​Kahire Zirvesi’nde barışçıl bir iktidara geçmesi için Sudan'a 3 ay süre tanındı

Kahire’deki Afrika Zirvesi'ne katılan liderler hatıra fotoğrafı çektirdi. (epa)
Kahire’deki Afrika Zirvesi'ne katılan liderler hatıra fotoğrafı çektirdi. (epa)
TT

​Kahire Zirvesi’nde barışçıl bir iktidara geçmesi için Sudan'a 3 ay süre tanındı

Kahire’deki Afrika Zirvesi'ne katılan liderler hatıra fotoğrafı çektirdi. (epa)
Kahire’deki Afrika Zirvesi'ne katılan liderler hatıra fotoğrafı çektirdi. (epa)

Sudan’ın bölgesel ortaklarının dün Kahire’de düzenlediği istişare zirvesinde Afrikalı liderler, Sudan’daki Geçici Askeri Konsey’e barışçıl bir iktidar geçişi için 3 ay süre tanınması üzerinde oy birliğine vardı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin bu yılki Afrika Birliği Başkanı sıfatıyla davet ettiği zirveden çıkan ortak  açıklamada, Afrika Birliği'ne bağlı Güvenlik Konseyi’nden ‘Sudanlı yetkililere verilen süreyi 3 ay uzatması’ talep edildi.
Kahire'nin ev sahipliği yaptığı toplantılarda Sudan'ın yanı sıra Libya dosyası gündemdeydi. Ülkedeki mevcut krizi aşacak ve siyasi süreci canlandıracak yollara odaklanıldı.
Kahire'deki dünkü zirveye Çad, Cibuti, Kongo, Ruanda, Somali ve Güney Afrika liderlerinin yanı sıra Etiyopya Başbakan Yardımcısı (IGAD Başkanı), Uganda ve Kenya Dışişleri Bakanları, Nijerya Dışişleri Bakanlığı Daimî Sekreteri, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı ve son gelişmeler hakkında zirveye bilgi veren Güney Sudan Devlet Başkanı Güvenlik İşleri Danışmanı katılım gösterdi.
Sudan'da General Abdulfettah el-Burhan başkanlığındaki geçici Askeri Konsey, Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in haftalar süren halk gösterileri neticesinde devrilmesinden bu yana ülkede yönetim sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Afrika Birliği, 15 Nisan’da Askeri Konsey'in 15 gün içerisinde yönetimi sivillere devretmemesi halinde Sudan’ın üyeliğini askıya alacağı konusunda uyardı.
Kahire Zirvesi’ne katılan liderlerin ortak açıklamasında Sudan halkı ile tam bir dayanışma halinde olunduğu ifade edildi. Ayrıca halkın Sudan için istikrar, kalkınma ve refahı mümkün kılacak barışçıl bir demokratik dönüşüm sürecini başlatmak adına benimsedikleri meşru hedef ve arzuları gerçekleştirmek için gösterdikleri barışçıl çabada ortaya koydukları cesaret ve kararlılık da takdir edildi.
Zirveye katılan liderler, Afrika Birliği’nin Kıta'da barış, güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için benimsediği ilkelere ve hedeflere bağlı kalmanın önemine vurgu yaptı. Afrika Birliği'ne, egemenliğe ve Sudan’ın selameti ve toprak bütünlüğüne bağlı kalacaklarını belirttiler. Aynı şekilde Afrika Birliği, IGAD ve komşu ülkelerin Sudan’ın siyaset, güvenlik ve ekonomi alanında yüzleştiği zorlukları aşmak için gösterdiği çabaları desteklemedeki rolüne tam desteklerini dile getirdiler.
Katılımcı ülkeler, Sudanlı yetkililer ve siyasi güçlerin Sudan’daki mevcut durumun üstesinden gelerek hızlı bir şekilde anayasal rejime geri dönmek adına birlikte ve iyi niyet içerisinde faaliyet yürütmelerine olan acil ihtiyacın altını çizdi. Katılımcılar, Sudan halkının Afrika Birliği ve uluslararası toplumun da desteğiyle kapsamlı bir demokratik rejim oluşturma, yasal yönetimi kökleştirme, insan haklarını koruma ve güçlendirme, sürdürülebilir ve etkin ekonomik kalkınmayı gerçekleştirme yönündeki hedeflerini gerçekleştirmesinin silahlı gruplar da dahil olmak üzere tüm Sudanlıları içine alacak şekilde ve bizzat Sudanlıların yöneteceği demokratik bir siyasi diyalogla mümkün olacağını belirtti.
Zirveden çıkan açıklama ile katılımcı ülkeler, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki’nin son Sudan ziyareti hakkında sunduğu bilgilerin ışığında ve Sudanlı yetkililerin barışçıl, sistematik ve demokratik geçiş sürecine dair aldığını duyurduğu önlemleri de göz önünde bulundurarak Sudanlı yetkililere ve taraflara söz konusu tedbirleri uygulamak için daha fazla süre verilmesi ancak sürenin çok uzamaması gerektiğine karar verdi. Bu doğrultuda Afrika Birliği’ne bağlı Barış ve Güvenlik Konseyi’nden Sudanlı yetkililere verilen süreyi 3 ay uzatması talep edildi. Katılımcı ülkeler, Birlik Komisyonu Başkanı’nı Sudanlı yetkililer ve taraflarla diyalogu sürdürmeye teşvik ederken Sudanlı yetkililerden Afrika Birliği ve Komisyonu ile yapıcı ilişkilerine devam etmesini talep etti.
Katılımcı ülkeler aynı şekilde uluslararası topluma da ekonomik durumun gerilediği dönemde Sudan’a acil ekonomik destek sunma çağrısı yaparak ülkenin borç yükünün acil bir şekilde hafifletilmesinin önemine vurgu yaptı.
Katılımcı ülkeler istikrarı gerçekleştirme, birliği koruyup sınırlarını güvence altına alma, silah ve insan kaçakçılığı ile organize suçlar da dahil olmak üzere Kıta ötesinden gelen ve hem Sudan’ın hem de tüm bölgenin barış ve güvenliğini sarsan gayri meşru faaliyetlerle mücadele ederek engel olma konusunda Sudan’ın çabalarının desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Zirveye katılan ülkelerin dışişleri bakanları, Sudan’daki gelişmeleri izlemek, devlet ve hükümet başkanlarına rapor vermek için bir ay içerisinde toplanılması çağrısında bulundu.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Bessam Razi, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin zirvede ‘Sudan’da istikrarı gerçekleştirmek için ülkedeki siyasi süreci netleştirmede Sudan halkının söz sahibi olacağı ve devlet kurumlarını koruyacak ortak bir yaklaşım benimsenmesinin önemini vurguladığını’ söyledi.
Sisi, zirvenin açılış konuşmasında ‘Mısır’ın ülkesinin geleceğini şekillendirmede Sudan halkının tercihlerine, özgür iradesine ve tarihinin bu önemli ve belirleyici aşamasında görüş birliğine varacağı her konuda tam destek sunacağını’ belirtti.
Mısır Cumhurbaşkanı, konuşmasının devamında ‘Afrika’nın sorunları karşısında, Kıta ülkelerinin karşılaştığı ortak zorluklarla başa çıkmada tek yöntem olarak Afrikalı çözüm ilkelerinin kökleştirilmesinin önemine’ vurgu yaptı. Zira Cumhurbaşkanı’nın ifadelerine göre kendi sorunlarının düğümünü ve durumlarının özelliğini anlayabilecek en büyük güç yine Afrika ülkeleriydi. Sisi ayrıca anayasal rejimin geri getirilmesinin ve tüm Sudanlıların katılacağı demokratik bir süreç çerçevesinde sivil bir hükümet kurulmasının, bu toprakların özel durumuna uygun düşecek ve Sudan’ın geçtiği kritik dönemecin gereklerini gözetecek çözümlerin bulunmasına katkı sağlayacağını vurguladı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün akşam ayrıca, ‘terörün bitirilmesi için Libyalı ulusal kurumların ve ordu güçleri ile ulusal polisin güçlendirilmesi’ çağrısında bulunarak ‘Libya’nın son senelerde organize suç, insan ticareti ve dışarıdan güç almak gibi büyük tehlikelere maruz kaldığına’ işaret etti.
Sisi dün akşam Troyka Zirvesi’nin faaliyet açılışında ve Afrika Birliği Libya Komisyonu Başkanlığı konuşmasında, ‘bu toplantının, Kıta'nın sorunlarına Afrikalı çözümler bulunması çerçevesinde ülkede istikrara geri dönüşü sağlayacak siyasi çözümlere varmayı hedeflediğini’ duyurdu. Sözlerine devamla, ‘devletlerini geri almanın ve vatanlarını yeniden inşa etmek için yeni bir süreci başlatmanın tüm Libyalıların hakkı olduğuna’ işaret ederek halkın ihtiyaçlarına cevap vermek için Libyalı ulusal kurumlara fırsat verilmesini istedi. Sisi, uluslararası topluma gerekli sorumlulukları alması, siyasi çözümü başlatması ve Libyalı farklı siyasi taraflarla iletişim kurarak siyasi müzakerelere yeniden başlaması için çağrıda da bulundu.
Mısırlı bir yetkili toplantıda Libya’ya özel toplantıda mevcut krizi aşmanın, siyasi süreci canlandırmanın ve terörü bitirmenin yollarının da tartışıldığını aktardı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.