Gazze Şeridi'nde acil ateşkes çağrısında bulunan Körfez ülkeleri, ‘iki devletli çözümü’ vurguladı

Süveyda Anlaşması’nı memnuniyetle karşıladılar... Lübnan'da silahların devletin elinde toplanmasına desteklerini ifade ettiler

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) 165. Bakanlar Konseyi toplantısı başladı. (KUNA)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) 165. Bakanlar Konseyi toplantısı başladı. (KUNA)
TT

Gazze Şeridi'nde acil ateşkes çağrısında bulunan Körfez ülkeleri, ‘iki devletli çözümü’ vurguladı

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) 165. Bakanlar Konseyi toplantısı başladı. (KUNA)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) 165. Bakanlar Konseyi toplantısı başladı. (KUNA)

Kuveyt'te toplanan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Bakanlar Konseyi, Gazze Şeridi'nde acil ve kalıcı bir ateşkes çağrısında bulundu; sivillerin korunmasını ve yardımların engelsiz bir şekilde ulaştırılmasını vurguladı. İsrail işgalinin suçlarını ve abluka politikasını kınayan KİK Bakanlar Konseyi, Katar, Mısır ve ABD'nin arabuluculuk çabalarını övdü.

Toplantının ardından KİK Bakanlar Konseyi, ‘iki devletli çözümün’ uygulanmasını ve başkenti Kudüs olan 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin kurulmasını vurguladı ve Filistin devletinin uluslararası alanda giderek artan tanınmasını memnuniyetle karşıladı.

KİK Bakanlar Konseyi, ‘Gazze Şeridi'nde ateşkesi sağlamak, rehineleri ve mahkûmları serbest bırakmak, sivil halkı korumak ve insani yardımın acil ve kesintisiz bir şekilde ulaştırılmasını kolaylaştırmak için acil ve kapsamlı bir anlaşmaya varılması gerektiğini’ vurguladı. Konsey, ‘İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi halkına karşı işlediği soykırım suçunu, Gazze Şeridi'nde kıtlığa yol açan kasıtlı abluka politikasını ve etnik temizlik, toplu cezalandırma ve siviller ile gazetecilerin öldürülmesi politikasını’ en şiddetli şekilde kınadı.

Konsey, 28-30 Temmuz tarihlerinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde Suudi Arabistan ve Fransa'nın eş başkanlığında düzenlenen Filistin sorununun barışçıl çözümü ve iki devletli çözümün uygulanmasına ilişkin üst düzey uluslararası konferansın başarısını övdü. Konsey, Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek, iki devletli çözümün uygulanması yoluyla Filistin meselesinin adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözülmesini sağlamak, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'yı Filistin Yönetimi çatısı altında birleştirmek ve bölgedeki tüm ülkeler için istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla yapılan tüm çabaları desteklediğini bildirdi.

Hor Abdullah

Diğer yandan KİK Bakanlar Konseyi, Irak'a Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyması çağrısını yineledi. Ayrıca Irak'a, Kuveyt devleti ile Irak arasında imzalanan Hor Abdullah'taki deniz seyrüseferinin düzenlenmesine ilişkin anlaşmaya uyması çağrısında bulundu. Konsey, Kuveyt-Irak kara ve deniz sınırlarının belirlenmesi konusunda Irak'a ikili ve uluslararası taahhütlere, anlaşmalara ve ilgili tüm BM kararlarına uyması çağrısını yineledi.

Durra gaz sahası ile ilgili olarak Konsey, bu sahanın tamamının Kuveyt devletinin deniz alanlarında yer aldığını ve Suudi Arabistan-Kuveyt sınırına bitişik su altı bölgedeki doğal kaynakların mülkiyetinin yalnızca Suudi Arabistan ve Kuveyt’e ait olduğunu bildirdi. Uluslararası hukuk hükümlerine uygun olarak ve aralarında imzalanan ve yürürlükte olan anlaşmalara dayanarak, bu bölgedeki doğal kaynakları kullanma hakkına yalnızca bu iki ülke sahip. Konsey, Suudi Arabistan ve Kuveyt arasında sınırları belirlenen bölünmüş alana bitişik su altı bölgede herhangi bir başka tarafın hak sahibi olduğu yönündeki her türlü iddiayı kesin olarak reddettiğini ifade etti.

Suriye ve Lübnan

Körfez ülkeleri, Süveyda'daki krizi sona erdirmek için varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve Suriye'yi, birliğini ve vatandaşlarını korumak için bu anlaşmanın uygulanması gerektiğini vurguladı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın, Süveyda vilayetinde Suriye vatandaşlarına karşı işlenen ihlallerden sorumlu olanların tümünden hesap sorma ve Suriye topraklarında güvenlik, devlet egemenliği ve hukukun üstünlüğünü tesis etmek için tüm çabaları destekleme, şiddeti, mezhepçiliği, fitne, kışkırtma ve nefret tohumları ekme girişimlerini reddetme taahhüdünü övdüler.

Konsey ayrıca İsrail'in Suriye'ye yönelik tekrarlanan saldırılarını ve ihlallerini, Suriye'nin egemenliğine ve istikrarına yönelik saldırılarını kınadı. Suriye hükümetinin güvenlik ve istikrarı korumak için aldığı önlemlere tam destek verdiğini ifade eden Konsey, Suriye'yi bölmeyi amaçlayan her türlü ayrılıkçı çağrıyı reddetti.

Lübnan meselesine ilişkin olarak KİK Bakanlar Konseyi, Taif Anlaşması ve ilgili uluslararası kararlar temelinde, Lübnan'ın tamamında silahların devletin elinde toplanmasını sağlayan Lübnan Bakanlar Kurulu'nun kararını memnuniyetle karşıladı.

Ayrıca, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını kınadı ve Lübnan'a ilişkin BM Güvenlik Konseyi kararlarının, özellikle de 1701 sayılı kararın uygulanması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda ABD'nin arabuluculuk çabalarını takdir etti ve Lübnan'ın iç işlerine yönelik dış açıklamaları ve müdahaleleri reddettiğini ifade etti.

Yemen meselesine ilişkin olarak Konsey, deniz güvenliği ve su yollarının korunmasının ve ticari gemileri hedef alan, deniz seyrüseferini ve uluslararası ticareti tehdit eden faaliyetler dahil olmak üzere bölgenin ve dünyanın güvenliğini ve istikrarını tehdit eden faaliyetlere karşı mücadele edilmesinin önemini vurguladı.

KİK Bakanlar Konseyi, İran ile ilgili olarak, İran nükleer meselesine kapsamlı bir çözüm bulmak için ‘yapıcı müzakerelerin sürdürülmesinin’ önemini vurguladı ve bu müzakerelerin KİK ülkelerinin tüm meselelerini ve güvenlik endişelerini kapsaması gerektiğini belirtti. KİK ülkelerinin bu meseleye ilişkin iş birliği yapmaya ve meseleyi etkili bir şekilde ele almaya hazır olduklarını ve devletlerin egemenliğine, iyi komşuluk ilkelerine, BM kararlarına ve uluslararası meşruiyete bağlılık çerçevesinde ortak hedef ve çıkarların gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın teşvik edilmesini sağlamak için bu konuyla ilgili tüm bölgesel ve uluslararası müzakerelere, tartışmalara ve toplantılara katılmaları gerektiğini vurguladı. Konsey ayrıca, ilgili taraflar arasında diyaloğun kolaylaştırılmasında Umman Sultanlığı'nın oynadığı olumlu rolü takdir etti.



Suudi Arabistan, İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılarını kınamasını yineledi ve gerginliğin artmasının sonuçları konusunda uyardı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılarını kınamasını yineledi ve gerginliğin artmasının sonuçları konusunda uyardı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, İran'ın Bahreyn Krallığı ve Kuveyt Devleti'ne yönelik saldırılarını ve ihlallerini "en sert ifadelerle" kınayarak, bu eylemlerin bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit ettiğini ve bölgede istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik çabaları baltaladığını belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, İran'ın devam eden saldırılarının bölgeyi daha fazla gerilime doğru sürüklediği, güvenlik ve istikrarı zedelediği ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Suudi Arabistan'ın Bahreyn ve Kuveyt ile dayanışmasını sürdürdüğü ve bu ülkelerin egemenliklerini, güvenliklerini ve istikrarlarını korumak amacıyla alacakları bütün tedbirlere tam destek verdiği vurgulandı.

Suudi Arabistan'ın açıklaması, bu sabaha karşı Bahreyn ve Kuveyt'in hedef alındığı saldırıların sonrasında yapıldı. Bahreyn makamları, İran tarafından Bahreyn ve Kuveyt'e doğru fırlatılan 7 balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyururken, saldırılar sonucu herhangi bir hasar meydana gelmediğini bildirdi.

Kuveyt'te ise Genelkurmay Başkanlığı, hava savunma sistemlerinin düşmanca füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını engellediğini açıkladı. Yetkililer, bazı bölgelerde duyulan patlama seslerinin hava savunma unsurlarının gerçekleştirdiği önleme faaliyetlerinden kaynaklandığını belirtti.

Söz konusu gelişmeler, İran ile bağlantılı bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde yaşanırken, uzmanlar ve yetkililer olası yeni bir gerilimin Körfez bölgesinin güvenliği ile uluslararası deniz ticareti üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor.


Körfez ülkelerinden yapılan açıklamada, İran'ın saldırıları barışı baltalayan terör eylemleri olarak nitelendirildi

Casim el-Budeyvi, Körfez Arap Devletleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri (Şarku’l Avsat)
Casim el-Budeyvi, Körfez Arap Devletleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri (Şarku’l Avsat)
TT

Körfez ülkelerinden yapılan açıklamada, İran'ın saldırıları barışı baltalayan terör eylemleri olarak nitelendirildi

Casim el-Budeyvi, Körfez Arap Devletleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri (Şarku’l Avsat)
Casim el-Budeyvi, Körfez Arap Devletleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri (Şarku’l Avsat)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), bugün yaptığı açıklamada, İran yönetiminin altyapı ve sivil tesisleri hedef alan saldırılarını sürdürmesinin, bölgede güvenlik ve istikrarı bozma ve barış çabalarını baltalama isteğinin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.

Konsey Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alan düşmanca saldırılarının devam etmesini en sert ifadelerle kınadığını açıkladı.

El- Budeyvi, söz konusu eylemlerin "tehlikeli ve sorumsuz bir gerilim" niteliği taşıdığını vurgulayarak, bunların bütün uluslararası hukuk kuralları ve teamüllerinin açık bir ihlali olduğunu, ayrıca bölgenin güvenlik ve istikrarına doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade etti.

KİK Genel Sekreteri, Bahreyn ve Kuveyt'in güvenliğinin Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, üye devletlerin her iki ülkenin yanında birlik içinde durduğunu söyledi.

El-Budeyvi ayrıca, Körfez ülkelerinin Bahreyn ve Kuveyt'in güvenliklerini korumak, egemenliklerini savunmak ve toprak bütünlüklerini muhafaza etmek amacıyla aldığı tüm tedbirlere tam destek verdiğini kaydetti.


Bahreyn'den İran'a: Saldırıları durdurun... Güvenlik füzeler ve İHA’larla inşa edilmez

Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)
Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)
TT

Bahreyn'den İran'a: Saldırıları durdurun... Güvenlik füzeler ve İHA’larla inşa edilmez

Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)
Bahreyn'in başkenti Manama (Arşiv)

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, bugün sabaha karşı Bahreyn Krallığı ve Kuveyt Devleti topraklarına yönelik fırlatılan ve hava savunma sistemlerince herhangi bir hasara yol açmadan başarıyla imha edilen 7 balistik füze saldırısının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık, yaşanan gelişmeyi "İran’ın mükerrer saldırganlığı" olarak nitelendirerek şiddetle kınadı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu saldırının Bahreyn ve Kuveyt’in egemenliğine yönelik "açık bir ihlal" teşkil ettiği, BM Şartı ile uluslararası hukuku çiğnediği ve Basra Körfezi bölgesinin güvenlik ve istikrarına doğrudan tehdit oluşturduğu vurgulandı.

Güvenlik füzelerle inşa edilemez

Açıklamada, "Güvenlik füze ve İHA’larla inşa edilemez, istikrar ise mayın döşeyerek korunamaz" ifadelerine yer verilerek İran’a, bu gerekçesiz saldırılara derhal son verme, barış ve diyalog yolunu seçme ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyma çağrısı yapıldı.

Şarku'l Avsat'ın açıklamadan aktardığına göre Bakanlık, deniz seyrüsefer özgürlüğünün korunması adına Tahran yönetiminden şu taleplerde bulundu:

Hürmüz Boğazı'nın hiçbir kısıtlama veya harç olmaksızın tamamen trafiğe açılması,

Deniz mayınlarının konumlarının açıklanması ve bunların temizlenmesi için iş birliği yapılması,

Sivil gemilerin güvenliğini garanti altına alacak ve bölgede mahsur kalan binlerce denizcinin ayrılmasına izin verecek güvenli bir insani koridorun sağlanması.

Egemenliğimiz kırmızı çizgimizdir

Bu tür gerilim hamlelerinin küresel ekonomi ve uluslararası ticaret için hayati öneme sahip bir bölgede gkrizi artıracağına dikkat çeken bakanlık; Bahreyn'in barış ve istikrar seçeneğine bağlılığını yineledi. Ancak bununla birlikte, ulusal güvenlik ve egemenliğin korunmasının "kırmızı çizgi" olduğunu vurgulayan Manama yönetimi, topraklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli tüm meşru önlemleri alacağını, bu konuda kardeş ve müttefik ülkelerin desteğine güvendiğini belirtti.

Açıklama, bölgenin geleceğinin iki seçeneğe bağlı olduğunun altı çizilerek sonlandırıldı: Ya barış ve iş birliği yoluna dahil olunacak ya da bölgeyi daha fazla izolasyon ve dışlanmaya sürükleyecek gerilimi artırma politikalarına devam edilecek.