Sudan'daki çatışmaların ikinci haftasına girmesiyle, özellikle yedi komşu ülkede endişe artıyor. Çatışmanın süresi ve coğrafi yayılımı açık. Bununla birlikte, çatışmanın yayılmasıyla sınır bölgelerine geniş çaplı bir göç dalgası endişesi artıyor. Sudan'ın komşularının çoğu çeşitli krizlerle karşı karşıyayken, daha fazla sorunla başa çıkmak için ihtiyaçları yok gibi görünüyorlar.
Sudan'a komşu yedi ülkeden beşi, yani Etiyopya, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve Güney Sudan son birkaç yılda siyasi huzursuzluk veya çatışmalara tanık oldu. Aynı zamanda, bu siyasi huzursuzlukların bir sonucu olarak binlerce kişinin yerinden edilmesinden ve sığınma krizinden de zarar gördü. Bu ülkeler aynı zamanda acil ekonomik ve yaşamsal krizlerden de zarara uğruyor.
Çeşitli endişeler
Sudan'ın komşu ülkeleri, toplu göç krizinden dolayı kendi topraklarına doğru mülteci akını endişesi taşıyorlar. Resmi istatistiklere göre, Mısır'da beş milyondan fazla Sudanlı yaşıyor, bunların arasında yaklaşık 60 bin mülteci ve sığınma talep eden kişi bulunuyor. Libya, derin iç bölünmelerle karşı karşıya olan bir ülke olarak Sudan krizinin güvenlik etkilerinden payına düşeni alıyor. Sudanlı paralı askerler ve milis güçleri, 2011'den sonra Libya'daki iç savaşta etkin bir rol oynuyor ve Sudan, Libya üzerinden Avrupa'ya gitmeyi amaçlayan göçmenler için bir başlangıç ve transit noktası oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) açıkladığına göre Çad, çatışmaların patlak verdiği 15 Nisan'dan bu yana Sudan ile olan sınırlarını ‘bir sonraki duyuruya kadar’ kapatmış olsa da iki ülke yaklaşık bin kilometre sınırı paylaştığı için bu sınıra yaklaşık 20 bin mülteci gelmesini engelleyemedi. Diğer yandan Çad hükümeti pazartesi günü topraklarına giren 320 paramiliter askerden oluşan bir birliği silahsızlandırdığını açıkladı. Çad, ülke içinde zorla yerinden edilme durumunda olan bir milyondan fazla insanla mültecilere ev sahipliği yapan en büyük Afrika ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunların arasında komşu Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kamerun'daki çatışmalardan gelen 580 bin mülteci ve Çad Gölü çevresinde ülke içinde yerinden edilmiş 406 bin kişi var. Bu durum, Çad'ın zaten sınırlı olan kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Çatışmanın sonuçlarını takip
On yıllardır süren bir iç savaşın ardından 2011'de Sudan'dan ayrılan Güney Sudan'ın güvenlik kaygıları, günlük 170 bin varil petrol üretiminin, kuzey komşusunun topraklarından geçen bir boru hattıyla ihraç edilmesinin aksaması nedeniyle ekonomik kaygılarla birleşiyor. Sudan, Güney Sudan'dan 800 bin mülteciye ev sahipliği yapıyor ve bu mültecilerin herhangi bir toplu dönüşü, Güney Sudan'da yerinden edilmiş iki milyondan fazla kişiye temel yardım sağlamak için kırılgan altyapı üzerinde artan bir baskı oluşturabilir.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Etiyopya da son yıllarda şiddetli bir çatışma gördüğü sınır bölgelerindeki etkileri de dikkatle izliyor. Özellikle 2020'den bu yana Tigray bölgesinde yaşanan iç savaş, 50 binden fazla Etiyopyalı mülteciyi Sudan'ın doğusundaki verimli Faşka bölgesine sürükledi. Krizin bu bölgeler üzerindeki etkileri de yakından izleniyor. Komşu Eritre de özellikle üç yıl önce Tigray bölgesindeki savaşın patlak vermesinden sonra Eritreli 134 binden fazla mülteci ve sığınmacının Sudan topraklarında bulunması nedeniyle Sudan’daki çatışmanın sonuçlarını yakından takip ediyor. Bunların birçoğunu zorunlu askere alımdan kaçan Eritreli vatandaşlar oluşturuyor. Hartum'daki herhangi bir çatışmanın artması durumunda Eritreli mülteciler Sudan'da benzer bir felakete maruz kalabilir.
Bölgesel saatli bomba
Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı ve COMESA Bilge Komitesi üyesi Büyükelçi Suad Şelebi, Sudan'daki güvenlik durumunun şu anki çatışmalar nedeniyle ‘bölgesel bir felaket’ olarak nitelendirdi. Krizin sonuçlarının Sudan sınırlarını aşarak ‘saatli bir bölgesel bomba’ olarak hizmet edebileceğine dikkat çeken Şelebi, Şarku'l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“Sudan, Afrika kıtasının çeşitli bölgelerinin birbirine bağlı olduğu önemli bir ülkeyi temsil ediyor. Sudan, Afrika Boynuzu'nu Sahel ve Sahra'nın Güneyi ülkeleriyle birbirine bağlıyor. Aynı zamanda Bahreyn, Kızıldeniz ve Akdeniz'in bölgesel güvenliği ile bağlantılıdır.”
Şelebi, Sudan'ın yedi komşusunun da ‘makul ve ciddi endişelere’ sahip olduğunu, hatta Körfez ve Güney Avrupa'ya kadar uzanan daha geniş çevrelerde de endişeler duyulduğunu belirtti. Çatışmanın çözümünde herhangi bir gecikmenin, Sudan'ın sınırlarını aşan sosyal, askeri ve güvenlik sonuçları olabileceğine dikkat çekti.
Suad Şelebi sözleirni şöyle sürdürdü:
“Sudan'daki kriz, terör ve aşırılık yanlısı grupların yeniden konumlandırılmasına, sınır ötesi göçe, insan kaçakçılığına, yasadışı göçe, organize suç örgütlerinin etkinliğinin artmasına neden olabilir. Bu da Afrika'da çatışmaları azaltmaya yönelik uluslararası çabalar için gerçek bir tehlike oluşturur.”
Şelebi ayrıca Sudan'ın komşu ülkelerinin Sudan'daki "çatışmayı hızlı ve güvenli bir şekilde kontrol altına alma" yönünde daha büyük bir rol oynaması gerektiğini vurguladı. Mısır, Güney Sudan, Etiyopya ve Libya gibi Sudan'a komşu birçok ülke, ateşkes ve siyasi diyalog çağrısında bulundu. Ancak şimdiye kadar bu çağrılar Sudan'da çatışan taraflarda yankı bulamadı.
Yıkıcı sonuçlar
Mısır Ordusuna bağlı Stratejik Çalışmalar Merkezi danışmanı Dr. Halid Fehmi, Sudan krizinin komşu ülkeler üzerindeki sonuçlarının ‘büyük ve sürekli’ olacağı değerlendirmesinde bulundu. Sudan'da yaşanan huzursuzlukların ‘sınır kontrolü çabalarını komşu ülkelerde büyük bir yük oluşturduğunu’ belirtti. Fehmi, ‘kitlesel göç ve yasadışı göç riskinin öncelik haline geldiğini’, birçok komşu ülkenin ‘ekonomik ve güvenlik baskılarıyla karşı karşıya kaldığını ve dolayısıyla Sudan sınırı üzerinden daha fazla yükü taşıyamaz hale geldiğini’ ifade etti.
Mısır’ın Sudan'da yaşananları ‘dikkatle ve endişeyle’ izleyen ülkelerin başında geldiğine dikkat çeken Fehmi, Mısır-Sudan ilişkilerinin genişliği ve derinliğine işaret etti. Ayrıca, Mısır'ın topraklarında milyonlarca Sudanlıyı barındırdığını ve krizin kötüleşmesi durumunda bu sayının artabileceğini söyledi. Fehmi açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu, mülteci kampları politikasını reddeden ve bunun yerine, Mısırlı olmayanları istisnai tedbirler almadan ülkesinde barındırmayı ve özellikle sağlık ve eğitim hizmetleri gibi birçok vatandaşa özel ayrıcalıklar vererek onları desteklemeyi tercih eden Mısır için bir baskı unsuru oluşturuyor.”
Fehmi, krizin uzamasından endişe duyduğunu dile getirerek, özellikle Sudan'ın uluslararası güven kaybının bir sonucu olarak gelecekte krizlere gireceği beklentisiyle, bunun bölgesel yansımaları ikiye katlayacağını belirtti. Yabancı yatırımlardaki düşüş ve Sudan devletinin vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle Sudan'ın borçlarının planlaması bozulursa, bunun ciddi bir ekonomik kriz tehdidi oluşturabileceğini söyledi.
Mısır Silahlı Kuvvetleri Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanı, krizin uzamasının dış müdahalelerin çatışmaya girmesine neden olacağını açıkladı. Bunun da Sudan'a yaptırımların uygulanmasına yol açacağını söyledi. Sudan'ın toprak bütünlüğüne yönelik tehditle bağlantılı daha ciddi gelişmelere neden olabileceğine işaret etti. Bunun tüm bölge ve en başta Sudan'a komşu ülkeler için yıkıcı sonuçları olacağını vurguladı.





