Kuruluş öncesi ve sonrasında Kral Abdülaziz’in gıda güveliği konusundaki endişesi

Gelişmekte olan ülkedeki yerleşim ve tarım projeleri, Amerikalıları ve Fransızları heyecanlandırdı.

1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
TT

Kuruluş öncesi ve sonrasında Kral Abdülaziz’in gıda güveliği konusundaki endişesi

1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)

Gıda güvenliğini sağlamak, babalarımızın ve dedelerimizin krallığını yeniden kurma yolculuğundan bu yana Kral Abdülaziz bin Abdurrahman’ın (Allah rahmet eylesin) başlıca endişelerindendi. Kurucu Kral, birleşip büyük varlığı (Suudi Arabistan Krallığı) kurduğunda, güvenliği yaymanın, yeni ortaya çıkan devlet için idari düzenlemeleri onaylamanın, eğitimi yaymanın, tedavi için acil bir sağlık sistemine kavuşmanın, ölümlere neden olan salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmenin yanı sıra gıda güvenliğini de öncelikleri arasına koydu.

Araştırmacı, tarihçi ve Kral Abdülaziz’in tarihiyle ilgilenen Dalal bint Zayed Al Maadi, Şarku’l Avsat’a tarım alanının ötesine geçen, kalkınmaya, sosyal, politik, iç ve dış güvenlik hedeflerine yönelik dikkat çekici ve verimli projelerle Kral Abdülaziz’in halkın gıda güvenliğini sağlamak için gösterdiği çabaları belgeledi.

Çölde yerleşim, tarımsal örtülü bir sosyal reform olarak sayılıyor. Al Maadi, Kral Abdülaziz’in hayatının başlangıcında ve İkinci Suudi Devleti’nin sonunda, babasından, büyükanne ve büyükbabasından Birinci Suudi Devleti hakkında sosyal reformun önemini fark ettiğini belirtti. Aktardığına göre Kral Abdülaziz, bilgeliğine dayanarak, hayatları istikrarsızlıkla karakterize edilen ve koşulları ganimetlere bağlı olan göçebe kavimleri yerlerinde seyretti.

Bu bağlamda Kral Abdülaziz, kıl ve yün yerine ‘Hicr’ adı verilen, çamurdan yapılmış yerler oluşturarak çöle yerleşme kararı aldı. Kral Abdülaziz, tembelliğe yol açacak veya yeniden yerleşim projesinin kurulmasının işaretlerini istikrarsızlaştıracak her türlü adımla yüzleşmeye gayret etti. Okul kurma girişiminde bulunduğunda okullarda çok sayıda fakih görevlendirildi, onlara fon sağlandı, halka arpa ve buğday tohumları dağıtıldı.

Fransız yazar J. Benoist Mechin, bu konuya merakla yaklaşırken, “Ülkenin büyük bir kısmı çöl iken, bir ülkenin gücünün ve güvenliğinin tarıma dayanması garip değil mi? Onu sulayacak bir nehir yok ve yılda sadece yedi santimetre yağmur almıyor mu?” diye sormuştu.

Al Maadi şunları söyledi:

“Kral Abdülaziz’in çabaları Hicr’in kuruluşundan sonra da devam etti. Dikkatini çiftçilere hizmet etmeye ve onların koşullarını iyileştirmeye odakladı. 4/4/1347 H. (20/9/1928 M.) tarihinde çiftçilere referans olmak, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve aralarında çıkabilecek anlaşmazlıkları çözmek amacıyla Medine’de bir ziraat dairesi kurulmasına dair kraliyet onayı çıkarıldı.”

Başkan olarak Şeyh Abbas Kamkamci, üye olarak Şeyh Salih Şaklabha ve diğerlerinden oluşuyordu. H. 1350/ M. 1931 yılında yeniden teşkilatlandırılarak ve üye sayısı artırılarak daire, Ziraat Müdürü denilen bir başkan ve dönemin Medine Prensi Muhammed bin Abdulaziz Al Suud’a bağlı kıdemli çiftçilerden oluşan dört fahri üye içeriyordu.

Tarım işlerinde erken bakım

Araştırmacı sözlerine şöyle devam etti:

“Daha sonra H. 1351/ M. 1932 yılında Abdullah Süleyman başkanlığındaki Maliye Bakanlığı, tarım makine ve ekipmanlarının ithalatının ve ilerleyen yıllarda bunları taksitle çiftçilere satmanın yanı sıra, örnek çiftliklerin kurulmasıyla ilgili görevleri denetleyerek tarımsal işlerle ilgilendi. Bu adım, ülkedeki tarım hareketini teşvik etmek açısından olumlu bir ivmeydi.”

H. 1358/ M. 1939 yılında Temsilciler Meclisi’nde, çiftçilerin borçlarının ödenmesi ve koşullarının iyileştirilmesi için çalışacak, Maliye Bakanlığı çatısı altında bir tarım idaresi kurulmasının gerekliliği görüşüldü. Ancak teklif, mevcut zamanın böyle bir projenin uygulanmasına elverişli olmaması nedeniyle birkaç görüşmeden sonra reddedildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kraliyet çabalarına uygun olarak hükümet, Maliye Bakanlığı’nın her kabilenin tarımsal mülklerini tescil ettirme talebini onayladı ve her bölgede çiftliklerin yönetimiyle görevlendirilen bir organ görevlendirildi. Bu organ, emirlikten bir üye, belediye veya belediye meclisinden bir üye ya da belediyesi olmayan bölgelerde idari konseyden bir üye, maliyeden bir üye, emniyetten bir üye ve mahkemeden bir üyeden oluşuyordu. Böylece her heyet çalışmasını bitirdiğinde bile, varsa arazinin adı, sınırları, yeri, sahibinin adı, varsa mülkün kontrolünü ele geçirmek için yapılan iddianın tarihi hakkında kapsamlı bilgi veriyordu.

Çiftçilere hizmet veren tarım organları kurulmaya devam etti. H. 1361/ M. 1942 yılında kralın çuval buğdayla temsil edilen yardımını bölüşmek üzere bir komite oluşturuldu ve toplam mali miktar, her çuval buğday için 30 riyal oldu.

H. 1367/ M. 1948 yılında Kral Abdülaziz, tarımın gelişimini denetleyecek ilk organ olarak Tarım Müdürlüğü’nün kurulması emrini verdi. Bunu yöneten ilk kişi, Maliye Bakanı Abdullah Süleyman’ın gözetiminde Muhammed Salih Kazaz oldu.

Devlet destekli özel tarım şirketleri

Al Maadi konuya dair şunları söyledi:

“Suudi halkı da başta H. 1348/ M. 1929’da Taif şehrinde kurulan Hayırsever Tarım Şirketi olmak üzere Suudi hükümetinden büyük destek alan tarım şirketlerinin oluşumuna aktif olarak katkıda bulundu. Taif’teki çiftçileri teşvik etmek için Taif Valisi Prens Faysal, su kaldırma makineleri getirip Şubra kuyusuna yerleştirme girişiminde bulundu.”

Prens Faysal, bu çalışmayla halkın bu durumu iyi izleyip, onları cesaretlendirmeye çalıştı ve böylece halkın o işi taklit etme isteği oluştu. Bu tarım makineleri, Vadi Fatıma çiftçilerinin birçok tarım makinesi getiren bir tarım şirketi kurmasına kadar, halk arasında tarımın canlanmasına katkıda bulundu.

Fotoğraf Altı: Taif’teki tarım hayır kurumu, Hicaz ve Necid Krallığı döneminde tarım şirketlerinin kurulmasına yönelik bir modeldi.
Taif’teki tarım hayır kurumu, Hicaz ve Necid Krallığı döneminde tarım şirketlerinin kurulmasına yönelik bir modeldi.

Tarım şirketlerinin kurulması ve devlet desteğinin devamında, tarım arazilerini canlandırmak ve buralarda kuyu açmak amacıyla bir tarım anonim şirketi olan Al-Wajh Şirketi kuruldu. Şirket, Vecih halkının isteği üzerine Şura Konseyi’nin 8/5/1350 H./ 16/12/1931 M. tarihli ve 510 sayılı kararı ile oluşturuldu.

H. 1352/ M. 1933 yılında Suudi hükümeti, Şeyh Muhammed Surur es-Sabban’ın Hicaz’ın ihracatını birleştirmeyi ve bunların yönetimi ve yeniden canlandırılması üzerinde çalışmayı amaçlayan bir tarım şirketi kurma talebini kabul etti. Hisse sayısı başlangıçta bin adetti ve her birinin fiyatı 5 riyaldi. H. 1355/ M. 1936 yıllında Medine’de artezyen kuyularının kazılmasına başlanması ve yavaş yavaş modern makine ve aletlerin sağlanması amacıyla özel bir şirket kuruldu. Bu şirket, hükümet tarafından onaylanmış, 26 maddeden oluşan özel bir sistem geliştirmiştir. Şirketin toplam hisse sayısı bin 500 olup, her hissenin değeri peşin ödenmiş 2 riyaldi.

Tarım şirketlerinin başarısı sonucunda Krallık’ta, H. 1368/ M. 1948 yılında Abdullah bin Muhammed bin Suveylem’in başkanlığını yaptığı ve geniş tarım arazilerinin yatırımı için çalışan Al-Bukayriyah Şirketi gibi bir başka şirket daha kuruldu. Bu şirket, Maliye Bakanı Abdullah Süleyman’ın övgüsünü kazanınca refah yolundaki adımlarını hızlandırdı. En önemli başarılarından biri de kuyulardan su çekmek için 30’dan fazla makine ithal etmesi ve bunların el-Badai ve el-Bukayriyah kuyularına kurulmasıydı.

Uluslararası El-Harc Tarım Projesi

El-Harc Tarım Projesi, tarım ürünlerini güvence altına almak ve gelişmekte olan ülkelerdeki kalkınma projelerine kapı açmak amacıyla Suudi Arabistan’da düzenlenen önemli bir faaliyet sayılıyor. Bununla ilgili olarak araştırmacı Al Maadi, Kral Abdülaziz’in ürünlerine güvenmek ve yurt dışından ithalatı azaltmak için el-Harc’da tarım projesi kurma fikrini idari adımlarla başlattığına dikkat çekti.

Konuyla ilgili olarak Ahmed Abdul Gafur Attar şu açıklamada bulundu:

 “El-Harc, Kral Abdülaziz’in İbn Süleyman’a sunduğu bir fikirdi ve onu bunu uygulamakla görevlendirdi. İbn Süleyman, onu kralın mührüyle mühürledi, açtı, fikri iyice inceledi. Daha sonra yerleşik öğretilerin rehberliğinde onu hayata geçirmek için çalıştı. Kral, İbn Süleyman’a olan güveninden dolayı onu, H. 1354/ M. 1936 yılında el-Harc’ı geliştirme fikrini hayata geçirmekle sorumlu tuttu. Tarımla ilgili ilk denemeler H. 1358/ M. 1939 yılında başladı. Toplam 30 beygir gücündeki ilk iki küçük pompa, kaburga gözüne yerleştirildi.”

Fotoğraf Altı: M. 1950 yılında Suudi uzman ve tercüman Abdurrahman bin Kasım’ın yetkinliğinde, el-Harc’daki Hafş Dagra çiftliğinin denetçisi sertifikası verildi.
MS. 1950 yılında Suudi uzman ve tercüman Abdurrahman bin Kasım’ın yetkinliğinde, el-Harc’daki Hafş Dagra çiftliğinin denetçisi sertifikası verildi.

Araştırmacı Al Maadi, el-Harc tarım projesinin genel olarak Suudi Arabistan Krallığı’ndaki etkisi hakkında bunun, Krallık’taki kalkınma projelerine kapı açıcı olduğunu belirtti. Bu aynı zamanda Tarım Bakanı ve Tarımsal Proje Direktörü Kenneth Edwards’ın Washington’da projede elde edilen başarılar hakkında yaptığı konuşmadaki sözleriyle de ortaya koyuldu.

El-Harc Tarım Projesi ayrıca, yönetim ve tarımı birleştiren yetkinliklerin yaratılmasına da katkıda bulundu. Proje aynı zamanda, ithal edilenin iki katı tarımsal üretim elde edilmesini sağladı. Bu durum, büyük taşıma araçlarıyla çevredeki bölgelere tedarikte en büyük etkiye sahip olan tarımsal ürünlerin yetiştirilmesinin genişlemesine katkıda bulundu.

Ayrıca proje, el-Harc’ın güneybatısında yer alan ve 700 hektarı aşmayan bir alana sahip olan Kafs Dagra projesi ve ayrıca H. 1369/ M. 1949’da ortaya koyulan el-Hofuf tarım projesi gibi proje fikrinin takip edilmesi açısından da ilgi uyandırdı. Ticari gübre kullanmak için bol hurma mahsulü elde etmek, eski ve modern yerel çiftçilerin topraklarını sürmek için sabanlarla deneyler yapmak ve Hofuf’ta bir tarım enstitüsü kurmak için çalışmak gibi çeşitli denemeler başarılı oldu.

Araştırmacı, projenin Suudi ve ABD hükümetleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığına dikkat çekti. Öyle ki tarımsal proje, projenin siyasi öneme sahip olması nedeniyle iki ülke arasındaki işbirliğinin bir örneği haline geldi. Aynı zamanda güvenlik ve refahın tesisine de katkıda bulundu. Krallık halkına yiyecek sağladı. Ayrıca Krallık’ta modern bir kalkınma başlangıcı için çeşitli işçilerin eğitilmesine de katkıda bulundu. H. 1370/ M. 1950’de tarım ve hayvancılık üretimi, değerinin işçilik maliyetlerini aştığı noktaya ulaştı. Kenneth Edwards’ın da belirttiği gibi el-Harc çalışanları, dış yardımdan zamanında vazgeçmeye hazırlık amacıyla Suudileri yeni makineleri kullanma konusunda eğitmeye başladı.

El-Harc Tarım Projesi, artan talebin bir sonucu olarak kurulan Barnes Manufacturing’e bağlı bir acente kurarak, pompa ve motorlarının onarımı konusunda eğitim alıp iş fırsatları da elde etti. 65 adet pompa kurulumu yaparak ve kullanıcılarına rehberlik ederek katkı sağladı. Kalitesiyle Suudi hükümetinin memnuniyetini kazandı. Bu da Suudi Arabistan’ın 750 pompa daha sipariş etmesine vesile oldu.

Araştırmacı, el-Harc tarım projesinin H. 19/1/1372’de Riyad’da demiryolunun açılmasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Araştırmacıya göre bu durum, daha sonra çöl yollarını canlandırması ve çevre köylerde modern bir tarım kalkınması oluşturması ümidiyle Kral Suud’u Riya, Dammam, Medine, Cidde ve Mekke’yi birbirine bağlayan demiryolu projesinin tamamlanmasının hızlandırılmasının gerekliliği konusunda emirler vermeye teşvik etti.

Ürünleri için örnek çiftlikler ve fabrikalar

Al Maadi, tarım projesinin Maliye Bakanı’nın Mekke ve Cidde arasındaki Hada’da bulunan çiftlik gibi çeşitli sebzelerin üretimiyle öne çıkan çiftlikler kurmaya çalıştığını belirtti. Söz konusu çiftlikte, Al-Shara’i’deki domates suyu fabrikasına sevk edilen domateslerin bir kısmı Mekke ve Cidde’deki pazara, bir kısmı da Cidde’deki yabancı topluluğa dağıtılıyordu. Aynı şekilde bamya, karnabahar ve patlıcan da buradan alınıp pazarda satılıyordu. Çiftlik aynı zamanda, hayvanlara yem olarak kullanılan bol miktarda yonca üretimiyle de öne çıktı. Bu nedenle çiftlikteki keçi sayısı arttı. Bu da bir kısmının satılmak üzere Mekke’ye gönderilmesini sağladı.

Süt inekleri ve yeni doğmuş buzağılara gelince bunlar, her biri 5 galon kapasiteli 4 bin 803 teneke kaplarla Mekke’ye nakledilenler gibi, et ve peynir üretimi için kullanılıyordu. Çiftlikteki işçi sayısı 75 kişiye ulaşırken müdürlük, birçok tarım işinde kullanılmak üzere tüm aksesuarlarıyla birlikte traktör bile ithal etti. Maliye Bakanı ise bunu çiftliğinde kullanmakta hızlı davrandı.

Ayrıca Hamad Süleyman’ın suyun araziye uygun bir şekilde dağıtılacağı, arazinin içine sıkışan çakıl, taş ve kemiklerin temizleneceği, tarım yöntemlerine aşina çiftçilerin ve gurbetçilerin getirileceği, tohum, fide, çelik, pulluk ve su vinci gibi modern tarım makinelerinin sağlanacağı bir teknik planlayarak buranın örnek bir çiftlik haline getirilmesine katkıda bulunduğu Mekke-i Mükerreme’deki Al-Shara'i çiftliği de yıllar içerisinde örnek bir çiftlik haline geldi. Ülkeye hurma, buğday, sebze ve meyve sağladı. Bu çiftlikteki çalışmalar, Süleyman kontrolünde yürütüldü.



Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)

Kutsal Yerler: İbrahim el-Kureyşi & Ömer el-Bedevi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, hacıların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için görev yapan askerî ve güvenlik birimleriyle kamu kurumlarının çalışmalarını takdir etti. Veliaht Prens, bu çabaların, bölgesel krizlere karşı sergilenen tutumda da görüldüğü üzere, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini koruma yönündeki çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Prens Muhammed bin Selman, Kurban Bayramı dolayısıyla Mina Sarayı’nda, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdülaziz adına askerî kuvvetlerin üst düzey komutanları ile bayram tebriğine gelen yetkilileri kabul etti.

Veliaht Prens görüşmede, ülkenin güvenliğini koruma ve millî kazanımları savunma yönünde gösterilen çabaların gurur ve takdire değer olduğunu belirterek, bunun devletin köklü yaklaşımının devamı olduğunu ifade etti. Muhammed bin Selman, “Allah’a hamdediyoruz ki ülkemize Haremeyn-i Şerifeyn’e hizmet etme ve kutsal mekânlara gelen ziyaretçilere bakım sağlama şerefini nasip etti” ifadelerini kulandı.

Öte yandan hacılar dün teşrik günlerinin ilki olan “Yevmü’l-Karr” ("karar günü, yerleşme günü") ibadetlerini tamamladı. Suudi Arabistan hükümetinin sunduğu kapsamlı hizmetler sayesinde hacılar ibadetlerini huzurlu ve manevi atmosfer içinde yerine getirdi.

Hac ibadetini erken tamamlayarak Mina’dan ayrılmak isteyen hacıların ise bugün güneşin zeval vaktinin ardından bölgeden ayrılmaya başlaması bekleniyor.

Medine’deki resmî kurumların da ibadetlerini tamamlayan ve bu akşam itibarıyla otobüsler ile Haremeyn Hızlı Treni üzerinden kente ulaşmaya başlayacak ilk hacı kafilelerini karşılamak için hazırlıklarını tamamladığı bildirildi.


Fintech ve bulut hizmetleri, Suudi teknoloji sektöründe kâr patlamasına öncülük ediyor

Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
TT

Fintech ve bulut hizmetleri, Suudi teknoloji sektöründe kâr patlamasına öncülük ediyor

Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)

Suudi teknoloji şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ait finansal sonuçları, iş yapış yapılarında köklü bir değişime işaret etti. Dijital gelirlerdeki artış ile operasyonel ve idari maliyetlerin etkin yönetimi bu dönemde bir araya geldi. Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören öncü şirketler, toplamda 285 milyon doları (1,07 milyar riyal) aşan kâr marjıyla; siber güvenlik, dijital kimlik ve yönetilen hizmetler gibi alanlarda gelir kanallarını çeşitlendirme yetkinliklerini kanıtladı.

Söz konusu güçlü finansal performans ve net kâr artışı; dijital dönüşüm programlarının kararlılıkla sürdürülmesi, finansal teknoloji (fintech) sektörünün hızla olgunlaşması, altyapı geliştirmeleri, bulut bilişim yatırımlarının genişlemesi ve iş dünyasından gelen yoğun talepten kaynaklandı. Uzmanlar, bu ivmenin yerel bilgi ve iletişim teknolojileri pazarını istikrarlı bir şekilde büyüteceğini ve sektör harcamalarının 2031 yılına kadar 100 milyar dolar barajını aşarak tarihi bir seviyeye ulaşacağını öngörüyor.

Borsada işlem gören Suudi uygulama ve teknoloji hizmetleri sektörü şirketlerinin toplam kârı, 2026'nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artış gösterdi. Geçtiğimiz yılın aynı çeyreğinde 919,98 milyon riyal (245 milyon dolar) olan toplam kâr, bu dönemde 1,07 milyar riyale (285 milyon dolar) yükseldi.

Sektörde faaliyet gösteren ve borsada işlem gören 5 şirketten 4’ü (Elm, Solutions, Perfect Presentation - 2P ve Al Moammar) net kâr açıklarken; Bahr Al Arab şirketi 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla çeyreklik dönem zararı kaydetmeye devam etti.

Kâr tablosu

Elm şirketi, yılın ilk üç ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artışla 656 milyon riyal net kâr elde ederek sektörün toplam kârının yaklaşık yüzde 61’ini tek başına sağladı. Şirket, geçtiğimiz yılın aynı döneminde 495 milyon riyal kâr açıklamıştı. Bu büyümede, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) giderlerinin azalması ve şirket gelirlerinin yüzde 31 artarak 2,47 milyar riyale ulaşması etkili oldu.

En yüksek kâr payına sahip ikinci şirket olan Solutions ise, faaliyet giderleri ile satış, dağıtım, genel ve idari giderlerdeki düşüşün yanı sıra şirket gelirlerinin yüzde 6,3 artışla 3 milyar riyale ulaşmasının desteğiyle yıllık yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Şirket, geçen yılın aynı dönemindeki 361 milyon riyallik kârına karşılık, bu çeyrekte 370 milyon riyal kâr elde etti.

sxdcvs
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Elm şirket binasının önünde dolaşan kadınlar (Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu-PIF)

Sektör şirketleri arasında en yüksek net kâr sıralamasında üçüncü olan Perfect Presentation (2P) şirketi de, başta çağrı merkezi hizmetleri olmak üzere çoğu operasyonel sektördeki olumlu performansın ve şirket gelirlerinin yüzde 14 artışla 330,08 milyon riyale yükselmesinin etkisiyle kârını yüzde 2,42 artırdı. Böylece şirketin kârı, önceki yılın aynı dönemindeki 32,28 milyon riyal seviyesinden 33,06 milyon riyale ulaştı.

Operasyonel atılımı yönlendiren 5 temel unsur

Çeyreklik sonuçları değerlendiren finans analisti Nasır er-Reşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi pazarında işlem gören uygulama ve teknoloji hizmetleri şirketlerinin 2026’nın ilk çeyreğindeki güçlü kâr büyümesinin, beş ana temel altında özetlenebilecek çeşitli operasyonel ve stratejik faktörlerin bir araya gelmesiyle gerçekleştiğini vurguladı:

- Birinci Temel: Sektörün en büyük itici gücü olan dijital dönüşüme yönelik kamu ve özel sektör harcamalarının devam etmesi. Kamu kurumları ve büyük şirketlerin hizmetleri otomatikleştirmesi ve dijital altyapı verimliliğini artırmasıyla; teknoloji çözümleri, veri yönetimi, siber güvenlik ve bulut hizmetlerine olan talep arttı. Bu durum, kamu sözleşmelerine ve büyük ulusal projelere sahip şirketler için istikrarlı ve uzun vadeli gelir akışları yarattı.

- İkinci Temel: Finansal teknoloji (fintech) sektörünün hızla olgunlaşması ve bunun dijital ödemelere, elektronik hizmetlere, dijital kimliğe ve akıllı iş platformlarına olan güvenin artmasına yansıması. Bu gelişme, uygulama ve teknoloji işletim şirketlerinin gelir büyümesine doğrudan katkıda bulunarak, sürdürülebilir gelir ve daha yüksek kâr marjları üreten tekrarlayan bir operasyonel faaliyete dönüştü.

- Üçüncü Temel: Operasyonel verimliliğin artması. Bu durum, bazı şirketlerin operasyonel ve idari giderleri ile satış ve dağıtım maliyetlerindeki düşüşle kendini gösterdi. Bu da şirketlerin yalnızca gelir artışına güvenmediğini, aynı zamanda maliyetleri kontrol etmede ve kâr marjlarını iyileştirmede başarılı olduğunu kanıtladı.

ascsdcd
Suudi Arabistan’daki Solutions şubelerinden biri (Solutions şirketi)

- Dördüncü Temel: En yüksek kârlılığa sahip teknoloji faaliyetlerinden biri olan bulut bilişim hizmetleri ve veri merkezlerinin genişlemesi. İş dünyasından bulut barındırma çözümlerine, veri analitiğine ve yönetilen hizmetlere gelen talebin artması, kurumların geleneksel altyapıya olan bağımlılığı azaltma eğilimiyle birleşince teknoloji sözleşmelerinin ortalama getirisini yükseltti.

- Beşinci Temel: Gelir kalitesinin yükselmesi ve çeşitlenmesi. Büyük şirketlerin artık tek bir gelir kaynağına bağımlı kalmayıp; teknolojik işletim, dijital hizmetler, iş platformları, çağrı merkezi hizmetleri, bulut çözümleri ve sistem yönetimi gibi alanlardan çeşitli gelirler elde etmeye başlaması, operasyonel dalgalanmaların etkisini hafifletti ve kâr sürdürülebilirliğini artırdı.

100 milyar dolara doğru ilerleyen sürdürülebilir büyüme

Finansal piyasalar analisti Tarık el-Atik ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Elm şirketinin sektörün toplam kârının yüzde 60’ından fazlasını tek başına sağlamasının; devlet dijital hizmetleri, veri ve özel çözümlere dayalı iş modelinin yenilikçi gücünü yansıttığını belirtti. El-Atik ayrıca, şirketin verimliliği artırma ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) gibi bazı giderleri kısma yoluyla gelirlerdeki güçlü büyümeyi fiili kâra dönüştürme konusundaki yüksek kabiliyetine dikkat çekti.

El-Atik, Suudi uygulama ve teknoloji sektörünün; Vizyon 2030, dijital ekonominin ivme kazanması ve teknolojik altyapı harcamalarındaki artışın desteğiyle resmen ‘sürdürülebilir operasyonel büyüme’ aşamasına girdiğini sözlerine ekledi. Analist, bu faktörlerin önümüzdeki yıllarda da sektörü Suudi pazarının en hızlı büyüyen alanlarından biri olarak tutmaya devam edeceğini öngördü.

Uygulama ve teknoloji hizmetleri şirketlerinin önümüzdeki çeyreklerde de gelir ve kârlılıkta güçlü büyümesini sürdüreceğini tahmin eden el-Atik, ancak bu büyümenin sektörün son yıllarda kaydettiği büyük sıçramalara kıyasla daha dengeli bir hızda gerçekleşeceğini belirtti. Konuşmasını tamamlayan analist, sektörün halihazırda üç ana itici güç tarafından desteklenen uzun vadeli bir büyüme döngüsü içinde hareket ettiğini vurguladı: Kamunun dijital dönüşüm harcamalarının sürmesi, bulut hizmetleri ile yapay zekanın büyük ölçekte yaygınlaşması ve özel sektörün otomasyona yönelik artan talebi. Bu durum, bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2031 yılına kadar 100 milyar doların üzerine çıkacağı öngörüleri eşliğinde, Suudi pazarında teknoloji harcamalarının hacminde yaşanan belirgin genişlemeyi de gözler önüne seriyor.


Suudi Arabistan Yemen'e acil yardım kapsamında 150 milyon dolar sağladı

Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)
Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)
TT

Suudi Arabistan Yemen'e acil yardım kapsamında 150 milyon dolar sağladı

Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)
Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)

Suudi Arabistan, Yemen’in çeşitli vilayetlerindeki elektrik santrallerinin dizel ve fuel-oil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 150 milyon dolar değerinde acil petrol türevi yakıt desteği sağladı.

Bu adımın, Suudi Arabistan’ın Yemen halkına yönelik desteğinin devamı niteliğinde olduğu belirtilirken, yardımın Kral Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın talimatları doğrultusunda ve Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın takibiyle gerçekleştirildiği ifade edildi.

Destek, “Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı” aracılığıyla sağlanıyor. Yardımın, elektrik sisteminin istikrarını güçlendirmeyi, temel hizmetlerin sürekliliğini iyileştirmeyi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıları hafifletmeyi hedeflediği kaydedildi. Bunun yanı sıra hayati hizmetlerin desteklenmesi ile ekonomik ve kalkınma faaliyetlerinin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Yemen’den sorumlu Suudi Arabistan Büyükelçisi ve programın genel denetçisi Muhammed el-Cabir, desteğin Suudi Arabistan’ın Yemen halkının yanında olma ve insani sıkıntıları hafifletme yönündeki köklü yaklaşımının bir devamı olduğunu ifade etti.

El-Cabir, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yardımın özellikle yüksek sıcaklıkların yaşandığı dönemde elektrik hizmetlerinin istikrarına katkı sağlayacağını, ayrıca ticari ve hizmet sektörlerindeki faaliyetleri destekleyerek Yemen’de kalkınma ve istikrarı güçlendireceğini belirtti.