Tunus'ta yeni hükümete başkanlık edecek isim bağımsız bir teknokrat: El-Habib el-Cemli kimdir?

Cumhurbaşkanı Kays Said, 15 Kasım’da Kartaca’da yeni hükümeti kurmakla görevli olan El-Habib el-Cemli’yi karşıladı (AFP)
Cumhurbaşkanı Kays Said, 15 Kasım’da Kartaca’da yeni hükümeti kurmakla görevli olan El-Habib el-Cemli’yi karşıladı (AFP)
TT

Tunus'ta yeni hükümete başkanlık edecek isim bağımsız bir teknokrat: El-Habib el-Cemli kimdir?

Cumhurbaşkanı Kays Said, 15 Kasım’da Kartaca’da yeni hükümeti kurmakla görevli olan El-Habib el-Cemli’yi karşıladı (AFP)
Cumhurbaşkanı Kays Said, 15 Kasım’da Kartaca’da yeni hükümeti kurmakla görevli olan El-Habib el-Cemli’yi karşıladı (AFP)

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, parlamentoda çoğunluğa sahip olan Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi ile başkent Tunus’taki Kartaca Sarayı’nda yaptığı görüşmenin ardından bağımsız bir teknokrat olan mühendis El-Habib el-Cemli’yi yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. Böylece 23 Ekim’de göreve gelen Said’in cumhurbaşkanlığı döneminde ilk hükümet üyelerinin ve bakanlıkları elinde tutacak isimlerin seçimi hususunda yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.
El-Habib el-Cemli ile Munci Merzuk da dahil birçok aday arasında açık bir başbakanlık yarışı vardı. Nahda tarafından kimin aday gösterileceğine ilişkin belirsizlik, son ana kadar devam etti. Cemli, bir başka ziraat mühendisi olan Yusuf Şahid’in yerini alacak. AFP’nin haberine göre 60 yaşındaki Cemli, 2011- 2014 yılları arasında Tarım Bakanının devlet katipliği görevini üstlenirken, iki ayrı hükümette de teknokrat sıfatıyla yer aldı.
Nahda Hareketi, yeni hükümeti kurmakla ilgili siyasi partilerle 15 Kasım’a kadar çeşitli istişarelerde bulundu. Görüşmelerde, kimin başbakanlığa geleceği ve Cumhurbaşkanı tarafından kimin görevlendirileceği üzerinde duruldu. Geçtiğimiz Perşembe günü olağanüstü şekilde bir araya gelen Nahda Şura Konseyi, Gannuşi’nin geçtiğimiz Çarşamba günü parlamento başkanlığını kazanması sonrasında başbakanlık dosyasının incelendiğini açıkladı. Şura Konseyi’nin 150 üyesi, ismini açıklamadığı bir isim üzerinde uzlaşı sağladı. Bu isim sır gibi saklansa da birçok kaynak, El-Habib el-Cemli’nin, Tunus’un tanık olduğu ekonomik ve toplumsal zorluklar çerçevesinde bu zorlu görevi üstlenecek isim olduğunu duyurdu. Bu tercih, 15 Kasım’da Gannuşi’nin Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sırasında onaylandı.
Hükümeti kurmak için 1 ay süre
Tunus Anayasasına göre, yeni hükümeti oluşturması için parlamento seçimlerini kazanan parti içerisinden bir isim görevlendiriliyor ve bunu, mevcut Başbakan Yusuf Şahid’in istifası takip ediyor. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı, Nahda’nın önerdiği isme, hükümeti kurması için 1 aylık bir süre verdi.
Öte yandan 38 sandalye ile mecliste ikinci sırada yer alan, Nebil el-Karvi’nin önderlik ettiği Tunus’un Kalbi Partisi liderlerinden Usame el-Halifi, Nahda Hareketi’nin kendilerine yeni hükümete başkanlık etmek üzere önereceği isim hakkında bilgi verdiğini belirtti. Halifi, düzenlediği bir basın toplantısında, Tunus’un Kalbi ve Nahda arasındaki istişarelerin, başta ekonomik ve toplumsal meseleler olmak üzere yeni hükümete odaklandığını açıkladı.
Nahda’nın parlamento başkanlığı adayı Raşid el-Gannuşi lehine oy vermeyi kabul etmemesi karşılığında hem Demokratik Akım (sol eğilimli) hem de Halk Hareketi (milliyetçi parti) yeni hükümete katılmaya hazır olduklarını ifade etmişti. Halk Hareketi Başkanı Zuheyr el-Mağzavi, Nahda’nın partisine başbakanlık adaylarının listesini sunduğunu ve kendisini adaylar hakkındaki görüşlerini sunmaya çağırdığını söyledi.
Gelecekteki siyasi ittifaklar bağlamında ise Raşid el-Gannuşi’nin kazandığı parlamento başkanlığı oylaması, Nahda, Tunus’un Kalbi, Onur Koalisyonu, Yaşasın Tunus Partisi ve bazı bağımsız milletvekillerini birleştiren yeni bir siyasi ittifak oluşturdu. Bu ittifak ise, yeni hükümetin gelecek aşamada güçlü siyasi desteğe sahip olmasına olanak tanıyacak.
Muhalefetteki Demokratik Parti ve Halk Hareketi parlamentoda 37 sandalye, Özgür Anayasa Partisi 17 sandalye kazanmıştı.
Nahda liderliğindeki iktidar koalisyonunda yer alan çeşitli partiler arasında bakanlık pozisyonlarının dağılımına ilişkin uzlaşı sağlanması halinde yeni hükümet, mutlak çoğunlukla parlamentonun güvenini kazanmış olacak.
El-Habib el-Cemli kimdir?
Tarım Bakanının devlet katibi olan Cemli, 28 Mart 1959 tarihinde Tunus’un Kayravan vilayetinin Nasr Allah kasabasında doğdu. İlköğrenimini el-Kabara okulunda, ikinci öğrenimini de Nasr Allah ve Zağvan’da tamamladı.
Tarım alanında uzmanlaşmış yüksek diplomaya, tarım alanında devlet işleri mühendisliği diplomasına ve tarım ekonomisinde de üçüncü dereceden bir diplomaya sahip.
Tunus ve yurtdışında tarımsal üretim sistemleri, tarım sektörünün gelişimi ve yapı politikalarıyla ilgili çeşitli kurslara katıldı.
El-Habib el-Cemli, kariyeri boyunca Tarım Bakanlığı’nın Tahıl Bürosu’nda çeşitli idari, teknik ve araştırma görevlerinde bulundu. Tarım sektörüyle ilgili birçok iç- ulusal komite ve şirket idaresi meclisleri faaliyetlerine katıldı.
Kamu hizmetinden, 2001 yılında kendi iradesiyle ayrılarak, özel sektöre yöneldi. Tunus'ta yem tedariki ve dağıtımında uzmanlaşmış ikinci en büyük ulusal şirket olan Mediterranean Grain şirketinde Çalışma ve Geliştirme Müdürü olarak görev yaptı.
23 Ekim 2011 tarihinde Tunus’taki devrimi takiben hükümette görev aldı. Bu çerçevede Cemli, Hammadi el-Cibali ve Ali el-Arid hükümetleri sırasında 2011’den 2014 yılına kadar Tarım Bakanlığında yer aldı.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.