya kapalı ve medyadan izole bir şekilde gerçekleştiriliyor. Siyasi sürecin tarafları, Facebook platformundaki resmi sayfalarında, çalıştaya katılanların polis ve istihbarat teşkilatlarının demokratik sistemle uyumlu bir şekilde reforme edilmesine yönelik teorik ve pratik öneriler sunduklarını bildirdiler.
300'ü aşkın sivil ve askeri personelin yer aldığı çalıştayda, Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu'ya (Hamideti) bağlı olarak görev yapan Hızlı Destek Kuvvetleri’nin tüm taraflarca üzerinde anlaşmaya varılan birleşik orduya entegre edilmesi dosyasını görüşecekleri tahmin ediliyor. Üçlü mekanizma ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun sponsorluğunda gerçekleştirilen çalıştay, bu akşam çalışmalarını tamamlayacak ve ardından nihai anlaşma taslak komitesine çalıştay çıktılarını anlaşmaya dahil etmeleri için tavsiyelerini sunacak. Sudan’daki mevcut siyasi süreç, 25 Ekim 2021'den bu yana ordunun iktidar üzerindeki kontrolünü sona erdiriyor.
Buna paralel olarak ordu yönetimi bırakıp kışlaya dönerken siyasi Çerçeve Anlaşmayı imzalayan taraflar, Demokratik Blok’a bağlı muhalif partilerle onları siyasi sürece katılmaya ikna etmek ve sivil demokratik geçişi tesis edecek nihai anlaşmayı imzalamak amacıyla temaslarını sürdürdüler.
Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi, Mini Arko Minawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi ve Cafer el-Mirgani liderliğindeki Demokratik Birlik Partisi'nden bir akım gibi bazı silahlı hareketler bloklarının geri kalan üyelerinin katılımı olmadan siyasi sürece dahil olmayı reddediyor. Siyasi çerçeve anlaşmasını imzalayan taraflar, nihai anlaşmanın kararlaştırılan tarih olan 1 Nisan'da imzalanmasına karşı çıkanları ikna etmek amacıyla hareketlerini hızlandırma kararı aldılar.
Nihai anlaşmanın dayandığı ana referanslar arasında şunlar yer alıyor:
Çerçeve Anlaşma, Siyasi Deklarasyon, izole edilmiş el-Beşir rejiminin tasfiyesi, Cuba Barış Anlaşması’nın düzeltilmesi, doğu bölgesindeki krizin çözümü ve geçiş dönemi adaleti olan beş çalışma konferansının tavsiyeleri. Ayrıca halihazırda devam eden Askeri ve Güvenlik Reformu Çalıştayı.
Dün, anlaşma taslak komitesi, nihai siyasi anlaşmanın ilk taslağını, değerlendirilmek üzere üçlü mekanizmanın huzurunda askeri ve sivil taraflara teslim etti.
Sudanlı taraflar arasındaki diyalogu destekleyen üçlü mekanizma, Birleşmiş Milletler'in Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşuyor. Çerçeve Anlaşmayı imzalayan Sudanlı taraflar, 1 Nisan'da nihai anlaşmayı imzalamayı, ardından 6 Nisan'da geçici anayasa taslağını imzalamayı ve nihayet aynı ayın 11'inde geçici sivil hükümeti kurmaya başlamayı kabul etti.
5 Aralık'ta Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Hamideti, uluslararası ve bölgesel himayede muhalif sivil güçlerle Çerçeve Anlaşma’yı imzaladı. İmza atan en önde gelen sivil güçler arasında ÖDBG Merkez Konseyi ile sivil geçişi ve demokratik dönüşümü destekleyen diğer güçler yer alıyor. Çerçeve anlaşma, ordunun kalıcı olarak iktidardan çekilmesini ve siyasi güçlerin sivil bir hükümet kurmasının önünü açtı.



Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.


Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
TT

Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)

Suriye'nin Halep şehri, savaş ve depremin tozunu üzerinden atıyor ve özellikle iddialı projelerle tarihi çarşısında yavaş yavaş eski canlılığını ve ruhunu yeniden kazanıyor.

UNESCO tarafından koruma altına alınan bu tarihi çarşı, Bab Antakya'dan Halep Kalesi civarına kadar uzanan onlarca çarşıyı içerir. Memlük, Zengi ve Osmanlı dönemlerine ait hamamlar ve kervansaraylara ev sahipliği yapar; her bir çarşının belirli bir zanaat veya emtia konusunda uzmanlaşmış olmasıyla öne çıkar.

Kültür Bakanlığı ve uluslararası ortaklar, 2018'den bu yana restorasyon projeleri başlattı; bu projeler arasında 40 çarşıdan 13'ünün yeniden açılması ve yüzlerce dükkanın sahiplerine iade edilmesi yer alıyor. Bu çalışmalarda orijinal taşlar ve yetenekli el işçiliği kullanılıyor.

Mimar Fatima Hulendi Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Halep'in tarihi çarşısının estetiği ve benzersizliği hakkında coşku ve gururla konuşuyor ve "El-Sakatiyye 1" çarşısrının, Bab Antakya'dan Suk el-Zerb'e uzanan düz bir hat üzerinde yer alması nedeniyle Halep'teki eski çarşılar için hayati bir damar olduğunu belirtiyor.


İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
TT

İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)

Irak sahnesinde derin bir siyasi kriz, ülkenin iç işlerine yönelik açık bir ABD müdahalesi ve komşu İran’da olası bir savaş riski bulunuyor. Bu tablo karşısında, Irak’ın geçmişte yaşadığı ve ancak kısmen toparlanabildiği yeni bir istikrarsızlık sürecine yeniden sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusu gündeme geliyor.

Yıllar boyunca ülkeyi yıkım ve kaosa sürükleyen çatışmaların ardından Irak son dönemde görece bir istikrar yaşamaya başladı. Ancak siyasi alandaki derin görüş ayrılıkları ve İran ile ABD arasındaki ilişkilerde denge kurmanın zorluğu, bu kırılgan istikrarı tehdit etmeyi sürdürüyor.

Bağdat’ta hükümet kurma süreci, çoğu zaman Tahran ve Washington’un çıkarları ile siyasi nüfuzundan etkilenen karmaşık bir süreç olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta yaptığı açıklamada, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi hâlinde Washington’un Bağdat’a yönelik tüm desteğini keseceğini dile getirdi. ABD yönetiminden bazı temsilcilerin de kulislerde Iraklı siyasetçiler üzerinde aynı yönde baskı kurduğu belirtiliyor.

erregt
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Siyaset analisti İhsan eş-Şemmeri’ye göre“Başkan Trump’ın yönetimi İran ile Irak arasında bir ayrım yapmıyor; iki ülkeyi tek bir dosya olarak ele alıyor ve aralarında net bir çizgi çekmiyor.”

Kasım ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından yaşanan uzun siyasi çekişmeler sonrasında, Tahran’a yakın Şii partileri bünyesinde barındıran ve parlamentodaki en büyük blok konumundaki Koordinasyon Çerçevesi, cumartesi günü Nuri el-Maliki’yi yeni hükümetin başbakanlığına aday gösterdiğini duyurdu.

75 yaşındaki Maliki, 2006-2014 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapmış; bu süreçte ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi, mezhep temelli şiddetin tırmanması ve DEAŞ’ın ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesi gibi kritik gelişmeler yaşanmıştı. İkinci döneminde Washington ile ilişkileri soğurken, İran ile bağları güçlenmişti.

Trump, salı günü Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda Maliki’yi “son derece kötü bir seçenek” olarak nitelendirerek, “çılgın politikaları ve ideolojisi” nedeniyle seçilmesi hâlinde ABD’nin Irak’a gelecekte hiçbir yardım sağlamayacağını söyledi.

dwfrgty6
Nuri el-Maliki (Reuters)

AFP’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bir kaynağa dayandırdığı habere göre Trump’ın açıklamalarının ardından ittifak içinde önümüzdeki döneme ilişkin yoğun görüşmeler yürütülüyor. Siyasi kaynaklar, ittifak içinde bir bölünme yaşandığını; bazı liderlerin Irak’ı Trump’ın tehditlerinden korumak için Maliki’ye geri çekilme çağrısı yaptığını, bazılarının ise ABD müdahalesini reddederek tutumlarını sürdürmekte ısrar ettiğini aktarıyor.

Maliki’ye yakın bir Iraklı yetkili ise, Maliki’nin ABD yönetimiyle “çatışma arayışında olmadığını”, ekibinin Washington ile “uzlaşı yolları bulmaya çalıştığını” söyledi. Yetkili, “Durum zor ama imkânsız değil; bunun için zamana ihtiyaç var” dedi.

ABD’nin nüfuzu

ABD, Irak üzerinde önemli bir nüfuza sahip. Özellikle Irak’ın petrol ihracatından elde edilen gelirlerin, 2003’te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinin ardından yapılan bir düzenleme uyarınca New York’taki ABD Merkez Bankası’nda tutulması bu etkinin başlıca unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda birçok ABD’li şirket Irak’ta büyük ölçekli yatırımlara imza atarken, Washington ile iyi ilişkilere sahip olan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti de özellikle ülke gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını sağlayan petrol sektöründe yeni yatırımlar çağrısı yapıyor.

fgt
Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynak, Maliki’nin yeniden başbakan olması hâlinde Trump’ın Irak’a yönelik yaptırımlar uygulamasından ciddi endişe duyulduğunu belirtti. Ekonomik büyümede zorluklar yaşayan Irak için, daha önce İran’a yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanan Iraklı kuruluşlara yaptırım uygulayan ABD’nin yeni cezai adımlar atması büyük bir risk olarak görülüyor.

Şemmeri, Irak’ın bir sonraki hükümette “İran merkezli bir çizgide ilerlemesi” durumunda ülkenin “büyük bir kırılma noktasına” sürükleneceğini, bunun da Trump’ın uyguladığı “azami baskı politikası” kapsamında ekonomik ve mali alanları kapsayan bir izolasyona yol açabileceğini ifade ediyor.

İran’da savaş ihtimali

Irak için komşu İran’ı denklemin dışında tutmak zor görünüyor. Özellikle Tahran’ın, son yirmi yılda bölgesel nüfuzunu genişletmede kilit rol oynayan Irak’taki kazanımlarını koruma çabası ve Gazze savaşı sonrası bölgedeki müttefiklerinin ağır kayıplar vermesi bu durumu daha da karmaşık hâle getiriyor.

Tahran, yıllardır Irak’ta; başbakanların belirlenmesinde etkili olan Şii partiler veya direniş ekseninin bir parçası olan ve ABD ile İsrail karşıtı silahlı gruplar aracılığıyla belirleyici bir etkiye sahip. Bu gruplar, İran’ı savunmak için müdahalede bulunacaklarını sık sık dile getirmiş olsa da, örneğin haziran ayında 12 gün süren İsrail-İran çatışmasında fiilen devreye girmediler.

Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale tehdidini yinelemesi ve Tahran’ın “ezici bir karşılık” sözü vermesi üzerine, bu hafta Irak’taki iki önde gelen silahlı grup olan “Hizbullah Tugayları” ve “Nüceba Hareketi”, İran’a destek amacıyla “kapsamlı savaşa” hazır olduklarını açıkladı ve “düşmanlara” karşı “intihar operasyonları” için gönüllü başvuru merkezleri kurduklarını duyurdu.

Şemmeri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir savaşının Irak’ı “bir savaş alanına, bir misilleme platformuna ya da askeri baskı sahasına” dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor. Washington’un “İran rejimini devirmek, dini lider Ali Hamaney’i hedef almak ve askeri saldırı düzenlemek” yönündeki tehditlerinin Irak iç siyasetinde her düzeyde güçlü yankılar uyandıracağını belirtiyor.

Şemmeri’ye göre İran’da rejimin çökmesi hâlinde Irak’taki müttefik güçler askeri ve siyasi düzeyde “varoluşsal bir mücadeleye” girmek zorunda kalacak. Bu durumun ise Irak’ta siyasi sistemin yeniden şekillendiği yeni bir senaryonun önünü açabileceği ifade ediliyor.