Washington ve Pekin arasında ticaret görüşmeleri sürüyor

Washington ve Pekin arasında ticaret görüşmeleri sürüyor
TT

Washington ve Pekin arasında ticaret görüşmeleri sürüyor

Washington ve Pekin arasında ticaret görüşmeleri sürüyor

ABD'li ve Çinli üst düzey müzakereciler, Salı günü ticaret görüşmeleriyle ilgili sonraki adımları belirlemek üzere telefon görüşmeleri yaptı. Öte yandan Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılması beklenen zirvenin tarihinin henüz belirlenmediğini açıkladı.
Çin'in resmi haber ajansı Xinhua’nın haberine göre ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve  ABD Ticaret Temsilcisi Robert Laitheiser, Çin Merkezi Maliye ve Ekonomi Liderlik Grubu Ofisi Direktörü ve Başbakan Yardımcısı Liu He ile ticaretle ilgili “kilit meseleleri” tartışmak üzere telefon görüşmesi yaptılar. Xinhua’nın kısa haberinde telefon görüşmelerinde “bir sonraki adımların” konuşulduğu belirtilirken daha fazla detay verilmedi.
Çin ile ABD arasındaki karşılıklı olarak değeri toplam 360 milyar doları aşan ürünlere ağır vergilerin uygulanmasıyla sonuçlanan ticaret anlaşmazlığı, piyasalarda aylardır devam eden bir gerginlik yarattı. Her iki taraftan da üst düzey müzakereciler, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan “ateşkesin” sona ermesi nedeniyle, Çin ürünlerine gümrük tarifelerinin uygulanacağı Cuma gününden önce anlaşmaya varılmasını istiyor.
Zirvenin tarihi henüz belirlenmedi
Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Başkan Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi’nin katılacakları ticaret zirvesi için henüz bir tarih belirlenmediğini ve ticaret müzakerelerinin hala devam ettiğini söyledi.
Başkan Trump daha önce, iki ülke arasındaki bir ticaret anlaşmasına varabilmek için Çinli mevkidaşıyla bu ay Florida'daki Mar-a-lago golf kulübünde bir zirve yapılabileceğini dile getirmişti. Ancak zirvenin yapılacağı tarihi açıklamak için henüz erken olduğunu belirten Sanders, iki lider arasındaki zirveye ilişkin bir gelişme olduğunda bilgi vereceklerini söyledi.
Trump ile Şi arasında telefon görüşmesi yapılıp yapılmadığını bilmediğini açıklayan Beyaz Saray Sözcüsü, Trump’ın ABD için yararı olmayacak bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini vurguladı. Sanders, Trump’ın geçen ay Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yaptığı zirvenin başarılı olmamasının, Pekin'deki konumlarını zayıflatmayacağını belirterek, “Bu mantıksız. Anlaşmanın iyi ve ABD’nin çıkarları doğrultusunda olması halinde bir anlaşma imzalayacaktır. Ancak iyi bir anlaşma olmadığını hissederse, imza atmaya değmeyeceğini düşünecektir. Başkan, herhangi bir anlaşmanın çıkarlarımıza uygun olmasını, ticaretin adil ve karşılıklı yapılmasını, fikri mülkiyetimizin korunmasını ve güvence altına alınmasını sağlayacaktır” dedi.
Anlaşma sağlanırsa, doğalgaz ithalata tekrar başlayacak
Öte yandan Çin Ulusal Petrol Şirketi'nden (CNPC) bir yetkili, ABD ile doğalgaz (LNG) konusundaki görüşmelerin devam ettiğine işaret ederek, “Çin'in LNG talebi, iki ülke arasındaki ticari anlaşmazlığın çözümünde ABD ile daha fazla işbirliği yapılmasına yol açıyor” şeklinde konuştu.
Çin, ABD ile arasındaki ticaret anlaşmazlığının ardından geçtiğimiz yıl ABD'den LNG ithal etmeyi bıraktı. CNPC Genel Müdür Yardımcısı Ho Chi-Jun, Pazartesi günü CERAWeek 2019 enerji konferansında yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki ticari anlaşmazlık çözüldüğünde ABD'den yapılan petrol ve LNG ithalatının artabileceğini söyledi. Ho, bunun ticaret ilişkilerinin iyileşmesine ve ticaret açığının azaltılmasına katkıda bulunacağını da sözlerine ekledi.
Çin'in LNG talebinin 2030 yılına kadar her yıl ortalama yüzde 8 oranında artmasının beklendiğine işaret eden Ho, CNPC’nin, ABD’li LNG tedarikçileri ile görüşmelerde bulunduğunu da sözlerine ekledi. Ho, dünyanın en büyük petrol ve LNG üreticilerinden biri olan ABD ile en büyük tüketicisi Çin arasında işbirliği ihtiyacı olmasının doğal olduğuna dikkati çekti.
Hava kargo taşımacılığı krizden olumsuz etkileniyor
Öte yandan Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nden (IATA) Salı günü yapılan açıklamada, Çin ile ABD arasındaki gerginliğin bu yıl hava kargo taşımacılığı sektörünü vuracağı belirtilerek, gümrük tarifelerinin küresel ekonomiyi olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekildi.
IATA’nın hava kargo taşımacılığı sektörü için büyüme tahminlerini önemli ölçüde azaltması, iki ekonomi devi arasındaki ticaret savaşının etkilerinin son göstergesi oldu. IATA, geçtiğimiz Aralık ayında yüzde 3.7 olan hava kargo taşımacılığı büyüme tahminini yarıya indirerek yüzde 2 olarak duyurdu.
IATA CEO’su Alexandre de Juniac’ın, Singapur'da gazetecilere yaptığı açıklamaya göre hava kargo taşımacılığı sektörü sadece Ocak ayında yüzde 1.8 oranında küçülme gösterdi. IATA Baş Ekonomisti Brian Pearce ise açıklamasında, “Küresel ticarette bir sorunla karşı karşıyayız. Sınır ötesi ticaret büyük ölçüde zayıfladı. Bu durum taşımacılık sektörüne büyük zarar veriyor” şeklinde konuştu. Bununla birlikte hava kargo taşımacılığı sektöründeki büyümenin, İngiltere’nin AB’den çıkışı (Brexit) konusundaki belirsizlik ve genel korumacılıktan olumsuz yönde etkilendiği belirtildi.
Her ne kadar ABD'li ve Çinli yetkililer, ticaret anlaşmazlığına ilişkin çözüm arayışında ilerleme kaydettiklerini söyleseler de Washington ve Pekin'den yapılan çelişkili açıklamalar, bir anlaşmaya varma tarihinin belirsizliğini koruduğunu ortaya koydu.



Küresel ekonomi, ‘savaş primleri’ gölgesinde verilerin merceği altında

Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)
Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)
TT

Küresel ekonomi, ‘savaş primleri’ gölgesinde verilerin merceği altında

Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)
Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)

Küresel ekonomi kritik bir haftaya girerken, piyasalar istihdam, sanayi üretimi ve küresel fiyat seviyelerine İran’daki savaşın verdiği gerçek zararı ilk kez ortaya koyacak temel ekonomik verilerin açıklanmasını bekliyor. Yatırımcılar açısından makroekonomik veriler artık tek belirleyici olmaktan çıkarken, sahadaki gelişmelerin gerisinde kalan bir unsur haline geldi.

ABD’de gözler, önümüzdeki cuma günü açıklanacak mart ayı tarım dışı istihdam verisine çevrildi. Söz konusu veri, yakıt fiyatlarındaki sert yükseliş ortamında Amerikan ekonomisinin gücüne yönelik önemli bir sınav olarak görülüyor. HSBC ekonomistleri sınırlı da olsa pozitif bir büyüme öngörürken, piyasalar Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı üretim maliyetlerindeki artış ve satın alma gücündeki aşınma endişeleriyle, 2026 yılında faiz indirimi yerine yüzde 42 olasılıkla faiz artışı ihtimalini fiyatlamaya başladı.

Avrupa’da enflasyon

Paskalya tatillerinin kısalttığı işlem haftasında Avrupa piyasaları, mart ayına ilişkin öncü enflasyon verilerine odaklandı. Açıklamaların pazartesi günü Almanya ile başlaması, salı günü ise Fransa, İtalya ve euro bölgesi geneline yayılması bekleniyor. Wall Street Journal’a göre bu veriler, Ortadoğu’daki çatışmanın Avrupalı tüketicilerin harcamalarına etkisini ölçen ‘ilk test’ niteliği taşıyor.

drfer
Manhattan’da bulunan New York Borsası’nın içindeki ‘Wall Street’ tabelası (Reuters)

Investec ve HSBC analistleri, özellikle yüzde 60 artan doğal gaz fiyatları başta olmak üzere küresel enerji maliyetlerindeki sıçramanın, gübre ve ham maddeler üzerinden tarım ve sanayi üretim maliyetlerine yansımaya başladığını belirtiyor.

Euro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi ithalat faturasını keskin biçimde artırırken, bu durum Avrupa Merkez Bankası (ECB) için ‘varoluşsal bir ikilem’ yaratıyor. Bir yandan ithal enflasyon faiz artışı baskısını artırırken, diğer yandan zayıflayan tüketim Avrupa’yı uzun süreli bir stagflasyon riskine yaklaştırıyor.

Wall Street Journal’ın değerlendirmesine göre piyasalar artık yaz aylarında faiz indirimi beklentisini büyük ölçüde terk etti; bunun yerine enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde daha uzun süre kalacağı senaryosuna karşı pozisyon almaya başladı.

İngiliz tahvillerinde yaşanan deprem

İngiltere devlet tahvili piyasası (Gilts), mini bütçe krizinden bu yana en sert dalgalanmalardan birini yaşıyor. ‘Savaşın gerçekleri’ olarak nitelendirilen gelişmeler, piyasa beklentilerini köklü biçimde değiştirdi. Henüz bir ay önce 2026 yılı içinde iki faiz indirimi beklenirken, bu beklenti tamamen tersine döndü ve swap piyasaları, Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik zinciri aksaklıklarının yarattığı enflasyon baskısıyla art arda üç faiz artışını fiyatlamaya başladı.

fervfe
Londra’da benzin istasyonuna giren bir araba (EPA)

Bu çerçevede finans çevreleri, salı günü açıklanacak revize gayrisafi yurt içi hasıla verilerine odaklandı. Söz konusu veriler yalnızca geçmiş performansı değil, aynı zamanda İngiliz ekonomisinin mevcut şoka hangi mali güçle yaklaştığını anlamak açısından da önem taşıyor. Yatırımcıları daha fazla endişelendiren ise Londra Borsası Grubu (LSEG) verileri oldu. Bu verilere göre Bank of England’ın bir sonraki toplantısında ‘agresif’ bir faiz artırımına gitme olasılığı yüzde 73’e ulaştı. Bu beklenti, tahvil getirilerinin yükselmesine yol açarken, piyasaların ekonominin uzun süreli bir belirsizlik dönemine girebileceğine yönelik kaygılarını da yansıtıyor.

Çin maliyetlerle karşı karşıya

Küresel piyasalar, Çin’de salı ve çarşamba günleri açıklanacak resmi ve özel imalat satın alma yöneticileri endekslerini (PMI) temkinli bir şekilde bekliyor. Söz konusu veriler, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı maliyet şokunu Asya devinin ne ölçüde absorbe edebileceğini gösterecek ‘kritik eşik’ olarak değerlendiriliyor. ING Group ekonomistleri mart ayında imalat faaliyetinin yeniden genişleme bölgesine dönebileceğini öngörse de artan ham madde fiyatları ve alternatif deniz taşımacılığı maliyetleri nedeniyle kâr marjlarının hızla erimesi en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

S&P Global verilerine göre, Çin’deki küçük ve orta ölçekli işletmeler çift yönlü baskı altında bulunuyor. Bir yandan üretim için gerekli enerji maliyetleri artarken, diğer yandan Batı piyasalarını etkisi altına alan enflasyon dalgası nedeniyle küresel talepte düşüş yaşanabileceği endişesi öne çıkıyor. Bu hafta Çin’de inşaat veya imalat faaliyetlerinde beklenmedik bir daralma yaşanması, küresel büyümenin yavaşladığına dair erken bir uyarı sinyali olarak değerlendirilebilir. Özellikle Pekin yönetiminin, yerel ekonomiyi destekleme ihtiyacı ile Hürmüz Boğazı’ndan uzak, daha uzun ve maliyetli deniz rotalarından yapılan artan enerji ithalatı arasında denge kurmak zorunda kalması dikkat çekiyor.

Japonya: Yen rüzgârın etkisinde

Japonya’da finansal piyasalar, pazartesi günü açıklanacak Bank of Japan görüş özetine odaklandı. Petrol kaynaklı doların güçlenmesi karşısında dalgalanan yen üzerindeki baskı dikkat çekiyor. Banka son toplantısında faizi yüzde 0,75 seviyesinde sabit tutsa da İran’daki savaşın tırmanması Tokyo’daki politika yapıcıları zor bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü Hürmüz Boğazı üzerinden karşılayan Japonya, taşıma ve yakıt maliyetlerinin etkisiyle hızlanan çekirdek enflasyonu yakından izlemek zorunda kalıyor.

Çarşamba günü açıklanması beklenen Tankan Survey sonuçlarına göre, büyük Japon üreticiler arasında krizin sürmesi halinde özellikle yarı iletken ve elektronik sektörlerinde kâr marjlarının eriyebileceği yönünde endişeler artıyor. Bu durumun, merkez bankasını geleneksel temkinli duruşunu terk ederek para birimini desteklemek için doğrudan müdahaleye ya da ithal enflasyonu sınırlamak amacıyla sürpriz faiz artışına zorlayabileceği değerlendiriliyor.

Güney Kore’de ise çip sektörünün desteğiyle ihracatın yüzde 42,9 oranında artması beklenmesine rağmen, ithalat kaynaklı enflasyonun ticaret dengesi üzerindeki en büyük risk olmaya devam ettiği belirtiliyor.

Hindistan: Rupi ve dayanıklılık testi

Dünyanın en büyük üçüncü petrol tüketicisi olan Hindistan, çatışmanın etkilerinden uzak kalmış görünmüyor. Artan enerji faturasıyla birlikte cari açığın genişlemesi, Hindistan rupisi üzerinde baskıyı artırıyor. İmalat ve hizmet sektörlerine ilişkin satın alma yöneticileri endeksi verilerinin açıklanması yaklaşırken, Yeni Delhi yönetimi küçük ve orta ölçekli işletmelerin artan nakliye ve girdi maliyetlerini ne ölçüde karşılayabildiğine dair net sinyaller bekliyor.

evefv
Tokyo Borsası’ndaki hisse senedi endeks panosunun önünden geçen insanlar (EPA)

Analistler, Hindistan Merkez Bankası’nın, para biriminde sert değer kaybını önlemek amacıyla döviz piyasasına müdahale etmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Özellikle alternatif deniz yolları üzerinden gelen sevkiyatlara eklenen ‘savaş primi’ maliyetleri, baskıyı daha da artırıyor. Hindistan’ın mevcut stratejisinin, güçlü iç talebin küresel talepte olası yavaşlamayı telafi edip edemeyeceğine dayandığı ifade ediliyor. Ancak mevcut enerji şokunun, 2026 yılına yönelik iddialı büyüme hedefleri üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratabileceği yönünde endişeler de artıyor.


Alüminyum ateş hattında: İran saldırıları küresel arzın yüzde 23’ünü sarsıyor

Dubai’deki Cebel Ali bölgesinde bulunan Emirates Global Aluminium şirketine ait ikinci eritme tesisi (EGA)
Dubai’deki Cebel Ali bölgesinde bulunan Emirates Global Aluminium şirketine ait ikinci eritme tesisi (EGA)
TT

Alüminyum ateş hattında: İran saldırıları küresel arzın yüzde 23’ünü sarsıyor

Dubai’deki Cebel Ali bölgesinde bulunan Emirates Global Aluminium şirketine ait ikinci eritme tesisi (EGA)
Dubai’deki Cebel Ali bölgesinde bulunan Emirates Global Aluminium şirketine ait ikinci eritme tesisi (EGA)

Bölgedeki jeopolitik gerilimler artık yalnızca deniz ticaret yollarını tehdit etmekle kalmıyor, sanayi altyapısının kalbini de hedef alıyor. İran, pazar günü Körfez’de iki büyük alüminyum tesisini hedef alan saldırıların sorumluluğunu üstlendiğini açıkladı. Bu gelişme, İran destekli Husilerin Yemen’de çatışmalara katılmasıyla birlikte Ortadoğu savaşında ekonomik gerilimi daha da artırdı.

Emirates Global Aluminium (EGA) – Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol dışı en büyük sanayi şirketi – Abu Dabi’deki stratejik öneme sahip “Tavile” tesisinin balistik füzeden ciddi hasar gördüğünü duyurdu. Halife Ekonomik Bölgesi’nde bulunan bu tesis, 2025 yılında tek başına 1,6 milyon ton üretim gerçekleştirerek küresel ölçekte kritik bir rol oynadı. Şirketin ikinci eritme tesisi ise Dubai’deki Cebel Ali bölgesinde bulunuyor.

Aynı zamanda Aluminium Bahrain (Alba), tesislerinde meydana gelen hasarın boyutunu değerlendirmeye başladı. Bu durum, bölgedeki büyük üreticileri doğrudan askeri tehdit altında faaliyetlerini sürdürebilme konusunda varoluşsal bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor.

Saldırıların ciddiyetine rağmen EGA, savaşın başlamasından bu yana çatışma bölgesi dışında yer alan “offshore” noktalar ve dış depolarda büyük miktarda alüminyum stoğu bulundurduğunu açıkladı. Şirket, şu anda bu dış kaynaklı stokları kullanarak uluslararası müşterilere yönelik taahhütlerini yerine getirmeye ve yerel tesislerin hedef alınmasından kaynaklanan kesintiyi sınırlamaya çalışıyor.

Alümina açmazı

Son saldırıların asıl risk boyutu, International Aluminium Institute verilerinde ortaya çıkıyor. Buna göre, 2025 yılında Çin dışındaki küresel alüminyum üretimi toplam 29,6 milyon ton olurken, bunun yaklaşık yüzde 23’ü Körfez bölgesinden sağlandı. Bu oran, toplam küresel üretimin (73,8 milyon ton) yaklaşık yüzde 9’una denk geliyor.

dfdfv
Bahreyn’in Muharraq kentinde yakıt depolarına yönelik İran saldırısının ardından yükselen duman bulutu (AFP)

Bu yüksek üretim yoğunluğu, ithalat ve ihracat akışının tamamen Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşmesine bağlı. Burada kritik unsur “alümina” (alüminyum oksit) olarak öne çıkıyor; zira bu madde, Körfez’deki eritme tesislerinin ithal ederek metale dönüştürdüğü temel hammaddedir.

ING analistleri, bölgedeki tesislerin genellikle yalnızca 3 ila 4 haftalık alümina stoğuna sahip olduğunu belirtiyor. Boğazın bu hammaddenin girişindeki tek güzergâh olması nedeniyle, uzun süreli bir kapanma durumunda stokların tükenmesi ve eritme fırınlarının tamamen durması kaçınılmaz hale gelecek. Bu durum, Körfez alüminyumuna kritik ölçüde bağımlı olan Batı piyasalarının “ciddi kırılganlığını” ortaya koyuyor.

“Savaş primi” ve Avrupa enerji krizi

Teknik analizlere göre mevcut tırmanış, savaş riskine karşı sigorta maliyetleri ve gemi gecikmeleri nedeniyle fiziki fiyat primlerini yukarı çekiyor. Ortadoğu kaynaklı alüminyuma büyük ölçüde bağımlı olan Avrupa ve ABD piyasaları bu durumdan en fazla etkilenen bölgeler olarak öne çıkıyor.

Alternatif arayışları sürerken Avrupa’da önemli engeller dikkat çekiyor. Doğal gaz fiyatları yüzde 60 artarak 50,545 euro seviyesine yükseldi.

ABD piyasası “7 bin dolar” baskısı altında

ABD’de ise bölgesel saldırıların etkisi, Donald Trump döneminde uygulanan ve Haziran 2025’te yüzde 50’ye çıkarılan gümrük tarifeleriyle birleşerek piyasada ciddi bir sıkışmaya yol açtı. Kanada ihracatının Avrupa’ya yönelmesiyle birlikte ABD’li tüketiciler zor bir senaryoyla karşı karşıya.

cdscds
ABD’nin Indiana eyaletine bağlı South Bend kentinde bulunan “General Stamping and Metalworks” şirketinin üretim bölümünde bir işçi, makine kullanarak bir alüminyum parçasını büküyor (Reuters)

Saxo Bank (Saxo Bank) tahminlerine göre, Londra’da alüminyum fiyatının 4 bin dolara ulaşması halinde ABD’de nihai fiyat – tarifeler ve primler dahil – ton başına yaklaşık 7 bin dolara kadar yükselebilir. Bu durum talepte sert bir daralmaya yol açabilir ve alüminyuma bağımlı sektörlerde ciddi aksamalara neden olabilir.

Pazartesi açılışı bekleniyor

Citibank ve Standard & Poor's raporları, piyasanın hızlı bir toparlanma sürecine girmesinin zor olduğunu ortaya koyuyor. Taşımacılık ve sigorta dinamiklerinin normale dönmesi zaman alacak.

Küresel metal borsalarının pazartesi açılışı yaklaşırken piyasalarda tedirginlik hâkim. Uzmanlar, doğrudan saldırıların etkisiyle işlemlerin başlamasıyla birlikte fiyat primlerinde ani bir sıçrama bekliyor. Analistler, Hürmüz Boğazı tamamen kapanmasa bile savaş riskine bağlı sigorta maliyetleri ve lojistik gecikmelerin Avrupa ve ABD piyasalarını ciddi şekilde etkileyeceği görüşünde birleşiyor.


Veliaht Prens’in kararlarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra... Riyad gayrimenkul piyasası, işlem değerlerinde yüzde 64’lük düşüşle spekülasyona veda ediyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Veliaht Prens’in kararlarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra... Riyad gayrimenkul piyasası, işlem değerlerinde yüzde 64’lük düşüşle spekülasyona veda ediyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 29 Mart 2025’te Riyad gayrimenkul piyasasında dengeyi yeniden sağlamak amacıyla açıkladığı tarihi karar paketinin üzerinden bir yıl geçerken, başkentin sokaklarında ve özellikle kuzey bölgelerindeki planlamalarda yeni bir yol haritasının belirginleştiği görülüyor. Gayrimenkul borsasından gelen veriler, yalnızca istatistik olmanın ötesine geçerek, yıllardır piyasayı tüketen spekülatif dalganın geri çekildiğini açık biçimde ortaya koydu. İşlem değerleri yüzde 64 oranında sert bir düşüş kaydederken, Riyad ‘büyük düzeltme’ olarak nitelendirilen süreçle, vatandaş ve gerçek geliştiriciyi merkeze alan sürdürülebilir bir modele yönelmeye başladı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yönlendirmeleri, piyasaya yeni bir istikamet kazandıran kapsamlı yürütme kararlarıyla somutlaştı. Bu kapsamda başkentin kuzeyinde milyonlarca metrekarelik alan üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldı, konut arzını artırmak için boş arazilere yönelik vergiler devreye alındı. Aynı zamanda kira artışları dondurulurken, ev sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmesel ilişkiler de yeniden düzenlendi. Söz konusu adımlar, konut maliyetlerinin istikrara kavuşmasına ve son yıllarda görülen gerekçesiz fiyat artışlarının sınırlanmasına doğrudan katkı sağladı.

Bu yapısal reformların etkisi, Adalet Bakanlığı’na bağlı gayrimenkul borsasının verilerine de net şekilde yansıdı. İşlem değerleri yüzde 64 oranında gerileyerek yaklaşık 53 bin işlemde 17,3 milyar dolar (65 milyar riyal) seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, kararların öncesindeki yıl kaydedilen yaklaşık 48,3 milyar dolar (181 milyar riyal) seviyesine kıyasla ciddi bir düşüşe işaret etti. Veriler ayrıca toplam işlem alanının da 228 bin metrekareden 153 bin metrekareye gerilediğini gösterdi. Uzmanlar, bu düşüşü likiditenin büyük ölçekli arsa spekülasyonundan çıkarak planlı konut geliştirme projelerine yönelmesiyle açıklıyor.

Gayrimenkul piyasasının yeniden şekillenmesi

Gayrimenkul alanındaki uzmanlar ve sektörle ilgilenen isimler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmelerde, söz konusu tarihi adımların Riyad’daki gayrimenkul piyasasını daha sürdürülebilir bir modele doğru yeniden şekillendirdiğini belirtti. Uzmanlar, piyasanın artık gayrimenkul geliştirme ve gerçek konut talebine dayalı bir yapıya evrildiğini, bunun da denge, olgunlaşma ve fiyat istikrarı açısından yeni bir aşamaya geçiş sağladığını ifade etti. Ayrıca bu dönüşümün, Suudi Arabistan’ın yaşadığı ekonomik değişimlere uyum sağlayabilecek daha dayanıklı bir gayrimenkul piyasasının inşasında önemli bir adım olduğu vurgulandı.

Gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, alınan kararların piyasa yapısında belirgin bir dönüşüm yarattığını söyledi. Zehrani, işlem değerlerindeki düşüşün piyasa zayıflığına değil, fiyatları gerçek konut talebinden koparan spekülatif hareketlerin gerilemesine işaret ettiğini dile getirdi.

Zehrani ayrıca, dengeleyici emlak politikalarının özellikle metrekare başına yaklaşık bin 500 riyal seviyesinden sunulan destekli arsalar sayesinde yeni bir fiyat referansı oluşturduğunu belirtti. Bu durumun bazı mahallelerde fiyat beklentilerini yeniden şekillendirdiğini ve geçmiş yıllarda görülen gerekçesiz artışları sınırladığını ifade etti.

Öte yandan, Riyad’ın kuzeyindeki arazilerde fiyatların ‘serbest düşüşe’ benzer bir gerileme yaşadığına dikkat çekildi. Piyasa raporlarına göre bazı bölgelerde fiyatlar, yıllarca süren hızlı yükselişlerin ardından kayda değer oranlarda düştü. Bu yükselişlerin, büyük ölçüde spekülasyon ve hızlı büyüme beklentileriyle desteklendiği belirtilirken, mevcut gerilemenin ise daha gerçekçi kriterlere dayalı bir yeniden fiyatlama sürecinin parçası olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Riyad’da tespit edilen arazi planlarının haritası (SPA)Riyad’da tespit edilen arazi planlarının haritası (SPA)

Spekülasyondan gayrimenkul geliştirmeye

Zehrani, dengeleyici gayrimenkul kararlarının üzerinden geçen bir yıl içinde piyasada bir dizi önemli eğilimin öne çıktığını belirtti. Bunların başında, likiditenin bir bölümünün spekülasyondan gayrimenkul geliştirme faaliyetlerine kayması gelirken, arazi alım satımı yerine planlı projelere yönelimin arttığını ifade etti. Ayrıca kısa vadeli yatırımcıların etkisinin azalmasıyla birlikte gerçek konut alıcısının piyasanın ana itici gücü haline geldiğini vurguladı.

Zehrani, konut birimleri ve geliştirilmiş arsalar için ‘harita üzerinden satış’ projelerinin ilk örneklerinin ortaya çıkmaya başladığını, bu modelin konut arzını artırma ve mülkiyet maliyetlerini düşürme açısından önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşmasının beklendiğini söyledi. Piyasanın aynı zamanda, başta boş gayrimenkullere yönelik vergiler olmak üzere, beklenen yeni düzenlemeleri yakından izlediğini; bu adımların şehirlerde atıl varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ve mevcut emlak stokunun daha verimli kullanılmasına katkı sağlamasının öngörüldüğünü dile getirdi.

Önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmesinde Zehrani, Riyad’daki emlak piyasasının daha olgun ve sürdürülebilir bir aşamaya ilerleyeceğini, harita üzerinden satış projelerinde artış ve şehir içi arzın genişlemesiyle birlikte reformların etkisinin süreceğini belirtti. Zehrani, bu sürecin fiyat istikrarını destekleyeceğini ve arz-talep dengesinin daha sağlıklı bir zemine oturmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Zehrani ayrıca, bugün Riyad emlak piyasasında yaşananların bir durgunluktan ziyade, piyasayı daha sürdürülebilir bir modele taşıyan yeniden yapılanma süreci olduğunu vurguladı. Bu modelin, gayrimenkul geliştirme ve gerçek konut talebine dayanarak kentsel kalkınma hedeflerini destekleyeceğini ve başkentte yaşam kalitesini artıracağını sözlerine ekledi.

Piyasa davranışı

Gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyad gayrimenkul piyasasının ekonomik döngüsü içinde kritik bir aşamaya girdiğini belirtti. Musa, bu yıl yaşanan dönüşümlerin yalnızca işlem sayısı ya da değerleriyle açıklanamayacağını, daha geniş bir çerçevede piyasa davranışlarının yeniden şekillenmesi ve arz-talep ilişkisinin yeniden dengelenmesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Musa, söz konusu kararlar öncesindeki yıllarda Riyad’daki gayrimenkul piyasasında fiyatların hızlı bir şekilde yükseldiğini, bu artışların artan talep, hızlı kentsel büyüme ve farklı yatırımcı gruplarının piyasaya girişi gibi çeşitli faktörlerden kaynaklandığını söyledi. Ancak zamanla, piyasanın sürdürülebilirliğini sağlamak ve gerekçesiz fiyat artışlarını sınırlamak için yeniden denge kurulmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı.

Musa, son bir yılda işlem hacminde yaşanan gerilemenin, piyasanın yeniden dengelenme sürecinin doğal bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu aşamada alıcıların daha temkinli davrandığını ve yatırım kararlarını yeniden gözden geçirdiğini ifade eden Musa, geliştiriciler ile mülk sahiplerinin de yeni koşullara uyum sağlamak amacıyla fiyatlandırma ve pazarlama stratejilerini revize ettiğini söyledi.

Musa, bu dönemin en dikkat çekici özelliklerinden birinin piyasa oyuncuları arasında artan bilinç düzeyi olduğunu vurguladı. Satın alma kararlarının artık kısa vadeli fiyat artışı beklentilerinden ziyade değer ve ekonomik fizibiliteye dayandığını belirten Musa, bazı gayrimenkul şirketlerinin de daha uzun vadeli ödeme planları sunarak ve ürünlerini piyasa ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlayarak satış ve pazarlama modellerini gözden geçirmeye başladığını kaydetti.

Bu sürecin, bazı bölgelerde fiyat hareketlerini etkileyen spekülatif işlemlerin azalmasına katkı sağladığını dile getiren Musa, bunun karşılığında arsaların elde tutulmak yerine geliştirilerek projelere dönüştürülmesi yönünde daha güçlü bir eğilim oluştuğunu ifade etti.

Musa, Riyad gayrimenkul piyasasında yaşananların bir durgunluk değil, piyasa kurallarını yeniden tanımlayan bir geçiş süreci olduğunu belirterek, bu dönüşümün spekülasyona dayalı yapıdan, gerçek varlık değerine ve uzun vadeli geliştirme verimliliğine dayanan daha istikrarlı ve olgun bir modele geçişi temsil ettiğini söyledi. Bunun, ülkenin ekonomik dönüşümüne uyum sağlayabilecek daha sürdürülebilir bir gayrimenkul piyasasının inşası açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Musa, Riyad’daki gayrimenkul piyasasının daha dengeli ve olgun bir seyir izleyeceğini, projeler arasındaki rekabetin ise giderek daha fazla ürün kalitesi, geliştirme verimliliği ve piyasa ihtiyaçlarına uyum üzerinden şekilleneceğini ifade etti. Musa, şehirde devam eden büyük ölçekli projelerin etkisiyle gayrimenkul sektörünün ekonomik büyümeyi destekleyen başlıca alanlardan biri olmayı sürdüreceğini sözlerine ekledi.