ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Avrupa turundan dönüş yolunda Almanya ziyaretini iptal ettikten hemen sonra Grönland’e yapacağı ziyareti de erteledi. Pompeo, İran’ın bölgede ABD kuvvetlerine saldırabileceği yönündeki bilgilerin ardından Irak’a sürpriz bir ziyarette bulunmuştu.
Grönland ziyaretinin iptalinin ardındaki sebep ise aynı. ABD Dışişleri Bakanlığı yayınladığı bir bildiride Bakan Pompeo’nun, gelişmeleri takip etmek için Washington’a döndüğünü açıkladı.
Ancak gerçek; İran’ın bölgedeki ABD kuvvetlerine ve çıkarlarına yönelik saldırılarda bulunabileceği ihtimaline karşı oluşan korku mu? Aynı şekilde 60 gün sonra nükleer anlaşmanın diğer bölümlerinin de dondurulması tehdidinin, işlerin açık bir yüzleşmeye dönüşmesi riski taşıyor olması mı? ABD’de yayınlanan raporlara göre istihbarat çevreleri, çeşitli kaynakların, Tahran’ın bazı ABD kuvvetlerini ve müttefik güçleri ya da Irak ve Yemen de dahil bölgede rol oynayan kuvvetleri tahrik etmeye başladığını ortaya koyduğuna dikkati çekti. Irak veya Yemen kıyılarındaki bazı ABD kuvvetleri yakınları da dahil olmak üzere karada ve denizde sabit ve hareketli askeri teçhizatlar transfer edilmeye başladı.
Kaynaklara göre dün (9 Mayıs) Süveyş Kanalı aracılığıyla Körfez’e yönelen ve B-52 stratejik bombardıman uçaklarını taşıyan Abraham Lincoln uçak gemisi önderliğinde bir askeri birlik gönderen ABD’nin bu cevaplarına rağmen İran hamleleri, hala devam ediyor ve gerektiği gibi yavaşlamadı. ABD Deniz Kuvvetleri ayrıca, Körfez’e yönelmek zorunda kalmadan İran’a doğrudan saldırılar düzenleyebilecek USS Stennis uçak gemisi önderliğinde Akdeniz’de devasa bir güç kullanıyor.
Pentagon, bu tehditler hakkında daha önce söyledikleri dışında açıklamada bulunmadı. İran’ın bölgede hareket ettirebileceği gruplar hakkında endişelere dair detaylı ifadeler kullanan ABD’nin Merkez Komutanı General Kenneth F. McKenzie’nin açıklamasına dikkat çekildi.
McKenzie, “Ahmed Cibril liderliğindeki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi- Genel Komutanlık örgütü de dahil Filistinli silahlı grupların yanı sıra 193 bin Haşdi Şabi (Irak), 18 bin Hizbullah (Lübnan) ve 20 bin diğer Iraklı Şii örgütlerden silahlılar var” dedi.
Ancak ABD’li askeri kaynaklar, askeri liderliğin bu hareketlerle ilgili edindiği bilgilere rağmen, askeri veya merkezi istihbaratta yakın bir saldırıyı gösteren hiçbir bilginin bulunmadığını açıkladı.
Kaynaklara göre İran’ın ABD ile çatışma tarihinde ilk kez maruz kaldığı benzeri görülmemiş boğulma sonucunda terör saldırı tarzına başvurmasından ve grupları farklı mevziilerde gerilla savaşı şeklinde hareket ettirmesinden korkuluyor. Aynı şekilde ABD’nin gerektiğinde İran’a yanıt verebilmek için bölgedeki bölgesel ordularla yakın bir işbirliği kurduğu da belirtildi.
Öte yandan ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford, geçen çarşamba günü Senato’da, İran’ın geçen hafta ABD’ye gönderdiği tehdit mesajlarının hafta sonuna kadar yoğunlaştığını belirtti. Dunford, ABD’nin, İran’a “tehdidine yanıt vermeye hazır olduğunu” göstermek için cuma günleri Tahran’a bazı mesajlar gönderdiğini vurguladı.
Pentagon’daki bir basın brifingine göre, İran üzerindeki baskının sonuçları, her yıl 10 milyar dolarlık petrol geliri kaybına, İran petrol sektörü ile bağlantılı 100’den fazla şirketin çalışmalarını durdurmasına, son 20 günde 1,5 milyon varilden fazla petrolün pompalanmasının durmasına, 75 İran tankerinin seferlerinin sonlanmasına, İran rejimi ile bağlantılı 70 bankacılık ve finans kuruluşunun çalışmalarını durdurmasına ve 970 İranlı iş adamının iflasına yol açtı.
Bu gelişmelere, İran meselesinin korkulan gibi ABD’li politikacıları galeyana getirmediğini gösteren tepkiler de eşlik etti. İran basını ise İran ile gerginliğin tırmandığı konusunda ABD tarafından herhangi bir siyasi tepkiyi, eleştiriyi veya uyarıyı ortaya koymadı.
Diğer taraftan Demokratlar da kısa bir açıklama yaparak, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin daha geniş bir çatışmaya yol açmaya çalıştığına dair endişelerini dile getirdi. ABD Kongresi yetkilileri, “İstihbarat bilgileri incelendi, gerçek görünüyorlar. Ancak cevaplar da orantısız görünüyor. Bununla birlikte bu çekinceler, İran’ın meydan okumalarına yanıt vermek için daha fazla eylem gerektiren bir durum olarak nitelendirildi” ifadelerini kullandı.
Tahran’ın nükleer anlaşma maddelerinin bazılarından vazgeçmeyi düşündüğünü açıklamasından sonra ABD Nükleer Programında eski bir yetkili ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda eski bir müfettiş Robert Kelly de söz konusu açıklamanın “yüzünü korumak” için olduğunu belirtti.
Bu kararın herhangi bir stratejik boyutunun olmadığını söyleyen Kelly, rejimin şu an çekiç ve örs arasında olduğunu ve ABD’nin onlar için kurduğu tuzağa düştüğünü vurguladı. Robert Kelly ayrıca, Tahran’ın nükleer silah üretemeyeceğini ve ihtiyaç duymadıklarını bilmelerine rağmen uranyum üretimine devam edeceklerini söylemeyi sürdürdüklerini belirtti.
İran’ın nükleer madde üretmesinin ve izin verilen stokları aşmasının nükleer silah yapacakları anlamına gelmediğini ifade eden yetkili, yolun bomba üretmek için oldukça uzun olduğunu belirtti. Kelly, aynı durumun ağır su için de geçerli olduğunu, çünkü artık bu su ile çalışan reaktörlerin olmadığını ve sadece yapabildiklerini söylemeyi sürdürdüklerini vurguladı. Robert Kelly, durumun stratejik bir önemi olmadığını, asıl meselenin rejimin ana kaygısını oluşturan petrol sektörüne yönelik yaptırımlarla ilgili olduğunu da ifade etti.
İran yaptırımlara karşı silahlı örgütleri harekete geçirebilir
“Kersage” uçak gemisi; geçen salı günü Hürmüz Boğazı’ndaki bir petrol gemisine eşlik eden amfibi hücum gemisi (ABD Deniz Donanması)
İran yaptırımlara karşı silahlı örgütleri harekete geçirebilir
“Kersage” uçak gemisi; geçen salı günü Hürmüz Boğazı’ndaki bir petrol gemisine eşlik eden amfibi hücum gemisi (ABD Deniz Donanması)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة




