Fenetilin, yalnızca yaptırımlarla yok edilebilir mi?

Yerel liderler uyuşturucu destekçilere karşı askeri müdahale çağrısı yaptı.

Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı
Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı
TT

Fenetilin, yalnızca yaptırımlarla yok edilebilir mi?

Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı
Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı

Suriye’nin güneyindeki yerel liderler, ABD ve İngiltere’nin Fenetilin ticaretinde Suriye rejimiyle birlikte çalışan, bazıları güneyden Suriyeli şahsiyetlere uyguladığı yaptırımların etkisini küçümsüyor. Yerel liderler, bu olguyla mücadelenin doğrudan bölgeye askeri güçle gidilerek insanlara istihdam yaratan hizmet ve kalkınma projelerinin başlatılması gerektiğini vurguladı.
ABD Hazine Bakanlığı, salı günü yaptığı açıklamada, Suriye rejimi müttefikleri ve Hizbullah milisleri olan Suriyeli ve Lübnanlı 6 kişi ile 2 şirkete yaptırım uyguladığını duyurdu. Açıklamada yaptırım kapsamına alınan isimler arasında, Dera’nın doğusunda, Suriye- Ürdün sınırındaki Nassib kasabasından gelen Dera vilayetinin yerel lideri Imad Ebu Zureyk’in de adı geçiyor.
Salı günü ayrıca İngiltere hükümeti de üç yerel grup lideri de dahil olmak üzere Suriye rejimiyle bağlantılı 11 isim ve kuruluşa yaptırım uyguladığını açıkladı. Bunlardan ikisi Dera’dan Imad Ebu Zureyk ve El-Kasm’ lakaplı Mustafa el-Masalmeh ve Suveyda vilayetinden Raci Falhut. Açıklamada, bu isimlerin Suriye’nin güneyinde kaçakçılık ve Fenetilin imalatı işlerine karıştığı belirtildi.
Şarku’l Avsat, Dera’daki yerel liderlerden birine son İngiliz ve Amerikan yaptırımlarının Suriye’nin güneyinde uyuşturucu kaçakçılığı üzerindeki etkisini sorgualdı. Yetkili, “Suriye’nin güneyindeki yerel şahsiyetleri de içine alan yeni yaptırımlar, bölgenin uyuşturucunun yayılması ve güneyin birkaç nedenden dolayı komşu ülkeler için bir geçiş alanına dönüşmesi ile yaşadığı ikilemi etkilemişe benzemiyor. Sunulan isimler, güçlü güvenlik kurumlarının elindeki araçlardan başka bir şey değildir” dedi. Bölgede DEAŞ hücrelerine ve uyuşturucu tacirlerine yönelik son askeri operasyonlara katılanlardan biri olan yetkili, “Durum, şu anda uygulanmaktan da uzak. Öyle ki bahsi geçen isimleri teslim etmek veya durdurmak için ABD ve İngiltere yönetimden herhangi bir baskı aracı yoktur” dedi. Yetkili ayrıca, “Güney bölgesinde, Fenetilin ticareti, tanıtımı ve kaçakçılığıyla uğraşan onlarca kişi var ve bunlardan bazıları, son yaptırımlarda adı geçen zaten bilinen tüketici isimlerinden daha önemli. Bu ticarette çalışan birçok grup ve lider var. Bunların en önemlileri, Dera’nın kuzeyindeki Lajat bölgesi, Ürdün ile batı Suriye sınırında Dera’nın batısındaki Harab el-Şahem kasabası ve Ürdün ile doğu Suriye sınırında Suveyda’nın güneydoğusundaki eş-Şaab kasabasında bulunuyor. Bu gruplar, güvenlik servisleriyle ilişkiyle örtülü. Bu projelerden rastgele, güvensiz ve istikrarsız bir ortamda otoriter bir çıkar elde etmenin bir yolunu ve kötüleşen ekonomik ve yaşamsal koşulların ortasında maddi bir fayda elde etmenin bir yolunu buluyorlar” dedi.
Bu yeni yaptırımlar, ABD tarafından yakın zamanda çıkarılan Fenetilin karşıtı yasanın uygulanmasının başlangıcı ve bölgenin, bu isimlerle mücadele için orduya alınan kişiler aracılığıyla sınırlı operasyonlara tanık olması olası. Ancak bölgenin güvenlik, ekonomik ve yaşamsal koşullarının bu tür şahsiyetlerin, grupların ve projelerin üretimi için verimli bir ortam olduğu düşünülürse, yeni isimlerin ve tüccarların geri dönmesi mümkün. Çözüm, doğrudan bölgeye gitmek ve askeri gücü tüm tarafların güvenini kazanmış, bölgede güç, nüfuz ve otoriteye sahip bir hizip üzerinde yoğunlaştırmak, yani güvenlik çalışmalarının geliştirilmesi ve bu konuda uzmanlaşan ağların olması gerektiğidir. Aynı şekilde toplumsal desteğin sağlanması, bölgede iş fırsatları ve uygun bir gelir sağlayacak hizmet ve iyileştirme projelerinin başlatılması, ayrıca bölgeye işsizleri ve aileleri desteklemek, tedavi ve rehabilitasyon programları sağlamak için yardım sağlanması gerekiyor. Bu durum da etkili sonuçlara ulaşmak için toplum, hükümet ve uluslararası kuruluşların ortak çabalarını ve çabaların koordinasyonunu ve yoğunlaştırılmasını gerektiriyor.
Suriye’nin güneyinde aktivist Muhammed ez-Zaabi, son yaptırımların Dera’da hedef aldığı isimlerin Imad Ebu Zureyk, Mustafa el-Masalmeh ve Raci Falhut olduğunu açıkladı. Bu isimler, 2018 anlaşmalarından önce Askeri Harekât Merkezi’nin güvendiği liderler arasındaydılar. ABD ve Ürdün ile iyi bağlantılara sahiplerdi ve Harekât Merkezi’nin kapanmasıyla bölge ülkeleri, bu eski liderlerle tüm temaslarını kaybetti. Böylece onları kontrol etme araçlarını da kaybettiler. Bu durum, rejime ve müttefiklerine onlara yatırım yapmaları için hazır malzeme sağladı. Dolayısıyla bu liderler, gruplarıyla birlikte kendilerini güvenlik yetkililerinin veya Hizbullah milislerinin emrine bıraktılar. Yaptırımlara dahil edilmeleri, tek sığınakları olan rejimle organik bağlarının artmasına yol açıyor. Sistemin kendisi dışında, baskı ve müdahale araçlarının olmaması için bunlara yönelik yaptırımlar ise caydırıcı ve etkili olmayacak.

Ebu Zureyk
Imad Ebu Zureyk, özel ihtiyaçlara sahip bir kişi olarak görülüyor. 2018’den önce Suriye’nin güneyindeki en büyük ikinci muhalefet grubu olan ‘Yermuk Ordusu’nun eski bir lideri. Bölgeye yönelik anlaşmalardan sonra Imad Ebu Zureyk, Dera’daki Askeri Güvenlik Servisi ile arabuluculuk yaparak Ürdün’den geri döndü. Eski grubunun liderliğini ve Sınırdaki Nassib- Cabir geçidinin bitişiğinde yer alan Nassib kasabasındaki kalesinden ve Umm El-Miathin, Umm Veled, Sayda ve en-Naima kasabalarından başlayarak, Ürdün sınırındaki Dera’nın güney kırsalından doğudaki köy ve kasabaların güvenlik idaresini devraldı.

El-Kasm
‘El-Kasm’ lakaplı Mustafa el-Masalmeh, 2018’den önce muhalefet gruplarında bilinmiyordu veya Imad Ebu Zureyk gibi bir otorite figürü değildi. Dera el-Balad vilayetinde ‘Halid bin Velid’in Torunları Taburu’ adlı küçük bir gruba liderlik ediyordu. Çözüm uygulamalarından sonra rejimin Dera kentine yönelik güvenlik ve askeri operasyonlarının çoğuna katıldı. Grubu tutuklamalar, suikastlar ve adam kaçırmalarla ve Dera’nın banliyölerindeki merkezlerinden birinde Fenitilin haplarının üretimi için bir fabrikaya sahip olmakla suçlandı.

Falhut
Raci Falhut ise Suveyda kırsalındaki Atil kasabasında Suriye’deki Askeri İstihbarat Birimi’ne bağlı ‘El-Fecr Kuvvetleri’ olarak bilinen Suveyda şehrinde yerel bir grubun lideri. Cinayetler, adam kaçırmalar, yağma ve uyuşturucu ve silah kaçakçılığı da dahil olmak üzere grubu tarafından gerçekleştirilen çeşitli ihlallerden sonra karargâhı, Suveyda vilayetindeki yerel grupların çoğunun dahil olduğu şiddetli bir saldırıya maruz kaldı. O sıralarda El-Fecr Kuvvetleri grubunun liderlerini ortadan kaldırıp karargahlarına girmeyi başardı. Atil kasabasındaki karargahında ise bir ilaç üretim fabrikası bulundu ve fabrika, 28 Temmuz 2022’de Haysiyet Adamları Hareketi tarafından yıkılarak dağıtıldı. Raci’nin akıbeti ise hâlâ bilinmiyor.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.