Suudi Arabistan Krallığı: Küresel dinamiklerde yükselen orta güç

Gulf Research Center (Körfez Araştırma Merkezi) adlı düşünce kuruluşunun kurucusu ve başkanı Dr. Abdulaziz Sager ve ekibinin Suudi Arabistan'ın son dış politika yönelimlerini analiz eden raporunun tam çevirisini sunuyoruz

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Suudi Arabistan Krallığı: Küresel dinamiklerde yükselen orta güç

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)

Dr. Abdulaziz Sager 

Suudi Arabistan'ın Dış Politikası için Stratejik Öncelikler

Suudi Arabistan, ittifakları genişletmeyi ve daha fazla bağımsızlığı benimsemesiyle nitelenen, giderek daha güçlü hale gelen dış politikasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Suudi Arabistan politikasında son dönemde görülen yeniliklerin çoğunu anlamanın bir yolu da Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu'nun penceresinden bakmak. Krallık, yenilik için daha elverişli bir ortamı teşvik etmek ve çeşitlendirme gündemini tamamlayan işgücü becerilerine yatırım yapmak için devam eden çabalarını sürdürüyor. Krallık, ekonomisini küresel enerji dönüşümüne ayak uydurabilecek şekilde yönlendiriyor ve Riyad'ı bölgesel ve küresel etkisini arttırarak ve dış bağlarını genişleterek çıkarlarını gözeten önemli bir orta güce dönüştürürken daha bağımsız bir dış politika izliyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ın küresel düzene ilişkin yapıcı ve gelişen bir bakış açısına sahip olduğu söylenebilir.

Krallığın dış politika öncelikleri arasında ekonomik etki alanını büyütmek, ilişkilerini genişletmek ve hızla çok kutuplu hale gelen dünyada gücünü yansıtmak yer alıyor. Bu hedeflere ulaşmak için çabalayan Riyad, son derece önemli diplomasi ve arabuluculuk girişimlerinde kendisini daha fazla ön plana çıkarıyor. Krallık, hem Suudi Arabistan'ın komşularıyla ilişkilerini geliştirmek hem de Ortadoğu içinde ve ötesinde uzun süredir devam eden çatışmaları çözmek için diplomatik girişimlere ağırlık veren bir dış politika izliyor. Riyad, geleneksel petrol işbirliğinin ötesine geçerek enerji, altyapı, finans ve teknolojiyi de kapsayan kapsamlı stratejik ortaklıklar kurarak küresel diplomasiye aktif bir şekilde katılıyor. Bu, geçmişteki ittifaklardan sapışa işaret ediyor ve Suudi Arabistan'ın dış politikasında daha pragmatik ve uyumlu bir duruşu ortaya koyuyor.

Değişen ittifaklar ve ortaya çıkan zorluklarla dolu bir ortamda Suudi Arabistan'ın stratejik yaklaşımı, küresel sahnede arabulucu ve "tarafsız" bir etki sahibi olarak oynadığı rolde kendini gösteriyor. Bu, Krallığın barış görüşmelerine ev sahipliği yapmasında ve bölgedeki çatışmalara diplomatik çözümler getirmedeki kararlılığında görülebilir. 2023'te Krallık, stratejik hizalanmalar ve küresel sahnede önemli bir diplomatik oyuncu olarak ortaya çıkma yılının bir parçası olarak bir dizi önemli küresel zirveye ev sahipliği yaptı.

Krallığın Bölgesel ve Uluslararası Sahnelerdeki Rolü

Küreselleşme ve birbirine bağlılıkla nitelenen bir çağda, bölgesel ortaklıklar ekonomik büyüme, siyasi istikrar ve kültürel alışverişin önemli itici güçleri olarak ortaya çıkıyor. Güvenliğini korumak ve bölgesel nüfuzunu kullanmak için hareket eden Krallık; Mısır, İran, İsrail ve Türkiye'yi dengeleyerek bölgede hayati bir rol oynuyor. Suudi Arabistan'ın bölgedeki çeşitli uzlaşma çabalarındaki rolü, Arap halkları için ilişkilerin güçlendirilmesi kampanyalarında itici güç görevi görüyor.

Farklılaşan çıkarlar ve çeşitli silahlı çatışmalarla boğuşan bölgede Krallık, yeni bir rota çizmek için yenilenmiş diplomatik beceriler ve incelikler gösterme çabalarını sürdürüyor. Krallık son olarak 9 Şubat 2024'te Mısır, Ürdün, BAE ve Katar dışişleri bakanlarının katılımıyla Arapların Gazze krizine ilişkin tutumunu geliştirmek üzere Riyad'da Bakanlar Toplantısı Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Krallık için öncelik, Gazze'deki mevcut krizi sona erdirmek, ateşkese odaklanmak, İsrail'in Gazze'den çekilmesi ve Gazze'ye insani erişim. Riyad, İsrail de dahil, bölgede güvenlik ve istikrara giden tek yolun bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğine inanıyor.

Gazze'deki çabalarına ek olarak Suudi Dışişleri Bakanlığı, Kasım 2023'te Gazze'de bir ateşkesi desteklemek üzere uluslararası pozisyonları harekete geçirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerine tur düzenleyen bakanlar komitesine liderlik etti. Krallık ayrıca durumu yatıştırmak ve uluslararası insani yardım çabalarına destek sağlamak amacıyla ileriye dönük yolları tartışmak üzere Arap ve İslam ülkelerindeki ortakları harekete geçirmek için Arap-İslam Olağanüstü Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Zirve kapsamında Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ilk kez bir araya geldi.

Krallık diğer birçok bölgesel meselede de rolünü genişletti. Bu, Cidde'de Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Güçleri temsilcilerini bir araya getirerek Sudan'daki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan birkaç Sudan Barış Görüşmesi'ne ev sahipliği yapan Suudi Arabistan'ın, yabancı uyrukluların tahliyesini ve Sudan'da ateşkes sağlanması için arabuluculuk çabalarına öncülük etmesini de içeriyor. Ayrıca Eylül 2023'te Suudi Arabistan Riyad'da Husilerin liderliğindeki heyetlerle ateşkes görüşmeleri gerçekleştirdi ve Krallık, Yemen'de uzun zamandır süregelen savaşı sona erdirmek için kalıcı bir ateşkes müzakere etme çabalarını sürdürdü. En önemlisi, Krallık 19 Mayıs 2023'te 32. Arap Birliği Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı ve 10 yıldan uzun süredir ilk kez 22 Arap ülkesinin tamamından temsilciler katıldı. Zirve iki açıdan dikkat çekiciydi: Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın katılımı ve Suriye'nin Arap dünyasına yeniden entegrasyonu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ziyareti ve onur konuğu olarak katılımı.

Uluslararası düzeyde Suudi Arabistan, birkaç zirveye ve çeşitli uluslararası bloklarla bakanlar toplantısına ev sahipliği yaptı. Buna, iki bölge arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve derinleştirilmesini ele alan 50 Afrikalı liderin katıldığı Suudi-Afrika Zirvesi de dahil. Genel olarak Krallık, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeyi, daha geniş ufuklara yaymayı ve çeşitli siyasi, ekonomik ve kalkınma alanlarında verimli ortaklıklar kurmayı amaçlıyor. Krallık ayrıca, Suudi Arabistan'ın 2030'a kadar sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için Karayip bölgesindeki ülkeler gibi uluslararası ortaklarla birlikte çalışma kararlılığını vurguladığı 2030 Vizyonu'na uygun olarak gelir kaynaklarını çeşitlendirme çabası bağlamında ilk Suudi-Karayip (CARICOM) Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı.

Suudi-Rus Ortak Komitesi, Ekim 2023'te Moskova'da düzenlenen 8. oturumunu gerçekleştirdi. Toplantı sırasında komite, iki ülke arasında enerji, ticaret, ekonomi ve yatırım dahil çeşitli kritik alanlarda işbirliğini geliştirme yolları üzerinde anlaştı. Riyad, Ekim 2023'te Körfez İşbirliği Konseyi (KİK)-Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak iki dinamik bölgeyi birbirine bağlama ve bloklar arası bağlantıyı genişletme yönündeki ortak hedefi vurguladı. Dikkat çekecek şekilde Krallık, 7 Ekim'de Gazze'de meydana gelen ve bölgenin değişken güvenlik ortamının bir kez daha altını çizen saldırıların hemen ardından gelmesine rağmen toplantıdan vazgeçmedi. Suudi Arabistan ayrıca Ağustos 2023'te yaklaşık 30 ülkeden ulusal güvenlik danışmanlarının katıldığı Ukrayna Krizi konulu Cidde Toplantısı'na ev sahipliği yaptı. Stratejik ve siyasi diyalogların devamı olarak Cidde, Temmuz 2023'te KİK-Orta Asya (C5) Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Körfez ülkeleri, Orta Asya'da toplu ve bireysel olarak yeni diplomatik ve ekonomik bağlar kurarken, her iki bölge de enerjiyi, özellikle de yenilenebilir enerji kaynaklarını artan ilişkilerinin merkezine yerleştirdi.

Suudi-İran Yakınlaşması

Hiçbir şey Suudi Arabistan'ın bölgede gerilimi azaltmadaki kararlılığını İran'la yakınlaşması kadar net bir şekilde ortaya koyamaz. Süregelen gerginlikler ve bölgesel rekabet, ilişkilerin ilerletilmesinde dikkatli bir gözetim gerektiriyor ve bu nedenle Krallık ihtiyatla ilerliyor. İran'ın taahhütlerini yerine getirmemesi ve bölgede şiddet içeren davranış ve faaliyetlerde bulunmasına dair geçmişten gelen bir endişe var. Bu endişe, özellikle 7 Ekim'deki gibi son olaylar ve İran'ın Gazze Savaşı'ndaki tutumu ışığında, İran destekli Husi örgütünün Kızıldeniz'deki saldırıları ve gerginliği tırmandırması nedeniyle daha da arttı. Gazze'deki kriz, İran'ın Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler ve Irak'ta İran yanlısı Şii milisler aracılığıyla bölgesel istikrar ve güvenliğe zarar verecek şekilde "direniş eksenini" sürdürme niyetinde olduğu gerçeğinin altını daha da çizdi.

Krallık aynı zamanda Tahran'la diyalog kanalını açık tutma ve gerilimin azalmasına önayak olabilecek iletişimi sürdürmekte de kararlı. Zaman içinde Suudi Arabistan, İran'ın Suudi Arabistan'ın bölgedeki güvenlik çıkarlarını güvence altına alan ve bunlarla çelişmeyen istikrarı bozucu çabalardan uzak durma kararlılığını göstermesini isteyecektir. Sürecin gerilimin azaltılmasından normalleşmeye doğru ilerlediğini görmek için Tahran'dan gelen stratejik düşüncede köklü bir değişikliğe ihtiyaç var.

Riyad'ın Pekin ve Washington'la İttifakları

Krallık, güvenlik ortağı olarak ABD'nin yerini hiçbir şeyin tutamayacağının farkında. Buna ek olarak Riyad, diğer güçlerle kurabileceği ittifakların sınırlarının da farkında. Suudi Arabistan'ın ulusal ve bölgesel çıkarlarını politikalarında ön planda tutma ve uluslararası düzeyde herhangi bir kampla özdeşleştirilmeme kararlılığı son yıllarda daha belirgin hale geliyor. Krallık, güvenlik ortağı olarak ABD'yi değiştirmenin bedelinin yüksek olduğunu biliyor ancak aynı zamanda fırsatların ve diğer ortaklarla ilişki kurmamanın, onlarla bağ kurmamanın veya stratejik ilişkileri güçlendirmemenin riskinin daha yüksek olduğunu da biliyor.

Krallık ayrıca ABD ve Çin arasında bir çekişme noktası haline gelmek istemiyor ve bunun kendileri için bir ya o, ya da öteki seçimi olmadığını açıkça belirtti. Pekin ya da Washington'dan biriyle ilişki kurmak bir kazan-kaybet durumu olarak görülmemeli. Krallığın kendi bakış açısından bölgesel güvenliği sağlamak için en iyi olanı yapmak öncelikli olacak. Bu durum İran-Suudi yakınlaşmasında kolaylaştırıcı olarak Çin'in seçilmesinde açıkça ortaya çıkmıştır. İran söz konusu olduğunda ABD'nin gerilimi azaltma cephesinde sonuç alamayacağını bilen Riyad, Suudi ulusal çıkarlarının merkezinde yer alan bir anlaşmayı sağlamak için Pekin'e başvurdu.

Suudi Arabistan'ın diğer güçlerle yakınlaşması, Körfez'de ABD'nin Körfez'e olan bağlılığına dair artan ve süregelen endişelerle de bağlantılı ki bu da Amerika'nın güvenlik rolüne olan güvenin azalmasına ve ABD-Körfez İşbirliği Konseyi ilişkilerinin gücünde giderek büyüyen bir uçuruma yol açıyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan, örneğin Rusya ve Çin'le daha iyi bir anlayış geliştirme yönünde adımlar atıyor.

Krallığın ABD'yle ilişkilerine gelince, her iki ülke de 70 yılı aşkın süredir devam eden yakın işbirliğine dayanan köklü güvenlik ilişkilerine sahip. Ancak ABD'nin Krallığın ve Körfez ülkelerinin endişelerini dinlemeyi reddetmeyi sürdürmesi nedeniyle ABD-Suudi ilişkileri zaman zaman gergin bir hal alıyor. Körfez bölgesinde ve tüm Ortadoğu'da yükselen tansiyon göz önüne alındığında, tüm bunlar Krallığın son yıllarda bölgesel gerilimleri azaltma ve ilişkileri daha işbirlikçi bir zemine oturtma çabalarını baltalıyor. Dolayısıyla gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için ABD'yle Riyad arasında net bir uyum sağlanması acil bir ihtiyaç. ABD, geniş Ortadoğu'da orta ve uzun vadeli güvenlik ortamı söz konusu olduğunda hâlâ en önemli aktör. Ancak son birkaç on yıldır izlediği tutarsız, dağınık ve kararlı olmayan politikalar bölgenin uzun vadeli istikrarını tehlikeye atıyor. Dahası, şu anda ABD bir kez daha Körfez'deki müttefiklerinin tavsiyelerini dikkate almıyor. Bu durumun değiştirilmesi gerekiyor, aksi takdirde iki taraf arasındaki görüş ayrılığı artmaya devam edecek. Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinin çoğunluğu ABD'nin mevcut bölgesel stratejisinin öngörüsüz olduğuna ve istikrarını uzun vadede sürdüremeyeceğine inanıyor.

Çin söz konusu olduğunda, ekonomik işbirliği ve stratejik ortaklıklarda atılan olumlu adımları kabul etmekle birlikte, başta Suudi Arabistan olmak üzere KİK ülkeleri arasında Çin'in bölgesel istikrarda daha da etkili bir rol oynayabileceğine dair ortak bir inanç var. Büyük resme bakıldığında Çin, geleneksel politikasını yeniden şekillendirerek sadece kendi bölgesinde istikrar ve güvenliği dengelemekten çıkıp istikrarlı enerji akışını sağlamaya ve KİK'le yakınlaşma alanlarını genişletmeye çalışıyor. Krallık, Çin'i çatışmaların çözümüne ve bölgesel barışa önemli ölçüde katkıda bulunma potansiyeline sahip önemli bir küresel oyuncu olarak görüyor.

Aralık 2023'te gerçekleşen Çin-Suudi Arabistan-İran üçlü ortak komitesinin ilk toplantısında Çin, Riyad ve Tahran arasındaki ilişkileri geliştirme sürecini ilerletmek için üç öneri sundu. İlk öneri, Suudi-İran uzlaşma stratejisi kararının sürdürülmesinin ve iletişim ve işbirliği yoluyla karşılıklı güvenin geliştirilmesinin önemini vurguladı. İkinci olarak Pekin, halklar arası etkileşimin aktif bir şekilde araştırılmasında daha fazla ilerleme kaydedilmesini önerdi. Üçüncü olarak Çin, Ortadoğu'da dış müdahalenin reddedilmesi çağrısında bulundu. KİK ülkeleri Çin'in bölgedeki diplomatik rolünü yakından takip ediyor.

Çin'in diplomatik nüfuzuyla olumlu diyaloğun teşvik edilmesi ve istikrarın desteklenmesinde yapıcı bir rol oynayabileceği beklentisi var. Ancak Krallık, Çin'in bölgedeki diplomatik rolünü fazla abartmamalı. Bu aşamada Çin'in "bölgesel istikrar sağlayıcı" olarak hareket etmeye ve bölgede ve daha geniş anlamda Ortadoğu'da daha geniş bir diplomatik rol üstlenmeye gerçekten hazır olup olmadığı henüz belli değil.

BRICS Üyeliği

BRICS'e dahil olma yönündeki adım aynı zamanda Suudi Arabistan'ın bölgenin küresel kalkınmasını ve ekonomik işbirliğini desteklemek üzere güçlü ekonomik ortaklıklar geliştirmek ve inşa etmek için diplomatik çaba sarf etmedeki tutumunu da vurguluyor. Krallık'tan gruba üyeliğinin statüsü konusunda resmi bir teyit gelmemiş olsa da bu genişleme BRICS içinde jeopolitik ve ekonomik gündemlerin giderek daha fazla örtüştüğüne işaret ediyor. Bu, Suudi Arabistan'ın istikrarlı enerji piyasalarını korumak için güvenilir bir enerji ortağı olarak sağlamlaştırılmasını da içeriyor. BRICS'in genişlemesi aynı zamanda dünyayı yönlendirme kuvvetini güçlendirmek için Güney-Güney işbirliğini geliştirmeyi amaçlıyor. Krallık için BRICS üyeliği yeni işbirliği mekanizmaları getirecek, kalkınma amaçlı rolünü daha da güçlendirecek ve Küresel Güney ülkeleriyle siyasi ve ekonomik işbirliğini genişletmek için ek bir platform sağlayacak.

Suudi Arabistan için BRICS üyeliği başka ittifak seçenekleri sunacak olsa da bu, ittifaklarını daha da doğuya kaydırdığını göstermeyecek. BRICS'in BRICS+ formatına genişlemesi, BRICS'i gelişmekte olan dünyada uzlaşma ve diyalog için potansiyel olarak daha cazip bir kurum haline getiriyor. Suudi Arabistan gibi ülkelerin de dahil olmasıyla, küresel düzenin Batı'nın gözünde geleneksel olarak "kabul edilebilir" ortakların ötesine geçmesi mümkün. Jeopolitik fırsatını değerlendiren Suudi Arabistan, BRICS+ ülkeleri gibi, bu ivmeyi yükselen ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç ve gereksinimlerini daha iyi temsil edebilecek mekanizmalar yaratma potansiyelini keşfetmek için kullanıyor.

Bu nedenle BRICS'in genişlemesi, son 70 yıldır var olan küresel düzenin çok taraflı sistemini yıkmaya yönelik kasıtlı bir girişimden ziyade daha sembolik görülmeli. Krallık için özellikle ABD'yle güçlü bir ittifakı sürdürmek hâlâ temel dış politika gündem maddesi. Buna ek olarak Krallık, G20 gibi gruplardaki hayati konumunun da farkında ve bunun herhangi bir şekilde etkilenmesini engelleyecek. Küresel Güney'in yeni bir tür şeffaf ve kapsayıcı çok taraflı işbirliği talep ettiğine dair işaretler var. BRICS böyle bir işbirliğinin test edilebileceği bir mekanizma.

Sonuç

21'inci yüzyılın jeopolitik manzarası, geleneksel küresel güçlerin hakimiyetine meydan okuyan yükselen güçlerle birlikte potansiyel bir dönüşümsel değişime tanıklık ediyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan Krallığı, yeni bir dünya düzeninin hatlarının şekillenmesine katkı sağlayan ve önemi giderek artan bir oyuncu olarak ortaya çıkıyor. Krallığın daha geniş bölgesel ve uluslararası angajmanının merkezinde ekonomik devletçiliğin önceliği göz ardı edilemeyecek bir husus. Suudi Arabistan geçmişin jeopolitik stratejilerini tekrarlamak yerine, bağlanabilirlik ve daha geniş pazarlara ve ağlara erişim üzerine kurulu yeni jeoekonomik stratejiler geliştiriyor. Genel olarak, Suudi Arabistan kendisini küresel ilişkilere esnek ve pragmatik bir yaklaşımla yaklaşan etkili bir oyuncu olarak görüyor. Krallık, önemli diplomatik ağlarda söz sahibi olma ve gelişen küresel düzende etkili olma arzusunda.

Independent Türkçe



Kanada Başbakanı Suudi Arabistan'a resmi ziyarette bulundu

Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)
Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)
TT

Kanada Başbakanı Suudi Arabistan'a resmi ziyarette bulundu

Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)
Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)

Kanada Başbakanı Mark Carney, Mart 2025 ortasında göreve gelmesinden bu yana ilk resmi ziyareti kapsamında çarşamba akşamı Suudi Arabistan'a geldi.

Carney'i, Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde'de bulunan Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'nda Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal bin Abdülaziz ile beraberindeki bakan sıfatıyla Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan karşıladı.

Karşılama töreninde ayrıca Suudi Arabistan'ın Ottawa Büyükelçisi Amal el-Muallimi, Kanada'nın Riyad Büyükelçisi Jean-Philippe Linteau, Mekke Bölgesi Emniyet Müdürü Tümgeneral Salih el-Cabri ve bölgede Kraliyet Protokol Ofisi Genel Müdürü Ahmed bin Zafer de hazır bulundu.

fgthyj
Kanada Başbakanı Mark Carney, Cidde'deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'nda kendisini karşılayan yetkililerle tokalaşıyor. (Mekke Bölge Emirliği)

Başbakan Carney'nin Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Carney'nin Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman ile ikili ilişkilerin geliştirilmesini ele alacağı bildirildi.

Görüşmelerde enerji, kritik mineraller, yatırım, altyapı, ileri teknolojiler ve savunma alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesine odaklanılacağı belirtildi.

Açıklamada ayrıca tarafların Ortadoğu'daki gelişmeler, deniz ticaret yollarının güvenliği ve ortak ilgi alanına giren uluslararası ve bölgesel konuları değerlendireceği, iki ülke arasındaki siyasi koordinasyonun artırılması imkanlarını da ele alacağı ifade edildi.


Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi: Hürmüz Boğazı’ndaki kazanın ardından Wadiyan tankeri güvenli durumda ve denize açılmaya hazır

Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)
Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi: Hürmüz Boğazı’ndaki kazanın ardından Wadiyan tankeri güvenli durumda ve denize açılmaya hazır

Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)
Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)

Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi (Bahri), süper petrol tankeri Wadiyan’ın dün Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında bir kazaya karıştığını açıkladı. Şirket, tüm mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğunu, geminin güvenli durumda bulunduğunu ve seyrine devam edebilecek durumda olduğunu bildirdi.

Şirketten yapılan açıklamada, uluslararası IMO numarası 9524970 olan tankerin 7 Temmuz’da kazaya maruz kaldığı belirtilerek, yapılan kontrollerin ardından gemideki mürettebat ve çalışanlar arasında herhangi bir yaralanma tespit edilmediği ifade edildi.

Bahri, kazanın meydana gelmesinin hemen ardından ilgili makamlara bilgi verildiğini, durumun yönetimi için ilgili tüm taraflarla koordinasyonun sürdüğünü ve gelişmelerin yakından takip edilmesi amacıyla tanker mürettebatıyla sürekli iletişim halinde olunduğunu kaydetti.

Bahri, çalışanlarının güvenliği, deniz çevresinin korunması ve filosunun güvenli şekilde işletilmesinin şirketin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayarak, tankerlerini en yüksek güvenlik ve operasyonel güvenilirlik standartlarına uygun şekilde işletmeyi sürdüreceğini belirtti.

Olay, dünyanın en önemli petrol ve uluslararası ticaret güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yakından takip edildiği bir dönemde meydana geldi.

Suudi Arabistan dün yaptığı açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri sırasında Suudi Arabistan’a ait Wadiyan ile Katar’a ait Al Rukayyat tankerlerini hedef almasını en sert ifadelerle kınadı. Riyad, söz konusu saldırıların uluslararası deniz taşımacılığı güvenliğine ve küresel enerji arzının emniyetine yönelik kabul edilemez bir saldırı niteliği taşıdığını bildirdi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, İran’ın bu tür saldırıları sürdürmesinin uluslararası hukuk ve teamüllerin yanı sıra deniz ulaşımının serbestisini ve deniz yollarında güvenli geçişi güvence altına alan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının da ağır ihlali olduğu ifade edildi.

Riyad yönetimi, İran’dan bölge güvenliğini, uluslararası deniz seyrüseferini ve enerji tedarikini tehdit eden tüm eylemlerine derhal son vermesini isterken, saldırılar ile bunların yol açtığı tüm zarar ve sonuçlardan Tahran’ı tamamen sorumlu tuttuğunu açıkladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi de İran’ın Wadiyan tankerini hedef almasını en sert ifadelerle kınadı. Budeyvi, saldırının uluslararası hukukun ve uluslararası deniz yollarının güvenliğine ilişkin kuralların açık ihlali olduğunu belirtti.

Budeyvi, saldırının İran’ın bölge güvenliğini istikrarsızlaştırmaya, küresel enerji güvenliğini zayıflatmaya ve uluslararası ticaret akışını tehdit etmeye yönelik düşmanca ve provokatif politikasını sürdürdüğünü gösterdiğini ifade etti. Bunun tüm uluslararası hukuk kuralları, teamüller ve anlaşmalara açık bir meydan okuma niteliği taşıdığını söyledi.

Budeyvi dün yayımladığı açıklamada, üye ülkelerin Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve Riyad’ın ulusal çıkarlarını korumak amacıyla attığı tüm adımlara destek verdiğini vurguladı.

Aynı gün Katar Dışişleri Bakanlığı da İran’ın Doha Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhsin Kanani’yi bakanlığa çağırarak, Hürmüz Boğazı yakınlarından geçişi sırasında Al Rukayyat tankerinin hedef alınması nedeniyle protesto notası verdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi Müdürü İbrahim Fahru tarafından Kanani’ye iletilen protesto notasında, saldırının uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğine yönelik ciddi bir ihlal, küresel enerji arzı güvenliğine doğrudan tehdit ve uluslararası hukukun açık şekilde ihlali olduğu vurgulandı.

Notada, Katar’ın söz konusu saldırıyı ve bunun uluslararası deniz taşımacılığı güvenliği ile bölgesel istikrara yönelik oluşturduğu tehdidi kesin bir dille reddettiği belirtilerek, İran’dan bölge güvenliğini tehdit eden tüm uygulamalara derhal son vermesi ve uluslararası deniz seyrüseferi ile küresel enerji arzını riske atan eylemlerden kaçınması istendi.

Katar, uluslararası hukuk çerçevesinde çıkarlarını ve ulusal varlıklarını korumak amacıyla gerekli gördüğü tüm adımları atma hakkını saklı tuttuğunu da bildirirken, İran’dan saldırıyla ilgili acil açıklama yapmasını, benzer olayların tekrarını önleyecek tedbirleri almasını ve ilgili uluslararası hukuk kurallarına tam olarak uymasını talep etti.

Öte yandan birçok Arap ve Körfez ülkesi de İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan Suudi petrol tankeri ile Katar’a ait doğal gaz tankerini hedef almasını kınayarak, söz konusu saldırıların uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini vurguladı.


Suudi Bakanlar Kurulu uluslararası güvenlik ve barışa yönelik çabaları ele aldı

Veliaht Prens  Muhammed bin Selman, salı günü Cidde'de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, salı günü Cidde'de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
TT

Suudi Bakanlar Kurulu uluslararası güvenlik ve barışa yönelik çabaları ele aldı

Veliaht Prens  Muhammed bin Selman, salı günü Cidde'de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, salı günü Cidde'de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, salı günü gerçekleştirdiği toplantıda, son günlerde devlet kurumlarının yürüttüğü çalışmaları değerlendirdi. Toplantıda özellikle dost ve kardeş ülkelerle ikili ilişkilerin her alanda güçlendirilmesine, ortak koordinasyonun artırılmasına, uluslararası güvenlik ve barışa hizmet edecek adımların desteklenmesine, küresel sorun ve meydan okumaların çözümüne katkı sağlanmasına ve kalkınma ile refahın önünün açılmasına yönelik çalışmalar ele alındı.

Toplantı, Cidde'de Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında yapıldı.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan heyetinin Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Haftası'na etkin katılımını memnuniyetle karşıladı. Konsey, bu kapsamda uluslararası kuruluşlar ve ilgili kurumlarla terörle mücadelede yakın iş birliğinin sürdürülmesi, terörün köklerinin kazınması, finansman kaynaklarının kurutulması ve terör tehditlerine karşı yürütülen uluslararası çabaların desteklenmesi yönündeki kararlılığın bir kez daha vurgulandığını belirtti. Bu adımların daha güvenli ve istikrarlı bir geleceğin inşasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin 62. oturumunda Suudi Arabistan tarafından sunulan "Siber Güvenlik Alanında Kadının Güçlendirilmesi" kararının oy birliğiyle kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. Konsey, kararın Veliaht Prens'in bu alanda başlattığı küresel girişimden hareketle uluslararası hedefleri desteklediğini ve Suudi Arabistan'ın vizyonunu somut adımlarla hayata geçirdiğini vurguladı.

Kurul, Suudi Arabistan'ın Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yayımlanan 2026 Bilgi ve İletişim Teknolojileri Gelişim Endeksi'nde dünyada birinci sıraya yükselmesinin, ülkenin altyapısı ile teknoloji ve yapay zekâ alanındaki küresel liderliğini destekleyen düzenleyici ortamın sürekli gelişiminin bir yansıması olduğunu belirtti. Açıklamada, Suudi dijital ekonomisinin hızla büyüyerek Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın en büyük pazarı konumunu pekiştirdiği ifade edildi.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan'ın üst üste ikinci kez Arap Sivil Havacılık Örgütü İcra Konseyi Başkanlığına seçilmesini de ülkenin bölgesel ve uluslararası düzeyde sivil havacılık sektörüne verdiği desteğin ve hava taşımacılığı endüstrisinin geliştirilmesine yönelik girişimlerinin doğal bir sonucu olarak değerlendirdi.

Konsey ayrıca, Dünya Bankasının Suudi Arabistan'da eğitim alanında oluşturulan yapay zekâ deneme ortamını, daha kaliteli ve sürdürülebilir dijital eğitimin geliştirilmesi açısından öncü bir model ve uluslararası referans olarak nitelendirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Açıklamada, modern teknolojilerin eğitim sistemine entegrasyonu ile eğitim kurumları ve yenilikçilerin pratik çözümler geliştirmesinin desteklendiği kaydedildi.

İç gündeme ilişkin değerlendirmelerde ise Bakanlar Kurulu, çeşitli stratejik ve hayati sektörlerin genel performans göstergelerini ele aldı. Kâr amacı gütmeyen sektörün kalkınma hedeflerine hızla ilerlediğine dikkat çekilen toplantıda, sivil toplum kuruluşlarının gayrisafi yurt içi hasılaya katkısının arttığı, 2025 yılı sonu itibarıyla kâr amacı gütmeyen kuruluşların sayısının 7 bin 200'ü aştığı ve gönüllü sayısının 1,7 milyona ulaştığı belirtildi.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan ile Macaristan, Kazakistan ve Polonya arasında diplomatik, hizmet ve özel pasaport sahiplerine yönelik vize muafiyetine ilişkin anlaşmaları onayladı. Ayrıca Suudi Adalet Bakanlığı ile Türkiye Adalet Bakanlığı arasında iş birliği mutabakat zaptı, Singapur ile sosyal kalkınma, İspanya ile ise geleceğin ulaşım yöntemleri alanında iş birliği mutabakat zaptları kabul edildi.

Kurul ayrıca, Nükleer ve Radyolojik Düzenleme Kurumu Yönetim Kurulu Başkanına, nükleer ve radyolojik denetim alanında bilgi paylaşımına ilişkin mutabakat zaptı taslağını Kanada ile müzakere etme yetkisi verdi. Kültür Bakanı, müzecilik alanında Umman ile iş birliği mutabakatı üzerinde görüşmeler yürütmekle görevlendirilirken, Genel Denetim Divanı Başkanı da muhasebe, denetim ve mesleki iş birliği alanında Moritanya ile mutabakat zaptı taslağını müzakere etmek üzere yetkilendirildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Ulusal Birleşik Vize Platformu kurulmasına karar verdi. Mühendis Hatim ed-Duray'an, İbrahim et-Türki, Abdullah el-Gamdi, Abdülaziz el-Mülhim ve Muhammed el-Hudayr, Teknik ve Mesleki Eğitim Genel Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atandı. Bunun yanı sıra Gayrimenkul Kalkınma Fonu ile Sanayi Kalkınma Fonu'nun ve Ümmü'l-Kurâ, Cidde, Hail, Kral Abdülaziz ve İmam Muhammed bin Suud İslam Üniversitesinin önceki mali yıllara ait kesin hesapları onaylandı.

Toplantının sonunda Bakanlar Kurulu, gündemde yer alan çeşitli konular hakkında gerekli talimatları verdi. Bu kapsamda Ula Kraliyet Komisyonu, İmam Türki bin Abdullah Kraliyet Doğa Koruma Alanı Geliştirme Kurumu ve Kral Suud bin Abdülaziz Sağlık Bilimleri Üniversitesinin yıllık raporları değerlendirildi. Ayrıca Prens Bender bin Suud bin Muhammed bin Mukrin, İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanlığı'nda 15. derece Bakan Yardımcılığı görevine; Dr. Fehd el-Kahtani ise Enerji Bakanlığı'nda 14. derece Jeoloji Danışmanı görevine terfi ettirildi.