Suudi Arabistan, 2027 yılına güçlü bir toparlanma ve büyüme motorlarında daha fazla çeşitlilikle giriyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Petrol dışı gelirler, ekonominin tabanını genişletiyor ve mali sürdürülebilirliği destekliyor

Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)
Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)
TT

Suudi Arabistan, 2027 yılına güçlü bir toparlanma ve büyüme motorlarında daha fazla çeşitlilikle giriyor

Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)
Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)

Suudi Arabistan kamu maliyesinin, petrol üretimindeki düşüşe bağlı küçülmenin ardından petrol dışı sektörün sağladığı dirençle birlikte 2027 yılına yeni bir dinamikle girmesi bekleniyor. Yayımlanan ön bütçe açıklamasına göre, kademeli bütçe açığını azaltma hedefi doğrultusunda yatırım harcamaları ve ekonomik çeşitlendirme odaklı stratejinin sürdürüldüğü bildirildi.

Ön bütçe verilerine göre, 2026 yılında yaşanması beklenen yüzde 3,6’lık daralmanın ardından Suudi Arabistan reel gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) 2027 yılında yüzde 12,8 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Bütçe açığının ise GSYİH’ye oranla yüzde 3,6 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu süreçte petrol dışı gelirler, özel sektörün artan rolü ve ekonomik dönüşüm yatırımları vasıtasıyla petrol dışı sektörün ekonomideki payının genişlemeyi sürdürdüğü kaydedildi.

Uzmanlar, söz konusu göstergelerin büyüme ve gelir kaynaklarında kademeli bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti. Petrolün kamu maliyesi ve ihracattaki temel rolünü koruduğu, ancak ekonominin gelir ve büyüme üreten daha geniş bir faaliyet tabanına kavuştuğu ifade edildi.

2027 yılı bütçe öngörülerinde kamu harcamalarının 1,392 trilyon riyal (371 milyar dolar), bütçe gelirlerinin ise 1,202 trilyon riyal (320,5 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bütçe açığının ise 190 milyar riyal (50,5 milyar dolar) olacağı tahmin ediliyor.

Üç gelir senaryosu

2027 yılı bütçe öngörülerinde, devlet harcamalarının yıllık yaklaşık 1,392 trilyon riyal seviyesinde sabit tutulduğu 2027-2029 dönemine ilişkin üç ayrı gelir senaryosuna yer verildi. Bu durum, gelirlerin izleyeceği seyre bağlı olarak ortaya çıkabilecek farklı mali sonuçları göz önüne seriyor.

Temel senaryoya göre bütçe gelirlerinin 1,202 trilyon riyal, bütçe açığının ise yaklaşık 191 milyar riyal seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Yüksek gelir senaryosunda gelirlerin 1,261 trilyon riyale yükselmesi ve bütçe açığının yaklaşık 132 milyar riyale gerilemesi varsayılıyor. Düşük gelir senaryosunda ise gelirlerin 1,134 trilyon riyale düşmesiyle birlikte bütçe açığının yaklaşık 259 milyar riyale çıkacağı tahmin ediliyor.

Söz konusu senaryolar, gelirlerin bir kısmının petrol piyasalarındaki gelişmeler ve küresel ekonomiye bağlı olması nedeniyle kamu maliyesinin karşı karşıya bulunduğu olasılık yelpazesini yansıtırken; hükümetin harcamaları belirli seviyeler dahlinde planlamayı sürdürdüğünü gösteriyor. Bu yaklaşım ayrıca, maliye politikasının harcamaları kısa vadeli gelir dalgalanmalarına doğrudan bağlamak yerine, bütçe açığı seviyesindeki değişimler vasıtasıyla gelir farklılıklarını absorbe etme kapasitesini ortaya koyuyor.

Harcamalar ve bütçe açığı

Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah el-Mir, 2027 bütçesinde açık verilmesine rağmen harcamaların yüksek seviyelerde sürdürülmesinin, maliye politikasının büyümeyi destekleme ve ekonomideki yapısal dönüşümü finanse etme amacıyla kullanıldığını gösterdiğini belirtti.

GSYİH’nin yaklaşık yüzde 3,6’sı olarak öngörülen bütçe açığının, ekonomik faaliyeti desteklemek ile mali sürdürülebilirliği korumak arasında denge kurmayı hedefleyen bir maliye politikasının sonucu olduğunu ifade eden el-Mir, açık seviyesinin değerlendirilmesinde finansman sağlanan harcamanın niteliğinin belirleyici olduğuna dikkat çekti.

Harcamaların altyapı, kalkınma ve ekonomik dönüşüm projelerine yönlendirilmesinin büyümeyi destekleyebileceğini ve petrol dışı faaliyet tabanını genişletebileceğini vurgulayan el-Mir, üretken olmayan cari harcamalardaki artışın ise borç yükünü ve finansman maliyetlerini yükselterek rezervler üzerinde baskı oluşturabileceğini kaydetti.

El-Mir ayrıca, Suudi Arabistan’da kamu borcunun GSYİH’ye oranının mevcut tahminlere göre yüzde 30 ila 33 arasında seyrettiğini, hükümetin ise sukuk ve tahvil dâhil olmak üzere yerel ve uluslararası finansman araçlarını kullanmaya devam ettiğini bildirdi.

Petrol dışı gelirler

El-Mir, gelir yapısındaki dönüşümün ekonomik tabanın genişlemesi ve kamu maliyesinin petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hassasiyetinin azalması açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Bu doğrultuda, petrol dışı gelirlerin toplam harcamaları karşılama oranının 2015 yılındaki yaklaşık yüzde 17 seviyesinden 2025 yılı itibarıyla yaklaşık yüzde 36’ya yükseldiğine dikkat çekti.

Söz konusu dönüşümün Suudi Arabistan ekonomisinin büyümesi, özel sektör katkısı ve yatırımlardaki artışla eş zamanlı gerçekleştiğini ifade eden el-Mir, bu gelişmenin altyapı, turizm ve dijital dönüşümün de aralarında bulunduğu sektörlerdeki petrol dışı faaliyetlerin genişlemesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir ayrıca, Ulusal Yatırım Stratejisi kapsamındaki yatırımların, Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) genişleme adımlarının ve Bölgesel Merkez Ofis Programı’nın petrol dışı sektörleri canlandırdığını kaydetti. Tahminlerine göre, 700’den fazla uluslararası şirketin bölgesel merkez ofislerini Riyad’a taşıdığı bilgisini paylaştı.

Dış riskler

El-Mir, 2027 bütçesinin karşı karşıya kalabileceği risklere ilişkin olarak, bölgedeki ve dünyadaki jeopolitik gelişmelerin petrol ve emtia piyasaları ile navlun süreçlerini etkileyen en önemli unsurlar arasında yer almayı sürdürdüğünü belirtti.

Küresel ekonomideki yavaşlamanın enerji fiyatlarındaki artışla eş zamanlı seyretmesinin Suudi Arabistan’ın petrol ve petrol dışı ihracat talebine yansıyabileceğini ifade eden el-Mir, küresel enflasyonun devam etmesi ve yüksek faiz oranlarının ise özel sektörün finansman maliyetlerini artırabileceğini kaydetti.

El-Mir ayrıca, küresel enflasyonist baskıların bir kısmının mal, hizmet ve navlun maliyetlerindeki artış yoluyla iç piyasa fiyatlarına yansıma ihtimaline dikkat çekerek, Suudi Arabistan’da enflasyonun 2026 yılında yüzde 2,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini aktardı.

Petrol dışı ekonomi endeksi

El-Mir, petrol dışı faaliyetlerin reel GSYİH büyümesinin, ekonomik çeşitlendirmenin sürdürülebilirliği ve petrole olan nispi bağımlılığın azalmasının bir göstergesi olarak 2027 yılında Suudi Arabistan ekonomisinin performansını takip etmedeki en önemli kriter olacağını belirtti.

Petrol dışı faaliyetlerdeki büyümenin petrol dışı gelirler, kamu maliyesinin sürdürülebilirliği ve istihdam piyasasına olumlu yansıdığını ifade eden el-Mir, enflasyon, petrol dışı gelirlerin harcamaları karşılama oranı, Suudi vatandaşları arasındaki işsizlik oranı, özel sektörün GSYİH’ye katkısı ve borcun GSYİH’ye oranı gibi göstergelerin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurguladı.

Ekonomik dönüşüm

Finans Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, 2027 bütçe rakamlarının maliye politikasının yalnızca harcamaları denetleme veya bütçe açığını kısma odaklı olmadığını; mali sürdürülebilirlikle eş zamanlı olarak ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine odaklandığını ortaya koyduğunu ifade etti.

fvgrbthyjukılo
Suudi Arabistan’daki finans merkezi (SPA)

Bütçenin ekonomik dönüşümü destekleyen projelere ve sektörlere harcama yapmaya devam etmeyi, özel sektörün rolünü güçlendirmeyi ve petrol dışı faaliyetlerin katkısını artırmayı hedeflediğini belirten el-Attas; aynı zamanda büyüme ve yatırımları destekleyecek harcama seviyelerinin korunduğunu aktardı.

El-Attas, bu durumun maliye politikasının petrol gelirlerini yönetme odaklı anlayıştan, daha çeşitli bir ekonomiyi yönetme ve kamu maliyesini sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir araç olarak kullanma yaklaşımına evrildiğini gösterdiğini kaydetti.

Petrol dışı gelir artışı

El-Attas, son on yıldaki en göze çarpan dönüşümün petrol dışı gelirlerdeki büyük artış olduğuna dikkat çekerek, bu gelirlerin 2015 yılındaki yaklaşık 166 milyar riyal seviyesinden 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 505 milyar riyale yükseldiğini belirtti. Bu büyümenin yalnızca gelirlerdeki geçici bir artıştan ibaret olmadığını, ekonomideki yapısal dönüşümü yansıttığını vurguladı.

Petrol dışı ekonomik faaliyet tabanının genişlemesinin; özel sektörün, turizmin, hizmetlerin, sanayinin, teknolojinin ve yatırımların artan rolüyle birlikte Suudi Arabistan ekonomisine büyüme ve gelir üretme noktasında daha geniş bir zemin kazandırdığını da sözlerine ekledi.

Petrol hâlâ temel unsur

El-Attas’a göre, Vizyon 2030’un hayata geçirilmesinin ardından geçen yaklaşık on yıllık süreçteki en belirgin ekonomik başarı, ekonomik çeşitlendirmenin planlama ve girişim aşamasından çıkarak ekonomide ve kamu maliyesinde somut etkilerini göstermeye başlaması oldu. Bu doğrultuda petrol dışı gelirlerin kamu maliyesi için kritik bir kaynak haline geldiği ifade edildi.

Suudi Arabistan ekonomisinin petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hassasiyetinin azalmasının ham petrolün etkisinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirten el-Attas, petrolün gelirler ve ihracat içindeki ana bileşen konumunu koruduğunu, bu nedenle fiyat ve üretim değişimlerinin kamu maliyesi üzerindeki etkisinin sürdüğünü kaydetti.

Bununla birlikte el-Attas, günümüzdeki temel farkın petrol dışı ekonominin genişlemesi ile büyüme ve gelir üretme kapasitesi olduğuna dikkat çekti. Bu durumun, petrol ana sütun olarak kalmaya devam ederken Suudi Arabistan ekonomisinin büyüme motorlarını çok yönlü hale getirdiğini vurguladı.

Ekonomik dönüşümün özünün petrolden vazgeçmek olmadığını dile getiren el-Attas, amacın petrol piyasasındaki değişen koşullara rağmen büyümeyi ve genişlemeyi sürdürebilen bir ekonomi inşa etmek olduğunu ifade etti.



Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti
TT

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, bugün (cumartesi) Suudi Arabistan’ın Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini açıkladı. Operasyonun, Sada ilinde iki balistik füze fırlatma platformunun imha edilmesinin ardından gerçekleştirildiği belirtildi.

Koalisyon, X platformundaki hesabından iki video yayımladı. Görüntülerde, Suudi Arabistan’a yönelik balistik füze saldırılarında kullanıldıkları tespit edilen iki füze fırlatma platformunun hedef alınarak imha edilmesi yer aldı. Videolarda ayrıca, Husilere ait seyir füzeleri ve İHA’lara karşı hava savunma operasyonları ile terör örgütü olarak nitelendirilen Husilere ait balistik füze fırlatma platformlarına yönelik saldırılar da gösterildi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma akşamı yaptığı açıklamada, Husilere silah kaçakçılığı amacıyla deniz yoluyla Yemen’in Hudeyde iline gerçekleştirilen sevkiyatların engellendiğini duyurmuştu.

El-Maliki, X hesabından Husilere yönelik silah kaçakçılığı girişimlerinin hedef alındığı anlara ilişkin bir video yayımlamış ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Onları karada vuruyoruz... denizde ise batırıyoruz.”

BM Güvenlik Konseyi’nden Husilere kınama

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suudi Arabistan’ı hedef alan ve giderek yoğunlaşan Husi saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırıların sivil havacılığı ve enerji altyapısını da hedef aldığı, olaylarda sivillerin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtildi.

Güvenlik Konseyi üyeleri, perşembe günü yayımladıkları açıklamada, Suudi Arabistan topraklarındaki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılar karşısında ülkeyle dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa hakkına sahip olduğu vurgulandı.

Konsey açıklamasında Husilere, askeri gerilimi tırmandırmaya ve sivillerle sivil altyapıyı hedef alan saldırılara derhal son verme çağrısı yapıldı. Ayrıca Güvenlik Konseyi’nin Yemen hükümetine verdiği destek yinelenirken, üyelerin Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü bağlılığı bir kez daha teyit edildi.


El-Cedan: Savaşlar ve tedarik kesintileri, küresel ekonomi üzerindeki riskleri artırıyor

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
TT

El-Cedan: Savaşlar ve tedarik kesintileri, küresel ekonomi üzerindeki riskleri artırıyor

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı ve Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) Başkanı Muhammed el-Cedan, devam eden savaşların, çatışmaların ve tedarik zincirindeki aksamaların dünya geneline ağır insani ve ekonomik bedeller yüklediğini belirterek, bu durumun özellikle en yoksul ve en kırılgan ülkelerde fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı. El-Cedan, sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli istikrarın sağlanması için ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin, uluslararası iş birliğinin artırılmasının ve çatışmaların sonlandırılmasının önemine dikkat çekti.

IMFC’nin bugün Bangkok’ta yayımlanan 54. Toplantı Başkanlığı Bildirisi’nde, küresel ekonominin son şok dalgalarını beklenenden daha iyi bir performansla geride bıraktığı, ancak koruyucu tamponların yıpranması nedeniyle bu direncin devamlılığının garanti edilemeyeceği ifade edildi. Bildiride; tırmanan çatışmaların, ticari gerilimlerin, yükselen kamu borcunun ve yeniden finansman maliyetlerinin ekonomik hassasiyetleri artırabileceği uyarısında bulunulurken, teknolojik gelişmeler, demografik değişimler ve iklim riskleri sebebiyle ekonomilerin hızlı bir yapısal dönüşüm sürecinden geçtiği kaydedildi.

IMFC, kamu maliyesindeki kırılganlıkların giderilmesi, borç sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, hassas grupların korunması ile üretkenliği ve büyümeyi destekleyen yatırımların güvence altına alınması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca merkez bankalarının bağımsızlığının, enerji akışının güvenliğinin, seyrüsefer serbestisinin ve finansal zorluklar karşısında uluslararası iş birliğinin geliştirilmesinin önemi vurgulandı.

Öte yandan IMFC, Suudi Arabistan’ın üstlendiği liderliği takdir ederek, el-Cedan’ın komite başkanlığı görevinin bir yıl süreyle uzatılmasını memnuniyetle karşıladı.

Küresel ekonominin son dönemdeki şokları beklenenden daha iyi atlattığını bildiren IMFC, ekonominin dayanıklılığını pekiştiren tampon mekanizmaların zayıfladığı konusunda uyarıda bulunarak, bu dirençli yapının sürdürülebilirliğinin artık kesin olmadığını kaydetti.

fvgbhn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)

Savaşlar ve çatışmalar ağır insani yükler ve büyük ekonomik maliyetler yaratmaya devam ederken; tedarik zincirindeki aksamalar ve ticari gerilimler, belirsizliği ve fiyatlar üzerindeki baskıyı artırıyor.

Buna karşın, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı ilerleme; verimliliği artırma potansiyeliyle birlikte yatırım ve ticareti desteklemeye katkı sağladı. IMFC, bu gelişmelerin eşliğinde küresel büyümenin genel olarak istikrarlı bir seyir izlediğini, ancak ekonomik kazanımların halen dengesiz dağıldığını belirtti. Düşük gelirli ve kırılgan ülkelerin ise diğer ekonomilerle aralarındaki farkın açılması riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Risklerin olumsuz yöne kaydığı uyarısında bulunan IMFC; çatışmaların ve ticari gerilimlerin tırmanmasının hayati ticaret rotalarını aksatabileceğine, işlenmiş enerji ürünleri de dahil olmak üzere temel emtia fiyatları üzerindeki baskıyı artırabileceğine ve enerji ile gıda arz güvenliği risklerini derinleştirebileceğine dikkat çekti.

Ayrıca, sistemik öneme sahip ekonomilerdeki egemen tahvil getirilerinin yükselmesinin, özellikle birçok ülkedeki yüksek kamu borcu seviyeleri ve yeniden finansman ihtiyaçları göz önüne alındığında, küresel finansal koşullara olumsuz yansıyabileceği ikazında bulunuldu. Bu baskıların, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin ekonomi ve finans sektörü üzerindeki etkilerine ilişkin belirsizliklerle birleşerek ekonomik ve finansal hassasiyetleri artırabileceği ifade edildi.

Teknolojik dönüşümlerin hızlanması, demografik değişimler, aşırı hava olayları ile doğal afetlerin artması ve jeoekonomik bölünmenin, politika yapıcıların karşı karşıya olduğu seçenekleri ve dengeleri daha da karmaşık hale getirdiği kaydedildi.

Kamu maliyesinin düzenlenmesi

IMFC, ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin; güçlü ve geniş tabanlı bir büyümeyi destekleyecek tutarlı, sağlam makroekonomik politikalar ile çok taraflı iş birliğinden geçtiğini vurguladı.

Kamu maliyesindeki kırılganlıkların acilen giderilmesi gerektiğini belirten IMFC, her ülkenin kendi koşullarına uygun olarak güvenilir orta vadeli mali çerçeveler desteğiyle harcama ve gelir düzenleme çalışmalarının sürdürülmesi çağrısında bulundu. Bu adımın; kamu maliyesi ve borç sürdürülebilirliğini sağlamak, tampon mekanizmalarını yeniden inşa etmek, aynı zamanda en kırılgan grupları korumak ve verimlilik ile büyümeyi artıran öncelikli yatırımları güvenceye almak için elzem olduğu ifade edildi.

Para politikası tarafında IMFC, merkez bankalarının kendilerine verilen görevler doğrultusunda fiyat istikrarını sağlama taahhütlerini yineledi. Politikaların verilere dayalı olarak ayarlanmaya devam edeceği ve kararların açık bir şekilde iletileceği kaydedilirken, merkez bankalarının bağımsızlığının politika güvenilirliği ve enflasyon beklentilerinin sabit kalması için temel bir sütun olduğu vurgulandı.

Uluslararası standartlara uyulmasının ve finansal istikrarı tehdit eden risk ile kırılganlıkların yakından izlenip giderilmesinin önemine dikkat çekildi. Bu kapsamda IMFC, dijital finansmanla ilgili güvenceleri artırmayı, siber saldırılara karşı direnci yükseltmeyi ve dijital dolandırıcılıkla mücadeleye yönelik uluslararası çabaları geliştirmeyi hedefleyen Bangkok Planı’nı memnuniyetle karşıladı.

Büyüme ve verimlilik başlığında ise özel sektörün rolünü güçlendirecek reformların sürdürülmesi, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinden ve dijital dönüşümden yararlanılarak verimliliğin artırılması istendi. Bu teknolojilerle bağlantılı risklerin giderilmesi ve sağladığı faydaların geniş kitlelere yayılması gerektiği belirtildi.

Uluslararası iş birliğinin küresel zorluklarla mücadele, uluslararası para sisteminin istikrarı ile etkinliğinin sağlanması ve aşırı küresel dengesizlikler ile ticari gerilimlerin giderilmesi açısından zaruri olduğu vurgulandı. Adil ve açık bir küresel ekonomiyi desteklemek amacıyla saptırıcı politikalardan kaçınılması ve tedarik zincirlerinin esnekliğinin artırılması gerektiği ifade edildi.

Enerji alanında IMFC, güvenli ve kesintisiz enerji akışının sağlanması ile seyrüsefer serbestisi ilkesine bağlı kalınmasının küresel ekonomik istikrarın temel unsurları olduğunu bildirdi. Ayrıca, Nisan 2021 mutabakatında yer alan döviz kurlarına ilişkin taahhütlere bağlılığın sürdürüleceği teyit edildi.

Borç yükü altındaki ülkelere destek

IMFC ayrıca, sağlam makroekonomik politikalar, yerel kaynakların harekete geçirilmesi ve yönetişimin iyileştirilmesi yoluyla ülkelerin reformları uygulamasını ve borçla ilgili kırılganlıklarını gidermesini desteklemenin önemini vurguladı.

Düşük gelirli ülkeler ile çatışmalardan etkilenen ve kırılgan durumdaki orta gelirli ülkeler ve küçük gelişmekte olan devletler dahil olmak üzere en hassas ekonomilerin karşı karşıya olduğu zorluklara özel bir önem atfedildi.

Ayrıca özel sektör alacaklıları da dahil olmak üzere tüm ilgili taraflara borç şeffaflığını artırma çağrısında bulunuldu.

IMFC, borç yapısı sürdürülebilir olan, güçlü reform ve büyüme planlarına sahip ancak kısa vadeli finansman zorluklarıyla karşılaşan ülkelere sağlanan desteğin artırılmasını teşvik etti. Bu desteğin, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Grubu’nun üç sütunlu yaklaşımının uygulanmasının hızlandırılması yoluyla verilmesi gerektiği ifade edildi.

Son olarak IMFC, Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Mütevelli Fonu’nun (PRGT) kendi kendine yeten sürdürülebilir kredi kapasitesini desteklemek için gerekli güvenceleri sağlayan üyelerine teşekkür ederken, diğer üyelerin de gerekli güvenceleri hızla sunmasını beklediğini bildirdi.

IMF reformları

IMFC, IMF Başkanı’nın küresel politika gündemini ve yakın zamanda onaylanan; ekonomik gözetimi, borç analizini, kredilendirmeyi ve kapasite geliştirmeyi güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı politika revizyon paketini memnuniyetle karşıladı.

Söz konusu reformların hızlı ve etkin bir şekilde uygulanması çağrısında bulunan IMFC, bu adımların üyeler arasında adil ve tutarlı bir biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca kapasite geliştirme, ekonomik gözetim ve kredilendirme süreçleri arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesine destek verildi.

cd
Georgieva, Bangkok'ta düzenlenen Uluslararası Para ve Maliye Komitesi toplantısının ardından el-Cedan ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında konuşuyor (AP).

Bu değişikliklerin, ülkelerin riskleri belirlemelerine, belirsizlikleri yönetmelerine, sağlam politikalar ile güvenilir çerçeveler uygulamalarına yardımcı olacağı; bunun da dayanıklılığı artırarak büyümeyi destekleyeceği belirtildi.

Ayrıca IMFC, IMF’nin gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin makroekonomik ve politika yönlü etkilerine ilişkin yürüttüğü çalışmaları takdirle karşılayarak, kurumun yetki alanı dahilinde bu alanda daha fazla analiz ve danışmanlık sunulmasını beklediğini ifade etti.

IMF’nin kaynaklarının artırılması

IMFC, küresel finansal güvenlik ağındaki merkezi rolünün sürdürülmesini sağlamak adına IMF’nin kotalara dayalı, güçlü ve yeterli kaynaklara sahip bir yapıda olmasının önemini bir kez daha yineledi.

16. Genel Kota Gözden Geçirmesi kapsamındaki kota artışının onaylanması için gerekli yerel onay süreçlerinin daha fazla gecikmeksizin tamamlanması çağrısında bulunuldu.

Ayrıca Diriye İlkeleri’nin, 17. Genel Kota Gözden Geçirmesi de dahil olmak üzere gelecekteki kota ve yönetişim reformlarına ilişkin görüşmeler için temel teşkil edeceği belirtildi.

IMF’nin işleyişini güncellemek ve kadınların temsilini güçlendirmek

IMFC, IMF’nin kurumsal risk yönetimini geliştirmek, insan kaynağına yatırım yapmak ve gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin kurum içi bilinçli kullanımı da dahil olmak üzere esnek, dinamik ve geleceğe hazır yapısını korumak amacıyla operasyonlarını modernleştirme çabalarını destekledi.

Liyakat esasına dayalı sistem çerçevesinde IMF personelinin yürüttüğü çalışmaları takdir eden IMFC, kurum bünyesindeki görevlerde kadınların ve farklı bölgelerin temsil niteliğinin artırılması çağrısını yineledi.

IMF’nin liderlik kademelerinde kadın temsilinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilerek, bu alanda benimsenen gönüllü hedeflere ulaşılması için gerekli adımların atılması gerektiği vurgulandı.

Tüm adayların seçiminde her üye ülkenin esas aldığı liyakat kriterlerinin belirleyici olması gerektiği kaydedildi.

Son olarak IMFC, bir sonraki toplantının Nisan 2027’de Washington D.C.’de yapılmasının öngörüldüğünü bildirdi.


Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)

Suudi hava savunma kuvvetleri, başta seyir füzeleri olmak üzere çeşitli hava saldırılarını hedef alınan birçok bölgede başarıyla önledi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın yüksek muharebe hazırlığını ve ülkenin güvenliğini koruma konusundaki üstün kapasitesini ortaya koyarken sivil hedefleri ve kritik altyapıyı sınır ötesinden gelen tehditlere karşı koruyan kapsamlı bir güvenlik sistemi oluşturduğunu gösterdi.

Son dönemde çok sayıda seyir füzesi havada imha edildi. Bunların sonuncusu perşembe günü Medine semalarında engellenirken, bir başka füze El-Harç vilayeti üzerinde etkisiz hale getirildi. Ayrıca başkent Riyad’ı hedef alan 5 füze de önlendi. Bunlardan biri Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresini hedef aldı.

Yerleşim bölgeleri üzerinde gerçekleştirilen başarılı önleme operasyonları sırasında füze parçaları ve enkazın düşmesi sonucu yaklaşık 15 evde sınırlı maddi hasar meydana geldi ve bazı siviller hafif şekilde yaralandı. Ancak hava savunma sistemlerinin yüksek muharebe hazırlığı sayesinde bu tehditler hedefledikleri yıkımı gerçekleştiremedi.

Gelişmiş kapasite ve entegre savunma

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzeleri ve alçak irtifadan gelen hava tehditlerinin oluşturduğu zorluklarla yüksek etkinlikle mücadele ediyor. Bu kapasite, bölgenin en güçlü ve en modern hava savunma ağlarından biri olarak nitelendirilen entegre ve birbirine bağlı bir savunma ağına dayanıyor.

rtnyj6
Riyad’da iki seyir füzesinin önlenmesi sonucu şarapnel parçaları düştü (SPA)

Suudi Arabistan, söz konusu tehditlere karşı koymak için yıllar içinde geliştirdiği çok katmanlı kapasitelere sahip. Sistem, gizli tehditleri tespit eden erken uyarı ve gözetleme katmanlarından başlayarak seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını yüksek hassasiyetle takip ve önleme kabiliyetine sahip gelişmiş önleme sistemlerine, oradan da kritik tesisleri, havalimanlarını ve kent merkezlerini olası sızmalara karşı koruyan kısa ve orta menzilli hava savunma sistemlerine uzanıyor.

Tehdidin niteliği ve teknik takipteki zorluklar

Seyir füzesi, yapısal açıdan küçük savaş uçaklarını andıran, tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracı olarak tanımlanıyor. Jet motoruyla, yani turbofan veya turbojet motorla çalışan bu füzeler uzun mesafeler kat edebiliyor ve binlerce kilometre uçabiliyor.

Seyir füzeleri, küçük radar izleri ve çok alçak irtifalarda uçabilmeleri nedeniyle hava savunma ağları açısından karmaşık bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu özellikleri, füzelerin geleneksel radar ufkunun altında kalmasına ve uçuş güzergâhlarının son aşamalarına kadar tespit edilememesine yol açabiliyor.

Askeri analist ve uzman Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, seyir füzesinin atmosfer içinde uçan, jet motoru ve kanatları bulunan güdümlü bir füze olduğunu belirterek bunun tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracına benzediğini söyledi. Eş-Şehri, füzenin radarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştıracak şekilde çok alçak irtifada uçtuğunu ifade etti.

Eş-Şehri, “Seyir füzesinin güçlü yönleri arasında yüksek isabet hassasiyeti, savunma sistemlerinin etrafından dolaşacak bir güzergâh programlama kabiliyeti ve küçük radar izi bulunuyor” dedi. Uzman, farklı ülkelerin çeşitli seyir füzesi aileleri ürettiğini belirterek bunların başında ABD, Çin, Fransa ve İngiltere’nin geldiğini kaydetti.

Seyir füzelerine karşı koyabilen başlıca hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde eş-Şehri, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde bulunan Patriot sistemine işaret etti. Patriot’un uçakları, alçaktan uçan seyir füzelerini ve taktik balistik füzeleri önlemek üzere tasarlanmış mobil bir sistem olduğunu belirten eş-Şehri, bunun yanı sıra başka hava savunma sistemlerinin de bulunduğunu söyledi.

ghyju
Husilerin Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik terör saldırısında kullandığı seyir füzesine ait parçalar (Şarku’l Avsat)

Eş-Şehri, “Sistemden daha önemli olan, havadan taşınan erken uyarı uçaklarıdır. Bunlar da Suudi Arabistan’da bulunuyor. Ayrıca alçak irtifada, karadaki radarların radar ufkunun altında uçan seyir füzeleriyle mücadele eden savaş uçakları var. Böyle bir füzenin erken tespit edilmesi için hava radarı gerekiyor” diye konuştu.

Tuğgeneral eş-Şehri, Suudi hava savunmasının bu tür füzelere karşı yüksek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın farklı tehdit türleriyle mücadele edebilen çok katmanlı bir hava savunma sistemine sahip olduğunu belirten eş-Şehri, savaş uçakları ve erken uyarı uçaklarının yanı sıra Suudi hava savunmasının zaman içinde kazandığı muharebe tecrübesinin de önemli rol oynadığını söyledi.

Eş-Şehri, söz konusu tecrübelerin büyük bölümünün Husiler, İran ve Irak’tan gelen tehditlerin önlenmesinde başarıyla kullanıldığını belirtti.

Husilerin yerli üretim iddiası

Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, sahadaki verilerin ve göstergelerin Husilerin bu silahları Yemen’de ürettiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu savundu.

Eş-Şehri, Birleşmiş Milletler uzmanlar ekibinin 2020’den bu yana sunduğu kanıtların, “Kudüs-1” füzesinin bazı parçalarının lisanssız bir Çek yapımı küçük jet motorunun kopyasına dayandığını gösterdiğini belirtti. Füzenin gelişiminde gelişmiş Çin teknolojilerinin kullanıldığına ilişkin bilgilerin de bulunduğunu aktaran eş-Şehri, “Kudüs-1”in şekil ve tasarım bakımından tamamen aynı olması nedeniyle Husilerin İran yapımı “Paveh” füzesine verdiği isimden ibaret olduğuna ilişkin değerlendirmelere dikkat çekti.

Eş-Şehri, bu füzelerin yüksek üretim kalitesinin tamamının Yemen dışında üretildiklerine işaret ettiğini söyledi. Motorlar ve güdüm sistemleri gibi kritik tasarım ve bileşenlerin başta İran, Çin ve Rusya olmak üzere farklı kaynaklara dayandığını belirtti.

Askeri uzman, Husilerin bu derece karmaşık üretim kapasitesinden tamamen yoksun olduğunu savunarak fiili işletme ve fırlatma süreçlerinin İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı mensupları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Eş-Şehri, daha önce İran ve Lübnan’ın güneyinde yoğun eğitimlerden geçirilen bazı Husi unsurların da bu süreçlerde kullanıldığını belirtti.

Silahların Yemen’e ulaştırılması

Bu silahların Yemen’e nasıl ulaştığı konusunda ise Tuğgeneral eş-Şehri, sürecin organize kaçakçılık ve finansman ağlarına dayandığını söyledi.

Eş-Şehri, füzelerin yurt dışında üretildikten sonra parça ve bileşenler halinde Yemen’e sevk edildiğini, ardından gizli atölye ve özel bölgelerde bir araya getirildiğini belirtti. Bu yöntemin bazı Husi unsurlarına montaj ve birleştirme teknikleri konusunda pratik deneyim kazandırdığını, ancak bu kişilerin kapasitesinin fırlatma operasyonlarına kıyasla sınırlı kaldığını ifade etti.

Askeri analist, açıklamalarının sonunda Husilerin son dönemde ağır insan ve teknik kayıplara uğradığını söyledi. Bu kayıplar arasında söz konusu sistemleri yöneten bazı İranlı uzmanların öldürülmesinin de bulunduğunu belirten eş-Şehri, bunun Husilerin sahadaki kapasitesine doğrudan yansıdığını kaydetti.

Eş-Şehri, yalnızca geçen hafta içerisinde 4’ten fazla füzenin başarısız şekilde fırlatıldığını ve rotasından saparak Yemen toprakları içine düştüğünü belirtti.