Suudi Arabistan umre ve Mescid-i Nebevi ziyaretlerini askıya aldı

Mescid-i Haram tavaf alanı (AP)
Mescid-i Haram tavaf alanı (AP)
TT

Suudi Arabistan umre ve Mescid-i Nebevi ziyaretlerini askıya aldı

Mescid-i Haram tavaf alanı (AP)
Mescid-i Haram tavaf alanı (AP)

Koronavirüs (COVID-19) salgınının Suudi Arabistan’da ülke çapında yayılmasını engellemek adına alınan önlemler iki katına çıkarıldı.
Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ülkede ikamet edenlerin umre ve Mescid-i Nebevi ziyaretlerinin geçici olarak durdurulduğu bildirildi. Aynı saatlerde Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Dr. Tevfik er-Rabia yeni tip koronavirüs (COVID-19) bulaşan Suudi Arabistan vatandaşının durumunun stabil olduğu ve onunla temasa geçen 70 kişinin de yetkililer tarafından izlendiğini duyurdu.
Umre ziyaretlerini geçici olarak durdurma kararı, Suudi Arabistan'ın umre ve Mescid-i Nevi ziyaretleri için yabancı ülkelerden gelenlerin giriş vizelerinin askıya alınma kararının bir parçası olarak geldi. Bu çerçevede kararın sürekli olarak gözden geçirilmesi ve bu kararın alınmasının arkasındaki sebeplerin kaybolmasıyla uygulamanın da kaldırılacağı belirtildi.
Suudi Arabistan İçişleri’nde görevli olan bir kaynak, gösterilen küresel çabaları ve başta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) olmak üzere uluslararası örgütlerin yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınını önleme, kontrol altına alma ve yok etme adına gösterdiği kararlılığı desteklemek adına Suudi Arabistan’ın Umre ve Mescid-i Nebevi’ye yabancı ülkelerden yapılan ziyaretleri geçici olarak durdurduğunu belirtti. Bunun yanı sıra koronavirüsü tehlikesinin ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerden gelen turistlerin giriş vizelerinin ve Suudi Arabistan ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin vatandaşlarının ülkeye giriş çıkışlarda ulusal kimlik kartı kullanması da askıya alındı. Yeni tip koronavirüs hakkında son gelişmeleri takip eden ilgili komisyonun tavsiyeleri doğrultusunda Suudi Arabistan vatandaşlarının da umre ve Mescid-i Nevi ziyaretleri geçici olarak durduruldu. Bu çerçevede kararın sürekli olarak gözden geçirilmesi ve bu kararın alınmasının arkasındaki sebeplerin ortadan kalkmasıyla uygulamanın da kaldırılması şartı koşuldu.
Bu sırada Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Dr. Abdulfettah Maşşat yaptığı açıklamada Suudi Arabistan hükümetinin ülkedeki misafirlerin güvenliğini ve emniyetini sağlamak istediğini ve bu güvenliğin en önemli unsurlarından birinin sağlık olduğunu belirtti. Bölgede ve dünyanın çeşitli yerlerinde yayılan salgın sebebiyle virüsün Mekke ve Medine’ye gelmesini engellemek için tedbir amaçlı umre ziyaretlerinin askıya alındığını ve bu kararın geçici olduğunu belirtti. Aynı zamanda virüs hakkındaki gelişmelerin sürekli olarak incelendiği ve ilgili komiteler tarafından virüsün yayılma hızının gözden geçirildiği bilgisini verdi.
Maşşat Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda umre yapan bazı kişilerin yolculuklarında herhangi bir gecikme yaşanması durumuna karşılık otelde 7 bin yatak sağlandığını ifade ederek bu kişiler için kapsamlı bir güvenlik girişimi başlatıldığını söyledi. Ayrıca Suudi Arabistan’da umre yapan kişi sayısının yaklaşık 292 bin kişi olduğuna dikkat çekti.
Meşşat Hac ve Umre Bakanlığının özellikle umre yapanların uçuş tarihlerine göre ülkeden ayrıldığından emin olma ve Mescid-i Haram'da veya havaalanlarında oluşabilecek gecikmeler ve izdiham ile başa çıkma konusunda üstlendiği merkezi rolünü sürdürdüğünü belirtti.
Bunun sağlanması için Medine'deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ile Prens Muhammed bin Abdülaziz Havalimanı ve Mekke arasında entegre halinde çalışan elektronik bir izleme ağı oluşturuldu.
Suudi Arabistan vatandaşlarının umre ziyaretlerinin geçici olarak askıya alınması kararı, Suudi Arabistan hükümetinin yeni tip koronavirüsün yayılmasını önlemek için sürekli olarak aldığı tedbirler arasında gelen tedbir amaçlı kararlardan biri olarak görülüyor. Sirkülasyon halinde devam eden büyük bir insan kalabalığını ağırlayan iki kutsal camide virüsün yayılmasını engellenmek adına alınan karar, burada bulunan insanların güvence altına alınması konusunda büyük bir önem taşıyor. Suudi Arabistan Hükümeti’nin virüsün Suudi Arabistan Krallığı içerisinde yayılmasını önlemek adına aldığı tedbirler ile uyumlu olan ve gösterilen çabaların devamı niteliğinde olan bu karar, vatandaşların ve sakinlerin güvenliğine yönelik yüksek bir koruma sağlamayı hedefliyor.
Diğer taraftan Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı tarafından dün gece yapılan açıklamada Bahreyn üzerinden İran’dan Suudi Arabistan’a geçen Suudi Arabistan vatandaşı bir kişiye virüs bulaştığı doğrulandı böylece ülkede görülen koronavirüs vakasının ikiye çıktığı duyuruldu. Suudi Arabistan sınır kapısında daha önce İran'da bulunduğunu belirtmeyen hastanın Suudi Arabistan’da geçtiğimiz günlerden duyurulan ilk koronavirüs vakası ile birlikte seyahat ettiği bildirildi.
Bakanlık hastanın şu an hastanede karantina altına alınmış durumda olduğunu, kendisine gereken ilginin gösterildiği ve onaylanmış prosedürlere uygun olarak sağlık hizmeti aldığını bildirdi. Ayrıca hastanın temas ettiği herkesin tespit edilip karantina altına alındığını ve bu kişilerden alınan örneklerin incelenmek üzere Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’ne (CDC) gönderildiğini ve inceleme biter bitmez tüm sonuçların açıklanacağını söyleyerek vatandaşlara olayın kontrol altında olduğunu belirtti. Bunun yanında bilgilerin resmi kaynaklardan alınması ve söylentilere kulak asılmaması gerektiğini vurgulayarak virüs ile ilgili herhangi bir bilgi almak isteyen kişilerin 937 numaralı çağrı merkezi ile iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.
Buna ek olarak Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Dr. Tevfik er-Rabia Bahreyn üzerinden İran’dan Suudi Arabistan’a gelen ilk koronavirüs vakasının durumunun stabil olduğunu, hastanelerden birinde karantina altında tutulduğunu ve durumunun yakından takip edildiğini belirtti.
Devletin 17 farklı kurumundan oluşan Koronavirüs İzleme Komitesi'nin her gün yapılan rutin toplantısının ardından açıklama yapan Dr. Rabia, virüs bulaşan kişiyle temas eden 70 kişinin tespit edilip önlem amaçlı karantina altına alındığını ve bu kişilerden örnekler alındığını söyledi. Alınan örneklerin 51’inin incelendiği ve sonuçların negatif çıktığını, diğer kişilerin sonuçlarının çıkmasının ise beklendiğini ifade etti.
Suudi Arabistan Sağlık Bakanı, sağlıklarını güvence altına almak ve hiçbir virüs belirtisinin görülmediğinden emin olmak için iki hafta boyunca bu kişilerin sağlık durumlarının izleneceğini belirtti. Buna ek olarak, Suudi Arabistan KİK ülkeleri vatandaşlarının seyahat etmek için ulusal kimlik kartlarının kullanımının askıya alınmasına yönelik bir karar aldı ve KİK ülkelerinin vatandaşlarının Krallık'a gelmeden önce seyahat ettikleri ülkelerin ilgili makamlar tarafından Suudi Arabistan sınırlarında kontrol edilmesi için pasaport kullanımına geri dönmüştü. Suudi Arabistan'a gelen tüm yolcuların ülkeye giriş yapmalarından on beş gün önce Çin Halk Cumhuriyeti veya İran'da bulunup bulunmadıklarını pasaport yetkililerine bildirmeleri gerektiği çağrısında bulundu ve söz konusu karar virüse karşı alınan diğer önlemlerin içerisinde yer alıyordu.
Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşlerinden Sorumlu Genel Başkanı Şeyh Dr. Abdurrahman es-Sudeysi, geçici bir önlem olarak Suudi Arabistan vatandaşlarının umre ziyaretlerinin durdurulmasına yönelik verilen kararın “İslam Şeriatı kurallarına uygun ve mantıklı bir karar” olduğunu söyledi. Sudeysi “Bu karar, feraset sahibi hükümetin, iki kutsal caminin sağlık, emniyet ve güvenliğinin sağlanması konusunda gösterdiği çabaların bir göstergesi olarak gelmiştir. Ayrıca insan hayatının ve ihtiyaçlarının korunmasına öncelik veren İslam Şeriatı’na uygun olarak başarılı ve mantıklı bir önlem sayılan uygulama, mübarek ülkenin hükümeti tarafından atılan şaşırtıcı olmayan bir adım.” dedi.
Dr. Sudeysi “Suudi Arabistan hükümeti, iki kutsal cami ve orayı ziyaret edenler için ne çaba göstermekten ne de hizmet etmekten kaçınıyor. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’ye Kral ve Veliaht Prens tarafından doğrudan, büyük bir ilgi gösteriliyor” ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda bu doğrultuda alınan önlemlerden bahseden Sudeysi “Yüzeyleri, yerleri ve halıları dezenfekte etmek için pompalı sprey cihazları sağlanıyor. Kapı girişlerinde, meydanlarda ve namaz kılınan yerlerde el için dezenfektanlar dağıtılıyor.
Halılar denetlenip yıkama makineleri sürekli dezenfekte ediliyor ve Mescid-i Haram’daki halılar devamlı hızlı bir şekilde değiştiriliyor.
Gerekli acil yıkamalara ek olarak genel halı yıkama sayısının altıya çıkarılmasının yanı sıra tuvaletlerin temizlenme sayısı da altıya çıkarıldı. Zemzem suyu depolarının temizlenmesi, koruyucu tabanların ve kullanılmış bardakların değiştirilmesi gibi önlemler sürekli olarak devam edecek” ifadelerini kullandı.



Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, bölgede yaşanan güvenlik ve siyasi gelişmeler nedeniyle BAE vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak’a seyahatini yasakladığını duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu üç ülkede hâlihazırda bulunan BAE vatandaşlarına en kısa sürede ülkeden ayrılarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne dönmeleri çağrısı yapıldı. Bu adımın, devletin yurt dışındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı ihtiyati tedbirler kapsamında olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, vatandaşların yayımlanan talimat ve uyarılara uymasının önemine dikkat çekerek, İran, Lübnan ve Irak’ta bulunanların durumlarının takip edilmesi ve ihtiyaç hâlinde gerekli desteğin sağlanabilmesi için bakanlıkla iletişime geçmeleri gerektiğini vurguladı.

Kararın, son dönemde bölgede artan gerilim ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alındığı, birçok ülkenin de vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla benzer önlemler aldığı ifade edildi.


Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
TT

Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa’dan İran’a sert uyarı: Vatan her şeyin üzerindedir

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa, İran’a ülkesinin ve Körfez ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyi durdurma çağrısında bulunarak, "Vatan her şeyin üzerindedir ve tüm evlatlarının omuzlarında bir emanettir" mesajını verdi.

Dün basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kral Hamed bin İsa, "Zorlukların vatanların üzerine çullandığı ve insanların karakterinin sınandığı anlarda, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar," dedi. Bahreyn’in güvenliğini, istikrarını ve halkının selametini hedef alan menfur İran saldırganlığının, vicdanını düşmana satanların sahteliğini ifşa ettiğini vurgulayan Kral Hamed, vatanın geçtiği bu sınavın bütün maskeleri düşürdüğünü belirtti.

İhanetin telafisi yoktur

Kral Hamed, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Kahraman silahlı kuvvetlerimiz her türlü kalleş saldırıyı püskürtmek için sınırlarda teyakkuzda beklerken; vicdanını düşmana satmış az sayıda kişi, vatanın egemenliğini hiçe sayanlarla iş birliği içine girmiştir. Bu, ihanetlerin en büyüğü ve halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suçtur.

Yaşananlara karşı duyduğu büyük öfkenin tüm Bahreyn halkının öfkesinin bir yansıması olduğunu ifade eden Kral, "Vatanın kaderinin emanet edildiği kişilerin vatanı sırtından bıçaklaması ve halkın kendisini temsil etmesi için seçtiği isimlerin, kamuoyu tarafından dışlanmış hainlerin yanında durması kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Vatandaşlık bir ahittir

"Kamuoyunun bugün tek yürek olduğunu ve saldırganlarla iş birliği yapanların uzaklaştırılmasını talep ettiğini belirten Hamed bin İsa, "Vatanına ihanet edenler, bu topraklarda yaşama onurunu hak etmiyor. Vatandaşlık sadece bir kâğıt parçası değil, bir ahit ve sözleşmedir. Bu sözleşmeyi bozan, hakkını kendi eliyle kaybetmiştir" şeklinde konuştu.

Bazı milletvekillerinin, vatanın kalkanı olmak yerine hainlerin safında yer almasından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Kral Hamed, "Vatana saldıranların yanında durmayı tercih edenler, gidip onlara katılsınlar. Düşmanlarımıza sadakat gösterenlerin aramızda yeri yoktur" dedi.

Caydırıcı tedbirler ve ordu mesajı

Bütün Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) halklarının; hainler hakkında verilen hapis, vatandaşlıktan çıkarma ve pasaport iptali kararlarını güçlü bir şekilde desteklediğini, hatta daha fazlasını talep ettiğini savunan Kral, bu caydırıcı önlemlerin bir "intikam" değil, sadık vatandaşları korumak için bir "emniyet supabı" olduğunu söyledi. Kral, bu adımların atılmaması durumunda, silahlı kuvvetlerin savunma zarureti gereği askeri kurallar çerçevesinde yönetime el koymak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

Milletvekillerine iki yol: Ya özür ya sürgün

Söz konusu milletvekilleri önünde iki yol olduğunu vurgulayan Kral Hamed bin İsa şunları kaydetti: "Önlerinde üçüncü bir yol yok; ya Bahreyn halkından açıkça özür dileyip güven köprülerini yeniden kuracaklar ya da ihanetleri nedeniyle yargı kararıyla ülkeden sürülenlerin yanına gidecekler. Meclis bir emanettir ve temsil yetkisi, eli vatan ihanetine bulaşmış kişilerin taşıyabileceği bir şeref değildir."

Hürriyet kaos değildir

Ülkenin bugün her zamankinden daha fazla özgür ve sorumlu görüşlere ihtiyaç duyduğunu belirten Kral Hamed, Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özgürlük kaos demek değildir, değerlere dil uzatmak veya vatana ihanet etmek hiç değildir. Vatan her şeyin üzerindedir ve Bahreyn’in bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğiz. Herkes vatan sevgisini öğrenmelidir; gerçek vatandaş, vatanını dilinde değil, kalbinde taşıyan ve gerekirse onun için canını feda edendir."


Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.