Sosyal medyanın Irak protestoları üzerindeki etkisi

Iraklı göstericiler cep telefonu kameralarıyla protestolarını kayıt altına alıyorlar (AFP)
Iraklı göstericiler cep telefonu kameralarıyla protestolarını kayıt altına alıyorlar (AFP)
TT

Sosyal medyanın Irak protestoları üzerindeki etkisi

Iraklı göstericiler cep telefonu kameralarıyla protestolarını kayıt altına alıyorlar (AFP)
Iraklı göstericiler cep telefonu kameralarıyla protestolarını kayıt altına alıyorlar (AFP)

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin istifa etmesinden iki gün sonra, başkent Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda bulunan göstericiler, protestolara katılan göstericilerin günlük hayatlarını videolarla aktaran ünlü Youtube fenomeni aktivistin serbest bırakılma haberini kutluyorlardı.
Aktivist, tıpkı diğer kaçırma olaylarında olduğu gibi Tahrir Meydanı yakınlarındaki bir sokakta alıkonularak bilinmeyen bir mekâna götürülmüş ve yaklaşık 7 gün sonra, yani 28 Kasım’da serbest bırakılmıştı. Protestolara katılan aktivistler, gösterilerin başladığı Ekim 2019’dan bu yana çekilen videoları halen paylaşıyorlar. Söz konusu videolar gözle görülür bir biçimde etkileşim alıyor. Bu videolar ayrıca insanlara, en azından sosyal medya platformlarında bile olsa görüşlerini dile getirme korkusunu aşmalarına yardım etti.
Birkaç hafta içinde yüzbinlerce kez tıklanan bu videolar, aynı zamanda güvenlik güçlerinin göstericilere karşı kullandığı orantısız gücün kayıt altına alınmasını sağladı.
Serbest bırakılan ünlü Youtube fenomeni, sadece insanlara görüşlerini dile getirme konusunda cesaret vermekle kalmamış aynı şekilde gelişmelerin paylaşılmasında sosyal medyanın aktif bir şekilde kullanılması noktasında büyük bir rol oynamıştı. Buna domino etkisi de denebilir. Nitekim Ocak 2020 itibarıyla Irak’taki Facebook kullanıcılarının sayısı yaklaşık 20 milyona ulaştı. Bunun dörtte birini kadınlar, yaklaşık üçte birini de Bağdat’ta yaşayanlar oluşturuyor. Facebook tarafından sağlanan istatistiksel algoritmalara göre, bu sayı geçen senenin başında yaklaşık 4 milyonun biraz üzerindeydi.
Şu anki kullanıcıların yarısı yaşları 25 ila 34 arasında değişen gençlerden oluşuyor. Protestoların patlak vermesinden bu yana bu gençlerin çoğu sosyal medya üzerinden siyasi rejimle ilgili taleplerini dile getirmekle kalmayıp, yaptığı çağrılarla insanları meydanlara çıkmaya teşvik ediyor.
Irak’ın güney ve orta kentlerinde süren protestolar bir elden yönetilmiyor. Her şehirde yaşanan protestoların kendine has birtakım özellikleri ve farklılıkları bulunuyor. Ancak buna rağmen ülke genelindeki protestolar tek bir amaç üzerinde birleşiyor: Yozlaşmış siyasi elitlerin yönetimden elini çekmesi ve adilane bir seçim sisteminin hayata geçirilmesi. Bu birliğin oluşmasında ise en büyük rolü sosyal medya oynadı. Sosyal medya, ulaşılmayanı ulaşılabilir hale getirince, ülkenin farklı yerlerindeki protestolarda aynı fotoğrafı vermek mümkün oldu.
Göstericiler savaşı kazandı: Abdulmehdi istifa etti
30 Kasım’da Irak’taki protesto meydanlarında, Zikar vilayetinin kent merkezi Nasıriye’de yaşamını yitiren göstericiler için akşam saatlerinde mumlar yakıldı. Nitekim bundan iki gün önce güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu onlarca gösterici yaşamını yitirmiş, yüzlercesi de yaralanmıştı. Kentteki aşiret liderlerinin araya girmesinin ardından güvenlik güçleri çekilmişti. Nasıriye’deki olayların yaşandığı o günün akşamında Abdulmehdi istifa ettiğini ilan etti.
O akşam hayatını kaybedenlerden biri de 21 yaşındaki Ömer Sadun’du. Aktivistler ölümünün ardından Sadun’un Facebook hesabındaki fotoğraflarını yeniden dolaşımı koydu. Yetim olduğu öğrenilen Sadun’un fotoğrafları hükümet karşıtı protestolarda ve grafitilerde yoğun bir şekilde kullanıldı.
Söylentiler
12 Kasım’da işçi sendikaları, kendi bünyesindeki mühendis ve ustalarını elektrik kabloları ve ekipmanlarıyla birlikte Tahrir Meydanı’na gönderdi. Irak kamuoyunda Uhud Dağı olarak da bilinen meydandaki protestoların merkezi olan Türk Lokantası’na giren ustalar, binanın elektrik alt yapısını yenileyerek her kata ışıklandırma sistemi kurdu.
Akşam vakitlerinde binanın çekilmiş fotoğraflarına bakınca, binadan yayılan ışık huzmelerinin karanlık meydanı nasıl aydınlattığı görülebiliyor. Buna karşın partilerin tekelindeki bazı medya grupları, kendi platformları üzerinden Türk Lokantası ile ilgili birtakım söylentiler çıkararak, buradaki göstericiler için ‘yol kesici’ nitelemesini kullandı. Ancak bu yöndeki söylentiler, sosyal medya kullanıcılarının gündeminde çok sınırlı bir şekilde yer alıyordu.
Geçen iki ay içerisinde siyasi partilerin tekelindeki bazı medya grupları protestolarla ilgili iki hikâye ortaya atıyordu. Ancak bunlar komplo diliyle yazılan ve büyük ölçüde kışkırtma amaçlı hikâyelerdi.
Protestoların arka bahçesi
Türk Lokantası’nın katlarından biri Facebook grubuna ayrıldı. Bu grup ‘devrim’den türetilmiş başlıklarla açtığı sayfalarda binlerce gösterici ve kendilerine destek verenlerle etkileşim kuruyor. Söz konusu sayfalarda ise protestolara ait hikâye ve fotoğraf paylaşımının yanı sıra yardım kampanyaları başlatılıyor, bağış toplanıyor ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ile yaşanan ölümler kayıt altına alınıyor.
Grup, paylaştığı güvenilir bilgiler sayesinde artık sosyal medyada doğru bilginin kaynağı olarak görülüyor. Hatta durum öyle bir noktaya ulaştı ki Uluslararası Af Örgütü gibi küresel ölçekli sivil toplum örgütleri bu grubun paylaştıklarını kaynak olarak gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz Kasım ayında Uluslararası Af Örgütü, bu gruba dayandırdığı bilgiyle göz yaşartıcı gaz kapsülü isabet eden bir göstericinin kafatasının yandığını belirtirken, resmi makamlar bunu ısrarla reddetmişti. Göstericiler sosyal medya platformları üzerinden ayrıca ülkenin geleceğine ilişkin vizyonlarını da paylaşıyorlar. Her ne kadar bazı konularda görüş birliği olmasa da bu platformlar sağlıklı bir tartışma zemini sağlıyor.
Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin istifasını ilan etmesinin üzerinden neredeyse 2 ay geçti. Ancak istifa kararı kalabalıkların öfkesini dindirmede yeterli olmadı. Halen yeni bir başbakan seçilememesine tepkili olan göstericiler, protestolarını bir üst seviyeye taşıyarak gerginliği tırmandırma kararı aldı. Bu kararla birlikte güvenlik güçlerinin uyguladığı baskının da dozu arttı. 10 Ocak’ta Basra kentinde televizyon kanalında çalışan muhabir Ahmed Abdussamed ve kameraman arkadaşı Safa el-Gali, kimliği belirsiz kişilerce suikasta uğradı.
Abdussamed ve Gali, araçlarına binerek protesto meydanını terk ettiği dakikalarda önleri kesilerek üzerlerine ateş açıldı. Göstericiler gece yarısı ikisinin cansız bedenini ailesine ulaştırdı. Ölümü sonrasında Abdussamed’e ait daha önce çekilen videolarda, ülkedeki yolsuzluğun yayılmasından, temel hizmetlerdeki aksaklıktan ve bundan duyduğu rahatsızlıktan bahsettiği görülüyor. İkisinin posterleri göstericiler tarafından daha sonra meydanlara ve sokaklara asıldı.
Abdussamed ve Gali’ye ait fotoğraflar, Basra’dan Bağdat’a protestolardaki kalabalıkların daha da artmasında ve gösterilerin alevlenmesinde etkili oldu. Abdussamed ve Gali sonrası sosyal medya üzerinde gösterici cinayetlerinden sorumlu kişilerin adalete teslim edilmesi için birçok kampanya başlatıldı.



Beşşar ve Mahir Esed’in malları devlet yönetimine devredildi

Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)
Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)
TT

Beşşar ve Mahir Esed’in malları devlet yönetimine devredildi

Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)
Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)

Suriye’deki bir ceza mahkemesi, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik kamuya açık yargılamanın ikinci duruşmasını bugün başlattı.

Şam’daki 4’üncü Ceza Mahkemesi, eski rejimin önde gelen isimlerinin medeni haklarının kaldırılmasına ve mallarının devlet yönetimine devredilmesine karar verdi.

Kararın kapsadığı isimler arasında Beşşar Esed, Mahir Esed, Fahd el-Fureyc, Muhammed Ayyuş, Luey el-Ali, Kusay Meyhub, Vefik Nasır ve Talal el-Usaymi yer aldı. Mahkemenin, geçtiğimiz nisan ayında görülen ilk duruşmanın devamı niteliğindeki oturumda söz konusu isimler hakkında gıyabi hüküm verdiği bildirildi. Sanıkların, yöneltilen suçlamalar kapsamında mahkemeye katılmaları ve yargı önüne çıkmaları için daha önce resmi olarak çağrıldıkları belirtildi.

Bu arada, sanık Atıf Necib’in yargılandığı davanın ikinci duruşması da bugün Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan 4’üncü Ceza Mahkemesi’nde başladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre duruşma, esas olarak sanığın sorgulanması ile savcılık mütalaasının ve yöneltilen suçlamaların ele alınmasına odaklandı.

FRTB
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Şefi Atıf Necib, 26 Nisan 2026 tarihinde Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülen davasının ilk duruşmasına katıldı. (AFP)

Duruşmaya mağdur yakınlarının yanı sıra Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu üyeleri ile uluslararası hukuk ve insan hakları kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.

Necib, Suriye halkına karşı suç işlemekle ilgili suçlamalar kapsamında mahkeme önüne çıkarılırken, eski rejim unsurları arasında yargılanan ilk isim olduğu belirtildi.

DFYJ
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Şefi Atıf Necib, Şam’daki 4’üncü Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasına katıldı, 10 Mayıs 2026. (EPA)

Öte yandan Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik ilk kamuya açık dava, 26 Nisan’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülmeye başlanmıştı. Duruşmaya Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Turbe de katılmıştı.


Suriye’de Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerinin açık yargılamasında ikinci duruşması başladı

Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
TT

Suriye’de Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerinin açık yargılamasında ikinci duruşması başladı

Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)

Suriye Ceza Mahkemesi, bugün (Pazar) Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik kamuya açık yargılamanın ikinci duruşmasını başlattı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre sanık Atıf Necib’in yargılandığı davanın ikinci duruşması pazar günü Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan “Dördüncü Ceza Mahkemesi”nde başladı.

Duruşma ağırlıklı olarak sanık Atıf Necib’in sorgulanmasına, savcılığın mütalaasının sunulmasına ve kendisine yöneltilen suçlamalara odaklanıyor.

fdfgbfgb
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Başkanı Atıf Necib, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülen ilk duruşmasına katılıyor. (AFP)

Duruşmaya mağdur yakınlarının yanı sıra “Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Heyeti” üyeleri ile uluslararası hukuk ve insan hakları kuruluşlarının temsilcileri de katılıyor.

Sanık Atıf Necib, Suriye halkına karşı suç işlemekle ilgili suçlamalar kapsamında mahkeme önüne çıkarılırken, eski rejim unsurları arasında yargılanan ilk isim oldu.

dtrghbgtr
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam’daki ceza mahkemesinde görülen duruşmasına katılıyor. (EPA)

Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik ilk açık yargılama ise geçen 26 Nisan’da, Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Danışman Hassan el-Turba’nın katılımıyla Şam’daki Adalet Sarayı’nda başlamıştı.


Mısır Başbakanı, ortaklık ilişkilerini güçlendirmek üzere Cibuti’de

Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır Başbakanı, ortaklık ilişkilerini güçlendirmek üzere Cibuti’de

Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)

Afrika Boynuzu’nda artan gerilimler sürerken Mısır, Cibuti ile ‘ortaklık’ ilişkilerini güçlendirmeyi ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliği alanlarını geliştirmeyi hedefliyor. Kahire’nin özellikle bu bölgeyi hayati çıkar alanı olarak gördüğü belirtiliyor.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli dün Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle’nin göreve başlama törenine katıldı. Bu katılımın, Mısır’ın Cibuti ile farklı düzeylerde ikili iş birliğini güçlendirme ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin ölçeğine uygun şekilde ilerletme isteğini yansıttığı bildirildi.

Uzmanlar, Mısır’ın üst düzey katılımının Kahire’nin Cibuti ile stratejik ortaklığa verdiği önemi gösterdiğini ve aynı zamanda bölgedeki komşu ülkelere yönelik bir mesaj niteliği taşıdığını belirtiyor. Bu mesajın, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’nda Cibuti ile artan koordinasyon ve yakınlaşmaya işaret ettiği ifade ediliyor.

Mısır-Cibuti ilişkilerinin son yıllarda önemli ölçüde geliştiği, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle bu sürecin pekiştiği belirtiliyor. Bunlardan biri de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin geçtiğimiz yıl mayıs ayında Cibuti’ye yaptığı ziyaret oldu. Sisi, o dönemde iki ülke arasındaki stratejik ortaklıktan duyduğu memnuniyeti dile getirmiş ve özellikle Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel gelişmeler konusunda koordinasyonun önemine vurgu yapmıştı.

dsvbvfb
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle’nin göreve başlama törenine katıldı. (Mısır Bakanlar Kurulu)

Medbuli’nin, Sisi adına Cibuti Cumhurbaşkanı Gulle’nin göreve başlama törenine katılması, Kahire’nin Cibuti ile ikili iş birliğini tüm seviyelerde güçlendirme kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Geçtiğimiz nisanda altıncı dönem için yeniden seçilen Gulle’nin göreve başlama törenine, çok sayıda ülke lideri, hükümet temsilcisi, Arap ve Afrika ülkelerinden yetkililer ile uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.

Medbuli, Gulle ile yaptığı görüşmelerde, Mısır ile Cibuti arasındaki tarihi ve kardeşlik temelli ilişkilerin altını çizdi. İlişkilerin karşılıklı saygı, ortak çıkarlar ve ortak kader anlayışı üzerine inşa edildiğini vurgulayan Medbuli, bölgesel ve uluslararası meselelerde iki ülke arasında sürekli koordinasyona önem verdiklerini belirtti.

Gulle ise Kahire ile ilişkileri, tarihî, kültürel ve siyasi bağlarla desteklenen ‘örnek bir iş birliği modeli’ olarak tanımladı.

Görüşmelerde ayrıca iki ülke arasındaki stratejik iş birliği başlıkları da ele alındı. Bunlar arasında limanların ve serbest ticaret bölgelerinin geliştirilmesi, altyapı ve lojistik kapasitenin güçlendirilmesi, elektrik ve enerji, ekonomi, tarım ve sağlık hizmetleri alanlarındaki iş birliği yer aldı.

Şarku'l Avsat'a konuşan Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi, Mısır’ın Cibuti’deki üst düzey katılımını, Kahire’nin bu ülkeyle ortaklığa verdiği önemi gösteren bir mesaj olarak değerlendirdi. Hicazi, iki ülke arasındaki iş birliğinin ikili ilişkilerin ötesine geçerek stratejik ortaklık düzeyine ulaştığını ve bunun iki ülkeyi birbirine bağlayan hayati çıkarlarla ilgili olduğunu ifade etti.

Hicazi ayrıca, Cibuti’nin özellikle Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’de deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması ile Afrika Boynuzu’ndaki istikrar açısından kritik bir rol oynadığını belirtti.

brhg
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle ile Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli arasındaki görüşmeden (Mısır Bakanlar Kurulu)

Hicazi, deniz ticaretinin güvenliğinin Mısır açısından hayati önem taşıdığını belirterek, bunun doğrudan Süveyş Kanalı üzerinden yürüyen deniz trafiğinin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Hicazi, Afrika Boynuzu’nda yaşanan gerilimlerin bölgesel istikrarı ve Kızıldeniz güvenliğini etkilediğine yönelik Kahire’de güçlü bir farkındalık bulunduğunu söyledi.

Bölgede artan gerilimler, özellikle deniz ticareti güvenliği konusunda endişeleri artırıyor. Son dönemde İsrail’in tek taraflı bir kararla Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanıdığı yönündeki açıklama, uluslararası düzeyde tepkiyle karşılandı.

Bölgede özellikle Babu’l Mendeb Boğazı gibi kritik geçiş noktalarına yönelik tehditlerin arttığı bir ortamda Hicazi, bu hattın güvenliğinin küresel ticaret açısından zorunlu hale geldiğini vurguladı. Ayrıca Mısır’ın Kızıldeniz’in yönetiminde, kıyıdaş Arap ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirerek ‘bölgenin yönetiminde yabancı aktörlerin bulunmasına karşı çıktığını’ ifade etti.

Kahire’nin, deniz güvenliğinin ortak yönetimi için 2020 yılında Riyad’da kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi mekanizmasının daha aktif hale getirilmesini savunduğu belirtildi. Bu yapı; Mısır, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Sudan, Somali, Cibuti ve Eritre’yi kapsıyor ve güvenlik ile kalkınma iş birliğini artırmayı hedefliyor.

Afrika uzmanı Rami Zehdi ise Mısır’ın Cibuti ile kurduğu ortaklığın hem Arap hem Afrika kimliğine dayandığını ve iki ülke arasındaki tarihsel çıkarlarla şekillendiğini söyledi. Zehdi, Cibuti Cumhurbaşkanı ile Mısır liderleri arasındaki ilişkilerin uzun süredir devam ettiğini ve iki ülke arasındaki iş birliğinin istikrarlı bir şekilde sürdüğünü ifade etti.

Zehdi ayrıca Kahire’nin, Cibuti ve genel olarak Afrika Boynuzu ülkeleriyle yakınlaşarak bölgedeki nüfuz rekabetine karşı diplomatik bir mesaj verdiğini belirtti. Etiyopya ve İsrail’in Kızıldeniz kıyılarındaki hareketliliği ile Sudan’daki gerilimlerin Kahire açısından önemli güvenlik zorlukları oluşturduğunu, Mısır’ın ise bu risklere karşı bölge ülkeleriyle iş birliğini artırarak yanıt vermeye çalıştığını söyledi.