AB ve ABD enerji piyasalarında istikrar sağlamaya çalışacak

Avrupa Birliği (AB) ve ABD, küresel enerji piyasalarında istikrarı sağlamayı ve iklim hedeflerini yakalamak için gereken dönüşümü desteklemeyi taahhüt etti.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve AB Dış Politika Sorumlusu Josep Borrell Brüksel'de (DPA)
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve AB Dış Politika Sorumlusu Josep Borrell Brüksel'de (DPA)
TT

AB ve ABD enerji piyasalarında istikrar sağlamaya çalışacak

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve AB Dış Politika Sorumlusu Josep Borrell Brüksel'de (DPA)
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve AB Dış Politika Sorumlusu Josep Borrell Brüksel'de (DPA)

Brüksel'de düzenlenen AB-ABD Enerji Konseyi toplantısına, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson, ABD Enerji Bakan Yardımcısı Davis Turk ve AB Dönem Başkanı İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström katıldı.
Toplantı bitiminde yayımlanan ortak açıklamada, Atlantik ötesi enerji işbirliğinin küresel enerji piyasalarının istikrarına ve şeffaflığına katkıda bulunmaya devam ettiği kaydedildi.
Açıklamada, enerjiyi silah olarak kullanma girişimlerine karşı enerji dönüşümünü hızlandırma, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma, enerji tüketimini düşürme ve enerji güvenliğini güçlendirilmenin önemine işaret edildi.
AB ve ABD'nin 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünü sürdüren stratejik ortaklar olduğuna dikkat çekilen açıklamada, iklim dostu geçişin adil ve kapsayıcı bir enerji dönüşümüyle olacağı ifade edildi.
Açıklamada, savaşın hızlı fiyat artışları ve piyasalarda dalgalanmalara neden olan bir enerji güvenlik krizi ortaya koyduğu belirtilerek, Avrupa'nın iklim dostu dönüşümü için rekabetçi ve şeffaf küresel enerji piyasaları ile güvenilir, sürdürülebilir, uygun fiyatlı ve güvenli enerji arzına ihtiyaç duyduğu bildirildi.
AB ve ABD'nin küresel enerji piyasalarını istikrarlı tutmak ve Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için gereken enerji dönüşümünü desteklemek için birlikte çalışmayı sürdüreceği ve bu kapsamda gerekli önlemler alınacağı ifade edildi.
Açıklamada, AB ve ABD'nin nükleer ürünler ve yakıtlarda Rusya'ya bağımlılığı azaltmak için işbirliğini yoğunlaştırma niyetinde olduğu, bu durumdan etkilenen AB ülkelerine nükleer yakıt tedarikini uygun şekilde sağlamaya yönelik çabaların destekleneceği kaydedildi.
Enerji sistemlerinin karbondan arınmasında nükleer enerjinin rolünün önemine işaret edilen açıklamada, "AB ve ABD, bu yıl içinde bir üst düzey küçük modüler reaktörler (SMR) forumunu birlikte düzenlemeye karar verdi." ifadesi kullanıldı.
ABD, savaşın başlaması ve Rusya'dan Avrupa'ya doğal gaz sevkiyatının düşmesiyle geçen yıl AB'nin ana LNG tedarikçisi oldu.
2021'de 22 milyar metreküp olan ABD'nin AB'ye LNG ihracatı, 2022'de 56 milyar metreküpü buldu.
Ayrıca, Rusya'nın AB gaz ithalatındaki payı 2022 mart ayında yüzde 37 seviyesindeyken, bu oran yıl sonunda yüzde 16'ya geriledi.
Öte yandan, AB ülkeleri Rusya'dan doğal gaz ve nükleer yakıtlara bir yaptırım uygulamadı.
Rusya, AB ülkelerindeki nükleer santrallerinin ana yakıtı olan uranyumların önemli bir kısmını sağlıyor.



Veliaht Prens ve Putin enerji piyasalarının istikrarını görüştü

Kazakistan’daki bir petrol sahasında bulunan sondajlar (Reuters)
Kazakistan’daki bir petrol sahasında bulunan sondajlar (Reuters)
TT

Veliaht Prens ve Putin enerji piyasalarının istikrarını görüştü

Kazakistan’daki bir petrol sahasında bulunan sondajlar (Reuters)
Kazakistan’daki bir petrol sahasında bulunan sondajlar (Reuters)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

İki ülke arasındaki seçkin ilişkileri çeşitli alanlarda geliştirme fırsatlarının gözden geçirildiği görüşmede, küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturma çabalarının devam ettiği vurgulandı.

Ayrıca, yakın zamanda düzenlenen BRICS zirvesi, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortaklıklar kurma konusundaki istekliliği ve BRICS ülkeleriyle işbirliği arzusu da dahil olmak üzere bir dizi ortak çıkar konusu da tartışıldı.

Kremlin tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşmede petrol üretiminin azaltılmasına yönelik varılan anlaşmaların, ham petrol arzını sınırlamaya yönelik gönüllü taahhütlerle birlikte küresel enerji piyasasının istikrarını mümkün kıldığı dile getirildi.

Kremlin’in açıklamasında, “Taraflar, BRICS üyeliği, petrol üretiminin azaltılması ve küresel pazar istikrarının sağlanmasına ilişkin anlaşmalarla ilgili bir dizi konuyu tartıştı” denildi.

Açıklamaya göre, Muhammed bin Selman ve Putin, OPEC Plus ülkeleri arasındaki işbirliğinden son derece memnun olduklarını da ifade etti.


Rus Rosatom şirketi, Mısır’da dördüncü nükleer reaktörün inşası için lisans aldı

Dabaa bölgesindeki nükleer güç santrali. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)
Dabaa bölgesindeki nükleer güç santrali. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)
TT

Rus Rosatom şirketi, Mısır’da dördüncü nükleer reaktörün inşası için lisans aldı

Dabaa bölgesindeki nükleer güç santrali. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)
Dabaa bölgesindeki nükleer güç santrali. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Rus şirketi Rosatom’un mühendislik projelerine yönelik internet sitesinde yayınlanan açıklamaya göre Rosatom’un Mısır’ın kuzeybatısında, Dabaa bölgesinde bulunan nükleer santralde dördüncü reaktörü inşa etmek için lisans aldığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg haber ajansından aktardığına göre Mısır'ın ilk nükleer santrali olan Dabaa Nükleer Güç Santrali, toplam 4 bin 800 MW kapasiteli dört reaktörden oluşuyor.

Mısır Nükleer Santraller Otoritesi Facebook’tan yaptığı açıklamada, ‘dördüncü nükleer üniteyi inşa etme izninin, Nükleer Santraller Kurumu ile Nükleer ve Radyolojik Kontrol Kurumu uzmanları arasında yapılan bir dizi başarılı teknik toplantının sonucu olarak Nükleer ve Radyolojik Kontrol Kurumu tarafından verildiğini’ bildirdi.

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Nükleer Santraller Kurumu’ndan inşaat izni alındıktan sonra dördüncü nükleer reaktörün ilk beton dökümüne ilişkin teknik çalışmaların bu yılın dördüncü çeyreğinde uygulanmaya başlanması planlanıyor.”

DPA’ya göre Rosatom şirketinin genel müdürü Alexey Likhachev temmuz ayında, Mısır’daki el-Dabaa nükleer santralinin dördüncü reaktörünün inşaatının önümüzdeki kasım ayında başlamasının beklendiğini duyurdu.

Likhachev, Rusya-Afrika zirvesinin oturum aralarında yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Mısırlıların bize lisans vereceklerini ve kasım ayında dördüncü reaktörün ilk beton dökme çalışmasına başlayabileceğimizi ümit ediyoruz.”


Nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyonun denetimine ilişkin detaylar belirlendi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyonun denetimine ilişkin detaylar belirlendi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyonun denetimi ve yerinde incelemelere yönelik iş ve işlemler, denetimlerin türü ve kapsamı ile denetim görevlilerine ilişkin hususlar belirlendi.

Nükleer Düzenleme Kurumu'nun Nükleer Enerji ve İyonlaştırıcı Radyasyonuna İlişkin Denetim ve Yerinde İncelemeler Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, kurum, nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin, ilgili mevzuat veya yetki koşullarına, kurum kararlarına ve talimatlarına, güvenlik, emniyet ve nükleer güvenceye ilişkin uyulması gereken teknik gerekler ile standart, prosedürleri tespit edecek.

Denetim ve yerinde incelemeler, nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetler ve bu faaliyetlerle ilgili kişi, tesis, cihaz ve maddelere yönelik olarak, Kurum tarafından düzenleyici kontrolden çıkarma kararı verilene kadar tüm aşamalarda gerçekleştirilebilecek.

Denetimler, gerçek veya tüzel kişilerin genel denetimini içerebileceği gibi belirlenen konular özelinde de olabilecek.

Söz konusu denetimlerin sıklığı ve kapsamı ile yerinde incelemelerin kapsamı, dereceli yaklaşım ilkesi göz önünde bulundurularak Kurum tarafından belirlenecek.

Gerek görülmesi halinde, tesislerde veya faaliyetlerin yürütüldüğü yerlerde yerleşik denetim görevlisi görevlendirilecek.

İhtiyaç halinde, yapılan denetimlerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla iş birliği yapılabilecek.

Ayrıca, denetimler resmi tatil günleri de dahil olmak üzere yılın herhangi bir günü ve günün herhangi bir saatinde haberli veya habersiz olarak gerçekleştirileb


Günlük elektrik üretim ve tüketim verileri

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Günlük elektrik üretim ve tüketim verileri

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye'de dün günlük bazda 1 milyon 75 bin 86 megavatsaat elektrik üretildi, tüketim ise 1 milyon 81 bin 323 megavatsaat oldu.

Türkiye Elektrik İletim AŞ verilerine göre, saatlik bazda dün en yüksek elektrik tüketimi 50 bin 981 megavatsaatle 15.00'te, en düşük tüketim ise 36 bin 640 megavatsaatle 07.00'de gerçekleşti.

Günlük bazda dün 1 milyon 75 bin 86 megavatsaat elektrik üretildi, tüketim ise 1 milyon 81 bin 323 megavatsaat olarak kayıtlara geçti.

Üretimde ilk sırada yüzde 32,1 ile doğal gaz santralleri yer aldı. Bunu, yüzde 21,9 ile ithal kömür santralleri ve yüzde 12,7 ile barajlı hidroelektrik santraller izledi.

Öte yandan Türkiye dün 6 bin 354 megavatsaat elektrik ihracatı, 12 bin 591 megavatsaat elektrik ithalatı yaptı.


Saudi Aramco CEO'su BlackRock'un yönetim kuruluna katıldı

Saudi Aramco  Başkanı ve CEO’su  Amin Nasser (Aramco Şirketi internet sayfası)
Saudi Aramco  Başkanı ve CEO’su  Amin Nasser (Aramco Şirketi internet sayfası)
TT

Saudi Aramco CEO'su BlackRock'un yönetim kuruluna katıldı

Saudi Aramco  Başkanı ve CEO’su  Amin Nasser (Aramco Şirketi internet sayfası)
Saudi Aramco  Başkanı ve CEO’su  Amin Nasser (Aramco Şirketi internet sayfası)

Dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock, Saudi Aramco  Başkanı ve CEO’su  Amin Nasser’ın yönetim kuruluna katıldığını duyurdu. Bu, küresel şirketin Ortadoğu'da artan ilgisine yönelik ilgisini yansıtıyor.

2022'de yaklaşık 10 trilyon dolarlık yönetimi altındaki varlıklarla dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan BlackRock 1988'de kuruldu ve merkezi New York'ta.

BlackRock CEO'su Larry Fink, Nasser'in 2015'ten beri dünyanın en büyük petrol üretim şirketine liderlik ettiğini ve halka arzını da denetlediğini söyledi.

Fink,  Nasser’ın önde gelen şirketlerdeki deneyiminin, küresel enerji endüstrisine ilişkin derin anlayışı ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçişin yanı sıra Ortadoğu hakkındaki bilgisi, BlacRock Timetim Kurulu üyeleri arasındaki diyaloğu etkili bir şekilde desteklediğini söyledi.

Bloomberg'e göre BlackRock, Saudi Aramco'da yaklaşık 2,4 milyar dolarlık bir hisseye sahip.

Nasser, MIT CEO'su Başkanlık Danışma Kurulu ve JP Morgan Uluslararası Danışma Kurulu da dahil olmak üzere birkaç başka yerin yönetim kurulunda yer alıyor.

Diğer yandan Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu (AFED) Genel Müdürü Bedir es Saad, önümüzdeki yıl BlackRock Yönetim Kurulu'na yeniden seçilmek için aday olmayacak.

Hali hazırda BlackRck Yönetim Kurulu 17 üyeden oluşuyor.


Suudi Arabistan Enerji Bakanı: OPEC ve OPEC Plus yalnızca piyasa istikrarını hedefliyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, OPEC’in 63. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Bağdat’ta düzenlenen törende (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, OPEC’in 63. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Bağdat’ta düzenlenen törende (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Enerji Bakanı: OPEC ve OPEC Plus yalnızca piyasa istikrarını hedefliyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, OPEC’in 63. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Bağdat’ta düzenlenen törende (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, OPEC’in 63. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Bağdat’ta düzenlenen törende (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC Plus ittifakının, üreticiler ve petrol endüstrisinin yararı ve enerji güvenliği kavramı dahil, yalnızca piyasaları istikrara kavuşturmayı amaçladığını söyledi.

Prens Abdulaziz, OPEC’in 63. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlenen törende, “Konsensüs OPEC Plus’ın temel ilkesidir ve onsuz, ekonomik dalgalanmaların ışığında piyasaların istikrarını koruyamazdık” dedi.

Bakan törende yaptığı konuşmada ayrıca şunları söyledi;

OPEC Plus’ın geçen haftaki kararları, OPEC ve OPEC Plus olarak iç durumumuzu eski haline getirecek olan toplu konsensüsle alındı. Son toplantıda geliştirilenler de dahil olmak üzere “OPEC Plus mekanizmaları, OPEC ve OPEC Plus’ın aktif rolünü korumaya devam etmemizi ve tüm üyeler için adaleti sağlamak da dahil olmak üzere görevlerini yerine getirmelerini sağlayacaktır. Bu mekanizmalar yatırım yapmaya devam edecek olan üye devletlere olanak sağlar. Bununla birlikte yatırım yapacak olanlara da bunun kesintiye uğramaması ve durmayacağı konusunda güvence veriyor. Aksine, kim yatırım yaparsa, yaklaşan OPEC Plus anlaşmalardaki payını artırabilecek şekilde ödüllendirilecek.

OPEC, OPEC Plus ittifakının 4 Haziran’daki mevcut toplantısında, bloğun üretim seviyesini Ocak 2024 itibarıyla bir yıl süreyle günde 40,4 milyon varile ayarlama kararı aldığını duyurdu.

Aynı gün Suudi Arabistan, Temmuz ayından itibaren petrol üretiminde günde bir milyon varil tutarında ek bir gönüllü kısıntıya gideceğini duyururken, Rusya ve Irak da dahil olmak üzere diğer üreticiler önceki kesintilerin uzatıldığını duyurdu.

Bugünkü törende konuşan Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise, petrolün dünyada hala önemli bir ekonomik enerji kaynağı olduğunu ve OPEC’in sorumluluğunun sadece ihracat süreciyle bitmediğini, fiyatları düzenleme sürecini de kapsadığını dile getirdi.

Sudani, “Üye devletler, dünyadaki zorlukları ve doğal gazın enerji piyasasına girmesinin yeni sorumluluklara bir ek oluşturduğunu akılda tutmalı” ifadelerini de kullandı.

Irak ekonomisinin ana kaynak olarak petrole bağlı olduğunu vurgulayan Sudani, “Önemli gaz yatırım sözleşmeleri imzalandı, altıncı tur gaz yatırımına imza atacağız” diye ekledi.

Irak Petrol Bakanı Hayyan Abdulgani de, “OPEC petrol istikrarını sağlamaya çalışıyor ve OPEC ülkeleri arasında ortak çıkarlar adına işbirliği ve koordinasyon var” diye konuştu.


ABD, Rus devletine ait nükleer enerji şirketine neden yılda yaklaşık 1 milyar dolar ödüyor?

Rus devletine ait nükleer enerji şirketi Rosatom’un logosu (Reuters)
Rus devletine ait nükleer enerji şirketi Rosatom’un logosu (Reuters)
TT

ABD, Rus devletine ait nükleer enerji şirketine neden yılda yaklaşık 1 milyar dolar ödüyor?

Rus devletine ait nükleer enerji şirketi Rosatom’un logosu (Reuters)
Rus devletine ait nükleer enerji şirketi Rosatom’un logosu (Reuters)

ABD ile Rusya arasında Ukrayna savaşından sonra şiddetlenen büyük ihtilaflara rağmen, ABD’deki nükleer enerji şirketleri hala Rusya’da üretilen ucuz zenginleştirilmiş uranyuma bağımlı.

Bu da Washington’ın Moskova’ya olan bu mali akışı neden kesemediğine dair birçok soruyu gündeme getirdi.

Şarku’l Avsat’ın New York Times gazetesinden aktardığı analize göre, Virginia’nın güneybatısındaki Appalachian Vadisi’nde yer alan mağaramsı, Pentagon büyüklüğündeki bir tesisteki beton zeminde binlerce boş delik sıralanmış durumda.

Bunlardan sadece 16’sı, uranyum zenginleştiren ve onu nükleer santralleri besleyen temel bileşene dönüştüren 9 metrelik ince uzun santrifüjleri barındırıyor. Bunlar şimdilik uykudalar.

Ancak her delik, çalışan bir santrifüj barındırırsa, tesis ABD’yi hem Ukrayna’daki savaş, hem de ABD’nin fosil yakıtları yakmaktan uzaklaşması açısından bir açmazdan kurtarabilir.

Bugün ABD şirketleri, ülkenin sıfır emisyonlu enerjisinin yarısından fazlasını üreten yakıtı satın almak için Rus devletine ait nükleer enerji şirketi Rosatom’a yılda yaklaşık 1 milyar dolar ödüyor.

Bu, ABD’den Rusya’ya yapılan en önemli para akışlarından biri ve ABD müttefiklerinin Moskova ile ekonomik bağlarını koparmak için yoğun çabalarına rağmen devam ediyor.

Zenginleştirilmiş uranyum ödemeleri, Rusya’nın askeri kurumuyla yakından iç içe olan Rosatom’un yan kuruluşlarına yapılıyor.

ABD’de uranyum zenginleştirme

Ülke fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmayı hedeflediğinden, ABD nükleer enerjiye bağımlılığı artmaya hazırlanıyor. Ancak uranyum zenginleştirme konusunda uzman bir ABD şirketi yok.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, bir zamanlar ABD piyasaya hakimdi.

Rusya’nın barışçıl nükleer programını teşvik etmek için tasarlanan Rusya ile ABD arasında zenginleştirilmiş uranyum satın alma anlaşması da dahil olmak üzere bir dizi tarihsel faktör Rusya’nın küresel pazarın yarısını ele geçirmesini sağladı ve ABD daha sonra uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurdu.

ABD müttefiklerinin Moskova ile ekonomik bağlarını koparmaya yönelik yoğun çabalarına rağmen, ABD Rusya’da üretilen zenginleştirilmiş uranyuma bağımlı (Reuters)
ABD müttefiklerinin Moskova ile ekonomik bağlarını koparmaya yönelik yoğun çabalarına rağmen, ABD Rusya’da üretilen zenginleştirilmiş uranyuma bağımlı (Reuters)

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra, ABD ve Avrupa, Rus fosil yakıtlarını satın almayı büyük ölçüde durdurdu. Ancak yeni bir zenginleştirilmiş uranyum tedarik zinciri oluşturmak yıllar alacak ve şu anda tahsis edilenden çok daha fazla devlet finansmanına ihtiyaç var.

Ohio’daki devasa tesisin, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının başlamasından sonra, yani bir yıldan fazla bir süredir neredeyse boş kalması, ABD’nin bu konuda karşılaştığı zorluğun kanıtıdır.

Rusya’nın uranyum zenginleştirme alanındaki konumu

ABD’de kullanılan zenginleştirilmiş uranyumun kabaca üçte biri artık dünyanın en ucuz üreticisi olan Rusya’dan ithal ediliyor. Geri kalanının çoğu Avrupa’dan ithal ediliyor.

Daha küçük bir kısmı ise, ABD’de faaliyet gösteren bir İngiltere-Hollanda-Almanya konsorsiyumu tarafından üretiliyor.

Dünya çapında yaklaşık bir düzine ülke, zenginleştirilmiş uranyumlarının yarısından fazlası için Rusya’ya bağımlı.

Ohio tesisini işleten şirket, Rosatom’a rakip olacak miktarlarda üretim yapmasının 10 yıldan fazla sürebileceğini vurguluyor.

Rusya’nın sivil ve askeri amaçları için hem düşük düzeyde zenginleştirilmiş, hem de silah kalitesinde yakıt üreten Rus nükleer ajansı, Ukrayna’da Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali’ni komuta etmekten de sorumlu.

Bu da, orada yapılacak bir savaşın radyoaktif malzeme sızıntısına ve hatta radyoaktif malzemelerin füzyonuna neden olacağına dair korkuları artırdı.

Uzmanlar, Avrupa Birliği’nin (AB) Rosatom’un yakıt üretme kapasitesine ulaşmasının en az dört veya beş yıl alacağını tahmin ediyor, ancak bu süreç hızlandırılsa bile küresel erişimine ve sağladığı hizmetlere ulaşması daha fazla zaman alacak.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden sonraki yılda, Rosatom’un ihracatı yüzde 20’den fazla arttı.

Politik araç

Bazı analistler, Rusya’nın ABD'nin Moskova’da üretilen ucuz zenginleştirilmiş uranyuma olan bu bağımlılığından yararlanarak üzerinde baskı oluşturacağından ve kişisel hedef ve kazanımlara ulaşmak için satışları durdurma tehdidinde bulunacağından endişe ettiklerini dile getirdi.

Analistler, bunun enerjiyi genellikle jeopolitik bir araç olarak kullanan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için makul bir strateji olduğunu söylüyor.

ABD Senatosu Enerji Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Joseph Manchin, “Değerlerimize sahip olmayan ülkelere rehin tutulamayız, ancak olan bu” yorumunda bulundu.

Temiz enerji danışmanlık şirketi GHS Climate’in yöneticisi James Krellenstein ise, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bir yıldan fazla bir süre sonra, Biden yönetiminin bu bağımlılığı sona erdirmek için bir planının olmaması açıklanamaz. Ohio’daki santrifüj tesisini bitirerek ABD’nin Rus zenginleştirmiş uranyumuna olan bağımlılığının neredeyse tamamını ortadan kaldırabiliriz” dedi


Uluslararası Enerji Ajansı: Ukrayna savaşı nedeniyle temiz enerjiye yatırım fırladı

Raporda, temiz enerjinin özellikle iklim kriziyle mücadeledeki önemine de dikkat çekildi (Reuters)
Raporda, temiz enerjinin özellikle iklim kriziyle mücadeledeki önemine de dikkat çekildi (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Ukrayna savaşı nedeniyle temiz enerjiye yatırım fırladı

Raporda, temiz enerjinin özellikle iklim kriziyle mücadeledeki önemine de dikkat çekildi (Reuters)
Raporda, temiz enerjinin özellikle iklim kriziyle mücadeledeki önemine de dikkat çekildi (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (UAE), Rusya - Ukrayna savaşı nedeniyle temiz enerjiye yatırımlarda büyük artış yaşandığını bildirdi. 

UAE'nin yayımladığı raporda, bu yıl temiz enerji sektöründeki yatırımların 1,7 trilyon dolara ulaşmasının beklendiği ifade edildi.

Kömür, doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtlara yapılan yatırımlarınsa 1 trilyon dolara çıkması öngörülüyor.

Fransa merkezli ajansın raporunda, değişken fosil yakıt fiyatlarının yanı sıra savaşla birlikte enerji güvenliğine dair endişelerin artmasının da temiz enerjiye yatırımlardaki yükselişte önemli rol oynadığını bildirdi. 

UAE'nin icra direktörü Fatih Birol, yatırımlarla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: 

5 yıl önce küresel enerji yatırımı 2 trilyon dolardı. Bunun 1 trilyon doları temiz enerji, 1 trilyon doları da fosil yakıtlar içindi. Bugünse söz konusu rakamın 1 trilyon doları fosil yakıtlara, 1,7 trilyon dolarıysa temiz enerjiye gidiyor. Bu, enerji piyasaları ve iklim değişikliği üzerinde sonuçları olacak ciddi bir değişimdir. Bunun çok heyecanlandırıcı olduğunu düşünüyorum.

Temiz enerji sektöründe en büyük yatırımların güneş enerjisine yapıldığını söyleyen Birol, "Tarihte ilk kez güneş enerjisine giden yatırım miktarı, petrol üretimine gidenden daha fazla" dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçen yıl 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaş, enerji sektöründe de krize ve endişelere yol açmıştı.

Raporda, savaş nedeniyle yükselen petrol fiyatları sonucunda küresel çapta kömüre talebin de arttığına dikkat çekildi. 

Buna ek olarak özellikle petrol ve doğalgaz sektöründe kaynak (upstream) yatırımlarda da artış yaşandığına işaret edildi. Bu yatırımların, yıl içinde yüzde 7 artışla 2019'daki seviyesine geri yükselmesi öngörülüyor. Doğalgaz ve petrol endüstrisinde "upstream", yeraltındaki ve sualtındaki ham petrol ve doğalgaz kaynaklarının keşiflerini ve sondaj çalışmalarını içeriyor.

Independent Türkçe, CNN, Guardian

 


Rus bankası Gazprombank Türk lirasıyla transfer hizmetine başlıyor

Rusya'nın en büyük üçüncü bankası konumundaki Gazprombank'a ABD ve AB tarafından henüz bir yaptırım uygulanmadı (Reuters)
Rusya'nın en büyük üçüncü bankası konumundaki Gazprombank'a ABD ve AB tarafından henüz bir yaptırım uygulanmadı (Reuters)
TT

Rus bankası Gazprombank Türk lirasıyla transfer hizmetine başlıyor

Rusya'nın en büyük üçüncü bankası konumundaki Gazprombank'a ABD ve AB tarafından henüz bir yaptırım uygulanmadı (Reuters)
Rusya'nın en büyük üçüncü bankası konumundaki Gazprombank'a ABD ve AB tarafından henüz bir yaptırım uygulanmadı (Reuters)

Rus bankası Gazprombank, bireysel müşterilerine Türk lirasıyla para transferi seçeneği sunacağını açıkladı.
Bankanın açıklamasında Türk lirası transferinin Rusya'ya ve yurtdışına açık olacağı belirtilirken, asgari tutar uygulaması olmayacağı, bireysel müşteriler için yüzde 1,5 VIP müşteriler içinse yüzde 1'lik komisyon uygulanacağı ifade edildi.
Rusya'dan Türkiye'ye banka kullanmadan, ödeme sistemleri yardımıyla para göndermenin çeşitli yöntemleri olsa da Gazprombank'ın Türk lirasıyla transfer hizmetinin talep görmesi bekleniyor.
Rusya Bankalar Birliği Başkan Yardımcısı Aleksey Voylukov, yeni düzenlemenin Türkiye'ye tatil veya iş amaçlı seyahat eden Rus vatandaşları için kolaylık olacağını söyledi.
Gazprombank üzerinden Türk lirası transferinin iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de artıracağını söyleyen Voylukov, "Bu düzenleme, Türk ortaklarla çalışan şirketler ve girişimciler için anlaşma yapmayı kolaylaştıracak. Türkiye'yle dış ticaret anlaşmalarının cirosu büyümeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili Kommersant'a konuşan Finansal Yenilikler Birliği Başkanı Roman Prokhorov, Türkiye'de yaşayan geniş Rus nüfusu nedeniyle yeni servisin yoğun talep göreceğini söyledi.
Prokhorov, "Teorik olarak, bu servis Rus turistlerin kartlarını yeniden doldurmak için kullanılabilir. Ancak kartları istikrarsız liraya bağlamak riskler yaratacak" diye konuştu.
Benzer kaygıları dile getiren ödeme sistemleri uzmanı Dmitri Vişniyakov ise, "Türk lirasının yıllık değer kaybı yüzde 100'e ulaştığı için bu sistem bankalar için kur riskini beraberinde getirecek. Ancak Rus girişimciler arasında böyle bir servise ve Türk lirasına yönelik talep artıyor" diye konuştu.
Haberde ayrıca 28 Nisan'da yapılan Erdoğan-Putin görüşmesinin ardından Türkiye medyasına yansıyan "rebit kart" iddialarına da yer verildi. Söz konusu haberlerde iki liderin, Rus turistlerin Türkiye'de kullanabileceği yeni bir para kart sistemi üzerinde çalışma konusunda mutabık kaldıkları belirtilmişti.
Independent Türkçe, Kommersant, EUObserver


Karadeniz gazıyla mayıs ayında hanelerin yaklaşık 5,9 milyar liralık faturası karşılanacak

AA
AA
TT

Karadeniz gazıyla mayıs ayında hanelerin yaklaşık 5,9 milyar liralık faturası karşılanacak

AA
AA

Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği (GAZBİR) Başkanı Yaşar Arslan, AA muhabirine, yaklaşık 10 bin personelin gayretli çalışmasıyla yerli doğal gazın kısa süre içinde tüketicilerle buluşturulacağını ve Filyos Doğal Gaz İşleme Tesisi'nde işlenerek kullanıma hazır hale getirileceğini söyledi.
Türkiye'de son 10 yılda yapılan yatırımlarla iletim ve dağıtım şebekesinin fiili kapasitesinin maksimum doğal gaz talebini karşılayacak düzeye ulaştığına işaret eden Arslan, 2022 sonu itibarıyla Türkiye'de doğal gaz dağıtım şebeke uzunluğunun 180 bin kilometrenin üzerinde olduğunu dile getirdi.
Arslan, yerli doğal gazın sisteme verildikten sonra mevcut dağıtım şebekesi vasıtasıyla tüketicilere ulaştırılacağını belirterek, "Yerli doğal gaz en kısa sürede hanelerde kullanılmaya başlanacaktır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilk planlamasına göre yerli doğal gaz mayıs ayında tüketicilerle buluşacak. Bu gelişme ülkemiz enerji piyasası için bir milat niteliği taşıyor." dedi.
Doğal gazın hem ısınmada hem de sıcak su ve pişirme amaçlı kullanımda kömür, LPG gibi alternatif yakıtlara kıyasla yaklaşık 2-3 kat daha ucuz olduğunu vurgulayan Arslan, 2022 yılında bir hanenin yıllık doğal gaz giderinin 6 bin lira civarında olduğunu söyledi.
Arslan, yerli doğal gazın maliyetinin piyasa fiyatlarına kıyasla düşük olacağı öngörüsüyle bu tutarın daha aşağılara inmesinin mümkün göründüğünü belirterek, "Mayıs ayı doğal gaz tüketiminin hane başı ortalama 50 metreküp seviyesinde gerçekleşeceği ve doğal gazın ortalama konut fiyatının mayıs ayında 6,15 lira olacağını düşünüldüğünde, Karadeniz gazıyla yaklaşık 19 milyon 200 bin abonenin toplamda 5,9 milyar liralık faturası devlet tarafından karşılanabilir." diye konuştu.

"Yıllık doğal gaz ithalat faturası bugünün fiyatlarıyla 8-9 milyar dolar azalabilir"
Keşfedilen 710 milyar metreküp doğal gazın piyasa değerinin 500 milyar doların üzerinde olduğuna dikkati çeken Arslan, doğal gaz fiyatlarının uluslararası piyasalarda oldukça değişken olması sebebiyle keşfedilen gazın ekonomik değerinin de değişmekle birlikte her halükarda Türkiye'nin uzun yıllar ithalat faturasına olumlu olarak yansıyacağını vurguladı.
Arslan, küresel piyasalardaki doğal gaz fiyat hareketleri incelendiğinde Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF fiyatının 19 Nisan'da 1000 metreküp başına ortalama 500 dolar civarında olduğunu ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Açık kaynak verilerine göre Türkiye'nin ithalat maliyetinin geçtiğimiz yılın ikinci yarısında 1000 metreküp başına 1000 ila 1200 dolar iken 2023 yılının ilk iki ayında ortalama 500 ila 600 dolar aralığında olduğu görülmektedir. Önümüzdeki dönemde Karadeniz doğal gazının üretim kapasitesinin artmasıyla Türkiye'nin yıllık doğal gaz ithalat faturasının bugünün fiyatlarıyla 8-9 milyar dolar civarında azalacağı öngörülmektedir. Üretim maliyeti açısından yerli doğal gazın çıkarıldığı kaynakların jeolojik özellikleri, saha altyapısı, sondaj ve üretim teknolojileri gibi birçok faktör maliyetleri etkilediği için maliyet hesabını yapmak oldukça güç. Şu an için kesin veriler paylaşmak mümkün değil, ancak genel olarak yerli doğal gazın üretim maliyeti, mevcut şartlarda ithal doğal gaza kıyasla daha düşük olacaktır. Keşfedilen doğal gazın miktarının yüksek olması ve maliyetinin ithal edilen doğal gaza göre düşük olması enerji stratejisi anlamında ülkemizi güçlü hale getirmektedir."

"Doğal gaz ticaret merkezi olma hedefine büyük katkı sağlayacak"
Doğal gaz piyasası paydaşlarının Türkiye'de bir ticaret merkezi kurulması amacıyla altyapı yatırımlarına hız kesmeden devam ettiğini söyleyen Arslan, "Sakarya Doğal Gaz Sahası rezerv büyüklüğü ve öngörülen üretim kapasitesiyle Türkiye'nin doğal gaz ticaret merkezi olma hedefine büyük katkı sağlayacaktır." ifadesini kullandı.
Arslan, ilk fazda 2023 yılında sondajı tamamlanan 10 kuyuyla günde 10 milyon metreküp, sonraki süreçte plato değerde 2026-2027 yıllarında 40 kuyuda sondajın tamamlanmasıyla günlük 40 milyon metreküp doğal gaz üretilmesinin öngörüldüğünü dile getirerek şunları kaydetti:
"Talebin en yoğun olduğu günlerde 300 milyon metreküp civarı doğal gaz tüketimi gerçekleştiği düşünüldüğünde, üretim gazının kullanılmasıyla birlikte günlük doğal gaz ihtiyacının kısa vadede yüzde 5'inin, orta-uzun vadede ise yüzde 10 ila 15'inin yerli doğal gazdan karşılanabileceği görülmektedir. Üretim miktarının 40 milyon metreküpe ulaşacağı plato dönemde Türkiye'nin yıllık doğal gaz talebinin yaklaşık yüzde 30'u, konut abonesinin yıllık ısınma, sıcak su ve pişirme ihtiyacının önemli bir kısmının karşılanması mümkün olacaktır."

"Dışa bağımlılığı büyük ölçüde azaltacak"
Geçen yıl Türkiye'de 53,3 milyar metreküp doğal gaz tüketildiğini, ilerleyen yıllarda bu rakamın 50-60 milyar metreküp civarında olmasının beklendiğini belirten Arslan, şöyle dedi:
"Ülkemiz 100 milyar metreküp kadar doğal gazı işleyip sisteme verebilecek altyapıya ve imkana sahiptir. Doğru bir planlama ve verimli bir kullanımla ilerleyen yıllarda komşu ülkelere doğal gaz ihracatı yapabilecek konuma gelebiliriz. Bu durum gelecek hedeflerimiz arasında yer alan doğal gaz ticaret merkezi olma hedefimize ulaşmamız için de ülkemize oldukça faydalı olacaktır. Sakarya sahasındaki doğal gaz keşfi 710 milyar metreküp seviyesinde. 35 yıl süreyle tüm konutların doğal gazını karşılayacak, sanayiyi de dahil ettiğimizde 15-20 yıl boyunca toplam doğal gaz ihtiyacını karşılayacak miktarda bir keşif söz konusu. Sonuç olarak, Sakarya Doğal Gaz Sahası Geliştirme Projesi gibi büyük ölçekli doğal gaz yatırımları, Türkiye'nin dışa bağımlılığını büyük ölçüde azaltacaktır."