Menbiç ve Rasulayn'da çatışmalar sürüyor

Menbiç şerhir merkezindeki Suriyeliler (Reuters)
Menbiç şerhir merkezindeki Suriyeliler (Reuters)
TT

Menbiç ve Rasulayn'da çatışmalar sürüyor

Menbiç şerhir merkezindeki Suriyeliler (Reuters)
Menbiç şerhir merkezindeki Suriyeliler (Reuters)

Türkiye salı günü Rasulayn’daki operasyonunu yoğunlaştırdı. Türkiye ve ona tabi Suriye Milli Ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri arasındaki şiddetli çatışmalar devam ediyor. Medyada, Suriye Demokratik Güçleri’nin Rasulayn’ı tamamen ele geçireceğine dair haberler yapılıyor. Menbiç’te karşılıklı bombardıman sürerken Suriye rejim güçleri de daha önce Uluslararası Koalisyon’un DEAŞ’e karşı savaşacağını ilan etmesinin ardından çekildiği şehre yeniden girdi.
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, “Suriye Demokratik Güçleri tarafından atılan roket sonucu Menbiç’te bir askerin şehit olduğunu, sekiz askerin yaralandığını, Suriye Demokratik Güçleri’ne mensup 15 savaşçının da etkisiz hale getirildiğini” açıkladı. Açıklamada ayrıca Fırat’ın doğusuna yönelik başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nda 9 Ekim’den bu yana Suriye Demokratik Güçleri’ne mensup 595 savaşçının etkisiz hale getirildiği duyuruldu.
Suriye devlet televizyonu rejim güçlerinin Menbiç’e girdiğini ilan etti. Askeri bir kaynağa dayandırılan haberde rejim güçlerinin Türk ordusuna 10 km uzaklıktaki Rasulayn ve Tel Tamer kasabası arasında olduğu bildirildi. Moskova; Türkiye ile Suriye arasında çıkabilecek olası bir çatışmayı önlemek için temaslarını sürdürdüğünü açıkladı.
Mardin’in Kızıltepe'ye bağlı Taşlıca ve Otluk köyüne Suriye tarafından havan topu ve roket atıldı. Suriye Demokratik Güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu 2 sivilin şehit olduğu, 12 kişinin de yaralandığı belirtildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden yapılan açıklamada Suriye Demokratik Güçleri’nin Türkiye ve ona bağlı Suriye Milli Ordusu ile girdiği çatışmalar sonucunda Türkiye sınırına yakın Rasulayn şehrini Tel Halaf ilçesini de ele geçirdiği öne sürüldü.
Rejim kuvvetleri, Halep şehrinin kuzeydoğu kırsalındaki Menbiç kentine girmeye başlarken diğer yandan Uluslararası Koalisyon güçleri kentten çekilmeye devam ediyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin yaptığı açıklamaya göre Menbiç kırsalında karşılıklı bombardıman devam ediyor. Türk ordusu ve ona bağlı Suriye Milli Ordusu'nun Menbiç civarında operasyonları sürerken Menbiç Askeri Konseyi ve Suriye rejim güçlerinin Türk askerine bağlı Suriye Milli Ordusu’nun bulunduğu köyleri hedef aldığı belirtildi.
Suriye rejimine bağlı medyanın rejim güçlerinin Menbiç’e girdiğini açıklamasının ardından ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçleri dün kentten ayrıldığını duyurdu.
ABD öncülüğünde DEAŞ’e karşı kurulan Uluslararası Koalisyon'un Sözcüsü Albay Myles Caggins, Twitter hesabından yaptığı açıklamada ABD kuvvetlerinin Suriye'nin kuzeydoğusundan planlı bir çekilme gerçekleştirdiğini ve an itibariyle Menbiç’in dışında olduklarını söyledi.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Suriye rejim güçlerinin Menbiç’i tamamen ele geçirdiği ve Rus askerlerinin Suriye'nin kuzeyinde Türkiye ve Suriye ordusu arasındaki bölgede devriye görevi icra ettiği belirtildi.
Türkiye ordusunda bağlı gruplar dün Menbiç savaşına başladıklarını açıkladı. Söz konusu grupların Telegram hesabından yaptıkları açıklamada “Barış Pınarı Harekatı çerçevesinde Menbiç ve çevresini Suriye Demokratik Güçleri’nden kurtarmak için yeni bir operasyon başlatıldı” ifadelerine yer verildi.
Menbiç şehri Türkiye sınırına 30 km uzaklıkta bulunuyor. Suriye sejim güçleri geçen aralık ayında Türk tarafının olası operasyonunu önlemek için Kürt tarafının talebi üzerine askeri birliklerini Menbiç’e konuşlandırmıştı. Ancak Türkiye’nin söz konusu dönemki varlığı daha çok sembolikti.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden yapılan açıklamada, “Suriye rejim güçlerinin Kobani’ye girmesi bekleniyordu. Ancak ABD kuvvetleri geçişlerine izin vermediği için Menbiç’e döndüler” ifadelerine yer verildi.
Suriye Rejim güçleri, Rakka'nın kuzeyindeki Ayn İsa’ya konuşlandı.
Temaslar sürüyor
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonu ile ilgili gelişmeler ve ABD’nin operasyon karşısında benimsediği tutum ele alındı. ABD daha önce yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği operasyon sebebiyle Savunma Bakanı Hulusi Akar da dahil olmak üzere çok sayıda Türk bakana yaptırım uygulayacağını duyurmuştu.
Pompeo dün NATO’nun Brüksel’deki merkezine ziyarette bulunacağını ve NATO üyelerine Türkiye'nin Suriye'deki eylemlerine karşı önlem almaları konusunda çağrıda bulunacağını söylemişti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada ülkesinin Barış Pınarı Harekatı çerçevesinde Menbiç’ten Türkiye’nin Irak sınırına kadar uzanan bölgeyi temizlemeye kararlı olduğunu belirtti.
Erdoğan, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilen Türk Konseyi 7. Zirvesi'nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Kısa bir süre içinde, ilk aşamada bir milyon ikinci aşamada iki milyon Suriyelinin gönüllü olarak geri dönmelerini sağlamak için sınırımızdan 32 kilometre derinlikte, 444 kilometre genişliğinde bir alanı güvenli bölge haline getireceğiz. Barış Pınarı Harekatı’nın başlamasından salı gününe kadar yaklaşık 970 kilometreyi temizledik.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Wall Street Journal gazetesi için kaleme aldığı makalede şu ifadeleri kullandı:
"Barış Pınarı Harekâtı, Suriye'deki vekalet savaşlarını sonlandırıp bölgede barış ve istikrarı tesis etmek üzere Türkiye'ye yardımcı olmak için ikinci bir şans. Avrupa Birliği ve tüm dünya, Türkiye'ye bu konuda destek olmalı. DEAŞ’lılerin Suriye’nin kuzeydoğusundan ayrılmasına fırsat vermeyeceğiz. Yabancı DEAŞ militanlarının, onların eşlerinin ve çocuklarının rehabilitasyonu için geldikleri ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapmaya hazırız."



Hamas, Yasama Meclisi seçimlerine katılacak birleşik bir ulusal liste oluşturmaya çalışıyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hamas, Yasama Meclisi seçimlerine katılacak birleşik bir ulusal liste oluşturmaya çalışıyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Hamas, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 28 Kasım’da yapılmasına karar verdiği Yasama Meclisi seçimlerine girmek üzere ulusal nitelikte ortak bir liste oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hareket kaynakları, bazı Filistinli gruplarla görüş ve yaklaşım birliğinin bulunduğunu, bunun bir ya da iki ortak listeyle seçime katılımın önünü açabileceğini belirtti.

Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Ulusal İlişkiler Ofisi Başkanı Husam Bedran, çarşamba günü yaptığı açıklamada, hareketin seçimlere ‘mümkün olan en geniş ulusal ittifak’ çerçevesinde katılacağını söyledi. Bedran, çok sayıda Filistinli güçle geniş bir kesimi kapsayan bir seçim bloğu oluşturmak için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bunun Filistin halkının ihtiyaçlarını karşılayan bir tabanı temsil eden Yasama Meclisi’ne ulaşmayı amaçladığını ifade etti.

Hareketin el-Aksa televizyonuna verdiği röportajda konuşan Bedran, Hamas’ın seçimleri ‘Filistinlilerin kendi iç işlerini düzenlemeleri için en uygun ve doğru yol’ olarak gördüğünü söyledi. Bedran, hareketin dışında bir siyasi sistemin yeniden şekillendirilmesine ve yeniden yapılandırılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

Bedran, Hamas’ın seçimlerin yapılmasını desteklediğini belirterek, Filistinlilerin gerek Yasama Meclisi gerekse Ulusal Konsey seçimlerinde kendi liderlerini ve siyasi programlarını seçme hakkına sahip olduğunu dile getirdi.

Bedran, söz konusu seçimlerin Filistin siyasi yapısında değişim yaratmak ve kendi ifadesiyle ‘ulusal karar alma mekanizmasındaki tekelleşme durumuna’ son vermek için ‘tarihi bir fırsat’ olduğunu savundu. Bedran ayrıca, seçime katılım için siyasi şartlar dayatılmasını veya tarafların belirli bir siyasi programı benimsemeye zorlanmasını reddettiklerini söyledi.

htyjuk
Gazze şehrinin kuzeyindeki Cibaliye’de enkazların arasında gülümseyerek yürüyen Filistinli bir kız, 7 Ağustos 2026 (EPA)

Bedran’ın açıklamaları, Filistin Devlet Başkanı’nın seçim tarihini açıklamasının ardından sessizliğini koruyan Hamas’tan yasama seçimleri kararına ilişkin gelen ilk resmi değerlendirme oldu. Hamas kaynakları o dönemde Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sessiz kalma kararının Filistin içindeki duruma ilişkin görüşleri yakınlaştırmak ve önümüzdeki dönemin politikalarını ve önceliklerini belirlemek amacıyla arabuluculuk yürüten Mısır, Katar ve Türkiye’nin talebi üzerine alındığını belirtmişti.

Söz konusu ülkeler, Filistinli grupları, özellikle de Fetih Hareketi’ni, yeni bir siyasi sistemin oluşturulması da dahil olmak üzere Filistin siyasi yapısının bütünüyle değiştirilmesini hedefleyen bir siyasi sürecin işletilmesi konusunda ikna etmeye yönelik girişimlerde önemli rol oynuyor.

Ancak yürütülen çabalara rağmen, Fetih ile Hamas arasında henüz herhangi bir uzlaşı sağlanamadı veya doğrudan görüşme gerçekleştirilemedi. Fetih, birçok konudaki tutumunda ısrar ederken, Abbas ise seçim yasalarında değişiklik yaparak Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) İsrail’i tanıma, şiddeti reddetme ve uluslararası meşruiyet kararlarına bağlılık esasına dayanan programının kabul edilmesi şartıyla seçimlere katılımın önünü açmaya çalışıyor.

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin yöneticileri ile İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Cephesi ve Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı’nın da aralarında bulunduğu Filistinli gruplar arasında yaklaşan seçimleri ele almak üzere görüşmeler gerçekleştirildiğini belirtti. Diğer gruplarla da toplantılar yapıldığı, bazı toplantılara söz konusu gruplardan bazılarının katıldığı ve görüşmelerin bir bölümünün Kahire’de, diğer bölümünün ise İstanbul’da gerçekleştirildiği kaydedildi.

İki kaynak, söz konusu gruplarla Hamas arasında, seçimlere tek bir liste veya iki liste halinde katılma ihtimali de dahil olmak üzere görüşlerde büyük ölçüde ortaklaşma bulunduğunu ve bunun tüm tarafların herhangi bir siyasi engelle karşılaşmadan seçim sürecine katılmasına imkân sağlayabileceğini söyledi.

Kaynaklardan biri, siyasi hayatın iyileştirilmesi konusunda genel bir Filistin uzlaşısının sağlanmasına yönelik Arap ve İslam ülkelerinden destek bulunduğunu ifade etti.

Fetih Merkez Komitesi de bu hafta seçimler ve Filistin’deki genel durumla ilgili görüşmeler gerçekleştirmişti.


Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
TT

Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar dün Kurdufan ve Mavi Nil cephelerinin yanı sıra başkent Hartum’da da şiddetlendi. HDK, savaşın başlamasından bu yana düzenlediği en büyük sürpriz saldırılardan birini gerçekleştirerek geçen ay kaybettiği stratejik kent ve kasabaları yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Kara çatışmalarına, üst üste ikinci gün yoğun İHA saldırıları eşlik etti. Saldırılarda başkent Hartum ile Kurdufan bölgesinin en büyük kenti el-Ubeyyid hedef alındı; iki kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

HDK, ülkenin güneydoğusunda, Etiyopya sınırı yakınındaki Mavi Nil bölgesinde stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin ordu ve orduyla ittifak halindeki silahlı gruplarla yaşanan çatışmaların ardından kontrol altına alındığını duyurdu.

HDK Sözcüsü el-Fatih Kureyşi yaptığı açıklamada, güçlerinin kenti tamamen kontrol altına aldığını, geri çekilen ordu birliklerini takip ettiğini ve savaş araçları, tanklar ile çok sayıda silah ve mühimmata el koyduğunu belirtti.

HDK ayrıca, güçlerinin Kurmuk kentinde ve 14. Piyade Tümeni’ne bağlı 16. Tugay karargâhında konuşlandığını öne sürdüğü görüntüler yayımladı. Ancak görüntülerin gerçekliği bağımsız olarak doğrulanamadı.

Sudan ordusu, kentin kaybedildiğine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapmadı. Kurmuk’taki yerel yönetim ise son üç gündür kentin yoğun stratejik ve kamikaze İHA saldırılarına maruz kaldığını, ayrıca “bölgesel çevreden” geldiğini belirttiği topçu ateşinin düzenlendiğini bildirdi. Yerel makamlar, ordunun saldırılara karşı koymayı ve kenti ve kamu kurumlarını korumayı sürdürdüğünü etti.

Sudan hükümeti ve ordu yanlısı makamlar, Etiyopya’yı HDK’nın saldırılarını kendi topraklarından düzenlemesine izin vermekle suçluyor. Addis Ababa bu suçlamayı daha önce reddetmişti. Ancak yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, sınırın uzunluğu ve kontrolünün zorluğu nedeniyle bölgenin askeri ikmal açısından önemli bir güzergâh haline geldiğini belirtti.

Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.
Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.

Kurmuk saldırısı, HDK ve müttefiki Tesis İttifakı Güçleri’nin, Mavi Nil bölgesinin başkenti Damazin’e yaklaşık 170 kilometre uzaklıktaki Kaysan kentini kontrol altına aldıklarını açıklamasından iki gün sonra gerçekleşti. Yerel makamlar, saldıran güçleri tarlalarında çalışan çiftçileri hedef almakla suçladı ve ordunun saldırıya karşılık verdiğini bildirdi.

Kurdufan cephesi yeniden alevlendi

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Kuzey Kurdufan cephesi de yeniden hareketlendi. HDK, Cebra eş-Şeyh, Bara, Ümmü Kurfa ve el-Ayyara bölgelerine saldırılar düzenleyerek peş peşe yaşadığı askeri kayıpları telafi etmeye ve Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki stratejik yolu yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Bir askeri kaynak, saldırının çok sayıda askeri araçla gerçekleştirildiğini, öncesinde İHA saldırıları düzenlendiğini ve Bara’ya topçu ateşi açıldığını söyledi. Sahadaki kaynaklar söz konusu bölgelerde şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirirken, ordu yanlısı platformlar ordunun ve HDK karşıtı Ortak Güç’ün saldırıyı püskürterek saldırgan güçleri geri çekilmeye zorladığını belirtti.

Sudan ordusu, daha sonra HDK’nın Kuzey Kurdufan’daki Cebra eş-Şeyh bölgesine düzenlediği saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Ordu Sözcüsü Asım Avad, silahlı kuvvetler ile destek güçlerinin 250’den fazla savaş aracından oluşan saldırı gücüne karşı koyduğunu, saldırganlara ağır can ve malzeme kayıpları verdirdiğini ve geri çekilmeye zorlayarak Darfur sınırlarına doğru takip ettiğini söyledi.

Avad, askeri operasyonların HDK’nın kontrolündeki bütün bölgeler geri alınana kadar devam edeceğini ifade etti.

Buna karşılık HDK mensupları, el-Ubeyyid’in batısındaki el-Ayyara kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini öne süren görüntüler yayımladı. Ancak bu iddia da bağımsız olarak doğrulanamadı. HDK ayrıca ordu ile ittifak halindeki Ortak Güç’ün Kuzey Darfur’daki Ambro bölgesine düzenlediği saldırıyı püskürttüğünü açıkladı.

Sudan ordusu temmuz ayının sonunda Cebra eş-Şeyh, Bara ve diğer bazı yerleşimleri geri alarak Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki yolu tekrar açmıştı. Bu ilerleme, Kurdufan ile Darfur arasındaki en önemli ikmal güzergâhlarından biri olan “İhracat Yolu” üzerindeki ordu kontrolünü güçlendirmişti.

Yeni saldırı, Egemenlik Konseyi üyesi ve ordu komutan yardımcısı Orgeneral Yasir el-Atta’nın Ümmü Siyala bölgesine yaptığı ziyaretten saatler sonra gerçekleşti. El-Atta, ordu ve destek güçlerinin HDK’nın kapasitesinin büyük bölümünü imha ettiğini açıklamıştı.

Hartum’da ikinci gün İHA saldırıları

Gerilimin arttığı sırada Hartum da üst üste ikinci gün İHA saldırılarının hedefi oldu. Omdurman, Hartum’un merkezi ve Hartum Bahri’deki görgü tanıkları İHA’lar gördüklerini ve patlama sesleri duyduklarını belirtirken, orduya bağlı hava savunma sistemleri saldıran hedeflere ateş açtı.

Bir askeri kaynak, hava savunma birliklerinin çok sayıda İHA’yı düşürdüğünü söyledi. Görüntülerde bir İHA’nın Bahri kentindeki bir caminin avlusuna düştüğü görüldü.

Çarşamba günü de Hartum ve Atbara dahil olmak üzere ordunun kontrolündeki 5 kent benzer İHA saldırılarının hedefi olmuştu. Bu saldırılar, mayıs ayından beri iki kente yönelik gerçekleştirilen ilk saldırılar olmuştu.

El-Ubeyyid’de ise görgü tanıkları kente 8 İHA’nın saldırdığını ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini söyledi. Sudan Doktorlar Ağı, bir İHA’dan kopan şarapnel parçalarının el-Ubeyyid Hastanesi’nin acil servis bölümüne isabet etmesi sonucu 2 kişinin öldüğünü ve bazı kişilerin yaralandığını açıkladı.

El-Ubeyyid, Sudan’ın merkezini Darfur’a bağlayan önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı kentte, yaklaşık 100 bin yerinden edilmiş kişi bulunuyor. İHA saldırıları ve kuşatma girişimleri, kentte elektrik, yakıt, gıda ve su tedarikini de ciddi şekilde aksatıyor.

Nisan 2023’te başlayan savaş, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti), Kurdufan’da kaybedilen bölgelerin geri alınacağı ve Hartum’a dönülene kadar savaşın sürdürüleceği yönündeki açıklamalarının ardından yeniden büyümeye başladı.

Yardım kuruluşlarında görev yapanların tahminlerine göre çatışmalarda 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 12 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler ise Sudan’daki savaşı dünyadaki en ağır insani kriz olarak nitelendiriyor.


İsrail ateşkesi Ali el-Tahir'e bağlıyor

Lübnan'ın güneyinde işgal altındaki Hula kasabasında yıkılmış binaların üzerine İsrail bayrağı asıldı (AFP)
Lübnan'ın güneyinde işgal altındaki Hula kasabasında yıkılmış binaların üzerine İsrail bayrağı asıldı (AFP)
TT

İsrail ateşkesi Ali el-Tahir'e bağlıyor

Lübnan'ın güneyinde işgal altındaki Hula kasabasında yıkılmış binaların üzerine İsrail bayrağı asıldı (AFP)
Lübnan'ın güneyinde işgal altındaki Hula kasabasında yıkılmış binaların üzerine İsrail bayrağı asıldı (AFP)

İsrail, Lübnan’daki ateşkesi, Hizbullah’ın Nebatiye kentinin doğusunda bulunan stratejik Ali et-Tahir tepelerinden çekilmesi ve söz konusu bölgenin Lübnan ordusuna teslim edilmesi şartına bağlıyor.

Konuyla ilgili Lübnan-ABD temaslarını yakından takip eden bir siyasi kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu tepelerin boşaltılmasının “çerçeve anlaşmasının” uygulanmasının tamamlanması için zorunlu bir aşama olduğunu belirtti. Buna göre süreç, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, pilot bölgelerin genişletilmesi ve Lübnan ordusunun iki pilot bölgedeki konuşlanmasını denetlemekle görevli mekanizmanın oluşturulmasıyla başlayacak.

Kaynak, Ali et-Tahir dosyasının eylül ayının başında Roma’da üçüncü kez düzenlenmesi planlanan müzakere toplantısının gündeminin ilk sıralarında yer aldığını söyledi. Güney Lübnan’ın geleceğinin ise Hizbullah’ın, Lübnan Cumhurbaşkanı’nın bölgeden çekilmesi yönündeki talebine vereceği yanıta bağlı olduğunu belirten kaynak, örgütün bölgede inşa ettiği askeri tesislerin de bu kapsamda bulunduğunu ifade etti.

Bu sırada İsrail, Güney Lübnan’daki “yıkım” politikasını sürdürüyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail güçlerinin bölgede yol açtığı büyük yıkımla övünerek “Lübnan’ın sınırdaki onlarca köyü harabeye döndü” ifadelerini kullandı.

Katz, sözlerini “Burada inşa ediyoruz (Batı Şeria’daki yerleşimleri kastediyor), orada ise yıkım var” ifadeleriyle sürdürdü. İsrail Savunma Bakanı ayrıca İsrail ordusunun şu anda Lübnan topraklarının yaklaşık 700 kilometrekarelik bölümünü kontrol ettiğini ifade etti.