Kuruluş öncesi ve sonrasında Kral Abdülaziz’in gıda güveliği konusundaki endişesi

Gelişmekte olan ülkedeki yerleşim ve tarım projeleri, Amerikalıları ve Fransızları heyecanlandırdı.

1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
TT

Kuruluş öncesi ve sonrasında Kral Abdülaziz’in gıda güveliği konusundaki endişesi

1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)

Gıda güvenliğini sağlamak, babalarımızın ve dedelerimizin krallığını yeniden kurma yolculuğundan bu yana Kral Abdülaziz bin Abdurrahman’ın (Allah rahmet eylesin) başlıca endişelerindendi. Kurucu Kral, birleşip büyük varlığı (Suudi Arabistan Krallığı) kurduğunda, güvenliği yaymanın, yeni ortaya çıkan devlet için idari düzenlemeleri onaylamanın, eğitimi yaymanın, tedavi için acil bir sağlık sistemine kavuşmanın, ölümlere neden olan salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmenin yanı sıra gıda güvenliğini de öncelikleri arasına koydu.

Araştırmacı, tarihçi ve Kral Abdülaziz’in tarihiyle ilgilenen Dalal bint Zayed Al Maadi, Şarku’l Avsat’a tarım alanının ötesine geçen, kalkınmaya, sosyal, politik, iç ve dış güvenlik hedeflerine yönelik dikkat çekici ve verimli projelerle Kral Abdülaziz’in halkın gıda güvenliğini sağlamak için gösterdiği çabaları belgeledi.

Çölde yerleşim, tarımsal örtülü bir sosyal reform olarak sayılıyor. Al Maadi, Kral Abdülaziz’in hayatının başlangıcında ve İkinci Suudi Devleti’nin sonunda, babasından, büyükanne ve büyükbabasından Birinci Suudi Devleti hakkında sosyal reformun önemini fark ettiğini belirtti. Aktardığına göre Kral Abdülaziz, bilgeliğine dayanarak, hayatları istikrarsızlıkla karakterize edilen ve koşulları ganimetlere bağlı olan göçebe kavimleri yerlerinde seyretti.

Bu bağlamda Kral Abdülaziz, kıl ve yün yerine ‘Hicr’ adı verilen, çamurdan yapılmış yerler oluşturarak çöle yerleşme kararı aldı. Kral Abdülaziz, tembelliğe yol açacak veya yeniden yerleşim projesinin kurulmasının işaretlerini istikrarsızlaştıracak her türlü adımla yüzleşmeye gayret etti. Okul kurma girişiminde bulunduğunda okullarda çok sayıda fakih görevlendirildi, onlara fon sağlandı, halka arpa ve buğday tohumları dağıtıldı.

Fransız yazar J. Benoist Mechin, bu konuya merakla yaklaşırken, “Ülkenin büyük bir kısmı çöl iken, bir ülkenin gücünün ve güvenliğinin tarıma dayanması garip değil mi? Onu sulayacak bir nehir yok ve yılda sadece yedi santimetre yağmur almıyor mu?” diye sormuştu.

Al Maadi şunları söyledi:

“Kral Abdülaziz’in çabaları Hicr’in kuruluşundan sonra da devam etti. Dikkatini çiftçilere hizmet etmeye ve onların koşullarını iyileştirmeye odakladı. 4/4/1347 H. (20/9/1928 M.) tarihinde çiftçilere referans olmak, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve aralarında çıkabilecek anlaşmazlıkları çözmek amacıyla Medine’de bir ziraat dairesi kurulmasına dair kraliyet onayı çıkarıldı.”

Başkan olarak Şeyh Abbas Kamkamci, üye olarak Şeyh Salih Şaklabha ve diğerlerinden oluşuyordu. H. 1350/ M. 1931 yılında yeniden teşkilatlandırılarak ve üye sayısı artırılarak daire, Ziraat Müdürü denilen bir başkan ve dönemin Medine Prensi Muhammed bin Abdulaziz Al Suud’a bağlı kıdemli çiftçilerden oluşan dört fahri üye içeriyordu.

Tarım işlerinde erken bakım

Araştırmacı sözlerine şöyle devam etti:

“Daha sonra H. 1351/ M. 1932 yılında Abdullah Süleyman başkanlığındaki Maliye Bakanlığı, tarım makine ve ekipmanlarının ithalatının ve ilerleyen yıllarda bunları taksitle çiftçilere satmanın yanı sıra, örnek çiftliklerin kurulmasıyla ilgili görevleri denetleyerek tarımsal işlerle ilgilendi. Bu adım, ülkedeki tarım hareketini teşvik etmek açısından olumlu bir ivmeydi.”

H. 1358/ M. 1939 yılında Temsilciler Meclisi’nde, çiftçilerin borçlarının ödenmesi ve koşullarının iyileştirilmesi için çalışacak, Maliye Bakanlığı çatısı altında bir tarım idaresi kurulmasının gerekliliği görüşüldü. Ancak teklif, mevcut zamanın böyle bir projenin uygulanmasına elverişli olmaması nedeniyle birkaç görüşmeden sonra reddedildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kraliyet çabalarına uygun olarak hükümet, Maliye Bakanlığı’nın her kabilenin tarımsal mülklerini tescil ettirme talebini onayladı ve her bölgede çiftliklerin yönetimiyle görevlendirilen bir organ görevlendirildi. Bu organ, emirlikten bir üye, belediye veya belediye meclisinden bir üye ya da belediyesi olmayan bölgelerde idari konseyden bir üye, maliyeden bir üye, emniyetten bir üye ve mahkemeden bir üyeden oluşuyordu. Böylece her heyet çalışmasını bitirdiğinde bile, varsa arazinin adı, sınırları, yeri, sahibinin adı, varsa mülkün kontrolünü ele geçirmek için yapılan iddianın tarihi hakkında kapsamlı bilgi veriyordu.

Çiftçilere hizmet veren tarım organları kurulmaya devam etti. H. 1361/ M. 1942 yılında kralın çuval buğdayla temsil edilen yardımını bölüşmek üzere bir komite oluşturuldu ve toplam mali miktar, her çuval buğday için 30 riyal oldu.

H. 1367/ M. 1948 yılında Kral Abdülaziz, tarımın gelişimini denetleyecek ilk organ olarak Tarım Müdürlüğü’nün kurulması emrini verdi. Bunu yöneten ilk kişi, Maliye Bakanı Abdullah Süleyman’ın gözetiminde Muhammed Salih Kazaz oldu.

Devlet destekli özel tarım şirketleri

Al Maadi konuya dair şunları söyledi:

“Suudi halkı da başta H. 1348/ M. 1929’da Taif şehrinde kurulan Hayırsever Tarım Şirketi olmak üzere Suudi hükümetinden büyük destek alan tarım şirketlerinin oluşumuna aktif olarak katkıda bulundu. Taif’teki çiftçileri teşvik etmek için Taif Valisi Prens Faysal, su kaldırma makineleri getirip Şubra kuyusuna yerleştirme girişiminde bulundu.”

Prens Faysal, bu çalışmayla halkın bu durumu iyi izleyip, onları cesaretlendirmeye çalıştı ve böylece halkın o işi taklit etme isteği oluştu. Bu tarım makineleri, Vadi Fatıma çiftçilerinin birçok tarım makinesi getiren bir tarım şirketi kurmasına kadar, halk arasında tarımın canlanmasına katkıda bulundu.

Fotoğraf Altı: Taif’teki tarım hayır kurumu, Hicaz ve Necid Krallığı döneminde tarım şirketlerinin kurulmasına yönelik bir modeldi.
Taif’teki tarım hayır kurumu, Hicaz ve Necid Krallığı döneminde tarım şirketlerinin kurulmasına yönelik bir modeldi.

Tarım şirketlerinin kurulması ve devlet desteğinin devamında, tarım arazilerini canlandırmak ve buralarda kuyu açmak amacıyla bir tarım anonim şirketi olan Al-Wajh Şirketi kuruldu. Şirket, Vecih halkının isteği üzerine Şura Konseyi’nin 8/5/1350 H./ 16/12/1931 M. tarihli ve 510 sayılı kararı ile oluşturuldu.

H. 1352/ M. 1933 yılında Suudi hükümeti, Şeyh Muhammed Surur es-Sabban’ın Hicaz’ın ihracatını birleştirmeyi ve bunların yönetimi ve yeniden canlandırılması üzerinde çalışmayı amaçlayan bir tarım şirketi kurma talebini kabul etti. Hisse sayısı başlangıçta bin adetti ve her birinin fiyatı 5 riyaldi. H. 1355/ M. 1936 yıllında Medine’de artezyen kuyularının kazılmasına başlanması ve yavaş yavaş modern makine ve aletlerin sağlanması amacıyla özel bir şirket kuruldu. Bu şirket, hükümet tarafından onaylanmış, 26 maddeden oluşan özel bir sistem geliştirmiştir. Şirketin toplam hisse sayısı bin 500 olup, her hissenin değeri peşin ödenmiş 2 riyaldi.

Tarım şirketlerinin başarısı sonucunda Krallık’ta, H. 1368/ M. 1948 yılında Abdullah bin Muhammed bin Suveylem’in başkanlığını yaptığı ve geniş tarım arazilerinin yatırımı için çalışan Al-Bukayriyah Şirketi gibi bir başka şirket daha kuruldu. Bu şirket, Maliye Bakanı Abdullah Süleyman’ın övgüsünü kazanınca refah yolundaki adımlarını hızlandırdı. En önemli başarılarından biri de kuyulardan su çekmek için 30’dan fazla makine ithal etmesi ve bunların el-Badai ve el-Bukayriyah kuyularına kurulmasıydı.

Uluslararası El-Harc Tarım Projesi

El-Harc Tarım Projesi, tarım ürünlerini güvence altına almak ve gelişmekte olan ülkelerdeki kalkınma projelerine kapı açmak amacıyla Suudi Arabistan’da düzenlenen önemli bir faaliyet sayılıyor. Bununla ilgili olarak araştırmacı Al Maadi, Kral Abdülaziz’in ürünlerine güvenmek ve yurt dışından ithalatı azaltmak için el-Harc’da tarım projesi kurma fikrini idari adımlarla başlattığına dikkat çekti.

Konuyla ilgili olarak Ahmed Abdul Gafur Attar şu açıklamada bulundu:

 “El-Harc, Kral Abdülaziz’in İbn Süleyman’a sunduğu bir fikirdi ve onu bunu uygulamakla görevlendirdi. İbn Süleyman, onu kralın mührüyle mühürledi, açtı, fikri iyice inceledi. Daha sonra yerleşik öğretilerin rehberliğinde onu hayata geçirmek için çalıştı. Kral, İbn Süleyman’a olan güveninden dolayı onu, H. 1354/ M. 1936 yılında el-Harc’ı geliştirme fikrini hayata geçirmekle sorumlu tuttu. Tarımla ilgili ilk denemeler H. 1358/ M. 1939 yılında başladı. Toplam 30 beygir gücündeki ilk iki küçük pompa, kaburga gözüne yerleştirildi.”

Fotoğraf Altı: M. 1950 yılında Suudi uzman ve tercüman Abdurrahman bin Kasım’ın yetkinliğinde, el-Harc’daki Hafş Dagra çiftliğinin denetçisi sertifikası verildi.
MS. 1950 yılında Suudi uzman ve tercüman Abdurrahman bin Kasım’ın yetkinliğinde, el-Harc’daki Hafş Dagra çiftliğinin denetçisi sertifikası verildi.

Araştırmacı Al Maadi, el-Harc tarım projesinin genel olarak Suudi Arabistan Krallığı’ndaki etkisi hakkında bunun, Krallık’taki kalkınma projelerine kapı açıcı olduğunu belirtti. Bu aynı zamanda Tarım Bakanı ve Tarımsal Proje Direktörü Kenneth Edwards’ın Washington’da projede elde edilen başarılar hakkında yaptığı konuşmadaki sözleriyle de ortaya koyuldu.

El-Harc Tarım Projesi ayrıca, yönetim ve tarımı birleştiren yetkinliklerin yaratılmasına da katkıda bulundu. Proje aynı zamanda, ithal edilenin iki katı tarımsal üretim elde edilmesini sağladı. Bu durum, büyük taşıma araçlarıyla çevredeki bölgelere tedarikte en büyük etkiye sahip olan tarımsal ürünlerin yetiştirilmesinin genişlemesine katkıda bulundu.

Ayrıca proje, el-Harc’ın güneybatısında yer alan ve 700 hektarı aşmayan bir alana sahip olan Kafs Dagra projesi ve ayrıca H. 1369/ M. 1949’da ortaya koyulan el-Hofuf tarım projesi gibi proje fikrinin takip edilmesi açısından da ilgi uyandırdı. Ticari gübre kullanmak için bol hurma mahsulü elde etmek, eski ve modern yerel çiftçilerin topraklarını sürmek için sabanlarla deneyler yapmak ve Hofuf’ta bir tarım enstitüsü kurmak için çalışmak gibi çeşitli denemeler başarılı oldu.

Araştırmacı, projenin Suudi ve ABD hükümetleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığına dikkat çekti. Öyle ki tarımsal proje, projenin siyasi öneme sahip olması nedeniyle iki ülke arasındaki işbirliğinin bir örneği haline geldi. Aynı zamanda güvenlik ve refahın tesisine de katkıda bulundu. Krallık halkına yiyecek sağladı. Ayrıca Krallık’ta modern bir kalkınma başlangıcı için çeşitli işçilerin eğitilmesine de katkıda bulundu. H. 1370/ M. 1950’de tarım ve hayvancılık üretimi, değerinin işçilik maliyetlerini aştığı noktaya ulaştı. Kenneth Edwards’ın da belirttiği gibi el-Harc çalışanları, dış yardımdan zamanında vazgeçmeye hazırlık amacıyla Suudileri yeni makineleri kullanma konusunda eğitmeye başladı.

El-Harc Tarım Projesi, artan talebin bir sonucu olarak kurulan Barnes Manufacturing’e bağlı bir acente kurarak, pompa ve motorlarının onarımı konusunda eğitim alıp iş fırsatları da elde etti. 65 adet pompa kurulumu yaparak ve kullanıcılarına rehberlik ederek katkı sağladı. Kalitesiyle Suudi hükümetinin memnuniyetini kazandı. Bu da Suudi Arabistan’ın 750 pompa daha sipariş etmesine vesile oldu.

Araştırmacı, el-Harc tarım projesinin H. 19/1/1372’de Riyad’da demiryolunun açılmasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Araştırmacıya göre bu durum, daha sonra çöl yollarını canlandırması ve çevre köylerde modern bir tarım kalkınması oluşturması ümidiyle Kral Suud’u Riya, Dammam, Medine, Cidde ve Mekke’yi birbirine bağlayan demiryolu projesinin tamamlanmasının hızlandırılmasının gerekliliği konusunda emirler vermeye teşvik etti.

Ürünleri için örnek çiftlikler ve fabrikalar

Al Maadi, tarım projesinin Maliye Bakanı’nın Mekke ve Cidde arasındaki Hada’da bulunan çiftlik gibi çeşitli sebzelerin üretimiyle öne çıkan çiftlikler kurmaya çalıştığını belirtti. Söz konusu çiftlikte, Al-Shara’i’deki domates suyu fabrikasına sevk edilen domateslerin bir kısmı Mekke ve Cidde’deki pazara, bir kısmı da Cidde’deki yabancı topluluğa dağıtılıyordu. Aynı şekilde bamya, karnabahar ve patlıcan da buradan alınıp pazarda satılıyordu. Çiftlik aynı zamanda, hayvanlara yem olarak kullanılan bol miktarda yonca üretimiyle de öne çıktı. Bu nedenle çiftlikteki keçi sayısı arttı. Bu da bir kısmının satılmak üzere Mekke’ye gönderilmesini sağladı.

Süt inekleri ve yeni doğmuş buzağılara gelince bunlar, her biri 5 galon kapasiteli 4 bin 803 teneke kaplarla Mekke’ye nakledilenler gibi, et ve peynir üretimi için kullanılıyordu. Çiftlikteki işçi sayısı 75 kişiye ulaşırken müdürlük, birçok tarım işinde kullanılmak üzere tüm aksesuarlarıyla birlikte traktör bile ithal etti. Maliye Bakanı ise bunu çiftliğinde kullanmakta hızlı davrandı.

Ayrıca Hamad Süleyman’ın suyun araziye uygun bir şekilde dağıtılacağı, arazinin içine sıkışan çakıl, taş ve kemiklerin temizleneceği, tarım yöntemlerine aşina çiftçilerin ve gurbetçilerin getirileceği, tohum, fide, çelik, pulluk ve su vinci gibi modern tarım makinelerinin sağlanacağı bir teknik planlayarak buranın örnek bir çiftlik haline getirilmesine katkıda bulunduğu Mekke-i Mükerreme’deki Al-Shara'i çiftliği de yıllar içerisinde örnek bir çiftlik haline geldi. Ülkeye hurma, buğday, sebze ve meyve sağladı. Bu çiftlikteki çalışmalar, Süleyman kontrolünde yürütüldü.



Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü 1 milyon sözleşmeyi aşarak yüzde 70 hedefine yaklaştı

Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü 1 milyon sözleşmeyi aşarak yüzde 70 hedefine yaklaştı

Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)

Suudi Arabistan, gayrimenkul sektörünü hızla yeniden şekillendirmeyi sürdürürken, ‘yaşam kalitesi’ kavramını kentsel kalkınmanın merkezine yerleştiren yapısal dönüşümlere imza atıyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık 33 bin Suudi ailenin ilk konutuna sahip olmasının sağlanması, düzenleyici sürecin Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda etkin biçimde ilerlediğini ve konut sahipliği oranının yüzde 70’e çıkarılması hedefine kararlılıkla yaklaşıldığını ortaya koydu. 2025 yılı sonu itibarıyla konut sahipliği oranının yüzde 66,24’e yükselmesini sağlayan bu hareketlilik, Suudi Arabistan Gayrimenkul Kalkınma Fonu ile ‘Sakani’ programının destekli sözleşme sayısında 1 milyon eşiğini aşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bu gelişme, gayrimenkul piyasasının yapısında derin bir dönüşüm yaşandığını ve finansman ile düzenleme alanlarındaki tüm paydaşların daha bütünleşik bir sistem içerisinde faaliyet gösterdiğini gösteriyor.

Kapsamlı bir yasal çerçeve

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin verileri değerlendiren Suudi Arabistan Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanlığı Sözcüsü Muhammed er-Resaseme, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, yalnızca üç ay içinde 32 bin 983 Suudi ailenin ilk konutuna sahip olmasının, konut sektöründeki tüm bileşenlerin uyum içinde çalıştığını gösterdiğini söyledi. Resaseme, bu başarının düzenleyici ve yasal altyapının geliştirilmesinden konut seçeneklerinin çeşitlendirilmesine, finansman çözümlerinin genişletilmesinden özel sektörle kurulan ortaklıklara kadar uzanan kapsamlı bir sistemin ürünü olduğunu belirtti.

cdfvgthy
Riyad’daki Suudi Arabistan Gayrimenkul Kalkınma Fonu Genel Merkezi (Fonun internet sitesi)

Planlı biçimde genişletilen konut projeleri ile gayrimenkul ürünlerindeki çeşitliliğin, Suudi ailelerin farklı ihtiyaçlarına cevap verilmesine katkı sağladığını ifade eden Resaseme, dijital dönüşümün de süreçlerin verimliliğini artırmada ve hak sahiplerinin uygun konut çözümlerine daha hızlı ulaşmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı. Resaseme ayrıca, söz konusu başarının, Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanı Macid el-Hukayl’in yılın başında açıkladığı verilere dayandığını hatırlattı. Buna göre, Suudi aileler arasındaki konut sahipliği oranı 2025 yılı sonunda yüzde 66,24 seviyesini aşarken, bu sonuç konut sisteminin Krallığın farklı bölgelerinde mülk edinme fırsatlarını artırma konusunda başarılı olduğunu ortaya koydu.

Özel sektörle ortaklık

Bu kalkınma sürecinin bir parçası olarak Resaseme, özel sektörle kurulan ortaklıkların konut sektörünün büyümesindeki temel itici güçlerden biri olduğunu belirterek, bu iş birliklerinin gayrimenkul arzının artırılmasına ve projelerin daha hızlı hayata geçirilmesine doğrudan katkı sağladığını söyledi.

Resaseme, gayrimenkul geliştiricilerinin artık ailelerin beklenti ve ihtiyaçlarına uygun, daha çeşitli konut ürünleri sunduğunu ifade ederken, bakanlığın da yatırım ortamını geliştirmeyi ve sektörde rekabetçiliği teşvik etmeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Konut sektöründe yaşanan dönüşümün artık yalnızca bağımsız konut birimlerinin inşasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Resaseme, sürecin hizmetler, sosyal donatılar, altyapı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurları içeren entegre yerleşim alanlarının oluşturulmasına doğru evrildiğini belirtti. Bu yaklaşımın şehirlerin cazibesini artırdığını ve uzun vadede ekonomik kalkınmanın verimliliğine önemli katkılar sağladığını ifade etti.

Yapım aşamasındaki gayrimenkul satış projeleri

Resaseme, ‘harita üzerinden satış’ projelerine ilişkin değerlendirmesinde, bu modelin son yıllarda konut arzını artıran ve gayrimenkul geliştirme faaliyetlerini hızlandıran en önemli araçlardan biri haline geldiğini söyledi. Söz konusu projelerin daha büyük ölçekli ve daha çeşitli yatırımların hayata geçirilmesine imkân tanıdığını belirten Resaseme, bunun da konut sahibi olmak isteyenler için daha geniş fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Resaseme, bakanlık tarafından uygulanan sıkı düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların, bu projelerin güvenilirliğini artırdığını ve alıcıların haklarının korunmasına katkı sağladığını vurguladı. Bu sayede piyasadaki güven düzeyinin yükseldiğini ve söz konusu projelere olan talebin belirgin şekilde arttığını kaydeden Resaseme, harita üzerinden satış modelinin ilk kez konut sahibi olmak isteyenler için en önemli alternatiflerden biri haline geldiğini belirtti.

Uzun vadeli stratejik vizyon

Aynı kapsamda değerlendirmelerde bulunan Resaseme, bakanlığın konut talebi dosyasını uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısıyla ele aldığını belirterek, temel hedefin konut arzını artırmak ve gayrimenkul piyasasının verimliliğini yükseltmek olduğunu söyledi. Bu hedef doğrultusunda gayrimenkul geliştiricilerinin desteklendiğini, arsa ve imar planlarının geliştirildiğini, yatırım akışlarının teşvik edildiğini ve talebin yoğun olduğu bölgelerde konut projelerinin yaygınlaştırıldığını ifade eden Resaseme, konut arzındaki artış ve seçeneklerin çeşitlenmesinin piyasa dengesine olumlu yansıdığını kaydetti.

Resaseme, bu gelişmelerin hak sahiplerine daha uygun çözümler sunulmasına katkı sağladığını, aynı zamanda bakanlığın şeffaflığı artırma, gayrimenkul göstergelerini geliştirme ve piyasayı daha istikrarlı ve yatırım açısından cazip hâle getirme yönündeki çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Açıklamalarının sonunda gayrimenkul finansmanı sektörüne de değinen Resaseme, bu alanın son yıllarda konut sahipliği oranındaki yükselişin temel dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Çeşitli ve erişilebilir finansman çözümlerinin Suudi ailelerin satın alma gücünü artırdığını ifade eden Resaseme, yalnızca 2026 yılının ilk çeyreğinde konut destek hizmetlerinden yararlanan aile sayısının 23 bin 222’ye ulaştığını söyledi.

Konut sektörü, finans kuruluşları ve Gayrimenkul Kalkınma Fonu arasındaki entegrasyonun mart ayı sonu itibarıyla destekli sözleşme sayısının 1 milyon 20 bini aşmasında önemli rol oynadığını kaydeden Resaseme, sektörün bugün yaşadığı dönüşümün gayrimenkul piyasasının sürdürülebilirliğini destekleyen kapsamlı bir yapısal değişimi yansıttığını belirtti. Resaseme, söz konusu dönüşümün aynı zamanda vatandaşların yaşam kalitesini yükselttiğini ve ülkenin ulusal kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde ilerlediğini sözlerine ekledi.


Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a yönelik medya iddialarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
TT

Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a yönelik medya iddialarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, dün yaptığı açıklamada, “Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ı hedef alan, asılsız ve doğrulanmamış medya iddialarını” kınadığını ve bunları reddettiğini bildirdi.

Budeyvi, söz konusu iddiaların, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrara katkı sağlayan yapıcı rollerini sorgulamayı amaçladığını belirtti.

Yazılı açıklamasında Budeyvi, bu tür iddiaların “güvenilirlikten ve nesnel temellerden yoksun olduğunu” vurgulayarak, Körfez ülkelerinin bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirme, diyalog ve iş birliğini geliştirme yönündeki çabalarını zayıflatmayı hedeflediğini ifade etti.

Genel Sekreter ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın son yıllarda bölgesel istikrara destek veren politikalar izlediğini, diplomatik girişimleri destekleyerek ve uluslararası iş birliğini güçlendirerek krizlerin çözümüne katkı sunduğunu kaydetti.

Budeyvi, Körfez ülkelerinin istikrar ve iş birliğini artırma yönündeki ortak yaklaşımını sürdürdüğünü belirterek, KİK üyelerinden herhangi birine yönelik medya kampanyalarını kesin bir dille reddettiklerini vurguladı.

Açıklamada ayrıca, bu tür kampanyaların Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasındaki uyumu ve birliği etkilemeyeceği, bölgesel ve küresel düzeyde güvenlik, istikrar ve refahı destekleme rollerinin devam edeceği ifade edildi.


Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki iş birliği yaklaşık 4 milyon uyuşturucu hap kaçakçılığını engelledi

Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki iş birliği yaklaşık 4 milyon uyuşturucu hap kaçakçılığını engelledi

Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığına bağlı "Narkotik Suçlarla Mücadele Genel Müdürlüğü" tarafından sağlanan kritik istihbarat sayesinde Lübnan makamları, yaklaşık 3 milyon 900 bin adet amfetamin uyuşturucu hapın kaçakçılık girişimini çökertti.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Güvenlik Sözcüsü Tuğgeneral Talal bin Şalhub, dün yaptığı açıklamada, söz konusu operasyonun uyuşturucu kaçakçılığını meslek edinen suç şebekelerinin faaliyetlerine yönelik yürütülen proaktif güvenlik takibinin sonucu olduğunu belirtti.

Bin Şalhub, uyuşturucu maddelerin takibi ve ele geçirilmesi konusunda Lübnanlı muhataplarıyla yürütülen mevcut iş birliğine övgüde bulunarak; bu operasyonun, sınır ötesi suç şebekeleriyle mücadelede iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun ve entegrasyonunun düzeyini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Güvenlik Sözcüsü, Suudi Arabistan’ın, ülkenin güvenliğini ve gençlerini uyuşturucuyla hedef alan kriminal faaliyetleri takip etme, bu planları boşa çıkarma ve suç ortaklarını yakalama konusundaki kararlılığını yineleyerek, bu tür operasyonların toplumları uyuşturucu belasından korumaya katkı sağladığını ifade etti.