Yemen ve nükleer silahlar: Kral Faysal ve Bertrand Russell arasında postacı tarafından taşınan meseleler

Bertrand Russell ve Prens Faysal arasındaki ilk temas, 1962'de Suudi Arabistan'a gönderilen heyet aracılığıyla gerçekleşti
Bertrand Russell ve Prens Faysal arasındaki ilk temas, 1962'de Suudi Arabistan'a gönderilen heyet aracılığıyla gerçekleşti
TT

Yemen ve nükleer silahlar: Kral Faysal ve Bertrand Russell arasında postacı tarafından taşınan meseleler

Bertrand Russell ve Prens Faysal arasındaki ilk temas, 1962'de Suudi Arabistan'a gönderilen heyet aracılığıyla gerçekleşti
Bertrand Russell ve Prens Faysal arasındaki ilk temas, 1962'de Suudi Arabistan'a gönderilen heyet aracılığıyla gerçekleşti

Ziyad el-Fifi
“Büyümeye ve gelişmeye çalışan ülkelerin karşılaştıkları zorlukların tamamen farkında fakat çoğu zaman bu tür girişimlere karşı çıkanlarla karşılaşıyor.”
Bu ifade, ünlü İngiliz filozof Bertrand Russell’ın Suudi Kralı Faysal bin Abdulaziz’in Veliaht Prens olduğu dönemde iktidara gelene kadar sürdükleri yazışmalar sırasında gönderdiği mektuplardan birinde, Arap ülkelerindeki siyasi ve güvenlik meselelerinin yanı sıra İsrail'le çatışmaların zirvede olduğu sırada bölgedeki silahlanma yarışıyla ilgili dünyaya verdiği ilk mesajdı.
Bölgenin geçmişteki durumu şimdikinden daha iyi değildi. Arap ülkelerinde istikrarın sağlanması, her bölgenin istikrarıyla ilgili bir konuydu. Liderler, çatışmaları çözme çabalarını tekelleştirmek yerine sonraki kuşakların tadamadığı bir şekilde bölgede istikrar sağlamak amacıyla uluslararası örgütlere ve sivil toplum kuruluşlarına katıldılar.
Bertrand Russell, bölge meseleleriyle ilgili politikacılara ve krallara baskı uygulayan ve Bertrand Russell Barış Vakfı (Russfound) aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki savaş yangınlarını söndürme girişimlerinde imkansız olanı omuzlayan biriydi. Dünyanın savaşın en korkunç hallerine tanık olduğu bir asırda Russell’ın girişimlerinden biri de Yemen meselesiyle ilgiliydi. Bu meseleye bir çözüm bulmak için Prens Faysal'la yazıştığı ve arşivlenmiş mektuplarda İngiltere’nin Faysal'ın Yemen ile ilgili söylediklerine ilişkin takdirleri yer alıyordu. Russell bir mektubunda, “Umarım Yemen hakkında söyledikleriniz ve bu konuda temaslarımız devam eder” ifadelerini kullansa da Kral Faysal'ın konuyla ilgili ne dediğinden bahsedilmiyor.
Önde gelen siyasi aktivistlerden olan Russell’ın görüşleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında dünya savaşının mühendisi Adolf Hitler'e düşmanlığı, Stalinist totaliterliğe yönelik eleştirileri ve ABD'nin Vietnam’a açtığı savaşa yönelik sert söylemleri sonrasında çarpıtılarak hapse girmesine dahi neden olmuştur. Savaş karşıtı çevrelerde önemli bir teorisyen olan Russell, serbest ticaret ve anti-emperyalizmin de destekçisiydi.
Russell’ın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki faaliyetleri ise özellikle nükleer silahların yayılmasını engellemeye yönelik oldu. Bu yeni canavar, dünyanın dört bir yanına hızla yayılıyordu. Russell, nükleer silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesini savunanlardandı. Bu durum onun, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdulaziz ile henüz Veliaht Prens iken tanışmasına vesile oldu.
Kanada McMaster Üniversitesi tarafından arşivlenen ve Kral Abdulaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı tarafından yayınlanan belgelere göre söz konusu dönemde Veliaht Prens olan Kral Faysal ile İngiliz filozof arasındaki ilk temas, 1962'de Russell’ın Kral Faysal'dan iki yardımcısının Riyad'ı ziyaret etmesini ve onunla tanışmasına izin vermesini istemesiyle gerçekleşti.
İlk temas
Bu yazışmalar, İngiliz filozof ile Suudi Arabistan Kralı arasındaki ilk temasın Kral Faysal henüz Veliaht Prens iken gerçekleştiğine işaret etti.
Prens Faysal, Russell’ın talebini onayladıktan sonra Bağdat'taki Riyad Büyükelçiliği’ne söz konusu kişilere vize vermesini ve Suudi Arabistan'da kaldıkları süre boyunca özel olarak ağırlanmalarını emretti.
Prens Faysal'ın Bağdat'a gönderdiği mektuptan birkaç gün sonra Russell kendisine ‘Dünya Tarihi’ başlıklı son kitabını hediye etti.
Faysal da Russell’a yazdığı şu mektupla karşılık verdi:
“19 Ekim 1962 tarihli mektubunuzu almak beni mutlu etti. Mektubun yanında gelen ‘Dünya Tarihi’ adlı kitap için de ayrıca teşekkür ediyorum. Başarılı bir kitap olduğundan şüphe yok. Zira küçük boyutuna rağmen değerli bir içeriğe sahip. Allah’tan insanlara faydalı olan herkese doğru yolu göstermesini diliyorum.”

Prens Faysal, Russell’a gönderdiği ilk mektubunda ‘Dünya Tarihi’ adlı kitapla ilgili izlenimlerini dile getiriyor. (Kral Abdulaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)

Nükleer silahlara karşı mücadele
Prens Faysal’ın Russell tarafından gönderilen Nick ve Ralph adlarındaki iki temsilciyi kabul etmesi, ikili arasındaki ilişkiyi bir üst düzeye taşımış ve bazı soruların yanıtlarının bulunmasını sağlamıştı.
Söz konusu temsilciler, Russell’ın nükleer silah karşıtı çabalarını ve faaliyetlerini Prens Faysal’a anlattılar. Russell, Ocak 1963’te temsilcilerinin kendisine aktardıkları izlenimlerle ilgili Prens'e yazdığı mektupta “Her ikisi de sizinle olan konuşmalarından etkilendiklerini belirttiler ve onlarla görüşmeniz sırasında önem verdiğiniz noktaları kaydettiler” ifadelerine yer verdi.
Russell mektubuna şöyle devam etti:
“Nükleer savaşa karşı mücadeleye verdiğiniz özel desteği öğrenmek beni cesaretlendirdi. Ortadoğu'daki olayların doğası konusunda sizin yardımınız olmadan elde edilmesi zor olan bilgileri aktarmanızı da takdir ediyorum.”

Bertrand Russell'ın Prens Faysal'a nükleer silahlanma yarışı hakkındaki izlenimlerini aktardığı mektubu (Kral Abdulaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)

Russell aylar sonra, Arap ülkeleri ve İsrail arasındaki gerilimin yaşandığı dönemde bölgede gerçekleşen silahlanma yarışından duyduğu endişeyi ifade eden yeni mektubunda şunları söylüyordu:
“Şimdi size bu mektubu yazıyorum çünkü füzeler ve nükleer silahlar da dahil olmak üzere İsrail ile Arap dünyası arasında bir silahlanma yarışının başlamasından büyük rahatsızlık duyuyorum. İsrail'in veya Arap dünyasının, Ortadoğu'daki silahlanma yarışını sona erdirmek için kararlı bir tutum sergilemelerinin bir yolu olmadığına ikna oldum. Bu durum, Soğuk Savaş güçlerinin müdahalesine yol açabilecek korkunç bir çatışmaya neden olabilir. Bu da sorunu kendi çıkarları için kullanacakları anlamına geliyor. Sonuç nükleer bir yıkım olabilir. Ortadoğu'daki tüm liderlerin, Birleşmiş Milletler (BM) ve dünya güçlerinin himayesinde nükleer tesislerine ve füze fırlatma rampalarına yönelik uluslararası gözlem ve kontrolleri kabul etmeye hazır olduklarını açıklamalarını umuyorum.”
Russell, Prens Faysal'a söz konusu gözlem ve kontrollere izin vermesi talebinde bulunsa da bu konuda herhangi bir yanıt alamadı.
Bertrand Russell Barış Vakfı’na destek
Russell ve Prens Faysal arasında Ortadoğu ile ilgili görüşler ve istikrar için atılacak adımlar konusunda bir takım farklı düşünceleri olsa da aralarındaki bağ kopmadı.
Bertrand bir süre sonra yine Prens Faysal’a mektup yazdı. Ancak bu kez savaşların azaltılması ve nükleer silahların yayılması ile ilgili farkındalığı artırmayı amaçlayan vakfını tanıtan bir mektuptu. Mektubun yanında vakfının ‘ulaşılabilir’ iddialı hedefler olarak tanımladığı amaçlarını anlatan bir de kitap vardı.
Veliaht Prens Faysal iktidara gelip Kral Faysal olduğunda Russell kendisine bir tebrik mektubu gönderdi. Bu mektup, Kral Faysal'ın memnuniyetle karşıladığı ‘Bertrand Russell Barış Vakfı’nı destekleme daveti içeriyordu.
Kral Faysal, Russell’ın mektubuna yanıt olarak kaleme aldığı mektupta şu ifadeleri kullandı:
“Bana gönderdiğiniz kitap ve duyduğunuz muhabbet için teşekkür ederim. İnşallah en kısa zamanda Bertrand Russell Barış Vakfı'na destekte bulunacağız.”

Kral Faysal'ın iktidara geldikten sonra Russell’a gönderdiği ilk mektup (Kral Abdulaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)

Russell, Kral Faysal ile bölgedeki barış önerilerini desteklemesi için temaslarını sürdürdü. 1965 yılında temsilcisi Halid Zeki’nin Bertrand Russell Barış Vakfı'nın Ortadoğu'daki rolü ile ilgili öneriler sunacağı ve Kral’ın vakfın faaliyetlerine katkıda bulunmasını umduğunu bildiren bir mektup daha gönderdi. Mektupta Yemen'deki çatışmayı çözme çabalarıyla ilgili bir takım da sorular vardı.
Bu acil talebe karşı Kral Faysal, vakfa bin sterlin değerinde bağış yapılması kararı alındığını bildiren mektubunda şu ifadelere yer verdi:
“Vakfınıza bir teşvik amacıyla yakında elinize ulaşacak bin sterlinlik bağışı yapma kararı aldık. Yemen çatışmasını çözme önerilerinize gelince; Yemen’de ilgili taraflar arasında barışı sağlama çabaları sürüyor. Samimiyetle harcanan çabaların istenen hedefe ulaşacağını umuyoruz.”

Kral Faysal’ın Bertrand Russell Barış Vakfı'na bin sterlinlik bağış sözü verdiği mektup (Kral Abdulaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)


İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.