Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Hamideti Şarku'l Avsat'a konuştu: Başkenti kontrol ediyoruz ve dış müdahale korkumuz yok

Birliklerinin asi olduğunu yalanlayan HDK Komutanı, 30'dan fazla diplomatik misyonun tahliyesine katkıda bulunduklarını söyledi.

Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Reuters)
Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Reuters)
TT

Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Hamideti Şarku'l Avsat'a konuştu: Başkenti kontrol ediyoruz ve dış müdahale korkumuz yok

Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Reuters)
Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Reuters)

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), kuvvetlerinin üç önemli şehri (Hartum, Kuzey Hartum ve Omdurman) neredeyse tamamen kontrol altında tuttuğunu su, elektrik ve diğer hizmet sorunlarına çözüm bulmak için vatandaşlarla yakın çalıştıklarını ifade etti. Çatışmalar nedeniyle Sudan halkının maruz kaldığı insani koşulların ağırlaşmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Hamideti, “Bu, savaşı ateşleyenlerin üzerinde büyük bir sorumluluktur” dedi.
HDK Komutanı Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, kuvvetlerinin ‘insani ateşkes’ anlaşmasını ‘halkın acılarını hafifletmek’ için imzaladığını vurguladı. Hamideti, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD'ye savaşı sona erdirmek için gösterdikleri iyi niyetten dolayı teşekkür etti.
Kuvvetlerinin çılgına dönerek vatandaşları ve diplomatları hedef aldığına dair söylentileri yalanlayan Hamideti, karşı tarafça başlatılan söz konusu propagandanın bu kısmını “yerel ve uluslararası kamuoyu nezdinde HDK’nin imajını zedelemek” olarak değerlendirdi. “Biz bu tür iftiralara maruz kalmaya alışkınız” diyen Hamideti, HDK’nin çeşitli yabancı ülkelerden 30'dan fazla diplomatik misyon ve sakinin tahliyesine katkıda bulunduğunu ve “bunu kim yaparsa yapsın sivilleri hedef almadığını” belirtti.
Hamideti, eski rejimin kalıntılarını savaşın kapsamını genişletmeye çalışmakla suçlayarak, HDK’nin ülkenin güvenlik ve istikrarını korumak ve bu savaştan kaynaklanabilecek riskleri azaltmak için çalıştığını vurguladı. "Bölge ülkeleri Sudan'ın ve bölgenin güvenlik ve istikrarı konusunda yakın işbirliği içinde çalışıyor ve tabii ki salt Sudan meselesine müdahale etmeyecekler" diyerek aynı zamanda dış veya bölgesel müdahale korkularını da ortadan kaldırıyor.
“Çerçeve Anlaşması’nı yeniden hayata geçirmek için çalışıyoruz. Biz anlaşmalara ihanet etmeyiz.”

- Sahadaki durumla ilgili çelişkili bilgiler var. Sizin güçlerinizin durumu nedir?
Çelişkili haberler, darbeci ordu liderlerinden ve onların arkasında yalanlar uyduran ve yanlış bilgiler yayan devrik rejimin radikal destekçilerinden kaynaklanıyor. Ancak belki de başkent Hartum dahil şehirlerde sizin (Şarku’l Avsat) yapacağınız kısa bir gezinti, tutarsızlıkları gidermek ve işleri yoluna koymak için yeterlidir.
Allah’a şükür güçlerimiz, Hartum'u neredeyse tamamen kontrol altında tutuyor ve darbeci güçlerle eski rejimin destekçilerinin kalıntılarına karşı büyük bir üstünlük elde etti.

- Hangi stratejik bölgeleri kontrol ediyorsunuz?
Kontrol ettiğimiz bölgeleri sıralayamam ama üç önemli şehri (Hartum, Kuzey Hartum ve Omdurman), neredeyse tamamen kontrol altına aldığımızı ve geriye yalnızca küçük noktaların ve bölgelerin kaldığını söyleyebilirim.

- Sahadaki bir sonraki adımınız nedir?
Bir sonraki adım, sahadaki verilerle belirlenir. Sonraki adımlarımızı açıklamıyoruz.

“Eski rejimin sembollerinin cezaevinden çıkması bekleniyordu ve bu darbe senaryosu içinde geldi.”

- Ordu Genel Komutanlığı'nda sürekli çatışmalar yaşanıyor. Sizce bu son çatışma mı?
Az evvel söylediğim gibi, saha planımızı açıklamıyoruz. Saha, birçok faktör göz önünde bulundurularak yönetilir.

- Bazıları, her iki tarafın da ilan ettiği zaferleri sadece destekçilerine moral vermek olarak yorumluyor. Bu konu hakkında ne söylersiniz?
Bu, gerçek dışı bir tablo çizmeye çalışan karşı taraf için geçerli olabilir ama bizim güçlerimiz için durum farklı. Bizim ifadelerimiz, zaferlerin boyutunu ve doğruluğunu yansıtan canlı bir gerçeklik ve neredeyse tam bir kontrol var.

- Çatışmaların sonunun yakın olduğunu düşünüyor musunuz?
Bu mesele beklenti ve isteklerle değil, sahada belirlenir. Ancak halkımızın ızdırabını hafifletmek için bu sayfayı bir an önce çevirmeyi umuyoruz. Defalarca söylediğimiz gibi savaş hiçbir zaman seçeneklerimiz arasında olmadı. Ancak bu bize dayatıldı. Kendimizi ve eski rejimin yönetimine geri dönmeyi reddeden halkımızın isteklerini savunmak zorunda kaldık.

- 72 saatlik yeni bir ateşkes ilan edildi. Kalıcı barışı bunun üzerine inşa etmek mümkün mü?
Öncelikle iyi niyetinden dolayı ABD'ye ve özellikle de bizimle temas halinde olan Dışişleri Bakanı Sayın Antony Blinken'e teşekkür ediyoruz. Başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere kardeş ve dost ülkelere de şükranlarımızı sunuyoruz.
Biz halkımızın ızdırabını dindirmek ve insani koridorlar açmak için ateşkesi kabul ettik. Ancak karşı taraf ateşkesin şartlarına uymadı ve ihlal etmeye devam etti. Uçak ve top mermilerine maruz kalan masum vatandaşlara karşı büyük zulümler yaptı.
Bu nedenle diyoruz ki: Kim 72 saatlik ateşkese uymazsa, yakın ve uzak gelecekte taahhütlerini yerine getirebileceğini zannetmiyorum. Diğer bir konu ise şu ki, darbe güçleri ve devrilen rejimin kalıntıları, birçok karar alma merkezinden bize karşı mücadele veriyor. Ordunun kararlarını kontrol eden birden fazla taraf olduğu bizce kanıtlandı. Peki, çatışmaların ve düşmanlıkların kalıcı olarak durdurulmasını hangi tarafla inşa edeceğiz?!

- Vatandaşlar arasında gerçek bir ızdırap var: su ve elektrik sıkıntısı, hizmet dışı kalan hastaneler, kapalı bankalar, dükkanlar… Ayrıca bir kıtlık korkusu var ve insanların parası da yok. Bu hizmetleri daha erken geri getirme planları var mı?
Halkımızın maruz kaldığı bu insani koşullardan üzüntü duyuyoruz. Bu noktada savaşı başlatanlara büyük sorumluluk düşüyor. Şimdi vatandaşla iş birliği içinde bu sorunlara acil çözümler arıyoruz ve bu dosya için çaba harcıyoruz. Eminiz ki hızlı çözümler üreteceğiz.

“Suudi Arabistan, BAE ve ABD'ye savaşı durdurma çabalarından dolayı teşekkür ediyoruz.”

- Güçlerinizin kontrolden çıktığı, sizin onların kontrolünü kaybettiğiniz ve sivilleri canlı kalkan olarak kullandıkları söyleniyor. Ayrıca bir de siz diplomatları mı hedef alıyorsunuz?
Bu, darbecilerin ve onların arkasındaki aşırılık yanlılarının, güçlerimizin yerel ve uluslararası kamuoyu nezdindeki imajını bozmak için yürüttükleri propagandanın bir parçasıdır. Biz artık bu tür yalanlara alışmış durumdayız.
Güçlerimiz büyük çaba sarf ediyor. Sonuncusu şimdiki darbe girişimi olan birçok planı bozdu. Bu kriz sırasında, yabancı toplulukların çoğunun tahliyesine büyük katkı sağladık. Peki şimdi soruyorum: Asi güçler bu tür eylemleri nasıl gerçekleştirebilir?!
Darbeci silahlı kuvvetlerin liderleri, sivilleri canlı kalkan yapanların ta kendileridir. Onların tüm kampları bizim aksimize mahallelerin ortasındadır. Bizim kamplarımız ise yerleşim yerlerinin dışında bulunuyor.
Darbeciler hava saldırılarıyla, toplarla mahallelerde insanları katlettiler. Peki biz o mahallelerde miydik, yoksa bir yerde onların yanlarında mıydık?! Diplomatik misyonlara gelince, soruyu HDK tarafından boşaltılan misyonlara yöneltebilirsiniz. Çeşitli yabancı ülkelerden 30'dan fazla diplomatik misyon ve sakini tahliye ettik.

- Tarafsız bir ülkede Burhan ile sizin aranızda bir görüşme yapılması için Milli Ümmet Partisi'nden bir girişim var. Bu girişime katılıyor musunuz?
Bu anlamda bir inisiyatif almadık.

- Kırılgan ekonomik duruma ek olarak, çok sayıda ordunun varlığı ve güvenlik açıkları çerçevesinde savaşın bir iç savaşa dönüşmesinden endişe ediliyor. Siz bu ihtimali nasıl görüyorsunuz?
Savaşı iç savaşa çevirmek isteyenler var ve tabiiki, bunlar ordunun darbeci liderleri. Arkalarında da eski rejimin kalıntılarından gelen radikal yandaşları var. Ülkenin güvenlik ve istikrarını korumak ve bu savaştan doğabilecek riskleri azaltmak için şu anda birçok tarafla koordinasyon halindeyiz.

“Eski rejim güçlerinin çok sayıda üyesini yakaladık.”

- Sudan savaşına dış bölgesel müdahale korkusu var mı?
Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bölge ülkeleri, Sudan'ın ve bölgenin güvenlik ve istikrarı konusunda yakın çalışmalar yürütüyor ve tabii ki tamamen Sudan meselesine müdahale etmeyecekler.

- Savaşınızın orduyla değil, onun liderleriyle ve İslamcılarla olduğunu defalarca dile getirdiniz. Bu hususta ne söylemek istersiniz?
Evet, bu bir gerçek. Silahlı kuvvetlerin liderleriyle, darbecilerle ve onların arkasındaki devrik rejimin kalıntılarıyla, aşırılık yanlılarıyla savaşıyoruz. Ahmed Harun'un yaptığı açıklamayla gerçekler ortaya çıktı. Harun, bu savaşta silahlı kuvvetlerle Mücahit Tugayları ve Halk Savunması Kuvvetleri’nin koordinasyonunun ve katılımının varlığını vurguladı.

- Eski rejimin kalıntılarının orduya sızmasını hangi seviyede görüyorsunuz?
Eski rejimin kalıntıları, silahlı kuvvetlerin müştereklerini ve karar alma mekanizmalarını kontrol ediyor. Ancak silahlı kuvvetler saflarında bu durumu reddeden onurlu insanlar da mevcut.

- Sahadaki güçleri ve büyüklükleri ne kadar?
Bu sorunun cevabını saklı tutuyoruz.

- Çerçeve Anlaşması’na geri dönüş bekliyor musunuz?
Evet, silahlı kuvvetlerin darbeci liderlerinin devrilmesinden veya teslim olmasından sonra Çerçeve Anlaşması’na dönüş olacaktır. Bu bizim halkımızın önünde söz verdiğimiz bir antlaşmadır ve biz antlaşmalara ihanet etmeyiz.

- Beşir rejimi liderlerinin cezaevinden çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu eylemin arkasında kim var? Savaşa katılmalarından veya siyasi bir rol oynamalarından korkuluyor mu?
Eski rejiminin sembollerinin cezaevinden salıverilmesi bekleniyordu ve bu, silahlı kuvvetlerin liderleri ve rejimin kalıntıları tarafından hazırlanan darbe senaryosu çerçevesinde gelen bir adımdı. El-Huda Hapishanesi’nden ve akabinde Omdurman'dan mahkumların çıkarılması ve ardından feshedilen rejimin sembollerinin serbest bırakılmasıyla çıkış süreci başladı. Bütün bunlar Burhan ve onun askeri ve eski rejim kalıntılarının aşırılık yanlısı liderlerinden oluşan zümresi tarafından yapıldı. Savaşa katılımlarından bahsetmeye gelince, cevap vermeye gerek yok. Eski rejimin kalıntılarına bağlı tüm Mücahit Tugayları, Halk Savunma Kuvvetleri, Halk Güvenliği, ed-Debabin ve teröristler katılıyor. Bazıları savaşa fiilen katılanlar arasında değil, Genel Komutanlık içinden planlama süreçlerine katılanlar arasındalar. Savaşa katıldıklarını doğruladıkları, feshedilmiş rejimin sembollerinin kayıtlı itirafları var. Ayrıca çok sayıda kişiyi tutukladık ve Hattab, Hartum ve Doğu Nil'deki kampları saldırıya uğradı.



Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.


Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
TT

Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)

Güney Geçiş Konseyi'ne (STC) bağlı güçler, Yemen hükümetinin Vatan Kalkanı güçlerine çeşitli askeri bölgeleri teslim etmeye başladı.

Bazı Yemenliler, STC'nin bu eylemlerini bir oyalama taktiği olarak görüp şüpheyle yaklaşırken, diğerleri geri çekilmeyi bir dizi sonraki adımın ilk aşaması olarak yorumluyor.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, kararın etrafından dolaşılmaması konusunda uyararak, aldığı kararların "gerilimi artırma arzusunu ifade etmediğini, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini muhafaza etme görevine yönelik yasal ve ahlaki bir yanıtı temsil ettiğini, başta iktidarın devredilmesi ve Riyad Anlaşması olmak üzere, gerilimi azaltma ve uzlaşma için tüm fırsatların tüketilmesinin ardından alındığını" vurguladı.

Hadramut'taki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, "Vatan Kalkanı"nın "Geçiş Konseyi"nden bazı pozisyonları devraldığını doğruladı ve bu operasyonun iki taraf arasında yapılan görüşmelerin sonucu olduğunu belirtti.

Bu arada, Reuters'ın Suudi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Yemenlilerin "yapay kriz" olarak nitelendirdiği durum nedeniyle Aden'deki hava trafiği durduruldu. Bu kriz, Geçiş Konseyi'ne bağlı bir bakanın, hükümetin Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiş-dönüş uçuşlarına kısıtlama getirme talimatı doğrultusunda aldığı önlemlerden kaynaklanmıştı.