Hacı adayları, Hac ibadetinin ilk durağı olan Terviye Günü'nü geçirmek üzere Mina'ya akın ediyor

TT

Hacı adayları, Hac ibadetinin ilk durağı olan Terviye Günü'nü geçirmek üzere Mina'ya akın ediyor

Hacı adayları, Hac ibadetinin ilk durağı olan Terviye Günü'nü geçirmek üzere Mina'ya akın ediyor

Zilhicce'nin sekizinci günü olan bugün (Cuma) Kabe’ye akın eden hacı kalabalıkları; yaklaşık iki milyon hacı adayının özlem, gözyaşı, umut, tesbih ve tekbirlerle gerçekleştirdiği en büyük inanç yolculuğunun başlangıcını kutluyor. Bu esnada Suudi Arabistan devleti, misafirlerine Hac ibadetlerini yerine getirirken rahatlık, huzur ve güvenin tadını çıkarmaları için sağladığı çok sayıda hizmeti sunmaya çalışıyor.

Rahman'ın misafirleri, 6 gün boyunca devam eden Hac ibadetinin ilk durağı olan Terviye Günü'nü, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) sünnetine uyarak, Yüce Allah'a yaklaşmak ve O'ndan mağfiret umarak Mina’da geçirirler.

zxcdvfgrth
Hacı adayları, günün erken saatlerinden itibaren Mina'ya gelmeye başladı. (SPA)

Hacı adaylarının Mina'ya varışına, inanç yolculuklarında hacılara her türlü konforu sağlamak ve onlara günün her saati en iyi hizmeti sunmak için entegre güvenlik, sağlık ve hizmet çalışmaları eşlik etti.

Temettü haccı yapacak olan adaylar Mekke içinde olsun olmasın bulundukları yerde ihrama girerler. Hacılar Zilhicce ayının 9'unda güneş doğana kadar Mina’da kalırlar. Bundan sonra Arafat'a (Vakfe’ye) giderler. Arafat'tan çıkıp geceyi Müzdelife'de geçirdikten sonra 10, 11, 12 ve 13. günleri geçirmek ve üç Cemerat'ı atmak için tekrar Mina’ya geri dönerler. Bunlar Cemretü'l-Akabe, Cemretü'l-Vusta ve Cemretü's-Suğra’dır.

fgrhyju

Dünyanın en büyük çadır kenti olarak bilinen Mina, yaklaşık 2,6 milyon hacı adayını ağırlamak üzere 104 milyon metrekarelik bir alanda hayata geçirilen en büyük projelerden biridir. Çadırlar, hacıların huzur ve maneviyat dolu bir atmosferde ibadetlerini rahatlıkla yerine getirebilmeleri için gerekli tüm ihtiyaçlarla donatılmıştır.

Modern çadırlar, ışık ve ısı yalıtımı, yangına dayanıklılık ve ultraviyole ışınlarından korunma özelliklerine sahip üst düzey teknik özelliklerle donatıldı. Her çadıra özel bir soğutma sistemi bağlandı. Ayrıca her türlü güvenlik, emniyet, destek ve sağlık hizmeti de ayarlandı.

dfvgb
Hacı adayları, günün erken saatlerinden itibaren Mina'ya gelmeye başladı. (SPA)

Şeriat, ister kıran haccı yapanlar olsun ister ifrad haccı yapanlar olsun ihramlı olarak Terviye Günü Mina'ya gelmelerinin ve Arafat'ta vakfeye giderken geceyi Mina’da geçirmelerinin sahih bir sünnet olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Hacılar Zilhicce ayının 9'unda güneş doğana kadar Mina’da kalırlar. Bundan sonra Arafat'a giderler. Arafat'tan çıkıp geceyi Müzdelife'de geçirdikten sonra 10, 11, 12 ve 13. günleri geçirmek ve üç Cemerat'ı atmak için tekrar Mina’ya geri dönerler. Bunun sebebi şu ayet-i kerimedir: “Belirlenmiş günlerde Allah’ı zikredin. Allah’a saygılı olan için iki günde (dönmekte) acele edene günah yoktur; daha uzun kalana da günah yoktur. Allah’a saygılı olun.” *

xcd
Hacı adayları, günün erken saatlerinden itibaren Mina'ya gelmeye başladı. (SPA)

Mina, Mekke ile Müzdelife arasında, Mescid-i Haram'ın 7 kilometre kuzey doğusunda yer almaktadır. Harem sınırları içinde, kuzey ve güney tarafları dağlarla çevrili bir vadidir. Mekke tarafında Cemretü'l-Akabe, Müzdelife tarafında ise Muhassir Vadisi ile sınırlandırılmış olup sadece Hac döneminde iskân edilmektedir.

Mina, tarihi ve dini önemi olan bir yerdir. Hz. İbrahim (as) burada şeytanı taşlamış ve Hz. İsmail'in (as) kurbanını kesmiş, ardından Hz. Muhammed (sav) Veda Haccı'nda bu eylemi doğrulamış ve tıraş olmuş. Bunun ardından Müslümanlar da Cemarat'ta şeytan taşlayarak, kurbanlarını keserek ve tıraş olarak peygamberlerinin sünnetine uymuşlardır.

nhmjyö
Hacı adayları, günün erken saatlerinden itibaren Mina'ya gelmeye başladı. (SPA)

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in hükümeti, hacıların Mina'da geçirdikleri süreyi ve yönetimin hacıların ibadetlerini yerine getirdikleri süre boyunca rahat etmelerini sağlayacak gereksinimlerin büyüklüğüne olan inancını göz önünde bulundurarak Mina'ya ilgi gösterdi.

Hacıların hac yolculuğunu kolaylaştırmak ve ibadetlerini maneviyat ve huzur içinde yerine getirebilmeleri için güvenlik, sağlık, yemek ve ulaşım hizmetleri sağlayan Suudi yönetimi, hükümet ve hizmet kurumlarının hac mevsimi boyunca görevlerini başarılı kılacak her şeyi hayata geçirmek için çaba sarf etmelerinin önemini vurguladı.

* Bakara Suresi – 203



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Kuveyt ve Ummanlı mevkidaşları ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Kuveyt ve Ummanlı mevkidaşları ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kuveytli mevkidaşı Şeyh Cerrah el-Sabah ve Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile bölgesel durumdaki son gelişmeleri ve bu konudaki çabaları görüştü.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Şeyh Cerrah el-Sabah ve Bedr el-Busaidi'den aldığı iki telefon görüşmesinde, bölgenin güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik ortak çabaları gözden geçirdi.


Suudi Arabistan: Filistin'in güvenliği bölgesel güvenlikten ayrılamaz

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan Dr. Manal Rıdvan, toplantıda Krallığı temsil eden konuşmayı yapıyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan Dr. Manal Rıdvan, toplantıda Krallığı temsil eden konuşmayı yapıyor.
TT

Suudi Arabistan: Filistin'in güvenliği bölgesel güvenlikten ayrılamaz

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan Dr. Manal Rıdvan, toplantıda Krallığı temsil eden konuşmayı yapıyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan Dr. Manal Rıdvan, toplantıda Krallığı temsil eden konuşmayı yapıyor.

Suudi Arabistan, dün yaptığı açıklamada Filistin güvenliğinin bölgesel güvenlikten ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, kalıcı barışın sağlanması için karşılıklı güvenlik kaygılarını ele alan, egemenliğe saygı gösteren ve gerilimi önleyen daha kapsamlı bir çerçevenin gerekli olduğunu vurguladı.

Açıklama, Belçika’nın Brüksel kentinde düzenlenen “İki Devletli Çözümün Uygulanması Uluslararası Koalisyon"un 9. toplantısında yapıldı. Suudi Arabistan, Avrupa Birliği ve Norveç’in eş başkanlığında gerçekleştirilen ve “Gazze savaşı sonrasında barışa nasıl ilerlenir?” temasıyla düzenlenen toplantıya 83 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcileri katıldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Özel Temsilcisi Manal Rıdvan, ülkesini temsilen yaptığı konuşmada, mevcut temel zorluğun kırılgan ateşkesi geri dönülmez bir barış sürecine dönüştürmek olduğunu ifade etti. Rıdvan, güvenlik ile siyasi çözümün birbirinden ayrılamayacağını, güvenilir bir siyasi ufuk olmadan sağlanacak istikrarın geçici ve sürdürülemez olacağını dile getirdi.

Rıdvan, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararının uygulanmasının, kapsamlı planın hayata geçirilmesinin ve Barış Konseyi çabalarının desteklenmesinin; ateşkes, insani yardım, yönetişim, güvenlik ve yeniden imar süreçlerinin entegre bir çerçevede uyumlu hale getirmek için gerçek bir fırsat sunduğunu belirterek, istikrarın egemenliğin yerini alamayacağını da vurguladı.

evfr
"İki Devletli Çözümün Uygulanmasına Yönelik Uluslararası Koalisyon"un 9. toplantısı dün Brüksel'de yapıldı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

İnsani yardımların tam ve engelsiz şekilde ulaştırılmasının önemine dikkat çeken Rıdvan, erken toparlanma ve yeniden imar çalışmalarında mükerrerliği önleyecek bir ilerleme sağlanması gerektiğini belirtti. Suudi Arabistan’ın, Filistin hükümetinin reform programına tam destek verdiğini ve bu çabaların Gazze’ye dönüş sürecini, Gazze ile Batı Şeria’nın birliğini koruyacak şekilde hazırladığını ifade etti.

Rıdvan ayrıca silahsızlanma konusunun, meşruiyete dayalı daha geniş bir siyasi ve kurumsal çerçevede ele alınması gerektiğini ve nihai hedefin Filistin devletinin hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Batı Şeria’daki durumun iki devletli çözümü tehdit eden ve tehlikeli bir tırmanışa sahne olduğunu kaydeden Rıdvan, Filistinli sivillerin korunmasının istikrar çabalarının temel unsuru olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan’ın hukukun üstünlüğünü güçlendiren, Filistin kurumlarının kapasitesini artıran ve özellikle polis ile adalet sektörlerini destekleyen girişimlere desteğini yineleyen Rıdvan, uluslararası hukuka saygı gösterilmeden ve işgali pekiştiren uygulamalar reddedilmeden hiçbir güvenlik düzenlemesinin sürdürülebilir olmayacağını kaydetti.

Uluslararası istikrar gücünün rolünün zamanla sınırlı olması ve Filistin kurumlarını desteklemesi gerektiğini, onların yerine geçmemesi gerektiğini ifade eden Rıdvan, “New York Deklarasyonu”nun güvenlik düzenlemelerini güvenilir bir siyasi süreçle ilişkilendiren önemli bir referans olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan temsilcisi konuşmasını, her türlü istikrar çabalarının 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına yönelmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı. Rıdvan, Suudi Arabistan’ın adil ve kapsamlı bir barış için ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini yineledi. 


Birleşik Arap Emirlikleri bir terör örgütünün çökertildiğini duyurdu

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan örgüt üyelerinin fotoğrafları ve isimleri (WAM)
Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan örgüt üyelerinin fotoğrafları ve isimleri (WAM)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri bir terör örgütünün çökertildiğini duyurdu

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan örgüt üyelerinin fotoğrafları ve isimleri (WAM)
Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan örgüt üyelerinin fotoğrafları ve isimleri (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri, ulusal birliği hedef almayı ve istikrarı sarsmayı amaçlayan gizli faaliyetler yürüttüğü tespit edilen bir terör örgütünün çökertildiğini ve üyelerinin gözaltına alındığını duyurdu. Söz konusu yapılanmanın, ülke içinde sabotaj eylemleri planladığı belirtildi.

Devlet Güvenlik Kurumu tarafından yapılan resmi açıklamada, soruşturmaların örgüt üyelerinin yurt dışındaki bazı unsurlarla bağlantılı olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi. Açıklamada, bu bağlantıların özellikle İran’daki “Velayet-i Fakih” olarak bilinen yapıyla ilişkili olduğuna işaret edildi. Ayrıca, örgüt üyelerinin iç güvenliği tehdit eden aşırılık yanlısı ideolojiler benimsediği ve gizli, organize toplantılar aracılığıyla eleman kazanma faaliyetleri yürüttüğü ifade edildi.

Açıklamada, zanlıların ülke içinde ve dışında toplantılar düzenlediği, şüpheli kişi ve gruplarla temas kurduğu, Emirlik gençliğine yanıltıcı fikirler aşılamayı ve onları dış ajandalar doğrultusunda örgüte kazandırmayı hedeflediği belirtildi. Bunun yanı sıra, devlet politikalarına karşı kışkırtma faaliyetlerinde bulundukları ve ülkenin imajını zedelemeye çalıştıkları aktarıldı.

Şarku^l Avsat’ın edindiği bilgiye göre soruşturmalar, örgüt mensuplarının gayri resmî yollarla para topladığını ve toplanan bu fonları şüpheli dış yapılara aktardığını, ayrıca hassas noktalara erişim sağlamaya çalıştığını da ortaya koydu.

Devlet Güvenlik Kurumu, zanlılara yöneltilen suçlamaların; gizli örgüt kurmak ve yönetmek, devlet güvenliğini tehdit eden eylemler planlamak, yabancı unsurlara bağlılık yemini etmek ve ulusal birlik ile toplumsal barışı zedelemek olduğunu bildirdi.

Yetkililer, ülkenin güvenliğini tehdit eden her türlü girişimlere karşı kararlılıkla mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurgularken, vatandaş ve ülke sakinlerine, şüpheli faaliyetleri resmî kanallar üzerinden bildirme çağrısında bulundu.