Katar: Rehine takası müzakerelerinde küçük engeller var

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sani (QNA)
Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sani (QNA)
TT

Katar: Rehine takası müzakerelerinde küçük engeller var

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sani (QNA)
Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sani (QNA)

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sâni, Gazze'de Hamas Hareketi ile İsrail arasında günlerdir konuşulan planlı rehine takası müzakerelerinde "küçük" zorlukların kaldığını duyurdu.

Sani, ülkesinin Gazze Şeridi'ndeki gruplar tarafından tutulan rehineleri serbest bırakma çabalarının devam ettiğine değinerek, görüşmelerde iyi ilerleme kaydedildiğini aktardı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile ortak basın açıklaması yapan Sâni, Gazze'deki rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik çabaların devam ettiğini, anlaşmanın inişli çıkışlı olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın aktardığına Katar Başbakanı, ülkesinin Hamas ve İsrail ile çalıştığını ve son günlerde iyi bir ilerleme kaydettiğine atıfta bulunarak, “Müzakerelerde kalan zorluklar, daha büyük zorluklarla karşılaştırıldığında çok küçük, daha lojistik ve daha pratik dedi.

Gazze'deki insani felaketin hala uluslararası toplumun yetersizliği sebebiyle kötüleştiğini, İsrail'i güvenlik konseyi kararına uymaya, savaşı durdurmaya ve insani koridorları açmaya çağırdığını söyleyen Sani, “Gazze'de insanlar açlık, temiz su, elektrik ve yakıt sıkıntısı çekiyor. En son El Fahura Okulu'nda yaşanan katliamlar, İsrail'in uluslararası hukuka saygısızlığını kanıtlıyor” şeklinde konuştu.

Sâni, binlerce yerinden edilmiş insanın sığındığı Şifa Hastanesi’nde yüzlerce hastanın, yeni doğmuş bebeğin, sağlık personelinin zorla yerlerinden edilmesi dahil olmak üzere yaşananların bir suç olduğuna değinerek, bu konuda uluslararası toplumdan bir kınama sesi duymadıklarını aktardı.

Borrell ise Gazze'deki rehinelerin koşulsuz serbest bırakılması ve Kızılay ve Kızılhaç aracılığıyla onlara erişime izin verilmesi çağrısında bulundu.

Birkaç hafta önce Mısır'ın yanı sıra Katar ve ABD, rehineler meselesi konusunda Hamas ile Tel Aviv arasında bir uzlaşmaya varmak için ısrarlı çabalar başlattı ancak herhangi bir ilerlemeye kaydedilmedi.



Suudi Arabistan, Flydubai olayının ayrıntılarını açıkladı

“Flydubai” şirketine ait “Boeing 737-8 MAX” tipi uçak. (Reuters)
“Flydubai” şirketine ait “Boeing 737-8 MAX” tipi uçak. (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, Flydubai olayının ayrıntılarını açıkladı

“Flydubai” şirketine ait “Boeing 737-8 MAX” tipi uçak. (Reuters)
“Flydubai” şirketine ait “Boeing 737-8 MAX” tipi uçak. (Reuters)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, ülkedeki yetkili makamlar tarafından Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir güvenlik ekibinin katılımıyla yürütülen “Flydubai” olayıyla ilgili ilk soruşturma bulgularının, yardımcı pilotun uçak kaptanına saldırdığını ve bunun sonucunda her ikisinin de yaralandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Bakanlıktan yetkili bir kaynak dün yaptığı açıklamada, yetkili makamların “Flydubai” şirketine ait uçakta ilan edilen acil durumla ilgili gerekli işlemleri başlattığını ve uçağa çarşamba günü Tebük’e acil iniş izni verildiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre kaynak, uçağın 174 yolcu ve 8 kişilik mürettebatıyla güvenli şekilde iniş yaptığını ve bütün yolcular ile mürettebata gerekli sağlık hizmetinin sağlandığını açıkladı. Bütün yolcuların “Flydubai” tarafından tahsis edilen başka bir uçakla seyahatlerine devam ettiği belirtildi.

Açıklamada, uçuş mürettebatının aynı şirkete ait başka bir uçakla Dubai’ye döndüğü, ancak uçak kaptanı ile yardımcısının tedavi için hastaneye kaldırıldığı kaydedildi. İki pilotun daha sonra dün sabah, BAE güvenlik ekibinin refakatinde Suudi Arabistan’dan Abu Dabi’ye gönderildiği bildirildi.


BAE, Flydubai uçağındaki olayla ilgili soruşturma ekibi oluşturdu

BAE Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)
BAE Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)
TT

BAE, Flydubai uçağındaki olayla ilgili soruşturma ekibi oluşturdu

BAE Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)
BAE Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi, dün Dubai Uluslararası Havalimanı'ndan Tel Aviv'e gitmek üzere havalanan Flydubai'ye ait FZ1073 sefer sayılı uçakta meydana gelen olayın soruşturulması için uzman savcılardan oluşan bir ekip kurulması talimatını verdi. Uçuş sırasında uçağın rotası değiştirilmiş ve uçak Suudi Arabistan'ın Tebük kentindeki havalimanına güvenli şekilde iniş yapmıştı. BAE resmi haber ajansı WAM, gelişmeyi bugün (perşembe) duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın BAE resmi haber ajansı WAM’dan aktardığı habere göre  soruşturma, Flydubai'nin uçuş sırasında kokpitte bir tartışma çıktığını ve uçağın güvenliğini sağlamak amacıyla uçakta bulunan şirket mürettebatının olaya müdahale etmek zorunda kaldığını açıklamasının ardından başlatıldı.

WAM, soruşturma ekibinin çalışmalarına BAE Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve ülkedeki ilgili makamlarla koordinasyon halinde başladığını bildirdi. Başsavcı ayrıca olayla ilgili bilgi ve delillerin toplanması, olayın niteliği, koşulları, ayrıntıları ve motivasyonunun ortaya çıkarılması için gerekli işlemlerin yapılması talimatını verdi.

WAM’ın aktardığına göre soruşturma kapsamında olayın herhangi bir terör faaliyeti veya amacıyla bağlantılı olup olmadığı ve önceden planlanıp planlanmadığı ya da herhangi bir makam tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği de araştırılacak.

cdfgthy
30 Eylül 2026'da AFP televizyonu tarafından dağıtılan video görüntüsünden alınan bu karede, Flydubai'nin FZ1073 sefer sayılı uçuşundaki yolcular görülüyor (AFP).

Başsavcı, soruşturmanın halen devam ettiğini belirterek yetkili makamlar gerçekleri toplamayı ve doğrulamayı tamamlamadan önce olayla ilgili spekülasyon yapılmaması veya güvenilir olmayan bilgilerin dolaşıma sokulmaması çağrısında bulundu.

Şemsi, yalnızca resmi kaynaklardan yayımlanan bilgi ve verilere itibar edilmesi ve soruşturmanın sonuçları açıklanmadan önce herhangi bir sonuca varılmaması gerektiğini vurguladı.

WAM ayrıca BAE'deki yargı makamlarının yürürlükteki mevzuat uyarınca olayla ilgili soruşturma yürütme yetkisine sahip olduğunu belirtti. Ajans, uçağın BAE'de kayıtlı olması ve ülkenin bayrağını taşıması nedeniyle, BAE hukukunun uçağın ülke sınırları dışında bulunması halinde dahi uçakta işlenen suçlar bakımından geçerli olduğunu bildirdi.


Husilerden Mescid-i Nebevi’nin elektrik sistemine saldırı

Husilerin düzenlediği terör saldırısında, Mescid-i Nebevi’ye elektrik hizmeti sağlayan sivil altyapı tesislerinden biri hedef alındı. (SPA)
Husilerin düzenlediği terör saldırısında, Mescid-i Nebevi’ye elektrik hizmeti sağlayan sivil altyapı tesislerinden biri hedef alındı. (SPA)
TT

Husilerden Mescid-i Nebevi’nin elektrik sistemine saldırı

Husilerin düzenlediği terör saldırısında, Mescid-i Nebevi’ye elektrik hizmeti sağlayan sivil altyapı tesislerinden biri hedef alındı. (SPA)
Husilerin düzenlediği terör saldırısında, Mescid-i Nebevi’ye elektrik hizmeti sağlayan sivil altyapı tesislerinden biri hedef alındı. (SPA)

Husiler, geçtiğimiz salı sabaha karşı düzenledikleri İHA saldırısıyla, Medine’de Mescid-i Nebevi’ye elektrik hizmeti sağlayan Taybe Trafo Merkezi’ni hedef aldı.

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki dün yaptığı açıklamada, “Sivil altyapı tesislerinden birini hedef alan bu korkakça terör eylemi, bir trafonun devre dışı kalmasına yol açtı ancak elektrik şebekesinde herhangi bir kesintiye neden olmadı” dedi. El-Maliki, saldırının söz konusu aşırılık yanlısı grupların iki kutsal mabedi hedef alma ve dünya genelindeki milyonlarca Müslümanın duygularını kasten provoke etme girişimlerinin devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

Koalisyon, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’nin güvenliğini ve hacıların emniyetini sağlamak amacıyla terörist grupları caydıracak gerekli önlemleri almaya ve uygulamaya devam edeceğini vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi de bu terör saldırısının “tüm kırmızı çizgileri aştığını”, dünya genelindeki Müslümanların duygularına yönelik açık bir provokasyon ve kutsal mekânların dokunulmazlığının ciddi şekilde ihlali olduğunu ifade etti.