Netanyahu seçimleri kazanabilecek mi?

Tel Aviv’deki İsrailli öğrenciler tarafından yapılan ‘bebek Netanyahu’ ile bir hatıra fotoğrafı (EPA)
Tel Aviv’deki İsrailli öğrenciler tarafından yapılan ‘bebek Netanyahu’ ile bir hatıra fotoğrafı (EPA)
TT

Netanyahu seçimleri kazanabilecek mi?

Tel Aviv’deki İsrailli öğrenciler tarafından yapılan ‘bebek Netanyahu’ ile bir hatıra fotoğrafı (EPA)
Tel Aviv’deki İsrailli öğrenciler tarafından yapılan ‘bebek Netanyahu’ ile bir hatıra fotoğrafı (EPA)

İsrail 9 Nisan’da düzenlenecek genel seçimlerden önceki son saatlerde Başbakan Binyamin Netanyahu, doğal müttefikleri olarak nitelendirilen sağcı partilerden oy kazanmak için kampanya yürütmeye başlattı. Kampanya için ise “Likud Partisi, İsrail Direnç Partisi (Hosen L'Yisrael) Genel Başkanı Benny Gantz liderliğindeki  Mavi-Beyaz (Kahol Lavan) İttifakı büyük bir fark atamazsa sağ kanadın iktidarı kaybedeceği” iddia edildi.
Netanyahu, 7 Nisan’da Batı Şeria’daki Yahudi Yerleşim Hareketi ile bir araya geldi. Hareket, görüşme sırasında Filistin Devleti’nin kurulmasını onaylamadığını ve İsrail egemenliğine götüren yerleşkelere karşı ciddi bir araştırma yaptığını ifade etti.
Sağ kanat parti liderleri ise söz hücumun sağı tahrip edeceğini ve yönetimi kıracağını vurguladı. Hücumdan en büyük zararı gören Yeni Sağ partisinin ikinci ismi ve Adalet Bakanı Ayelet Şaked, “Netanyahu, Benny Gantz önderliğindeki Mavi- Beyaz Partisi’nin stratejisinin arkasında sürükleniyor. Sağ kanadı kırmak için bizimle yanlış bir rekabet oluşturuyor” dedi. Şaked, “Bu geleneksel abartıcılık ile Netanyahu, Gantz ve müttefiki Yair Lapid ile ortak bir hükümet kurmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Netanyahu’nun hedeflerini anlamadığını söyleyen Ayeled Şaked, Netanyahu sağ kanadın başında kalmak istiyorsa bu kanadın şu an yapılan anketlere göre 64 veya 65 sandalyeye sahip olduğunu belirtti. Şaked, bunun ise Likud daha az sandalye alsa bile Netanyahu’nun başbakan olacağı anlamına geldiğini vurguladı.
Eski partisi (Yahudi Evi- Habayit Hayehudi), 2015 yılındaki seçimlerde son saatlerde Netanyahu’nun yürüttüğü kampanyadan en fazla zarar gören sağ partiydi. Seçmenler, “sağ iktidarı devirmek hedefiyle yabancı ülkelerden finanse edilen birçok otobüsle Arap seçmenlerin hareketliliğinden” endişe duyuyordu. Nihayetinde sağcı seçmenler sandıklara akın ederek, Likud’a oy verdi. Bu çerçevede Yahudi Evi partisinin sandalye sayısı, 12’den 8’e düştü ve Avigdor Liberman’ın partisi de 8’den 6’ya geriledi. Liberman, 7 Nisan’da yaptığı açıklamada “Netanyahu’nun (sağın tehlikeyi yönettiği) cümlesini tekrarlaması, kendi lehine oy kazanmayı amaçlayan sahte bir teşvik kampanyasından başka bir şey değil” dedi. Sağcı Partiler Birliği listesinin ikinci adayı Bezalel Smotrich de “Netanyahu’nun vizyonunun, halihazırda bilinen sindirme senaryosunu tam olarak uygulaması şaşırtıcı. Ancak bu sefer, önceki zamandan farklı olarak, ateşle oynuyor. Bu ateş bütünüyle sağ kampı yakabilir. Tuzağına düşmemeliyiz” dedi.
Ancak Netanyahu, bu müttefiklerin oylarını geri kazanmak için programını ortaya koyarken, “Sağcı bir hükümeti güvenceye almanın tek yolu Likud’a oy vermektir” dedi. Başta “7. Kanal” olmak üzere İsrail medya organlarına açıklamada bulunana Netanyahu, “İsrail’in yerleşim birimlerine ilişkin egemenliğini ilan etmesi için çalışıyorum” ifadelerini kullandı. Binyamin Netanyahu, öncelikle ABD Başkanı Donald Trump ile konuya ilişkin bir anlayışı tercih ettiğini ve bu sebeple, Washington’un konumunun beklendiğini belirtti.
Filistin Devleti’nin kurulmaması yönünde bir taahhüt vermeye hazır olup olmadığı sorusuna da “Açıkça söylüyorum, Filistin Devleti kurulmayacak. Bu olmayacak çünkü buna önem gösteriyorum. Yerleşimleri yıkmayacağım ve onlara egemenlik getireceğim. Yeni bir Gazze’yi engellemek için Kudüs’ün birliğini ve Ürdün Nehri’nin batısındaki tüm alanlarda kontrolümüzü koruyacağım. Benim politikam bu. Bunu ABD’lilere, Başkan Trump’a ve Obama’ya da söyledim” dedi.
 
ABD’nin eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın kendisine “bunun bir devlet olmadığını” söylediğini belirten Netanyahu, “Ona, ne demek istersen onu de, şeklinde yanıt verdim” ifadelerini kullandı. Binyamin Netanyahu, “Bu bir egemenlik değil. Ona bunu uygulamaya ve durumu sonlandırmaya hazır olduğunu söyledim” dedi. Netanyahu, her zaman baskı uygulayan eski ABD Başkanı Barack Obama ile aralarındaki anlaşmazlığa da övgüde bulunurken, “Ayağa kalkıp, bu baskılara tepki gösterdim. Trump geldiğinde Kudüs, büyükelçiliğin taşınması ve Golan Tepeleri itiraflarını almayı başardım. Bu gelişmeler, Yahudiye ve Samarya Bölgesi (Batı Şeria) için planladıklarım açısından çok önemli” şeklinde konuştu.
Tel Aviv yakınlarındaki Bar-Ilan Üniversitesi’nde 2009 yılında iki devletli çözüme değindiği konuşmasına dair bir soruya da “O konuşmanın ardından söylenenler dinlemeye değer” şeklinde yanıt verdi. İsrail Başbakanı ayrıca, konuşmanın ardından “Filistinlilere, sadece hayatlarını yönetme ve bundan fazlasını yapmama” izni verdiğini söyledi.
Binyamin Netanyahu, Yüksek Mahkeme’nin Filistin topraklarına inşa edilen rastgele yerleşkeleri tahliye etme kararı verdiğinde, bu yerleşkelerin başka yere taşındığını ve yerleşim yerlerinin sayısının arttığını belirtti. Mahkemenin Ofra yerleşim birimindeki 9 evi yıkma kararı sonrasında Amona yerleşim biriminin yerine, Amichai yerleşim biriminin kurulduğunu hatırlatan Netanyahu, Nativ Hafot yerleşim birimindeki evlerin yıkılmasının ardından da 90 evin inşasına başlandığını söyledi. Netanyahu, “Biraz yıktık, ama çok şey yaptık. Şu an 18 bin konutu onayladık. Bu düzeyde binalar yoktu. Gelecek dönemde kademeli bir şekilde Yahudiye ve Samarya Bölgesi’ne dair İsrail yasasını da uygulamaya koyacağız. İsrail topraklarını, tüm baskılardan kurtardım. Daha önce hiç olmadığı gibi yerleşim birimleri inşa ediyorum. İnşa etmeye devam edeceğim. Yerleşim birimlerini kurtarmaya önem gösteriyorum” dedi.
Netanyahu daha sonra, sağ kanadın, İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in gelecek hükümeti kurmak için Netanyahu’yi görevlendirmesi endişesiyle oy kullanmasından kaçınmak için yürüttüğü kampanyaya değindi. İsrail Başbakanı, “İnsanlar, burada yaşanacak trajediyi anlamıyor” dedi.
Netanyahu, “Bir artı veya eksi oy durumu değiştirmeyecek. Ancak Rivlin açık bir şekilde, 61 Knesset üyesi tarafından önerilmemesi halinde, hükümeti kurma görevinin en büyük partiye verileceğini belirtti. Knesset’te 61 üyemiz yok. Çünkü tek bir parti (Moşe Feiglin liderliğindeki Zehut partisini kastediyor), benim hükümeti kurmam konusundaki öneriyi reddediyor. Bu çerçevede anketlere göre en büyük parti, Lapid ve Gantz'ın Mavi-Beyaz İttifakı. Boşluğu kapatmazsak hükümeti onlar kuracak” ifadelerini kullandı.



Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.


Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
TT

Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)

İran Genelkurmay Başkanlığı, yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından bugün yayımlanan açıklamasında, Katar’ın elinde bulunduğunu öne sürdüğü üç İranlı pilotun serbest bırakılmasının sağlanması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden yardım talep ettiğini duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, pilotların mart ayında İran’ın Katar’daki “düşman askeri üssü” olarak nitelendirdiği hedefe yönelik operasyon sırasında uçaklarının vurulmasının ardından alıkonulduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İran tarafı, pilotların Katar tarafından tutulduğunu iddia ediyor.

İran Ordusu Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Mesud Caferi ise geçen hafta İran’ın ISNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Katar’daki El Udeyd Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından, cenazesi İran’a getirilen Mecid Kazımi dışında operasyona katılan diğer üç pilotun akıbetinin netlik kazanmadığını söylemişti.

Caferi, söz konusu operasyonun, THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra ABD ve Katar’a ait hava devriyelerinin bulunduğu bir ortamda, iki adet Su-24 savaş uçağıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Pilotların Körfez üzerinde son derece alçak irtifada uçtuğunu belirtti.

Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ayrıca İranlı pilotların operasyonu GPS kullanmadan, aldıkları eğitim ve sahip oldukları yerli imkân ve kabiliyetlere dayanarak gerçekleştirdiğini ifade etti.


ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
TT

ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)

ABD'nin İran savaşında kullandığı USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle ilgili lojistik sorunlar çatışmanın ilk günlerinde başlamış.

New York Times'ın aktardığına göre gemiyle ilgili ikmal sorunları, İran'ın 28 Şubat'ta Bahreyn'deki ABD üssüne düzenlediği füze ve drone saldırılarının ardından ortaya çıktı.

Tahran yönetimi, bu operasyonu ABD'yle İsrail'in aynı gün savaşı başlattığı saldırılara misilleme olarak yapmıştı.

Haberde, saldırıda ağır hasar gören Bahreyn Deniz Kuvvetleri Destek Üssü'nün ABD donanması için önemli bir lojistik merkez olduğu vurgulanıyor.

Bunun ardından Pentagon, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan ABD üssünü yeni ikmal ve lojistik merkezi olarak belirlemiş. Ancak Britanya Denizaşırı Toprağı olan adadaki üssün, bu konuda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Ayrıca İran, adadaki üsse 20 Mart'ta füze saldırısı düzenlemişti. Füzelerden biri Hint Okyanusu'na düşmüş, diğeriyse Amerikan savaş gemisi tarafından havada vurulmuştu.

Yaklaşık 9 aydır karaya yanaşmayan USS Abraham Lincoln'da görev yapan askerlerin ruh sağlığına ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin haberler de ABD kamuoyunda tartışma yarattı.

CNN, 13 Ağustos'taki haberinde iki denizcinin gemiden atlayarak intihar etmeye kalkıştığını öne sürmüştü.

Uzatılan görev süresi boyunca mürettebatın temel malzeme eksikliği, hijyen sorunları, posta dağıtımında aksamalar ve ciddi gıda kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edilmişti.

Savunma Bakanı Hegseth ise iddiaları reddederek uçak gemisindeki koşullara ilişkin haberleri "çarpıtma" diye nitelemişti. ABD Senatosu'nun Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer ise gemideki durumla ilgili haberlerin ardından Hegseth'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında iddiaların asılsız olduğunu savunurken, USS Abraham Lincoln'ın yakın zamanda benzer bir savaş gemisiyle değiştirileceğini söyledi.

Amerikan basınına göre USS Abraham Lincoln'ın yerine USS George Washington gönderilecek. Ancak uçak gemisinin bölgeye ne zaman varacağına dair bilgi paylaşılmıyor.

ORtadoğu'da görev yapan ABD donanmasına ait uçak gemisi USS George H.W. Bush da 31 Mart'tan bu yana karaya yanaşmadı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN